Yerel Haberler
Trabzon
Avrasya Üniversitesi’nde ilk ve acil yardım tatbikatı gerçekleştirildi 06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:14:22 Avrasya Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Programı tarafından düzenlenen tatbikat, Ömer Yıldız Yerleşkesi’nde gerçekleştirildi. Öğrencilerin mesleki becerilerini geliştirmeyi amaçlayan organizasyon, uygulamalı eğitim açısından önemli bir deneyim sundu. Tatbikat hakkında bilgi veren Acil Tıp Teknisyeni Mustafa Bilgin, etkinliğin artık geleneksel hale geldiğini belirterek bu yıl üçüncüsünün düzenlendiğini ifade etti. Bilgin, amaçlarının öğrencileri mezun olmadan önce sahaya hazırlamak olduğunu vurguladı. Tatbikat kapsamında üç ayrı parkur oluşturuldu. Bunlardan ilki, çok sayıda yaralının bulunduğu senaryoların yer aldığı triaj parkuru oldu. İkinci parkurda, solunum ve dolaşımı olmayan hastalara müdahale edilen arrest hasta senaryoları uygulandı. Üçüncü parkur ise travma vakalarına yönelik olarak hazırlandı. Toplam 14 ekibin katıldığı tatbikatta öğrenciler kendi aralarında yarıştı. Eğitmen Mustafa Bilgin, tüm ekiplerin gösterdiği performanstan memnun olduklarını belirterek "Sonuç olarak bizim gözümüzde hepsi birinci. Amacımız öğrencilerimizin sahaya çıktıklarında, karşılaştıkları her vakaya burada edindikleri bilgi ve becerilerle güvenle müdahale edebilmeleri" dedi. Paramedik mesleğinin önemine de dikkat çeken Bilgin, bu alanda görev yapacak öğrencilerin hayat kurtaran zincirin en güçlü halkalarından biri olacağını ifade ederek, öğrencilerin hedefinin sahada en iyi olmak olduğunu sözlerine ekledi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:50 İran’ın Trabzon Başkonsolosu Mohebati: "Dünya, İranlıların dimdik dayanmasına çok şaşırdı" İran İslam Cumhuriyeti’nin Trabzon Başkonsolosu Naser Mohebati, dünyanın İranlıların saldırılara dimdik dayanmasına çok şaşırdığını belirterek, "Ülkemiz bir iki günlük kültüre sahip değil. Tarih boyu kültürümüz ve medeniyetimiz var. Bu kolaylıkla yıkılmaz, yakılmaz" dedi. İran İslam Cumhuriyeti’nin Trabzon Başkonsolosu Naser Mohebati, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde bölgedeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu. İran’ın kültürel yapısına vurgu yapan Mohebati, savaş ve müzakere süreçlerine dair mesajlar verdi. İran’ın tarih boyu kültürü ve medeniyeti olduğunu kaydeden Mohebati, "Bizim rehberimiz şehit oldu. Kendisi de bunu istiyordu. Liderimiz bununla çok iftihar ediyordu. Şehit olmayı arzu ettiğini çok tekrar etmişti. Çok insanlar vardı hak yolunda çalışanlar, gazilerimiz. Tarih boyunca kültürümüzde olanlar şehadeti arzu etmişlerdi, şehit oldular. Çocuklarımızın şehit olmasına çok üzüldük. Dünya, İranlıların dimdik dayanmasına çok şaşırdı. Nasıl olur da bir ülkeyi bombalarsın da memleketin lideri, insanları şehit olur ama o ülke dağılmaz ve yıkılmaz? Bizim kültürümüzde bu var. Ülkemiz bir iki günlük kültüre sahip değil. Tarih boyu kültürümüz ve medeniyetimiz var. Bu kolaylıkla yıkılmaz, yakılmaz. Ekonomimizin, insanlarımızın, binalarımızın yıkılması mümkün müydü? Ülke dimdik dayandı, istikrarını kaybetmedi. İran bunu gösterdi. İran’ın halkı önemliydi" diye konuştu. "Müzakere olurken yeni savaş başlattılar" Müzakere sürecine de değinen Mohebati, "Geçen sene savaştan 12 gün önce İran, ABD ve Avrupa ülkeleriyle konuşurken onlar bize saldırı yaptılar. Son savaştan 1 gün önce İran müzakeredeydi, karar verilmişti. Müzakere olurken yeni savaş başlattılar. Bu gösterir ki; onların hedefleri hiçbir zaman müzakere değildi. Müzakereden zaman kazanırlar, silahlanırlar ve büyük bir savaşa yeniden başlarlar. İran şimdi diyor ki, ‘savaşları bitirin, müzakere yapalım, konuşalım’. Bu mühim bir mesajdı" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin tüm telaşı bu savaşı bitirmekti" Türkiye ile İran’ın ilişkilerine de değinen Mohebati, "İran dedi ki, ‘Ben Türkiye toprağına hiçbir zaman füze göndermedim’ ve göndermez. Türkiye ile İran’ın kardeşliği çok istikrarlıdır. Tarih boyu böyledir ve çok önemlidir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iyi mesajlar gönderdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan çok iyi mesajlar verdiler. Bu konuda Türkiye’yi kendimize kardeş biliriz. Türkiye’nin tüm telaşı bu savaşı bitirmekti" ifadelerini kullandı.
Özel birey Yavuz Selim adeta zaman makinesi gibi
15 Ekim 2024 Salı - 09:02 Özel birey Yavuz Selim adeta zaman makinesi gibi Trabzon’da yaşayan 29 yaşındaki özel birey Yavuz Selim Yılmaz’ın özel yeteneği insanları adeta zaman yolculuğuna çıkarıyor. 2006 yılından 2035 yılına kadar olan takvimleri ezberleyen Yavuz Selim, herhangi bir tarihin hangi güne geldiğini hiç düşünmeden söylüyor. Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yaşayan özel birey Yavuz Selim Yılmaz’ın sıra dışı yeteneği duyanları şaşırtıyor. Yaklaşık 10 yıl önce tabletinde açtığı takvim ile başlayan merakı özel bir yeteneğe dönüşen Yavuz Selim, 29 yıllık takvimi ezberledi. 2006 yılından 2035 yılına kadar olan tarihleri ezberleyen Yavuz Selim, duyanları adeta zaman yolculuğuna çıkartıyor. Tarihin verilmesinin ardından hiç düşünmeden hangi güne ait olduğunu söyleyen Yavuz Selim ayrıca saat merakı ile biliniyor. Yaklaşık 110 tane saatlik bir koleksiyonu da bulunan Yavuz Selim’in babası Ahmet Yılmaz, oğlunun takvim ve ajanda merakının olduğunu söyledi. Doktorların Yavuz Selim’in bu takıntısı nedeniyle mutlu olduğunu belirten Ahmet Yılmaz, "8-10 yıldır takvim ve ajanda merakı var. Böyle bir takıntısı var. Doktorlar da böyle bir takıntısı olması nedeniyle mutlu oldular, çok ilginç dediler. 2006 yılında 2035 yılına kadar olan takvimleri ezberlemiş. Hangi tarihin hangi güne geldiğini hemen söylüyor. Bu bizi mutlu ediyor. Ayrıca kol saati takıntısı da var. Yaklaşık 110 tane saati var. Özel bir koleksiyonu var. Yavuz Selim’in bir tableti vardı. Oradan sürekli takvimlere bakıyordu. Saate de bakıyordu ama onu istemedi. Takvimde baktığını yazıyordu. Yazdıkça ezberliyordu. Yaklaşık 10 senedir ezberliyor. Bazen kendi kendine uyku da bile söylüyor. Yarınlar bile ne getirir hiç bilmiyoruz. Bilgisayardan göremediği için 2035’den sonraki tarihleri ezberliyemiyor. Açılsa 2035’den sonrası da ezberler. Sürekli takvimlere bakıyor, müzik dinliyor. Her yıl özel bireylerin Pelitli’de okulu var. Ahmet Metin Genç’e özellikle teşekkürlerimi sunuyorum. Hepimiz engelli adayıyız. Başkanımızın duygusal bir yaklaşımı ile okulların açılmasına maddi olarak çok büyük destek verdi. Okulların açılması yaklaşık 1 ay geç oldu ama başkanımız elini taşın altına koydu ve biz özel bireylerin ailelerini çok mutlu etti. Yavuz Selim ve arkadaşlarının okulları bugün başladı. Çok mutlu oldular. Okula gitmedikleri zaman, çeşitli etkinlikler yapmadıkları zaman daha gergin oluyorlar" dedi. Yavuz Selim Yılmaz ise "Bilgisayarda takvime bakarak ezberledim. Bilgisayardan 2035’den sonrası göremediğim için ezber yapamıyorum. Mutlu olmak istiyorum. Saatleri çok seviyorum" ifadelerini kullandı.
Dr. Canan İnce Börekci: "Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu erken tanınması açısından önemli"
14 Ekim 2024 Pazartesi - 11:38 Dr. Canan İnce Börekci: "Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu erken tanınması açısından önemli" 14-20 Ekim “Dikkat eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu” farkındalık haftası münasebetiyle uyarılarda bulunan Özel İmperial Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Canan İnce Börekci, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun erken yaşlarda görülmeye başlandığına dikkat çekti. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu hakkında bilinmesi gerekenleri sıralayan Börekçi, “Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu nörogelişimsel bir bozukluktur. Yani beyin gelişiminin erken dönemlerindeki farklılaşmalar bozukluğun nedenidir.Belirtiler erken yaşlarda görülmeye başlar. Bulgular dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüselliğin baskınlığına göre çocuklar arasında farklılıklar gösterebilmektedir. Dikkat eksikliği kişilerin okul, iş ve günlük hayat işlevlerinde dikkat, yönelme, öğrenme ve bellek becerilerini etkilerken, hiperaktivite ve dürtüsellik kişilerin kendini frenleme, tehlikeyi, riski öngörebilme, düşünerek karar verebilme, duygularını, davranışlarını kontrol edebilme becerilerini bozabilmektedir. Hiperaktivite ve dürtüsellik kişilerin davranış sorunları, madde kullanımı, ekran, sosyal medya, oyun ve diğer bağımlılıklara yatkınlığını arttırmaktadır. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunda ayrıca planlama, organize etme, önceliklendirme, zamanı yönetme, hedefe yönelme ve başlama problemleri ile motivasyonun düzenlenmesi gibi beyin işlevlerinde de bozulmalar görülebilmektedir. Bu nedenle dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun tedavisi dikkat eksikliği hiperaktivite belirtilerinin yanında bozulan diğer beyin işlevleri ve becerilerinde de iyileşmeyi içermelidir. Birçok alanda neden olduğu sorunlar nedeni ile dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun farkında olmak belirtilerin erken tanınması açısından önemlidir” diye konuştu.
Trabzon’un doğal afetleri kitap oldu
14 Ekim 2024 Pazartesi - 09:45 Trabzon’un doğal afetleri kitap oldu Trabzon Büyükşehir Belediyesi eski daire başkanlarından olan ve halen kurumda mühendis olarak görev yapan Fatih Erol’un ikinci kitabı olan "Geçmişten Günümüze Trabzon’da Doğal Afetler" adlı eser okuyucuları ile buluştu. Yoğun bir katılımla imza günü düzenleyen Erol, genç akademisyen Mustafa Topsakal ile birlikte kaleme aldığı adlı kitabıyla Trabzon’un afet geçmişini kapsamlı bir şekilde araştırdı. Erol, çalışmanın, Trabzon’da bugüne kadar kaydedilmiş doğal afetlerin en kapsamlı envanterini sunduğunu belirtti. Kitapta, 1848’den günümüze kadar gerçekleşen 367 önemli afet olayı detaylandırıldı. Bu afetlerin 115’inde can kaybı yaşanırken, toplamda 667 kişi hayatını kaybetti. Erol, "Trabzon’da tespit edebildiğimiz ilk afet 1848’de meydana gelen ve ekonomik kayıplara sebebiyet veren fırtına olayıdır. Yine tespit edebildiğimiz ilk ölümlü afet ise 1860’ta Akçaabat Hıdırnebi’de gerçekleşen çığ felaketidir" dedi. Kitapta Trabzon’da afetlerden kaynaklanan göç olaylarına da yer verildiğini söyleyen Erol, “Bu eser Trabzon’un 1800’lü yıllarından itibaren karşılaştığı sel, deprem, heyelan ve çığ gibi doğal afetleri ele alıyor. Arşiv belgeleri, gazete kayıtları ve literatür taramalarıyla desteklenen bu çalışma, afetlerin etkilerini geçmişten günümüze yaşanan göçleri ortaya koyuyor. Geçmiş afetlerden ders çıkararak, gelecekte benzer olaylara karşı alınabilecek önlemlere ışık tutmayı amaçlayan kitabımız Trabzon’un doğal afet tarihi konusunda önemli bir kaynak niteliğindedir” dedi. "Geçmişten Günümüze Trabzon’da Doğal Afetler" adlı kitabın Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür yayını olarak basıldığını belirten Erol, kitabın Trabzon’un yazın hayatına katılmasını sağlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Av. Ahmet Metin Genç’e teşekkür etti.
Prof. Dr. Ömer Kara: “Sel ve taşkın risk haritalarının bir an önce oluşturulması gerekir"
13 Ekim 2024 Pazar - 10:38 Prof. Dr. Ömer Kara: “Sel ve taşkın risk haritalarının bir an önce oluşturulması gerekir" Doğu Karadeniz Bölgesinde sel ve heyelanların oluşmasında arazi yapısının engebeli ve yüksek eğimli olmasının yanı sıra özellikle dere yataklarına yapılan binaların suyun akışını engellemesi afetlerin zarar derecesini artırdığı kaydedildi. Trabzon’da 20 Eylül 2024 tarihinde meydana gelen özellikle Arsin, Araklı, Sürmene ilçeleri ile Yomra ilçesinin bazı mahallelerinde şiddetli yağmura bağlı yıkıcı etki yapan taşkın ve heyelanların oluşturduğu tahribatla ilgili değerlendirmede bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Kara, önemli uyarılarda bulundu. Yerleşim yerlerinin dere yataklarına inşa edilmesi, dere ıslah çalışmalarındaki yetersizlikler ve köprü- menfez gibi sanat yapılarının yetersiz kalarak tıkanması afetin boyutunu olumsuz etkilediğini kaydeden Kara, “Sel ve heyelanlarda en önemli faktörlerden biri yağışlar. O dönemde günde metrekareye yaklaşık 160 kilogram civarında yağan yağış üst havzalardan toplanarak aşağıda çıkış noktasında (mansap bölümünde) tahliye olamadığı için eğimi düşük alanlardaki hem yerleşim yerlerini hem yolları kaplamak suretiyle büyük zararlar meydana getirdi. Sel ve heyelanların alt bölümde görülmesi üst havzada yapılan yanlışların bir neticesi oluyor. Çünkü yukarı kısımda yağan yağışlar gür bir orman örtüsü altında yüzeysel akışa geçmeden büyük bir bölümü yavaş yavaş süzülerek taban suyu olarak dereye ulaştığında böyle afetlerin yaşanması söz konusu olmaz" dedi. Doğu Karadeniz Bölgesinde bu tür yıkıcı afetlerin yaşanmasının topografik yapının yüksek eğimli ve engebeli olması, şiddetli yağışlar ve yanlış arazi kullanımında ileri geldiğini belirten Kara, "Örneğin yerleşimlerin dere yataklarına inşa edilmesi, dağınık ve plansız yapılaşmasının etkisinin büyük olduğunu belirtti. Özellikle derenin akış güzergâhına evlerin yapılması, suyun akışını engelleyici yapılar bu afetlerin daha şiddetli bir yaşanmasına sebep oluyor” dedi. Türkiye’nin coğrafi yapısı itibariyle heyelan bakımından en riskli bölgenin Doğu Karadeniz Bölgesi olduğunu bölgenin heyelan risk haritalarının acilen çıkartılması gerektiği belirten Kara, “Diğer bir konuda önemli eksiklerimizden bir tanesi sel ve taşkın risk haritalarının oluşturulamamış olması. Eğer bunlar oluşturulsa hangi bölgelerde ne gibi tedbirler alabileceğimiz daha önceden belirlenip ona uygun planlamalar yapılabilir. Oradaki parametreler oranın jeolojik yapısı toprak yapısı eğim durumu ve yağışlar bütün bunlar bir arada değerlendirilerek oluşturulacak risk haritalarında hangi bölgelerde yüksek yağışlarda risk meydana gelebileceği önceden tahmin edilip örneğin oradaki yerleşimi de yol ağını da ona göre planlamak mümkün olabilir” diye konuştu. "İklim değişikliği önemli bir faktör" Son yıllarda artan hava sıcaklıkları ve iklim değişikliği sellere zemin hazırladığını ifade eden Kara, “Belki anlık buharlaşma değil de iklim değişimine bağlı olarak, bazı yerlerde adeta kurak, çöl iklimine yakın bir durum varken bazı yerlerde afet derecesinde şiddetli yağışlar meydana geliyor. Bu nu da iklim değişikliğin bir neticesi olarak söyleyebiliriz. Çünkü bu bölgede yaşanan genel halin çok dışında ekstrem durumlarda görülebiliyor. Buna da tabi ki sellere zemin hazırlamış oluyor” dedi. Orman ve mera alanlarının tarım arazisine dönüştürülmesi sel ve taşkınları artırmada etkili olduğuna dikkat çeken Kara, “Sel ve heyelanlar bölgemizde özellikle yerleşim yerleri arttıkça ve yanlış arazi kullanımı meydana geldikçe örneğin, bir yerin devamlı orman örtüsünün altında olması gerekirken oralar açılıp tarıma dönüştürüldüğü zaman yerleşime dönüştürüldüğü zaman tabi ki bunlar artırıcı etkide bulunuyor. Bu olumsuzluklara son zamanlarda herkesin şahit olduğu küresel iklim değişikliği ve buna bağlı ekstrem hava şartları da eklenince afet boyutunda sel ve taşkınlar yaşanmaktadır” diye konuştu. "Suyun geçtiği yerlere bina yapılmamalı" Suyun geçtiği yerlere bina yapılmaması gerektiğini kaydeden Kara, dere mecralarına, suyun geçtiği yerlere binalar yapılmaması aynı zamanda yol ağlarının düzgün planlanması gerektiğini belirtti. Kara, ayrıca yanlış arazi kullanımının önlenmesi gerektiğine dikkat çekerek herkesin bilinçli davranıp üzerine düşen görevi yaptığı takdirde sel ve taşkınlardan daha az zarar görüleceğini belirtti. Kara, vatandaşların, yerel yönetimlerin ve genel yönetimin üzerine düşen görevleri yapması gerekli olduğunu sözlerine ekledi.
Benzer dava, farklı sonuç
13 Ekim 2024 Pazar - 10:19 Benzer dava, farklı sonuç Trabzon’da müstakil bir evde yaşayan şahsın köpeğini tehlike oluşturabilecek şekilde serbest bırakması sonucu farklı zamanlarda komşuları tarafından şikayet edilmesine savcılıkça farklı kararlar verildi. Olay, Trabzon’un Yomra ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ilçenin Kaşüstü Mahallesinde yaşayan A.U. (72), yaklaşık 4 ay arayla iki kez mahkemelik oldu. Evinin bahçesinde baktığı köpeği tehlike oluşturabilecek şekilde serbest bırakan A.U., çevredeki K.H. ve H.D. isimli şahıslar tarafından şikayet edildi. İlk olarak K.H. tarafından Mart ayında Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet edilen A.U. hakkında ‘Hayvanın tehlike oluşturabilecek şekilde serbest bırakma’ suçundan işlem başlatıldı. Cumhuriyet Savcısı F.K. tarafından verilen kararda A.U. hakkında suç işlediği anlaşıldığından yasa maddeleri uyarınca 600 TL adli para cezası verildi. Yaklaşık 4 ay sonra tekrar mahkemenin yolunu tutan A.U. bu sefer ise bir başka komşusu olan H.D. tarafından şikayet edildi. A.U. tarafından evin önünde serbest bırakılan köpek park halindeki H.D.’ye ait otomobile zarar verdi. Köpeğin evin önünde dolaşması nedeniyle korkan ve aracından oluşan zarar nedeniyle Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran H.D. şikayetçi oldu. Savunmasında köpeğinin tasmalı olduğunu belirten A.U. köpeğinin evin bulunduğu bölgeyi korumaya çalıştığını ve iç güdüsel olarak şüphelinin aracına saldırmış olabileceğini savundu. Aynı şikayetten 2 kez savcılığın yolunu tutan A.U. hakkında bir başka Cumhuriyet Savcısı T.G. tarafından verilen karar ise şaşırttı. Cumhuriyet Savcısı, kişilerin sağlığı konusunda bir tehlike olduğuna ilişkin somut davanın söz konusu olmadığından suçun yasal unsurlarının oluşmadığına karar verdi.
Boztepe Seyir Terası’nın bir günlük geliri şehit ailelerine bağışlandı
12 Ekim 2024 Cumartesi - 14:08 Boztepe Seyir Terası’nın bir günlük geliri şehit ailelerine bağışlandı Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, 40 şehit yakınını Boztepe Seyir Terası’nda misafir etti, terasın bir günlük gelirini Trabzon Şehit Aileleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne bağışlayacaklarını açıkladı. Trabzon Şehit Aileleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne destek olmak amacıyla düzenlenen etkinliğe belediye başkan yardımcıları, meclis üyelerinin ve birim müdürlerinin yanı sıra CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, CHP Ortahisar İlçe Başkanı Haluk Batmaz, trabzon Şehit Aileleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Şeref İşler ve bir çok dernek başkanı katılım sağladı. 40 şehit ailesi Boztepe Seyir Terası’nda misafir edilirken, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, terasın bir günlük gelirinin Trabzon Şehit Aileleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne bağışlanacağını ifade etti. Trabzon’daki tüm toplum yararına çalışan derneklere destek olmayı amaçladıklarını söyleyen Başkan Kaya, “Daha önce SMA hastası bir yavrumuz için bir kampanya yapmıştık, şimdi şehit aileleri derneğimiz için yapıyoruz. İlerleyen günlerde topluma hizmet eden, faydalı işler yapan bütün derneklerimize Ortahisar Belediyesi olarak bu tür destekleri vermeye çalışacağız. Şehit Aileleri Derneğimiz çok değerli işler yapan, şehit ailelerimizle sürekli iletişimde olan ve onların dertlerini çözme gayretinde olan çok değerli bir dernek. Yaptıkları hizmetler için başkanıma ve yönetimine çok teşekkür ediyorum. Bugün bu topraklarda barış ve güven içinde yaşıyorsak bunu şehitlerimize ve gazilerimize borçluyuz” ifadelerini kullandı.
Kokarca ile mücadelede ’Cezbet-öldür’ dönemi sürüyor
12 Ekim 2024 Cumartesi - 10:31 Kokarca ile mücadelede ’Cezbet-öldür’ dönemi sürüyor Karadeniz Bölgesinde tarım ürünlerine büyük zarar veren kahverengi kokarcayla mücadelede ’Cezbet-öldür’ dönemi sürüyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi, tarım ürünlerini tehdit eden ve ekonomik zarara neden olan kahverengi kokarcayla mücadele çalışmalarına desteğini sürdürüyor. 23 Eylül-4 Ekim 2024 tarihleri arasında 2 hafta süre ile kışlak mücadelesi öncesi ‘’cezbet- öldür’’ yöntemiyle ruhsatlı feromon tuzakları kullanılarak Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nce il genelinde belirlenen 600 noktada Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından ilaçlama çalışması yapıldı. 2 bin 600 adet yeni tuzak kurulacak Büyükşehir Belediyesi, mücadele kapsamında 2 bin 600 adet feromon tuzağı alarak İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 2025 yılında belirleyeceği alanlara yerleştirmeyi planlıyor. Kahverengi kokarca zararlısının hava sıcaklığının 16 dereceye düşmesi ile birlikte kışlaklara geçeceğinden dolayı bu alanların ilaçlanması için Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı harekete geçti. Büyükşehir Belediyesi ekiplerince sahil bandındaki 9 ilçede, 9 ekiple aynı anda İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün belirlediği alan ve yerlerde kışlak olarak tabir edilen yapılarda (ağıl, ahır, dam, çatı, depo, evler vb.) biyosidal ilaçlarla ilaçlama yapılacak. Konuyla ilgili konuşan Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, “Kahverengi kokarca, bölgemizi etkisi altına almış durumda. Biz de Büyükşehir Belediyesi olarak bu zararlıyla mücadele çalışmalarına geçtiğimiz aylarda başladık ve sürdürüyoruz. Ekiplerimiz, yetkili kurumlarımızla iş birliği halinde faaliyetlerini gerçekleştiriyor. Bu noktada vatandaşlarımız yapılan uyarılara kulak vermeli. Kışlak diye tabir ettiğimiz alanlarda çalışmalarımızı gerçekleştireceğiz. Bütün vatandaşlarımızın bu süreçte yetkili kurumlarla, muhtarlarımızla ve ekiplerimizle hareket etmesini rica ediyorum. Bu durumun üstesinden birlikte geleceğiz” dedi.
Türkiye’de doğal afetlerde ilk sırayı heyelanlar alıyor
12 Ekim 2024 Cumartesi - 09:47 Türkiye’de doğal afetlerde ilk sırayı heyelanlar alıyor Türkiye’de son 50 yılda yaşanan doğal afetlerde ilk sırayı heyelanların aldığı ve en fazla heyelanın da Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki illerde yaşandığı belirtildi. Trabzon’daki Hamamizade İhsanbey Kültür Merkezi’nde düzenlenen "Trabzon’da sel ve heyelan kader mi?” konulu panelde konuşan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arzu Fırat Ersoy, son 20 yılda küresel ölçekli meydana gelen yaklaşık 7 bin doğa kaynaklı afetlerde bir milyon 250 bin insanın hayatını kaybettiğini hatırlattı. Türkiye’nin dünyada doğal afetlerin en çok yaşandığı ülkeler arasında yer aldığını belirten Prof Dr Arzu Fırat Ersoy, “Heyelan ve taşkınlar özellikle son yıllarda iklim değişikliği ile birlikte daha sık ve yıkıcı hale gelmiştir. Ani yağışların neden olduğu su baskınları alt yapı yetersizliği ve insan eliyle doğanın tahrip edilmesi bu afetlerin olumsuz etkilerini artırmaktadır. Ülkemiz bu tür afetlerin en çok yaşandığı coğrafyalardan biridir. Geçmişte bölgemizde yaşadığımız bir çok trajedik olay heyelan ve taşkın riskinin ne kadar ciddi olduğunu bizlere göstermektedir. Afetlerle mücadelede en önemli unsurlardan biri bireylerin ve toplumların bu konuda bilinci olmasıdır. Afetler yalnızca meydana geldiklerinde değil öncesinde alınacak önlemlerle ve sonrasında izlenecek stratejilerle yönetilebilir. Toplumun her kesiminin afet yönetiminde bilinçlenmesi güvenli bir gelecek inşa etmemizin en önemli adımıdır” dedi. "Dünyada son 20 yılda afetlerde bir milyon 250 bin insan öldü" Dünya genelinde son 20 yılda bir milyon 250 bin insanın hayatını kaybettiğine işaret eden Ersoy, "2004 ile 2024 yılları arasındaki 20 yıllık dönemde küresel ölçekte meydana gelen yaklaşık 7 bin doğa kaynaklı afetin bunlar deprem sel fırtına kütle hareketleri olarak tanımlanabilir. Bu afetlerde bir milyon 250 bin insanımız hayatını kaybetmiştir. Sadece 2021 yılında 432 adet doğa kaynaklı afet meydana gelmiş, bunların yüzde 50’sini de taşkınlar oluşturmuştur. Dünya ölçeğinde verilen bu rakamlar dikkate alındığında heyelanların sadece yüzde 3’lük paya sahip olduğunu görüyoruz. Meydana gelen afetlere baktığımız zaman dünya ölçeğinde en fazla afetin sel, taşkınlar ve fırtınalar şeklinde meydana geldiğini görüyoruz. Yine insan kaybı da en çok depremler, sel ve taşkınlarda meydana gelmiş. Etkilenen insan sayısında taşkınlar ve bunun yanı sıra kuraklık etkili olmuş. Ekonomik kayıplarda da yine en çok sel taşkınlar ve fırtınalar etkili olmuştur. Kümülatif olarak yine dünya ölçeği üzerinde incelediğimizde dünya etkili olan afetlerin aşırı hava olayları sel ve taşkın olarak veya kasırga olarak tanımlayacağımız hava olayları ve taşkınlar olduğunu görüyoruz” diye konuştu. “Doğu ve Batı Karadeniz en riskli bölgeler" “Türkiye haritasını il ve ilçeler bazında incelediğimiz zaman özellikle Doğu ve Batı Karadeniz bölgelerinde sıklıkla sel, su baskınları ve heyelanlar meydana geldiğini görüyoruz" diyen Ersoy "Türkiye olarak dünya ülkelerinden daha farklı olarak son 50 yılda meydana gelen doğa kaynaklı afetleri incelediğimizde heyelanların yüzde 45’lik bir oranla ilk sırada, depremlerin yüzde 18’lik bir oranla ikinci sırada taşkınların ise yüzde 14’lük bir sırayla üçüncü sırada yer aldığını görüyoruz. Dolayısıyla iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin giderek arttığını göz önünde bulundurduğumuzda sadece 2019 yılında ülkemizde taşkın ve heyelanların diğer afetler içerisindeki oranının yüzde 70 olduğunu görüyoruz. Heyelan envanter haritasını incelediğimizde yine Türkiye’de aslında Doğu Anadolu fay hattı ile Güney Doğu Anadolu fay hattını artık son büyük depremden sonra hepimiz öğrendik ve Kuzey Anadolu fay hattına paralellik gösterecek şekilde heyelanların da oldukça sık tekrarlandığını görüyoruz ülkemizde. Ama Doğu Karadeniz ve Batı Karadeniz bölgeleri her hangi bir aktif fay hattı üzerinde bulunmamasına rağmen yine heyelanlardan maalesef çokça etkilenen bölgelerimiz. Bizler dünya ülkelerinden daha farklı doğa kaynaklı afetlerle maalesef mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Ülkemizin kuzey doğu kesiminde bulunan Doğu Karadeniz bölgesi sel, taşkın ve heyelanlarla sık sık karşı karşıya kalmakta ve bunun sonucunda da can ve mal kayıpları meydana gelmektedir. 1950’den itibaren Türkiye’de meydana gelen heyelanların beşte biri Trabzon, Rize, Erzurum ve Giresun’da meydana gelmiş. Bu illeri takip eden Artvin, Kastamonu, Bingöl, Malatya, Sivas ve Erzincan’da da heyelanların çok meydana geldiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Başkan Ahmet Metin Genç: "Sel ve heyelanlara karşı tüm tedbirleri almakla yükümlüyüz"
11 Ekim 2024 Cuma - 15:37 Başkan Ahmet Metin Genç: "Sel ve heyelanlara karşı tüm tedbirleri almakla yükümlüyüz" Trabzon Büyükşehir Belediyesi ile Karadeniz Teknik Üniversitesi iş birliğinde, Trabzon’da yaşanan sel ve heyelanların nedenleri ve olası çözümlerinin ele alındığı “Trabzon’da sel ve heyelan kader mi?” başlıklı panel düzenlendi. Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen panele, Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Panelistler Prof. Dr. Arzu Fırat Ersoy, Prof. Dr. Ömer Yüksek ve Araştırmacı Yazar Fatih Erol, farklı bakış açılarıyla konuyu ele aldılar. Panelin açılışında konuşan Başkan Ahmet Metin Genç, “Yeryüzündeki tüm hareketler, kaderin bir parçasıdır ve o kaderin sahibi, alemleri yaratan Cenab-ı Allah’tır. Bu perspektiften bakıldığında, yeryüzündeki tüm olaylar, hareketler ve işlerde bir kader planı görmekteyiz. İnancımız gereği, şu anda yaşadığımız bu dünya, ebedi hayatın öncesindeki geçici bir duraktır. Ancak, bizi yaratan Allah, takdir ettiği iş ve işlemlerde insanoğluna irade bahşetmiş, bu da bizleri sorumlu kılmıştır. Çünkü akıl sahibi varlıklar olarak, aldığımız kararların ve yaptığımız seçimlerin sorumluluğunu taşırız. Bu kader çizgisi içinde, irademizle hayatımızda gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlüyüz. Akıl, bilim ve sağduyu doğrultusunda gereken tüm önlemleri alıp, sonucunu Allah’ın takdirine bırakmak, inancımızın bir gereğidir. Geçtiğimiz yıl, 13 ilimizi etkileyen büyük deprem felaketiyle karşı karşıya kaldık. Her ne kadar bölgemizde deprem riski düşük olsa da, yoğun yağmurların sebep olduğu sel ve heyelan gibi doğal afetler bizim için de ciddi bir tehlike oluşturmaktadır. Bu risklere karşı önlem almak zorundayız. Belediye olarak bu tedbirleri hayata geçirirken, şehrimizin önemli bilim merkezi olan üniversitemizle iş birliği yapmaya da özen gösteriyoruz” dedi. "Afetlerle birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz" Vali Aziz Yıldırım ise “Olayların akışına uyum sağlayarak doğayla barışçıl bir yaşam sürdürmek zorunda olduğumuzu görüyoruz. Bu, dik yamaçlara ev yapmamak anlamına gelir. Çünkü buralarda heyelan riski vardır; toprak kayabilir. Uzmanlarımız da bu konuyu detaylı şekilde ele alacaklardır. Aynı şekilde, dere yataklarına da ev yapmamalıyız. Neden? Çünkü dere, normal şartlarda sakin akabilir ve hiçbir sorun oluşturmaz. Ancak bazen, yoğun ya da lokal yağışlarda birden taşarak sele dönüşebilir ve büyük zararlara yol açabilir. Üç hafta önce ilçelerimizde bunun örneğini gördük. Evlerimizi ve yerleşim yerlerimizi bu gerçekleri göz önünde bulundurarak seçmeliyiz. Yalnızca binalarımızı değil, yollarımızı, menfezlerimizi ve köprülerimizi de bu koşullara uygun hale getirmeliyiz. Hepimize büyük görevler düşüyor. Belediyelerimiz, genel idaredeki kurumlarımız, atanmış ve seçilmiş yetkililer, hepsi sorumluluk almalı. Vatandaşlarımız da aynı şekilde. Bugün burada, Trabzon’da sel ve heyelan riskleri üzerine konuşmak için toplandık” diye konuştu. "Toplum bilinci çok önemli" Panelistlerden Prof. Dr. Arzu Fırat Ersoy ise toplum bilincine vurgu yaparak “Bugün burada toplanmamızın temel amacı doğal afetlerin hayatımızdaki etkilerini daha derinlemesine anlamak, doğal afetlerin hayatımızda nelere yol açabileceğini, başa çıkma yollarını tartışma ve farkındalığımızı artırarak toplumsal direncimizi güçlendirmektir. Afetler her dönemde insan yaşamını ve yerleşim yerlerini derinden etkilemiş, sosyal ve psikolojik yıkımlara neden olmuştur. Ülkemizde maalesef afetler çokça yaşamaktadır. Doğru bilgi, etkin planlama ve farkındalık ile afetlere karşı hazırlıklı olabilir ve riskleri en aza indirebiliriz. Heyelan ve taşkınlar özellikle son yıllarda iklim değişikliğiyle birlikte daha çok ve yıkıcı hale gelmiştir. Aşırı yağışların neden olduğu su baskınları, altyapı yetersizliği ve insan eliyle doğanın tahrip edilmesi afetlerin olumsuz etkilerini arttırmaktadır Geçmişte bölgemizde yaşadığımız birçok trajik olay, heyelan ve taşkın riskinin ne kadar ciddi olduğunu bizlere göstermektedir. Toplumun her kesiminin, afet yönetiminde bilinçlenmesi, güvenli bir gelecek inşa etmemizin en önemli adımıdır” şeklinde konuştu.
Dünya Kız Çocukları Günü’nü unutmadılar
11 Ekim 2024 Cuma - 14:21 Dünya Kız Çocukları Günü’nü unutmadılar Ortahisar Belediyesi tarafından 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü dolayısıyla Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Numune Kampüsü Yenidoğan Servisi’ndeki 11 bebeğin ailesine yenidoğan destek paketi hediye edildi. Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın sosyal belediyecilik projeleri arasında yer alan ‘Yeni Doğan Destek Paketi’ uygulaması aileleri sevindirmeye devam ediyor. Sosyal İşler Müdürü Toktamış Han Bahadır, Başkan Kaya adına 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü dolayısıyla Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Numune Kampüsü Yenidoğan Servisi’ndeki 11 bebeğin ailesine yenidoğan destek paketi hediye etti. Aralarında bugün doğan bebeklerin de bulunduğu 6 kız 5 erkek bebeğin ailesi, hediyelerinden dolayı Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’ya teşekkürlerini iletti. Ailelere yenidoğan destek paketlerini hediye eden Sosyal Yardım İşleri Müdürü Bahadır, “Bebeklerimize dünyaya hoş geldiniz diyoruz. Ayrıca kız bebeklerimizin 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nü de kutluyoruz. Bebeklerimizin ailelerine, belediye başkanımız Ahmet Kaya’nın hediyesi olan yenidoğan destek paketlerini teslim ettik. Yenidoğan destek paketimizin içerisinde; bebek giyim seti, müslin örtü, şampuan, krem, ıslak mendil, bez, hastane çıkışı seti gibi ürünler yer alıyor. Bu uygulamamızla bebek sahibi olan ailelerimize destek olmayı ve sevinçlerini paylaşmayı hedefliyoruz. Bu anlamda; önümüzdeki günlerde ailelerimize destek olacak sosyal belediyecilik uygulamalarımızın kapsamı genişleterek çalışmalarımıza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Şehirde bir ilk olan yenidoğan destek paketi uygulamasının diğer belediyelere de örnek olması gerektiğini dile getiren aileler, Belediye Başkanı Ahmet Kaya’ya teşekkür ettiler.