SAĞLIK - 06 Şubat 2026 Cuma 16:59

Dr. Akgül: "Kanser erken tanıyla kontrol altına alınabilen bir hastalık"

A
A
A
Dr. Akgül: "Kanser erken tanıyla kontrol altına alınabilen bir hastalık"

Lokman Hekim Van Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü Uzman Dr. Ömer Faruk Akgül, kanserin artık korkulan değil, erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilen bir hastalık haline geldiğini söyledi.


Lokman Hekim Van Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzman Dr. Faruk Şaylık ile Tıbbi Onkoloji Bölümü Uzman Dr. Ömer Faruk Akgül, Kanser Haftası dolayısıyla hastane bünyesinde hizmet veren 10 koltuklu modern kemoterapi ünitesinde tedavi gören hastaları ziyaret etti. Kemoterapi ünitesinde tedavileri süren hastalarla bir süre sohbet eden Başhekim Yardımcısı Şaylık ve Uzman Dr. Akgül, hastalara moral verirken tedavi süreçleri hakkında da bilgi aldı.


Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Tıbbi Onkoloji Bölümü Uzman Dr. Ömer Faruk Akgül, kanserle mücadelede farkındalığın ve erken tanının önemine dikkat çekti. Çeşitli kanser türleri adına düzenlenen farkındalık haftaları ve etkinliklerin ortak bir amacı olduğunu ifade eden Uzman Dr. Akgül, "Amaç, insanları korkutmak değil, bilgilendirmek, bilinçlendirmek ve erken tanı almalarını sağlamak. Çünkü artık biliyoruz ki erken tanı alan hastalarda tedavi ve şifa şansı oldukça yüksek. Bu nedenle sosyal medya, televizyon programları ve afişler aracılığıyla halkı bilgilendirmeyi ve bu konudaki farkındalığı artırmayı hedefliyoruz. Bu çerçevede özellikle bölgemizde görülen özofagus (yemek borusu) ve mide kanserlerine dikkat çekmek istiyorum. Genellikle ileri yaşlarda görülen özofagus ve mide kanserleri, günümüzde genç yaşlarda da karşımıza çıkabiliyor. Bu noktada beslenme alışkanlıkları büyük önem taşıyor. Özellikle tütsülenmiş ve tuzlanmış gıdalar, obezite, reflü hastalığı, sigara ve alkol kullanımı ile meyve-sebze tüketiminin az olması bu iki kanser türü için önemli risk faktörleri arasında yer alıyor" dedi.



"Erken evrede yakalanan vakalarda tedavi başarısı oldukça yüksek"


Yutma güçlüğü, yutkunma sırasında takılma hissi, uzun süren mide şikâyetleri, kansızlık, siyah renkli dışkılama ve istemsiz kilo kaybı gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini dile getiren Akgül, "Erken tanı bu noktada hayati önem taşıyor. Günümüzde endoskopi yöntemiyle hem yemek borusu hem de mide detaylı bir şekilde görüntülenebiliyor, yeni oluşan lezyonlar erken aşamada tespit edilebiliyor. Erken evrede yakalanan vakalarda ise tedavi başarısı oldukça yüksek. Kemoterapi tedavileri de artık geçmişe kıyasla çok daha kişiye özel planlanıyor. Hastaların boyu, kilosu, yaşı ve ek hastalıkları göz önünde bulundurularak doz ayarlamaları yapılıyor. Her hasta standart bir tedavi almıyor. Yan etkilere karşı daha hazırlıklıyız ve bu süreç, eskiye oranla çok daha konforlu bir şekilde geçirilebiliyor" diye konuştu.



"Bitkisel ürün ve takviyelerin mutlaka doktor önerisiyle kullanılması önemli"


Kanser tanısı almış hastalara özellikle protein ağırlıklı beslenmelerini önerdiklerini ifade eden Akgül, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Yumurta, yoğurt, beyaz et ve kırmızı et gibi besinler bu açıdan önemli. Bunun yanı sıra meyve ve sebze tüketimi artırılmalı, az ve sık beslenme tercih edilmeli. İşlenmiş gıdalar ile nitrat ve nitrit içeren ürünlerin ise mümkün olduğunca azaltılması gerekiyor. Bitkisel ürün ve takviyelerin mutlaka doktor önerisiyle kullanılması önemli. Kontrolsüz kullanılan bitkisel ürünler, uygulanan tedavilerle etkileşime girerek tedavinin etkinliğini azaltabilir ya da yan etkilerin artmasına neden olabilir. Bu nedenle ‘mucize bitki’ veya ‘mucize ilaç’ söylemlerine itibar edilmemeli."


Erken teşhisin önemini her fırsatta vurguladıklarının altını çizen Akgül, "Bu özel günler de bir hatırlatma vesilesi oluyor. Belirtileri olan hastaların gecikmeden doktora başvurması büyük önem taşıyor. Erken tanı ve doğru tedavi yönetimiyle kanser, günümüzde kontrol altına alınabilen bir hastalık haline gelmiştir. Bu vesileyle herkese sağlıklı günler diliyorum" şeklinde konuştu.



"Tedavimden olumlu sonuçlar alıyorum"


Yemek borusu kanseri tanısı alan 52 yaşındaki Orhan Erip de, yaşadığı süreci anlattı. Şikâyetlerinin yemek yerken göğsünde hissettiği hafif ağrıyla başladığını belirten Erip, yapılan tetkikler sonucu özofagus kanseri tanısı aldığını söyledi. Tedavi sürecinin başında endişe yaşadığını dile getiren Erip, "İlk kürden sonra sürece alıştım. Tedavimden olumlu sonuçlar alıyorum. Doktorlarımdan, hemşirelerden ve hastanenin ilgisinden çok memnunum. Ailemin desteğiyle şu ana kadar dört kür kemoterapiyi tamamladım" dedi.



Dr. Akgül: "Kanser erken tanıyla kontrol altına alınabilen bir hastalık"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara AK Parti Genel Başkan Vekili Ala: "Deprem bölgesinde yükselen her yapı, eser siyaseti ile laf siyasetini ayıran kayıttır" AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, "Bu millet, hangi iradenin taş üstüne taş koyduğunu, hangisinin yalnızca gürültü ürettiğini ayırt edecek ferasete fazlasıyla sahiptir. Bugün deprem bölgesinde yükselen her yapı, eser siyaseti ile laf siyasetini ayıran kalıcı bir kayıttır" dedi. AK Parti Genel Başkan Vekili Ala sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımında, "Milletimizin feraseti, hakikat ile nümayişi, fedakârlık ile istismarı, emek ile turistik ziyareti birbirinden ayırt etmektedir. Deprem bölgesinde alın teri dökeni de, yaşanan büyük acıyı kişisel veya siyasal vitrinine malzeme kılmaya çalışanı da bu millet çok iyi tanımaktadır. Devletimizin tüm kurumları, Türkiye tarihinin en ağır afetlerinden biri karşısında, zamanla yarışan ilk müdahale ve yeniden inşa sürecini kararlılıkla yürüttü. Kısa bir zaman diliminde 455 bin yapı hak sahiplerine teslim edildi. Ne var ki bu eşsiz başarı tablosu karşısında CHP Genel Başkanı Özgür Özel ideolojik pozisyonunu terk edemiyor. Ortada yükselen konutları, yeniden kurulan şehirleri ve yuvasına kavuşan yüz binlerce insanı görmezden gelmek, artık eleştiri sınırlarının ötesinde bir inkâr pratiğine dönüşmüştür" ifadelerini kullandı. Deprem bölgesinden yapılan ger yapının eser siyaseti ile laf siyasetini ayıran bir kanıt olduğuna dikkati çeken Ala, "Başarıyı teslim etmek yerine, felaketin yaralarını kaşıyarak siyaset üretmeye çalışmak, siyasal acziyetin göstergesidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkça ifade ettiği üzere, bu mücadelenin merkezinde tek bir amaç vardır: Yuvasız, sahipsiz tek bir vatandaş bırakmamak. Bu hedef, soyut bir vaat değil; bütçeye, projeye, şantiyeye ve teslim edilen anahtarlara yansımış bir devlet sözüdür. Bugün duyulan haklı gurur, hamasi söylemlerden değil; verilen sözlerin tutulmuş olmasından kaynaklanmaktadır. Son kertede mesele siyasetin dili değil, siyasetin mahiyetidir. Bu millet, hangi iradenin taş üstüne taş koyduğunu, hangisinin yalnızca gürültü ürettiğini ayırt edecek ferasete fazlasıyla sahiptir. Bugün deprem bölgesinde yükselen her yapı, eser siyaseti ile laf siyasetini ayıran kalıcı bir kayıttır" dedi.
Kayseri ’Asrın felaketi’nin 3. yılında Kayseri’de sessiz yürüyüş Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3’üncü yıl dönümü nedeniyle Kayseri’de sessiz yürüyüş düzenlendi. Yürüyüş sonrası 12 bin vatandaşın bulunduğu 45 binada mahalle tahliye tatbikatı yapıldı. Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan 6 Şubat 2023’de meydana gelen 11 ilin etkilendiği ve asrın felaketi olarak adlandırılan depremler 3’üncü yıl dönümünde Kayseri’de sessiz yürüyüşle anıldı. Kayseri Valiliği ve Kayseri İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) tarafından düzenlenen ve birçok sivil toplum kuruluşunun katıldığı yürüyüş, Talas ilçesine bağlı Mevlana Mahallesi’nde yapıldı. Yürüyüşe, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, AFAD Kayseri İl Müdürü Rifat Genç, AFAD mensupları ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının üyeleri ile vatandaşlar katıldı. Yürüyüş Mevlana Mahallesi’nde bulunan acil durum toplanma alanına gelinmesiyle son buldu. Yürüyüşün ardından 45 binanın bulunduğu ve yaklaşık 12 bin vatandaşın yaşadığı alanda mahalle tahliye tatbikatı yapıldı. Sirenler çalınarak, deprem uyarısı verilen mahallede vatandaşlar toplanma alanına tahliye edildi. Burada bir konuşma yapan Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, "Üç yıl önce bugün adeta kıyameti yaşadık. Kar, kış, yağmur, çamur olduğu bir gün Türkiye’de hepimizin içi yandı. Yollara düştük. 550 kilometrelik alanda canlarımız gitti. 53 bin canımızı kaybettik. O gün millet olarak birbirimize kenetlendik. Dünyada hiçbir ülkenin tek başına başa çıkamayacağı bir felaketi birbirimize sığınarak, Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla devletimizin bütün imkanları seferber edilerek milletçe el ele vererek acıyı ortadan kaldırmaya çalıştık. Yalnız büyük bir acıydı. 1 il, 1 mahalle, 1 sokak değildi. 11 ili etkisi altına almıştı. Ben o gün Kayseri’den yola çıkarken uçaklar erzaklarla, alet edevatlarla doluydu. Ancak buz, don, kar nedeniyle uçaklar uçamıyordu. Yollar, kar dolayısıyla kapanmıştı. Biz tam kendimizi toplamışken 2’nci deprem oldu. Sadece Kahramanmaraş değil, Kayseri inanılmaz bir sallantı içindeydi. Kayseri yağmur oldu, deprem bölgesine yağdı. Her birimiz komşumuzu, akrabamızı yarı yolda bırakmamak adına seferber olmuştuk. Bugün o acının üzerinden 3 yıl geçti. Biz o acıdan sonra bir kere daha aynı acıyı yaşamamak için dirençli şehirler oluşturmak adına hep beraber mücadele içerisindeyiz" dedi. Mahalle tahliye tatbikatına da değinen Çiçek, "Talas’ın Mevlana Mahallesi’nde önce sirenlerle deprem alarmı verdik. Arkasından hemşehrilerimizden alana gelmelerini istedik. Duyarlı bütün ablalarımıza, annelerimize, kardeşlerimize alana geldikleri için teşekkür ediyorum. Biz hem ilk ne yapmamız gerektiğini öğrenip yaşayıp aynı zamanda farkındalık oluşturacağız. Biz birlikle, beraberlikle birbirimize kenetlenerek bu acıları atlattık. Tabii ki canlarımız gitti ama yenileri olmasın diye de mücadeleye devam edeceğiz. Cenabı Allah’tan orada vefat eden bütün canlarımıza rahmet diliyorum" ifadelerini kullandı. Program tahliyesi sağlanan vatandaşlara çay ve çorba ikram edilmesiyle son buldu.