SPOR - 29 Eylül 2025 Pazartesi 10:41

Stefan Savic: "Trabzonspor bana Atletico Madrid’i ruhunu hatırlatıyor"

A
A
A
Stefan Savic: "Trabzonspor bana Atletico Madrid’i ruhunu hatırlatıyor"

Trabzonspor’un deneyimli savunma oyuncusu Stefan Savic, bordo-mavili kulübün kendisine Atletico Madrid’i hatırlattığını belirterek, "İspanya’da Real Madrid ve Barcelona’ya karşı mücadele ediyorduk, burada da Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’a karşı Anadolu’nun temsilcisi olarak Trabzonspor var. Benim için çok özel bir seçim oldu" dedi.


Atletico Madrid, Manchester City ve Fiorentina gibi Avrupa futbolunun önemli takımlarında forma giyen ve artık Trabzonspor’un başarısı için mücadele eden Stefan Savic, bordo-mavili kulübün dergisine bir röportaj verdi. Savic, Trabzonspor’u geçmişte uzun yıllar formasını giydiği Atletico Madrid’e benzettiğini söyledi.



"Trabzonspor, Atletico Madrid ile benzer ruhu taşıyor"


Geçmişe baktığından kendisini şanslı hissettiğini dile getiren Karadağlı futbolcu, "Manchester City, Fiorentina ve 9 yıl boyunca Atletico Madrid’de forma giydim, bu benim için büyük bir gurur. Şimdi yine önemli bir kulüpteyim. Trabzonspor, bana Atletico Madrid’i hatırlatıyor. Tarihi ve başarılarıyla benzer bir ruh taşıyor. İspanya’da Real Madrid ve Barcelona’ya karşı nasıl mücadele ettiysek, burada da Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’a karşı Anadolu’nun temsilcisi olarak Trabzonspor, aynı rekabeti sürdürüyor. Bu nedenle Trabzonspor’u tercih ettim. Trabzonspor’un, Atletico Madrid ile benzer bir ruh taşıdığını düşünüyorum" cümlelerine yer verdi.



"Hiçbir şeyden pişman değilim"


Kariyerinde farklı liglerde önemli tecrübeler yaşayan 34 yaşındaki oyuncu, geriye dönüp baktığında pişmanlık duymadığını söyleyerek, "Hayatımda hiçbir şeyden pişman değilim. Hatalarım oldu ama hepsi bana bir şey öğretti. Kariyerime yeniden başlasam bile farklı yapacağım bir şey yok. Çünkü yaşadıklarım beni bugün olduğum yere getirdi" ifadelerini kullandı.



"Hatalar adalet duygusunu zedeliyor"


Türk futbolunda sıkça gündeme gelen hakem tartışmalarına da değinen yıldız oyuncu, özellikle VAR döneminde yapılan hataların kabul edilemez olduğunu vurguladı. Savic, "Bütün maçlarda hatalar yaşanabiliyor. Hakemler de hata yapabilirler ve bu, oyunun bir parçası. Ama 2025 yılına geldiğimiz, hakemlerin yardım alabileceği Video Yardımcı Hakem (VAR) gibi birçok yardımcı unsurun bulunduğu bu dönemde hakemin bu denli hatalar yapabilmesi, benim için kabul edilebilir bir şey değil. Bu artık bir yerden sonra adalet anlayışınızı da zarar vermeye başlıyor. Taşıdığınız formayı temsil edebilmek, ona zarar gelmesini engellemek adına doğal olarak tepki vermeye başlıyorsunuz. Mesela Fenerbahçe ile oynadığımız maçta bana hiç kimse, iptal edilen gol öncesi Onuachu’nun yaptığı hareketin faul olduğunu anlatamaz. Böyle bir faul kararı dünya tarihinde olmamıştır. Çünkü yıllardır bir maç oynuyoruz, yıllardır temaslarda bulunuyoruz. Öyle bir golün iptal edilmesi mümkün değil. O nedenle maçın hakeminin artık adalet anlayışından uzak kararlar almaya başladığına inandığım için ona tepki verme gereği hissettim. 2016’da Real Madrid’e karşı oynadığımız Şampiyonlar Ligi finalinde de hatalı bir gol yemiştik ama o dönem VAR yoktu, kabul edilebilirdi. Bugün ise böyle bir hata kabul edilemez. Türk futboluna çok büyük yatırımlar yapılıyor ama bazı hakemlerin yönetimi ligin seviyesinin altında kalıyor. Bizim tek isteğimiz, kim oynarsa oynasın, hakemlerin adaletli davranması" değerlendirmesinde bulundu.



"Benim olanı kimseye dokundurtmam"


Sahadaki mücadeleci yapısının zaman zaman rakipler tarafından sert bulunabileceğini belirten Savic, "Maç içinde mücadeleci tavrım nedeniyle rakipler beni genelde sevmez. Ama ben her zaman giydiğim formayı, bulunduğum camiayı ve yanımda olan insanları korumak için savaşırım. Hayat felsefem şu; benim olanı kimseye dokundurtmam. Futbolda da hayatta da uğruna mücadele ettiğim şeye zarar verilmesine asla izin vermem" açıklamasını yaptı.



"Simeone sizi aradığından tek cevabınız ‘evet’ olur"


Manchester City’den Fiorentina’ya, ardından da Atletico Madrid’e transfer sürecini anlatan savunma oyuncusu, kariyerinde en önemli dönemin İspanya’da geçtiğini aktararak, "Partizan’dan Manchester City’ye genç yaşta transfer oldum. İlk yıl 22 maç oynadım ve Premier Lig’de her maçı son maçım gibi oynadım. Sonrasında Fiorentina’da 3 yıl tecrübe kazandım. Atletico Madrid’e ise Diego Simeone için gitmek istedim; para önemli değildi. Simeone’nin takımında başarılı olmanın sırrı çok çalışmak ve mücadele etmek. Belki en yetenekli oyuncu değildim ama her zaman en çok çalışan kişi oldum ve bu sayede savunmanın sembolü haline geldim. Simeone sizi aradığında tek cevabınız ‘evet’ olur. Atletico Madrid’de geçirdiğim dönem bugün olduğum kişi olmamda çok etkili oldu. Simeone’nin takımında zaten çalışmazsanız oynayamazsınız" şeklinde konuştu.



"Asla pes etmedim"


Futbol kariyerinde zor dönemlerden geçtiğini ancak pes etmeyi hiç düşünmediğini de sözlerine ekleyen Savic, "Zorlu dönemlerde asla pes etmedim. Partizan’da oynarken babamı kaybettim ama annem ve kız kardeşim her zaman yanımdaydı. Futbol ve ailemin desteğiyle hep güçlü kaldım. Şu anda eşim ve bebeğim de bana destek oluyor. Hayatım boyunca her zaman savaşan ve mücadele eden biri oldum. Hiçbir zaman pes etmeyi düşünmedim" diye konuştu.



"15 rakamının önemi"


Forma numarasıyla ilgili olarak ise Stefan Savic, "Formamda uzun süredir 15 numarayı taşıyorum. Bu tercihim, çocuklukta hayran olduğum Alessandro Nesta’nın 5 numarasından geliyor. İlk takımımda 5 numara doluydu, en yakın olan 15’i seçtim ve o günden beri sadece 15 numara ile oynamaya karar verdim" dedi.



"Ronaldo ve Messi’ye karşı oynamak büyük şanstı"


La Liga’da Ronaldo ve Messi başta olmak üzere birçok dünya yıldızına karşı oynadığını hatırlatan tecrübeli futbolcu, şunları kaydetti:


"Ronaldo ceza sahasında çok zorlayıcıydı, Messi ise farklı bir oyun zekasına sahipti. Onlara karşı oynamak beni geliştirdi. Ayrıca Benzema, Neymar, Lewandowski gibi yıldızlarla da karşılaştım, hepsinden bir şeyler öğrendim."



Unutamadığı maçlar


Kariyerinde birçok önemli finale çıkan başarılı oyuncu, en unutulmaz anlarını, "2018’de Real Madrid’i yenerek Süper Kupa’yı kazandığımız maç en mutlu olduğum anlardan biriydi. En üzüldüğüm karşılaşma ise 2016 Şampiyonlar Ligi finalinde Real Madrid’e penaltılarla kaybettiğimiz maç oldu" cümleleriyle anlattı.



Dünyanın en iyi 11’i


Tecrübeli savunmacı, geçmişten bugüne kendi gözünde en iyi 11’i ise şu isimlerden oluşturdu:


"Van der Sar - Cafu, Vidic, Nesta, Maldini - Ronaldinho, Zidane, Xavi, Messi - Ronaldo Nazario, Cristiano Ronaldo."



Stefan Savic: "Trabzonspor bana Atletico Madrid’i ruhunu hatırlatıyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Penceredeki sinekliği parçalayarak evden ayrılan psikolojik rahatsızlıkları bulunan genç sırra kadem bastı Hatay’da 3 gündür kayıp olan ve psikolojik rahatsızlıkları bulunan 27 yaşındaki Uğur Çalışkan’ın yaşadığı evin penceresindeki sinekliği parçalayarak sırra kadem bastığı anlar kameraya yansıdı. Oğlundan 3 gündür haber alamayan baba Abdurrahman Çalışkan, ailecek üzüntülü olduklarını söyleyerek yetkililerden ve vatandaşlardan evladının bulunması için destek istedi. Antakya ilçesi Serinyol Mahallesi’nde yaşayan 27 yaşındaki Uğur Çalışkan’a 3 yıl önce psikoloji rahatsızlığından dolayı bipolar bozukluğu tanısı konmuştu. Psikolojik rahatsızlığını atlatmak için ilaç kullanan Çalışkan, 3 gün önce sabah saatlerinde misafir olarak kaldığı dayısına ait evin penceresindeki sinekliği parçalayarak aşağı indi. Pencereden aşağı indikten sonra bir süre gezinen Çalışkan, pencereden binaya tekrardan çıkmaya çalıştı ama başaramadı. Anbean kameraya yansıyan görüntülerde; yaşadığı binaya girmeyi başaramayan Çalışkan, binaya giremeyince evinden uzaklaşarak sırra kadem bastı. Sabah uyandığında yeğenini odasında göremeyen dayısı Erdal Erbaş, binanın kamera kayıtlarını incelediğinde yeğeninin evden gittiği anları gördü ve durumu jandarma ekiplerine bildirerek kayıp başvurusunda bulundu. Evladının kaybolmasıyla hayatı perişan olan baba Abdurrahman Çalışkan, ailecek üzüntülü olduklarını belirterek evladının bulunması için yetkililerden ve vatandaşlardan destek istedi. "Annesi ve ben perişan haldeyiz, oğlum 3 gündür kayıptır" Evladının 3 gündür kayıp olduğunu söyleyen baba Abdurrahman Çalışkan, üzüntü içerisinde olduklarını anlatarak "Oğlum Uğur Çalışkan, 27 yaşındaydı ve çok beyefendi birisiydi. Oğlum psikiyatri hastasıydı, 3 yıl önce psikoloji rahatsızlığı başladı. Ben burada değildim ama dayısı daha iyi anlatır. Benim yanımdayken hiçbir sıkıntısı yoktu ama şimdi annesi ve ben perişan haldeyiz, oğlum 3 gündür kayıptır. Annesi zaten hastaydı ve daha çok üzülüyor. Devletten bulunması için yardım istiyorum" dedi. "Kameraya baktığımızda yeğenim pencereden inip karşı binaya geçmiş, tekrar binaya gelip binaya çıkmaya çalıştı ama çıkamamış" Yeğeninin penceredeki sinekliği parçalayıp evden ayrıldığını ve 3 gündür aramalarına rağmen hiçbir iz bulamadıklarını söyleyen Erdal Erbaş, "Genç bir yeğenimdi, çok beyefendi biriydi ama biraz psikolojik rahatsızlığı var. Yeğenime ilacını kullanıyor musun dediğimde kullandım dedi. Memlekete gitmek istiyor musun dediğimde yok dedi ama birlikte gidersek tamamdır dedi. Sabah kalkıp gidecektik, sabah 9’da kalktığımızda o başka oda da kalıyordu. Ben odasına baktığımda yeğenim yoktu. Belki lavaboya gitti diye düşümdüm ama orada da değildi. Odasına baktığımda penceresi açıktı. Pencereye baktığımda sinekliği yırtılmıştı ve tereddütte kaldım. Sağa sola baktık ama bulamadık. Sonra bina sahibini arayıp kameralara baktık. Kameraya baktığımızda yeğenim pencereden inip karşı binaya geçmiş. Tekrar binaya gelip binaya çıkmaya çalıştı ama çıkamadı. Bu seferde karşı tarafa doğru gitmiş. Ondan sonra 2 gündür arıyordum ve bugün 3’üncü gündeyiz. 3 gündür hiçbir iz alamadık. Jandarmayı aradık ve kayıp ilanını verdim. Annesi, babası perişan oldu. Biz burada 3 gündür arıyoruz ve herkes perişandı. Benim yeğenim burada kayboldu. Benim gözümün önünde kayboldu gitti, perişanız. Yeğenimin acaba nereye gitti, düştü mü veya aç mı bilmiyoruz. Tabii ki hayati tehlikesinden korkuyoruz ve şu an çok endişeliyiz" ifadelerini kullandı.
Hatay Dünyanın en büyük mozaik müzelerinden olan Hatay Arkeoloji Müzesi 2026 yılının sonunda ziyarete açılacak Hatay’da asrın felaketinde hasar gören ve ihya inşa süreciyle güçlendirme ve yenileme çalışmaları başlatılan Arkeoloji Müzesi’nde çalışmalar sürüyor. Deprem öncesinde 37 bin esere ev sahipliği yapan Hatay Arkeoloji Müzesi’ndeki çalışmaları yerinde inceleyen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, müzenin etaplar halinde 2026 yılı sonu itibariyle ziyarete açılacağını söyledi. Kahramanmaraş merkezli depremlerde Hatay’da büyük bir yıkım olmuş ve kentteki yerleşim yerleri başta olmak üzere kamu binaları yerle bir olmuştu. Tarihte çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan ve tarihiyle geçmiş ışık tutan kentin tarihi yapılarını bünyesinde barındıran Hatay Arkeoloji Müzesi’de asrın felaketinde hasar almış ve kullanılmaz hale gelmişti. Bünyesinde barındırdığı 37 bin eser kentte bulunan depolarda koruma altına alınırken Hatay Arkeoloji Müzesi’nin güçlendirilmesi ve yenilenmesi için çalışmalara başlanmıştı. AK Parti Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı ve Genel Başkan Yardımcısı Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, Hatay Arkeoloji Müzesi’ndeki çalışmaları yerinde inceleyerek yüklenici firma çalışanlarından bilgi aldı. Yayman’a incelemeleri esnasında Ak Parti İl Başkanı Mustafa Erdoğan ve Hatay Kültür ve Turizm İl Müdürü Abdullah Dinç eşlik etti. "Hatay Arkeoloji Müzesi, dünyanın en büyük mozaik müzelerinden bir tanesiydi" Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Yayman, Hatay Arkeoloji Müzesi’nin dünyandaki en büyük mozaik müzelerinden birisi olduğuna dikkat çekerek "Türkiye’nin açık hava müzelerinden olan Hatay Arkeoloji müzesindeki yenileme çalışmalarını yerinde inceledik. Hatay Arkeoloji Müzesi, dünyanın en büyük mozaik müzelerinden bir tanesiydi. Ölmeden görülmesi gereken yerlerden birisiydi. Kentimizin kültürel, tarihsel, folklorunu apaçık ortaya koymaktaydı. Müzemizde tüm şehrimiz gibi çok büyük hasar aldı. Şimdiyse Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un çalışmalarıyla inşallah müzemizin bir bölümünü yıl sonunda faaliyete açacağız" dedi. Deprem öncesi Hatay Arkeoloji Müzesi’nde 37 bin eser olduğuna dikkat çeken Yayman, çalışmalar sonrası müzede 40 bin eser olacağını ifade ederek "6 Şubat asrın felaketinden önce müzemizde toplam 37 bin eser vardı. inşallah müzemiz açıldığında bu sayıyı arttırarak 40 bine çıkarmak suretiyle Hatay Arkeoloji müzesini hak ettiği yere yeniden getireceğiz. Hatay’ın sadece yuvalarını inşa etmiyoruz, biz bir hayatı inşa ediyoruz. Biz bu hayatı inşa ederken de şehrimizde kültürü, sanatı, donatı alanlarını, yeşil alanları, parkları da hep beraber ayağa kaldırmaya çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımıza sonsuz teşekkür ederiz, himayeleri olmasa biz ne bu evleri yapabilirdik ne de müzemizi restore edebilirdik" dedi.