GÜNDEM - 08 Ocak 2026 Perşembe 16:42

Bakan Fidan: "SDG’nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir"

A
A
A
Bakan Fidan: "SDG’nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "SDG’nin elindekileri her ne pahasına olursa olsun koruma ısrarı Suriye’nin huzur ve istikrarına kavuşmasının önündeki en büyük engeldir. SDG’nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir" dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Umman Dışişleri Bakanı Sayyid Badr Hamad Al Busaidi ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Bakan Fidan, Türkiye ile Umman arasındaki ticaret hacmini 5 milyar dolar seviyesine yükseltmeyi hedeflediklerini belirterek, vize serbestisi kararının ticaret ve turizm başta olmak üzere birçok alanda iki ülkeye katkı sağlayacağını söyledi.

"Vize serbestisi ticaret ve turizme ivme kazandıracak"

Türkiye ile Umman arasındaki ekonomik ilişkilere değinen Fidan, iki ülke arasında vize serbestisi uygulamasının geçen ay başlatıldığını hatırlattı. Fidan, "İkili ticaret hacmimizi 5 milyar dolar seviyesine yükseltmek amacıyla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Geçtiğimiz ay bildiğiniz gibi vize serbestisi uygulamasını başlatmıştık iki ülke arasında. Bu adım ticaret ve turizm alanları başta olmak üzere birçok alanda ülkelerimize büyük fayda sağlayacak" ifadelerini kullandı. Savunma sanayii alanındaki iş birliğine de değinen Fidan, bu alanda yürüyen projeler bulunduğunu belirterek, "Savunma sanayii alanındaki iş birliğimizi kazan kazan anlayışıyla daha ileri taşımayı arzu ediyoruz" dedi.

"Yemen’in egemenliği ve toprak bütünlüğünü destekliyoruz"

Görüşmelerde bölgesel meselelerin de ele alındığını aktaran Fidan, Yemen’deki gelişmelerin gündemin önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi. Fidan, Yemen’in güney vilayetlerinde yaşanan gelişmelerin bölgesel istikrarsızlık riski taşıdığına dikkati çekerek, "Umman dahil bölge ülkelerinin bu konudaki endişelerini ve hassasiyetlerini paylaşmaktayız. Türkiye Yemen’in egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünün muhafazasını güçlü biçimde desteklemektedir" diye konuştu. Yemen’de kalıcı çözümün anayasal meşruiyet temelinde sağlanması gerektiğini vurgulayan Fidan, Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkelerinin yapıcı tutumunun gerilimin büyümesini engellediğini kaydetti.

"Ateşkesin gerekleri eksiksiz uygulanmalı"

Gazze’deki duruma da değinen Fidan, uluslararası toplumun ateşkesin tam olarak uygulanmasını beklediğini ifade etti. Fidan, "Ancak İsrail sivil halkı hedef almayı sürdürmekte ve ihtiyaç duyulan insani yardımın Gazze’ye ulaşmasına yeterli miktarda izin vermemektedir" dedi. Ateşkesin ilanından bu yana İsrail saldırılarında 420’den fazla Gazzelinin hayatını kaybettiğini belirten Fidan, sahada sükunetin sağlanması ve insani durumun iyileştirilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı.

"Gazze’nin geleceğine dair üç temel ilkemiz var"

Türkiye’nin Gazze’nin geleceğine ilişkin yaklaşımını üç başlıkta özetleyen Fidan, şu ifadeleri kullandı: "Birincisi Gazze’nin bütünlüğünün korunması gerekmektedir. İkincisi Gazze’nin Gazzeliler tarafından yönetilmesi hukuki ve vicdani bir sorumluluktur. Üçüncüsü Gazze’de yaşayacak olan Gazzelilerdir ve tüm imar faaliyetleri Gazzeliler için olmalıdır." Bu ilkelere riayet edilmesi halinde gündemdeki girişimlerin desteklenmeye devam edileceğini söyledi.

"Hukuk dışı ve fitne amaçlı bir adım"

İsrail’in bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik politikalarına uzun süredir dikkat çektiklerini belirten Fidan, İsrail’in Somaliland’i tanımaya yönelik kararını sert sözlerle eleştirdi. Fidan, "Bu adım hukuk dışıdır. Bölgemize fitne sokmaya ve dayanışmayı zayıflatmaya yönelik bir girişimdir. Somali Federal Cumhuriyeti’nin ve Somaliland bölgesinin geleceği ancak Somalililerin iradesiyle belirlenebilir" ifadelerini kullandı. Bu kapsamda İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Konseyi’nin olağanüstü toplantıya çağrıldığını açıklayan Fidan, toplantının önümüzdeki günlerde Cidde’de yapılacağını bildirdi.

"SDG’nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir"

Suriye konusuna da değinen Fidan, Paris’te Suriye Dışişleri Bakanı ile yapılan görüşmelerde SDG ile temasların ele alındığını hatırlattı. Türkiye’nin beklentisinin Suriye’ye istikrar getirecek bir mutabakat olduğunu belirten Fidan, Halep’te sivillere yönelik saldırıların SDG’nin niyetine ilişkin endişeleri artırdığını söyledi. Fidan, "SDG’nin elindekileri her ne pahasına olursa olsun koruma ısrarı Suriye’nin huzur ve istikrarına kavuşmasının önündeki en büyük engeldir. SDG’nin teröre ve ayrılıkçılığa artık veda etmesi gerekmektedir" değerlendirmesinde bulundu. Umman Dışişleri Bakanı Al Busaidi, Türkiye ile Umman arasındaki ilişkilerin karşılıklı güven ve saygı temelinde doğru yönde ve emin adımlarla ilerlediğini söyledi.

Görüşmelerde bölgesel gelişmelerin kapsamlı biçimde ele alındığını aktaran Al Busaidi, bölgedeki olayların güven, refah ve istikrar açısından doğrudan önem taşıdığını dile getirdi. Bu çerçevede Filistin meselesinin Umman açısından merkezî ve kritik bir gündem maddesi olmaya devam ettiğini kaydetti. Al Busaidi, Türkiye ile yapılan istişarelerde Yemen ve Suriye’deki mevcut gelişmelerin yanı sıra Sudan ve Somali başta olmak üzere farklı bölgelerde yaşanan süreçlerin de değerlendirildiğini bildirdi. Türkiye’nin bölgesel meselelerde üstlendiği role özel vurgu yapan Al Busaidi, "Bölgedeki diğer paydaşlarıyla beraber Türkiye’nin üstlendiği bir rol, bölgede çok önemli bir rol" dedi.

"Suriye’deki gelişmeler ulusal güvenliğimiz açısından fevkalade önemlidir"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’de yaşanan gelişmelerin Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak, sürecin çok yakından takip edildiğini söyledi. Fidan, "Ulusal güvenliğimiz açısından Suriye’deki olayların seyri bizim için fevkalade önemlidir. Çok yakından takip ediyoruz. Gerekli bölgesel ve ulusal ortaklarımızla da bir koordinasyon ve irtibat halindeyiz" ifadelerini kullandı.

"Bölünmeden, kaostan ve zayıflıktan beslenen bir güvenlik stratejisi sahibiler"

İsrail’in bölgedeki politikalarının bu vizyonla örtüşmediğini ifade eden Fidan, Tel Aviv yönetiminin güvenlik anlayışını sert sözlerle eleştirdi. Fidan, "İsrail’in bölgedeki yayılmacılığı bu vizyonun tersine bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Özellikle bölünmeden, kaostan ve zayıflıktan beslenen bir güvenlik stratejisi sahibiler. Bunun değişmesi lazım" şeklinde konuştu. Suriye, ABD ve İsrail arasında yürütülen görüşmelere de değinen Fidan, bu sürecin Suriye’nin toprak bütünlüğü ve istikrarı lehine sonuçlanması gerektiğini vurguladı. Fidan, "Suriye, Amerika ve İsrail arasında yürütülen görüşmelerin bölgenin lehine, Suriye’nin toprak bütünlüğüne, güvenliğine ve istikrarına olacak şekilde neticelenmesini temenni ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

"Gerektiğinde müdahil olmaktan çekinmeyiz"

Türkiye’nin süreçte pasif bir izleyici olmadığını dile getiren Fidan, "Yakından takip ediyoruz. Gerektiğinde müdahil olmaktan da çekinmiyoruz. Taraflarının hepsiyle konuşma konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Çünkü vizyonumuz çok net ve şeffaf" dedi. Türkiye’nin hiçbir ülkenin toprağında gözü olmadığını vurgulayan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu duruşu defalarca dile getirdiğini anımsatarak "Bizim hiç kimsenin toprağında gözümüz yok. Hiç kimsenin de bölgede başka birinin toprağında gözü olmaması lazım" şeklinde konuştu.

"Paralel yapı kabul edilemez"

Halep’te son günlerde yaşanan olaylara değinen Fidan, bu gelişmelerin Türkiye’nin uzun süredir yaptığı uyarıların bir sonucu olduğunu ifade etti.

Fidan konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"Son birkaç gündür devam eden Halep’teki olaylar maalesef son bir yıldır uyardığımız, tekrar tekrar dile getirdiğimiz hususun tecelli etmesi. SDG’nin zamana oynamak yerine bölgede sahici bir kendi ülkesinde entegrasyon sürecini hayata geçirmeye başlamış olsaydı bunların hiçbirini biz görmeyecektik. Bunun yerine bulunduğu her yerde taviz vermeden kalalım, menfaatimizi ilerletelim anlayışı maalesef ve maalesef kimseye fayda getirmiyor. SDG’nin üzerine düşeni yapması lazım. Fakat onun yerine İsrail’le bir koordinasyon içerisinde İsrail’in bölgemizde yürüttüğü böl, parçala, yönet politikasına alet olacak bir aktöre dönüşmesi de maalesef tesadüf değil. Biz Yemen’de olanı, Somaliland’de olanı, Sudan’da olanı ve Suriye’de olanların hepsini artık aynı perspektiften, aynı mercekten görmeye başladık. Bu bizim kendi stratejik değerlendirmemiz. Zaten biliyorsunuz Filistin’deki bölünmeyi ve işgali devam ettiren bir yapı var. Aynı işgali Lübnan’da da derinleştirmeye yönelik bir çaba var. Hükümetin görev ve sorumluluklarını şehrin tamamında yerine getirebileceği bir ortamın hayat bulması suretiyle Halep’teki durumun normalleşmesini temenni ediyoruz. Halep’te yaşayan Kürt kardeşlerimizin de Ezidi kardeşlerimizin de diğer bütün kardeşlerimizin de menfaati bundadır. Yani bırakın Suriye hükümeti Halep’in tamamında temel hizmetleri, güvenlik dahil yerine getirilir bir durumda olsun. Şimdi siz Halep’in içerisinde şehir içinde ayrı bir yönetim, bir paralel yapı, bir paralel devlet oluşturmaya çalışırsanız bunu hiçbir egemen devlet kabul etmez. Artık bu paralel yapıdan SDG’nin kendisini çıkarması gerekiyor. Halep’te bütün vatandaşların lehin olacak bir tutumu benimsemesi gerekiyor. Biz bu son iki gündür gerekli kurumlarımız istişare halindeler. Hem Suriye tarafıyla hem şu anda Amerika tarafıyla yoğun görüşme içerisindeyiz. İnşallah daha fazla kan dökülmeden bu sorun çözülür, sulhla selametle. Ama dediğim gibi maalesef SDG yürüyen bütün süreçlerin olumluluğuna rağmen pozitif adım atmakta direniyor, atmıyor. Türkiye’de bir iklim var, adadan gelen mesajlar var, onlara yazılan direkt mektuplar var, verilen talimatlar var.

"Diyalogla çözüm fevkalade önemli"

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki anlaşmazlıklara da değinen Fidan, iki ülkenin bölge açısından taşıdığı öneme dikkat çekti. Fidan, "Hem Suudi Arabistan hem Birleşik Arap Emirlikleri bölgemizin iki güçlü ve değerli ülkesidir. Aralarındaki meselelerin diyalog yoluyla çözülmesi fevkalade önemlidir" ifadelerini kullandı. Bu süreçte Türkiye’nin kolaylaştırıcı rol üstlenmeye hazır olduğunu vurgulayan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderlerle temas kurduğunu, kendisinin de yoğun bir telefon diplomasisi yürüttüğünü aktardı.

Oğuzhan Halil Özbek - Gürkan Sayın 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun İlkadım’da metruk yapılar bir bir yıkılıyor Mahallelerde güvenlik ve çevre riski oluşturan, estetik görünümü bozan metruk yapıların yıkımı, Samsun İlkadım Belediyesi tarafından sürüyor. Yıkım İşleri Müdürlüğü ekipleri, 2 yılda İlkadım’da toplam 79 metruk yapının yıkımını gerçekleştirdi. Ekipler, son olarak Reşadiye Mahallesi’nde yer alan bir metruk binanın yıkımını gerçekleştirirken, çalışmaların kararlılıkla devam edeceğini söyleyen İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, "Mahallelerde asayiş sorunlarına neden olan ve görüntü kirliliği oluşturan metruk yapıları tek tek ortadan kaldırıyoruz" dedi. "Güvenliği ve çevreyi tehdit ediyor" Metruk yapıların çevre sağlığını da olumsuz etkilediğinin altını çizen Başkan İhsan Kurnaz, "İlçemizde bulunan metruk yapıların yıkılmasıyla birlikte vatandaşlarımızın hem can hem de mal güvenliğini sağlıyor, mahallelerimizin yaşam kalitesini artırıyoruz. Vatandaşlarımızın güvenliğini tehdit eden, kötü niyetli kişilerin kullanımına yönelik risk taşıyan metruk yapılara kesinlikle müsamaha göstermiyoruz. Emniyet güçlerimizin tespitleri, muhtarlarımız ile vatandaşlarımızın talepleri değerlendirilerek, yasal süreçlerin de tamamlanmasının ardından ekiplerimiz güvenlik tedbirlerini alarak yıkımları gerçekleştiriyor. İlçemizin her noktasında tespit edilen bu yapıları yasal çerçevede ortadan kaldıracağız. İlkadım Belediyesi olarak geçtiğimiz 2 yılda ilçemizde toplam 79 metruk yapının yıkımını gerçekleştirdik. Daha güvenli, daha düzenli ve daha yaşanabilir bir İlkadım için metruk yapı yıkım çalışmalarımıza ara vermeden devam ediyoruz" diye konuştu.
Kastamonu Kastamonu Üniversitesi’nde 2020-2025 döneminde 183 sınai mülkiyet başvurusu yapıldı Kastamonu Üniversitesi, 2020-2025 yılları arasında 183 sınai mülkiyet başvurusunda bulundu. Kastamonu Üniversitesi, Ar-Ge ve inovasyon odaklı çalışmalarını istikrarlı bir şekilde sürdürürken, akademik bilgi üretimini ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürmeye yönelik adımlarını fikri ve sınai mülkiyet alanında somut sonuçlarla ortaya koyuyor. 2006 yılında kurulan Kastamonu Üniversitesi, ilk patent başvurusunu 2011 yılında gerçekleştirdi. Teknoloji Transfer Ofisinin faaliyete geçtiği 2020 yılına kadar, Kastamonu Üniversitesi’nin hak sahipliğinde toplam 22 patent başvurusu yapıldı. Bu başvuruların 12’si Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescil edilerek fikri mülkiyet envanterine kazandırıldı. 2020 yılında Teknoloji Transfer Ofisi’nin kurulmasıyla birlikte, fikri ve sınai mülkiyet süreçleri TTO bünyesinde yer alan Patent Destek Ofisi koordinasyonunda yürütülmeye başlandı. Bu ofisin devreye girmesiyle başvuru sayılarında belirgin bir artış yaşandı. 2020-2025 yılları arasında Kastamonu Üniversitesi’nin hak sahipliğinde 92 ulusal patent, 21 faydalı model, 21 uluslararası (PCT) patent ve 49 endüstriyel tasarım olmak üzere toplam 183 sınai mülkiyet başvurusu gerçekleştirildi. 2025 yılı özelinde değerlendirildiğinde ise; 4 faydalı model, 8 uluslararası (PCT) patent, 22 patent ve 16 endüstriyel tasarım başvurusu yapıldı. Aynı yıl içerisinde 13 patent/faydalı model ile 18 endüstriyel tasarım Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenerek koruma altına alındı. 2020 sonrası dönemde yapılan başvuruların sonuçlarına bakıldığında, toplamda 34 patent/faydalı model ve 36 endüstriyel tasarım olmak üzere 70 sınai mülkiyet hakkının tescil edildiği kaydedildi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, üniversitelerde üretilen bilginin korunmasının ve kayıt altına alınmasının önemine dikkat çekerek, "Akademik çalışmaların fikri ve sınai mülkiyet kapsamında değerlendirilmesi, üniversitelerin bilimsel üretimlerinin kalıcılığı açısından önem taşıyor. Araştırmacılarımızı bu alanda desteklemeye, ortaya çıkan bilgi ve tasarımların toplumsal ve ekonomik değere dönüşmesini teşvik etmeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Bursa Ekrem Alfatlı: "Asgari ücret enflasyonu tetikleyen bir etken değildir" BBP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, 2025’in en büyük sorununun ekonomi olduğunu belirterek, asgari ücret artışının vatandaşın geçim sıkıntısını gidermekten uzak kaldığını ifade etti. Asgari ücretin açlık sınırı değil insanca yaşam ücreti olması gerektiğini ve enflasyonu tetikleyen bir unsur olmadığını vurgulayan Alfatlı, "Asgari ücret açlık sınırı değil insanca yaşam ücreti olması gerekir diyoruz. Asgari ücretin asla enflasyonu tetikleten bir etken olmadığını iddia ediyorum" ifadelerini kullandı. Büyük Birlik Partisi (BBP) Bursa İl Başkanlığı, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla basın mensuplarıyla kahvaltı programında bir araya geldi. Programa katılan BBP Genel Başkan Yardımcısı Ekrem Alfatlı, 2025 yılının en önemli gündem maddesinin ekonomi olduğunu belirterek, asgari ücret ve emekli maaşlarındaki artış oranlarının yetersiz kaldığını dile getirdi. Alfatlı, açıklanan asgari ücret artışının vatandaşın geçim sıkıntısını gidermekten uzak olduğunu vurgularken, asgari ücretin açlık sınırı değil insanca yaşam ücreti olması gerektiğini ifade etti. Asgari ücret artışlarının enflasyonu tetikleyen bir unsur olmadığını savunan Alfatlı, ücretlerin mutlaka iyileştirilmesi gerektiğini kaydetti. "Asgari ücretin yüzde 50 artması gerektiğini söyledik" Asgari ücretin vatandaşın derdini çözecek seviyeye gelmesi gerektiğini söyleyen Alfatlı, "2025 denilince ilk akla gelen derin bir ekonomik sıkıntı. 2024 yılında enflasyon yüzde 45’lerdeyken asgari ücret yüzde 30 artış sağlamıştı. Şimdi enflasyon oranı yüzde 31 olarak açıklandı, yüzde 27 asgari ücretliye artış sağlandı. Asgari ücretlinin geçmişten kalan yüzde 50 hakkı var. Biz bunu popülist bir politika olarak söylemedik. Bir gerçeklilik tespiti olarak söyledik. Biz BBP olarak 22 bin 104 lira olan asgari ücretin yüzde 50 artarak 33 bin lira gibi bir rakama gelmesini söyledik. Ancak 28 bin 75 lira olarak açıklandı, zaman geçmiş değil bu rakamın mutlaka iyileştirilmesi lazım, vatandaşın dertlerini çözecek bir rakama gelmesi lazım. 16 bin 881 lira olan emekli maaşları da arttırıldı ancak bu da çok yetersiz. Biz bu rakamın asgari ücret seviyesine yakın olmasını ifade ediyoruz. Asgari ücret açlık sınırı değil insanca yaşam ücreti olması gerekir diyoruz. Asgari ücretin asla enflasyonu tetikleten bir etken olmadığını iddia ediyorum" dedi. "SDG diyerek yumuşatmaya çalışıyorlar" Yapılan iyi niyetlere rağmen karşı tarafın samimiyetsiz olduğunu kaydeden Alfatlı, "Biz BBP olarak terörsüz bir Türkiye’yi savunuyoruz. Biz insanların huzur içerisinde yaşadığı Türkiye’yi savunuyoruz. Tabi ki terör olmasın istiyoruz, çocuklarımız şehit olmasın istiyoruz. Ama karşınızdaki tasması emperyalistlerin elinde olan adeta aparat olarak kullanılan dünyanın en vahşi terör örgütü var. Güvenlik güçlerimiz zaten bu çapulcuları yendiler, kökünü kazıdılar. Kahraman mehmetçiğimiz bunları yerle yeksan etti. Ama karşı tarafın muhataplarına güvenilmeyeceğini son gelişmelerde de hep beraber gördük. Halep’te yaşananları gördük, kaldı ki Halep onların hakim olduğu bir bölge değil. SDG diyerek yumuşatmaya çalışıyorlar ama Suriye’nin kuzeyi PKK’nın yuvalandığı yerler. İran’da PJAK diye çıkıyor, Türkiye’de PYD/YPG diye çıkıyor. Mecliste partisi de bağırmaya başladı. Bütün iyi niyete rağmen ay yıldızlı bayrağımızı teşkilatlarımıza astıramadık. Hani beraberdik, hani kardeştik. Kim bu ülkede kendini nasıl ifade ediyorsa bir ve beraber yaşamak istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Aydın Didim Belediyesi ilçe genelinde çalışmalarını sürdürüyor Didim Belediyesi, kent estetiğini korumak ve halkın daha yeşil, daha yaşanabilir alanlarda vakit geçirebilmesini sağlamak amacıyla park ve yeşil alanlarda bakım, onarım ve düzenleme çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri, ilçe genelinde belirlenen çalışma programı doğrultusunda sahada yoğun mesai harcıyor. Yürütülen çalışmalar kapsamında Çamlık Mahallesi’nde ağaç budama çalışmaları gerçekleştirildi. Cumhuriyet Mahallesi’nde ot biçimi ve ağaç budama işlemleri tamamlanırken, Yeni Mahalle’de bulunan Macera Parkı ile Ayşenur Ezgi Eygi Parkı’nda ot biçimi çalışmaları yapılarak alanlar daha düzenli ve kullanışlı hâle getirildi. Efeler Mahallesi’ndeki yeşil alanlarda ise genel bakım ve çevre düzenleme çalışmaları gerçekleştirildi. Park ve Bahçeler Müdürlüğü ekipleri, yeşil alan bakımının yanı sıra park oyun gruplarına yönelik onarım ve yenileme çalışmalarını da sürdürüyor. Efeler Mahallesi’nde yer alan Ayışığı Parkı’nda banklar boyanarak yenilenirken, Ozan Parkı’ndaki çocuk oyun gruplarında bakım ve tadilat çalışmaları yapıldı. Yeni Mahalle’de bulunan Macera Parkı’ndaki oyun grupları da elden geçirilerek çocuklar için daha güvenli hale getirildi. Çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay, kentin her noktasında daha estetik ve yaşanabilir alanlar oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, "Halkımızın parklar ve yeşil alanlarda daha huzurlu ve keyifli vakit geçirebilmesi için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Ekiplerimiz belirlenen program doğrultusunda ilçemizin her mahallesinde sahada görev yapıyor. Daha güzel, daha yeşil bir Didim için çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu.