ÇEVRE - 08 Haziran 2024 Cumartesi 16:19

Türkiye’nin 82. ili olarak anılan yaylada mesire alanı tepkisi

A
A
A
Türkiye’nin 82. ili olarak anılan yaylada mesire alanı tepkisi

Kaçak ve çarpık yapılaşmanın sembolü olan ve Türkiye’nin 82. ili olarak anılmaya başlayan Sisdağı Yaylası’nda yöre sakinleri Sandık Gölü mevkisinin mesire olarak işletilmek üzere tesisleşmeye açılmasına yönelik karara tepki gösterdi. Basın açıklaması yapılmak istenilen göl çevresine inşaat alanından gitmeye çalışan yayla sakinleri ve jandarma ekipleri arasında gerginlik yaşadı.


Trabzon ve Giresun’un ortak kullandığı yüzlerce yayla evinin bulunduğu Sisdağı Yaylası, kaçak ve çirkin yapılaşmanın en kötü örneğini gözler önüne seriyor. Kaçak yapılar nedeniyle neredeyse yer kalmayan ve doğal güzelliği yok olan 2 bin 182 rakımlı Sisdağı Yaylası, kaçak yapıların yıkılmasına rağmen çarpık yapılaşmanın en kötü örneklerinden biri olarak gösterilmekten kurtulamadı. Betonarme yapılarla site görünümüne kavuşan Sisdağı Yaylası artık Türkiye’nin 82. ili olarak anılırken, yayla sakinleri Sandık Gölü mevkisinin mesire olarak işletilmek üzere tesisleşmeye açılmasına yönelik karara tepki gösterdi. Doğal yapının bozulmaması ve endemik bitki çeşitliliğinin korunması amacıyla imza toplayan yöre sakinleri inşaatın durdurulması için müracaatta bulunurken, yaklaşık 7 dönümlük alanda başlatılan projede bungalov, restoran ve kamelyalar yer alacak.



Jandarma ve yayla sakinleri arasında gerginlik yaşandı


Sis Dağı’na çıkan yerli ve yabancı turistlerin uğrak yerlerinden biri haline gelen, etrafındaki zifin çicekleri ile ilgi çeken Sandık Gölü ve Şelalesi çevresinde tesis yapılmak üzere başlatılan çalışmalarına tepki gösteren yöre sakinleri göl çevresinde basın açıklaması yapmak istedi. Basın toplantısı yapılacak alana gitmek isteyen yöre sakinleri ile şirket çalışanları arasında tartışma yaşandı. Yayla sakinleri tarafından proje alanına çekilen şeritler ve tabelalar sökülürken, olaya jandarma ekipleri de müdahale etti. Jandarma ekiplerince inşaat alanına girmeye çalışan yayla sakinlerine izin verilmezken kısa süreli gerginlik yaşandı. İnşaat alanına giremeyen yayla sakinleri Sandık Gölü çevresine giderek basın açıklaması düzenledi.


‘Atalarımızın anılarını yok etmeyin’ ‘toprağıma dokunma’ ve ‘Turizm yatırımı bahane sis dağını ranta kurban etme’ yazılı pankartlar ile Sandık Gölü’nde tesisleşmeye tepki gösteren yöre halkı adına basın açıklamasını okuyan Nusret Özendi, Trabzon ve Giresun’un ortak yaylası olan Sisdağı’nın incisi Sandık Gölü ve çevresinin katledildiğini söyledi. Özendi, “1780 yılından beri atalarımızdan bozulmadan miras kalan, yaylamızın marka yüzü Sandıklı göl alanını, bir avuç Rantcı keyif sürsün diye yıkılmasına ve betonlaşmasına, yöre halkı olarak razı olmadığımız için burada toplandık. Yaylalar bizim emsalsiz miraslarımız. Bizden sonraki nesillere taş ve çöp dağları bırakmamak için bu mirası koruyup yaşatmakla mükellefiz. İşte tam öyle bir yerdeyiz. Çam ağaçları, zifin çiçekleri, çalı çileği, diken çileği, yabani böğürtlen, sarı kantaron çiçeği, kekik, aslan pençesi, sümbül çiçeği ve daha birçok endemik bitkinin olduğu, yöre halkının buluşma yeri, mutluluklarını paylaştıkları, deresinde serinledikleri, çileğini toplayıp, ormanlarında yürüdüğü manzarayı keyifle izleyebildiği bu yeri, sermaye sahipleri rant projesine çevirip ceplerini doldurmak istiyorlar. Yöre halkının bu ortak değerini, Allah vergisi bu güzel doğayı, ücretli hale getirmek istiyorlar. 2016 yılında orman vasfından hukuka uygun olmayan usullerle, bireysel ilişkilerle mesire alanına çevrilen bu alan özel bir şirkete kiralandı. Kurumlardan, bireysel ilişkilerle izin alınarak, Sandık Gölü’nün hemen yanı başına bungalovlar, tuvaletler, restoran, ve satış yeri yapmak için proje hazırlandı. Bu alanda yapılan inşaatlarla endemik bitkileri ve doğal güzelliği yok edecekler. Yöre halkının ücretsiz özgürce girdiği mesire alanı bir şirketin özel mülkü haline gelecek. Atalarımızın koruyup kolladığı yerler rant alanına dönüşecektir. İnsanlarımız kendi yaylasında yabancı muamelesi görecek. Elimizde kalan doğal güzellikleri korumak istiyoruz. Bilindiği üzere son dönemde çarpık yapılaşmaya Cumhurbaşkanımız da dikkat çekmiş, bu kötü gidişatı düzeltmek adına süreçlere müdahil olmuştur. Bu projeye izin verenleri ve bu projeyi uygulayanları bu yanlıştan biran önce dönmeye davet ediyoruz” dedi.



“Firmaların doymak bilmez rant hırsı, hepimizin gözleri önünde ülkenin ve doğanın geleceğini yok ediyor”


Turizm tesislerine karşı olmadıklarını dile getiren Özendi, “Trabzon Giresun gibi sanayi kapasitesi düşük ve gelişmekte olan şehirler için turizm çok önemli bir gelir kapısıdır bunun farkındayız. Sis dağı yayla turizmi, sis dağı yaylası katledilmeden de gelişebilir, geliştirilebilir. Sis Dağı Pazar yeri atıl bakımsız bir halde, turizm yönünde bir şey yapılacaksa hak sahipleri ile birlikte yenileme, ve tesisleştirme çalışması oradan başlamalı. Fakat kimse bizden sadece rant amaçlı doğal güzelliklerin tahrip edilmesine göz yummamızı beklemesin! Yetkilileri duyarlı olmaya, bu sürece dur demeye, dozerleri biran önce buradan indirmeye çağırıyoruz. Uzungöl’ün içler acısı halini hepimiz görüyoruz. Bundan ders almalıyız. Başka yerleri de turizm adı altında çöplüğe çevirmemek gerekiyor. Biz bu yolda mücadelemizi sürdüreceğiz ve bölge halkının bu ortak alanının, bu doğal güzelliğin turizm adı altında ranta kurban gitmesine izin vermeyeceğiz. Burası hakkında kararlar alınırken, projeler yapılırken hiçbir muhtara ya da bölge halkına danışılmadı. Süreç kamuoyu bilgilendirilmeden, bölge halkının görüşü alınmadım bürokratik ve ticari ilişkilerle yaptım olduya getirilmek isteniyor. Ancak biz Anayasa’nın 56. maddesinin de bize verdiği bir hak ve ödev olarak çevremizi korumaktan ve ona sahip çıkmaktan geri durmayacağız. Doğal yaşamı ve ekosistemi tahrip edecek bu proje derhal iptal edilmelidir. Firmaların doymak bilmez rant hırsı, hepimizin gözleri önünde ülkenin ve doğanın geleceğini yok ediyor. Tüm yetkilileri bilim insanlarının, çevre gönüllülerinin, yöre halkının ve doğanın sesine kulak vermeye, bu insanlık suçuna dur demeye davet ediyoruz” şeklinde konuştu.



“Buraya nasıl kıyılıyor nasıl bu vaziyete getirildi”


Yöre sakinlerinden Coşkun Somuncuoğlu ise yaptığı konuşmada, “Atalarımızın bize miras bıraktığı Sandık gölü çevresinde yapılan katliamı protesto etmek için buradayız. Yaylalarımızın bizim için buluşup kaynaşma yerleridir. Yetkililere sesleniyoruz biz mesire alanına karşı değiliz, bizim için yetkili firmalarla bir meselemiz yok. Meselemiz buraya yapılan mesire alanı” ifadelerini kullandı.


Yöre sakinlerinden Müteber Somuncu, “Hayatım burada geçti. Bugüne kadar burada hiçbir şey kesmedik. Buraya nasıl kıyılıyor nasıl bu vaziyete getirildi. Bakanlığı kadar gideceğim. Böyle olmasını istemiyorum. İş makinelerini buradan çeksinler. Yoksa makinenin önüne yatacağım alsın canımı” diye konuştu.


Basın açıklamasının ardından grup olaysız bir şekilde dağıldı.



Firma yetkilisi: “Hiç kabul edemeyeceğim suçlamalar ile karşılaşıyorum”


Öte yandan, Sisdağı Yaylası’nda yapılması planlanan turizm tesisinin inşaatını sürdüren firma yetkilisi Oktay Gül yaptığı yazılı açıklamada, “Öncelikle şunu belirtmek isterim ki tabiat, hepimize miras kalmış eşsiz bir emanettir ve layığı ile korunması boynumuzun borcudur. Bizden sonra çocuklarımıza devredeceğimiz bu emanete ihtiram göstermenin ne kadar önemli bir mesele olduğunu tüm ömrüm boyunca fikir ve eylemlerim ile desteklemiş bir iş adamı olarak son zamanlarda hakkımda çıkan iddiaları üzülerek duyuyorum. Hiç kabul edemeyeceğim suçlamalar ile karşılaşıyorum. Hayırlı dilekler ve güzel niyetlerle başlanılmış bir girişimin hiç alakası olmayan zararlı ve olumsuz bir algı ile topluma yansıtılmak istenmesi, hiçbir vicdan sahibince doğru bulunamaz. Beni ve şahsiyetimi bilen, yakından ya da uzaktan tanıyan ve başlatmış olduğumuz turizm hareketinin bölgeye ve doğaya katkısını hakkı ile araştırıp gerçeği gören vatandaşlarımızın bu asılsız suçlamalara inanmamaları bir kısım marjinal grupların da dahil olduğu hukuksuz eylemlere katılmamış olmaları da bunu kanıtlamaktadır. Hukuka riayet, şeffaflık ve evrensel ilkelere uygunluk çerçevesinde yaptığımız faaliyetler aleyhine haksız ithamlarda bulunanları kendi vicdanları ile baş başa bırakıp meselenin aslına vakıf olan ve bölgeyi kalkındıracak bahis konusu projemize destek veren tüm yurttaşlarımıza saygılarımı sunuyorum. Orman Genel Müdürlüğü’nce Türkiye’nin farklı illerinden firmaların da katıldığı bir ihale sonucu yöre halkının ve tüm doğa severlerin hizmet alacağı, ülkemiz ve bölge turizmine yakışır bir tesis yapmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu süreçte Orman Genel Müdürlüğü, Giresun Bölge Müdürlüğü, Çanakçı Kaymakamlığı, Eynesil Belediye Başkanı Barış Güdük, Şalpazarı Belediye Başkanı Refik Kurukız ve Çanakçı ilçe jandarma komutanlığı personeline katkı ve desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı



Türkiye’nin 82. ili olarak anılan yaylada mesire alanı tepkisi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Çözüm bulamadığı bel ağrısından ‘ağrı pili’ ile kurtuldu Gaziantep’te ilaç tedavisine ve defalarca ameliyat olmasına rağmen kronik ağrıları nedeniyle 5 yıldır zorlu bir yaşam süren 61 yaşındaki Saniye Kal, kentte ilk kez uygulanan "ağrı pili" yöntemi sayesinde sağlığına kavuştu. Belinde 5 yıldır hissettiği kronik ağrıları nedeniyle yürüme güçlüğü çeken ve eğilip kalkmakta zorlanan Saniye Kal, bel bölgesinden 6 defa ameliyat olan, beline platin, 20 vida takılan, 4 defa algolojik tedavi alan ve defalarca fizik tedavi gördü. Gittiği hastanelerde ağrılarına ilaç tedavisiyle çözüm bulamayan Kal’ın omurgası, ameliyatla takılan 20 metal vidalarla sabitlendi. Kal, geçirdiği operasyona rağmen şiddetli ağrı, uyku problemi ve yürüme güçlüğü çekmesi nedeniyle hayatını idame ettiremez hale geldi. Ağrılarından "ağrı pili" tedavisi sayesinde kurtuldu Gaziantep Şehir Hastanesi’ne başvuran Kal, algoloji bölümü doktorları muayene etti. Doktorlar Kal’a "ağrı pili" tedavisi uygulanmasına karar verdi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniğinden Op. Dr. Abdullah Duman ve ekibinin başarılı operasyonu sonucu Kal, yıllardır süren ağrılarından hastanede uygulanan "ağrı pili" tedavisi sayesinde kurtuldu. Bel bölgesine pil yerleştirilen Kal, 5 yıldır geçmeyen ve son 1 yıldır dayanılmaz bir hal alan ağrılarından kurtulmanın mutluluğunu yaşıyor. "Hastalarımıza umut olmaya devam edeceğiz" Kronik ağrıları nedeniyle yıllardır zorlu bir yaşam süren Saniye Kal’ın kentte ilk kez uygulanan "ağrı pili" yöntemi sayesinde sağlığına kavuştuğunu belirten Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Uluşan, "Hastamız bacak ağrıları nedeniyle birçok ameliyat geçirmiş. Hastamıza 20’ye yakın bir vida ameliyatı uygulanmış. Ama geçmeyen ağrıları nedeniyle hastanemize başvurdu. Gaziantep’te ve bölgede ilk defa uygulanan tedaviyle hastamız sağlığına kavuştu. Hastamız omurgaya yerleştiren ‘ağrı pili’ sayesinde ağrılarından tamamen kurtuldu. Hastamız da çok mutlu. Hastanemizde bu tarz vakaları yapmaya devam edeceğiz ve hastalarımıza umut olmaya devam etmeyi planlıyoruz" dedi. "Hastamızın iyileşmesi bizi mutlu etti" Hastanın sağlık durumu ve "ağrı pili" tedavisiyle ilgili bilgi veren Operatör Doktor Abdullah Duman ise, "Hastamız daha önce 3 kere ayaklarından, 3 kere de torakolomber bölgeden ameliyat olmuştu ve bel bölgesinde 20 adet vida vardı. Buna rağmen ağrıları geçmiyordu. Ağrıları geçmemesi üzerine algoloji hekimlerimiz tarafından takibe alınmıştı. Algoloji hekimleri tarafından hasta için ‘ağrı pili’ düşünülüp bize yönlendirildi. Biz de hocamızla beraber değerlendirdik ve hastamıza ‘ağrı pili’ni uygun gördük. Hastaya detaylı bilgilendirmeyi yaptık. Hastanın da kabul etmesi üzerine yaklaşık yarım saat süren bir operasyonla elektrotları sırtına yerleştirdik. Karnının tarafına da bir jeneratör koyduk ve bu şekilde hastanın ağrılarının azaldığını gördük. Bu durum bizi gerçekten memnun etti" şeklinde konuştu. "Sağılığıma kavuştuğum için çok mutluyum" 5 yıldır hissettiği ağrılardan kaynaklı birçok tedavi yöntemi denediğini ve çok sıkıntılı günler yaşadığını dile getiren hasta Saniye Kal da, hastanede gerçekleştirilen operasyonda bel bölgesine yerleştirilen pil ile şikayetlerinden kurtulduğunu belirterek, "Çok ameliyat geçirdim, ağrılarım çok fazlaydı ve bir türlü geçmiyordu. Geceleri uyuyamıyordum, sürekli belim ve ayaklarım ağrıyordu. Günde 6-7 tane de hap içiyordum. Yaklaşık 5 yıldır bu durumdaydım. Şimdi çok şükür iyiyim. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim" diye konuştu.
Malatya Glutensiz kafe çölyak hastalarının hayatını kolaylaştırıyor Malatya Büyükşehir Belediyesi, özel beslenme ihtiyacı olan vatandaşlara yönelik hayata geçirdiği Glutensiz Kafe ile Çölyak hastaları ve gluten hassasiyeti bulunan bireylere hizmet veriyor. Sosyal Belediyecilik çalışmaları kapsamında her vatandaşın ihtiyacını gözeten Malatya Büyükşehir Belediyesi, glutensiz beslenmek zorunda olan vatandaşların sosyal yaşamda yaşadığı kısıtlamaları en aza indirgemeyi hedefliyor. Açıldığı günden bugüne özellikle Çölyak hastalarının uğrak noktası olan Glutensiz Kafe, vatandaşın beğenisini kazanıyor. Glutensiz Kafe’ye giden Çölyak hastası ve gluten hassasiyeti olan vatandaşlar özellikle ürün çeşitliğin çok olması, fiyatların uygun olması, hijyen şartlarının uygun olması ve çalışan personelin güler yüzlü olmasından memnun olduklarını söylüyorlar Vatandaş Bayram Kaya, Çölyak hastası kızı için Glutensiz Kafe’nin bulunmaz bir nimet olduğunu ifade ederek, "Benim kızım 1999 yılından bu yana çölyak hastası, Glutensiz Kafe açılmadan önce çok zorluk çekiyorduk. Ankara ve İstanbul’dan ekmek, makarna gibi ürünleri temin etmek mecburiyetindeydik. Şimdi ise Glutensiz Kafemiz var ve burayı açandan Allah razı olsun. İstediğimiz her şeyi burada bulmak mümkün. Eskiden o kadar zahmet çekiyorduk ki bir ürünü bulsak diğerini bulamıyorduk. Şimdi ise ekmek, makarna, simit, poğaça gibi birçok ürüne rahatlıkla erişebiliyoruz. Allah sebep olandan razı olsun çünkü biz çok memnunuz. Ayrıca kafe ortamı çok hijyenik ve temiz tutuluyor" diyerek emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti. "Ürünlerin Fiyatları Uygun" Vatandaş Serap Kurt ise konuşmasında, "Glutensiz Kafe’den çok memnunuz. Hem kafe ortamı hem de çalışanların güler yüzlü olması çok güzel. Bunların yanı sıra çok temiz bir yer ve ürünlerin fiyatları uygun. Malatya Büyükşehir Belediyemize bizlere sunduğu bu imkândan dolayı çok teşekkür ederiz" açıklamasında bulundu. Çölyak hastası olarak yaşadığı birtakım sıkıntıları anlatan Orhan Kocaaslan, "Ben, kızım ve kardeşim olmak üzere ailede 3 kişi çölyak hastasıyız. Daha önceden İstanbul’dan ekmek temin ediyorduk ve ekmeğe ulaşımımız meşakkatliydi. Şu anda 7/24 ekmeğe ulaşabiliyoruz. Bu işi yaşayan bilir. Ayrıca glutensiz ürünler maliyetli oluyordu ancak kafemizdeki ürünlerin fiyatları gayet uygun. O nedenle hizmetten oldukça memnunuz ve katkılarından dolayı Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’e çok teşekkür ederiz" dedi.
İstanbul Beylikdüzü’nde medya çalışanının öldürülmesine ilişkin davada 3 sanığa müebbet hapis cezası Beylikdüzü’nde 2024 yılında medya çalışanı Muharrem Can Kurtuluş’u öldürdüğü iddiasıyla 3’ü tutuklu 4 sanığın yargılandığı dava karara bağlandı. Mahkeme, 3 sanığın müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti. 1 sanığın ise beraatına karar verdi. Beylikdüzü’nde 14 Aralık 2024 tarihinde medya çalışanı Muharrem Can Kurtuluş’un önce cep telefonunu yağmalayan, ardından silahla vurarak öldüren sanıkların yargılandığı davanın karar duruşması görüldü. Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada 3 tutuklu sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Tutuksuz sanık Taha Keskin ise duruşmaya katılmadı. Duruşmada ayrıca maktulün kardeşi ve babası da hazır bulundu. Duruşmada, son sözleri sorulan sanıklar, mahkemeden beraatlarını talep etti. 3 sanık hakkında müebbet hapis cezası Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Atakan Gökmen’in Muharrem Can Kurtuluş’a yönelik ‘kasten öldürme’ ve ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 3 yıl hapis, 50 bin lira adli para cezasına çarptırılmasına, ‘nitelikli yağma’ suçundan ise beraatına hükmetti. Mahkeme, sanıklar Sonkan Gökmen ve Asilcan Aras’ın ‘kasten öldürme’ ile ‘hırsızlık’ suçlarından ayrı ayrı müebbet ile 3’er yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi. Heyet ayrıca tutuksuz sanık Taha Keskin’in ‘suçluyu kayırma’ suçundan beraatına, öte yandan tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. İddianameden: Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 14 Aralık 2024 tarihinde Beylikdüzü’nde meydana gelen olay anlatıldı. İddianamede Atakan Gökmen, Sonkan Gökmen ve Asilcan Aras’ın arkadaşları Mine T. ve Selin S. ile birlikte Yakuplu Mahallesi’nde bulunan restoranda içki içtiği belirtildi. Grubun gece saatlerinde restorandan ayrıldığı, Sonkan Gökmen ve Asilcan Aras’ın Mine T.’nin aracına bindiği, Selin S. ve Atakan Gökmen’in ise diğer araca bindiği aktarıldı. İddianamede Sonkan Gökmen’in bariyerin önünde aracı ile bekleyen maktul Muharrem Can Kurtuluş’a "Bu ne yapıyor" dediği, Sonkan Gökmen ve Asilcan Aras’ın maktulün yanına giderek saldırdıkları, Gökmen’in maktulün telefonunu aldığı ve araca binerek sanık Atakan’ın yanına gittiği kaydedildi. Maktulün tanık Erkan Alkış’ın telefonu ile kendi cep telefonunu aradığı ve telefonunu istediği, sanık Atakan Gökmen’in telefona cevap vererek maktule küfürler edip nerede olduğunu sorduğu ifade edildi. İddianamede Atakan Gökmen, Sonkan Gökmen ve Asilcan Aras’ın maktulün yanına gittiği ve Atakan Gökmen’in tabanca ile 6-7 el maktule ateş ettiği belirtildi. Zanlıların ardından Taha Keskin’i çağırıp durumu anlattığı, Keskin ile Esenyurt’ta bulunan bekar evine gittikleri kaydedildi. İddianamede Atakan Gökmen’in savunmasında "Maktule ateş ettim. Benden başka kimse ateş etmedi. Olayda kullanılan tabanca bana ait" dediği belirtildi. İddianamede sanıklar Sonkan Gökmen, Asilcan Aras ve Atakan Gökmen hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet, ‘silahla birden fazla kişiyle nitelikli yağma’ suçundan ise 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Sanık Taha Keskin hakkında ise ‘suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Öte yandan sanık Atakan Gökmen hakkında ‘ruhsatsız silah taşıma’ suçundan da 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası talep edildi.
Kars Kars’ta bayram öncesi sahte para operasyonu: 2.3 Milyon TL’lik sahte dolarla yakalandılar Kurban Bayramı öncesi hayvan ticaretinin yoğunlaştığı dönemi fırsata çevirmek isteyen sahte para şebekesine Kars’ta jandarma ekipleri ağır darbe vurdu. Piyasaya sürülmek üzere hazırlanan milyonlarca lira değerindeki sahte Amerikan doları, düzenlenen operasyonla ele geçirildi. Kars İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin titizlikle yürüttüğü çalışmalar sonucu, hayvan alım-satımı sırasında sahte döviz kullanarak vatandaşları dolandırmayı planladıkları değerlendirilen 3 şüpheli kıskıvrak yakalandı. "İstihbarat bilgisi harekete geçirdi" Edinilen bilgilere göre, Kars İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Şube Müdürlüğü (KOM) ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, Kurban Bayramı öncesinde bölgede artan nakit para akışını takip altına aldı. Yapılan çalışmalar sırasında, bazı şahısların yasa dışı yollarla temin ettikleri sahte Amerikan dolarlarını piyasaya sürmeye hazırlandığı yönünde önemli istihbari bilgiler elde edildi. Özellikle canlı hayvan pazarlarında yüksek miktarda nakit alışveriş yapılmasını fırsat olarak gören şüphelilerin, sahte dövizleri hayvan ticaretinde kullanarak piyasaya sokmayı planladıkları öğrenildi. "Teknik ve fiziki takip başlatıldı" İstihbaratın ardından harekete geçen jandarma ekipleri, şüphelileri teknik ve fiziki takibe aldı. Yapılan takip sonucu şahısların sahte paralarla birlikte araç içerisinde hareket halinde oldukları tespit edildi. Operasyon için hazırlıklarını tamamlayan ekipler, Kars merkezinde operasyon düğmesine bastı. "Araç durduruldu, sahte dolarlar ele geçirildi" Kars İl Jandarma KOM ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ile Merkez İlçe Jandarma Karakol Komutanlığı ekiplerinin koordineli operasyonunda şüphelilerin bulunduğu araç durduruldu. Araçta ve şahısların üzerinde yapılan adli aramada; 878 adet 50’lik sahte ABD doları, 75 adet 100’lük sahte ABD doları olmak üzere toplam 51 bin 400 dolar ele geçirildi. Ele geçirilen sahte paraların piyasa karşılığının yaklaşık 2 milyon 313 bin TL olduğu belirtildi. "3 şüpheli gözaltında" Operasyon kapsamında gözaltına alınan 3 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Olayla ilgili soruşturmanın çok yönlü sürdüğü öğrenildi. Jandarma ekiplerinin, sahte paraların temin edildiği bağlantılar ve muhtemel organizasyon ağı üzerinde çalışmalarını derinleştirdiği bildirildi. "Mücadelemiz kararlılıkla sürecek" Konuyla ilgili olarak Kars Valiliği’nden yapılan yazılı açıklamada, Jandarma Komutanlığımız halkımızın huzur ve güvenliğinin sağlanması amacıyla suç ve suçlulara yönelik mücadelenin aralıksız sürdürüldüğü vurgulandı. Açıklamada ayrıca, özellikle bayram dönemlerinde artan ekonomik hareketlilik nedeniyle sahtecilik, dolandırıcılık ve organize suçlara karşı denetimlerin artırıldığı belirtilerek, halkın şüpheli durumları güvenlik güçlerine bildirmesi çağrısında bulunuldu.