ÇEVRE - 07 Ocak 2026 Çarşamba 11:23

Sibirya soğuklarının hakim olduğu Van’da Sıhke Göleti’nin yüzeyi dondu

A
A
A
Sibirya soğuklarının hakim olduğu Van’da Sıhke Göleti’nin yüzeyi dondu

Sibirya soğuklarının hakim olduğu Van’da Sıhke Göleti’nin yüzeyi tamamen dondu.


Doğu Anadolu Bölgesi’ni etkisi altına alan dondurucu Sibirya soğukları, Van’da hayatı durma noktasına getirdi. Hava sıcaklığının gece sıfırın altına düşmesiyle birlikte, şehrin önemli su kaynaklarından biri olan Sıhke Göleti’nin yüzeyi tamamen buzla kaplandı. Soğuk havanın etkisiyle buzla kaplanan gölet, ortaya kartpostallık görüntüler çıkardı.



"Gece sıcaklıkları eksi 11 derece"


Dondurucu soğukların hakim olduğu Van’da termometreler gece eksi 11 dereceleri gösterdi. Kent merkezinde soğuk hava nedeniyle araçların camları buz tutarken, irili ufaklı dereler dondu. Meteoroloji yetkilileri, dondurucu soğukların hafta boyunca etkisini sürdüreceği konusunda uyardı.



Sibirya soğuklarının hakim olduğu Van’da Sıhke Göleti’nin yüzeyi dondu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Doktorlar ‘yaşamaz’ dedi, eşinin desteği hayatta tuttu Aydın’ın Efeler ilçesinde 4 yıl önce çatıdan düşerek ağır yaralanan ve 35 günlük hastane tedavisinde doktorların ümidi kestiği Atilla İnan, ‘en büyük destekçim’ dediği eşi sayesinde hayata tutundu. 2022 yılında Kemer Mahallesi’ndeki apartmanın çatısından dengesini kaybedip beton zemine düşerek ağır yaralanan 55 yaşındaki Atilla İnan’ın vücudunun birçok yerinde kırık meydana geldi. İç kanaması bulunan ve kırmızı kod ile hastaneye götürülen İnan, hemen tedaviye alındı. Doktorların da ümidini keserek ‘yaşamaz’ dediği İnan, eşinin desteğiyle hayata tutundu. Bir yıl süren tedavi sürecinin ardından yeniden dünyaya geldiğini ifade eden İnan, eşinin kendisi ile bir bebek gibi ilgilendiğini ve bu süreçte en büyük destekçisi olduğunu belirtti. Uzun süren tedavisinin ardından adeta yeniden dünyaya geldiğini ifade eden Atilla İnan, "Açıkçası olay anını çok hatırlamıyorum. Hiçbir şeyim de yoktu ama tek hatırladığım çatıya çıkan merdivene tırmandığım. Daha sonra gözlerimi açtığımda hastanedeydim. 35 gün hastanede yattım. Üç ayda evde sırtüstü yattım. Sonra bastonla yürümeye başladım. Tedavim bir sene sürdü. Zor bir süreçti ama bu süreçte en büyük destekçim eşim oldu. Bir bebek gibi baktı bana. Onun desteğiyle adeta ikinci kez dünyaya geldim. O dönem de doktorlar bile umudu kesmişti benden. ‘Çok yaşamaz’ demişler. Tedavi sürecinin ardından 1,5 yıl çalışamadım. Daha sonra 2024 yılının yarısında ufak ufak çalışmaya başladım. Fazla ağır işe giremiyorum. Vücudumda demirler, metaller ve vidalar var. Çok şükür bugüne geldik. Demek ki yiyecek lokmamız varmış. Yaşadığım süreç gerçekten anlatılmaz yaşanır ama Allah kimseye yaşatmasın" dedi.
Sakarya Minik ellerden büyük mutluluk: Anaokulu öğrencileri ilk mektuplarını PTT’ye teslim etti Sakarya’nın Karasu ilçesinde eğitim gören anaokulu öğrencileri, yakınlarına göndermek üzere özenle hazırladıkları ilk mektuplarını PTT’ye teslim ederek mektup gönderme heyecanı yaşadı. Karasu Şehit Teğmen Ömer Faruk Civelek Anaokulu öğrencileri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen Aile Yılı çerçevesinde düzenlenen etkinlikte PTT Karasu Şubesi’ni ziyaret etti. Minik öğrenciler, velileriyle birlikte yazdıkları mektupları sevdiklerine ulaştırmak üzere postaneye getirirken minikler mektup göndermenin heyecanını yaşadı. Ziyarette okul yönetimi ve öğrencileri PTT Karasu Şube Müdürü Ahmet Şarkışla karşıladı. Şarkışla, öğrencilere "Rafadan Tayfa" karakterli pusula hediye ederken minikler, pusulaları mektuplarına yapıştırarak postalanmak üzere teslim etti. Renkli görüntülere sahne olan ziyaretin sonunda öğrencilere çikolata ikramında bulunuldu. Okul heyeti PTT Müdürü Şarkışla’ya teşekkür ederek hediye takdim etti. Gerçekleşen etkinlikte öğrenciler hem mektup göndermenin inceliklerini öğrendi hem de aileleriyle birlikte unutulmaz bir deneyim yaşadı. PTT çocuk sesleri ile şenlendi PTT’de uzun zamandır çocuk sesine hasret olduklarını vurgulayan PTT Karasu Şubesi Müdürü Ahmet Şarkışla, "Bugün PTT Karasu Şubesi cıvıl cıvıl, çocuk sesleriyle doldu. Rengarenk oldu. Çocuklarımız, uzakta yaşayan ailelerine, yakınlarına mektup gönderdiler. Bunları yerlerine inşallah ulaştıracağız" dedi. "Yaşayarak öğrenmelerini sağladık" Etkinliğe ilişkin açıklama yapan Okul Müdürü Esin Şengül, "Okulumuzun 5 yaş gruba öğrencileriyle gerçekleştirmiş olduğumuz postane gezisinde çocuklarımızın hayatın içinden yaşayarak öğrenmelerini ve keşfetmelerini sağladık. Bu etkinlikte bizlere yardımcı olan ailelerimize çok teşekkür ederiz. Özellikle bu yıl aile yılı ilan edildi. Eğitim üçlü saç ayağı şeklindedir. Okul-aile iş birliği çok önemlidir. Ailelerimize desteklerinden dolayı çok teşekkür ederiz. Postane müdürümüze bizlere sağlamış olduğu kolaylıklar ve güzel karşılamaları için sonsuz teşekkür ediyoruz" diye konuştu. "Pulumuzu ilk defa görenler var" Projenin hedefinden söz eden okul öncesi öğretmeni Leyla Açıcı, "Mektup göndermeyi ilk defa yaşayanlar var. Pulumuzu ilk defa görenler var. Bunun adına çok mutluyuz. Hedefimize ulaştığımızı düşünüyorum. Postaneye girdiğimizde ‘Mektup da gönderiliyor, pulumuz da var’ diyen çok çocuğumuz oldu. O bizi çok sevindirdi. Bu kültürü unutturmamak adına biz bu projeyi planladık ve bugün çok doğru bir yolda olduğumuzu gördük" şeklinde konuştu. "Mektubu yazarken heyecanlandık" Okul öğrencilerinden Mehpare Aydın’ın annesi Pınar Uçar Aydın, "Öncesinde mektup nedir, nasıl yazılır ve yollanır, diye anlattık. Ben de mektup yazmayalı çok uzun zaman olmuş. Mektubu yazarken de heyecanlandık. Eski dönemlerde olduğu gibi Mehpare’de mektuba elini çizdi, çiçekler yaptı. Mektubunu kendine göre süsledi. O söyledi, ben de yazdım. Duygularını dile getirmesinde yardımcı oldum. Kendisi de el yazısıyla yazılar yazdı. Çok eğlendik bu süreçte" ifadelerini kullandı.
Antalya Prof.Dr. Dipova:"Falezleri kaybedersek yalnız Antalya değil dünya kaybeder" Antalya’nın eşsiz falezlerinin tahribat riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Prof. Dr. Nihat Dipova, "Bu statünün devam etmesi hem ekoloji hem de Antalya’nın turizm potansiyeli açısından çok önemli. Doğal ve sembolik değerleri, sınırlı bir kesimin kullanımına ve dolayısıyla sınırlı bir kesimin gelir elde etmesine açarsak, Antalya olarak kaybederiz, Türkiye olarak kaybederiz, hatta dünya olarak kaybederiz" dedi. Antalya’nın simge değerlerinden falezlerde, yapılaşma baskısının giderek arttığını belirten Antalya Kent Konseyi Altyapı Çalışma Grubu Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Nihat Dipova, yanlış müdahalelerin hem ekolojik hem ekonomik açıdan geri dönüşü zor kayıplara yol açtığını dile getirdi. Antalya falezlerinin, dünyada benzeri olmayan tüf kaya yapısı sayesinde küresel ölçekte eşsiz bir doğal oluşum olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Dipova, "Antalya’nın çok önemli simge değerleri var. Bunlardan öncelikli olanı belki birinci sıraya gelen falezlerdir. Antalya’ya biliyorsunuz çok turist geliyor. Bunların gelme sebebi var. Bu sebeplerin içinde elbette simge değerler var. Antalya’daki bu falezler dünyada tek, bunu artık çok iddialı bir şekilde söylüyoruz" dedi. "Bu kaya dünyada nadir; Antalya’da geniş yayılıma sahip" Falezlerin jeolojik özelliğini anlatan Dipova, bu oluşumun taşıdığı değeri şöyle aktardı: "Çünkü kaya yapısı çok ilginç ve nadir bir kayadır. Adı da tufadır. Yıllarca yanlış bir ad verildi. Zaten tufa kayası da çok nadir bulunan bir kayadır. Dünyada en çok geniş alana yayılmış tufa da Antalya’dadır. Konu kıyı falezi olduğunda hem bu kadar uzun bir kıyı falezi olması hem de kayasının tufa olması bizim Antalya’nın falezlerini dünyada tek haline getiriyor." "En az müdahale gören yerin sit derecesi düşürüldü" Prof. Dr. Dipova, özellikle Varyant ile Piri Reis Caddesi arasındaki bölgenin korunması gerekirken statüsünün düşürüldüğüne dikkat çekerek, şöyle devam etti: "Varyant’tan Piri Reis Caddesi hizasına kadar olan konum çok kritik durumda. Orada bir kambur kaya diye bir özel yapı vardır. Kambur kaya ile varyant diyebiliriz. Bu kesimin sit derecesi düşürüldü. Gerekçe olarak da doğal niteliği kalmadı denildi. Gerekçesi var, burayı ayrıntılı incelediğimizde şunu görüyoruz. Aslında Antalya falezleri içinde en çok doğal niteliği korunmuş bölge burasıdır." Yarasa kolonisi ve Akdeniz fokları tehdit altında Dipova, bölgedeki biyolojik çeşitliliğin falezlerin korunduğunun somut kanıtı olduğunu şu şekilde belirtti: "Sebeplerinden birisi morfoloji. Çünkü çok diktir burası. Keçi bile duramaz. Yani insanlar orada bir tahribat yapamamışlar. Geri planı kamusal arazidir, mülkiyet yoktur. Bir de bu sebepten tahribat olmamış. Tahribatın az olmasının ya da olmamasının biyolojik kanıtlarını da görüyoruz. Antalya’nın en büyük yarasa kolonisi burada yaşıyor ve hala da yaşamaya devam ediyor. Fok, biliyorsunuz Akdeniz foku, Foça’yla anılır ama Antalya’ya haksızlık ediliyor. Aslında Antalya da Akdeniz foklarının bir yaşam alanıdır. Antalya içinde neresidir derseniz, işte bu falezlerdeki mağaralardır. Falezlerin içindeki mağaralarda yaşıyorlar, sadece avlanmak için suya çıkıyorlar. Bunlar bile kanıt, bozulmadığının kanıtı." "Betona dönüşen falez doğal mirası yok ediyor" Falezlerde yapılan eklemelerle doğal yapının hızla yok olduğuna dikkat çeken Dipova, "Madem doğa kendini bir şekilde koruyabilmiş, bizim de en yüksek koruma statüsü neyse o statüden kesinlikle taviz vermeden korumayı sürdürmemiz gerekiyor. 2024’e kadar kesin korunacak hassas alan statüsündeydi. Bu statünün devamı hem ekoloji açısından hem de Antalya’nın turizm potansiyeli açısından hayati öneme sahip. Çünkü bu doğal ve sembolik değerleri, sınırlı bir kesimin kullanımına ve dolayısıyla sınırlı bir kesimin gelir elde etmesine açarsak, Antalya olarak kaybederiz, Türkiye olarak kaybederiz, hatta dünya olarak kaybederiz. Tekrar vurguluyorum; bu yapı dünyada tek ve gerçek anlamda bir dünya mirasıdır. Kaybederiz ve artık böyle bir değerimiz olmaz" ifadelerini kullandı. "Bu uygulamalar 3-5 gün bir turizm geliri sağlar" Prof. Dr. Nihat Dipova, sürdürülebilir turizmin ancak korumayla mümkün olacağını vurgulayarak, "Antalya’nın özellikle doğu kesiminde böyle bölgeler var. Hiçbir falez dokusu kalmamış. Üzeri merdivenler, bir otelin yüzme havuzu ve güneşlenme platformları gibi yapılarla kaplanmış. Doğal falez görüntüsü ortadan kalkmış ve sıradan bir dik yamaç haline gelmiş. Dünyada tek olduğunu söylediğim o tufayı artık buralarda göremiyoruz. Neredeyse beton bir duvar görünümüne bürünmüş durumda. Bu uygulamalar 3-5 gün bir turizm geliri sağlar; hatta buna turizm dememek, otelcilik geliri demek gerekir. Ancak bunun sürdürülebilir turizm olduğunu hiçbir zaman iddia edemeyiz. Sonuç olarak Antalya değerini yitirir" dedi.
Isparta Isparta 112’de vakaya dönüşen çağrılar arttı Isparta’da 112 Acil Çağrı Merkezi’ne 2025 yılında gelen toplam çağrı sayısı bir önceki yıla göre azalırken, vakaya dönüşen çağrılarda artış yaşandı. Asılsız ve gereksiz çağrı oranı ise düşüş gösterdi. Isparta’da 2025 yılında 112 Acil Çağrı Merkezi’ne toplam 379 bin 707 çağrı geldi. Bu çağrıların 147 bin 851’i vakaya dönüşürken, 231 bin 856’sı asılsız ve gereksiz arama olarak kayıtlara geçti. 2024 yılında ise 112 Acil Çağrı Merkezi 410 bin 882 çağrı almıştı. Bu çağrıların 143 bin 603’ü vakaya dönüşürken, 267 bin 279’u asılsız ve gereksiz çağrı olarak değerlendirilmişti. 2025 yılı, bir önceki yıl ile kıyaslandığında toplam çağrı sayısında düşüş, vakaya dönüşen çağrılarda ise artış yaşandığı görüldü. Ayrıca 2024 yılında vakaya dönüşmeyen çağrı oranı yüzde 65,05 iken, bu oran 2025 yılında yüzde 61,06’ya geriledi. 7 bin 535 öğrenciye bilgilendirme Isparta 112 Acil Çağrı Merkezi’nin müdürü İsmail Ünal, ’’2025 yılında merkezimize 379 bin çağrı gelmiştir. Bu çağrıların 147 bini vakaya dönüşmüş, yani sağlık ve emniyet ekiplerimizin müdahale ettiği ve hizmet verdiği olaylar olmuştur. Bu oran yüzde 38.8’dir. Geçen yıla nazaran, vakaya dönüşmeyen, yani sizin tabirinizle asılsız çağrılarda, yüzde 65’ten yüzde 61’e bir düşüş yaşanmıştır. 2025 yılı içerisinde ilkokul ve ortaokullarda eğitim faaliyetlerinde bulunduk. 53 ilkokul ve ortaokulu ziyaret ederek 7 bin 535 öğrenciye merkezimizle ilgili tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri gerçekleştirdik’’ dedi. Olayla ilgili herhangi bir olumsuzluk yoktu Yılın son günlerinde bir vatandaşın bir kişinin öldürüldüğüne dair ihbarda bulunduğunu söyleyen Ünal, ’’Olay yerine iki emniyet ekibi ve sağlık ekiplerimiz sevk edilmiştir. Ancak yapılan incelemelerde olayla ilgili herhangi bir olumsuzluğun olmadığı anlaşılmıştır. Bu kişi hakkında yasal mevzuat gereği idari işlem başlatılmış olup süreç devam etmektedir’’ ifadelerini kullandı. ’’Adres bilgilerini doğru şekilde paylaşmalarını rica ediyoruz’’ Vatandaşların etrafında gördükleri acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aramalarını isteyen İsmail Ünal, ’’Merkezimizi aradıklarında sakin olmalarını, operatörlerimizin sorduğu sorulara kısa ve net cevaplar vermelerini, olayın ne olduğunu ve adres bilgilerini doğru şekilde paylaşmalarını rica ediyoruz. Son olarak, araç kullanan vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum: Yolda acil durum araçlarını gördüklerinde, mümkün olduğunca yol verme konusunda yardımcı olmalarını istiyoruz’’ dedi.