Yerel Haberler
Trabzon
25 Şubat 2026 Çarşamba - 14:27 Genç kızın ailesinin isteğini hiçe saydı, sosyal medyasında paylaştı Trabzon’un Ortahisar ilçesinde geçtiğimiz hafta köpekten kaçarken belediye otobüsünün çarpması sonucu ağır yaralanan genç kızı hastanede ziyaret eden CHP’li Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın ailenin kızlarıyla ilgili görüntü alınmaması talebine rağmen yüzünü açık şekilde göstererek görüntüsünü sosyal medyada paylaşması tepkilere neden oldu. Ortahisar ilçesi Değirmendere Mahallesi’nde 18 Şubat’ta kaldırımda yürüyen Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Eczacılık Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Cennet Nesibe Gül (21), karşısına çıkan köpeğin kendisine doğru koşması üzerine paniğe kapılarak kaçmak isterken yola atladı. O sırada yoldan geçen belediye otobüsü, Gül’e çarptı. Çarpmanın etkisiyle metrelerce sürüklenerek ağır yaralanan Gül, ambulansla KTÜ Farabi Hastanesi’ne kaldırıldı. Ameliyata alınan ve yoğun bakımda tutulan genç kız, hayati tehlikeyi atlatarak servise alındı. Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, önceki gün Cennet Nesibe Gül’ü tedavi gördüğü hastanede ziyaret etti. Cennet Nesibe’nin ailesiyle de görüşen ve "geçmiş olsun" dileklerini ileten Başkan Kaya, "Çok şükür yavrumuzun durumu iyiye gidiyor. Bizim tek derdimiz, yavrumuzun bir an önce sağlığına kavuşmasıdır" dedi. Yoğun bakımdan çıkarılarak serviste tedavi altına alınan Cennet Nesibe Gül’ün ailesi, Kaya’dan ve beraberindeki belediye basın ekibinden kızları ile ilgili hastane odasından görüntü ve fotoğraf alınmamasını rica etti. Ancak hastane odasındaki ziyarette çekilen görüntüler, Başkan Kaya’nın sosyal medya hesabında aynı gün paylaşıldı. Aile ve yakınları Ahmet Kaya’ya tepki gösterirken, sosyal medyadaki paylaşımın altında da tepkilerini dile getirdiler. Gül’ün kuzeni Halam Ayşe Gülyer, "Gerçekten samimi özür dilemek için geldiyseniz izinsiz fotoğraf çekmeyin ve asla paylaşmayın" ifadelerini kullandı. Genç kızın yakınları, "Siz bunu izinsiz paylaştınız. Biz de susmayacağız", "Açık rıza olmaksızın görüntüsünün paylaşılması 6698 sayılı KVKK kapsamında kişisel veri ihlalidir. Kişilik haklarının ve özel hayatın gizliliğinin ihlali söz konusudur. İçeriğin derhal kaldırılmasını ve gerekli hukuki sürecin başlatılacağını bildiriyoruz" diyerek tepkilerini dile getirdi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:10 Süper Lig’in en verimli transferi Paul Onuachu Trendyol Süper Lig’de sezon başında takımlarına katılan yabancı futbolcuların performanslarına bakıldığında Trabzonspor’un gol yükünü çeken Paul Onuachu, verimlilik sıralamasında zirvede yer aldı. Trabzonspor’da ortaya koyduğu skor katkısıyla öne çıkan Nijeryalı santrfor Paul Onuachu, hem gol sayısı hem de maç başına üretkenliğiyle yeni transferler arasında ilk sıraya yerleşti. Onuachu’nun istikrarlı performansı, bordo-mavililerin hücum gücüne doğrudan yansıdı. Sezon başında takıma katılan Onuachu, ligde oynadığı 20 maçta 17 gol ve 1 asistlik performans sergiledi. Shomurodov ve Asensio dikkat çekti Başakşehir’in Özbek forveti Eldor Shomurodov ise 23 mücadelede 16 gol ve 4 asistle takımına önemli katkı sağladı. Fenerbahçe’nin İspanyol orta saha oyuncusu Marco Asensio da skor üretiminde öne çıkan oyunculardan biri oldu. Asensio, 19 karşılaşmada 11 gol ve 8 asistlik performans ortaya koydu. Muçi ve Augusto da üst sıralarda Sezon başında Karadeniz ekibine katılan Arnavut oyuncusu Ernest Muçi, 20 maçta 10 gol ve 3 asistte ulaşırken, Gaziantep FK’nin golcüsü Mohamed Bayo da 18 mücadelede 10 gol ve 1 asist kaydetti. Bordo-mavililerin bir diğer forveti Felipe Augusto ise 22 karşılaşmada 10 gol üretti. Galatasaray’ın Nijeryalı santrforu Victor Osimhen de 16 müsabakada 9 gol ve 3 asistlik katkı verdi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 09:02 Sahile sığmayan şehir yamaçlara tırmanıyor Trabzon’da konut yerleşimi sahil bandında yoğunlaşan yapılaşmadan yamaçlara doğru yön değiştirirken, kentin coğrafi sınırları şehirleşmenin rotasını belirliyor. Bir dönem yoğun şantiye faaliyetlerinin görüldüğü kentte yeni proje sayısındaki azalma, sıfır konut stokunu daraltarak hem fiyat dengesini hem de şehir siluetini etkiliyor. Trabzon’da yerleşim düzeni, kentin coğrafi yapısının etkisiyle sahil bandından yüksek kesimlere doğru yön değiştiriyor. Uzun yıllar Karadeniz kıyısına paralel gelişen yapılaşma modeli, doğuda Yomra, merkezde Ortahisar ve batıda Akçaabat ilçeleri arasında şekillenen konut hattı üzerinden ilerliyor. Bu üçlü aks, kentin konut üretiminde ana omurga niteliği taşıyor. Artan nüfus ve sınırlı düz alanlar nedeniyle sahil şeridindeki genişleme kapasitesi daralırken, yerleşim daha çok yamaçlara doğru kayıyor. Kuzeyde deniz, güneyde yükselen topoğrafya ile çevrili kentte yeni konut alanları eğimli arazilerde yoğunlaşıyor. Bu durum hem şehir siluetini değiştiriyor hem de yapılaşma biçimini dönüştürüyor. Yeni konut üretimindeki düşüş, satış piyasasında ikinci el ağırlığını artırdı Bir dönem doğu-batı hattında yoğun şantiye faaliyetleri dikkat çekerken, son dönemde yeni konut üretimindeki düşüş, satış piyasasında ikinci el ağırlığını arttırdı. Kent genelinde devam eden büyük ölçekli inşaat projelerinin sınırlı olması, sıfır daire stokunu daraltırken mevcut konutların değerini yükseltti. Sektör verilerine göre son aylarda el değiştiren taşınmazların önemli bölümünü ikinci el konutlar oluşturdu. Yeni proje sayısının azalması, özellikle merkezi lokasyonlarda fiyatların yukarı yönlü hareket etmesine neden oldu. Ayhan Taflan: "Bölgemizde konut fiyatları 6-7 milyon TL’den yukarı doğru gidiyor" Trabzon İnşaatçılar ve Emlakçılar Odası Başkanı Ayhan Taflan, kentte hareketli bir konut alım satımının olmadığını dile getirerek, "Bölgemizde konut fiyatları 6-7 milyon TL’den yukarı doğru gidiyor. Vatandaşlar konut fiyatları düşer mi diye soruyor ama kesinlikle düşmesi mümkün değil. İnşaat maliyetlerini, arsa fiyatlarını, diğer giderleri dikkate almak gerekir. Bunları üst üste koyduğumuzda maliyetler çok artmış durumda ve bu durum vatandaşın üstesinden gelmesini daha da zorlaştırıyor. Allah herkesin yardımcısı olsun. İleriki süreçte de öyle çok hareketli bir konut alım satım dönemi beklenmiyor" dedi. "Şu anda Trabzon’da doğru düzgün bir şantiye yok" Geçmiş yıllarda Trabzon’daki Çukurçayır, Boztepe ve Kaşüstü bölgelerinin şantiye alanı gibi olduğuna dikkat çeken Taflan, "Trabzon’un batısı olan Söğütlü- Yıldızlı, doğuda Kaşüstü-Yalıncak yani Yomra ve Akçaabat Trabzon merkez ile birleşti. Kuzeyimiz deniz, güneyimiz yerleşim alanları. Bu yüzden bölgelerin imara açılması, 18. madde uygulamalarının yapılmış olması gerekiyor. Eskiden Çukurçayır, Boztepe ve Kaşüstü’nde adeta bir şantiye gibiydi. Aynı şekilde üst bölgelerde de yeni alanların açılması lazım. Çünkü arsa talep meselesidir. Arz yoksa talebin karşılanması mümkün olmaz. Proje olmayınca olan az sayıdaki arsa ve konut çok kıymetli hale geliyor, fiyatlar da yükseliyor. Rekabet olması ve fiyatların dengelenmesi için şehrin güneyinde daha fazla yapılaşma gerekiyor. Firmalar da elbette gelir-gider dengesine bakıyor. İnşaat maliyetleri bittiğinde satış fiyatlarını o günün şartlarına göre belirlemek zorundalar. Şu anda Trabzon’da doğru düzgün bir şantiye yok. Verilere baktığımızda satılan konutların neredeyse tamamına yakını ikinci el. Bunların bir kısmı 20-30 yıllık binalar da olabilir. Sıfır daire zaten bölgemizde çok az. Bu da fiyatları olumsuz etkiliyor" ifadelerini kullandı.
Maçka Belediye Başkanı Koçhan’dan Ortahisar Belediye Başkan Kaya’ya "şov yapma" uyarısı
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 15:43 Maçka Belediye Başkanı Koçhan’dan Ortahisar Belediye Başkan Kaya’ya "şov yapma" uyarısı Trabzon’un Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın vatandaşlardan gelen şikâyet ve talepler doğrultusunda Maçka ilçesi sınırları içindeki Sümela Manastırı’nın etrafındaki piknik alanlarında kapsamlı bir temizlik çalışması yaptıklarını açıklaması Maçka Belediye Başkanı Koray Koçhan’ın tepkisini çekti. Yaptığı basın açıklamasında "Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve Maçka Belediyesi sorumluluk alanında olan bölgede Ortahisar Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü ekiplerinin oluşan kirliliği giderdiğini" açıklayan Kaya’ya "Şov yapma Ortahisar’ın temizliği ile ilgilen" uyarısında bulunan Koray Koçhan "Sümela ve çevresinin temizliğinin tamamen Milli Parklar Genel Müdürlüğü sorumluluğunda, Maçka Belediyesi olarak görevimiz olmamasına rağmen gönüllü olarak çöpleri düzenli olarak topluyoruz. Önce kendi hizmetlerinizi anlatın. Milli Parklara ait koskoca alanda bir noktayı temizleyerek yetki alanınız dışındaki alanlarda şov yapmayı bırakın" dedi. Trabzon’un gözde turizm merkezi Sümela Manastırı çevresinde yapılan temizlik çalışması üzerinden kamuoyunu yanıltmaya çalışıldığını kaydeden Başkan Koray Koçhan "Sümela Manastırı ve çevresindeki piknik alanları, Milli Parklara bağlı özel koruma alanıdır ve bu bölgede temizlik hizmeti Milli Parklara aittir. Hal böyleyken, Ortahisar Belediyesi’nin sorumluluk sahası dışında, yasal zemini olmayan bir çalışmayı kamuoyuna bir başarı hikayesi gibi sunması, sadece gündem oluşturma ve şov yapma çabasıdır. Temizlik hizmeti gerçekten bir sorumluluksa, bu sorumluluğu önce kendi ilçenizde yapın. Kaldı ki Oratahisar’daki çöp dağlarını da biz biliyoruz" diye konuştu. "Ortahisar Belediyesi önce kendi ilçesinin çöplerini temizlesin" Başkan Koçhan, Ortahisar’daki birçok mahalleden gelen yoğun temizlik şikayetlerine dikkat çekerek şu sözlerle devam etti: "Sayın Ahmet Kaya, kendi ilçenizin çöplerine sahip çıkın. Milli Parklar’ın sorumluluğundaki alanlarda şov yaparak algı yönetmeye çalışmayın. Belediyelerin, kendi sınırları dışındaki alanlarda izinsiz çalışması hem yasal değildir hem de kurumsal ciddiyetle bağdaşmaz. Bu tür alanlar popülist gösterilerin değil, sorumluluk ve bilinçli hizmet anlayışının alanlarıdır. Ortahisar Belediyesi önce kendi ilçesinin çöplerini temizlesin; ardından gerçekten varsa yaptığı yatırımları anlatsın. Koskoca turizm alanında yalnızca bir noktada temizlik yapıp bunu kamuoyuna hizmet gibi sunmak, şovdan başka bir şey değildir."
Karadeniz Sahil Yolu Yomra geçişinde trafik sorunu yeni nesil hemzemin kavşak ile çözülecek
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 14:07 Karadeniz Sahil Yolu Yomra geçişinde trafik sorunu yeni nesil hemzemin kavşak ile çözülecek Trabzon’da özellikle yaz aylarında büyük yoğunluk yaşanan ve özellikle akşam saatlerinde içinden çıkılmaz bir hal alan Karadeniz Sahil Yolu Yomra ilçe geçişindeki trafik sorunu yeni nesil hemzemin kavşak ile çözülecek. Yapılacak çalışma ile ilgili bilgi veren Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Trabzon’da yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte yoğunlaşan trafik akışını rahatlatmak üzere Yomra Giriş Kavşağı’nda yeni nesil kavşak uygulaması için çalışmalara başladıklarını kaydetti. Bakan Uraloğlu, yerli ve yabancı turistlerin artan ilgisiyle birlikte Trabzon’da trafik hacminin her geçen gün yükseldiğini ifade ederek "Bu yoğunluk Karadeniz Sahil Yolu üzerindeki Yomra giriş kavşağında da kendini gösteriyor. Yomra giriş kavşağında yıllık ortalama günlük trafik değeri 72 bine ulaştı. Yaptığımız kapasite analizleri ve projeksiyon değerlendirmeleri, mevcut hemzemin kavşağın artık yeterli olmadığını açıkça ortaya koydu. Bu nedenle hemzemin düzenlemelerle kavşak geometrisini yeniden tasarladık. Yeni model sayesinde geçiş süresini yarıya indirmeyi, böylece trafik yoğunluğunu önemli ölçüde azaltmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Yeni sistemin teknik detaylarına da değinen Bakan Uraloğlu, "Yeni nesil kavşak projesi ile birlikte hem araç depolanma alanlarını 5 kat arttıracağız hem de mevcut sinyalizasyon ile 4 fazlı olan kavşak sistemini 2 fazlı hale getireceğiz. Böylece geçiş süresi azalırken trafik yoğunluğunun da önüne geçeceğiz" açıklamasında bulundu. Kavşağın klasik projelere göre daha düşük maliyetle tasarlandığını da vurgulayan Uraloğlu, "Yeni nesil kavşak projesiyle; hızlı yapım, düşük maliyet ve trafik ihtiyaçlarına cevap veren bir model geliştirdik. Bu sayede çok daha kısa sürede işlevsel ve sürdürülebilir bir kavşak yapımı mümkün hale geldi" değerlendirmesinde bulundu. Projenin takvimine ilişkin de bilgi veren Uraloğlu, "Yomra Yeni Nesil Hemzemin Kavşak Projesi’nin yapım çalışmalarına 28 Temmuz 2025 tarihi itibarıyla başladık. bir ay gibi kısa bir sürede tamamlayarak Ağustos ayı sonunda hizmete almayı hedefliyoruz" dedi.
Fındıkta erken hasat uyarısı
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:18 Fındıkta erken hasat uyarısı Fındıkta hasat tarihinin yaklaşmasıyla birlikte uzmanlardan erken hasat uyarısı geldi. Trabzon’da kesimlere göre 2025 yılı fındık hasat tarihleri geçtiğimiz günlerde belirlendi. Ticaret Bakanlığı Doğu Karadeniz Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü’nün genelgesi doğrultusunda toplanan komisyonda alınan ortak karar neticesinde 250 metre rakıma kadar olan sahil kesiminde 3 Ağustos, 500 metre rakıma kadar olan orta kesimde 8 Ağustos, 500 metre ve üzerinde rakıma sahip olan kesimlerde ise 14 Ağustos’tan itibaren fındık toplanabileceği duyuruldu. Konuyla ilgili açıklama yapan Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan ise sahada yaptıkları gözlemlere göre 250 rakım altındaki fındık bahçelerinde 3 Ağustos itibarıyla hasat için uygun koşullar oluşmadığı belirterek fındığın üçte ikisinin kızarmamış olması ve zurufundan zor ayrılması nedeniyle hasat için erken olduğu uyarısında bulundu. Pehlevan, belirlenen fındık toplama tarihinin hasat için uygun olmadığını iddia ederek "Şu anki görüntü itibarıyla belirlenen tarih olan Ağustos ayının 3’ünde, bu bölgede 250 rakım altındaki alanlarda fındık hasadının uygun olmadığını belirtmek isterim. Eğer bu tarihte hasat yapılırsa randıman kaybı yaşanacaktır. Fındığın üçte ikisinin kızarmış olması gerekirken, görüldüğü üzere henüz yeterli kızarıklık yok; sadece kısmi kızarıklıklar mevcut. Bu durum belki de kuraklıktan kaynaklanıyor olabilir. Sahadaki gözlemlerime göre, 250 rakımın altındaki fındık alanlarında 3 Ağustos itibarıyla hasat yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü fındığın üçte ikisi henüz kızarmamış, zorlukla zurufundan (kabuk) ayrılıyor. Aslında üretici, fındığın ne zaman toplanması gerektiğini biliyor. Ancak erken hasat yapıldığında bu, doğrudan üreticiye zarar veriyor. Çünkü randıman kaybı, gelir kaybı anlamına geliyor" dedi. Erken hasada yasal müdahale Fındık hasadını belirlenen tarihten önce yapanlara yasal işlem yapılacağını da hatırlatan Pehlevan, "Fındık toplamaya erken başlayanlara karşı yasal işlem ve cezai yaptırımlar söz konusu. Bu yıl böyle bir sorun yaşanacağını düşünmüyorum. Ancak bu sene hasat için çok erken tarihler verildiğini düşünüyorum. Erken toplama konusunda devletin kolluk kuvvetleriyle müdahale etmesi gerektiğine inanıyorum. Ben de bir üretici ve çiftçi olarak bu yıl için hasat tarihinin erken olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. Üretim alanları daralıyor, gençler tarımdan uzaklaşıyor Fındık üretiminde son yıllarda belirgin bir azalma yaşandığına dikkat çeken Pehlevan, "Fındık alanlarının imara açılması nedeniyle üretim miktarında azalma yaşanıyor. Üretici, yeterli gelir elde edemediği için bahçesinden uzaklaşıyor. Vatandaş ’Verdiğim emeğin karşılığını alamıyorum’ diyor. Karşılığını alamadığında da mecburen ’Allah ne verdiyse’ diyerek üretime devam ediyor. Oysa fındığı desteklememiz ve sahip çıkmamız gerekiyor. Çünkü bu ürün ülkemiz için çok kıymetli; hem döviz girdisi açısından hem de geçim kaynağı olarak büyük önem taşıyor. Fabrikalar, ticaretle uğraşanlar ve üreticiler için vazgeçilmez bir ürün. Bu noktada bizim yapmamız gereken, tarıma ve çiftçiliğe gençleri yönlendirmek olmalı. Teşviklerle bu alanlara yönelim sağlanmalı. Şu anda üretiyoruz ama buna yeterince katma değer katamıyoruz. Oysa katma değerli ürün olarak dışarıya satsak, ülkemize çok daha büyük maddi girdiler kazandırabiliriz" ifadelerini kullandı. Fındık rekoltesinde 3 farklı rakam Rekolte için farklı rakamların telaffuz edildiğini de kaydeden Pehlevan, "Rekolteyle ilgili olarak basından edindiğimiz bilgilere göre üç farklı rakam konuşuluyor. 620 bin ton, 520 bin ton ve 420 bin ton. Bu kadar farklı rakamlar olmamalı; daha yakın değerler beklenir. Bu işi ticaretini yapanlar 620 bin ton diyor, TÜİK 520 bin ton açıklıyor, kamu kurumları ise 420 bin ton olarak ifade ediyor. Oysa bu fark bu kadar büyük olmamalı. Bu yıl, başta ilkbaharda yaşanan don olayları nedeniyle fındık ciddi zarar gördü. Şu anda ise kuraklık etkisini sürdürüyor; erken dökülmeler yaşanıyor, fındık kendini besleyemiyor. Sulama ihtiyacı yüksek ama bu yeterince sağlanamadı, fındık bahçeleri kendi haline bırakıldı. Ayrıca kokarca zararı da söz konusu. Bu zararlar hesaplandı mı ? hesaplanacak mı ? nasıl değerlendirilecek bilmiyoruz. Yüksek kesimlerde ayrıca külleme hastalığı da gözlemleniyor. Tüm bu etkenler dikkate alınarak gerçekçi bir rekolte tespiti yapılırsa, doğru fiyat da ortaya konabilir" şeklinde konuştu.
Kozoğlu: "Alternatif fındık rekoltesi açıklayarak kamuoyu ve devlet organları yanıltılmaya çalışılıyor"
29 Temmuz 2025 Salı - 12:13 Kozoğlu: "Alternatif fındık rekoltesi açıklayarak kamuoyu ve devlet organları yanıltılmaya çalışılıyor" Türkiye Ziraat Odaları Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve Trabzon Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanı Hasan Kozoğlu, ihracatçı birliklerinin açıkladıkları ’alternatif fındık rekoltesi’ üzerinden kamuoyu ve devletin organları yanıltılmaya çalışıldığını söyledi. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Kozoğlu, Tarım ve Orman Bakanlığı başkanlığında bütün illerde kurulan fındık rekolte tahmin komisyonlarının rekolte tahmin çalışmalarını tamamladığını hatırlattı. Kozoğlu "Bu komisyon üyeleri Ticaret Borsaları, Ulusal Fındık Konseyi, Fiskobirlik, İhracatçı Birlikleri, Fındık Araştırma Enstitüsü, Ticaret ve Sanayi Odaları, Ziraat Mühendisleri Odaları, Üniversiteler, Ziraat Odalarından görevli teknik elemanlar ve Tarım ve Orman İl Müdürlüklerinde görevli 2 veya 3 kişiden oluşmaktadır. Fındık rekolte sayımı yapılan bütün alanları bu komisyon beraber geziyor, tüm sayımları beraber yapıyorlar. Sağlam ve sakat oranını beraber belirliyorlar. Arazi işi bitince masa başına geliniyor, tespit edilen rakamlar formülde yerine konuyor. Fındık rekoltesi otomatikmen hesap ediliyor" dedi. "Bunu yaptıranlar ve yapanlar haddini aşarak devleti yanıltmaya, algı oluşturmaya çalışmaktadırlar" Komisyonda yer alan ihracatçı birliklerinin temsilcilerinin çıkan sonucun altına imza atmadığını iddia eden Hasan Kozoğlu "’Neden imzalamıyorsunuz?’ diye sorunca ’’Ben imzalayamam bana öyle talimat verdiler’’ diye cevap veriyorlar. Şimdi madem altına imza atmayacaksınız komisyona neden katılıyorsunuz? Bu komisyondakilerden daha bilgili ve donanımlı mısınız? Sonra çıkan rakama alternatif rekolte açıklıyorsunuz. Tarım ve Orman Bakanlığının yaptırdığı rekolte 449 bin ton çıkarken, siz bu fındıkları nerden bulup 601 bin tona çıkardınız. Bu rekolteyi yaptıran ve yapan kurumları hiçe saymaktır. Bu kamuoyunu ve devletin organlarını yanıltmaktır. Tarım ve Orman Bakanlığı gereğini yapmalıdır. Bu ne aymazlıktır. Kendini devlet gibi görenlerden hesap sorulmalıdır. Olmayan fındığı var göstermenin kimseye faydası yoktur. Keşke fındık olsa da çiftçi fındık toplayıp para kazansa... Bunu yaptıranlar ve yapanlar haddini aşarak devleti yanıltmaya, algı oluşturmaya çalışmaktadırlar. Bu kişi ve kurumlardan hesap sorulmalıdır. Bu şımarıklık ortadan kaldırılmalıdır. Her kurum ve herkes haddini bilmelidir. Bakanlık tarafından oluşturulan ve bunlarında içinde olduğu komisyonu yok sayanlara haddi bildirilmelidir" ifadelerini kullandı.
12. Uluslararası Akçaabat Resim Çalıştayı 5-12 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek
29 Temmuz 2025 Salı - 12:13 12. Uluslararası Akçaabat Resim Çalıştayı 5-12 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek Akçaabat Belediyesi’nin kültür ve sanat alanında gelenekselleştirdiği önemli organizasyonlardan biri olan Uluslararası Akçaabat Resim Çalıştayı, bu yıl 12. kez düzenleniyor. 5-12 Ağustos 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan çalıştay, yerli ve yabancı ressamları Akçaabat’ta buluşturacak. Farklı coğrafyalardan sanatçıların katılımıyla gerçekleştirilen bu etkinlik, sanat aracılığıyla kültürler arası etkileşimi teşvik ederken aynı zamanda Akçaabat’ın tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerini uluslararası düzeyde tanıtmaya katkı sağlıyor. Bu yıl çalıştaya Trabzon ve Türkiye’nin çeşitli illerinin yanı sıra Kazakistan, Polonya, Ukrayna, Kuveyt ve Gürcistan başta olmak üzere birçok ülkeden toplam 15 sanatçı katılıyor. Sanatçılar, bir hafta boyunca Akçaabat’ta ağırlanacak; ilçenin doğasını, mimarisini, yaşam kültürünü ve insanlarını gözlemleyerek bu izlenimlerini tuvallerine aktaracak. Eserlerin üretim süreci, açık hava atölyeleri aracılığıyla halkın da birebir tanıklık edebileceği bir platforma dönüşecek. Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, çalıştayla ilgili yaptığı değerlendirmede "Her yıl olduğu gibi bu yıl da kültür ve sanatla iç içe bir yaz mevsimi yaşıyoruz. Şehirlerin sadece fiziki yapılarla değil, kültürel birikimle büyüyeceğine inanıyoruz. Resim çalıştayımız da bu anlayışın bir yansımasıdır. Sanat, birleştirici ve iyileştirici gücüyle toplumların ruhuna dokunur. Akçaabat’ın sanatla nefes almasını, her sokağında estetik izler taşımasını, gençlerimizin sanata ilgi duymasını arzu ediyoruz. Bu nedenle bu tür organizasyonları destekliyor, her yıl daha da geliştirerek sürdürüyoruz. Uluslararası boyutta düzenlediğimiz bu çalıştay, sadece bir sanat etkinliği değil; aynı zamanda ilçemizin tanıtımına, kültürel gelişimine ve sanatçı-yurttaş buluşmasına da katkı sağlıyor. Sanatla, kültürle, sevgiyle büyüyen bir Akçaabat için hep birlikte çalışıyoruz" dedi. Çalıştay süresince sanatçılar Akçaabat’ın farklı noktalarında, açık hava mekânlarında çalışacak. Vatandaşlar, bu sürece tanıklık ederek sanatçıların üretim süreçlerini gözlemleyebilecek; kimi zaman sorular sorarak doğrudan etkileşim kurma fırsatı da yakalayacak. 5-12 Ağustos tarihleri arasında yürütülecek olan atölye çalışmalarının ardından, ortaya çıkan eserler 12 Ağustos 2025 Salı günü saat 17.00’de Akçaabat Belediyesi Sanat Galerisi’nde sergilenecek. Açılışı yapılacak sergi, sanatseverlerin beğenisine sunulacak ve bir süre ziyarete açık kalacak.
Türkiye orman yangınlarıyla mücadelede alarmda: Risk altındaki alan 12,5 milyon hektar
29 Temmuz 2025 Salı - 09:01 Türkiye orman yangınlarıyla mücadelede alarmda: Risk altındaki alan 12,5 milyon hektar Türkiye’nin yaklaşık 23 milyon hektarlık orman alanının yüzde 55’inin yangın riski taşıdığı belirtildi. Bu oran, yaklaşık 12,5 milyon hektarlık alanın yüksek risk altında olduğunu gösterirken, yangınların çıkış nedeninin yüzde 98 insan kaynaklı olduğu bildirildi. Türkiye’de yıllık ortalama 14 bin hektarlık ormanlık alan yanarken, bu da yılda ortalama 2 bin 200 orman yangınına denk geliyor. Ancak bu yıl, yanan alan miktarının 40 ila 50 bin hektar arasında olduğu tahmin edilirken sadece ormanlar değil, tarım arazileri ve yerleşim yerleri de yangınlardan zarar görüyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Mühendisliği Bölümü Orman Entomolojisi ve Koruma Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kadir Alperen Coşkuner, Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle orman yangınlarına en açık ülkeler arasında yer aldığını söyledi. Coşkuner "Ülkemiz, bulunduğu coğrafi konum itibarıyla orman yangınlarına son derece hassastır. Yaklaşık 12,5 milyon hektarlık orman alanı yangın riski altındadır. Özellikle Hatay’dan başlayıp Batı Karadeniz’e kadar uzanan sahil şeridi boyunca bu ormanlık alan, uzun yangın sezonu olarak tanımladığımız dönemde yangınlara açık hale gelir. Mayıs ayından Ekim ayına kadar süren bu dönem, yangın sezonu olarak kabul edilmektedir. Farklı dönemlerde yangınlar çıkmakla birlikte, özellikle 2021 yılında zaman zaman ekstrem hava koşulları yaşanmıştır. Örneğin, Temmuz başı ile Haziran sonu arasındaki periyotta İzmir’in Çeşme bölgesinde ciddi yangınlar meydana gelmiştir. Bu dönemde poyrazın etkisiyle rüzgar hızının 50 kilometrelere, hatta rüzgar hamlesi dediğimiz ani artışlarla 80 kilometreye ulaştığı görülmüştür. Aynı zamanda hava sıcaklıklarının çok yüksek, bağıl nemin ise çok düşük olduğu bu süreçte, yanıcı maddelerin nem oranı da azaldığı için olağandışı ve şiddetli yangınlar meydana gelmiştir" dedi. "Bu yıl tahmini olarak 40-50 bin hektar civarında bir alanın yangınlardan etkilendiğini düşünüyorum" Bu yıl 40-50 bin hektar civarında alanın yangından etkilendiğini belirten Coşkuner, "Ülkemizde toplamda yaklaşık 23 milyon hektarlık orman alanı bulunmaktadır ve bunun yüzde 55’i orman yangınlarına hassastır. Uzun yıllara ait istatistiklere göre, yılda ortalama 14 bin hektarlık orman alanı yanmakta, bu da yaklaşık 2 bin 200 orman yangınına denk gelmektedir. Ancak bu yıl yanan alan miktarının oldukça fazla olduğunu, tahmini olarak 40-50 bin hektar civarında bir alanın yangınlardan etkilendiğini düşünüyorum. Bu alanlara sadece ormanlar değil tarım alanları ve yerleşim yerleri de bu kapsama dâhildir" diye konuştu. Yüzde 98’i insan kaynaklı Yangınların yüzde 98’inin insan kaynaklı olduğunu kaydeden Coşkuner, "Ülkemizdeki orman yangınlarının yüzde 98’i insan kaynaklıdır. Bazı istatistiklerde bu oran yüzde 80-90 arasında gösterilse de, esas değerlendirme yanan alan miktarı üzerinden yapılmalıdır. Yangın sayısı değil, yanan alan daha belirleyicidir. Bu kapsamda sadece yüzde 2’lik bir kısmın yıldırım gibi doğal nedenlerle çıktığını söyleyebiliriz. Geri kalan büyük çoğunluk, maalesef insan hatasından kaynaklanmaktadır. Orman yangınlarını bina yangınlarından ayırmak gerekir. Bina yangınları daha statik, kontrol altına alınabilirken, orman yangınları açık alanda serbest yayılma eğilimindedir ve atmosferik koşullardan doğrudan etkilenir. Eğer yangına ilk müdahale sırasında kontrol sağlanamazsa ve yangının ilerlediği yönde rüzgar etkisiyle birlikte çok miktarda yanıcı madde bulunuyorsa, yangını durdurmak oldukça zorlaşır" şeklinde konuştu. En büyük kayıp: insan hayatları Yangınların en acı yönünün can kayıpları olduğunu ifade eden Coşkuner, "Bu tür olaylarda en büyük sorun, insan kayıplarıdır. Yangını hızlıca kontrol altına almak için mücadele edenler, zaman zaman yangının içinde kalabilmektedir. Yüksek ısı nedeniyle vücut sıcaklığı artar ve kişi fark etmeden bilinç kaybı yaşayabilir. Aynı anda yoğun duman da görüşü engellediğinden, olay öngörülemez bir hale gelir. Genellikle önce dumandan zehirlenme gerçekleşir, ardından bilinç kaybı sonrası yangın bedeni etkiler. Ne yazık ki bu süreç genelde böyle ilerlemektedir" ifadelerini kullandı.