Yerel Haberler
Trabzon
05 Mayıs 2026 Salı - 11:55 Uğur Korkmaz: "Bu hızla gidersek gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakamayacağız" Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Trabzon İl Müdürü Uğur Korkmaz, sınırlı kaynakların hızla tüketildiğini belirterek "Şu an geçmişe nazaran hava, su, doğamız ve çevremiz çok daha hızlı bir şekilde kirlenmektedir. Eğer bu hızla gidersek gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakamayacağız" dedi. Sıfır Atık Vakfı tarafından 81 ilde "Yerelden Ulusala İsraf ve Atık" temalı "COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları" düzenleniyor. Bu kapsamda Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda Trabzon Valiliği himayesinde Trabzon Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle "Trabzon Sıfır Atık" çalıştayı gerçekleştirildi. KTÜ Sahil Tesisi’nde gerçekleştirilen çalıştayı Trabzon Vali Yardımcısı Ercan Öter, KTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Faruk Ursavaş, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Songül Bayrak, Tarım ve Orman İl Müdürü İsa Kaplan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Trabzon İl Müdürü Uğur Korkmaz, akademisyenler ve kurum amirleri katıldı. Çalıştayın açılışında konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Trabzon İl Müdürü Uğur Korkmaz, sınırlı kaynağın hızla tüketildiğini belirterek "İktisat bilimini insanın sınırsız ihtiyaçlarını sınırlı kaynaklarla karşılamaya çalışan bilim dalı olarak tanımlarlar. Çevrede bu anlamda sınırlı bir kaynak ve bugün biz bu sınırlı kaynağı hızla tüketiyoruz. Geçmişe göre günümüzde insan nüfusu ve ihtiyaçları oldukça arttı. Bu nüfusu ve ihtiyaçları karşılayabilmek için doğal olarak sanayileşme ve üretim de arttı. Bunun sonucu olarak atık miktarı ve çeşitliliğinde de oldukça artış meydana gelmiştir. Şu an geçmişe nazaran hava, su, doğamız ve çevremiz çok daha hızlı bir şekilde kirlenmektedir. Eğer bu hızla gidersek gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakamayacağız. Bakanlığımız bu gidişatın önüne geçilmek amacıyla 2017 yılında sıfır atık projesi başlatıldı" ifadelerini kullandı. Sıfır atık projesinde önemli mesafeler kaydedildiğini vurgulayan Korkmaz, "Ülkece sahiplenildi. Hatta sıfır atık projesi ülkemiz dışında da sahiplenildi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda alınan bir kararla 30 Mart tarihi sıfır atık günü olarak kutlanmaya başladı. Projenin başarısı istatistiklere de yansımış durumdadır. 2017 yılında geri dönüşüme gönderdiğimiz atık oranı yüzde 13 iken 2026 yılında bu oranı yüzde 40’a ulaştırmış durumundayız. 2035 yılına kadar da yüzde 60 seviyesine çıkmayı hedefliyoruz" diye konuştu. "Sıfır atık yaklaşımı sadece bir çevre politikası değil aynı zamanda bir yaşam kültürü olmalıdır" Trabzon Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Songül Bayrak ise "Sıfır atık yaklaşımı sadece bir çevre politikası değil aynı zamanda bir yaşam kültürü olmalıdır. İsraf, atık ve çevre sorunları artık sadece yerelde değil küresel bir melese haline gelmiştir. Bu bağlamda hedefimiz kaynakları verimli kullanma, israfı önlemek ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmaktır. Çevreyi korumak tek bir bireyin değil veya tek bir kurumun yapabileceği bir şey değildir. Bu birlikte başarabileceğimiz bir sorumluluktur" şeklinde konuştu. "Çok vahşi bir kullanımda suyun ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu görüyoruz" Trabzon Vali Yardımcısı Ercan Öter ise yaptığı konuşmada, artık sıfır atık meselesini sadece çöp ayrıştırma meselesi olarak görmediklerini kaydederek "Havanın, suyun ve toprağın kalitesi ve kirlenmesine kadar bir çok boyutla ele almamız gerektiğini biliyoruz. Ülkemizin her zaman su zengini olan bir ülke olduğunu düşünüyorduk. Fakat özellikli geçen sene kuraklıkla karşı karşıya kaldığımızda bu gerçeği çok net bir şekilde görüyoruz. Çok vahşi bir kullanımda suyun ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Sıfır atık derken çöp ayrıştırma ve katı atık tesisleri olarak olaya bakarsak yanlış bakarız" ifadelerini kullandı.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:43 Trabzonspor’un İstanbul etkisi Trendyol Süper Lig’de deplasmanda Beşiktaş ile karşılaşacak olan Trabzonspor, bu sezon İstanbul takımları karşısında elde ettiği başarılı sonuçlarla dikkat çekti. Trabzonspor, Süper Lig’de sezonun son deplasman maçına Beşiktaş karşısında çıkmaya hazırlanırken, 2025-2026 sezonunda İstanbul ekiplerine karşı topladığı puanlarla dikkat çekti. Bordo-mavililer, geride kalan 32 haftada hanesine yazdırdığı 66 puanın 27’sini İstanbul takımlarına karşı elde etti. Karadeniz ekibi, bu sezon İstanbul temsilcileriyle oynadığı 13 maçta 8 galibiyet, 3 beraberlik ve 2 mağlubiyet alırken, söz konusu karşılaşmalarda 25 gol atıp 17 gol yedi. Puanların yüzde 41’i İstanbul takımlarından Trabzonspor, ligde topladığı puanların yüzde 41’ini İstanbul ekiplerinden aldı. Bordo-mavililer, yalnızca Fenerbahçe ile oynadığı iki maçtan puan çıkaramazken; Eyüpspor, Kasımpaşa ve Fatih Karagümrük karşısında 6’şar puan topladı. Başakşehir ve Galatasaray ile oynadığı maçlardan ise 4’er puan çıkardı. Sezonun ilk yarısında sahasında Beşiktaş ile 3-3 berabere kalan Trabzonspor, sezonun son derbisinde deplasmanda rakibiyle karşılaşacak. Bordo-mavililer, bu mücadeleden galibiyetle ayrılarak moral bulmayı hedefliyor. Geçen sezona göre büyük fark Trabzonspor, geçtiğimiz sezon Süper Lig’de yer alan 6 İstanbul takımı karşısında toplam 13 puan toplamıştı. Bu sezon ise lig tamamlanmadan 27 puana ulaşan bordo-mavililer, geçen sezona şimdiden 14 puan fark attı.
Ertuğrul Doğan: "Kalıcı bir miras bırakmak için daha yolun başındayız"
12 Kasım 2024 Salı - 12:52 Ertuğrul Doğan: "Kalıcı bir miras bırakmak için daha yolun başındayız" Trabzonspor Kulübü Başkanı Ertuğrul Doğan, kalıcı bir miras bırakmak için henüz daha yolun başında olduklarını söyledi. Trabzonspor Kulübü Başkanı Ertuğrul Doğan, 61 Derece Dergisi’nin ikinci sayısına verdiği röportajda, bordo-mavili kulübün başkanı olarak çocukluk hayalini gerçekleştirmesini, ailesinin değerlerini, Trabzon şehrinin ruhunu ve Trabzonspor sevgisini, kulübü bağımsız ve güçlü bir geleceğe taşımak için hedeflerini açıkladı. Başkanlık döneminde ekonomik istikrar sağlayarak Trabzonspor’un mali sıkıntılarını aşma noktasında önemli adımlar atan Doğan, genel kurulun vereceği yetkiyle, 3 yıl içinde Trabzonspor’u Avrupa’da saygı duyulan ve Süper Lig’de örnek bir kulüp olma vizyonuyla hareket ediyor. Sportif başarı için adımlar atarak, genç yetenekleri kulübe kazandırma konusundaki kararlılığı, Doğan’ı taraftar için bir umut ışığı haline getiriyor. "Trabzonspor sevgisi, benim için bir toprak kokusuydu" diyen Doğan," Dayılarımın terletdiği o formanın, sahanın ortasında göğsümde hissettiğim bu tutkunun hikayesiydi. Trabzonspor, ailemle birlikte kök saldı içimde; her nefesimde, her sabah uyandığımda Trabzonspor, benim hayal ettiğim gibi bir adam olmamı sağlayan güçlü bir bağ. İlk kez tribünde Trabzonspor’u izlediğim o gün, kalbimde fırtınalar kopmuştu. O an, Trabzonspor’un sadece bir futbol takımı olmadığını, bu camianın bir parçası olmanın nasıl bir ayrıcalık olduğunu gördüm. Sahanın ortasında ter döken her oyuncu, şehrin gururunu, tarihini taşıyordu" ifadelerini kullandı. "Henüz yolun başındayız" Çocukken Trabzonspor ile ilgili kurduğu hayallerin fazlasını yaşadığını belirten Doğan, "Hayal ettiğimden fazlasını yaşıyorum belki de. Başkanlık koltuğuna oturmak sadece bir görev değil Trabzonspor’un efsaneleriyle aynı hikayeye imza atmaktır. Henüz yolun başındayız, ancak Trabzonspor’u yeniden Avrupa’da korkulan bir rakip, Türkiye’de örnek bir camia haline getirmek için çalışıyoruz" "Bankalar Birliği’nden çıkarak daha güçlü ve özgür bir Trabzonspor inşa edeceğiz" Trabzonspor Kulüp Başkanı Ertuğrul Doğan, bordo-mavili kulübü bağımsız bir güce kavuşturmanın en büyük hayali olduğunu belirterek, "En büyük hayalim, Trabzonspor’u kalıcı bir başarıya, bağımsız bir güce kavuşturmaktır. Tarihe geçmek değil; bu kulübün özüne yakışır bir yolda, yeni nesillere onurla anlatılacak bir Trabzonspor bırakmak istiyorum. Bunun için mali yapıyı güçlendirmekten, genç yeteneklere yatırım yapmaya kadar her detayı planlayarak yürüyoruz. Trabzonspor, bir destanın temsilcisidir. Sportif başarıları sürdürülebilir kılmak ve bu destanı ekonomik bağımsızlıkla taçlandırmak hedefimizdir. Bankalar Birliği’nden çıkışımız da bu bağımsızlığın başlangıcıdır; kendi gücüne güvenen, kendi kaynaklarıyla ayakta duran bir Trabzonspor inşa ediyoruz. Bu Trabzonspor’un mali bağımsızlığı adına devrim niteliğinde bir adımdı. Bankalar Birliği anlaşması birçok kulüp için bir seçenekti ancak Trabzonspor kendi iradesiyle ayakta durabilen, öz kaynaklarıyla hareket eden bir yapıyı hak ediyor. Bu süreç, Trabzonspor’un kendi hikayesini yazmaya başladığı dönemin başlangıcıdır" diye konuştu. "Türk futbolunun adaletli bir yapıya kavuşması için mücadelemiz sürüyor" Doğan, "Türk futbolunun içinde bulunduğu sorunları aşmak adına Trabzonspor, örnek bir yapı oluşturma hedefiyle hareket ediyor. Bizim mücadelemiz sadece sahada değil; Türk futbolunun adalet, şeffaflık ve sürdürülebilirlik esaslarına dayalı bir yapıya kavuşması için de çalışıyoruz. Adalet, Trabzonspor’un en temel değerlerinden biridir. Maalesef, bazen hakem hataları mücadelemize gölge düşürdü. Trabzonspor, adil ve şeffaf bir futbol düzeni için mücadelesini sürdürecektir. Hakemlerin eğitim süreçlerinin şeffaf bir yapıya kavuşması, adil kararların alınabilmesi adına reform gereklidir. Adalet, sadece Trabzonspor’un değil, tüm futbolseverlerin ortak talebidir. Hakem hataları, motivasyonu olumsuz etkiliyor, ancak Trabzonspor’un ruhu, her türlü adaletsizliğe rağmen ayakta kalmayı başaracak güçtedir. Trabzonspor, her zaman hak ettiği başarıyı adil bir şekilde elde etmek için mücadele edecektir" şeklinde konuştu. Trabzonspor başkanı olarak çalıştığınız teknik adamlarla ilgili pişmanlık duyduğunuz oldu mu? sorusuna ise Doğan, "Her teknik adamla Trabzonspor’a katkı sağlamayı amaçladık, ancak önemli olan her deneyimden bir ders çıkararak kulübümüz için en iyi kararı almak. Trabzonspor, her zaman en iyisini hak eder" açıklamalarında bulundu. "Kulübümüze değer katacak isimlere yöneliyoruz" Trabzonspor’un transfer politikasıyla ilgili olarak ise Doğan, "Trabzonspor’un geleceğine yatırım yapıyor, hem genç yeteneklere hem de kulübümüze değer katacak isimlere yöneliyoruz. Bazı transferler beklediğimizin üstünde katkı sağladı, bazıları ise farklı nedenlerden dolayı istediğimiz etkiyi oluşturamadı. Ancak her transfer bir tecrübe oldu" dedi. "Trabzonspor’un geleceği için yola çıktık" Aralık ayında yapılacak olan başkanlık seçimleriyle ilgili olarak ise Trabzonspor Kulüp Başkanı Ertuğrul Doğan, "Trabzonspor’un geleceği için yola çıktık; bu seçim dönemi de kulübümüzün en güçlü adımları atacağı süreçlerden biri olacak. Amacımız, Trabzonspor’u başarıdan başarıya taşıyacak bir vizyon sunmak" diye konuştu. Son olarak taraftarlara seslenen Doğan, "Sevgili Trabzonspor taraftarları, bizim en büyük gücümüz. Omuz omuza yürüdüğümüz bu yolda her adımınızda yanımızda olduğunuzu hissetmek bize güç veriyor. Hep birlikte daha büyük zaferler kazanacağız. Trabzonspor’un gururu, hepimizin emeğiyle yükselecek" diyerek sözlerini tamamladı.
Doğu Karadeniz’de dere yataklarındaki yapılaşma tehlike oluşturuyor
12 Kasım 2024 Salı - 11:28 Doğu Karadeniz’de dere yataklarındaki yapılaşma tehlike oluşturuyor Doğu Karadeniz Bölgesi’nde şiddetli yağışların etkisiyle meydana gelen sel ve heyelanlar dere yataklarındaki yerleşimlerde hasara neden oluyor. Çarpık yapılaşmanın ön plana çıktığı Artvin, Giresun, Rize ve Trabzon illerinde yasa ve yönetmeliklerin uygulanması gerektiğini belirten Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, “Sürekli nüfus artıyor. Arsa arzı sürekli artıyor. Dolayısıyla yasa ve yönetmenlikler artık geçerli olmuyor. Dolayısıyla hala dere yatakları talan ediliyor” dedi. Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki Artvin, Giresun, Rize ve Trabzon illerinde şiddetli yağışların ardından meydana gelen sel ve heyelanlar en çok dere yataklarının etrafına kurulan yerleşim yerlerine hasar veriyor. Su seviyesinin yükseldiği derelerdeki yapılaşma ile ön plana çıkan 4 ilde, geçtiğimiz yıllarda tespiti yapılan riskli binaların henüz yıkımı gerçekleştirilmezken, çarpık yapılaşmanın gözler önüne serdiği yapılaşmalar tehlike oluşturmaya devam ediyor. Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, 50 yıl önce heyelan ve sel tehlikesinin az olduğunu ancak günümüzdeki artan nüfus ile bu tehlikenin arttığını söyledi. Artan nüfus ile arsa arzının sürekli arttığını ve dere yataklarının talan edildiğini kaydeden Bektaş, “Karadeniz bölgesinde dağlar doğu-batı istikametinde uzanıyor. Denize oldukça dik iniyor. Bu bağlamda hinterlandımız oldukça dar. Öte yandan bu dağları kesen kuzeye doğru dere yatakları da tarihten bu yana yerleşim alanı olarak görev yapmıştır. Çünkü bereketli topraklar suyun olduğu yerler insanları yerleşim alanlarıdır. Dolayısıyla Doğu Karadeniz Bölgesi’nde tarihten bu yana iki şekilde yerleşim alanı gelişti. Biri kuzey güney doğrultusunda dere yataklarında kurulmuş yerleşim alanları bir de sahildeki yerleşim alanları. Tabii bu 50 yıl önce şehirleşme açısından, yerleşme açısından pek fazla sorun oluşturmuyordu. Ancak küresel ısınma iklim değişimine bağlı olarak yerleşim alanlarında sel olayların artması neden bölgede sel ve buna bağlı heyelanların tehlikesi arttığı gibi riskleri de artmıştır. 50 yıl önce heyelan ve sel tehlikesi azdı. Ama bugün her ikisi de yükseldi. Sebep yağışların artması ve hızlı bir şekilde gelişip sağanak yağışlar alması dere yataklarında nüfus yoğunluğunun artması yine sahilde de aynı şekilde nüfus yoğunluğunun artması. Bu bağlamda iklim değişimine bağlı olarak da devlet yaklaşık 10 yıldan bu yana dere yataklarındaki ve sahildeki yerleşim alanlarında iklim değişimine bağlı bir takım yönetmenlikler, yasalar çıkardı. Amaç iklim değişimine bağlı sellerin verecek olduğu zararları azaltmak. Ancak günümüzde bu yasa ve yönetmenlikler pek uygulanmıyor. Aksine kamu kuruluşları dere yataklarını yağmalıyor ve bilinçsiz bir şekilde yağmalıyor. Sürekli nüfus artıyor. Arsa arzı sürekli artıyor. Dolayısıyla yasa ve yönetmenlikler artık geçerli olmuyor. Dolayısıyla hala dere yatakları talan ediliyor. Şimdi Trabzon’un terminal binası dere yatağı üzerine kurulmuştur. Şimdi bu dere yataklarındaki tehlikenin yanında dere yatakları bugün Değirmendere Vadisi aynı zamanda insanların yaşam alanıdır. Bugün küresel iklim değişimine bakarsanız en önemli alüminyum sahaları dere yataklarındadır” şeklinde konuştu. “Doğal afetler sürekli artıyor” Devletin çıkardığı yasa ve yönetmeliklerin doğrudan uygulanması gerektiğinin altını çizen Bektaş, “Bugün Doğu Karadeniz bölgesinin jeolojik yapısına baktınız ama yeraltı suyu yoktur. Çünkü sediman kayaçlar veya su bünyesinde tutabilecek alüvyonlar yok denecek kadar azdır. Bu alüvyonları ancak dere yataklarında bulunuyor. Dolayısıyla dere yataklarının bir önemi de su açısından, su kıtlığı açısından devreye giriyor. Her geçen gün nüfus arttıkça, yerleşim alanları dere yataklarında ve sahil kısımlarında bilinçsiz bir şekilde arttıkça hem sel ve heyelan tehlikesi hem de bunlara bağlı doğal afetler sürekli olarak artıyor. Yapılacak iş şu. Devletin çıkardığı yasa ve yönetmenlikleri doğrudan uygulamaktır. Bugün gelişen nüfus ve buna bağlı şehirleşmeye paralel olarak arsa talebi ya denizden dolgu şeklinde kazanma veya dere yataklarına hücum. Bu ikisi var. Bunu da önlemek devletin elinde. Ama maalesef bakıyorsun devlet çıkardığı yasaya rağmen gidiyor dere yatağına terminali kuruyor. Bu anlayışla sellerin, heyelanların vereceği yaraları azalt mümkün değil” ifadelerini kullandı. (OK-
Atatürk’ün vasiyetini yazdığı Atatürk Köşkü’ne 10 Kasım’da ziyaretçi akını
10 Kasım 2024 Pazar - 13:55 Atatürk’ün vasiyetini yazdığı Atatürk Köşkü’ne 10 Kasım’da ziyaretçi akını Trabzon’da Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün konakladığı ve vasiyetini yazdığı Atatürk Köşkü ölümünün 86. yıl dönümünde vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Köşk, Atatürk’ün ölüm yıl dönümü sebebiyle de bugüne özel ziyaretçilerine ücretsiz olarak açıldı. Her yıl binlerce vatandaşın ziyaret ettiği, 19. ve 20. yüzyıl mimarisi ile inşa edilen köşk, özellikle Atatürk’ün burada bıraktığı izler dolayısıyla ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Ziyaretçiler, köşkün içerisindeki Atatürk’e ait eşyaları ve fotoğrafları yakından görme şansı yakalarken, köşkün mimarisi ve iç dekorasyonu da dikkat çekici özellikler taşıyor. 2024 yılının ilk 10 ayında toplamda 297 bin 996 kişi tarafından ziyaret edilen Trabzon’un en önemli turistik noktalarından biri olarak ön plana çıkan Atatürk Köşkü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 86. yılında da ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Mersin’den geldiğini belirten Metin Tıraş isimli vatandaş, "Bu müstesna günde Atamızın yıllar önce Trabzon’da kaldığı bu köşkü görmeye geldik. Çok güzel bir ortam, aynı zamanda da bugüne özel bir o kadar duygusal da bir ortam. Modern dünyaya bizleri yetiştirmek için bütün ömrünü harcayan Atamızın vefat yıl dönümünde hislerim çok karışık. İyi ki var olmuş ve bizler için de kendisi sonsuza dek var olacak. Buraya ilk defa geldim. Muhteşem bir yapı. O yılların imkansızlıklarıyla nasıl yapılmış anlamak gerçekten güç. Trabzon çok güzel bir şehir, Köşkün yapıldığı alan çevreye son derece hakim. Bugün hava da çok güzel, bu ambiyansı güzel bir şekilde doyasıya yaşıyoruz" dedi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete irtihal edişinin 86. yılını anıyoruz diyerek sözlerine başlayan Pakize Tıraş ise, "Burası çok duygusal bir ortam. Şu anda Atatürk Köşkü’nün içinde bulunmanın da gururu içerisindeyiz. Köşkün yeri çok iyi, Trabzon’u seyredebileceğiniz bir noktada. Köşkün içi de çok güzel. Benim buraya üçüncü gelişim. Ulu Önder Atatürk’ümüzü saygı ve sevgiyle anıyoruz" diye konuştu.
Avrasya Üniversitesi’nde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anma programı gerçekleştirildi
09 Kasım 2024 Cumartesi - 14:34 Avrasya Üniversitesi’nde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anma programı gerçekleştirildi Avrasya Üniversitesi Ömer Yıldız Yerleşkesinde 10 Kasım Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü Anma programı düzenlendi. Programa Avrasya Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Yavuz Özoran, Genel Sekreter Gülay Yeniçeri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunması ile başlayan program, Çocuk Gelişimi Kulübü’nün hazırladığı sergi ve öğrencilerin seslendirdiği şiirler ile son buldu. Prof. Dr. Yavuz Özoran konuşmasında, “Ulu önderimiz Atatürk’ü anmak, onun düşünce ve ilkelerini anlamak, ideallerini yaşatmak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin aydınlık yarınlarına katkı sağlamak anlamına gelmektedir. Bugün, Cumhuriyetimizin kurucusu, bağımsızlık mücadelesinin öncüsü ve milletimizin ölümsüz lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 86. yılında bir kez daha saygıyla minnetle ve rahmetle anmak için toplanmış bulunuyoruz. Atatürk, yokluk ve zorluklar içinde yeşeren bir bağımsızlık mücadelesini zafere ulaştırarak bizlere özgür, bağımsız ve modern bir ülke bırakmıştır. O, yalnızca bir asker ve devlet adamı değil aynı zamanda ileri görüşlülüğü ve barışa olan inancıyla tüm dünyaya örnek bir liderdir. Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesi, dünya barışına yaptığı çağrı olarak hâlâ geçerliliğini korumakta ve bizlere yol göstermektedir. Sevgili gençler, Ulu Önder’in “Bütün ümidim gençliktedir” sözleriyle sizlere duyduğu güveni ve inancı asla unutmayınız. Cumhuriyetimizi muasır medeniyetler seviyesine taşımak ve ülkemizi her alanda daha ileriye götürmek sizin ellerinizdedir. Atatürk’ün izinden giderek, bilime, akla, sanata ve özgür düşünceye bağlı kalarak bu sorumluluğu yerine getireceğinize olan inancım sonsuzdur” dedi. Çelik: “Atatürk, en büyük eseri Cumhuriyeti gençlere emanet etti” Avrasya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Çelik ise anma programında “Atatürk’ü Anlamak” konulu bir sunum yaptı. Çelik, “Atatürk’ün 57 yıllık hayatını, mücadelesini, milletimize kazandırdıkları ve kazandırmak istediklerini doğru anlama bakımından 10 Kasım’ın önemi büyüktür. Atatürk’ün Türk milletine en büyük armağanı, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmak olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk, gerçek kurtuluşun ekonomik bağımsızlıktan, ülkenin her bakımdan kalkındırılıp güçlendirilmesinden geçtiğini belirtmiş, batı uygarlığının biliminden, teknolojisinden yararlanarak, bunları özümseyerek çağdaş uygarlık düzeyine çıkıp, bu düzeyi de aşmayı milletinin önüne amaç olarak koymuştur. Sadece 10 Kasım’da değil, her daim, Atatürk’ün mücadele azmi, bizlere yüklediği sorumluluklar ve gösterdiği hedefler tekrar tekrar konuşulmalıdır. Yüce Atatürk, “Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır.” diyerek kurduğu cumhuriyete sahip olunmasını ve çok çalışılarak bilimde ileri bir seviyeye çıkılmasını arzu ve temenni etmiştir” ifadelerini kullandı.
Palamut ve hamsi arasındaki ihracat rakamları şaşırttı
09 Kasım 2024 Cumartesi - 10:17 Palamut ve hamsi arasındaki ihracat rakamları şaşırttı Türkiye’de 1 Eylül’de başlayan balık avı sezonu ile son yılların en bereketli palamut avı olurken, bu bolluk ihracat rakamlarına pek fazla yansımadı. Ülkemizden bu sezon Eylül-Ekim aylarında iki ülkeye yapılan palamut ihracatından sadece 15 bin 556 dolar döviz girdisi sağlanırken, aynı dönemde 20 ülkeye yapılan hamsi ihracatından ise 12 milyon 306 bin 154 dolar döviz girdisi sağlandı. En fazla hamsi ihracatı 4 milyon 502 bin 792 dolar ile Fransa ilk sırayı alırken, Belçika 3 milyon 736 bin 313 dolar ile ikinci, Birleşik Devletler ise bir milyon 191 bin 935 dolar ile üçüncü sırayı aldı. Ülkemizden, Fransa, Belçika, Birleşik Devletler, Almanya, Birleşik Krallık, Ukrayna, İspanya, Hollanda, KKTC, İtalya, Romanya, Kanada, Birleşik Arap Emirlikleri, Gürcistan, Azerbaycan, İsviçre, Yunanistan, Irak, Dubai, Kenya’ya yapılan hamsi ihracatından toplam 2 milyon 288 bin 154 kilogram karşılığı 12 milyon 306 bin 154 dolar döviz girdisi sağlandı. Geçen yılın aynı döneminde ise 25 ülkeye yapılan hamsi ihracatından 2 milyon bin 862 kilogram karşılığı 11 milyon 168 bin 499 dolar döviz elde girdisi sağlanmıştı. Bu yılın Eylül-Ekim aylarında ülkemizden iki ülkeye yapılan palamut ihracatından ise 15 bin 556 dolar döviz sağlanırken geçen yılın aynı döneminde yine iki ülkeye yapılan palamut ihracatından 2 bin 730 dolar döviz girdisi sağlanmıştı. 2024 yılı Eylül-Ekim aylarında KKTC’ye 6 bin 418 kilogram, Türkmenistan’a bin 490 kilogram, toplamda 7 bin 908 kilogram palamut karşılığı 15 bin 556 dolar döviz girdisi sağlandı. Hamsi daha çok tercih ediliyor Balıkçı Ahmet Çoğalmış, yurt dışında genellikle hamsinin daha çok tercih edildiğini kaydederek, “Yıllık 10 milyon doların üzerinde hamsi ticareti mevcut. Palamut yurt içinde daha çok talep gördüğü için dış ülkelere pek gitmiyor. İhracata genelde hamsi daha çok tercih ediliyor. Hamsi dünyanın her tarafında sevilen bir balık. Karadeniz deyince akla ilk gelen hamsi, dolayısıyla vatandaş hamsiyi benimsemiş. Onun için hamsi ihracatı daha çok oluyor. Her yıl 10-15 milyon doların üzerinde döviz girdisi oluyor. Avrupa’ya dahi hamsi buradan gidiyor” dedi. Dünya hamsiyi daha çak tanıyor Balıkçı Emin Avcı ise yurt dışında palamudun pek tanınmadığını ifade ederek, “Bildiğim kadarıyla yılda hamsiden 10 milyon doların üzerinde döviz girdisi var. Palamudu yurt dışında pek tanımıyorlar ama hamsiyi daha çok tanıdıkları için ihracatı daha fazla. Bütün ülkeler bizim hamsiyi tanıyor dolayısıyla ihracatı fazla oluyor. Palamutta oluyor ama hamsi kadar olmuyor. Yerli hamsimiz de yavaş yavaş çıkmaya başladı ancak biraz fiyatlı. İnşallah bu sezonda hamsi olacak gibi” diye konuştu. Balıkçı Çetin Kavzoğlu, hamsinin dünyanın her tarafında rağbet gördüğünü belirterek “Palamut, hamsi göçmen bir balık. Dünyada hamsiye daha çok rağbet vardır. Palamudu dünyada sadece iki ülke yer. Birisi Türkiye diğeri ise Yunanistan. Hamsiye rağbet dünyanın her tarafında var. Hamsinin dünyaya tanıtımı daha fazla olduğundan ihracatı da fazla” dedi. Öte yandan Trabzon’dan Eylül-Ekim döneminde hamsi ihracatından 185 bin 617 dolar döviz girdisi sağlanırken geçen yılın aynı döneminde ise bu rakam 287 bin 427 dolar olarak gerçekleştirilmişti.
Palamut ve hamsi arasındaki ihracat rakamları şaşırttı
09 Kasım 2024 Cumartesi - 10:15 Palamut ve hamsi arasındaki ihracat rakamları şaşırttı Türkiye’de 1 Eylül’de başlayan balık avı sezonu ile son yılların en bereketli palamut avı olurken, bu bolluk ihracat rakamlarına pek fazla yansımadı. Ülkemizden bu sezon Eylül-Ekim aylarında iki ülkeye yapılan palamut ihracatından sadece 15 bin 556 dolar döviz girdisi sağlanırken, aynı dönemde 20 ülkeye yapılan hamsi ihracatından ise 12 milyon 306 bin 154 dolar döviz girdisi sağlandı. En fazla hamsi ihracatı 4 milyon 502 bin 792 dolar ile Fransa ilk sırayı alırken, Belçika 3 milyon 736 bin 313 dolar ile ikinci, Birleşik Devletler ise bir milyon 191 bin 935 dolar ile üçüncü sırayı aldı. Ülkemizden, Fransa, Belçika, Birleşik Devletler, Almanya, Birleşik Krallık, Ukrayna, İspanya, Hollanda, KKTC, İtalya, Romanya, Kanada, Birleşik Arap Emirlikleri, Gürcistan, Azerbaycan, İsviçre, Yunanistan, Irak, Dubai, Kenya’ya yapılan hamsi ihracatından toplam 2 milyon 288 bin 154 kilogram karşılığı 12 milyon 306 bin 154 dolar döviz girdisi sağlandı. Geçen yılın aynı döneminde ise 25 ülkeye yapılan hamsi ihracatından 2 milyon bin 862 kilogram karşılığı 11 milyon 168 bin 499 dolar döviz elde girdisi sağlanmıştı. Bu yılın Eylül- Ekim aylarında ülkemizden iki ülkeye yapılan palamut ihracatından ise 15 bin 556 dolar döviz sağlanırken geçen yılın aynı döneminde yine iki ülkeye yapılan palamut ihracatından 2 bin 730 dolar döviz girdisi sağlanmıştı. 2024 yılı Eylül-Ekim aylarında KKTC’ye 6 bin 418 kilogram, Türkmenistan’a bin 490 kilogram, toplamda 7 bin 908 kilogram palamut karşılığı 15 bin 556 dolar döviz girdisi sağlandı. Hamsi daha çok tercih ediliyor Balıkçı esnaflarından Ahmet Çoğalmış, yurt dışında genellikle hamsinin daha çok tercih edildiğini kaydederek, “Yıllık 10 milyon doların üzerinde hamsi ticareti mevcut. Palamut yurt içinde daha çok talep gördüğü için dış ülkelere pek gitmiyor. İhracata genelde hamsi daha çok tercih ediliyor. Hamsi dünyanın her tarafında sevilen bir balık. Karadeniz deyince akla ilk gelen hamsi, dolayısıyla vatandaş hamsiyi benimsemiş. Onun için hamsi ihracatı daha çok oluyor. Her yıl 10-15 milyon doların üzerinde döviz girdisi oluyor. Avrupa’ya dahi hamsi buradan gidiyor” dedi. Dünya hamsiyi daha çak tanıyor Balıkçı esnafların Emin Avcı ise yurt dışında palamudun pek tanınmadığını ifade ederek, “Bildiğim kadarıyla yılda hamsiden 10 milyon doların üzerinde döviz girdisi var. Palamutu yurt dışında pek tanımıyorlar ama hamsiyi daha çok tanıdıkları için ihracatı daha fazla. Bütün ülkeler bizim hamsiyi tanıyor dolayısıyla ihracatı fazla oluyor. Palamutta oluyor ama hamsi kadar olmuyor. Yerli hamsimiz de yavaş yavaş çıkmaya başladı ancak biraz fiyatlı. İnşallah bu sezonda hamsi olacak gibi” diye konuştu. Balıkçı esnaflarından Çetin Kavzoğlu, hamsinin dünyanın her tarafında rağbet gördüğünü belirterek “Palamut, hamsi göçmen bir balık. Dünyada hamsiye daha çok rağbet vardır. Palamutu dünyada sadece iki ülke yer. Birisi Türkiye diğeri ise Yunanistan. Hamsiye rağbet dünyanın her tarafında var. Hamsinin dünyaya tanıtımı daha fazla olduğundan ihracatı da fazla” dedi. Öte yandan Trabzon’dan Eylül-Ekim döneminde hamsi ihracatından 185 bin 617 dolar döviz girdisi sağlanırken geçen yılın aynı döneminde ise bu rakam 287 bin 427 dolar olarak gerçekleştirilmişti.
Mustafa Hacıkerimoğlu: "Trabzonspor başkanlığına aday değilim"
08 Kasım 2024 Cuma - 14:32 Mustafa Hacıkerimoğlu: "Trabzonspor başkanlığına aday değilim" Trabzonspor başkanlığı için adı geçen Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) eski yönetim kurulu üyesi Mustafa Hacıkerimoğlu, aday olmadığını açıkladı. Trabzonspor’da yaklaşan Olağan Seçimli Genel Kurul öncesi aday olacağı gündeme gelen TFF eski yönetim kurulu üyesi Mustafa Hacıkerimoğlu, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Hacıkerimoğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Ben anlayışı, biz olmaya engeldir; biz olmadan büyük kalamayız. İnsanın çok vahşileştiği bir zaman diliminin içerisindeyiz. Bir önceki paylaşımımda demokrasi, kurumsallaşma ve şeffaflık çağrısı yapmıştım. Bu çağrımın camiada azınlık diyebileceğim sayıda bir grup insanı rahatsız ettiğini çok üzülerek müşahede etmekteyim. Bu çağrıya karşı duruşu yalan, iftira ve kumpas gibi iddialarla cevaplandırmak, içinde bulunduğumuz zamanı çok iyi ifade etmektedir. Trabzonspor’a sadık ve tarafsız olması gereken bazı dernek, STK ve birkaç ilçe belediyemizin, ortada henüz ikinci bir aday yokken mevcut yönetime bağlılıklarını bildirmesi, benim çağrımın azınlığı nedenli rahatsız ettiğinin ifadesi olmuştur. Çağrımda bilgi kirliliğine vurgu yapmıştım. 18 ay gibi kısa bir süre önce bir önceki başkan Ahmet Ağaoğlu, kongrede 2.8 milyar TL ile ibra olmuştur. Yakın zamanda gerek TV programında gerek divan kurulunda mevcut başkan, Trabzonspor’un bugünkü borcunun 3.9 milyar TL olduğunu ifade etmiştir. Yine başka bir ifadesinde Trabzonspor’un kasasına 245 milyon Euro (yani 9 milyar TL gibi) bir giriş olduğunu söylemiştir. Peki, bir taraftan Trabzonspor’un borcu 2.8 milyar TL’den 3.9 milyar TL’ye çıktığını söyleyen sayın başkan, kasaya giren 9 milyar TL’yi açıklamayıp kamuoyunda büyük bir finansal başarı algısı oluşturarak amacının burada kasaya giren 9 milyar TL’nin izahından muafiyet kazanmak mıdır? Öncelikle kasaya giren bu paranın bir kısmının Trabzonspor’un paralı sermaye artırımı ile girdiğini ve bu karara itiraz etmeyen camianın borsadaki hissedarlarına, az olanın azdan, çok olanın çoktan kulübümüzün zor zamanında ceplerindeki parayı kulübümüze vererek kulübün bu kararına destek olup saygı gösterdikleri için kulüp yönetiminin hissedarlara bir teşekkür etmesini beklerdim. Ben onların her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum" Bir önceki açıklamamda söylediğim gibi, önceliğim Trabzonspor başkanlığı değil, aday da değilim. Talebim aynıdır; demokrasi, kurumsallık, şeffaflık, birlik ve beraberlik çağrısıdır. Bu çağrımın şehirde verdiği rahatsızlıktan dolayı camianın her bir ferdinden ayrı ayrı özür diliyor, hepinize saygılar sunuyorum."
‘Zibidi’ Trabzonspor’a transfer oldu, ismi ’Fırtına’ olarak değişti
08 Kasım 2024 Cuma - 13:36 ‘Zibidi’ Trabzonspor’a transfer oldu, ismi ’Fırtına’ olarak değişti Ortahisar Belediyesi, geçen hafta oynanan Trabzonspor-Fenerbahçe maçında sahaya girerek bütün dikkatleri üzerine çeken Zibidi isimli köpeğin Trabzonspor’a sahiplendirilmesine aracı oldu. Belediye Başkanı Ahmet Kaya, sokak hayvanlarının sahiplenilmesi çağrısına karşılık veren ve yeni ismi ’Fırtına’ olan köpeği sahiplenen Trabzonspor yönetimine teşekkür etti. Ortahisar Belediyesi bünyesinde kurulan ‘Trabzon Yaşam Platformu’ gönüllüleri, geçtiğimiz hafta Trabzonspor-Fenerbahçe karşılaşmasında Papara Park Stadyumu’nda sahaya giren Zibidi isimli sokak köpeğini Trabzonspor’a sahiplendirdi. Trabzonspor tarafından sahiplenilen köpeğin yeni ismi ise ’Fırtına’ oldu. Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya ile Trabzonspor Yönetim Kurulu Üyesi Derviş Köz, belediyeye ait ‘Küçük Dostlar Kliniği’nde bir araya geldi. Başkan Kaya, yeni adı Fırtına olan köpeği Derviş Köz’e emanet etti. Başkan Kaya, sokak hayvanlarının sahiplenilmesiyle alakalı çağrısını yineledi ve bu çağrıya cevap veren Trabzonspor yönetimine teşekkür etti. Yemekhanesi, işletmesi, fabrikası olan iş yeri sahiplerine seslenen Başkan Kaya, sokak köpeklerinin sahiplendirilmesi çağrısında bulundu. Sahiplenmelerle sokak köpeği sorununun çok insani ve vicdani bir şekilde çözüleceğini ifade eden Başkan Kaya, “Duyarlılıklarından dolayı Trabzonspor’umuzun değerli yöneticilerine, başkanına ve ekibine çok teşekkür ediyorum. Gerçekten de çok anlamlı, çok güzel bir işe imza atmış oldular. Buradan bütün Trabzon’a bir çağrıda bulunmak istiyorum. Belediye meclis üyemiz Sibel Alemdaroğlu bu çalışmayı yapıyor. Trabzon’da işletmesi, müessesesi ve yemekhanesi olup da yemek fazlası olan bütün işletme sahiplerimize sokaktaki canlarımızı sahiplenme çağrısı yapıyoruz. Bu işletme sahipleri sokakta yaşayan, bize emanet olan canlarımızın bir-iki tanesini sahiplenerek, fabrikalarının, tesislerinin bir köşesinde yaşam alanlarını oluşturup, bakımlarını üstlenirse, çok insani, vicdani bir şekilde çözüm üretmiş oluruz. O canlarımızın yaşam hakkına da saygı göstermiş oluruz” şeklinde konuştu. Sahiplenilen köpeklerin, özellikle gıda üretimi yapan fabrika ve yemekhanelerdeki artan yemeklerden kolay bir şekilde beslenebileceğine dikkati çeken Başkan Kaya, “Fabrikası, tesisi ve yemekhanesi olan bütün hemşerilerimize, “Artan yemekleri nereye atacağım?” diye düşünen herkese çağrıda bulunuyorum. Bu canlar, bu yemek artıklarıyla beslenebilir. Biz de tedavisinden kısırlaştırılmasına kadar her konuda destek oluruz. Bu canlar da soğuk kış günlerinde sıcak bir yuva sahibi olurlar, bizler de buna vesile oluruz” diye konuştu. "Zibidi, Trabzonspor-Fenerbahçe maçında sahaya girdi" Ortahisar Belediyesi’nin kendilerine bildirmesiyle durumdan haberdar olduklarını ifade eden Trabzonspor Yönetim Kurulu Üyesi Derviş Köz ise, “Trabzonspor-Fenerbahçe maçında ismi Zibidi olan bu köpek sahaya girdi. Biz de sahada son anda fark ettik. Sahada tur attı, koştu. Başkanımız Ertuğrul Doğan da ‘köpeğin neden sahada dolandığını’ sordu. Sonra belediyemizden bilgi aldık, biz sahiplenelim istedik. Başkanımızın da talimatı doğrultusunda bu köpeği sahiplendik. Köpeğimize yeni bir yuva yaptık, şimdi yuvasına götüreceğiz” ifadelerini kullandı. Trabzonspor tarafından sahiplenilen ve Fırtına ismi verilen köpeğe Akyazı Şenol Güneş Spor Kompleksi Papara Park Stadyumu’nun bahçesinde Trabzonspor logosunun bulunduğu bir kulübe yapıldı. Fırtına’nın Papara Park Stadyumu’nda bundan sonra oynanacak maçlardan önce sahada özgürce koşacağı belirtildi.