Yerel Haberler
Trabzon
Ertuğrul Doğan’ın İbrahim Turgut üzüntüsü 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:42:00 Trabzonspor Kulübü ve Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Ertuğrul Doğan, Çaykur Rizespor Başkanı İbrahim Turgut’un olağanüstü kongre kararı alarak yeniden aday olmayacağını açıklamasını üzüntüyle karşıladığını açıkladı. Konuyla ilgili açıklama yapan Ertuğrul Doğan, "Görev süresi boyunca Çaykur Rizespor için büyük bir özveriyle çalışan, zamanını ve emeğini kulübünün geleceği adına samimiyetle ortaya koyan Sayın Turgut; sağduyulu yaklaşımı, yapıcı tavrı ve çözüm odaklı duruşuyla Türk futboluna çok önemli katkılar sunmuştur. Kulüpler Birliği Başkan Yardımcılığı görevinde bana yol arkadaşlığı yapan Sayın İbrahim Turgut ile birlikte, Türk futbolunun gelişimi adına birçok konuda ortak fikir alışverişinde bulunduk, çözüm üretmek adına mücadele verdik. Futbolumuzun sorunlarına karşı gösterdiği hassasiyet ve kulüplerimizin geleceğine dair ortaya koyduğu vizyon her zaman takdiri hak etmiştir. Aynı zamanda Karadeniz futbolunun birlik ve beraberlik ruhunu önemseyen bir anlayışla, Trabzonspor ile komşumuz Çaykur Rizespor arasındaki dostluk bağlarının güçlenmesine de değerli katkılar sağlamıştır" ifadelerini kullandı. İbrahim Turgut’un Rize futbolu adına iz bırakan başkanlardan biri olduğunu da belirten Doğan, "Değerli kardeşim İbrahim Turgut’a Türk futboluna ve Çaykur Rizespor’a sunduğu katkılar için teşekkür ediyor, bundan sonraki yaşamında sağlık, huzur ve başarı diliyorum. Çaykur Rizespor camiasına da olağanüstü kongre sürecinde hayırlı sonuçlar temenni ediyorum" diye konuştu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:59 Prof Dr. Tevfik Özlü: "Hanta Virüsü nedeniyle bir pandemi ihtimali gözükmüyor" Kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hanta virüsü vakaları dünya genelinde endişeye neden olurken, uzmanlar virüsün Kovid-19 kadar hızlı bulaşmadığını ve yakın dönemde bir pandemi riskinin düşük görüldüğünü belirtiyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Tevfik Özlü, özellikle tahliye edilen yolcuların karantina süreçlerinin dikkatle yönetilmesi gerektiğine dikkat çekerek, bazı hanta virüsü türlerinin yüzde 50’ye varan ölüm riskine sahip olduğunu söyledi. Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hanta virüsü vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Virüsün uzun yıllardır bilinen bir hastalık etkeni olduğunu belirten Özlü, mevcut tablonun endişe oluşturduğunu ancak yakın bir pandemi riskinin görülmediğini ifade etti. Prof. Dr. Tevfik Özlü, "Hanta virüsler aslında eskiden beri bildiğimiz insanda hastalık yapan virüsler arasında yer alıyor ama şu anda bir gemide bu salgınının ortaya çıkması endişeye, korkuya ulaştı. Yakın pandemi oluşma ihtimali görülmüyor. Hanta virüsler Kovid gibi kolay bulaşan virüsler değil. Gemide hastalığa neden olan tipi insandan insana bulaşabiliyor ama çok kolay ve hızlı bulaşan bir virüs değil. Bu uzun süreli yakın temas ile bulaşıyor. Dolayısıyla burada hızlı yayılma ve replikasyon olmadığı sürece bir pandemiye dönüşme riski bence çok afaki olur. Dünya Sağlık Örgütü gibi örgütler yakın bir pandemi riski görmediklerini açıkladılar" dedi. "Türkiye’de yıllardır tek tük vakalar görülüyordu" Hanta virüslerinin zaman zaman lokal ve sınırlı salgınlara yol açtığını kaydeden Özlü, Türkiye’de de yıllardır tek tük vakaların görüldüğünü söyledi. Özlü, "Ancak zaman zaman böyle lokal, sınırlı ölçüde salgınlar bu hanta virüsler de görülüyor. Ülkemizde de yıllardır tek tük vakalar şeklinde görmeye devam ediyoruz. Daha çok bizde görülen böbrek yetmezliği ilerleyen ateşli kanama tablosuyla seyreden bir form ama şu anda gemide ortaya çıkan ateş ve ateşin ardından da akciğer yetmezliğini, ödemine ilerleyen form. Bu formun daha ölümcül olduğunu biliyoruz. Yüzde 50’ye kadar ölümcül olabiliyor" ifadelerini kullandı. Şu ana kadar 11 vakanın tespit edildiğini belirten Özlü, karantina sürecinin titizlikle yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Özlü, "Şuana kadar 11 vaka tespit edildi ama tahliye edilen yolcular arasında da karantina devam ediyor. Bu süreç içerisinde belki yeni vakalar da çıkabilecek. Bence çok panik yapılacak, abartılacak bir risk gibi görünmüyor ama mutlaka bu sürecin iyi üretilmesi lazım. Nitekim bu gemiden tahliye edilen yolcuların bir kısmının ülkelerine gönderilmesi sürecinde uçakla taşındığı ve bu uçakla taşınan yolcuların bazısında sonradan hastalık tablosunun geliştiği ortaya çıktı. Uçaktaki diğer yolculara acaba bu ulaştı mı diye bir telaş doğurdu. Şimdi uçaktaki yolculara ulaşıp onların takibini başlatmak gerekiyor" diye konuştu. "Karantina süreçlwri dikkatle takip edilmeli" Türkiye’ye getirilen yolcuların karantina süreçlerinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini kaydeden Özlü, "Onun için bu gemiden tahliye edilen ve ülkemizden getirilen yolcular var. Bunların karantina sürelerinin iyi yönetilmesi çok önemli. Uzun bir karantina dönemi var. 6 haftaya kadar uzuyor. Dolayısıyla bu insanlar ben iyiyim, bir hastalığım yok, şikayetim yok diye düşünebiliyorlar hatta test yapılıyor test negatif çıkıyor. Dolayısıyla ben de yok diye düşünebiliyorlar ama sonradan tekrar pozitife dönüşebilir. O açıdan karantina sürelerini çok dikkatli olması, dışarıya çıkmamaları, yakınlarıyla temas kurmamaları böyle bir sargının yayılmasını önlemek açısından odaklanılması gerekiyor" dedi. "Norovirüs kaynaklı salgınlar da var" Öte yandan kruvaziyer gemilerinde görülen bir diğer salgının ise norovirüs kaynaklı olduğu belirtildi. Prof. Dr. Tevfik Özlü, "Norovirüs salgını da yine bir kruvaziyer gemisinde ortaya çıktı. Bir kişinin hastalandığını ve bu gemiden tahliye edildiğini biliyoruz. Norovirüsler aslında çok sık gördüğümüz karşılaştığımız daha çok bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi yakınmalara yol açan virüsler. Kolay bulaşır. Kirlenen el ve diğer çevre yüzeylerden, gıdalardan ulaşabilir. Norovirüs tek bir virüs değil grup bir virüs. Özellikle yaz döneminde seyahatler oluyor. Otellerde ve restoranda ortak açık büfe yemeklerde bulaşma riski yüksek. Genel hijyene dikkat edilmesi lazım. Bu tür virüslerde bizi koruyacak en önemli şey el hijyeni ve ortak kullanılan eşyaların iyi temizlenmesidir. Standart prosedürlere dikkat edilirse bir sorun olmayacaktır" ifadelerini kullandı. "Spesifik bir ilaç veya aşısı yok" Hanta virüsü ve norovirüse karşı spesifik bir ilaç ya da aşının bulunmadığını belirten Özlü, tedavide destekleyici yöntemlerin uygulandığını söyledi. Özlü, "Hanta virüs ve norovirüs için spesifik bir ilaç ya da aşı yok. Ama genel itibarıyla destek tedavileri uygulanır. Bulantı, kusma olduğu zaman onu yönetecek ilaçlar, sıvı dengesinin sağlanması, ateşin düşürülmesi, ağrının kesilmesi gibi tedaviler uygulanır. Ağır formlarda tabi daha ileri destekler uygulanacaktır. Hanta alta virüs içinde öyle yani çok özel bir tedavisi yok destek tedavisi uygulanır" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:39 Trabzonspor, Gençlerbirliği’ni konuk edecek Trendyol Süper Lig’in 34. haftasında Trabzonspor, yarın sahasında Gençlerbirliği ile karşılaşacak. İki takım arasında ligde oynanan 73 maçta bordo-mavililerin üstünlüğü bulunuyor. Trendyol Süper Lig’in 34. ve son haftasında Trabzonspor, yarın saat 20.00’de Gençlerbirliği’ni konuk edecek. Müsabakayı hakem Atilla Karaoğlan yönetecek. Karaoğlan’ın yardımcılıklarını ise Ceyhun Sesigüzel ve Suat Güz yapacak. Başkent temsilcisi kümede kalma mücadelesi verirken, bordo-mavililer ise maçtan galibiyetle ayrılarak sezonu moralli kapatmayı hedefliyor. Ligde 74. randevu Trabzonspor ile Gençlerbirliği ligde 74. kez karşı karşıya gelecek. İki takım arasında bugüne kadar Süper Lig’de oynanan 73 maçta Trabzonspor 41 galibiyet elde ederken, konuk ekip Gençlerbirliği ise 13 galibiyet aldı. 19 maç ise beraberlikle sonuçlandı. Karadeniz ekibinin 140 golüne, Gençlerbirliği 71 golle yanıt verdi. Trabzon’daki karşılaşmalar Bordo-mavililer, kırmızı-siyahlılara karşı sahasında oynadığı 36 lig maçında 25 galibiyet, 7 beraberlik, 4 mağlubiyet aldı. Trabzonspor evinde 84 gol atarken, kalesinde ise 30 gol gördü. Gençlerbirliği’nin 13 sezondur Trabzon’da galibiyeti yok Gençlerbirliği’ne en son 2011-2012 sezonunda evinde 2-1 mağlup olan Karadeniz ekibi, söz konusu dönemden sonra başkent temsilcisine evinde yenilmedi. Ankara ekibinin Süper Lig’de mücadele ettiği sezonlarda ise Trabzonspor 6 galibiyet, 2 beraberlik aldı. İki takım arasında unutulmayan maç İki takım arasında 27 Mayıs 1973 tarihinde unutulmaz bir maç hikayesi yaşandı. TFF 2. Lig’de Kayserispor ile şampiyonluk mücadelesi veren Trabzonspor, evinde son haftadaki rakibi Gençlerbirliği karşısında alacağı 4-0’lık galibiyet 1. Lig’e taşıyacaktı. Ancak Ankara temsilcisinin maça çıkmaması üzerine Türkiye Futbol Federasyonu kırmızı-siyahlı takımı 3-0 hükmen mağlup saydı ve Orduspor’u 1-0 mağlup eden Kayserispor 1. Lig’e çıkan takım olmuştu. Söz konusu dönemde 39 puan ve 16 gol averajı elde eden sarı-kırmızılı ekip bir üst lige çıkarken bordo-mavili takım ise 39 puanla 15 averajda kalmasıyla birlikte 1 yıl gecikmeyle 1. Lig’e şimdiki adıyla Süper Lig’de boy gösterdi. 2020-2021 sezonunda yaşandı Süper Lig’in 2020-2021 sezonunda 21 takımın mücadele ettiği dönemde, ligin son haftasında Trabzonspor ile Gençlerbirliği rakip olurken, bordo-mavililerin 2-1’lik galibiyeti sonrası Başkent ekibi küme düştü. Söz konusu sezonun ardından bu sezon tekrar Süper Lig’e yükselen Gençlerbirliği yine benzer bir maçta kümede kalma savaşı verecek.
Prof. Dr. Tevfik Özlü: "Verem küresel olarak en çok öldüren hastalıklar arasındaki yerini sürdürüyor"
06 Ocak 2024 Cumartesi - 10:11 Prof. Dr. Tevfik Özlü: "Verem küresel olarak en çok öldüren hastalıklar arasındaki yerini sürdürüyor" Verem küresel olarak en çok öldüren hastalıklar arasında hala yerini korurken, her yıl yaklaşık 1,5 milyon kişinin bu hastalık yüzünden dünyada hayatını kaybettiği belirtildi. ’1-7 Ocak Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası’ nedeniyle değerlendirmede bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevfik Özlü, Türkiye’de son 20-25 yıl içerisinde veremin oldukça azaldığını söyledi. Özlü “Türkiye artık veremin az görüldüğü ülkeler arasında yer alıyor. Bizim verem sayımız Avrupa’nın ortalamasından bile düşük” dedi. Veremin küresel olarak en çok öldüren hastalıklar arasındaki yerini hala sürdürdüğünü belirten Özlü, “Verem küresel olarak en çok öldüren hastalıklar arasında hala yer almaya devam ediyor. Yaklaşık her yıl 1 buçuk milyona yakın insan veremden dolayı ölüyor ama Türkiye’de son 20-25 yıl içerisinde verem oldukça azaldı. Türkiye’de İyi bir verem kontrolü var, başarı sağlandı, iyi bir takip ve tedavi sistemi var. Verem savaş dispanserlerimiz ve Sağlık Bakanlığı’mız bu konuda çok iyi bir teşkilatlanma ve başarı gösterdi. Türkiye artık veremin az görüldüğü ülkeler arasında yer alıyor. Bizim verem sayımız Avrupa’nın ortalamasından bile düşük. Tabi hala bizde verem hastası var, bulaşma riski var” dedi. “Savaşlar, göçler ve kötü barınma şartları veremi besliyor” Savaşlar, göçler ve kötü barınma şartlarının veremi beslediğine dikkat çeken Özlü, “Özellikle şu anda veremin çok görüldüğü ülkeler bize de komşu Gürcistan gibi, Doğu Avrupa’daki ülkelerde çok fazla. Dolayısıyla oralardan Türkiye’ye giriş çıkışlar oldukça verem hastaları da geliyor oradan da bulaş olabiliyor. Savaşlar, göçler ve kötü barınma şartları veremi besleyen şeyler. Dolayısıyla dünyada da bu tür sorunlar var. Türkiye de bu tür sorunların yaşandığı insanların geldiği bir ülke. O açıdan da dikkatli olmakta fayda var. Verem insandan insana bulaşan bir hastalık. Öksürmeyle, hapşırmayla, nefes alıp verme ile etrafa saçılan basillerin solunmasıyla bulaşıyor. Onun için hasta olan kişi ile kapalı bir ortamda uzun süreli bir yakın temas bulaşmanın en önemli faktörü. Açık alanda genelde bulaşma çok olmaz. Özellikle hasta ile aynı evde yaşayan, aynı ofiste beraber bulunan, aynı sınıfta bulunan kişilerin birbirine bulaşma riski yüksek. Gizli verem diye bir tabir kullanıyoruz Latent Tüberküloz tıbbi karşılığı. Bu son zamanlarda Türkiye’de Latent Tüberküloz ile ilgili tedavi gerektiren hasta sayısında bir artış var. Türkiye’de özellikle son 20-25 yıldır verem azaldı ama daha önceki yıllara gittiğimizde toplumda yaşayan 30-40 yaşın üzerindeki popülasyonda verem mikrobuyla karşılaşan ve mikrobu almış ve onu yenmiş kişiler var. Verem hastası değil bu kişiler, bulaştırıcı da değil, tedavi de gerekmiyor aslında bunlara. Ama verem mikrobunu taşıyorlar. Almışlar ancak bağışıklık sistemi onu yenmiş, baskılamış, durdurmuş. Bu kişiler günümüzde bir rahatsızlığa yakalandığında bunlarda bağışıklığı baskılayan tedaviler kullanılıyor. Kortizon da bunlardan bir tanesi, TRF ilaçlar var, kemoterapi ilaçları var. Bunlar bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar olduğu için kişinin bağışıklık sistemi zayıflıyor. Zayıflayınca da daha önce vücuda giren verem mikrobu tekrar bağışıklık sisteminin baskısından kurtulduğu için üremeye, çoğalmaya başlıyor ve verem hastalığına yol açıyor. Normalde bu gizli verem vakalarını biz tedavi etmiyoruz ama bu tür bağışıklığı baskılayan tedavi alması gerekiyorsa o zaman bunun tedavisi gerekiyor. Tedavi etmezseniz bağışıklığı baskılayan ilaçları kullandıktan sonra tekrar verem oluyor. Onlara biz koruyucu tedavi uyguluyoruz. Hem hastayı koruyoruz hem de hastalığı bulaştırabilecek kişileri korumuş oluyoruz. Son yıllarda bu bağışıklığı baskılayan tedaviler çok arttığı için verem hastalarında da bir artış söz konusu olabilir. Onun için bu koruyucu tedavi çok önemli” diye konuştu.
Gazze için seferber oldular
05 Ocak 2024 Cuma - 11:46 Gazze için seferber oldular Ortahisar Belediyesi Gazze ve Filistin konusundaki yardım ve destek faaliyetlerine bir yenisini daha ekledi. Ortahisar Belediyesi ve Trabzon İHH İnsani Yardım Derneği öncülüğünde Gazze için yardım programı düzenlendi. Programa Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Başkan Yardımcıları Coşkun Şahin ile Fatih Göktaş, AK Parti Ortahisar İlçe Başkanı Selahaddin Çebi, AK Parti Trabzon Eski İl Başkanı Ali Rıza Akdeniz, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde (KTÜ) öğrenim gören Filistinli öğrenciler, pek çok siyasetçi, işadamı, gazeteci, hayırsever ve STK temsilcisi katıldı. Programda bir konuşma Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, etkinliğe katkı sunan herkese teşekkür ederek “Anlamlı bir buluşma olduğu kanaatindeyim. Zira zor durumda olan kardeşlerimizin yanında olmak, onlara destek olmak, bir dayanışma örneği ortaya koymak için, birlikte olmak birlikte hareket edebilmek kıymetli bir şey” dedi. Gazze ve Filistin’deki mücahitlerin sonuna kadar yanlarında olmaya devem edeceklerine vurgu yapan Genç, “Ama buradaki Filistinli kardeşlerimizin bilmesini isterim ki, Filistin davası şu anda Müslüman ülkelerde bu konuda çok büyük hassasiyet olmamakla birlikte; Filistin davası Türklerin davasıdır. Türkler Kudüs’ü kurtaran Selahaddin Eyyübi’den sonra o bölgenin hadimliğini yapmıştır ve dört yüzyıl sükûnet orada hakim olmuştur. İnşallah bu anlayışla beraber bu güzel topraklar yeniden hayat bulur. Bunu hamaset için söylemiyorum. Kudüs bizim için kutsaldır, Kudüs, Mescidi Aksa bizim Kur’an ile sabit olduğu üzere mübarek topraklardır. Dolayısıyla oradaki zulüm, bizim aynı hissiyatla hissettiğimiz bir acıdır. Orada mermilerin altında şehadete ereceğini bile bile o toprakları bırakmayıp kaçmayarak o toprakların hukukunu koruyan, savunan ve şehadete eren ve savunan bütün kardeşlerimiz bizim için kutsaldır. Allah onların yardımcısı olsun inşallah. Çok zor bir süreçten geçiyoruz. Cumhurbaşkanımızın da belirttiği gibi, biz millet olarak bu konuda dayanışma örnekleri yapıyoruz ama devlet olarak da yapıyoruz. Oradaki mücahitlerin sonuna kadar yanında olmaya devam edeceğiz. Bu toprakların hukukunu korumak bizim için önemli bir vazifedir ve mesuliyettir” diye konuştu. Trabzon İHH Derneği Başkanı Zühtü Kalma ise bugüne kadar Gazze’ye 5,5 milyon TL değerinde yardım yaptıklarını dile getirerek “Gazze’de büyük bir insani kriz var, soykırım var, zalimlerin zulmü var. Bu zulme hiçbir Müslüman duyarsız kalmamalı. Maddi ve manevi her türlü desteği sağlamalı. Yapılan yardımların Gazze için çok büyük önemi vardır. Maddi ve manevi her türlü yardımı ortaya koyarak oradaki masum kardeşlerimizin her şartta ve koşulda yanlarında olduğumuzu göstermeliyiz. Yardımlarımız Mısır’daki Refah Kapısı üzerinden peyderpey ulaştırılıyor” şeklinde konuştu. Etkinlikte toplanan nakdi yardımlar Gazze’ye gönderilecek.
Prof. Dr. Mehmet Feryat Demirhan: “Parkinson hastalarında beyin pili tedavisi semptomları gideriyor”
05 Ocak 2024 Cuma - 09:35 Prof. Dr. Mehmet Feryat Demirhan: “Parkinson hastalarında beyin pili tedavisi semptomları gideriyor” Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Feryat Demirhan, beyin pili tedavisinin hücrelerin işlev bozukluğu olan bölgeleri eski normal haline getirmediği ancak bu bölgenin fonksiyon dışı kalmasına bağlı gelişen hastadaki titreme, hareket kontrolünü sağlayamama, hareketlerde yavaşlık gibi semptomların giderilmesinde etkili olduğunu söyledi. Demirhan “Özellikle Parkinson hastalarında bu semptomların en aza indirilmesi, beyin pili sayesinde gerçekleştirilir” dedi. Medical Park Karadeniz Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Feryat Demirhan, beyin pili hakkında açıklamalarda bulundu. Op. Dr. Demirhan, birden fazla ilaç kullanımına rağmen yanıt vermeyen hastalarda genellikle cerrahi bir yöntem olarak kabul edilen beyin pilinin, özellikle Parkinson hastalığında umut verici sonuçlar alınmasını mümkün kıldığını belirtti. Çok hassas bir yöntemle beyin çekirdeğine uzanan ince kablolarla karın veya göğüs bölgesine yerleştirilen bir pilin düzenli bir elektrik akışı sağlaması mantığına dayanan nörostimülatör, sinir hücrelerinin yeniden düzenlenmesine yardımcı olduğunu vurgulayan Op. Dr. Demirhan, “Beyin pili sayesinde hastaya yerleştirilen elektrotlar hastaya temas etmeden kontrol edilebilmekte ve hastanın şikâyetlerini düzeltecek ayarlamalar yapılarak hastalık kontrol altına alınabilmektedir. İleri teknolojiden yararlanılarak gerçekleştirilen beyin pili operasyonları diğer beyin ve sinir cerrahisi operasyonlarına göre daha az risk taşır. Başta Parkinson hastaları olmak üzere beyin pili operasyonu geçiren hastaların yaşam kaliteleri artarak günlük yaşamları normal seyrinde devam edebilmektedir” diye konuştu. “Semptomların giderilmesinde etkili” Beyin pili tedavisinin parkinson hastalığı, epilepsi, vücudun bazı bölgelerinde görülen titreme bozuklukları (Esansiyel Tremor), vücudun bazı bölgelerinde görülen istemsiz kasılma hastalıkları (Distoni), Obsesif kompulsif bozukluklar ve major depresyon gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanıldığını ve beyin pili operasyonlarının ardından hastaların çok hızlı bir şekilde günlük hayatlarına dönebildiğine değinen Op. Dr. Demirhan, şunları söyledi: “Özellikle Parkinson hastalarının ve istemsiz kasılmalar yaşayan hastaların günlük hayatları bu semptomlara bağlı olarak değişmektedir. Titreme nöbetleri ve kasların aşırı kasılması gibi nedenler hastaların hareketlerini kontrol edememelerine neden olmaktadır. Beyin pili sayesinde bu semptomlardan muzdarip olan hastalar, hastalıklarının ilk evrelerine geri dönmektedir. Beyin pili operasyonu geçiren hastaların büyük çoğunluğu ilaç dozlarını azaltırken bazıları ise kullandıkları ilaçları tamamen bırakmaktadır. Beyin pili, semptomlar üzerinde etkili olsa da hastalığı tamamen ortadan kaldırmamaktadır. Nörolojik hastalıkların çoğu beynin belli bölümlerinde görülen hasarlar nedeniyle oluşmaktadır. Beyin pili, bu hasarlı bölgeleri eski normal haline getirmemekte ama bu bölgenin fonksiyon dışı kalmasına bağlı gelişen hastadaki titreme, hareket kontrolünü sağlayamama, hareketlerde yavaşlık gibi semptomların giderilmesinde etkilidir.” Parkinson hastalarında tercih ediliyor Özellikle Parkinson hastalarında bu semptomların en aza indirilmesinin beyin pili sayesinde gerçekleştiğini söyleyen Op. Dr. Demirhan, “Hastalığın 10. yılında olan ve ileri derece Parkinson hastası olan bireyler beyin pili operasyonlarının ardından hastalığın ilk evresine dönebilmektedir. Gömlek iliklemek, yemek hazırlamak ya da ayakkabı bağlamak gibi günlük işlerini yerine getiremeyen ve sosyal hayattan kopan hastalar yardıma ihtiyaç duymadan günlük hayatını idame ettirebilmektedir” diye konuştu. Beyin pili uygulamalarının amacının, beynin hasar gören ve elektriksel aktivitesi bozulmuş olan bölgelerine düzenli aralıklarla elektrik uyarısı vermek olduğunu dile getiren Op. Dr. Demirhan, “Bu amaçla, öncelikle hastaların beyin haritasını çıkarmak gerekmektedir. Harita için MR ve diğer görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Ardından, bu harita göz önünde bulundurularak elektrotların yerleştirilmesi gereken bölgeler belirlenmekte ve belirlenen bu bölgelere elektriksel aktiviteyi sağlayacak ince kablolar yerleştirilmektedir. Elektriksel uyarıyı verecek olan pil ise köprücük kemiği altına ya da göğüs kafes boşluğuna koyulmaktadır. Beyin pili ameliyatının genel hatları bu şekilde olsa da ameliyat öncesinde, sırasında ve sonrasında bir dizi prosedür uygulanmaktadır” şeklinde konuştu. “Beyin pili ameliyatları hastaları yalnızca fiziksel değil psikolojik olarak da etkileyebiliyor” Ameliyat öncesinde hastaların durumlarını tespit etmek amacıyla çeşitli testler ve tetkikler uygulandığını belirten Op. Dr. Demirhan, “MR ve beyin tomografisi, hastaların beyin haritalarının çıkarılmasında kullanılan görüntü yöntemleridir. Bunun yanı sıra, hastaların anesteziye uygunluğu için de birtakım tetkikler uygulanmaktadır. Hastanın genel durumunu öğrenmek için de kan testleri ve idrar testleri yapılmaktadır” açıklamasında bulundu. Beyin pili ameliyatlarının hastaları yalnızca fiziksel değil psikolojik olarak da etkileyebileceğine değinen Op. Dr. Demirhan, “Bu yüzden hekimlerin uygun gördüğü hastalar için psikiyatri görüşmeleri gerçekleştirilerek hastaların rahatlaması sağlanmaktadır. Hastanın tıbbi öyküsü dinlendikten, kullanılan ilaçların öğrenilmesinden ve bu tetkik ve testlerden sonra hasta ameliyat için hazır hale gelmektedir” dedi. Ameliyatın nasıl yapıldığına değinen Op. Dr. Demirhan, şu bilgileri verdi: “Beyin pili ameliyatları hasta uyanık haldeyken ya da anestezi eşliğinde uyutularak yapılabilir. Bu hastanın hastalığına ve hekim tercihine göre belirlenir. Hasta uyanık haldeyken yapılan ameliyatlarda cerrahlar tarafından lokal anestezinin uygulandığı bölgede küçük bir delik açılarak beyin haritası üzerinden belirlenen bölgelere elektrotlar yerleştirilmektedir. Bu işlem ve elektrotların ayarının yapılması sırasında hastaların bilinci açık olsa da, ağrı ya da acı hissi yoktur. Piller hastaların deri altına, genellikle göğüs kafesi içine yerleştirilmektedir. Bu yüzden, operasyon sırasında hastaların acı ya da ağrı hissetmemesi için hastalara genel anestezi uygulanmaktadır. Hastanın anestezi eşliğinde uyutularak yapılan ameliyatında önce hasta uyutulur. Daha sonra da elektrotlar hedeflenen bölgeye yerleştirilir ve ardından pil yerleştirme işlemi aynı seansta gerçekleştirilir. Beyin pili ameliyatları en risksiz beyin operasyonları arasında gösterilmektedir. Ameliyat süreleri hastadan hastaya değişse de ortalama 2-5 saat arasındadır.”
Hamsi ihracatından iki yılda yaklaşık 25 milyon dolar döviz geliri elde edildi
05 Ocak 2024 Cuma - 09:20 Hamsi ihracatından iki yılda yaklaşık 25 milyon dolar döviz geliri elde edildi Türkiye genelinde son 2 yılda hamsi ihracatından 24 milyon 882 bin 508 dolar döviz girdisi sağlanırken, en fazla hamsi ihracatı Fransa, Belçika ve Almanya’ya yapıldı. 2023 yılında 26 ülkeye hamsi ihracatından 3 milyon 54 bin 263 kilogram karşılığı 13 milyon 745 bin 45 dolar döviz girdisi sağlanırken, 2022 yılında 2 milyon 102 bin 628 kilogram karşılığı 11 milyon 137 bin 463 dolar olarak gerçekleşti. 2023 yılında yapılan hamsi ihracatında ilk üç sırayı 4 milyon 831 bin 138 dolar ile Fransa, 4 milyon 86 bin 121 dolar ile Belçika, 1 milyon 349 bin 308 dolar ile Almanya alırken toplam 26 ülkeye yapılan ihracatta ise 13 milyon 745 bin 45 dolarlık döviz girdisi sağlandı. İhracat yapılan ülkeler arasında Somali, Kenya ve Malezya gibi ülkelerde yer alırken Fransa, Belçika, Almanya, Birleşik Devletler, Birleşik Krallık, Ukrayna, İspanya, KKTC, Hollanda, İsveç, Suriye, İsviçre, Azerbaycan-Nahçivan, Yunanistan, Kanada, Romanya, Gürcistan, Birleşik Arap Emirlikleri, İtalya, Özbekistan, Lübnan, Irak, Moldavya olmak üzere toplam 26 ülkeye 3 milyon 54 bin 263 kilogram karşılığı 13 milyon 745 bin 45 dolarlık ihracat gerçekleşti. Trabzon’dan ise 2023 yılında Almanya, İsveç, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kanada olmak üzere 4 ülkeye yapılan hamsi ihracatında 157 bin 582 kilogram karşılığı 561 bin 32 dolar döviz girdisi sağlanırken, Türkiye İhracatçılar Meclisi Yönetim Kurulu Üyesi ve Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Hamdi Gürdoğan, hamsi ihracatındaki artışa dikkat çekti. Gürdoğan, “Türkiye geneline baktığımız zaman 13 milyon dolayında bir döviz girdisi var bir önceki seneye bakıldığında ise bu rakam 11 milyon dolaylarında gerçekleşti. Dolayısıyla ihracatımızın arttığını görüyoruz. Hamsi ihracatı genellikle Fransa, Almanya, Belçika gibi ülkelere yapılıyor yeni Pazar olarak ta Afrika ülkelerine de hamsi ihracatını başlatmış bulunuyoruz. Henüz hamsi sezonu bitmedi dolayısıyla bu rakamın daha da artacağını bekliyoruz. Hamsi ihracatında 11 milyondan 13 milyon doları çıktığımızı göz önüne aldığımız zaman 2 milyon dolarlık bir artış söz konusu. Rakam bazında da bin ton artış söz konusu dolayısıyla bu sezonun daha verimli geçtiğini söyleyebiliriz. 2023 yılında Trabzon’dan yapılan hamsi ihracatında 157 bin ton kilogram karşılığı 561 bin dolar döviz girdisi sağlandı. Bir önceki yıla bakıldığında artış söz konusu dolayısıyla bölgemizden de ihracatın arttığını söyleyebiliriz” dedi.
Nevzat Kaya: "Sıralı şampiyonluklar en büyük hedefimiz"
04 Ocak 2024 Perşembe - 11:47 Nevzat Kaya: "Sıralı şampiyonluklar en büyük hedefimiz" Trabzonspor Yatırım ve Projelerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Nevzat Kaya, sürekli yeni hamlelerle, yeni projelerle bordo-mavilileri aydınlık yarınlara taşımaya kararlı olduklarını belirterek, "Altyapısını hazırladıkça sıralı şampiyonluklar en büyük hedefimiz" dedi. Trabzonspor Yatırım ve Projelerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Nevzat Kaya, kulüp dergisine verdiği röportajda, nefes aldığı her an Trabzonspor için her zaman göreve hazır olduğunu belirtti. Bordo-mavili kulübü tercih etmesiyle her zaman gurur duyduğunu belirten Kaya, "Özellikle ortaokul ve lise yıllarından itibaren Trabzonspor’a olan sevdam tam bir fanatizme dönüştü. O dönemlerle beraber, uzak-yakın demeden sürekli maçlara gitmeye başladım. Defalarca uçak ve otobüs yolcukları yaptığımı dün gibi hatırlıyorum. O süreçte Trabzonspor, beraberinde bana birçok dostluk da kazandırdı" dedi. "Nefes aldığı her an göreve hazırım" Trabzonspor’un kendisi için mücadeleyi temsil ettiğini belirten Nevzat Kaya, "Trabzonspor var oluşunu güçlülerle mücadelelere borçlu. Ben de iş hayatımda 30 yılı aşkındır otomotiv sektöründe mücadele ediyorum. Sürekli bir mücadelenin içerisinde ve farklı güçlerle rekabet halindesiniz ve bunu sürdürebilmek hiç kolay değil. Trabzonspor’un yıllardır süre gelen güce karşı başkaldırışı, ortaya koyduğu ruh, mücadele ve başarı azmi, bana hem ilham oluyor hem de gururlandırıyor. Bu nedenle nefes aldığım her an Trabzonspor için göreve hazırım çünkü benim için Trabzonspor sevgisi her şeyin üstünde" açıklamasında bulundu. "Sıralı şampiyonluklar en büyük hedefimiz" 2001’den sonra Trabzonspor’dan hiçbir dönem elini çekmediğini belirten Kaya, "Hep bir şekilde maçlara gittim, locamı aldım, maddi manevi her konuda kulübümün yanında olmaya çalıştım. Zaten hep iç içeydik ama Başkanımız Ertuğrul Doğan’dan tarafıma teklif geldi, beraber çalışmamızı istedi. Bunu seve seve kabul ettim. Trabzonspor’un ekonomik durumunu en iyi bilenlerden birisiyim. Özellikle son 4 yıldır başkanımızla diyaloglarımız oldukça iyi ilerliyordu. Başkanımız Ertuğrul Doğan’la abi-kardeş, etle-tırnak gibi olduk. Kendisi tarif edilemez bir Trabzonspor sevdalısı ve bu kulüp için yüreğini gövdesini ortaya koyuyor. Hem sevgisi, hem de bilgi ve birikimine güvendiğim için başkanımıza ’Sonuna kadar yanınızdayım2 deyip bu yola çıktık. Hedefimiz Trabzonspor’un sürdürebilir bir ekonomiye sahip olması. Çünkü her şeyin başı ekonomi. Ekonomisi düzgün olmayan hiçbir kurum veya kuruluş hayatını devam edemez. Trabzonspor’da da bunu düzene oturtturmak istiyoruz. Trabzonspor zaten her zaman hedef takımı, altyapısını hazırladıkça sıralı şampiyonluklar en büyük hedefimiz. Bunu başaracak bilgi ve birikime sahip, iyi çalışan, Trabzonspor’u kendisine dert edinen bir ekibiz" ifadelerini kullandı. "Trabzonspor’u aydınlık yarınla taşımaya kararlıyız" Kısa sürede kulübün kasasına ortak bir çalışmayla 80 milyon Euro soktuklarını vurgulayan Nevzat Kaya sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu rakam Türkiye’de herhangi bir kulübün kısa vadede bulup buluşturabileceği bir miktar değil. Bu ödemelerle kulübümüzü ciddi sorunlardan kurtardık ve geleceğe daha sağlam bakabiliyoruz. Bu rakamı borçlanarak yapmadık, tamamen sponsor ve hibe destekleriyle yolu yürüdük. Önümüzdeki aylarda da sayın Başkanımızın belirttiği üzere 25 milyon Euroluk bir hamlemiz daha olacak. Stadyumun kullanım haklarının bize geçmesiyle beraber bu bölgede de ciddi atılımlar yapacağız. Ayrıca arazi çalışmalarımız devam ediyor buralarla ilgili bürokratik sorunları aştıktan sonra büyük bir memnuniyetle duyuracağız. Sürekli yeni hamleler, yeni projelerle Trabzonspor’umuzu aydınlık yarınlara taşımaya kararlıyız." "Haksızlıklar karşısında susmamızı beklemesinler" Trabzonspor’un haksızlıklarla karşı karşıya kaldığını belirten Kaya, "Bariz şekilde şampiyonluklarımızı çaldılar. Bunu vicdanlı olan herkes biliyor, söylüyor zaten. Maalesef ülkemizde Trabzonspor’un başarılı ve popüler olmasını istemeyen bir kesim var. Trabzonspor yönetim kurulu olarak tüm kademelerimizle söz konusu bu durumun önüne geçiyoruz. Gerekli hakemler gerekli cezaları aldı. Ülkemizdeki hakem yetersizliği nedeniyle birçok sorunla daha karşılaşacağımızın farkındayız. Asla imtiyaz istemeyiz, bunu asla kabul etmeyiz zaten. Herkes için ortak adalet talebimiz var sadece. Biz iyi hakemi de alkışlamayı biliriz. Ama haksızlık karşısında da kimse bizden susmamızı beklemesin. Trabzonspor, her alanda hakkını sonuna kadar arayan ve bu yolda asla geri dönmeyen büyük bir camiadır" değerlendirmesinde bulundu. "Hayatımızın her anında Trabzonspor var" Eşinin Trabzonlu olmasına rağmen kendisiyle tanıştıktan sonra Trabzonsporlu yaptığını belirten Nevzat Kaya, "Eşim Trabzonlu, Trabzon damadıyım. Eşim İstanbul’da büyüdüğü için o dönemde başka takımı tutardı ama benimle tanıştıktan sonra o da Trabzonspor sevdasına tutuldu. Benimle beraber yaşayıp da Trabzonspor sevgisini almamaları imkansız zaten. Çocuklarım iyi bir Trabzonspor taraftarı, okul durumlarına göre sıklıkla maçlara götürüyorum onları. Ailece hayatımızın neredeyse her anında Trabzonspor var. Bu arada Trabzonspor tarihine adını altın harflerle yazdıran isimlerden Nwakaeme ile ailece görüşüyoruz. Çok karakterli ve profesyonel bir futbolcu. Trabzonspor’u her zaman yakından takip ediyor" şeklinde konuştu. Şampiyonluğu garantiledikleri Antalyaspor maçı öncesi ve sonrasını unutamadığını ifade eden Kaya, "2-3 hafta hiç yerimde duramadım, tansiyonum sürekli iniyor çıkıyordu. Maç bittiğinde gerçekten inanamadım. Ne düdük sesi ne de başka bir şey duyamıyordum. Kısa süreli bir bilinç kaybı ve baygınlık geçirmiştim. Çok şükür ki Allah’ım bize bu görüntüyü görmeyi bir kez daha nasip etti" dedi.
Doğu Karadeniz’in yüksek tepeleri güneş enerji santralleri ile kaplanıyor
04 Ocak 2024 Perşembe - 10:25 Doğu Karadeniz’in yüksek tepeleri güneş enerji santralleri ile kaplanıyor Türkiye’nin en yağışlı illerini içerisinde barındıran Doğu Karadeniz Bölgesi’nin yüksek rakımlı tepeleri artık Güneş Enerji Santralleri (GES) ile kaplanmaya başladı. GES’ler yörede dereleri kuruttuğu ve ekolojik dengeyi bozduğu iddiasıyla yıllardır tepkilere neden olan HES’lerin yavaş yavaş yerini alırken, son 9 yılda bölgede yaklaşık 200 güneş enerji santralinin projelendirildiği kaydedildi. Karadeniz Bölgesi’nin dik ve engebeli arazileri fırsata çevriliyor. Dünyada son yıllarda kurulum ve kullanım kolaylığı olmasının yanı sıra çevreyi kirletmemesi ve zararlı atık oluşturmaması gibi özellikleri ile ön plana çıkan güneş enerjisi santral talebi Türkiye’de de ilgi çekiyor. Son 10 yılda sayıları giderek artan GES sisteminin yenilebilir enerji kaynağı olan güneş ile karbondioksit salınımının da önüne geçiliyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde ilk olarak 2015 yılında Trabzon’un Tonya ilçesindeki Ruj Tepesindeki 16 dönümlük alanda kurulan 2 bin 500 panel ile ilçede enerji maliyetlerinde tasarruf sağlanırken, bölgede ilk kez yapılan enerji santrali diğer illere de örnek oldu. 2015 yılından itibaren Karadeniz Bölgesi’nde 200’e yakın GES sistemi projelendirilirken, Giresun, Gümüşhane, Ordu ve Trabzon illerinde yapılan çalışmanın ardından hazırlanan raporda 2000 MW’ın üzerinde güneş santralinin kurulabilme imkanı bulunduğu belirlendi. Bu durum bölgede son 15 yıldır dereleri kuruttuğu ve ekolojik dengeyi bozduğu gerekçesiyle tartışmalara neden olan sayıları 250’nin üzerindeki Hidroelektrik Santralleri (HES) kurulumunun da artık 2. planda kalacağını gösteriyor. Belediyelerin enerjisi güneşten alınıyor Karadeniz Bölgesi’ndeki illerde kurulan güneş enerji santrallerinin (GES) devreye girmesiyle milyarlarca lira kasada kalırken, özellikle belediyeler GES yatırımlarına ağırlık veriyor. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulum çalışmaları süren toplam 67.7 MW’lık 3 güneş enerji santralinin (GES) devreye alınmasıyla belediyenin tüm enerji giderlerinin buralardan karşılanacak. Şehirde yılda enerjiye harcanan 420 milyon TL’nin de belediyenin kasasında kalacak. Ordu’da ise Akkuş Belediyesi tarafından kendi enerjisini üretmek ve belediye ekonomisine katkı sağlamak amacıyla Gökçebayır Mahallesi’nde 13 bin 500 metrekarelik alana 2 bin 376 panel kullanarak kurulan güneş enerji santrali üretime devam ediyor. Akkuş Belediyesi’nin kendi enerjisini üretmek ve belediye bütçesine katkı sağlamak amacıyla kurduğu güneş enerji santrali bir yılda 860 megavat enerji üretirken belediye bütçesine de 1.8 milyon TL katkı sağladı. Bölgede son olarak Trabzon’un Ortahisar ilçesindeki Geçit mahallesinde hayata geçirilen Güneş Enerjisi Santralinin (GES) panel montajı tamamlandı. 5 bin 688 panelin bulunduğu GES sistemi ile yılda 3 milyon kilo watt saat enerji üretilecek. “Tükettiğimizin üç katı kadar elektrik üreteceğiz” diyen Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, “Her yıl parklarımız, projelerimiz artıyor. Dolayısıyla aydınlatma ve enerji giderlerimiz de artıyor. Tüketimimiz her geçen gün arttığı için GES projesi çok rantabl bir proje ve 4 yıl gibi bir sürede kendini amorti edecek” ifadelerini kullandı. OSB’de “Yeşil Dönüşüm” projesi Avrupa Birliği’nin (AB) sınırda karbon düzenlemesi mekanizmasının 1 Ekim 2023’ten itibaren işleyeceğini duyurmasının ardından Trabzon Organize Sanayi Bölgesi (TOSB) geçtiğimiz aylarda harekete geçti. TOSB ve Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) tarafından başlatılan ’Yeşil Dönüşüm’ projesi ile firmalarda güneş enerji üretimine başlandı. Firmaların çatılarına kurulan GES sistemleri ile enerjinin yüzde 19-20 üretiliyor. Arsin Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Dursun Ali Sakarya, yenilenebilir enerjinin başlı başına ciddi bir konu olduğunu belirterek, “Burada var olan bütün çatılarımız kurulsa dahi toplam enerjimizin en fazla yüzde 40-50’sini karşılayabiliyoruz. Zaten sistem içerisinde yüzde 100’lük gibi bir dönüşüm beklentimiz de yok. Tabii ne kadar enerjide dışa bağımlılığımızı azaltırsak ve enerji maliyetleri arttığında var olan üreticiler ve fabrikalar bundan ne kadar çok katma değer elde ederse ülkemize o kadar faydalı olacak” diye konuştu. "Doğu Karadeniz Bölgesi’nin güneşten elektrik üretme kabiliyeti Almanya’nın en iyi yerlerinden daha iyi konumda" Elektrik Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve KTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Fatih Mehmet Nuroğlu ise Doğu Karadeniz Bölgesi’nin güneşten elektrik üretme kabiliyetinin güneşten yoğun olarak elektrik üreten Almanya’dan daha iyi durumda olduğunu söyledi. Nuroğlu "Trabzon’un ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nin elektrik üretme kabiliyeti Almanya’nın en iyi yerlerinden daha iyi konumda veya eşdeğer diyebiliriz ki Almanya’nın güneyi daha iyi ancak kuzey tarafı Trabzon’dan daha kötü. Almanya’da güneşte 80 bin megavatlık kurulu güç var. Bölgemizde Arsin Organize Sanayii Bölgesi buna en güzel örnek. Bir çok firmanın ve evlerin çatısı güneş paneliyle kaplı” dedi. “Karadeniz’de 4 ilden üretilebilecek yıllık elektrik miktarı Keban Barajı üretiminin yaklaşık yüzde 55’ine denk geliyor” Bölgede GES kurulumu yapan North Enerji şirketinin Yönetim Kurulu Başkanı Oktay Gül ise Giresun, Gümüşhane, Ordu ve Trabzon illerinde güneşten üretilebilecek yıllık elektrik miktarının 3.5 Milyar KW/h’ten fazla olduğunu ve bu değerin Keban Barajı’nın yıllık elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 55’ine tekabül ettiğine dikkat çekti. Oktay Gül, “2015 yıllarında Karadeniz’de güneş ve güneşten elektrik üretme fikri pek yan yana gelmiyordu özellikle Organize Sanayi Bölgeleri ve buralardaki elektrik tüketimi yüksek işletmelerle yaptığımız toplantılarda kısmen güneşten elektrik üretilip bunu da işletmelerinde verimli şekilde kullanabileceklerini anlatmayı başardık. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu ile yaptığımız bir çalışmada özelde Giresun güney bölgesi potansiyeli ve genelde de Karadeniz Bölgesi’nin güneş santralinden elektrik üretim kapasitesini değerlendirme fırsatı bulduk. Bölge için hazırlanan raporlardan yola çıkarak diyebiliriz ki Giresun, Gümüşhane, Ordu ve Trabzon kırsalında arazi GES olarak 2000 MW’ın üzerinde güneş santralinin kurulabilme imkanı bulunmaktadır. Bu illerin kırsalında sürekli çalışan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki sadece bu illerde güneşten üretilebilecek yıllık elektrik miktarı 3.5 Milyar KW/h ten fazladır. Bu değer ise Keban Barajı’nın yıllık elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 55’ine tekabül etmektedir. Üstelik bu üretimin içinde sanayi tesislerinin çatı GES’leri ve konutlarda kurulacak küçük çatı GES’lerin üretimi hariç tutulmuştur” açıklamasında bulundu. “Kurulumunu tamamladığımız tesislerden yıllık yaklaşık 70 milyon kWh elektrik üretimi sağlanmaktadır” Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 2015 yılından bu yana irili ufaklı 200’e yakın güneş santrali projelendirildiğini ve bir çoğunun kurulumunun tamamlandığını dile getiren Gül, “Çoğunluğu çatı GES olan bu projelerin toplam kurulu güçleri de 150Mwı geçmiş durumdadır. Bu GES projelerinin 49 tanesi şirketimiz tarafından projelendirmiş ve yine 34 tanesinin kurulumunu tamamlamıştır. Tamamlanan projelerin kurulu gücü 35mw büyüklüğündedir. Halen de yaklaşık 20 MW’lık projede kurulum ve projelendirme çalışmalarımız devam etmektedir. Kurulumunu tamamladığımız tesislerden yıllık yaklaşık 70 milyon kWh elektrik üretimi sağlanmaktadır. Bu günkü ortalama perakende elektrik fiyatıyla da yıllık 200 milyon liralık elektrik güneşten elde edilmektedir” şeklinde konuştu. “Yıllık 1 milyon 800 bin kW/h yaklaşan üretimler elde edilmektedir” GES üretim maliyetleri ile ilgili bilgiler veren Gül “MW başına arazilerde 680-800 bin USD aralığında iken çatı GES’lerde bu rakam 400-550 bin USD aralığında değişmektedir” dedi. Karadeniz Bölgesi’nin kıyı kesimleri hariç özellikle Doğu Karadeniz Dağlarının güney bölgesinde çok yüksek verim değerlerine ulaşıldığını belirten Gül, “Özellikle işletmesini yaptığımız santrallerden edindiğimiz verileri iletmek gerekirse yıllık 1.800.000 kW/h’ye yaklaşan üretimler elde edilmektedir. Sahil kesimlerde ise bu değer yüzde 35 oranında düşmektedir. Çatı GES’lerde ise bulunduğu bölgeye göre yüzde 25-28 oranında eksi değerler alınmaktadır” ifadelerini kullandı. “Birçok yatırımcı uygun araziyi bulamamakta karaborsadan ya da başka yollarla tarım arazilerini GES için kullanmaktadır” Sektörün önündeki en büyük sorunun kurumlar arasındaki koordinasyonsuzluk olduğunu kaydeden Gül, “Dövize endeksli bir yatırım olan güneş santralinde, karar verdiğiniz andan kuruluma başlayana kadar geçen 5-6 aylık süre ve kurulum süresi sizi daha başlamadan ciddi zarara uğratabilmekte. Yatırımcıların büyük çoğunluğu bu uzun süreci göze alamadığı için yatırım fikrinden vazgeçmektedir. Ayrıca yüksek faizler finansman ulaşımı engellemekte dolayısıyla güneşe olan ilgi artsa da erişim zorlaşmaktadırÖte yandan güneş santrali kurmak isteyen birçok yatırımcı uygun araziyi bulamamakta karaborsadan ya da başka yollarla tarım arazilerini GES için kullanmaktadır. Bunun yanında ülkemizin bir çok yerinde gerekli teknik inceleme ve değerlendirme yapılmadan hazine arazileri mera yada orman olarak ayrılmış durumdadır. Yerinde müşahede ettiğimiz birçok arazi kayalık ve kıraç olmasına rağmen orman veya mera olarak tescil edilmiştir. Bu arazilerin komple elden geçirilerek güneş santrali kurulabilecek düzeyde verimsiz kıraç orman mera alanların yetkili teknik bir komisyonca elden geçirilip GES kriterine uygun alanların tespit edilmesi ve bu alanlara gerekli enerji nakil hattı altyapısının kamu marifetiyle yerine getirilmesi gerekmektedir” dedi.
Trabzonspor 2024’e galibiyetle başlamak istiyor
04 Ocak 2024 Perşembe - 09:37 Trabzonspor 2024’e galibiyetle başlamak istiyor Trendyol Süper Lig’de 2023 yılından umduğunu bulamayan Trabzonspor, yeni yılın ilk maçında deplasmanda karşılaşacağı MKE Ankaragücü’nü yenerek 2024 yılına moralli giriş yapmayı hedefliyor. Trabzonspor, Süper Lig’in 19. haftasında cumartesi günü deplasmanda oynayacağı MKE Ankaragücü maçı hazırlıklarını sürdürüyor. Kısa ara dönemi Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nde geçiren bordo-mavililer fizik ve taktik antrenmanları yanı sıra mental çalışmalara, Teknik Direktör Abdullah Avcı ve ekibi, büyük önem verdi. Yapılan analizlerde zihinsel canlandırmalar ve tekrarlar ön planda yer aldı. 2024 galibiyetle başlamak istiyor Geçtiğimiz yılda beklentilerine karşılık bulamayan Trabzonspor, 2024 yılına umutla bakarken, yeni yılın ilk maçında deplasmanda oynayacağı MKE Ankaragücü’nü mağlup ederek moralli bir başlangıç yapmak istiyor. Trabzonspor, Avcı ile yeni yılın ilk maçlarını kaybetmedi Bordo-mavililer, Abdullah Avcı yönetiminde ligde oynadığı yeni yılın ilk maçlarını kaybetmedi. Karadeniz ekibi, Avcı yönetiminde 3 Ocak 2021’de oynadığı Karagümrük maçını 2-1, 7 Ocak 2021’de oynadığı Yeni Malatyaspor maçını 1-0 ve 5 Ocak 2023’de oynadığı Giresunspor maçını 3-0 kazanmıştı. Avcı ile benzer performans doğru Trabzonspor Teknik Direktörü Abdullah Avcı, bordo-mavili takımın başına geldiği ilk döneminde çıktığı 10 maçta 6 galibiyet, 3 beraberlik ve 1 mağlubiyet aldı. Avcı ikinci kez göreve geldikten sonra çıktığı 9 karşılaşmadan ise 5 galibiyet, 3 beraberlik ve 1 mağlubiyetle ayrıldı. Karadeniz ekibi, Abdullah Avcı, MKE Ankaragücü maçını kazanması halinde Trabzonspor’un başına geldiği ilk dönemdeki performansını ortaya koymuş olacak.