Yerel Haberler
Zonguldak
Zonguldak’tan Guinnes rekoruna büyük destek; 5 bin kişi aynı anda horon tepecek 28 Mayıs 2026 Perşembe - 18:49:19 Türkiye Halk Oyunları Federasyonu (THOF) Zonguldak İl Temsilciliği, 28 Haziran 2026 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilecek ve Guinness Dünya Rekorları’na girmeyi hedefleyen dev halk oyunları organizasyonu için hazırlıkların başladığını duyurdu. Hedef, 5 bin kişinin katılımıyla tek saf düzeninde aynı anda horon teperek dünya rekoru kırmak. THOF Zonguldak İl Temsilcisi Orhan Yazıcı, İstanbul Maltepe Etkinlik Alanı’nda yapılacak tarihi rekor denemesine ilişkin resmi duyuruyu paylaşarak başvuru ve kayıt sürecinin başladığını belirtti. Yazıcı, Zonguldak ve ilçelerindeki tüm halk oyunları topluluklarını, kulüpleri, dansçıları ve vatandaşları bu organizasyonun bir parçası olmaya davet etti. "Türk halk oyunlarının gücünü dünyaya göstereceğiz" Organizasyonun sadece bir rekor denemesi değil, kültürel bir gövde gösterisi olduğunu vurgulayan THOF Zonguldak İl Temsilcisi Orhan Yazıcı, "Türk halk oyunlarının gücünü, birlik ruhunu ve kültürel zenginliğini tüm dünyaya gösterecek olan ’Guinness Rekor Denemesi’ için hazırlık sürecimiz hız kazanmış bulunmaktadır. Bu büyük organizasyon yalnızca sahaya çıkıp oyun oynamaktan ibaret değildir. Aynı zamanda disiplinin, koordinasyonun, sorumluluk bilincinin ve halk oyunlarına olan aidiyet duygusunun en üst seviyede hissedileceği tarihi bir süreç olacaktır. Zonguldak ilimiz ve tüm ilçelerimizde faaliyet gösteren kulüplerimizin bu sürece aynı hassasiyet ve ciddiyetle yaklaşması büyük önem taşımaktadır" dedi. "Ortaya konulacak emek kültürel tarihe yazılacak" Kulüplerin il temsilciliği ile koordineli çalışması gerektiğini ifade eden Yazıcı, açıklamasını şu sözlerle sürdürdü: "Süreç içerisinde yapılacak tüm planlama, bilgi paylaşımı ve organizasyon çalışmalarının düzenli bir şekilde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle kulüplerimizin, il temsilciliğimizle sürekli iletişim halinde olması ve belirlenen takvime uygun hareket etmesi, organizasyonun başarıyla sonuçlanması açısından kritik öneme sahiptir. Bugün ortaya koyacağımız emek, yarın ülkemizin kültürel tarihine yazılacak büyük bir başarının temelini oluşturacaktır. Bu organizasyon, Türk halk oyunlarının dünyaya karşı güçlü duruşunun ve birlik ruhunun en önemli göstergelerinden biri olacaktır. Siz değerli kulüp yöneticilerimizin, antrenörlerimizin ve temsilcilerimizin gayretiyle bu süreci en başarılı şekilde tamamlayacağımıza olan inancım tamdır."
"Yüksek sesle müzik" kavgasında 24 yaşındaki Dilara’nın öldüğü cinayetin sanığı hakim karşısında
27 Mart 2026 Cuma - 12:13 "Yüksek sesle müzik" kavgasında 24 yaşındaki Dilara’nın öldüğü cinayetin sanığı hakim karşısında Zonguldak’ın Gökçebey ilçesinde yüksek sesle müzik dinleme ve araç park etme meselesi yüzünden çıkan tartışmada komşusu Dilara Yıldırım’ı bıçaklayarak öldüren, Faruk B.’yi ise yaralayan tutuklu sanık Serdar S. ilk kez hakim karşısına çıktı. Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Serdar Subaşı, müşteki Faruk B., olayda hayatını kaybeden Dilara Yıldırım’ın annesi Yeliz Yıldırım (SEGBİS) yöntemiyle katılırken, taraf avukatları ve tanıklar da hazır bulundu. Hakkında ’kasten öldürme’, ’mala zarar verme’ ve ’kasten yaralama’ suçlarından dava açılan sanık Serdar S., mahkemedeki savunmasında olayın planlı olmadığını ve cinayet kastıyla hareket etmediğini öne sürdü. "Babamı ortalarına almışlardı, amacım korkutmaktı" Geçen yıl 28 Eylül günü yaşanan olayda gece saatlerinde 4 aylık bebekleri uyuduğu için eşiyle terasta oturduklarını ve orada uyuyakaldığını anlatan sanık savunmasında olay anını şu sözlerle anlattı: "Saat 03.00 sıralarında yüksek sesli müzikle bir araç geldi. Camdan baktığımda sürgülü kapımızın önüne, araçlarımızın çıkışını kapatacak şekilde park ettiğini gördüm. Araçtan inen Faruk’un elinde açılmamış bira şişeleri vardı. Yabancı olduğu için ’Hayırdır kime bakıyorsun?’ diye seslendim. Bana ağır küfürlerle karşılık verdi. Eşim beni tuttu, evden çıkmamı engelledi. Tekrar camdan baktığımda Faruk’un yanında Dilara’yı gördüm. Aşağıdan bana ve eşime yönelik küfürlerine devam ettiler. Alt kata indim, annem çıkış kapısında durup beni engelledi. Daha sonra seslerin çoğaldığını fark edip balkondan baktığımda babamın dışarı çıktığını gördüm. Babamı ortalarına almışlardı. Önde Faruk, arkasında Dilara vardı ve küfür ediyorlardı. Faruk babama yumruk sallıyor, bir yandan da elini sol cebine atıyordu. Bunu görünce alt katta babamın evinden mutfaktan bir bıçak alıp dışarı çıktım. İlk önce kapımızı kapatan Faruk’un arabasının sol ön lastiğini kestim. Faruk lastikleri patlattığımı görünce bana yumruk atmaya başladı ancak sarhoş olduğu için isabet ettiremedi. Elimdeki bıçağı korkutmak amacıyla salladım, bel tarafına geldi. Öldürme niyetim olsa üst kattan bıçağı alıp inerdim, amacım sadece korkutmak ve saldırısını önlemekti." "Çömelik vaziyetteyken arkamdan saldırıp tırmaladı" Faruk B.’nin kaçması üzerine sinirine hakim olamayarak aracın arka lastiklerini de kestiğini belirten sanık Serdar S., Dilara Yıldırım’ın ölümüne neden olan anları ise şöyle aktardı: "Lastikleri kesmek için çömelik vaziyetteydim. Arkamdan birisi bana tokat ve yumruk atıp ensemi, boynumu tırmalamaya başladı. ’Seni öldüreceğim’ diyerek hakaret ediyordu. Baktığımda Dilara olduğunu gördüm. Çömelik olduğum için bir anda kalkamadım. Elimde büyük bir bıçak varken sert bir şekilde sola doğru döndüm. Bana doğru hamle yapınca o esnada yaralanmış. Ardından geri çekilip evinin olduğu sokağa doğru yürüdü. Evime girdikten sonra eşimi kontrol etmesi için gönderdim. Eşim Dilara’nın yaralandığını ve karnından kan geldiğini söyleyince hemen 112’yi aradım. Ambulans gecikince ikinci kez aradım, muhtara haber verdim. Hiçbir şekilde Dilara’ya karşı husumetim yoktu. Arkamdan saldırdığı sırada aniden dönünce kazaen yaralandı, o an bıçaklandığını anlamadım bile. Pişmanım, tahliyemi talep ediyorum." "Bıçağı görür görmez kaçmak istedim beni sırtımdan bıçakladı" Olayda sırtından bıçaklanan ve aracında maddi hasar oluşan müşteki Faruk B. ise sanığın iddialarını reddederek şikayetçi oldu. Faruk B. ifadesinde, "Hastaneden çıkıp kız arkadaşımı evine bırakmak için sokağa girdim. Yol bozuk olduğu için evin önüne kadar çıkamadım, sanığın evinin karşısına aracı park ettim. İnene kadar sanığı görmedim. Bana laf atıp küfür etti. Arabaya binip uzaklaşmak istedim ancak babası dışarıdaydı ve kız arkadaşımın kafasına vurdu. Arabadan inip aralarına girdim. O esnada Serdar balkondan atlayıp yanımıza geldi. Bıçağı görür görmez kaçmak istedim ama beni sırtımdan bıçakladı. Sonrasında aracımın lastiklerini kesti. Ben olay yerinden ayrılırken Dilara ayaktaydı, hiçbir sıkıntısı yoktu. Bıçaklansa fark ederdim. Aracımda yüksek sesle müzik çalmıyordu. Şikayetçiyim" dedi. Duruşmaya SEGBİS bağlantısıyla katılan maktul Dilara Yıldırım’ın annesi Yeliz Yıldırım ise olay günü evde olmadığını ancak evdeki güvenlik kamerası kayıtlarını jandarmaya teslim ettiklerini söyleyerek, "Katilin en ağır cezayı almasını istiyorum" şeklinde konuştu. Duruşmada tanıklar da dinlendi. Bazı tanıklar Dilara Yıldırım’ın vücudunda kan görmediklerini söyledi. Duruşmada güvenlik kamera kayıtları izlendi. Dilara Yıldırım’ın önce eve geldiği sonrasında dışarı çıktığı, bir yakınının "Kalk Dilara" diye bağırdığı, arbede sırasında küfürleşmelerin yaşandığı, bir kişinin de Faruk B.’ye yönelik "Bin arabaya git" dediği tespit edildi. Cumhuriyet Savcısı sanığın tutukluluk halinin devamını talep ederken bir sonraki celse de mütalaa açıklanacağı taraflara tebliğ edildi. Mahkeme heyeti, Faruk B.’nin aracındaki maddi zararın giderilmesi için sanık tarafına süre verdi. Sanık Serdar S.’nin tutukluluk halinin devamına hükmeden mahkeme, savcılık mütalaasının hazırlanması için duruşmayı ileri tarihe erteledi.
Kadın kursiyerlerden Afrika’ya Kur’an-ı Kerim hediyesi
27 Mart 2026 Cuma - 11:04 Kadın kursiyerlerden Afrika’ya Kur’an-ı Kerim hediyesi Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde kadın kursiyerlerin desteğiyle bin 200 adet Kur’an-ı Kerim, ihtiyaç sahibi coğrafyalara ulaştırılmak üzere yola çıktı. Türkiye Diyanet Vakfı’nın (TDV) "Hediyem Kur’an Olsun" kampanyası kapsamında Alaplı İlçe Müftülüğü koordinesinde Ramazan ayı başında başlatılan "Haydi Alaplı" seferberliği, özellikle Tepekent Kur’an Kursu kursiyerleri ve TDV Alaplı kadın gönüllülerinin yoğun çalışmalarıyla büyüdü. Kurs öğreticisi İmran Çetin öncülüğünde yürütülen çalışmalar sonucunda 240 bin 50 TL bağış toplanarak Türkiye Diyanet Vakfı’na teslim edildi. Toplanan bu destekle birlikte bin 200 adet Kur’an-ı Kerim, ihtiyaç sahibi coğrafyalara ulaştırılmak üzere yola çıktı. Kampanyanın öncüsü İmran Çetin, Afrika’da Kur’an öğrenmeye çalışan çocukların yaşadığı zorlukların kendilerini derinden etkilediğini belirterek şunları söyledi: "İmkânsızlıklar nedeniyle ayetleri ağaç kabuklarına yazarak öğrenmeye çalışan öğrencileri görünce harekete geçtik. Bu hayra ortak olan herkese gönülden teşekkür ediyorum." Kampanyaya destek veren kursiyerler Hacı Kadın Bakır ve Melek Dönmez ise, Afrika’daki çocukların yaşadığı zorlukların kendilerinde büyük bir sorumluluk duygusu oluşturduğunu ifade ederek, "Onların bir Mushaf’a kavuştuğunda yaşayacağı mutluluğu hayal ederek yola çıktık. Tek isteğimiz o çocukların yüzünde bir tebessüm oluşturabilmekti" ifadelerini kullandı. Alaplı İlçe Müftüsü Dr. Yılmaz Çelik ise yapılan çalışmanın sadece bir yardım değil, aynı zamanda bir insanlık görevi olduğunu vurguladı. Çelik, "Bugün hâlâ bazı coğrafyalarda çocuklar Kur’an-ı Kerim’e ulaşamadığı için ayetleri tahta levhalara yazıp silerek öğrenmeye çalışıyor. Bu dayanışma, gidemeyene gitmek, ulaşamayana ulaşmaktır" dedi. Çelik, kampanyaya katkı sunan tüm gönüllülere teşekkür ederek Alaplı’da başlatılan bu anlamlı dayanışmanın artarak devam edeceğini ifade etti.
Kadınlarından Afrika’ya Kur’an-ı Kerim hediyesi
27 Mart 2026 Cuma - 10:52 Kadınlarından Afrika’ya Kur’an-ı Kerim hediyesi Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde Türkiye Diyanet Vakfı’nın (TDV) "Hediyem Kur’an Olsun" kampanyasına destek veren kadınlar, kısa sürede 240 bin TL’yi aşan bağış toplayarak bin 200 Kur’an-ı Kerim’in ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasına vesile oldu. Alaplı İlçe Müftülüğü koordinesinde Ramazan ayı başında başlatılan "Haydi Alaplı" seferberliği, özellikle Tepekent Kur’an Kursu kursiyerleri ve TDV Alaplı Kadın Gönüllülerinin yoğun çalışmalarıyla büyüdü. Kurs öğreticisi İmran Çetin öncülüğünde yürütülen çalışmalar sonucunda 240 bin 50 TL bağış toplanarak Türkiye Diyanet Vakfı’na teslim edildi. Toplanan bu destekle birlikte 1200 adet Kur’an-ı Kerim, ihtiyaç sahibi coğrafyalara ulaştırılmak üzere yola çıktı. Kampanyanın öncüsü İmran Çetin, Afrika’da Kur’an öğrenmeye çalışan çocukların yaşadığı zorlukların kendilerini derinden etkilediğini belirterek şunları söyledi: "İmkânsızlıklar nedeniyle ayetleri ağaç kabuklarına yazarak öğrenmeye çalışan öğrencileri görünce harekete geçtik. Bu hayra ortak olan herkese gönülden teşekkür ediyorum." Kampanyaya destek veren kursiyerler Hacı Kadın Bakır ve Melek Dönmez ise, Afrika’daki çocukların yaşadığı zorlukların kendilerinde büyük bir sorumluluk duygusu oluşturduğunu ifade etti. "Onların bir Mushaf’a kavuştuğunda yaşayacağı mutluluğu hayal ederek yola çıktık. Tek isteğimiz o çocukların yüzünde bir tebessüm oluşturabilmekti." sözleriyle duygularını dile getirdiler. Alaplı İlçe Müftüsü Dr. Yılmaz Çelik ise yapılan çalışmanın sadece bir yardım değil, aynı zamanda bir insanlık görevi olduğunu vurguladı: "Bugün hâlâ bazı coğrafyalarda çocuklar Kur’an-ı Kerim’e ulaşamadığı için ayetleri tahta levhalara yazıp silerek öğrenmeye çalışıyor. Bu dayanışma, gidemeyene gitmek, ulaşamayana ulaşmaktır." Çelik, kampanyaya katkı sunan tüm gönüllülere teşekkür ederek Alaplı’da başlatılan bu anlamlı dayanışmanın artarak devam edeceğini ifade etti.
Öğretmen Akademileri bahar dönemi başladı
26 Mart 2026 Perşembe - 18:43 Öğretmen Akademileri bahar dönemi başladı Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde yürütülen Öğretmen Akademileri Projesi’nin bahar dönemi düzenlenen programla başladı. Maarif Modeli’ne uygun olarak şekillendirilen program, öğretmenlerin sadece mesleki gelişimleri değil, kültürel ve sosyal açıdan da desteklenmesini amaçlıyor. Program kapsamında öğretmenler, her hafta alanında uzman konuklarla bir araya geliyor. Bu sayede öğretmenler arasında güçlü bir birlik duygusu oluşturulması hedefleniyor. Öğretmen Akademileri, öğretmenlerin eğitim süreçlerini zenginleştirmeyi, kültür, sanat ve düşünce dünyalarıyla buluşmalarını sağlamayı amaçlıyor. Yıl boyunca düzenlenen söyleşi, konferans ve sanat etkinlikleri eğitim camiasına önemli katkılar sunmaya devam edecek. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sezai Karakoç Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen projenin bahar dönemi açılış programı, Türk halk müziğinin önemli sanatçılarından Sümer Ezgü’nün "Ulusal Müziğin Eğitimdeki Yeri" konulu müzikli söyleşisi ile renklendi. Programın açılış konuşmasını yapan İl Milli Eğitim Müdürü Uygar Keskin, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile eğitim, bilginin aktarıldığı akademik çalışmaların yapıldığı bir süreçten insanın kendini keşfettiği, geliştirdiği ve topluma değer kattığı, milli ve manevi değerlerin kazanıldığı beceri temelli bir yolculuğa dönüşmüştür" dedi. Öğretmenlerin akademik, teknolojik ve pedagojik gelişmelerle iç içe olmasının zorunluluk olduğunu sözlerine ekleyen Keskin, "İşte tam da bu noktada Öğretmen Akademileri, öğretmenlerimizin kendilerini yeniden keşfettiği, mesleki derinlik kazandığı, birbirinden beslendiği güçlü bir öğrenme zemini olarak karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. Programda Sümer Ezgü, öğretmenlerle bir araya gelerek müzik, kültür ve sanat üzerine derinlemesine bir söyleşi gerçekleştirdi ve dinleyicilere mini bir konser sundu.
BEUN Hastanesinde Atriyal Septal Defekt tedavisinde modern uygulama hayata geçti
25 Mart 2026 Çarşamba - 13:09 BEUN Hastanesinde Atriyal Septal Defekt tedavisinde modern uygulama hayata geçti Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi, güçlü akademik kadrosu ve ileri teknolojik altyapısıyla sağlık alanında önemli başarılara imza atmaya devam ediyor. Bu kapsamda doğumsal kalp hastalıkları arasında en sık görülen rahatsızlıklardan biri olan atriyal septal defekt tedavisinde kullanılan modern perkütan (kapalı) yöntemler, BEUN Hastanesinde başarıyla uygulanarak bölge halkına umut oluyor. Atriyal septal defekt, kalbin üst odacıkları arasında bulunan anormal açıklık nedeniyle ortaya çıkan ve zamanla ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir doğumsal kalp hastalığı olarak biliniyor. Bu durum, sol kulakçıktan sağ kulakçığa anormal kan geçişine neden olarak kalbin sağ tarafında genişlemeye, akciğer dolaşımında artışa ve ilerleyen süreçte kalp yetmezliği, ritim bozuklukları ile pulmoner hipertansiyon gibi önemli komplikasyonlara yol açabiliyor. Günümüzde erken tanı ve uygun hasta seçimi ile Atriyal Septal Defekt, açık cerrahiye gerek kalmadan perkütan kapalı yöntemlerle başarılı bir şekilde tedavi edilebiliyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktorları tarafından gerçekleştirilen bu ileri düzey girişimler, hastalara daha konforlu, güvenli ve hızlı bir iyileşme süreci sunarken yaşam kalitesinin artırılmasına da önemli katkı sağlıyor. Hastanede güçlü ve deneyimli sağlık kadrosu ile ileri teknolojik imkânlar sayesinde gerçekleştirilen bu uygulamalar, Batı Karadeniz Bölgesi için büyük bir kazanım olarak öne çıkıyor. Bu sayede hastalar, büyük şehirlere gitmek zorunda kalmadan kendi bölgelerinde modern tedavi imkânlarına ulaşabiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, şu ifadeleri dile getirdi: "Üniversite Hastanemiz, sahip olduğu güçlü akademik kadrosu, nitelikli sağlık çalışanı ve gelişmiş teknolojik altyapısı ile sağlık alanında yenilikçi ve yüksek standartlı uygulamaları hayata geçirmeye kararlılıkla devam etmektedir. Atriyal septal defekt gibi önemli kalp hastalıklarının tedavisinde kullanılan modern yöntemlerin Hastanemizde başarıyla uygulanması, yalnızca üniversitemiz adına değil, bölgemizde sunulan sağlık hizmetlerinin ulaştığı ileri seviyeyi göstermesi açısından da son derece önemlidir. Bu tür önemli tıbbi girişimlerin Üniversite Hastanemiz tarafından Zonguldak’ta gerçekleştirilebilmesi, Batı Karadeniz Bölgesi’nde yaşayan vatandaşlarımız için büyük bir kazanım sağlamaktadır. Hastalarımızın büyük şehirlerdeki sağlık merkezlerine gitme zorunluluğu olmadan, şehrimizde nitelikli ve güvenilir sağlık hizmetine ulaşabilmeleri; hem erken tanı ve tedavi imkânlarını artırmakta hem de zaman açısından önemli kolaylıklar sunmaktadır. Bu önemli başarıda emeği geçen başta Kardiyoloji Bölümümüzün kıymetli hekimleri olmak üzere tüm sağlık çalışanlarımıza yürekten teşekkür ediyor, özverili çalışmalarından dolayı kendilerini tebrik ediyorum. Tedavi gören hastalarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor; Yüce Allah’tan şifa diliyorum. Üniversite Hastanemizin, modern tıbbın sunduğu en güncel imkânları vatandaşlarımızla buluşturarak bölgenin sağlık üssü olma misyonunu güçlendirerek sürdüreceğine yürekten inanıyorum."