GÜNDEM - 06 Mayıs 2026 Çarşamba 09:24

Sıfır aldığı aracı ekspertizde boyalı çıktı, yetkili servis iki farklı rapor verdi

A
A
A
Sıfır aldığı aracı ekspertizde boyalı çıktı, yetkili servis iki farklı rapor verdi

 İstanbul'da yetkili bayiden bir yıl önce sıfır kilometre Peugeot Rifter araç satın alan Engin Siyah, aracını satmak isterken yapılan ekspertiz incelemesinde sol ön kapıda sök-tak ve boyasında yüksek mikron değerinin tespit edilmesi üzerine büyük şaşkınlık yaşadı.

Yetkili servisin ilk incelemesinde kapıda işlem bulunduğu yönünde değerlendirme yapılırken, ikinci raporda aracın fabrikasyon olduğu ve herhangi bir boya ya da sök-tak izine rastlanmadığı belirtildi. Farklı raporlar arasında çelişki bulunduğunu belirten araç sahibi, aracın geri alınmasını talep ederek, aksi halde konuyu yargıya taşıyacağını ifade etti.

İstanbul'da 2025 yılının ilk ayında General Otomotiv isimli yetkili bayiden sıfır kilometre Peugeot Rifter model hafif ticari araç satın alan Engin Siyah, aracını yaklaşık bir yıl sonra satmak isterken ekspertiz sürecinde ortaya çıkan bulgularla şaşkınlık yaşadı. İl dışından alıcı adayının talebi üzerine ekspertize götürülen araçta sol ön kapının sök-tak işlemine maruz kaldığı ve boyasında yüksek mikron değerinin olduğu tespit edildi. Bunun üzerine aracı satın aldığı İstanbul'daki bayi ile iletişime geçen Siyah, Trabzon'daki Vardallar isimli yetkili servise yönlendirildi. Burada yapılan detaylı kontrollerde de kapı üzerinde sökme-takma ve boya işlemi bulunduğu yönünde tespitler yer aldı. Yaşanan gelişmelerin ardından üretici firmanın genel merkeziyle irtibata geçilerek resmi şikayet kaydı oluşturulurken, araç ikinci kez incelemeye alındı. Yetkili servis tarafından yapılan ikinci değerlendirmede kaporta üzerindeki mikron değerlerinin fabrikasyon sınırlar içerisinde olduğu belirtilerek, söz konusu işlemin teknik açıdan "normal" kabul edilebileceği ifade edildi. Servis tarafından hazırlanan raporda, "Mikron değerleri 151-153-139-129-165. Araç genelinde ölçülen mikron değerleri fabrikasyon sınırlarındadır ve harici bir onarım işlemi gözlenmemiştir. İlgili boya mikronları üretim aşamasında sağlanmıştır ve maddi değer kaybı ya da boyada sorun oluşturabilecek bir onarım izine rastlanmamıştır" denildi.

Bugüne kadar 19 kez araç değiştirdiğini ve ilk kez sıfır araç satın aldığını belirten Engin Siyah, ilk defa böyle bir durumla karşılaştığını dile getirdi. Mağduriyetinin giderilmesini talep eden Siyah, çözüm bulunamaması halinde yargı yoluna başvuracağını, ayrıca aracını yeniden İstanbul'a götürerek yetkili bayinin önüne çekeceğini ifade etti.

"Çayımı içerken şokla karşılaştım"

Yaşadıklarını anlatan Engin Siyah, "Maalesef geçen yıl İstanbul'dan Peugeot‘nun yetkili bayisinden aracı satın aldım. Yaklaşık 1 yıl 2 ay gibi bir süre geçti. Aracımı satmaya karar verdim. Yine Peugeot bir araç bakıyordum. Aracı internete koydum, bir arkadaş il dışından talip oldu. Aracı ekspertize soktuk. Ekspertizden çıkan raporu gördüğümde şok oldum, hatta itiraz ettim. Çünkü ekspertizde şoför kapısının sök-tak ve boyalı olduğu söylendi. Bu duruma itiraz ettim. 'Böyle bir şey mümkün değil, ben bu aracı sıfır aldım' dedim. Sonrasında aracı satın aldığım bayi ile irtibata geçtim. Bayiye durumu anlattım. Onlar da beni Trabzon'da resmi Peugeot bayisine yönlendirdiler. Aracı oraya götürdüm. Aracı sıfır aldığım için hiçbir sorun çıkmayacak diye düşünüyordum. Çayımı içerken yine şokla karşılaştım. İlgili arkadaş dosyayı götürüp masanın üzerine koydu ve 'Maalesef aracınızın kapısı sökülmüş takılmış ve boyanmış' dedi. Böyle bir şey olamaz diye serzenişte bulundum. Arkadaşlar beni sakinleştirdi. Bu nasıl olur diye söylediğimde 'Olmuş' diye söylediler. Ne yapmam gerektiğini sorduğumda ise genel merkez nezdinde bir şikayet kaydı oluşturulması gerektiğini söylediler" dedi.

"Arabaya binmek istemiyorum"

Yetkili servis tarafından hazırlanan ikinci raporda mikron değerlerinin normal olduğu, kapıya dışarıdan herhangi bir müdahale işleminin olmadığının belirtildiğini dile getiren Siyah, "Şikayet kaydı oluşturdum, genel merkezle görüştüm. Genel merkez verileri buradaki Peugeot bayisinden istedi ve yaklaşık 4-5 gün sonra bana dönüş yapıldı. Yapılan dönüşte 50 mikron ile 500 mikron arasında bir farklılığın sorun oluşturmadığı, kapıda da yapılan işlemin normal olduğu, ayar yapmak için böyle bir müdahalede bulunulduğu söylendi. Bu raporu tekrar Peugeot‘dan alabilirsiniz diye söylendi. Tekrar Peugeot‘ya gittim ve ikinci raporu aldım. İkinci raporda mikron değerlerinin normal olduğu, kapıya dışarıdan herhangi bir müdahale işleminin tabi tutulmadığı, herhangi bir mağduriyetimin ve değer kaybımın olmadığını söylediler. Yine satın aldığım bayiyi aradım, dedim ki 'Yani bu aracın madem bir değer kaybı yok, o zaman bu aracı değerinde satın alın'. Böyle bir uygulamaları olmadığını söylediler. Genel müdürlük nezdinde bir girişimde bulunacaklarını söylediler. Ne olacağını bilmiyorum. Arabaya binmek istemiyorum. 10 gündür yıkatmıyorum. Bu benim 19. arabam. 19 arabada hiçbir sorun yaşamadım. Kafam rahat olsun diye sıfır aldığım araçta maalesef böyle bir sorun yaşıyorum. Lütfen bu mağduriyeti giderin. Bu araç bana bu şekilde satıldı" şeklinde konuştu.

"Arabadan nefret ettim, girişimlerimin olumsuz olması durumunda aracı aldığım bayinin önüne getirmeyi düşünüyorum"

Konuyu yargıya taşıyacağını kaydeden Siyah, "İl dışından gelen arkadaşlara da mahcup oldum. Çok kötü bir tecrübe ama maalesef yaşandı. Tüketici haklarına ve mahkemeye başvuracağım. Gerekirse Ticaret Bakanlığı nezdinde de bir girişimde bulunmayı düşünüyorum. Çünkü gerçekten onur kırıcı bir durum. Bir yıl siz sıfır araba kullandığınızı düşünüyorsunuz ama bir yıl sonra bu aracın kapısının sökülmüş takılmış ve boyanmış olduğunu görüyorsunuz. Bu çok rencide edici bir şey. Arabadan nefret ettim. Arabaya binmekten gerçekten korkuyorum. Bütün hevesim gitti. Bu girişimlerimin olumsuz olması durumunda aracı aldığım bayinin önüne getirmeyi düşünüyorum" ifadelerini kullandı.

Ozan Köse - Tolga Şahin

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Giresun Bu köprülerden geçmek yürek ister Giresun’un Bulancak ilçesinde Kovanlık grup yolu ile Yeşilhisar köyünü ayıran Pazarsuyu Deresi üzerindeki tahta ve demir asma köprüler, can güvenliğini tehdit ediyor. Özellikle yağışlarla birlikte debisi yükselen dereye rağmen sağlam olmayan köprüyü kullanmak zorunda kalan vatandaşlar, her geçişte adeta ölümle burun buruna geliyor. Pazarsuyu Deresi üzerinde yıllardır yenilenmeyen ve çürüyen tahtalardan oluşan asma köprü, sel sularının etkisiyle daha da riskli hale geldi. Alternatif geçiş güzergahı bulunmayan köy sakinleri, köprüyü kullanmak zorunda kaldıklarını belirttiler. Yeşilhisar köyü sakinlerinden Mecit Baş, kendisini bildi bileli aynı çileyi çektiklerini ifade ederek, köprünün hayati risk oluşturduğunu söyledi. Baş, "Bu köprüde yıllardır mücadele veriyoruz ama sonuç alamadık. Engelli çocuğum var, okula gidip gelirken büyük zorluk yaşıyoruz. Kendim bu köprüden düştüm, yaralandım. Sel suları yüksek olmadığı için boğulmaktan kurtuldum. Annemin cenazesini bile tabutla köprüden geçiremediğimiz için dereden taşımak zorunda kaldık" dedi. Sel dönemlerinde köprünün daha da tehlikeli hale geldiğini vurgulayan Baş, "Çelik teller üzerinde, çürümüş tahtalarla karşıya geçiyoruz. Dere taştığında tamamen mahsur kalıyoruz. Ne köye ulaşabiliyoruz ne de ilçe merkezine gidip temel ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyoruz. Sel suları yükseldiğinde yoldaysak eve geçemiyoruz, evdeysek yola ulaşamıyoruz. Evimizde yangın çıktı, evimiz yandı itfaiye gelemedi" ifadelerini kullandı. Düşen de var, ölen de Bölgede yaşayan başka vatandaşların da aynı sıkıntıyı yaşadığını belirten Baş, "Köyümüzün aynı yol güzergahındaki komşularımız, akrabalarımız da kendi imkanlarıyla yaptığı asma ahşap köprüleri kullanıyor. Hatta engelli bir vatandaşımız var, köprüyü kullanmak zorunda kalıyor ve sık sık köprüden düşme vakaları yaşanıyor. Aynı köprüde geçmişte can kayıpları dahi oldu. Ancak vatandaşlar olarak sel sularına rağmen kullanmaya devam ediyoruz ve her an yıkılma riski taşıyan ahşap asma köprülerimizin yapılmasını istiyoruz. Bize araba geçecek beton köprüler değil, can güvenliğimizi sağlayacak yaya köprüler olsa yeter" diye konuştu.
Adana Gül serada 5, çiçekçide 50-100 lira Adana’da Anneler Günü öncesi yerli gülün tanesi serada 5 liraya satılırken çiçekçiler ve çiçek sitelerinde gül 50-100 TL arasında alıcı buluyor. Anneler Günü öncesi çiçekçilerde yoğunluk yaşanıyor. Çiçekçiler, Anneler Günü’nde talepleri karşılamak için gece gündüz çalışırken gül üreticilerinde de hasat mesaisi sürüyor. Sabahın erken saatlerinde gül seralarına giden işçiler gülleri kesiyor, dikenlerinden ayırıyor ve paketleyip satışa hazır hale getiriyor. Serada 5, çiçekçide 50-100 lira Türkiye’nin en önemli tarım üretim merkezlerinden Adana’dan yurdun dört bir yanına gönderilen güller, dalında 5 liradan alıcı buluyor. Dönüme ortalama 6 bin gül alan üreticiler, verimden memnun ancak Anneler Günü için Hollanda’dan ithal edilen güller nedeniyle fiyatlar düşük seyrediyor. Bahçelerde 5 liradan satılan güller, kentteki ve diğer illerdeki çiçekçilerde ise ortalama 50-100 liradan vatandaşlara satılıyor. Öte yandan, Adana’daki çiçekçilerde 21 adet gülün kampanya kapsamında 599 TL’ye satılması dikkat çekti. "Gülleri alıp annelere ücretsiz olarak dağıtacağız" Gül üreticisi Ogün Sever Okur, fiyatların çok düşük seyrettiğini bu sebeple de hasat yapmayıp gülleri annelere ücretsiz dağıtacaklarını anlatarak, "Çiçek fiyatları çok düşük. 5 lira bizim maliyetimizi kurtarmıyor o nedenle biz kendi adımıza hasat yapmayacağız. Bu gülleri alıp annelere ücretsiz olarak dağıtacağız" dedi. "Denetim mekanizması olmalı" Üretici Ersen Okur ise, "5 liralık fiyat, işçiliğini kurtarmıyor, masrafını kurtarmıyor. Bu fiyatlar gül ithalatı olduğundan kaynaklanıyor. Her sene bu aylarda, özel günlerde ithal güller nedeniyle para kazanamıyoruz. Bir tane gül, serada 5 lira ama çiçekçilerde 100 lira. Haksız kazanç var ve denetim mekanizmasının olması lazım" diye konuştu.
Kocaeli Başkan Ömeroğlu TOKİ kura tarihini açıkladı Dilovası Belediyesinin mayıs ayı olağan meclis toplantısında, ilçede yürütülen projeler masaya yatırıldı. Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu, Diliskelesi sahil parkından Millet Bahçesi’ne, kadınlara özel spor salonundan 1145 konutluk TOKİ projesinin kura çekimine kadar ilçenin çehresini değiştirecek birçok yatırımın son durumu hakkında bilgiler verdi. Dilovası Belediyesi mayıs ayı olağan meclis toplantısı, Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu başkanlığında gerçekleştirildi. Gündem maddelerinin oy birliği ve oy çokluğuyla kabul edildiği toplantıya devam eden projeler görüşüldü. Saygı duruşu ve açılış konuşmasıyla başlayan meclis toplantısında, son dönemde okullarda yaşanan üzücü olaylara değinen Başkan Ömeroğlu, hayatını kaybeden öğrenci ve öğretmenlere rahmet dileyerek ilçe genelinde okul güvenliği için Kaymakamlık, emniyet, jandarma ve Milli Eğitim Müdürlüğü ile ortak çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Meclis toplantısında ilçenin çehresini değiştirecek altyapı, üstyapı ve sosyal yaşam alanı projeleri hakkında meclis üyelerine ve vatandaşlara bilgiler veren Başkan Ömeroğlu, ilçedeki yatırımların son durumunu özetledi. Kura çekimi 8 Mayıs’ta yapılacak Ömeroğlu, Diliskelesi sahilinde yenileme ve sahil park çalışmalarının başladığını belirterek, TOKİ 3. etap 1145 konut projesinde hak sahipleri için kura çekiminin 8 Mayıs’ta yapılacağını açıkladı. Park ve yeşil alanlarda bakım çalışmalarının büyük ölçüde tamamlandığını ifade eden Ömeroğlu, Tavşancıl’da kadınlara yönelik spor salonunun hizmete açıldığını söyledi. Belediyeye ait yüzme havuzunun tadilatının tamamlanarak sezonun açıldığını belirten Ömeroğlu, yaz boyunca öğrencilere yönelik çeşitli etkinlikler düzenleneceğini ve gençlerin sosyal medya bağımlılığından uzaklaştırılmasının hedeflendiğini kaydetti. Millet Bahçesi’nin halkın kullanımına açık olduğunu ifade eden Ömeroğlu, Diliskelesi Kültür Merkezi ve düğün salonu inşaatının da devam ettiğini söyledi. Açılış konuşmasının ardından meclis gündem maddelerine geçildi. Maddeler, oy birliği ve oy çokluğuyla kabul edildi.