GÜNDEM - 10 Mayıs 2026 Pazar 08:53

11 kadına istihdam sağladı, iki çocuğa annelik yaptı

A
A
A
11 kadına istihdam sağladı, iki çocuğa annelik yaptı

Zonguldak’ın Devrek ilçesinde eşiyle birlikte kurdukları restoranda 11 kadına istihdam sağlayan 50 yaşındaki Yadigar Benli, çalışan bir anne olmanın zorluklarını eşinin desteği ve kadın dayanışmasıyla aştı.


Anneler Günü dolayısıyla deneyimlerini paylaşan iki çocuk annesi Benli, iş hayatında kadın olmanın zorluklarını, ailesi ve çalışanlarının destekleriyle nasıl aştıklarını anlatarak kadın gücü ve aile dayanışmasının önemine dikkat çekti.



"Kadın olmak ve iş kadını olmak gerçekten zor"


İşletmelerinde kadın istihdamına büyük önem verdiklerini belirten Yadigar Benli, "İki çocuk annesiyim. Ailece işletiyoruz eşimle beraber. Şu an yanımda 11 çalışan kadın arkadaşım var. Onlarla bu yolda ilerlemeye çalışıyoruz" diyerek kadın dayanışmasının altını çizdi. İş hayatında karşılaştıkları zorluklara değinen Benli, "Zor günlerimiz çok oldu, kolay gelmedik tabii ki buralara. Hem çocuk, hem ev, hem aile, iş tabii ki bizi zorladı. Ama eşimle beraber ve çalışan arkadaşlarımla beraber buralardayız" ifadelerini kullandı.


Yoğun bir çalışma temposu içinde olduklarını ifade eden Benli, mesai saatlerini şu sözlerle anlattı: "Mesaimiz sabah saat 6’da başlıyor. Çorbalarımızla beraber yemeklerimize geçiyoruz. Sonrasında öğlen aramız başlıyor. Günün en yoğun saatimiz öğlen arasıdır. Gün içerisinde akşam 9’a kadar devam etmekte. Akşam saat 9 gibi iş yerimizi kapatıyoruz. Buradan çıktığımızda da evimize gidiyoruz."


İş ve ev arasındaki dengeyi sağlamanın yorucu olduğunu dile getiren Benli, çalışan bir anne olmanın zorlu süreçlerini şu sözlerle aktardı: "Gün içerisinde zaten çok yorgun oluyoruz. Çocuklarımıza vakit ayırıyoruz belli saatlerde. Bu şekilde devam ediyoruz. Tabii evin işi hiçbir zaman bitmiyor. Hanımlar bunu daha iyi bilirler. Kadın olmak zor. Hem iş kadını olmak hem hayatta kadın olmak gerçekten zor. Onları (çocukları) evde yalnız bırakıp gelmek, gün içerisinde çocuklarımla uzunca zaman vakit geçirememek, sadece onlara ayırdığım zamanın akşam 1-2 saat olması, bizim için zor süreçler oldu. Bu güçlüklerle birlikte onları da yetiştirdik, bugünlere getirdik çok şükür."



"Annelerimiz baş tacımız"


Anne olmanın tarif edilemez bir duygu olduğunu söyleyen Yadigar Benli, sözlerini Anneler Günü mesajıyla tamamladı: "Anne olmak tabii ki çok güzel bir duygu. Çocukların varlığı ayrı bir güzellik bizim için. Tabii biz de onlara karşı olan sorumluluklarımızı elimizden geldiğince yerine getirmeye çalışıyoruz. Annelerimiz başımızın tacı. Onların hakkı bir gün değil, bir ömür ödenebilecek bir şey değil bana göre. Hakları hiçbir zaman ödenmez. Anneler Günü’nde başta kendi annem olmak üzere, kendim de bir anne olarak bütün annelerin Anneler Günü’nü kutlarım. Annelerimiz baş tacımız. Anneler günümüz kutlu olsun."



"Kadının elinin değdiği her şey güzeldir"


Yadigar Benli’nin eşi 50 yaşındaki Atilla Benli ise eşinin ticaretteki azminden övgüyle bahsetti. Geçmişte farklı sektörlerde de faaliyet gösterdiklerini söyleyen Atilla Benli, "Eşimle beraber bizim farklı sektörlerimiz de oldu. Sadece bu sektör değil; 16 yıl başka bir sektör, 4 yıl başka bir sektör, son sektörümüz bu. Eşimle tanıştığımızdan bu yana kendisi değişik ticari faaliyetlerde bulunmaya çalıştı, ticarete yönelik katkıları oldu sürekli" dedi. Eşinin iş hayatındaki güçlü karakterine dikkat çeken Benli, "Hatta kendi yerinden kendi dükkan sahibini kovmuşluğu da olmuştur. İnatçıdır ticarette, o kadar güçlüdür. Onun kararlı duruşları sayesinde, beraber aldığımız kararlar doğrultusunda bu günlere geldik" şeklinde konuştu.


Başarılarının temelinde aile içi dayanışmanın yattığını belirten Atilla Benli, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerine atıfta bulunarak duygularını şu şekilde ifade etti:


"Yani ’birlikten kuvvet doğar’ dedikleri bu olsa gerek. Bir iki kelimeyle ölçülebilecek bir durum değil. İnsanların, tabii bizim yaşadığımız veya çoğu insanın yaşadığı bir durum da vardır. Lakin ’kadının elinin değdiği her şey güzeldir’ cümlesiyle, ’Dünyadaki bütün güzellikler varsa bunlar kadının eseridir’ diyen Atatürk’ün bir cümlesi vardı, onunla noktalamak isterim. Bazı kelimeler yetmiyor bazen anlatmaya bazı durumları."


İşletmede anne olan personellerle çalışmaya özen gösterdiklerini belirten Benli, "Şimdi torunumuzla uğraşıyoruz. O da ayrı bir duygu, ayrı bir güzellik. Ne diyelim, inşallah onun da anne olduğu günleri görürüz. Ekip arkadaşlarımız da var. Hepsi de birer anne, bir iki tane genç arkadaşımız var. Sorumluluklarını bilen insanlarla çalışmaya çalışıyoruz."



"Çalışan bir kadının çocuğu olmak çok büyük bir avantaj"


Çalışan bir annenin çocuğu olarak büyümenin kendisine kattığı değerleri anlatan 28 yaşındaki Neslişah Gemici, annesinin güçlü figüründen ilham aldığını söyledi. Zorlukların üstesinden ailece geldiklerini belirten Gemici, "Elbette çok zor ve daha güçlü olmanız gereken bir durumla karşı karşıya kalıyorsunuz. Ben çoğu zaman annemin yanında, anneme yardım ederek, annem ve babamla birlikte hep çalışarak onların yanında oldum. Annem hiçbir zaman bizi yalnız bırakmadı, ne kadar çalışırsa çalışsın" ifadelerini kullandı.


Kardeşiyle olan dayanışmasını anlatan Gemici, "Kız kardeşim de vardı. Ona ben annelik etmek zorunda kaldım. Çünkü onun yaşı daha küçüktü. Sabah okula giderken onu ben giydirdim, saçlarını ben topladım. Dediğim gibi çünkü çalışan bir annemiz vardı. Ve biz kardeşimle birbirimizin eksiklerini daima tamamlamaya çalıştık" şeklinde konuştu.


Çalışan bir anneyle büyümenin kendisine özgüven kattığını vurgulayan Gemici, annesiyle duyduğu gururu şu sözlerle dile getirdi: "Ama şöyle bir gerçek var ki; çalışan bir annenin kızı olmak iyi mi kötü mü? Kesinlikle çok iyi bir duygu. Çünkü ’daha ne kadar güçlü olabilirim, daha ne kadar kendim başarabilirim’ duygusunu en yakınınızdan aldığınızda o güç zehirlenmesini yaşıyorsunuz zaten. Ve bizde de öyle oldu. Kardeşim de ben de hiçbir zaman hiçbir zorluktan korkmayan, daima bütün zorlukları aşabileceğine inanan iki kadın olarak bu yaşa geldik. Ve bundan da hiçbir zaman pişman olmadık."


Bu durumun sosyal hayatına ve hayata bakışına olumlu yansıdığını ifade eden Gemici, "Bunun avantajları da çok oldu. Bakış açınız bile çalışan bir anneye sahipseniz daima daha geniş oluyor. Daha anlayarak, anlamlı bakabiliyorsunuz hayata. Çünkü dört duvar arasına sıkışmış olmuyorsunuz. Sadece bir evde büyümenin de vardır avantajları ama siz küçük yaştan itibaren kalabalığa, ortama, insanlarla konuşmaya, farklı konuşmalara şahit olmaya başlıyorsunuz. Ve bu yüzden iyi ki annem çalışan bir anneymiş, çalışan bir kadınmış. Annemle gurur duyuyorum. Ve çalışan, çalışmayan, izleyen, izlemeyen bütün kadınlarla da gurur duyuyorum. Kadın olmak çok güzel bir duygu" dedi.



11 kadına istihdam sağladı, iki çocuğa annelik yaptı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir’de özel çocuk anneleri mutlu İzmir’de yaşayan 49 yaşındaki Songül Okçu ile down sendromlu ve otizmli kızı Miray Okçu’nun hayatı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi’yle değişti. Kızının merkezde aldığı eğitimlerle önemli aşamalar kaydettiğini, kendisinin de psikolojik destek alıp çeşitli kurslara katıldığını belirten Okçu, "Hayatımıza can geldi, renk geldi. Arkamızda dağ gibi durdular. Hayatımıza ışık oldular" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü, sadece kentte yaşayan engelli bireylere değil onlara en büyük emeği veren annelerinin de hayatlarına dokunuyor. 9 yaşındaki down sendromlu ve otizmli kızı Miray Okçu’yu İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi’ne götüren anne Okçu, tıpkı kızı gibi kendi hayatına da renk geldiğini söylüyor. İleri düzeyde bilişsel, algısal ve hareket gelişimi bozukluğuna sahip Miray Okçu, özel eğitim alırken, anne Songül Okçu ise aynı merkezde yoga, dans, resim gibi eğitimlere katılıyor, gezilere gidiyor ve psikososyal destek alıyor. Merkeze gelmeye başlamadan önce hayatlarının tek düze olduğunu söyleyen Okçu, "Hayatımızda renk yoktu, ışık yoktu. Umutlarımız tükenmişti. Hem çocuğum hem de kendim hayattan kopmuştuk. Hayatımıza can geldi, renk geldi. Özel olduğumuzu, yalnız olmadığımızı burada anladık. Arkamızda dağ gibi durdular. Burada hayatımıza ışık oldular" diye konuştu. "İyi ki özel çocuk annesiyim diyorum" "Özel çocuk annesi olmak; mücadele, emek ve sabır demek. Tüm anneler elbette mücadelecidir ama bizim çabamız çoğu zaman iki kat fazla olmak zorunda kalıyor" diyen Okçu, anneliği "beklemek" kavramıyla tanımladı. "Anne; ocağın başında, hasta çocuğunun başında bekler. Beklemediği tek şey ise sevgidir" ifadelerini kullanan Okçu, merkezin kendilerine karşılıksız destek sunduğunu belirtti. Kızının merkeze başladığında merdivenleri inip çıkamadığını anlatan Okçu, hareket eğitimi dersleri sayesinde artık bunu bağımsız şekilde yapabildiğini söyleyerek, "Sadece engelli çocuklara değil, bizim gibi özel çocuklara sahip annelere olan destekleri, anlatsam kelimelere sığmaz. Burayı tanıdıktan sonra ‘iyi ki özel çocuk annesiyim’ diyorum. Başkan Tugay’ın burasını açtığını duydum ve koşarak geldim. Özel ilgiyle karşılandım. Özel bir çocuk annesi olarak özel bir muamele gördüğüm tek alan burası oldu" ifadelerini kullandı. "Artık çaresiz ve yalnız değiliz" Engelli çocuk anneleri için toplumda empati duygusunun gelişmesi gerektiğini belirten Okçu, "Bu kurumdan aldığım desteği toplumun her alanında görmek isterim. Bizi anlayın, farkında olun, birlikte olalım ve bize destek olun. Bu merkezi normal bir kurum olarak görüyordum ama hizmet aldıkça ‘kurum’ kelimesi çok hafif kaldı. Çünkü burası bizim için ev, sıcak bir yuva, sığındığımız bir liman oldu. Bizimle o kadar ilgililer ki ‘özel’ kelimesi benim hayatımda sadece ‘özel çocuğu olan anne’ olarak vardı. Benim bugüne kadar hiç özel bir diyetisyenim olmadı, özel bir psikoloğum, özel aile danışmanım olmadı; ta ki buraya gelene kadar. Artık çaresiz ve yalnız değiliz. Bunu iliklerime kadar hissediyordum" sözlerine yer verdi. "Başkan Tugay sayesinde yalnız olmadığımızı hissettik" Merkezde sadece kızının eğitim alacağını düşünürken, aslında kendi hayatının da değiştiğini söyleyen Okçu, "Her alanda bütün aktivitelerden yararlanıyorum. Geziler yapıyoruz; ilk kez Ödemiş’e gittim. Psikoloğumuz var, diyetisyenimiz var. Sağlıklı yaşamı öğrendim ve 6 kilo verdim. Burada yoga yapıyorum, dans eğitimlerine katılıyorum, el sanatları, resim derslerine katılıyorum. Burası bizim nefes aldığımız bir yer. Çünkü özel çocuk anneleri olarak zorlanıyoruz. Böyle kurumlar ve Başkan Tugay sayesinde artık yalnız olmadığımızı hissettik. Özel çocuk anneleri olarak artık güçlüyüz, dik duruyoruz ve özgüven sahibiyiz. Bunun mimarı olan Başkan Tugay’a yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Okçu, kızının merkeze gelmeden önce kendi vücuduna zarar verdiği için kask ve eldiven takmak zorunda olduklarını, ancak merkezde aldığı eğitimlerden sonra gelişme kaydettiğini ve bu gibi önlemler almamaya başladıklarını sözlerine ekledi.
Erzurum Tanfer: ’’Anneler geleceğimizin mimarıdır" Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, Anneler Gününedeniyle bir mesaj yayımladı. Başkan Tanfer, "Annelerimize duyduğumuz saygı ve sevgi, sağlam ve huzurlu bir toplumun temelini oluşturur" ifadelerine yer verdi. Kent Konseyi Yürütme Kurulu Adına Başkan Tanfer, yayımladığı mesajında şu ifadelere yer verdi; "Annelik, insanlığın varoluşundan beri kutsal ve saygı duyulan bir kavram olmuştur. Annelerimiz, yaşamın yanı sıra sevgi, şefkat, merhamet ve insani değerleri de bizlere aşılayan, varlığımızın temelini oluşturan önemli varlıklardır. Anneler geleceğimizin mimarıdır. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın yetişmesinde annelerimizin rolü ve sorumluluğu unutulmayacak bir gerçektir. Toplumumuzun temel yapı taşları olan anneler, geleceğimizi şekillendiren önemli bir güçtür. Annelerimizin fedakarlıklarını ve emeğini hiçbir maddi değerle ölçmek mümkün değildir. Onlara gösterebileceğimiz en büyük saygı ve sevgi, sadece özel günlerde değil, her daim yanlarında olarak ve değer verdiğimizi göstererek hayatlarını kolaylaştırmak ve bunu içtenlikle ifade etmektir" dedi. ’Ana Gibi Yar Olmaz’ Annelere duyulan saygı ve sevginin, sağlam ve huzurlu bir toplumun temelini oluşturduğunu hatırlatan Tanfer, "Peygamber Efendimizin "Cennet, anaların ayakları altındadır" hadis-i şerifi, İslam dininin annelere verdiği önemi açıkça ortaya koymaktadır. ’ana gibi yar olmaz’ atasözü ile, anneye hürmeti esas alan, anneliği dünyanın en müstesna mertebesi olarak gören kültür ve geleneğin temsilcileriyiz. Annelerimiz sabır, hoşgörü ve sevgi dolu yürekleriyle, toplumsal yaşamda huzur ve barışın tesisinde önemli rol oynamaktadır. Sevgiyi, saygıyı, dayanışmayı, paylaşmayı ve hoşgörüyü bizlere öğreten annelerimiz; ülkemizde mutluluğu ve huzuru tesis etmede en büyük gücümüzdür. Bu bilinçle annelerimize saygı duymak, onları sevgi ve şefkatle kucaklamak dinimizin gereğidir. Devletimiz de annelerimizin toplumda hak ettikleri değeri görmeleri ve daha iyi yaşam şartlarına sahip olmaları için yasal düzenlemeler yapmaktadır. Annelerimizin yaşam standartlarını yükseltmek ve onlara daha mutlu bir hayat sunmak toplum olarak hepimizin en önemli sorumluluklarından biridir. Bu vesileyle, başta şehit annelerimiz olmak üzere tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutlar, Sevdiklerinizle birlikte nice mutlu ve huzurlu Kurban Bayramları geçirmenizi dileriz" şeklinde konuştu.
İzmir Direksiyon başında bir anne, durakta bekleyen dört kalp İzmir’de Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel Müdürlüğü’nde otobüs şoförlüğü yapan Zerrin Tuncay Karadavut, dördüz çocuklarının kendisine hazırladığı sürprizle unutamayacağı bir Anneler Günü yaşadı. Karadavut, sefer sırasında duraktan yolcu olarak binen çocuklarının kendisine verdiği çiçekler karşısında bir hayli duygulandı. ESHOT Genel Müdürlüğü çatısı altında görev yapan 300’e yakın kadın şoförden biri olan 51 yaşındaki Zerrin Tuncay Karadavut, Anneler Günü’nde büyük bir mutluluk yaşadı. ESHOT’un 472 numaralı İşçi Evleri - Tınaztepe hattında çalışan dördüz annesi Zerrin Tuncay Karadavut, Buca Papatya durağına yanaştığında ilkokul birinci sınıfa giden 6 yaşındaki Kumsal Nazik, Doruk, Kayra ve Ömer isimli çocuklarının sürpriziyle karşılaştı. Çiçeklerle annelerini bekleyen dördüzler, Karadavut’un durağa yanaşmasıyla otobüse bindi ve annelerine sarılarak Anneler Günü’nü kutladı. "Çok heyecanlandım, mutlu oldum" Çocuklarını kucaklayan Zerrin Tuncay Karadavut, "Beklemiyordum, hazırlıksız yakalandım. Bu sürpriz çok hoşuma gitti. Çok heyecanlandım ve mutlu oldum. Heyecanlı bir gün, Anneler Günü. Bu duyguyu yaşamak için anne olmak gerekiyormuş; Yaradan bana bir değil dört çocuk verdi" dedi. İşini severek yaptığını dile getiren Karadavut, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İşim zevkli ama bir o kadar da yorucu. Otobüs kullanmayı seviyorum. Çocukluğumdan beri araba kullanıyorum. Çocuklarıma da yavaş yavaş öğretmeye başladım. Babalarıyla birlikte motor sürüyorlar. Trafiğe çıktığımda kendimin ve yolcularımın güvenliğini düşünüyorum. Herkesin evine sağlıklı gitmesini istiyoruz. Herkesin bekleyeni var. Ben gelmeden çocuklarım bensiz uyumuyor." Annelerine sarılarak kutladılar Karadavut’un dördüz çocuklarından Kumsal Nazik, "Annemi direksiyon başında görmek beni çok mutlu ediyor. Onu çalışırken izlemek gurur verici" dedi. Ömer, "Annem geldiğinde bizi öptü, sarıldı. O an çok duygulandım, çok güzeldi" ifadelerini kullandı. Kayra, "Annemi beklerken çok heyecanlandım. Onu görünce dünyanın en mutlu çocuğu gibi hissettim" dedi. Doruk ise "Annemi görünce çok heyecanlandım. Otobüsüne bindik, birlikte gezdik ve fotoğraf çektirdik. Annemi çok seviyorum" diye konuştu. Çocuklar annelerine sarılarak Anneler Günü’nü kutladı.
İstanbul Akışkan balistik koruma sistemleri çelik yeleklerin yerini alacak Genç mühendisler SAHA 2026’da yerli ve milli olarak geliştirdiği ürünlerini sergiledi. Akışkan balistik koruma sistemleri, güvenlik güçlerine saha da konfor alanı sunacak. Tamamen şeffaf, sıvı gibi görünen bir kimyasal maddeyle çelik yeleklerin içini kaplayacak. SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nda bir çok yerli ve milli ürün sergilendi. Fuarda genç girişimciler de ürünlerini sergileme fırsatı buldu. Genç bir girişimci tarafından kurulan ATAPARS Savunma akışkan balistik koruma sistemleri geliştirdi. Üstün darbe sönümleme özelliğine sahip ve çift kullanımlı olarak geliştirildi. Güvenlik güçlerinin saha da işini kolaylaştıracak şekilde üretildi. Akışkan sıvı, Balistik yeleklerde, helikopter altlarında koruma olarak kullanılabilecek. Tamamen şeffaf, bir sıvı gibi görünen bir kimyasal maddeyle çelik yeleklerin içini kaplayacak. Balistik atış testleri, Jandarma tarafından gerçekleştirildi. Bir diğer taraftan Külünk Teknoloji tarafından geliştirilen insansız deniz araçları ve tekneler için sallanmayı engelleyici sistem geliştirdi. Türkiye’de ilk defa genç bir mühendis tarafından geliştirilen sistem çalıştırıldığı anda dalgaların tekneleri ve insansız deniz araçlarını savrulmasını sallanmasını engelliyor. Genç mühendislerin geliştirdiği ürünler hakkında bilgi veren Teknopark İstanbul Genel Müdürü Prof. Dr. Abdurrahman Akyol, "Türkiye olarak aslında teknolojik olarak geldiğimiz noktayı gösterme fırsatı bulduğumuz çok kritik bir fuar oldu. Türkiye teknolojik eşiği aştı ve Ar-Ge altyapısını neredeyse birçok anlamda tamamladı. Kamikaze dronlardan yüksek teknoloji ürünlere kadar, anti-jam sistemlerinden siber güvenlik, yapay zekâ, jiroskop sistemlerimizden batarya sistemlerimize kadar çok geniş bir yelpazede ürünlerimizi burada tanıtma fırsatı bulduk. Biz de Teknopark İstanbul olarak buraya 20 firmayla standımızda geldik ama Savunma Sanayii Başkanlığımızın standında 20 firmamız ve toplamda da yine dışarıda kendi Ar-Ge stantlarını alan Ar-Ge firmalarımızla toplamda 100’e yakın firmayla buraya geldik. Oldukça güçlü bir çıkarma yaptık. Bizim de kendi alanımızda, odak alanlarımızda çok güçlü firmalarımızın ilk defa lansman ürünlerini burada sergileme fırsatı bulduk. Özellikle şimdi yanı başında gördüğümüz bir deniz teknolojilerinde dalgaların denizdeki hareketli ortamı sağladığı yerde dalga dengeleyici jiroskop; Türkiye’de ilk defa bir genç mühendis arkadaşımız bunu başardı. Dünyada bir iki örneği olmasına rağmen Türkiye’de bunu başaran ilk mühendis arkadaşımız. Prototip ürünleri şu anda tamamlandı ve 20 metreye kadar bunu deniz teknelerine, insansız deniz araçlarına ve farklı deniz araçlarında bunu kullanabiliyor. Dolayısıyla oldukça iddialı ve ses getirecek bir projeyle de burada tanıtma fırsatı bulduk. "Emniyet güçlerimizin konfor alanını artıracak ve ekstra güvenlik önlemleri sağlayacak bir zırh" Akışkan zırh hakkında bilgi veren Akyol, "Türkiye’de bir ilk olan, dünyada çok nadir bir iki örneği var ama Türkiye’de hiç bugüne kadar örneği olmayan bir ürünü gerçekleştirdi: Bir çelik zırh... emniyet güçlerimizin kullandığı çelik zırh yerine, akışkan zırh, balistik koruma sağlayan bir zırh geliştirildi. Tamamen şeffaf, bir sıvı gibi görünen bir kimyasal maddeyle çelik yeleklerin içine kaplanarak dolayısıyla emniyet güçlerinin esnek hareket edebilmesini sağlıyor ve aslında mevcut konvansiyonel çelik zırhlardan çok daha hafif. Çelik zırhlar 3-5 kiloya kadar yüksek olabiliyor ve 3-5 saat, 10 saat üzerinizde kaldığında da bu çok büyük bir ağırlık ve yük oluşturmaya başlıyor. Dolayısıyla çok daha esnek, bir su şişesi kadar hafifliğinde bir aslında çelik yeleğe sahip olmuş oluyorsunuz. Tabii daha önemli olan tarafı biliyorsunuz; mevcut konvansiyonel yeleklerde bir paket çelikler, koruma zırhlar var. Dolayısıyla boşlukları var, aralar var, koltuk altı var; çeşitli farklı noktalara bunu koruyamıyor, oradan bir kurşun aldığı zaman yine hayati tehlike kazanıyor. Emniyet güçlerimizin konfor alanını artıracak ve ekstra güvenlik önlemleri sağlayacak bir zırh. Bütün testleri yapıldı. Şuan seri üretim aşamasına geçmek üzere. Sadece çelik yelekte kullanılmayacak. Bir helikopterin altına bunu kapladığınız zaman helikopter pilotunun alttan yediği kurşun en risk bölge. Bir helikopterin altına zırh olarak yapabileceksiniz. Şeffaf olduğu için bir çok yerde bu zırh olarak kullanılabilecek" dedi.