Yerel Haberler
Trabzon
Trabzonspor’un 10 maçtır bileği bükülmüyor 24 Nisan 2026 Cuma - 11:35:34 Süper Lig’de şampiyonluk mücadelesinde son iki haftada yaşadığı puan kayıplarıyla yara alan Trabzonspor, ligde ve kupada oynadığı son 10 maçta kaybetmedi. Ligde umutlarını matematiksel olarak sürdüren bordo-mavililer, kupada ise yarı finale yükseldi. Trabzonspor, Ziraat Türkiye Kupası çeyrek finalinde deplasmanda normal süresi golsüz sona eren maçta Samsunspor’u penaltılarla eleyerek adını yarı finale yazdırdı. Trendyol Süper Lig’de şampiyonluk yarışının içinde olan ve kupada da yoluna devam eden bordo-mavililer, oynadığı son 10 resmi karşılaşmada 7 galibiyet ve 3 beraberlik aldı. Süper Lig’de hesaplar sürüyor Trabzonspor, Süper Lig’de çıktığı son 8 maçta 6 galibiyet ve 2 beraberlik elde etti. Bordo-mavili ekip, sahasında 14 Şubat 2026’da Fenerbahçe’ye 3-2 mağlup olmasının ardından yenilgi yüzü görmedi. Gaziantep FK deplasmanında başlayan seri; Fatih Karagümrük, Kayserispor, Çaykur Rizespor, Eyüpspor ve Galatasaray galibiyetleriyle sürdü. Karadeniz temsilcisi, son iki haftada ise Alanyaspor ve Başakşehir ile berabere kaldı. Bu süreçte 4 puan kaybederek şampiyonluk yolunda yara alan Trabzonspor, yine de şampiyonluk umutlarını sürdürüyor. Bu süreçte 14 gol atan Trabzonspor, kalesinde ise 6 gol gördü. Özellikle lider Galatasaray karşısında alınan 2-1’lik galibiyet, serinin en dikkat çeken sonuçlarından biri oldu. İç sahada güçlü kimlik Trabzonspor, bu 10 maçlık dönemde evinde oynadığı 4 Süper Lig karşılaşmasının 3’ünü kazandı, 1’inden ise beraberlikle ayrıldı. Karagümrük’ü 3-1, Çaykur Rizespor’u 1-0 ve Galatasaray’ı 2-1’lik skorlarla geçen bordo-mavililer, Başakşehir’le de 1-1 berabere kaldı. İç sahada oynadığı fileleri 7 kez sarsan Trabzonspor, rakiplerin 3 golüne engel olamadı. Deplasmanda kayıpsız seri Trabzonspor, dış sahada da başarılı performansıyla dikkat çekti. Gaziantep FK, Kayserispor ve Eyüpspor deplasmanlarından galibiyetle dönen Karadeniz ekibi, ligde Alanyaspor ile berabere kalırken, kupada Samsunspor karşılaşmasında ise penaltılar sonucu turu geçen taraf oldu. Karadeniz temsilcisi, bulduğu 11 gole karşılık, sadece 4 gole engel olamadı. Ligde kritik hafta Sezonun son bölümüne girilirken yakalanan 10 maçlık yenilmezlik serisi, Trabzonspor adına hem ligde hem kupada moral kaynağı oldu. Bordo-mavililer, özellikle zorlu fikstürde aldığı sonuçlarla takım kimliğini yeniden ortaya koyarken, teknik heyetin oyun planına da sahaya olumlu yansıdı. Süper Lig’de kalan son 4 haftada Trabzonspor’u kritik karşılaşmalar bekliyor. Bordo-mavililer, matematiksel olarak şampiyonluk iddiasını sürdürürken, Şampiyonlar Ligi’ne katılma hedefi doğrultusunda deplasmanda oynayacağı Konyaspor müsabakası büyük bir önem taşıyor. Galatasaray - Fenerbahçe derbisinden çıkacak sonuç ve bordo-mavililerin galibiyeti, Süper Lig’in zirvesindeki dengeleri yeniden değiştirebilir.
24 Nisan 2026 Cuma - 09:35 Bebeklikte başladı, 33 yaşında üçüncü ameliyatla hayata döndü Trabzon’da yaşayan 33 yaşındaki Fatma Karabiber, geçirdiği üçüncü açık kalp ameliyatının ardından sağlığına kavuştu. Tıpta nadir görülen vakalardan biri olarak değerlendirilen operasyon, başarılı bir şekilde tamamlandı. Trabzon’un Maçka ilçesinde yaşayan Fatma Karabiber’in kalp hastalığı hikayesi henüz bebeklik döneminde başladı. Doğduktan sadece 2 ay sonra kalbinde delik olduğu belirlenen Karabiber, 2006 yılında doğuştan gelen karıncıklar arası delik ve pulmoner damar darlığı (ventriküler septal defekt ve pulmoner stenoz) nedeniyle ilk açık kalp ameliyatını geçirdi. Uzun yıllar bu hastalıkla mücadele eden Karabiber, 2014 yılında ise aort kapak darlığı ve subaortik membran nedeniyle ikinci kez ameliyat masasına yattı. Yıllar sonra yeniden ortaya çıkan şikayetler, üçüncü ve en kritik sürecin habercisi oldu. Göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayetleriyle Medical Park Karadeniz Hastanesi’ne başvuran Karabiber’in yapılan tetkiklerinde aort damarının kök ve çıkan kısmında 55 milimetre çapında anevrizma tespit edildi. Hayati risk taşıyan bu durum üzerine üçüncü kez açık kalp ameliyatı kararı alındı. Gerçekleştirilen operasyonla genişleyen ve yırtılma riski bulunan aort damarının bozuk bölümü yapay damar ile değiştirildi. Ameliyat sonrası süreci iyi geçen Karabiber, operasyonun 8. gününde taburcu edilmeye hazırlanıyor. Yaşadığı zorlu süreci anlatan Fatma Karabiber, "Üçüncü ameliyatım çok şükür başarıyla geçti Tuncay Bey’in sayesinde, Allah razı olsun. İkinci ameliyatımı da ona olmuştum. Biraz zorlu bir ameliyat oldu ama yine başarılı bir ameliyat geçirdim. Ben çeşitli hastaneleri dolaştım bu süreçte fakat en güvendiğim doktorum Tuncay Bey’di. O yüzden yine ona gelerek kendimi teslim ettim. Allah razı olsun iyi bir ameliyat ile çok şükür hayattayım. Korkulu bir süreç geçirdim ama iyiyim çok şükür. Hastane ve personelleri ile her şey iyiydi" dedi. "Hayat mücadelemi bırakmadım" Kalp rahatsızlığı sürecinin bebeklik döneminde başladığını dile getiren Karabiber, "Benim hastane serüvenim 2 aylıkken başladı. Doğduktan 2 ay sonra kalbimin delik olduğunu öğrenmişler. 13 yaşında ameliyat olabildim. Beklenmedik bir şekilde ikinci kez kapak ameliyatı oldum. İlk ameliyatımı İstanbul’da olmuştum. Üçüncü kez ameliyat kararı alınınca açıkçası korktum. Üçüncü kez aynı masaya yatmak korkulu bir durumdu. Allah’a şükür ben doktoruma güvendim. Doktorumun sayesinde başaracağız dedim. Doktorumla birlikte başardık. Çok şükür, onun da emeğine sağlık. Allah razı olsun. Hayat mücadelemi bırakmadım. Çok şükür taburcu olmak üzereyim. Taburcu olup hayatıma devam edeceğim. Çok şükür ailemi bırakmadım. En çok annemi yalnız bırakmaktan korkuyordum. Şimdi hayata daha sıkı sarılacağım. Kendime daha iyi bakacağım. Tedavilerimi ve kontrollerimi aksatmayacağım. Bir daha ameliyat masasına yatmamak için elimden geleni yapacağım" şeklinde konuştu. "Üçüncü kere açık kalp ameliyatı nadir bir durumdur" Üçüncü kez gerçekleştirilen açık kalp ameliyatlarının son derece riskli olduğuna dikkat çeken Medical Park Karadeniz Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Tuncay Erden, "Hastamız nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetiyle geldi. Daha önce 13 yaşındayken kalbinde delik artı akciğere giden damarda darlık vardı. Ondan dolayı ameliyat olmuştu. O ameliyattan yaklaşık yedi yıl sonra aort kapağında darlık ve aort damarının hemen altında doğuştan bir zar vardı. İkinci ameliyatında onu yapmıştık. İkinci kere açık kalp ameliyatı, ilk ameliyata göre 3-4 kat risklidir. Çünkü yapışıklar fazla oluyor, yırtılmalar ve kanamalar olabiliyor. Aradan 13 yıl geçtikten sonra bu sefer farklı bir hastalıkla karşımıza çıktı. Son yıllarda hasta tansiyon kontrollerini düzgün yaptırmadığı için aorttaki basınç artışına bağlı aort damarında aşırı genişleme ve neredeyse yırtılacak konuma gelmişti. Aort damarı 55 mm çapa ulaşmıştı. Aort damarını kapağın hemen üzerinden hem kök hem çıkan kısım hem de arküst dediğimiz beynine giden damarların olduğu bölgelere kadar değiştirmemiz gerekiyordu. Üçüncü kere kalp ameliyatları nadirdir. Bu benim üçüncü kere bu ameliyatı yapışım. Daha yeni yeni üçüncü kere kalp ameliyatlarına aşina olmaya başlıyoruz. Bu üçüncü hastamız, üçüncü hastamızın da ameliyatını başarılı bir şekilde yaptık. Tabii biz de korktuk ama gerekli bütün önlemleri aldık. Ameliyattan sonra hastamız bugün yedinci gününde. Gayet iyi, herhangi bir sorunla karşılaşmadık. Şifa ile taburcu etmeyi planlıyoruz" diye konuştu. "Yırtılma riski başlamıştı, zamanında müdahale ettik" Dr. Öğr. Üyesi Erden, sürecin oldukça riskli olduğunu ancak zamanında müdahale sayesinde başarılı sonuç elde edildiğini söyledi. Erden, "Aort damarı genişlemişti. Yırtılma ihtimali vardı, o yüzden ameliyat edecektik. Ama içeriden gördüğümüz kadarıyla bazı noktalardan yırtılma emareleri başlamıştı. Belki birkaç gün, birkaç hafta içerisinde yırtılacaktı. O zaman ameliyatın riski çok daha artacaktı. Burada tecrübe önem arz ediyor. Ekip çalışması ve bölümler arası uyum sayesinde başarılı olduk. Zorlu ameliyatlara alışığız ama bir sonraki hastada yine yeni bir adrenalin ve heyecan yaşıyoruz. Hastalarımızı sağlığına kavuşturmak istiyoruz. Fatma Hanım daha önceki hayatına geri dönecek. Ama bu sefer kontrollerini aksatmayacak. Tansiyonlarına daha dikkat edecek. Kan sulandırıcı ilaç kullanacak. Onların kontrollerini aksatmayacak" ifadelerini kullandı.
24 Nisan 2026 Cuma - 09:23 Bebeklikte başladı, 33 yaşında 3. ameliyatla hayata döndü Trabzon’da yaşayan 33 yaşındaki Fatma Karabiber, geçirdiği üçüncü açık kalp ameliyatının ardından sağlığına kavuştu. Tıpta nadir görülen vakalardan biri olarak değerlendirilen operasyon, başarılı bir şekilde tamamlandı. Trabzon’un Maçka ilçesinde yaşayan Fatma Karabiber’in kalp hastalığı hikayesi henüz bebeklik döneminde başladı. Doğduktan sadece 2 ay sonra kalbinde delik olduğu belirlenen Karabiber, 2006 yılında doğuştan gelen karıncıklar arası delik ve pulmoner damar darlığı (ventriküler septal defekt ve pulmoner stenoz) nedeniyle ilk açık kalp ameliyatını geçirdi. Uzun yıllar bu hastalıkla mücadele eden Karabiber, 2014 yılında ise aort kapak darlığı ve subaortik membran nedeniyle ikinci kez ameliyat masasına yattı. Yıllar sonra yeniden ortaya çıkan şikayetler, üçüncü ve en kritik sürecin habercisi oldu. Göğüs ağrısı ve nefes darlığı şikayetleriyle Medical Park Karadeniz Hastanesi’ne başvuran Karabiber’in yapılan tetkiklerinde, aort damarının kök ve çıkan kısmında 55 milimetre çapa ulaşan anevrizma tespit edildi. Hayati risk taşıyan bu durum üzerine üçüncü kez açık kalp ameliyatı kararı alındı. Gerçekleştirilen operasyonda, genişleyen ve yırtılma riski bulunan aort damarının bozuk bölümü yapay damar ile değiştirildi. Ameliyat sonrası süreci iyi geçen Karabiber, operasyonun 8. gününde ile taburcu edilmeye hazırlanıyor. Trabzon’da üçüncü kez açık kalp ameliyatı geçiren 33 yaşındaki Fatma Karabiber, yaşadığı zorlu süreci ve duygularını anlattı. Başarılı geçen operasyonun ardından taburcu olmaya hazırlanan Karabiber, "Üçüncü ameliyatım çok şükür başarıyla geçti. Tuncay Bey’in sayesinde, Allah razı olsun. İkinci ameliyatımı da ona olmuştum. Biraz zorlu bir ameliyat oldu ama yine başarılı bir ameliyat geçirdim. Ben çeşitli hastaneleri dolaştım bu süreçte fakat en güvendiğim doktorum Tuncay beydi, o yüzden yine ona gelerek kendimi teslim ettim. Allah razı olsun iyi bir ameliyat ile çok şükür hayattayım. Korkulu bir süreç geçirdim ama iyiyim çok şükür. Hastane ve personelleri ile her şey iyiydi" dedi. "Hayat mücadelemi bırakmadım" Kalp rahatsızlığı sürecinin bebeklik döneminde başladığını dile getiren Karabiber, "Benim hastane serüvenim 2 aylıkken başladı. Doğduktan 2 ay sonra kalbimin delik olduğunu öğrenmişler. 13 yaşında ameliyat olabildim. Beklenmedik bir şekilde ikinci kez kapak ameliyatı oldum. İlk ameliyatımı İstanbul’da olmuştum. Üçüncü kez ameliyat kararı alınınca açıkçası korktum. Üçüncü kez aynı masaya yatmak korkulu bir durumdu. Allah’a şükür ben doktoruma güvendim. Doktorumun sayesinde başaracağız dedim. Doktorum da birlikte başardık. Çok şükür onun da emeğine sağlık. Allah razı olsun. Hayat mücadelemi bırakmadım. Çok şükür taburcu olmak üzereyim. Taburcu olup hayatıma devam edeceğim. Çok şükür ailemi bırakmadım. En çok annemi yalnız bırakmaktan korkuyordum. İimdi hayata daha sıkı sarılacağım. Kendime daha iyi bakacağım. Tedavilerimi ve kontrollerimi aksatmayacağım. Bir daha ameliyat masasına yatmamak için elimden geleni yapacağım" şeklinde konuştu. "Üçüncü kere açık kalp ameliyatı nadir bir durumdur" Üçüncü kez gerçekleştirilen açık kalp ameliyatlarının son derece riskli olduğuna dikkat çeken Medical Park Karadeniz Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Tuncay Erden, "Hastamız nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayeti geldi. Daha önce 13 yaşındayken kalbinde delik artı akciğere giden damarda darlık vardı. Ondan dolayı ameliyat olmuştu. O ameliyattan yaklaşık yedi yıl sonra aort kapağında darlık ve aort damarının hemen altında doğuştan bir zar vardı. İkinci ameliyatında onu yapmıştık. İkinci kere açık kalp ameliyatı, ilk ameliyata göre 3-4 kat risklidir. Çünkü yapışıklar fazla oluyor, yırtılmalar ve kanamalar olabiliyor. Aradan 13 yıl geçtikten sonra bu sefer farklı bir hastalıkla karşımıza çıktı. Son yıllarda hasta tansiyon kontrollerini düzgün yaptırmadığı için aorttaki basınç artışına bağlı aort damarında aşırı genişleme ve neredeyse yırtılacak konuma gelmişti. Aort damarı 55 mm çapa ulaşmıştı. Aort damarını kapağın hemen üzerinden hem kök hem çıkan kısım hem de arküst dediğimiz beynine giden damarların olduğu bölgelere kadar değiştirmemiz gerekiyordu. Üçüncü kere kalp ameliyatları nadirdir. Bu benim üçüncü kere bu ameliyatı yapışım. Daha yeni yeni üçüncü kere kalp ameliyatlarına aşina olmaya başlıyoruz. Bu üçüncü hastamız üçüncü hastamızın da ameliyatını başarılı bir şekilde yaptık. Tabi biz de korktuk. Ama gerekli bütün önlemleri aldık. Ameliyattan sonra hastamız bugün yedinci gününde. Gayet iyi herhangi bir sorunla karşılaşmadık. Şifa ile taburcu etmeyi planlıyoruz" diye konuştu. "Yırtılma riski başlamıştı, zamanında müdahale ettik" Üçüncü kez açık kalp ameliyatı geçiren 33 yaşındaki hastanın operasyonunu gerçekleştiren Dr. Öğr. Üyesi Tuncay Erden, sürecin oldukça riskli olduğunu ancak zamanında müdahale sayesinde başarılı sonuç elde edildiğini söyledi. Erden, "Aort damarı genişlemişti. Yırtılma ihtimali vardı, o yüzden ameliyat edecektik. Ama içeriden gördüğümüz kadarıyla bazı noktalardan yırtılma emareleri başlamıştı. Belki birkaç gün, birkaç hafta içerisinde yırtılacaktı. O zaman ameliyatın riski çok daha artacaktı. Burada tecrübe önem arz ediyor, ekip çalışması ve bölümler arası uyum sayesinde başarılı olduk. Zorlu ameliyatlara alışığız ama bir sonraki hastada yine yeni bir adrenalin ve heyecan yaşıyoruz. Hastalarımızı sağlığına kavuşmak kavuşturmak istiyoruz. Fatma Hanım daha önceki hayatına geri dönecek. Ama bu sefer kontrollerini aksatmayacak. Tansiyonlarına daha dikkat edecek. Kan sulandırıcı ilaç kullanacak. Onların kontrollerini aksatmayacak" ifadelerini kullandı.
23 Nisan 2026 Perşembe - 17:09 Trabzon’da minik yüreklerin sesi: Medical Park Karadeniz Hastanesi’nden unutulmaz 23 Nisan kutlaması 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Trabzon Zorlu Grand Otel’de düzenlenen ve kalplere dokunan çok özel bir etkinliğe sahne oldu. Medical Park Karadeniz Hastanesi Tüp Bebek Merkezi tarafından organize edilen kutlamada, çocuk korosu izleyenlere duygu dolu anlar yaşattı. Umut dolu notalar Medical Park Karadeniz Hastanesi’nin tüp bebek tedavisiyle dünyaya gelen çocukların oluşturduğu koro, sahnede sergiledikleri performansla hem ailelerine hem de davetlilere büyük gurur yaşattı. "Bilimin ve Sevginin Eseri" Etkinliğin açılış konuşmasında, Op. Dr. Hasan Tahsin Sanisoğlu ve Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Yılmaz tarafından çocukların her birinin büyük bir mücadelenin meyvesi olduğu vurgulanarak, "Bugün burada, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın coşkusunu, çok özel bir anlamla birlikte yaşıyoruz. Çünkü karşımızda, her biri ayrı bir umut, ayrı bir mücadele ve büyük bir sevginin eseri olan çocuk korosu var. Bu güzel çocuklar, tüp bebek tedavisiyle dünyaya gelmiş; sabrın, inancın ve bilimin bir araya gelerek yazdığı en anlamlı hikayelerin kahramanlarıdır. Her biri, ailelerinin kalplerinde büyüttüğü bir hayalin gerçeğe dönüşmüş halidir. Onların varlığı, sevginin ne kadar güçlü, umudun ne kadar vazgeçilmez olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatıyor. 23 Nisan, çocuklara armağan edilmiş tek bayramdır. Bu bayram, sizlerin ne kadar değerli olduğunu, yarınların sizlerle şekilleneceğini anlatır. Sizler büyüdükçe; bilimin ışığında ilerleyecek, sevgiyle büyüyecek ve dünyayı daha güzel bir yer haline getireceksiniz" denildi. Ailelerin sabrı ve bilimin başarısı Medical Park Karadeniz Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nin başarısını ve ailelerin kararlılığını simgeleyen gecede, ebeveynlerin gösterdiği fedakarlıklar takdir topladı. Op. Dr. Hasan Tahsin Sanisoğlu ve Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Yılmaz, ailelerin bu süreçteki inancının herkese ilham verdiğini belirterek, 23 Nisan’ın yarınları şekillendirecek olan çocuklara verilmiş en büyük değer olduğunu hatırlattı. Medical Park Karadeniz Hastanesi Genel Müdürü Tuğba Altın ise yaptığı konuşmada, "23 Nisan, umudun ve geleceğin simgesidir. Karadeniz Medical Park olarak, tüp bebek tedavisiyle dünyaya gelen çocuklarımız ve aileleriyle bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Uzun yıllardır aynı hekim kadrosuyla sürdürdüğümüz güçlü yapımızı, son teknoloji laboratuvar altyapımızla destekleyerek yüksek başarı oranlarına ulaşıyoruz. Her bir çocuğumuz, bilimin ve emeğin en değerli sonucudur. Tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum" dedi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının saygıyla anıldığı tören, çocukların neşe içinde söylediği şarkılarla sona erdi. Etkinlik, toplu fotoğraf çekimi ve kutlamalarla son buldu.
Karadeniz’in zirvelerinde çöp tehdidi
15 Eylül 2025 Pazartesi - 10:01 Karadeniz’in zirvelerinde çöp tehdidi Doğu Karadeniz’in yemyeşil yaylaları ve berrak akarsuları, kontrolsüz turizm ve artan nüfus baskısıyla hızla kirleniyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nin doğal güzellikleriyle ünlü yaylaları ve akarsuları, artan nüfus yoğunluğu ile kontrolsüz günübirlik turizm faaliyetleri nedeniyle ciddi kirlilik tehdidi altında. Trabzon, Rize, Gümüşhane, Giresun ve Artvin’de özellikle yaz aylarında yaylaları dolduran ziyaretçilerin bıraktığı plastik, cam şişe, poşet ve yiyecek atıkları, dere yataklarına ulaşarak Karadeniz’in ekosistemini tehdit ediyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Erüz, yaylalarda kirliliğin geldiği noktayı ’vahim’ olarak nitelendirdi. Erüz, "Yaylalarımız son yıllarda yoğun şekilde artan nüfus ve günübirlik turizm aktivitelerinde çöpün ne olacağını düşünülmüyor. Orası meskun mahal değil. Yaylada çöp üretilmez. Yaylada her şey organiktir. Metalin fazlasını saklarlar, organik olanları da bir şekilde gömerler. Son yıllarda şehirden yaylaya atık getirip, yayladan şehre götürmek yerine yaylaya atıyorlar. Son yıllarda yaylalarda korkunç kirlilik ortaya çıkmaya başladı. Önce yayla alanlarında başlıyor, sonra bütün vadiler, dere yataklarında çöpten geçilmiyor" dedi. Yaylaların kültürel önemine dikkat çeken Erüz, "Çepni kültüründe yaylalar aslında ana yaşam mekânlarıdır. Bugün köy dediğimiz yerler ise kültürün kışlağıdır. Yaylalar Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir. Bunun da göstergesi yayla şenlikleridir. Türk kültürünü yaşatmak için yaylaya çıkıyoruz, şenliğimizi yapıyoruz. Geri döndüğümüzde şenlik alanı inanılmaz bir çöple doluyor. Toprak yararak, konteyner koyarak ve çöpü atarak kirletiyoruz. Her şekilde kirletiyoruz. Yaylalar çöp kirliliğine maruz kalıyor" diye konuştu. "Karadeniz her yıl binlerce ton karasal bölgedeki yerleşimlerden kaynaklı katı atıklarla kirleniyor" Çözüm için yaptırımların kaçınılmaz olduğuna değinen Erüz, "Artık yaylalarda çöpü temizlemek için büyük konteyner sistemleri konuşlandırmak zorundalar. Aksi durumda yaylalardaki çöp sorununun çözülmesi mümkün değil. Artık atan cezasını ödemeli. Yaylalar ve dere kenarları artık bizim çöplüğümüz değildir. Bunu önlemek için cezaların uygulanması gerekiyor" ifadelerini kullandı. Karadeniz’in her yıl binlerce ton karasal kaynaklı katı atıkla kirlendiğini hatırlatan Erüz, "Yaylalarda ve dere kenarlarında yapılan turistik faaliyetler sonucunda atıklar, kirleticiler önce yaylaları, akarsu ve havzalarını, nihayetinde Karadeniz’i kirletiyor. Karadeniz her yıl binlerce ton karasal bölgedeki yerleşimlerden kaynaklı katı atıklarla kirleniyor. Bunun yanında kimyasal atıklar da söz konusu ama çöp dediğimiz atıklarla çok yoğun bir şekilde Karadeniz, bizim yaylalarımıza ve akarsularımıza attığımız atıklarla kirleniyor" şeklinde konuştu.
Başkan Genç: "Göletlerle su kaynaklarımızı güvence altına alacağız"
14 Eylül 2025 Pazar - 11:51 Başkan Genç: "Göletlerle su kaynaklarımızı güvence altına alacağız" Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, son yıllarda artan kuraklık nedeniyle azalan içme suyu kaynaklarıyla ilgili yapılan çalışmaları değerlendirdi. 18 ilçede 21 arıtma tesisi olduğunu belirten Başkan Genç, "Başta su sorunu yaşadığımız bölgeler olmak üzere yapacağımız göletlerle beraber suyu üst kotlarda biriktirmek istiyoruz. Bu suyu arıtarak vatandaşlarımıza içme suyu olarak tedarik etmeye planlıyoruz" dedi. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, son yıllarda küresel iklim değişikliğinin etkisiyle Trabzon’da yaşanan kuraklık ve buna bağlı olarak azalan içme suyu kaynaklarıyla ilgili yapılan çalışmaları değerlendirdi. Trabzon’un merkezini besleyen en önemli içme suyu kaynağı Atasu Barajı’nda açıklamada bulunan Başkan Genç, "Son yıllarda küresel ısınmanın olumsuz etkilerinin maalesef negatif etkileriyle karşı karşıyayız. Bunlardan en önemlisi de ikamesi olmayan en değerli kaynağımız suyun giderek azalması ve bazı bölgelerde kuraklıkların yaşanmasıdır. Bu nedenle geleceğe dair doğru projeksiyonlar ortaya koymak, gerekli tedbirleri almak hem devletimizin, bakanlığımızın ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüzün, hem de her şehirde su ve kanalizasyon idarelerini yöneten büyükşehir belediyelerimizin sorumluluk alanına girmektedir. Yani bizlerin görev alanında. Göreve geldikten sonra özellikle içme suyu konusunda ciddi manada vaziyet etmeye çalıştık. Özellikle bu yıl da ağustos ayının çok kurak geçmesinden dolayı su sıkıntısı yaşadık. Esasında Trabzon ve Karadeniz denilince ırmaklarımız, derelerimiz, denizlerimiz bol yağış alan bölge olması hasebiyle su sıkıntısı olmaması gerekir diye düşünülebilir. Ama buna rağmen Trabzon’umuz şu anda su stresi yaşamaya başlayan iller kategorisine girdi. Bu konuda hem bakanlığımız hem Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüzle beraber ciddi çalışmalar yapıyoruz. Atasu önemli bir içme suyu kaynağımız. Bunun gibi şehrimizin muhtelif yerlerinde, özellikle bu yıl da sorun yaşadığımız şehrimizin batı bölgesinden başlamak üzere göletlerle beraber suyu üst kotlarda biriktirmek istiyoruz. Üst kotlarda biriktirdikten sonra su kaynağına sahip oluyorsunuz. Onu arıtarak hemşehrilerimize, vatandaşlarımıza içme suyu olarak tedarik etmeyi planlıyoruz. Şu anda bu manada devam eden şehrimizin 4 noktasında gölet çalışmalarımız var. Hem Tonya ilçemizde hem Akçaabat ilçemizde. Akçaabat’ta iki noktamızda ayrı ayrı olmak üzere gölet çalışmalarımız devam ediyor. Bir de yine 6-7 noktada Devlet Su İşlerimizle mutabık kaldığımız ve bir tanesini bu yıl ihaleye çıkacağımız, projelendirdiğimiz gölet çalışmalarımız var. Bunlarla beraber bu atıl olan içme suyunu biriktireceğiz ve arıtmayla birlikte nitelikli hale, içilebilir hale getireceğiz" dedi. 18 ilçede 21 arıtma tesisimiz var Başkan Genç Trabzon’un 18 ilçesinde 21 arıtma tesisi olduğunu belirterek, "Yani Trabzonlu hemşehrilerimize yüzde 80’i aşan bir oranda arıtılmış su içiriyoruz. Maçka’da bir Karakaya grup suyumuz var. Bu Karakaya grup suyumuzun kaynağında Devlet Su İşlerimizle birlikte bir baraj projelendirdik. 137 metreküp derinliği ve ciddi bir yüksekliği olan, aynı zamanda 45 milyon metreküp suyu biriktirebilecek olan bir baraj projelendirdik. Bizim temel amacımız içme suyunu temin etmek, sağlıklı suya ulaşmak. Trabzon’umuzda göletlerimizle birlikte ayrıca turizm merkezleri de olacak diye düşünüyorum. Çünkü yaptığımız bu su kaynakları dağların hemen eteklerinde olan ve gölet olduğu zaman çok daha müthiş manzarasıyla doğal güzelliğe sahip olan alanlarımız" diye konuştu.
Prof. Dr. Bilgili: "Ekosistem yangın sonrası birkaç yıl içinde kendilerini doğal yollarla yeniler"
14 Eylül 2025 Pazar - 09:15 Prof. Dr. Bilgili: "Ekosistem yangın sonrası birkaç yıl içinde kendilerini doğal yollarla yeniler" Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğrul Bilgili, "Bir yanlış orman yangınlarında her şeyin yanıp kül olduğu düşüncesidir. Gerçekte yangınlarda yanan esas unsurlar ölü örtü, ince yanıcı materyaller, ağaçların yaprakları ve ince dallarıdır. Geriye kalan odunsu kısımlar genellikle yanmaz ve ekonomik değerlerini de kaybetmezler. Özellikle yangına bağımlı ve adapte olmuş ekosistemler, yangın sonrası birkaç yıl içinde kendilerini doğal yollarla yenileme kapasitesine sahiptir" dedi. Prof. Dr. Bilgili, bu yeni riskin temel nedeninin olağandışı hava olayları ve bunlardan önce gelen uzun süreli kuraklıklar olduğunu belirterek şartların, ormanlarda bulunan yanıcı madde nemini kritik seviyelere düşürdüğünü vurguladı. Bilgili, "Orman yangınları, Batı Karadeniz ve Güney Marmara gibi yangınların sık görülmediği bölgelerde de artık maalesef görülmeye başlamıştır. Bunun temel sebebi, bu bölgelerde olağandışı hava olaylarının ve bunlardan önce gelen uzun süreli kuraklıkların yaşanmasıdır. Bu kuraklıklar ve sonrasında gelen aşırı hava olayları nedeniyle, yanıcı madde nemi kritik seviyelere düşmektedir. Bu da, bu bölgelerde yangınların hem daha kolay çıkmasına hem de daha şiddetli ve tahripkâr olmasına neden olmaktadır. Çıkan yangınlar buna örnek teşkil etmektedir. Bu bölgelerde önümüzdeki süreçte özellikle iklim değişikliğine bağlı olarak ve yanıcı madde miktarındaki artış da göz önüne alındığında, önümüzdeki on yıllarda yangınları daha sık ve daha şiddetli bir şekilde göreceğimiz öngörülmektedir. Hatta bu durum daha kuzey bölgelerimiz için de geçerli olabilir" dedi. Türkiye’de son yıllarda orman yangınlarıyla mücadelede önemli adımlar atıldığını kaydeden Bilgili, "Türkiye, son yıllarda orman yangınlarıyla mücadelede önemli hamleler gerçekleştirmiştir. Kara ve hava araçlarının sayısının artırılması, erken uyarı sistemlerinin yangın organizasyonuna entegre edilmesi ve İHA gibi teknolojilerin kullanımı büyük başarılar arasındadır. Ancak görüyoruz ki, özellikle yangınların önlenmesi ve yangınlara karşı hazırlıklı olma konularında hâlâ önemli eksiklikler mevcuttur. Orman yangınlarıyla mücadele yalnızca yangını söndürmek değil, yangın öncesindeki önleyici tedbirleri almak, hazırlıklı olmak ve yangın sonrası rehabilitasyon süreçlerini de kapsayan kapsamlı ve bütüncül bir strateji gerektirir. Bu süreç sadece söndürmeye değil, risk yönetimi temeline dayanmalıdır" diye konuştu. Doğru bilinen yanlışlar Yangınla ilgili doğru bilinen yanlışları sıralayan Bilgili, "Doğru bilinen yanlışlardan biri, tüm yangınların zararlı olduğu yanılgısıdır. Dünya ekosistemlerinin yaklaşık yarısı bir şekilde orman yangınlarıyla ilişkilidir. Diğer yarısı ise yangınlardan zarar görür. Bu duruma örnek olarak, tropikal bölgelerdeki Amazon yağmur ormanları gösterilebilir. Ekosistemlerin sürdürülebilirliği, ancak yangının etkisinin belirli bir ölçüde ortaya konulmasıyla sağlanabilir. Ancak, iklim değişikliğiyle birlikte ortaya çıkan olağandışı durumlar özellikle uzun süreli kuraklıklar ve sonrasında gelişen aşırı hava olayları, yangınların olması gerekenden çok daha şiddetli, sık ve tahripkar hale gelmesine neden olabilmektedir. Bu nedenle, yangınların doğal bir parçası olduğu ekosistemlerde dahi yangınlar artık ekosistemlere zarar verebilecek boyutlara ulaşabilmektedir" şeklinde konuştu. "Uçak ve helikopterler aslında ilk müdahale araçlarıdır" Yangın söndürmede kullanılan uçak ve helikopterlerin ilk müdahale araçları olduğuna dikkat çeken Bilgili, "Bir diğer yaygın yanılgı, yangınların uçak ve helikopterlerle tek başına söndürülebileceğidir. Uçak ve helikopterler aslında ilk müdahale araçlarıdır. Bu araçlar genellikle yangının ilk 5, 10 ya da 15 dakikasında yapılan müdahalelerde etkilidir. Hızlı oldukları için yangına erken müdahale etmeleri durumunda yangını kontrol altına almak çok daha kolaylaşır. Ancak yangın büyüdüğünde, gelişip tahripkâr boyutlara ulaştığında bu hava araçlarının etkinliği son derece sınırlı kalır. Uçak ve helikopterlerin etkili olabilmesi için yer ekipleriyle koordineli bir şekilde çalışmaları şarttır. Bir diğer yanlış ise orman yangınlarında her şeyin yanıp kül olduğu düşüncesidir. Gerçekte, yangınlarda yanan esas unsurlar ölü örtü, ince yanıcı materyaller, ağaçların yaprakları ve ince dallarıdır. Geriye kalan odunsu kısımlar genellikle yanmaz ve ekonomik değerlerini de kaybetmezler. Özellikle yangına bağımlı ve adapte olmuş ekosistemler, yangın sonrası birkaç yıl içinde kendilerini doğal yollarla yenileme kapasitesine sahiptir. Ancak yangınların çok şiddetli olduğu durumlarda, ormancılık işletmeleri gerekli önlemleri alarak ekim ve dikim faaliyetleriyle bu alanların tekrar orman rejimine katılmasını sağlar. Yine bir başka yanlış bilgi, orman yangınlarında kozalakların patlayarak yangının bir noktadan başka bir noktaya atladığıdır. Gerçekte böyle bir ‘kozalak patlaması’ söz konusu değildir. Ancak yangın atlaması olabilir. Bu duruma ‘nokta yangını’ adı verilir. Nokta yangınları ince materyallerin ve özellikle ağaç gövdesi kabuklarının yangın sırasında yanarak rüzgârla başka bir yere taşınmasıyla oluşur. İklim değişikliği, buna bağlı olarak ortaya çıkan uzun süreli kuraklıklar, ardından gelen olağandışı hava olayları, ormandaki yanıcı madde miktarı ve sürekliliğinin artması ve insan faaliyetleri; orman yangınlarının sayısını azaltmayı büyük ölçüde zorlaştırmaktadır. Bu nedenle orman yangınlarıyla mücadelede, yangın sonrası değil, yangın öncesi planlamalar yani yangınları önleme ve hazırlıklı olma çalışmaları çok daha büyük öneme sahiptir. Yangın riski ve tehlikesini azaltmanın en önemli yollarından biri, yanıcı maddelerle ilgili düzenlemeleri zamanında ve yerinde yapmaktır. Bu kapsamda, yangın öncesi dönemde yapılan mekanik yanıcı madde temizliği büyük önem taşır" diye konuştu.
Transferde Trabzonspor’un kalesi ses getirdi
13 Eylül 2025 Cumartesi - 11:20 Transferde Trabzonspor’un kalesi ses getirdi Trabzonspor, Trendyol Süper Lig 2025-2026 sezonu yaz transfer döneminde kaleci transferleriyle dikkat çekti. Uğurcan Çakır’ı rekor bedelle Galatasaray’a gönderen bordo-mavililer, Manchester United’ın Kamerunlu kalecisi Andre Onana’yı Trabzon’a getirdi. Trendyol Süper Lig’de yaşadığı şampiyonluk sezonunun ardından kadroda büyük sirkülasyon yaşayan Trabzonspor, bu sezonda benzer bir tablo yaşadı. Kadroda büyük bir değişime giden Karadeniz ekibi bir taraftan kadrosunu güçlendirirken, diğer taraftan ise birçok oyuncuyla yollarını ayırdı. Bordo-mavililer, yaz transfer döneminde 8 yabancı oyuncu kadrosuna katarken, yerli oyuncuya bu transfer almadı. 8 futbolcu kadrosuna kattı Trabzonspor’un yaz transfer döneminde kadrosuna kattığı oyuncuların kulüplerine 29 milyon Euro (1 milyon 148 milyon 228 Bin TL) harcama yaptı. Bu döneminde gelen oyuncuların yıllık maliyeti ise 12 milyon760 Bin Euro (619 Milyon 623 Bin TL). Paul Onuachu 5 milyon 670 bin Euro, Christ Inao Oula 5 milyon 500 bin Euro, Augusto 5 milyon Euro, Olaigbe 5 milyon Euro, Benjamin Bouchouari 4 milyon Euro, Pina 3 milyon Euro, Ernest Muçi (Kiralama bedeli) 1 milyon Euro, Andre Onana (kiralık) 5 milyon 260 bin Euro bonservis bedeli ödeyecek. 16 futbolcuyu gönderdi Trabzonspor’da yaz transfer döneminde bonservis bedeli alarak, kiralık ve serbest bırakarak gönderdiği oyuncu sayısı ise 16 oldu. Bordo-mavililerin, bu dönemde giden oyunculardan 40 milyon Euro’yu aşan bir gelir elde etti. Gelirin yüzde 90’lık kısmı ise Uğurcan Çakır’ın transferinden elde edildi. Trabzonspor’dan, transfer sezonuna imza atan kulüplerden oldu. Özellikle KDV ve bonuslarla birlikte Uğuncan Çakır’ı, Galatasaray’a transferine onay veren Trabzonspor bu transferden KDV dahil 33 milyon Euro ve 3 milyon Euro şarta bağlı bonusa satışı gerçekleştirdi. Pedro Malheiro, 6 milyon 130 bin Euro karşılığında Al-Wasl’ın yolunu tuttu. Muhammed Cham 600 bin Euro kiralama bedeliyle Slavia Prag’a, Batista Mendy ise 250 bin Euro kiralama bedeliyle Sevilla’ya gitti. Serkan Asan ve Muhammet Taha Tepe bedelsiz şekilde Iğdır FK’ya geçti. Hüseyin Türkmen ise Antalyaspor’a gitti. Enis Destan, bedelsiz olarak Hull City’ye katılırken, aynı takıma John Lundstram kiralık olarak gönderildi. Ali Şahin Yılmaz İstanbulspor’a, Göktan Gürpüz Gençlerbirliği’ne, Poyraz Yıldırım da Antalyaspor’a kiralandı. Tonio Teklic bedelsiz olarak Widzew Lodz’a giderken, Denis Dragu da Eyüpspor’a kiralandı. Öte yandan Kerem Şen, Serik Spor’a gönderildi. Borna Barisic’in isme ise TFF’ye bildirilmedi.