Yerel Haberler
Trabzon
12 Şubat 2026 Perşembe - 11:00 Mehmet Yiğit Alp: "Kalıcı başarının formülü sabır ve birlikteliktir" Eski Trabzonspor Asbaşkanı Mehmet Yiğit Alp, kalıcı başarının formülünün sabır ve birliktelik olduğunu belirtti. Alp, Başkan Ertuğrul Doğan’ın görevi devraldığı dönemde kulübün ağır bir finansal yük ve güven sorunu yaşadığını ifade ederken, mevcut yönetimin günü kurtarmak yerine geleceği kurmaya odaklı bir politika izlediğini söyledi. Eski Trabzonspor Asbaşkanı Mehmet Yiğit Alp, bordo-mavili kulübün tarihsel duruşu, çok branşlı yapısı ve son dönemde izlenen yönetim anlayışı üzerine değerlendirmelerde bulundu. Alp, geçmişteki yanlışlardan ders alındığını, yönetimin sürdürülebilir ekonomiyi önceleyerek bir politika belirlediğinin altını çizdi, camiaya da sağduyu ve birlik çağrısı yaptı. "Trabzonspor’u sadece kupalarla anlatmak eksik olur" Mehmet Yiğit Alp, kulübün; bu ülkenin futbol tarihine adaletin, inancın, direncin ve merkezin dışında inşa edilmiş bir futbol aklının adı olarak geçtiğine dikkat çekerek, "Elde edilen başarılar, şampiyonluklar ve kupalar bu uzun yürüyüşün görünen duraklarıdır. Asıl miras ise yıllar boyunca örülen duruş, karakter ve zihinsel bağımsızlıktır. Bugünü konuşurken geçmişten kopamayız. Çünkü bu kulüp değerleriyle ayakta durur. Trabzonspor hiçbir zaman hazır reçetelerle yol almamıştır. Kendi şartları içinde düşünmüş, kendi aklını üretmiş, kendi bedelini ödemiştir. Bugün ’efsane’ olarak anılan yapı da bu uzun ve zahmetli yürüyüşün doğal sonucudur" dedi. "Trabzon bir spor kültürüdür" "Trabzon rekabetin karakterle, mücadelenin ahlakla birlikte büyüdüğü köklü bir spor kentidir" diyen Alp, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün basketbol takımımızın yeniden ayağa kalkarak yazdığı güçlü hikaye, kadın futbol takımımızın istikrarlı yürüyüşü, U19 takımımızın uluslararası ölçekte ortaya koyduğu başarılar ve altyapının diğer yaş gruplarında her geçen yıl daha planlı ve nitelikli bir yapıya kavuşması için çalışılması, bu bütüncül spor aklının somut göstergeleridir. Ortaya çıkan tablo tek bir branşa sıkışmayan, yaygın, üretken ve sürdürülebilir bir spor kültürünün Trabzon’da yeniden güç kazandığını göstermektedir. Önümüzdeki dönemlerde yeni branşlarla bu yapının daha da derinleştirilmesi, kulübümüzün sportif olduğu kadar kurumsal kimliğini de kalıcı biçimde tahkim edecektir." "Bu tabloyu devralmak cesaret ister" Başkan Ertuğrul Doğan’ın görevi devraldığı dönemde karşısındaki tablonun kötü olduğunu hatırlatan bordo-mavili kulübün eski yöneticisi, "Ağır bir finansal yük, daralmış bir hareket alanı ve yıpranmış bir güven zemini.. Böylesi bir ortamda sorumluluk almak ciddi bir cesaret ve irade meselesidir. Bugün izlenen yol, geçmişte yaşananlardan ders çıkarılarak şekillenmiş daha olgun bir çizgiyi temsil etmektedir. Kurumsal kimliğimizi örseleyen zafiyetleri, sportif başarıyı engelleyen yönetimsel ve yapısal sorunlarımızı elbette mülahaza ediyoruz. Lakin özellikle son şampiyonluğumuzun ardından yapılan hataların aksine, bugün sürdürülebilir ekonomi ve sportif açıdan atılan uzun vadeli pozitif adımlarla, günü kurtarmaktan ziyade geleceği kurmaya odaklanıldığını görüyor ve bu anlayışa destek verilmesi gerektiğinin özellikle altını çiziyoruz" cümlelerine yer verdi. "Dönüşüm sancılıdır ama öğreticidir" Dönüşüm dönemlerinin sancısız yaşanmayacağına dikkat çeken Alp, "Karar süreçlerinde zorlanmalar olabilir, bazı adımlar tartışmaya açık hale gelebilir. Belirleyici olan bu deneyimlerin kurumsal hafızayı büyütmesi ve aynı yanlışların tekrar edilmemesidir. Büyük kulüpler tam da bu eşiklerde güç kazanır. Sağduyulu herkesin pragmatik düşünceleri bir yana bırakıp bu anlayışı desteklemesi gerekir. Bugün gelinen noktada ekonomik alanda sağlanan toparlanma, kulübümüz adına tarihsel bir eşiği ifade etmektedir. Mali disiplin ekseninde kurulan yapı, reflekslerle savrulan dönemlerin geride kaldığını, uzun vadeli denge ve sürdürülebilirliğin esas alındığını göstermektedir. Bu yoldan sapmadan hem ekonomi hem de sportif tarafta sürdürülebilir bir planlamayla devam edilmelidir" şeklinde konuştu. "Fatih Tekke tercihi bir duruşun ifadesidir" Teknik direktörlük görevine Fatih Tekke’nin getirilmesinin bir duruşun ifadesi olduğunu vurgulayan Alp, "Camiamızın evladı Fatih Tekke ile yola çıkılması az önce bahsettiğim yaklaşımların doğal bir uzantısıdır. Bu tercih, evet teknik bir karardır ama hem kulüp kültürünü ve aidiyet duygusunu hem de tarihsel hafızayı sahaya taşıma iradesini temsil etmektedir. Fatih Hoca, Trabzonspor’un DNA’sını bilen, kulübümüzün kültürünü sahaya yansıtma konusunda bu toprakların her zerresine aşık insanlarla aynı duyguyu yaşayan bir efsanedir. Fatih Hoca’nın Trabzonspor’un ekonomik gerçekliğini önceleyerek, gerçekleştirdiği bu meydan okuma herkes tarafından takdir edilmelidir" dedi. "Sevgililer gününde sevdamız ile birlikte" Mehmet Yiğit Alp, Trabzonspor’un Trendyol Süper Lig’in 22. haftasında sahasında Fenerbahçe’yi konuk edeceği müsabakayla alakalı ise, "Trabzonspor için bu tür maçlar her zaman özel olmuştur. Trabzonspor’un en büyük gücü her şartta takımının yanında duran bu büyük camiadır. Sahadaki mücadele kadar tribündeki kararlılık da sonucu belirler. Ben de ailemle ve arkadaşlarımla birlikte stadyumda olacağım. 40 bin taraftarımızla omuz omuza vererek takımımızı destekleyeceğiz. Sevgililer gününde insan sevdiğinin yanında olmazda nerde olur. Biz de sevgililer gününde en sevdiklerimizle en sevdiğimizin yanında yer alacağız. İnancım odur ki bu maçtan galip ayrılarak hedeflerimiz yolunda daha sağlam bir duruş ortaya koyacağız" açıklamasını yaptı. "Kalıcı başarının formülü, sabır ve birliktelik" Kalıcı başarının formülünün sabır ve birliktelikten geçtiğini aktaran Alp, "Bugün bizlere düşen görev son derece nettir. Başkanlık makamına, teknik yapıya ve ortaya konan yol haritasına sağduyulu bir destek sunmaktır. Yıkmadan, doğru eleştirilerle yol göstermektir. Dönem; Trabzonspor, ekonomik ve sportif açıdan örnek bir başarı modeli ortaya koyarken, camiamızı alışıldık senaryolarla ayrıştırmaya çalışanlara karşı omuz omuza duruş gösterme dönemidir. Gün; geçmişte olduğu gibi geçici hevesler ile kişisel menfaatler uğruna Trabzonspor’un geleceğine kastedenlere karşı kurumsallığı ve aklı selimi savunma günüdür. Trabzonspor’un tarihsel olarak en güçlü olduğu dönemler, ortak aklın hakim olduğu zamanlardır. Bu camia sabrı bildiği zaman kazanmıştır. Birlikte durmayı başardığında güçlenmiştir. Kişisel tepkiler yerine kurumsal hedeflere odaklandığında tarih yazmıştır. Geçmiş bunu defalarca göstermiştir. Aynı iradeyi bugün de göstermek zorundayız. Çünkü bu irade korunduğu sürece Trabzonspor’umuzun hem sportif hem de kurumsal kazanımları kalıcı hale gelecektir. Bizler öylesi dönemlerde geçici heveslerin peşinde sürüklenen değil, kalıcı başarıların peşinden gidenler olmalıyız. Aklı selimde ve birliktelikteki ısrarımız uzun vadede Trabzonspor’umuzun başarısının yegane formülüdür" diyerek sözlerini tamamladı.
12 Şubat 2026 Perşembe - 09:56 Uzmanlardan uyarı: "Griptir geçer" demeyin, risk grubunda zatürre tehlikesi bulunuyor Kış sezonunda viral solunum yolu enfeksiyonları salgın halinde görülürken, özellikle 65 yaş üstü ve kronik hastalığı bulunan kişilerde ağır tablolar ve hastane yatışlarında artış yaşanıyor. Kış aylarının etkisini sürdürdüğü bu günlerde viral kaynaklı solunum yolu enfeksiyonları yaygın şekilde görülürken, poliklinik başvurularında ve hastanede yatarak tedavi edilen hasta sayısında belirgin artış yaşandığı belirtildi. "Grip oldum, geçer" düşüncesiyle hekime başvurunun geciktirilmesi ise, özellikle 65 yaş üstü ve kalp, akciğer, böbrek ya da diyabet gibi kronik rahatsızlığı bulunan kişilerde ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Bu hastalarda enfeksiyonlar kısa sürede ağır tabloya dönüşebiliyor ve ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, en sık görülen tablonun zatürre olduğuna dikkat çekerek, "Şu anda en sık hastaneye yatış nedenleri arasında bu grupta görülen zatürre ve mevcut hastalıkların alevlenmesi yer alıyor" dedi. "Griptir, geçer dememek gerekiyor" Hastaların genellikle "Grip oldum, geçer" diyerek durumu ciddiye almayabildiklerini kaydeden Prof. Dr. Özlü, "Kış sezonu devam ederken, özellikle viral kaynaklı solunum yolu enfeksiyonları salgın şeklinde görülüyor. Bu nedenle hem poliklinik başvurularında hem de hastanede servise yatırılarak tedavi edilen hasta sayısında artış yaşanıyor. Burada en önemli nokta, özellikle yaşlı ve kronik hastalığı bulunan kişilerde solunum yolu enfeksiyonlarının ağır seyredebildiğini unutmamak. Hastalar genellikle ’Grip oldum, geçer’ diyerek durumu ciddiye almayabiliyor ve hekime başvuru süreci gecikebiliyor. Eğer kişi genç ve sağlıklıysa, kronik bir hastalığı yoksa bu enfeksiyonlar çoğu zaman hafif şekilde ayakta atlatılabiliyor. Ancak zeminde kalp, akciğer, böbrek ya da şeker hastalığı gibi kronik bir rahatsızlık varsa ve kişi 65 yaşın üzerindeyse ’Griptir, geçer’ dememek gerekiyor. Çünkü bu hastalarda ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor. Hasta o an iyi görünse bile kısa sürede ağır bir tabloya ilerleyebiliyor. Bu nedenle özellikle risk grubundaki hastaların uzman hekim tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşıyor" diye konuştu. En sık görülen tablo zatürre En sık görülen tablonun "zatürre" olduğunu belirten Özlü, "Enfeksiyon akciğere inebiliyor, bazen de bronşit şeklinde karşımıza çıkıyor. Nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste tıkanma hissi, balgam çıkaramama ve öksürük krizleri görülebiliyor. Gece boyunca süren öksürük hastayı uyutmayabiliyor. Bazı vakalarda yüksek ateş, nefes darlığı ve morarma gibi zatürre belirtileri ortaya çıkabiliyor. Göğüs ağrısı da eşlik edebiliyor. Bunun yanı sıra enfeksiyonlar, kronik hastalıkların alevlenmesine de yol açabiliyor. Örneğin şeker hastalarında kan şekeri birden kontrolden çıkabiliyor. Kronik böbrek hastalığı olanlarda üre ve kreatin değerleri yükselip vücutta ödem ve şişlik oluşabiliyor. KOAH, astım ya da akciğer sertliği gibi hastalığı olanlarda öksürük, balgam ve nefes darlığında belirgin artış görülebiliyor. Kalp yetmezliği bulunan hastalarda ise ödem, nefes darlığı, çarpıntı ve göğüs ağrısı tabloya eklenebiliyor. Bu nedenle viral solunum yolu enfeksiyonlarını özellikle yaşlı ve kronik hastalığı olan kişilerde ciddiye almak gerekiyor. Şu anda en sık hastaneye yatış nedenleri arasında bu grupta görülen zatürre ve mevcut hastalıkların alevlenmesi yer alıyor. Genç ve sağlıklı kişilerde ise tablo genellikle daha hafif seyrediyor. İnfluenza, rinovirüs ve RSV gibi virüsler çoğu zaman ağır bir tabloya yol açmıyor. Genç hastalarda 3-4 gün süren hafif ateş, üşüme ve titreme görülebiliyor, ardından belirtiler gerileyebiliyor. Ancak gençlerde sık karşılaşılan bir durum da uzayan öksürük. Hastalar genellikle ’Bir hafta, 10 gün ya da bir ay önce grip oldum ama öksürüğüm geçmedi’ şikâyetiyle başvuruyor. Bu durum genellikle hava yolu aşırı duyarlılığına bağlı gelişiyor. Ateş, üşüme, titreme ve halsizlik gibi diğer belirtiler geçmiş olsa da kuru ve inatçı bir öksürük devam edebiliyor. Bunun da ayrı bir tedavi yaklaşımı bulunuyor" şeklinde konuştu. "Bal öksürüğü azaltabiliyor" Balın öksürüğü azaltabileceğine dikkat çeken Özlü, "Bilinmeyen karışımlar konusunda öneride bulunmak doğru değil. Ancak viral solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı akut öksürükte etkisi bilinen doğal ürünlerden biri baldır. Özellikle doğal çiçek balı ya da kestane balı tüketimi öksürüğü azaltabiliyor. Bal tek başına tüketilebileceği gibi ıhlamur veya adaçayı gibi bitki çaylarına eklenerek de kullanılabilir. Zerdeçal ve zencefilin de solunum yolu enfeksiyonları üzerinde destekleyici etkileri bulunuyor ve kontrollü şekilde kullanılabilir" diye konuştu.
Doğu Karadeniz’de çığ gerçeği
25 Ocak 2026 Pazar - 13:09 Doğu Karadeniz’de çığ gerçeği Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 2004-2026 yılları arasında Trabzon, Artvin, Giresun ve Gümüşhane’de yaylalarda, yerleşim alanlarında, turizm faaliyetleri sırasında ve çalışma sahalarında yaşanan çığ facialarında toplam 30 kişi hayatını kaybetti. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 2004-2026 yılları arasında meydana gelen çığ felaketleri, çok sayıda can kaybına yol açtı. Artvin’de farklı yıllarda meydana gelen dört ayrı çığ olayında 12 kişi yaşamını yitirdi. Şavşat ilçesine bağlı Köprüyaka Köyü’nde 2004 yılında evlerin üzerine düşen çığda 1’i çocuk 6 kişi hayatını kaybetti. Yusufeli ilçesi Olgunlar Mahallesi mevkisinde 2023 yılında tur kayağı yapan gruptan 2 kişi, Şavşat Karaköy’de 2024 yılında yol açma çalışması yapan İl Özel İdaresi personeli 1 operatör ile son olarak Ardanuç ilçesi Zekeriya köyü Aksu Yaylası’nda 31 Aralık 2025 günü hayvancılıkla uğraşan 3 çoban çığ altında kalarak yaşamını yitirdi. Çobanlardan ikisinin cansız bedenine ulaşılırken, 1 çoban ise hala karlar altında bulunuyor. Trabzon’da meydana gelen üç çığ olayında ise 7 kişi hayatını kaybetti. Sürmene ilçesinde 2005 yılında Birlik Köyü Muhtarı Muzaffer Küçük, Araklı Pınarbaşı Mahallesi’nde arıza giderirken çığ altında kaldı. Çaykara ilçesine bağlı Uzungöl’de 2009 yılında heliski faaliyeti sırasında Fransız uyruklu kayakçı Oliver Richard Romano yaşamını yitirdi. Çaykara Karaçam Mahallesi’ndeki Balkodu-2 HES inşaatında 2015 yılında meydana gelen çığda ise 5 işçi hayatını kaybetti. Gümüşhane’nin Torul ilçesi sınırlarındaki Zigana Dağı’nda ise bölgenin en büyük çığ felaketi yaşandı. 2009 yılında meydana gelen çığda, doğa yürüyüşüne çıkan 17 kişilik gruptan 10 kişi yaşamını yitirdi. Olay, Türkiye’nin en büyük çığ faciaları arasında yer aldı. Giresun’un Güce ilçesinde 19 Ocak 2026 yılında küçükbaş hayvancılıkla uğraşan Hacı Yiğit, arazide ilerlediği sırada meydana gelen çığda hayatını kaybetti. Karadeniz Bölgesi’nde 2004 ve 2026 yılları arasında yaşanan çığ felaketlerinde Artvin’de 12, Gümüşhane’de 10, Trabzon’da 7, Giresun’da 1 olmak üzere toplam 30 kişi yaşamını yitirdi. Prof. Dr. Coşkun Erüz: "Çığ doğal bir süreçtir" Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Erüz, 35-40 derece arasındaki eğimli alanlarda çığ riskinin her zaman olduğunu belirterek "Dağlık alanlar çığın oluştuğu coğrafik alanlardır. Doğu Karadeniz çığın en yoğun gerçekleştiği bölge oluyor. Doğu Karadeniz 3 bin metreyi bulan yüksek dağlarla birlikte yüksek eğimli yamaçlara sahip bir coğrafya. Bir önceki yağan kar çöktüğünde yüzeyde oluşan sert ve kristal tabakanın üzerine ikinci kar yağdığında üsteki karın oluşturduğu baskıyla kar birbirine iyi tutunamazsa kayam eğilimi vardır. Genelde 35-40 derece arasındaki eğimli alanlarda çığ riski her zaman vardır. Orman olmayan, üzerinde farklı çıkıntıların olmadığı düz yamaçlar ya da kayalık ve benzeri yüzeyin fazla tutunma özelliği olmayan yamaçlarda çığ sık sık görülür. Son dönemlerde açıklık olan vadi içlerinde çığlar gerçekleşiyor. Orman üstü alanlarda bu risk daha yüksektir. 2009 yılında Allah rahmet eylesin 10 tane dağcı arkadaşımızı kaybettiğimiz Zigana’da yamaç üzerindeki rüzgar birikintisi koparak dağcıların üzerine aktı. Vadi boyunca gelişerek alt kotta iyice büyük bir yığıntı halinde maalesef dağcı arkadaşlarımızın vefat etmesine sebep olmuştu. Her yağan karın üst üste 50-60 cm üst üste biriktiğinde havaların ısınması ya da ani rüzgar şiddetinin değişmesi gibi durumlarda ortamlardaki basınç değişimiyle çığ oluşma riski var. Yamaçtan geçerken insan faktörü ve aracın oluşturduğu titreşimde yine bir şekilde o yamaçta birikmiş kütleleri harekete geçirebilir. Çok dikkatli olmak gerekiyor. Çığ doğal bir süreçtir. Ama oluşturduğu etkinin insani boyutunu önlemek için tedbir almamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Trabzon’da bir zamanlar sayıları 33’dü, 7’si günümüze kadar ulaştı
25 Ocak 2026 Pazar - 10:21 Trabzon’da bir zamanlar sayıları 33’dü, 7’si günümüze kadar ulaştı Trabzon’da 1873 tarihli Vilayet Salnamesi’nde, kent merkezinde 33 han bulunurken bu hanlardan yalnızca 10’unun yeri tespit edilerek 7’si günümüze kadar ulaştı. Osmanlı döneminden günümüze ulaşan ve özgünlüğünü büyük oranda koruyan hanlar arasında mülkiyeti Vakıflar’a ait Alacahan, Taşhan, Vakıfhan, Bedesten ile özel mülkiyete ait Sabırhan yer alıyor. Bunun yanı sıra, geçirdiği niteliksiz müdahaleler nedeniyle özgünlüğünü büyük ölçüde kaybeden Anadoluhan ve Yalıhan da günümüze ulaşan Osmanlı yapıları arasında bulunuyor. Yakın dönemde yıkılarak yerine modern bir iş hanı yapılan Suluhan ise hakkında bilgi edinilen Osmanlı dönemi Trabzon hanlarından biri olduğu belirtildi. Yapılan araştırmalar sonucunda Trabzon’da Osmanlı döneminde inşa edilen hanların sayısını kesin olarak tespit etmek mümkün olmadı. Ancak 1873 tarihli Vilayet Salnamesi’nde, kent merkezinde 33 hanın bulunduğu belirtilirken, bu hanlardan yalnızca 10’unun yeri tespit edilerek, bunlardan 7’si günümüze ulaştı. Trabzon’daki hanlar, menzil hanlarından farklı olarak Osmanlı kent içi hanları özelliği gösteriyor. Bu yapılarda birden fazla girişin bulunması ve cephelerde çok sayıda pencerenin yer alması dikkat çekiyor. Hanlar; ipek yolunun geçtiği Kunduracılar Caddesi’nin, batıdan Semerciler Caddesi ile Moloz’a, doğudan İskele Caddesi ile yeni limana, güneyden ise Erzurum Caddesi’ne bağlandığı aks üzerinde konumlandı. Osmanlı Dönemi Trabzon Hanları şu şekilde sıralanıyor: Alacahan (Vakıf), Taşhan (Vakıf), Vakıfhan (Gönhan) (Vakıf), Bedesten Çarşısı (Vakıf), Sabırhan (Özel mülkiyet), Yalıhan (Özel mülkiyet), Anadoluhan (Özel mülkiyet) ve Suluhan (Özel mülkiyet). Trabzon Çarşı Mahallesi Bakırcılar Mevkii’nde yer alan Alacahan’ın yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, birçok kaynak yapıyı 15. yüzyıla tarihlendiriyor. Çarşı içindeki konumu, açık avlusu, avluyu çevreleyen revakları ve revakların arkasında yer alan odalarıyla tipik bir Osmanlı şehir içi hanı özelliği taşıyor. Üç katlı ve avlulu bir plan şemasına sahip olan Alacahan, 2014 yılından bu yana Halk Eğitimi ve Akşam Sanat Okulu olarak kullanılıyor.
Trabzon’da 210 tescilli cami kültürel mirası yaşatıyor
24 Ocak 2026 Cumartesi - 10:36 Trabzon’da 210 tescilli cami kültürel mirası yaşatıyor Trabzon’da taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli toplam 210 cami bulunurken, bu camilerden 40’ı kent merkezindeki Ortahisar ilçesinde yer alıyor. En fazla tescilli camiye sahip ilçe 20 cami ile Sürmene olurken, kent genelindeki tescilli camilerin 94’ü vakıf cami statüsünde bulunuyor. Trabzon’daki Türk-İslam eserleri arasında en eski cami ise 1470 yılında inşa edilen ve günümüzde Bahçecik Mahallesi’nde bulunan İçkale Camii olarak öne çıkıyor. Tescilli camilerden mülkiyeti Vakıflar’a ait olanların büyük bölümü restorasyon çalışmalarıyla korunurken, diğer camiler ise daha çok yerel imkânlar doğrultusunda yaşatılmaya çalışılıyor. Yüzyılın başlarında yapılan Gülbahar Hatun Camii ile İskender Paşa Camii, kentin en anıtsal ve en eski Türk-İslam eserleri arasında yer alıyor. Osmanlı Devleti’nin önemli padişahlarından Yavuz Sultan Selim’in annesi adına 1514 yılında yaptırdığı Gülbahar Hatun Camii ile Trabzon’da uzun yıllar valilik yaparak şehrin imarına büyük katkılar sağlayan İskender Paşa’nın yaptırdığı İskender Paşa Camii, Trabzon’un en önemli Osmanlı mirasları arasında kabul ediliyor. Kentteki bazı tescilli camiler ise kiliseden camiye dönüştürülen yapılardan oluşuyor. Bunların başında 10. yüzyılda inşa edilen Ortahisar Büyük Fatih Camii ile 13. yüzyılda yapılan Yeni Cuma Camii geliyor. Bu yapıların önemi, Fatih Sultan Mehmet’in 1461 yılında Trabzon’u fethetmesinin ardından camiye dönüştürülmüş olmalarından kaynaklanıyor. Yine 13. yüzyılda inşa edilip 16. yüzyılda camiye çevrilen Ayasofya, 1916’daki Rus işgali sırasında karargâh, hastane ve depo olarak kullanıldı. 1964 yılında müze haline getirilen yapı, 2013 yılından itibaren vakfiyesine uygun şekilde yeniden cami olarak hizmet vermeye başladı. Trabzon’daki en tezyinatlı ve sanatsal camilerin önemli bir bölümü ise 19. yüzyılda yöre mimarisine uygun olarak inşa edilen ahşap işlemeli camilerden oluşuyor. Kent merkezinden çok kırsal alanlarda yoğunlaşan bu camiler bakımından Sürmene, Çaykara, Of, Dernekpazarı, Araklı ve Akçaabat ilçeleri öne çıkıyor. Yerel imkânlarla halk tarafından yaptırılan ahşap camilerde özellikle harim kapıları, mahfil katları, tavan göbekleri, mihrap, minber ve vaaz kürsüleri adeta birer sanat eseri niteliği taşıyor. Araklı-Turnalı; Arsin-Atayurt; Çaykara Taşören, Taşkıran, Filak, Kabataş ve Akdoğan; Dernekpazarı Güney, Kondu, Günebakan ve Taşçılar; Hayrat-Dereyurt; Sürmene Kuşluca ve Karacakaya ile Of Bölümlü Mithatpaşa camileri, Trabzon’un önemli ahşap tezyinatlı Vakıf camileri arasında yer alıyor. Trabzon’da bulunan yaklaşık 100 vakıf camisinin günümüze sağlam ve özgün biçimde ulaşmasında ise yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmaları ile toplumda yerleşmiş vakıf bilincinin önemli rol oynadığı vurgulanıyor.
Lovik: "Taraftarımızın atmosferi çok özel"
23 Ocak 2026 Cuma - 23:33 Lovik: "Taraftarımızın atmosferi çok özel" Trabzonspor’un yeni transferi Mathias Lovik, taraftarların oluşturduğu atmosferin çok özel olduğunu belirterek, galip geldikleri için mutlu olduklarını söyledi. Trabzonspor’un yeni transferi Mathias Lövik, bordo-mavili forma ile çıktığı ilk maçın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Taraftarın oluşturduğu atmosferden etkilendiğini belirten Lovik, karşılaşmanın kendisi adına özel bir gece olduğunu belirterek, "İlk maçlar her zaman zordur. Taraftarımızın atmosferi çok özel. Benim için çok güzel ve özel bir gece oldu. Zor oldu ama güzel oldu. Yeni takımınızla oynadığınız ilk maç her zaman özeldir. Bu tür bir seyirci önünde oynamanın zor olduğunu söyleyebilirim. Gün gün daha iyi olacağım. Kazanmak insanı mutlu ediyor" ifadelerini kullandı. Takıma uyum sürecine de değinen Lovik, takım arkadaşlarının kendisini kısa sürede aralarına aldığını vurgulayarak, "Zor bir görevdi ama takım arkadaşlarım çok iyi insanlar. Hemen beni aralarına aldılar. Bu durum benim için her şeyi daha rahat hale getirdi. Herkes İngilizce konuştuğu için iletişim konusunda da sorun yaşamıyoruz. Yüzde yüzünüzü vermediğinizde bu iş çok zor hale geliyor. Bugün 3 puan aldığımız için çok mutluyuz" dedi. Maçta atılan gollerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Lovik, "İlk gol Onuachu’nun attığı gol için tam anlamıyla takım golü diyebiliriz. Paul ile sadece bir antrenmanda birlikte olma şansı bulduk ama çok güzel bir gol oldu. İkinci gol ise aşırtma vuruşla atılmış çok klas bir goldü. Benim için bu golün ayrı bir önemi var çünkü yediğimiz golde benim hatam vardı. Takım arkadaşlarım bu golle hatamı telafi etmiş oldu" şeklinde konuştu.
Tekke: "Hedefimiz önce yangını söndürmekti, bunu başardık. Şimdi yarışın içindeyiz"
23 Ocak 2026 Cuma - 23:16 Tekke: "Hedefimiz önce yangını söndürmekti, bunu başardık. Şimdi yarışın içindeyiz" Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, göreve geldikleri ilk dönemde hedeflerinin yangını söndürmek olduğunu ve bunu başardıklarını belirterek, şimdi yarışın içinde olduklarını söyledi. Trendyol Süper Lig’in 19. haftasında Trabzonspor, sahasında Kasımpaşa’yı 2-1 mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, maçların kolay olmadığını belirterek, "Maçlarımızın zorlu geçeceğini söylüyoruz, bu maç da zor geçti. Üçüncü bölgede kaybettiğimiz toplar oldu. Yediğimiz golde hatalarımız var. Ancak hedeflerimiz doğrultusunda ilerleyen ve bunun için mücadele eden bir ekip var. Oyuncularımı tebrik ediyorum" dedi. Takımın ilk 11’inin tamamının yabancı oyunculardan oluşmasıyla ilgili soruya da yanıt veren Tekke, "Ben de 11 oyuncunun Trabzonlu olmasını isterim. Bu bir plan dahilinde yapılabilirdi. Trabzonlu çocuklarla ilgili her zaman söylüyorum. Bugün itibarıyla mevcut durum bu. Göreve başladığımızda farklı bir konumdaydık" ifadelerini kullandı. "Neresinden bakarsanız bakın bu bir başarıdır" Trabzonspor’da göreve geliş sürecine de değinen deneyimli teknik adam, "Trabzonspor’un ihtiyacı olan şey yangının söndürülmesiydi. Buraya gelişimin üzerinden 11 ay geçti. Yönetimimizle paralel gidiyoruz ve bu yangın söndürülmüştür. Neresinden bakarsanız bakın bu bir başarıdır" diye konuştu. "İkinciliği kabul eden bir yapım yok" Transfer süreciyle ilgili olarak başkanın net açıklamalar yaptığını hatırlatan Tekke, "Hangi teknik adam iyi bir oyuncusunu vermek ister? Önemli olan Trabzonspor’un menfaati. Herkes gitti, ben de gittim. Bu riskleri kim alabilirdi? Bir anda her şey gerçekleşmez. İkinciliği kabul eden bir yapım yok. Taraftarımızla aynı şeyleri düşünüyorum. Bu sezon için 1 ila 4 arası diyorum. Gerçeğin dışında bir şey söylemem" şeklinde konuştu. "Oyuncularımıza teklif gelmesi de bir değerdir" Takımın gelişim sürecine de değinen Tekke, "Hatalarımız olabilir, oluyor da. Ekibimizle çok iyi çalışıyoruz. İstediğim ritim olmayınca oyunun detaylarını çok konuşamıyoruz. Herkesin bu değerin oluşmasında katkısı var. 23-24 yaş ortalamasıyla oynuyoruz. Önce yangını söndürmekti hedefimiz, bunu yaptık. Şimdi yarışın içindeyiz. Herkesin niyeti çok iyi, hatalar yaşanabiliyor. Oyuncularımıza teklif gelmesi de bir değerdir. Bu çok önemli" açıklamasında bulundu. "Biz onu çok seviyoruz" Nwaekeme ile ilgili olarak ise Fatih Tekke, "Gol pasına baktığımızda Zubkov’u orada her oyuncu göremezdi. Nwakaeme’yi 11 aydır tanıyorum. Şampiyon olmuş kadroda yer almış. Bence efsane olmuş biri. Biz onu çok seviyoruz. Trabzonspor’un verdiği karara saygı duyduğunu her zaman söylüyor. O hepimizin kalbinde. Onu biz çok seviyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.
Trendyol Süper Lig: Trabzonspor: 2 - Kasımpaşa: 1 (Maç sonucu)
23 Ocak 2026 Cuma - 22:09 Trendyol Süper Lig: Trabzonspor: 2 - Kasımpaşa: 1 (Maç sonucu) Trendyol Süper Lig’in 19. haftasında Trabzonspor, sahasında Kasımpaşa’yı 2-1 mağlup etti. Maçtan dakikalar (İkinci yarı) 49. dakikada Kasımpaşa’nın sol kanattan kullandığı serbest vuruşta arka direkte Claudio Winck’in kafa vuruşunda kaleci Onana topu kornere çeldi. 51. dakikada Ouali’nin ara pasında ceza sahası içinde topla buluşan Onuachu, yerden bir vuruşla topu ağlara gönderdi. 1-0 61. dakikada sağ taraftan aldığı topla birlikte ceza sahası içine giren Diabate’nin, çaprazdan vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Onana’nın sağından filelerle buluştu. 1-1 82. dakikada Zubkov’un sağ taraftan ortasında Muçi’nin kafa vuruşunda top direğin dibinden az farkla auta çıktı. 84. dakikada Nwakaeme’nin pasında ceza sahası çizgisinde topla buluşan Zubkov’un vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti. 2-1 Hakemler: Ali Yılmaz, Gökhan Barcın, Abdullah Uğur Sarı Trabzonspor: Onana, Pina, Mathias Lovik, Nwuiwu, Batagov, Folcarelli, Oulai, Zubkov (Okay Yokuşlu dk. 89), Olaigbe (Onuachu dk. 46), Muçi (Ozan Tufan dk. 90), Augusto (Nwakaeme dk. 78) Yedekler: Onuralp Çevikkan, Ahmet Doğan Yıldırım, Bouchouari, Cihan Çanak, Salih Malkoçoğlu, Taha Emre İnce Teknik Direktör: Fatih Tekke Kasımpaşa: Gianniotis, Winck Neto, Franca (Adem Arous dk. 80), Opoku, Frimpong, Ben Ouanes, Kerem Demirbay, Mamadou Fall (Cem Üstündağ dk. 67), İrfan Can Kahveci (Carlos Dias dk. 80), Diabeta, Kubilay Kanatsızkuş (Pape Habib Gueye dk. 55) Yedekler: Ali Emre Yanar, Cafu, Yusuf Barasi, Kamil Ahmet Çörekçi, Cenk Tosun, Taylan Utku Aydın, Emre Taşdemir Teknik Direktör: Emre Belözoğlu Goller: Onuachu (dk. 51), Zubkov (dk. 84) (Trabzonspor), Diabate (dk. 61) (Kasımpaşa) Kırmızı kart: Kerim Demirbay (dk. 90) (Kasımpaşa) Sarı kartlar: Emre Belözoğlu (Teknik Direktör) (Kasımpaşa), Onuachu (Trabzonspor)
Mısır koçanı kıyafet oldu
23 Ocak 2026 Cuma - 09:37 Mısır koçanı kıyafet oldu Trabzon’da Türkiye’de bir ilke imza atılarak mısır koçanından kıyafet tasarlandı. Daha önce takı, toka ve süs eşyalarında değerlendirilen mısır koçanı, bu kez doğal ve sürdürülebilir tekstil ürünlerine dönüştürüldü. Trabzon Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Kadın İstihdam ve Yaşam Merkezi’nde yazın tarlalardan toplanan mısır koçanları kurutulduktan sonra şoklama yöntemiyle iplik hâline getiriliyor. Bir dizi işlemin ardından elde edilen bu iplikler, kenevir kumaşlarla birleştirilerek özgün tasarımlara dönüştürülüyor. Yaz ve kış aylarında giyilebilen kumaşlar, nefes alabilir ve yüksek oranda ter emici özellikleriyle dikkat çekiyor. Kıyafetlerin tasarımında kara kendir ve beyaz kendirin yanı sıra mısır koçanı ile Kadıralak Yaylası’nda her yıl Nisan-Mayıs aylarında kendini gösteren Mavi Yıldız çiçeği birlikte kullanılıyor. Mısır koçanları, kıyafetlerde süsleme unsuru olarak değerlendirilirken, şoklama yöntemi sayesinde uzun ömürlü hâle getiriliyor. Türkiye’de kıyafet üretiminde mısır koçanı ilk kez Trabzon’da kullanılırken, projeye yönelik geri dönüşlerin son derece olumlu olduğu vurgulandı. Doğal ve özgün üretim anlayışıyla hazırlanan ürünler, Büyükşehir Belediyesi’ne ait satış ofislerinde yerli ve yabancı turistlerin beğenisine sunuluyor. "Mısır koçanını dokuduğumuz kumaşta neden kullanmayalım?" fikriyle yola çıktılar Kadın İstihdam ve Yaşam Merkezi Yöresel Bez Dokuma Eğitmenlerinden Aygen Sır, mısır koçanından birçok takı ürünü yapıldığını ancak ilk kez kıyafete uyarladıklarını söyledi. Sır "Aslında mısır koçanından toka başta olmak üzere birçok takı ürünü yapılıyordu. Ancak biz, ’Bunu dokuduğumuz kumaşta neden kullanmayalım?’ fikriyle yola çıkarak tarlalardan topladığımız mısır koçanlarını kurutup şoklama yöntemiyle iplik hâline getirdik. Birkaç işlemden geçirdikten sonra iplik elde ediyoruz. İplik hâline getirdiğimiz ürünleri, kıyafetlerde tasarım amacıyla kullanıyoruz. Dokuduğumuz kumaşlar hem yaz hem de kış aylarında giyilebiliyor. Kenevir, tamamen nefes alabilir ve yüksek oranda ter emici özelliğe sahip olduğu için vücutla teması çok önemli olan bir bitkidir. Bu bitkiyi kumaş hâline getirerek kıyafet üretiminde kullanıyoruz. Kara kendir ve beyaz kendir, mısır koçanı ve Kadıralak Yaylası’nda yetişen Mavi Yıldız çiçeğini bir araya getirerek kıyafetlerimizin tasarımını oluşturduk. Kıyafetlerimizde mısır koçanıyla süslemeler yapıyoruz" dedi. "İlk kez biz denedik" Mısır koçanını kıyafete ilk kez denediklerini kaydeden Sır, "Mısır koçanının takı, toka ve oyuncak bebek yapımı gibi alanlarda örnekleri bulunuyor ancak kıyafette ilk kez Kadın İstihdam ve Yaşam Merkezimizde biz denedik. Mısır koçanını kurutup hemen kullanmıyoruz; şoklama usulüyle işlemden geçiriyoruz. Aksi hâlde zamanla aşınma olabilir. Şoklama yöntemi uygulandığında, kenevir nasıl ömürlükse mısır koçanı da onunla birlikte ömürlük bir kıyafet hâline gelebiliyor" diye konuştu. Mısır koçanından üretilen kıyafetler konusunda çok güzel geri dönüşler aldıklarını ifade eden Sır, "Çok güzel tepkiler alıyoruz. Doğal kıyafet üretimi yaptığımız için olumlu geri dönüşler alıyoruz. Pazarlama konusunda da herhangi bir sıkıntı yaşamıyoruz. Trabzon Büyükşehir Belediyemizin satış ofisleri bulunuyor ve ürünlerimiz bu ofislerde yerli ve yabancı turistlerimize sunuluyor. Kıyafetlerimizde ve mısır koçanı kullanımında oldukça iddialıyız." dedi.