GÜNDEM - 05 Ocak 2026 Pazartesi 10:49

Adana milyonluk İngiliz ve Arap atlarının yetişme alanı oldu

A
A
A

Adana’nın Kozan ilçesinde yaklaşık 30 yıldır milyonluk safkan İngiliz ve Arap atları yetiştirilerek yarışlara hazırlanıyor. Safkan İngiliz ve Arap atlarını yetiştirme üssü haline gelen Kozan’daki çiftliklerdeki tayların en ucuzunun 1 milyon liradan başladığı öğrenildi.

At yetiştirmede Şanlıurfa ve Bursa’nın ardından Adana’nın Kozan ilçesi uzun yıllardır dikkat çekiyor. Kozan ilçesinde at tutkunları atalarından gelen yarış atı yetiştirme rolünü yaklaşık 30 yıldır kurdukları çiftliklerde üstleniyor. ilçedeki çiftlik sahiplerinden Ahmet Atakan, atların bir milyondan başlayan ve üst sınırı olmayan fiyatlarda değerleri olduğunu söyledi.

Adana milyonluk İngiliz ve Arap atlarının yetişme alanı oldu

İhlas Haber Ajansı muhabirine bilgi veren at üreticisi Ahmet Atakan "Bu atların özellikleri safkan Arap ve İngiliz atı olmalarıdır. Bu bölgede 6’ya yakın çiftlik var ve çok değerli safkan atlar yetiştiriliyor. Çok değerli taylar hipodromlarda kendilerini ispatladı. Anneden doğan taylar kısa vadede yarışlarda başarı göstererek çok değerli hale geliyor. Türkiye Jokey Kulübü çok değerli alımlar yapıyor. Sahaya gidecek iyi bir tayın taban fiyatı 1 milyondan başlıyor, üst sınırı yok. Derece yapmış, kendini ispat etmiş bir tay çok daha değerli oluyor" dedi.

Adana milyonluk İngiliz ve Arap atlarının yetişme alanı oldu

Adana bölgesinin mevsim açısından avantajlı olduğuna değinen Atakan, "12 ay yeşil alan var ve at yetiştirme için çok uygun. Sıcaktan etkilenmeden yetiştiriyoruz. Atların doğum sancıları başladığında yaşanan duygu anlatılmaz, o mutluluk bambaşka. Önemli olan sağ salim doğmaları. Ondan sonraki süreç anne ve tay arasında gelişiyor. Kozan’da çok iyi taylar yetişti. Burada önemli üreticiler var. Çok değerli taylar yetiştiriyorlar ve hipodromlarda önemli başarılar elde ettiler. Bu bölgede 25-30 tay sahaya iniyor. Raci Atlı antrenörlüğünde, çok kıymetli bir ustayla sahaya hazırlanıyorlar" ifadelerini kullandı.

Adana milyonluk İngiliz ve Arap atlarının yetişme alanı oldu

Bölgede at çiftliklerini ziyaret eden ve ata sporu biniciliğe ilgisi olan Sümeyye Koç ise her hafta çiftliğe geldiğini belirterek atları çok sevdiğini kaydetti.

Beril Solmuşgül - Faruk Yiğenoğlu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Gaziantep’te antika silahlar sedef kakma sanatıyla süsleniyor Gaziantep’te 45 yıldır Osmanlı saraylarını süsleyen sedef kakma sanatıyla uğraşan Ökkeş Bozkurt, antika silah, kılıç ve hançerlere sedef işlemesi yapıyor. Osmanlı döneminde yaygın el sanatlarından olan sedef kakma sanatı Gaziantep’te ustaları tarafından ayakta tutuluyor. Çeyiz sandığı, ayna, sandalye, sehpa, midye kutu, rahle, şamdan, baston, anahtarlık, kül tablası, sini altlığı, tavla ve telefonluk gibi eşyaların yanı sıra sedef işlemeli orijinal Osmanlı tüfekleri, hançerler, kılıçlar ve silah kabzaları yapan 58 yaşındaki Ökkeş Bozkurt, padişah mesleği olarak da bilinen sedef kakma sanatıyla adından söz ettiriyor. Yok olmaya yüz tutmuş el sanatlardan olan sedef kakma sanatını sürdürüyor Türkiye’de yok olmaya yüz tutmuş el sanatlardan olan sedef kakma sanatını tarihi Gümrük Han’daki atölyesinde severek sürdüren Bozkurt, Osmanlı döneminde de birçok padişahın uğraş verdiği bilinen sanatı yaşatmak için elinden gelen çabayı gösteriyor. Tarihi mekanda kurduğu atölyesinde Osmanlı saraylarındaki sedef sanatının yanı sıra dönemin süs ve mobilya ile gündelik eşyalara sedef işlemesi yapan Bozkurt, ortaya çıkarmış olduğu birbirinden değerli ürünlerle kısa zamanda hem Türkiye’den hem de dünyadan ilgi görmeye başladı. Önce motifleri ağaca çizen, küçük çekiç darbeleriyle teli ağaca işleyen ve daha sonra motifin içini oyan Bozkurt, elmas taşla şekil verdiği sedefi motife yerleştirdikten sonra zımparalıyor ve cilalayarak renk veriyor. "45 yıldır bu işin içerisindeyim" 7 yaşındayken çırak olarak başladığı sedef kakma sanatını 45 yıldır sürdürdüğünü belirten Bozkurt, "45 yıldır bu işin içerisindeyim. Mesleğimiz sedef kakma sanatı olarak geçer. Yaptığımız iş tamamen telkari işler. Ceviz ağacı üzerine telkari işliyoruz. Tamamen pirinç telden işliyoruz. Tatlı su midyeleriyle de şekillendiriyoruz. İşlemiş olduğumuz pirinç tellerin arasına tatlı su midyesiyle işlem yapıyoruz. Her parçamız en küçük parçadan en büyük parçaya kadar 10 defa elden geçiyor. Çizim aşaması, çizdikten sonra tekrar bunun pirinç telleriyle işlenmesi keskiler vasıtasıyla işleniyor. Ondan sonra pirinç telleri yatırılıyor. Pirinç teli bittikten sonra tutkal vasıtasıyla aralarını tutkallıyoruz. Ondan sonra da frezeler yardımıyla yerlerini açıyoruz. Bu sedef yerlerini tutkallıyoruz. Elmas taşları düzelttikten sonra tek tek yerlerine yerleştiriyoruz. Ondan sonra macun vasıtasıyla gömüyoruz. Gömdükten sonra tekrar bunun bir silme aşaması var. Zımparalar yardımıyla siliyoruz. Zımparayla sildikten sonra asitliyoruz. Asitledikten sonra tekrar pürüz yardımıyla yakıyoruz. Yaktıktan sonra zımpara aşaması devam ediyor. Zımparadan sonra cilalayıp bitiriyoruz" dedi. "Bu sanat ölmeye yüz yutmuş meslekler grubunda yer alıyor" Meslekte çırak ve ustanın yetişmediğini belirten Bozkurt, "Eleman yetiştiremediğimizden dolayı bu sanat ölmeye yüz yutmuş meslekler grubunda yer alıyor. Ne kadar uğraş verirsek verelim, devletimiz bu konuda bize destek verdiği halde yine de çırak yetiştirmekte zorlanıyoruz. Bu mesleğin ölmemesi için bizimle çalışabilecek arkadaşlara ihtiyacımız var. Ama maalesef ki günümüz şartlarında ben 3 tane evlat yetiştirdim bir tanesini bu mesleğe aşılayamadım ve ben işimi 45 yıldan beri severek yapıyorum. Bu mesleği yapmamdaki sebeplerden biri de mesleğe olan aşinalığımdır, mesleğe olan aşkımdır. Ben mesleğimi gerçekten çok seviyorum" şeklinde konuştu. "Antika kılıç, tabanca ve silahların üzerine sedef kakma yapıyoruz" Antika silah, kılıç ve hançerlere sedef işlemesi yaptığını belirten Bozkurt, "Eski antika kılıç, tabanca ve silahların üzerine sedef kakma yapıyorum. Günümüzde kılıç, hançer, silah biraz gündemde olduğu için bize getiren oluyor. Bize zülfikar kılıçlar geliyor ve zülfikar kılıçların üzerine sedef kakma yapıyorum. Demirlerini de işliyoruz. Demirlerin üzerine istenilen isim, ayet yazılabiliyor. Ahşap üzerine tamamen telkari ürün olarak pirinç terleriyle işleme yapabiliyorum" diye konuştu.
Bayburt Sarp kayaların efendileri dağ keçileri Vauk Dağı eteklerinde otlanırken görüldü Doğanın nadir misafirlerinden biri olan dağ keçileri, Vauk Dağı yakınlarında yol kenarında otlanırken görüntülendi. Seyir halinde ilerleyen bir aile, yolda karşılaştıkları dağ keçilerini araç içerisinden bir süre hayranlıkla izledi. Yaban hayatının gizemli sakinleri dağ keçileri, bu kez bir ailenin yolculuğuna eşlik etti. Bayburt-Gümüşhane kara yolu üzerinde araçlarıyla ilerleyen aile, nesli tükenme tehlikesi altında bulunan dağ keçisi sürüsüyle karşılaştı. Aracı durdurarak yaban keçilerini izlemeye koyulan aile, bölgede nadir rastlanan bu anları cep telefonu kamerasıyla kayıt altına aldı. Kısa süreli meraklı bekleyiş Vauk Dağı’nın sarp yamaçlarından yola inen keçileri ilk kez bu kadar yakından görmenin heyecanını yaşayan aile üyeleri, yaban hayatına zarar vermemek adına araç içerisinden çıkmadan bir süre hayvanları uzaktan ilgiyle takip etti. Sarp kayalıklarda hızla hareket etme yetenekleriyle bilinen keçiler, dağ eteklerindeki otları yiyerek karnını doyurdu. Genellikle kayalık bölgelerde yaşamlarını sürdüren dağ keçileri, güçlü ön bacakları ve denge yetenekleri sayesinde en dik yamaçlarda bile rahatça hareket edebiliyor. Otçul bir tür olan, sürü halinde yaşayan keçiler, koruma altındaki türler listesinde yer alıyor. Avlanması Kesinlikle Yasak Ekolojik dengenin sağlanması için avlanması tamamen yasaklanan dağ keçilerinin kaçak yollarla avlanması durumunda, faillere yönelik ağır para cezaları ve adli işlemler uygulanıyor. Yetkililer, yaban hayatının korunması adına vatandaşların bu tür karşılaşmalarda hassas davranmaları, dağ keçilerine yaklaşmamaları, araçlarından inmemeleri ve hayvanların doğal yaşamını olumsuz etkileyecek davranışlardan kaçınmaları konusunda uyarılarda bulunuyor.