ÇEVRE - 09 Ocak 2026 Cuma 11:19

Prof.Dr. Dipova:"Falezleri kaybedersek yalnız Antalya değil dünya kaybeder"

A
A
A
Prof.Dr. Dipova:"Falezleri kaybedersek yalnız Antalya değil dünya kaybeder"

Antalya’nın eşsiz falezlerinin tahribat riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Prof. Dr. Nihat Dipova, "Bu statünün devam etmesi hem ekoloji hem de Antalya’nın turizm potansiyeli açısından çok önemli. Doğal ve sembolik değerleri, sınırlı bir kesimin kullanımına ve dolayısıyla sınırlı bir kesimin gelir elde etmesine açarsak, Antalya olarak kaybederiz, Türkiye olarak kaybederiz, hatta dünya olarak kaybederiz" dedi.


Antalya’nın simge değerlerinden falezlerde, yapılaşma baskısının giderek arttığını belirten Antalya Kent Konseyi Altyapı Çalışma Grubu Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Nihat Dipova, yanlış müdahalelerin hem ekolojik hem ekonomik açıdan geri dönüşü zor kayıplara yol açtığını dile getirdi.


Antalya falezlerinin, dünyada benzeri olmayan tüf kaya yapısı sayesinde küresel ölçekte eşsiz bir doğal oluşum olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Dipova, "Antalya’nın çok önemli simge değerleri var. Bunlardan öncelikli olanı belki birinci sıraya gelen falezlerdir. Antalya’ya biliyorsunuz çok turist geliyor. Bunların gelme sebebi var. Bu sebeplerin içinde elbette simge değerler var. Antalya’daki bu falezler dünyada tek, bunu artık çok iddialı bir şekilde söylüyoruz" dedi.



"Bu kaya dünyada nadir; Antalya’da geniş yayılıma sahip"


Falezlerin jeolojik özelliğini anlatan Dipova, bu oluşumun taşıdığı değeri şöyle aktardı:


"Çünkü kaya yapısı çok ilginç ve nadir bir kayadır. Adı da tufadır. Yıllarca yanlış bir ad verildi. Zaten tufa kayası da çok nadir bulunan bir kayadır. Dünyada en çok geniş alana yayılmış tufa da Antalya’dadır. Konu kıyı falezi olduğunda hem bu kadar uzun bir kıyı falezi olması hem de kayasının tufa olması bizim Antalya’nın falezlerini dünyada tek haline getiriyor."



"En az müdahale gören yerin sit derecesi düşürüldü"


Prof. Dr. Dipova, özellikle Varyant ile Piri Reis Caddesi arasındaki bölgenin korunması gerekirken statüsünün düşürüldüğüne dikkat çekerek, şöyle devam etti: "Varyant’tan Piri Reis Caddesi hizasına kadar olan konum çok kritik durumda. Orada bir kambur kaya diye bir özel yapı vardır. Kambur kaya ile varyant diyebiliriz. Bu kesimin sit derecesi düşürüldü. Gerekçe olarak da doğal niteliği kalmadı denildi. Gerekçesi var, burayı ayrıntılı incelediğimizde şunu görüyoruz. Aslında Antalya falezleri içinde en çok doğal niteliği korunmuş bölge burasıdır."



Yarasa kolonisi ve Akdeniz fokları tehdit altında


Dipova, bölgedeki biyolojik çeşitliliğin falezlerin korunduğunun somut kanıtı olduğunu şu şekilde belirtti:


"Sebeplerinden birisi morfoloji. Çünkü çok diktir burası. Keçi bile duramaz. Yani insanlar orada bir tahribat yapamamışlar. Geri planı kamusal arazidir, mülkiyet yoktur. Bir de bu sebepten tahribat olmamış. Tahribatın az olmasının ya da olmamasının biyolojik kanıtlarını da görüyoruz. Antalya’nın en büyük yarasa kolonisi burada yaşıyor ve hala da yaşamaya devam ediyor. Fok, biliyorsunuz Akdeniz foku, Foça’yla anılır ama Antalya’ya haksızlık ediliyor. Aslında Antalya da Akdeniz foklarının bir yaşam alanıdır. Antalya içinde neresidir derseniz, işte bu falezlerdeki mağaralardır. Falezlerin içindeki mağaralarda yaşıyorlar, sadece avlanmak için suya çıkıyorlar. Bunlar bile kanıt, bozulmadığının kanıtı."



"Betona dönüşen falez doğal mirası yok ediyor"


Falezlerde yapılan eklemelerle doğal yapının hızla yok olduğuna dikkat çeken Dipova, "Madem doğa kendini bir şekilde koruyabilmiş, bizim de en yüksek koruma statüsü neyse o statüden kesinlikle taviz vermeden korumayı sürdürmemiz gerekiyor. 2024’e kadar kesin korunacak hassas alan statüsündeydi. Bu statünün devamı hem ekoloji açısından hem de Antalya’nın turizm potansiyeli açısından hayati öneme sahip. Çünkü bu doğal ve sembolik değerleri, sınırlı bir kesimin kullanımına ve dolayısıyla sınırlı bir kesimin gelir elde etmesine açarsak, Antalya olarak kaybederiz, Türkiye olarak kaybederiz, hatta dünya olarak kaybederiz. Tekrar vurguluyorum; bu yapı dünyada tek ve gerçek anlamda bir dünya mirasıdır. Kaybederiz ve artık böyle bir değerimiz olmaz" ifadelerini kullandı.



"Bu uygulamalar 3-5 gün bir turizm geliri sağlar"


Prof. Dr. Nihat Dipova, sürdürülebilir turizmin ancak korumayla mümkün olacağını vurgulayarak, "Antalya’nın özellikle doğu kesiminde böyle bölgeler var. Hiçbir falez dokusu kalmamış. Üzeri merdivenler, bir otelin yüzme havuzu ve güneşlenme platformları gibi yapılarla kaplanmış. Doğal falez görüntüsü ortadan kalkmış ve sıradan bir dik yamaç haline gelmiş. Dünyada tek olduğunu söylediğim o tufayı artık buralarda göremiyoruz. Neredeyse beton bir duvar görünümüne bürünmüş durumda. Bu uygulamalar 3-5 gün bir turizm geliri sağlar; hatta buna turizm dememek, otelcilik geliri demek gerekir. Ancak bunun sürdürülebilir turizm olduğunu hiçbir zaman iddia edemeyiz. Sonuç olarak Antalya değerini yitirir" dedi.



Prof.Dr. Dipova:"Falezleri kaybedersek yalnız Antalya değil dünya kaybeder"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Osmaniye Osmaniye Amanos Trans Dağ Şenliği’nde engelleri aşan azim Osmaniye’de bu yıl ilki düzenlenen "Birinci Ulusal Osmaniye Amanos Trans Dağ Şenliği", 21 ilden 220 sporcunun katılımıyla 3 gün süren zorlu parkurun ardından tamamlandı. Şenliğin en dikkat çeken anlarından biri ise Kayseri’den katılan engelli sporcu Mustafa Kılıçarslan’ın yürüyüşü tamamlaması oldu. Osmaniye Belediyesi, Osmaniye Dağcılık İl Temsilciliği ve Osmaniye Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Spor Kulübü (ODAK) iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlik, merkeze bağlı Cebel Yaylası’ndaki Cebelibereket Sancağı Hükümet Konağı’ndan başladı. Bin 650 rakımdaki başlangıç noktasından hareket eden sporcular, 2 bin 100 rakımdaki Zorkun Yaylası Keldaz mevkiinde yürüyüşü tamamladı. Etkinlik kapsamında sporcular, bin 650 rakımlı Bezelik mevkii ile bin 950 rakımdaki Koyun Meleten mevkilerinde iki gece kamp yaptı. Üç gün süren etkinlik boyunca sporcular; yağmur, çamur, kar, soğuk ve güneş gibi zorlu hava şartlarına rağmen parkurları tamamlamak için mücadele verdi. Şenliğin en dikkat çeken anlarından biri ise Kayseri’den katılan engelli sporcu Mustafa Kılıçarslan’ın yürüyüşü tamamlaması oldu. Kılıçarslan, parkuru bitirdiğinde diğer sporcular tarafından batonların birbirine vurulmasıyla alkışlanarak karşılandı. "Tek ayak ve iki kolla yürüyorum" İnsanlar için en büyük engelin sigara olduğunu ve bu engelden kurtulması gerektiğini söyleyen Mustafa Kılıçarslan, "Amanos Dağları’nın bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum. İlk defa katıldım. Türkiye’nin her yerinde dağlara çıktım. Amanoslar her yerden daha güzel. Amanoslara yine geleceğim. ODAK görevlileri bir an olsun yalnız bırakmadılar. Harika bir organizasyondu. Dağcılık İl Temsilciliği’ne, Osmaniye Belediyesi’ne, ODAK’a çok teşekkür ediyorum. Ben 4 aylıkken çocuk felci olmuşum. Sağ ayağımda yüzde 98 oranında güç kaybı var. Tek ayak ve iki kolla yürüyorum. 45 yaşına kadar da sigara kullandım. 45 yaşında sigarayı bıraktım yürümeye başladım yürüyüş de kesmedi tırmanmaya başladım. Sonra dedim ki benim engelim bacağımdaki sakatlık değil sigaraymış. Bundan dolayı sigara kullanan arkadaşlarımızın sigara engelinden kurtulmalarını diliyorum" diye konuştu. "Bölge coğrafyası hakikaten çok güzel" Amanosların doğasının harika olduğunu ve yürüyüşe Şanlıurfa’dan katıldığını söyleyen Bekir Yavuz ise, "Öncelikle Belediye Başkanı İbrahim Çenet’e teşekkür etmek istiyorum. Bölge coğrafyası hakikaten çok güzel. Karadeniz’den hiçbir farkı yok. Muhteşem zirveler yaptık. Bu bölgede çok ciddi bir etkinliğin yapılması gerekiyor. Bu yıl tabii ilk defa olduğu için eksikleri olacak artıları olacak. Bunlar ilerleyen süreçlerde olacak şeyler. Çok ciddi bir katılım var. Türkiye’nin pek çok ilinden gelen sporcular vardı" dedi. Osmaniye Dağcılık ve Doğa Sporları İhtisas Spor Kulübü Dağcılık Antrenörü Ali Rıza Işık’ın liderliğinde ODAK sporcularının destekleriyle gerçekleşen yürüyüşünün sonunda Zorkun Yaylası Şenlik Tepesi’nde katılımcılara belgeler takdim edildi.
İstanbul Berkay Şengel’in ölümüne neden olan sanık tahliye edildi Kadıköy’de yaya geçidinde otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybeden 26 yaşındaki Berkay Şengel’in ölümüne ilişkin davada sanık Azad Baran Hışım, üçüncü duruşmada tahliye edildi. Göztepe Mahallesi Bağdat Caddesi’nde 19 Şubat 2026 tarihinde akşam saatlerinde meydana gelen kazada, yolun karşısına geçmeye çalışan yazılım mühendisi Berkay Şengel’e, Azad Baran Hışım yönetimindeki otomobil çarptı. Ağır yaralanan Şengel kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Kazanın ardından aracını olay yerinde bırakarak kaçan sürücü, daha sonra polis merkezine giderek teslim oldu. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanığın yaya geçidinden geçen Şengel’e çarptığı ve olay yerinden kaçtığı belirtildi. Bilirkişi raporunda sanığın kazada tamamen kusurlu olduğu, Şengel’in ise kusurunun bulunmadığı ifade edildi. İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın üçüncü duruşmasına tutuklu sanık ve taraf avukatları katıldı. Cumhuriyet Savcısı, sanığın "bilinçli taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme heyeti, sanığın tutuklulukta geçirdiği süre, sabit ikametgah sahibi olması ve kaçma şüphesine ilişkin somut delil bulunmaması gibi hususları dikkate alarak tahliyesine karar verdi. Sanık hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmedildi. Mahkeme ayrıca Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasına, çevredeki güvenlik kamerası kayıtlarının incelenmesine ve sanığın ehliyet durumuna ilişkin bilgilerin dosyaya eklenmesine karar vererek duruşmayı 9 Temmuz’a erteledi.
Manisa YUKUT’tan Alaşehir’de kritik sınav Manisa’nın Alaşehir ilçesinde, olabilecek afetlere karşı hazırlık seviyesini artırmak amacıyla gerçekleştirilen "Yerel Düzey Baraj Patlaması Tatbikatı", gerçeğini aratmayan görüntülere sahne oldu. Tatbikata katılan Yunusemre Belediyesi Arama Kurtarma (YUKUT) ekibi, başarılı performansıyla dikkat çekti. Manisa İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü koordinasyonunda, Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında Alaşehir Afşar Barajı’nda düzenlenen tatbikatta, senaryo gereği barajda meydana gelen patlama sonrası oluşabilecek afet durumlarına müdahale süreçleri uygulamalı olarak test edildi. Alaşehir merkezli olarak Salihli, Sarıgöl ve Evrenos bölgelerini kapsayan tatbikat; saha ve masa başı uygulamalarının eş zamanlı yürütülmesiyle gerçekleştirildi. Çalışmalara 23 yerel düzey afet çalışma grubunun yanı sıra kamu kurum ve kuruluşlarından toplam 355 personel katıldı. Tatbikatta ayrıca 73 araç ile 1 mobil baz istasyonu aktif olarak kullanıldı. Yoğun yağışlar sonrası baraj gövdesinde oluşabilecek hasar ve buna bağlı gelişebilecek taşkın senaryosu üzerinden yürütülen tatbikatta; yerleşim alanlarının tahliyesi, arama-kurtarma faaliyetleri ile barınma, beslenme, sağlık, güvenlik ve altyapı hizmetlerine yönelik koordinasyon detaylı şekilde değerlendirildi. Yunusemre Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren YUKUT ekibi de tatbikatta aktif rol alarak, olabilecek bir afet anında hızlı ve etkili müdahale kabiliyetini ortaya koydu. Tatbikatı Yunusemre Belediye Başkan Yardımcısı Mesut Doğan da yerinde takip etti. Yetkililer, bu tür tatbikatların afetlere hazırlık açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, kurumlar arası iş birliği ve koordinasyonun güçlendirilmesinin hedeflendiğini belirtti.