GÜNDEM - 13 Haziran 2024 Perşembe 12:00

Ortahisar, Kurban Bayramı’na hazır

A
A
A
Ortahisar, Kurban Bayramı’na hazır

Trabzon’un Ortahisar Belediyesi, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde vatandaşların ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda bütün tedbirleri aldı.


Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, özellikle Zabıta Müdürlüğü, Makine İkmal Müdürlüğü, Fen İşleri Müdürlüğü ve Temizlik İşleri Müdürlüğü’nün kendi görev alanlarına giren konularda vatandaşlar tarafından gelecek şikâyet ve taleplere anında çözüm üretmek için her türlü tedbiri aldığını söyledi.


Kurban Bayramı öncesinde vatandaşların rahat ve huzurlu bir şekilde bayramlarını geçirebilmeleri için gerekli tedbirleri aldıklarını belirten yapan Başkan Kaya, “Belediyemiz tarafından hazırlanan Akoluk Kurban Sahası’nın içinde iki adet kesim alanı oluşturduk. Burada aynı anda 50 adet büyükbaş hayvan kesimi yapılacak şekilde kapalı ve açık alanı tam teşekküllü hale getirdik. Bunun haricinde yaptığımız planlamalar doğrultusunda 17 mahallede 20 adet kesim alanı oluşturarak vatandaşların kurbanlarını kesmeleri için gerekli altyapı ve üstyapı hizmetlerini yaptık” dedi.


Başkan Kaya, planlama yapılmamış kırsal mahallelerde Kurban Komisyonu’nca verilen izin doğrultusunda vatandaşların kendi özel bahçelerinde yapacakları kesim sonrasında oluşacak atık, sakatat ve benzeri malzemelerin de hızlı bir şekilde Temizlik İşleri Müdürlüğü tarafından alınarak döküm alanlarında oluşturulan kuyularda bertaraf edileceğini söyledi. Başkan Kaya, alınan tedbirleri şöyle sıraladı:


“Temizlik İşleri Müdürlüğümüz tarafından kesim yerleri yıkanarak, ilaçlanacaktır. Veteriner İşleri Müdürlüğümüz tarafından kaçan hayvanlarla ilgili iki adet yakalama timi kurban kesimi boyunca sahada olacak. Kurbanla ilgili şikâyet ve talepler için oluşturduğumuz 411 16 61 Nolu hatta gelen başvurular Denetim Komisyonu‘na yönlendirilerek sonuçlandırılacak. 2024 Yılı Kurban Tebliği’ne aykırı hareket edenlere gerekli idari para cezası Kurban Komisyonu denetim ekiplerince uygulanacak. Ekiplerimiz 7/24 saat sahada olacak şekilde gerekli planlama yapılmış olup Kurban Bayramı boyunca hizmet edilecektir.”



Ortahisar, Kurban Bayramı’na hazır

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Başkan Sezer, Hatay’da afet yönetimi ve koordinasyon deneyimlerini paylaştı Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Hatay Valiliği tarafından düzenlenen "Krizden Kalkınmaya: Afet Yönetiminde Hatay Modeli ve Gelecek Stratejileri Çalıştayı"na katılarak, 6 Şubat depremlerinin ardından bölgede yürüttükleri halk sağlığı ve koordinasyon çalışmalarını anlattı. Hatay Valiliği ev sahipliğinde, afet yönetimi konusunda kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve saha deneyimlerinin paylaşılması amacıyla düzenlenen çalıştayda Gölcük Belediyesinin çalışmaları masaya yatırıldı. Çalıştayda katılımcılara hitap eden Başkan Ali Yıldırım Sezer, deprem sürecinde fedakarca görev yapan tüm kamu personeline, sivil toplum kuruluşlarına ve gönüllülere teşekkür etti. Afet öncesi alınacak tedbirlerin yanı sıra afet sonrasında sahada edinilen tecrübelerin değerlendirilmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Sezer, bu deneyimlerin kayıt altına alınarak kitaplaştırılmasının son derece değerli olduğunu ifade etti. Sezer, 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri ve 1999 Gölcük Depremi başta olmak üzere afetlerde yaşamını yitiren vatandaşlara Allah’tan rahmet diledi. Gölcük Belediyesinin Hatay’daki yaraları sarma mesaisi Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından hızla koordine olan Gölcük Belediyesi, 159 personeliyle Hatay’da depremin izlerini silmek için çeşitli çalışmalara imza attı. Başkan Ali Yıldırım Sezer’in bizzat yönettiği dezenfeksiyon ve ilaçlama koordinasyonu 1 Temmuz 2023 tarihine kadar kesintisiz sürdü. Kapsamlı vektör (sivrisinek, haşere) ve kemirgen mücadelesi ile kireçleme çalışmaları yapıldı. Bölgeye gıda, su, temizlik malzemesi, un ve odun yüklü 103 tır yardım gönderildi. Kurulan özel ekipler; ilçe ve köylerde ekmek, temizlik malzemesi ve çocuklara oyuncak dağıtımı gerçekleştirdi. Hatay’ın Defne ilçesinde kurulan aşevi aracılığıyla 3 aşçı ve yardımcı personellerle her gün en az 1500 kişiye sıcak yemek ulaştırıldı. Gölcük Belediyesi Engelsiz Yaşam Merkezi aracılığıyla bölgeye manuel tekerlekli sandalyeler, hava vantilatörleri, hasta taşıma sedyeleri, yürüteçler, hasta bezleri ve kışlık giyim malzemeleri sevk edildi. Defne’de 4 ekskavatör ve 2 kazıyıcı yükleyici ile arama kurtarma çalışmalarına destek verilirken, sahra hastanesi ve çadır kentlerin zemin iyileştirme çalışmaları tamamlandı. Hatay Samandağ Milleyha Sulak Alanı’na dökülen 300 kamyondan fazla çöp iş makineleriyle temizlenerek çevre sağlığı koruma altına alındı.
Kocaeli Türkiye’nin konuştuğu olayda sanık İzzet Kalyon yaşananları anlattı Kocaeli’nin Karamürsel ilçesinde, sattığı otomobilin 1 milyon 600 bin liralık bedelini alamadığı gerekçesiyle tartıştığı baba ve oğlunu sokak ortasında tabancayla vurarak öldüren 76 yaşındaki İzzet Kalyon, tahliye edildikten sonra olay öncesi ve sonrasında yaşanan tüm süreci anlattı. Öldürülme korkusuyla olayı işlediğini savunan Kalyon, "Hacı adamım, 76 yaşındayım, ben yalan konuşmam. Pişmanım. Bu iyi bir şey değil. Can almak iyi bir şey mi? Bu iş paradan sebep yapılan bir şey değil. Ben para için adam öldürmem. Beni hem tahrik ettiler hem üzerime geldiler" ifadesini kullandı. Olay, 3 Temmuz 2025’te Kayacık Mahallesi 220. Cadde’de meydana geldi. 76 yaşındaki İzzet Kalyon, olaydan yaklaşık 10 ay önce otomobilini 1 milyon 600 bin liraya sattığı ancak parasını alamadığı Aykut Canımoğlu (30) ve babası Mehmet Canımoğlu (60) ile karşılaştı. İddiaya göre; açılan davaya neden katılmadıklarını ve parasını ne zaman ödeyeceklerini soran Kalyon ile baba oğul arasında tartışma çıktı. Tartışma sırasında hakarete maruz kaldığı ve öldürülme korkusuna kapıldığı öne sürülen Kalyon, tabancasıyla ateş ederek baba ile oğlunu vurdu. "Kasten öldürme" suçundan hakkında iki kez müebbet hapis cezası istenen sanık Kalyon, geçtiğimiz aylarda görülen ilk duruşmada, olay günü hastaneye gitmek için yola çıktığında maktullerle tesadüfen karşılaştığını, alacağını sorması üzerine tartışma çıktığını ve öldürülme korkusuyla ateş ettiğini savunmuştu. Savunmanın ardından mahkeme heyeti, kanser hastası olduğunu belirten sanığın sağlık durumuna ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasına ve maktullere ait olduğu iddia edilen silahların varlığının araştırılmasına karar vermişti. Tahliye edildi Geçtiğimiz günlerde mahkemeye ulaşan Adli Tıp Kurumu raporunda, sanığın mevcut kanser hastalığı nedeniyle cezaevi şartlarında kalmasının uygun olmadığı yönünde görüş bildirildi. Raporu inceleyen mahkeme heyeti, tutuklu sanık İzzet Kalyon’un cezaevi şartlarının sağlık durumuna uygun olmamasını göz önünde bulundurarak tahliyesine karar verdi. "Aykut ile 4 sene bir tabakta yedik içtik" İzzet Kalyon, hem olay öncesi hem de olay sonrasında yaşananları İhlas Haber Ajansı’na (İHA) anlattı. Aykut Canımoğlu ile daha önce aynı iş yerinde çalıştıklarını söyleyen Kalyon, kendisine 1 milyon 600 bin lira değerinde araç sattığını hatırlatarak, "Araba oğlumun üstüneydi ama bende vekaleti vardı. Bana ’Oğlunun banka hesap bilgilerini at. Araç onun üzerine olduğu için parayı ona atmam gerekiyor’ dedi. Oğlumun banka İBAN numarasını ona verdim. ’İzzet baba para oğlun Murat’ta. Parayı ona attım’ dedi. Gösterdiği dekonta baktım, oğlumun adı yazıyordu, 1 milyon 600 bin lira para görünüyordu. Gerçek bir dekonttu. Bu adam Ankara’dan, Antalya’dan, Adana’dan gelmedi ki. Ben ona yine güvenirdim, 4 sene beraber çalıştık onunla. Annesini, babasını, ailesini tanıyorum. 4 sene bir tabakta yedik içtik akaryakıt istasyonunda. ’Tamam Aykut, sorun yok’ dedim ve Noter’e gittik. Hanımı beni aradı. Aracı hanımının üzerine yapacaktı. 10 dakika sürmedi, hanımı da geldi. Evrakları notere verdik, Noter’de kimse yoktu. Ben o arada oğlumu aradım. Para gitti mi diye sormak istedim ama ulaşamadım. Gemide olduğu için telefonla ulaşılmıyor. İşlemler tamamlandı. Noter bize, ’Alışverişiniz tamam mı?’ diye sordu. ’Aykut, Murat’a ulaşamadım. İmza atacağız, para gitti mi, gitmedi mi?’ dedim. O da bana gittiğini söyledi, dekontu gösterdi ve imzayı attık, dışarıya çıktık. ’Ben Yalova’ya gideceğim’ dedi. Beni bıraktılar, karısıyla beraber Yalova’ya gittiler. Ben eve gittim. Yarım saat sonra oğlumu bir daha aradım. Paranın gelip gelmediğini sordum. ’Yok baba, para bana gelmedi’ dedi. ’Nasıl düşmez? Bana dekontu gösterdi’ dedim. Ben hemen Aykut’u aradım. ’Aykut, Murat’ı aradım para gitmemiş’ dedim. ’İzzet baba bugün hafta sonu ya, akşam 16.00-17.00 gibi para düşer’ dedi. Ben de şüphelenmiyordum zaten" dedi. "İzzet baba, senin samimiyetine güvenerek bunu yaptım, özür dilerim" Kalyon, sözlerine şöyle devam etti: "Oğlum eve geldi. Yine para gelmedi. Tekrar aradık. ’İzzet baba hafta sonu ya, para trafiği kalabalıktır. Para havuzda kalmış olabilir. Pazartesi elinize ulaşır’ dedi. Bizi böyle 10 ay 10 gün oyaladı. Bir süre sonra beni aradı. ’İsim yanlışlığı olmuş, para bana geri geldi’ dedi. ’Olabilir, at şimdi’ dedim. ’Bana cumaya kadar izin ver’ dedi. ’Oğlum çocuklardan altın alıp araba aldım, biliyorsun. Borcum bile bitmedi, 2 taksidim var. Çocuklardan altın alıp arabayı aldım’ dedim. ’İzzet baba, senin samimiyetine güvenerek bunu yaptım, özür dilerim. Cuma günü para elinde’ dedi. Yapacak bir şey yok, satışı da vermişiz. Cumaya kadar müsaade verdik, yine para gelmedi. Babası da evime 1 kilometre uzaklıkta. Babasının evine gittim, o da oradaydı. Espiri yaparak, ’Mehmet Bey, afedersiniz ama bu namussuza arabayı verdik, bir haftadır parayı alamıyoruz. Haberin var mı?’ dedim. ’İzzet haberim var. Biz tersanelere mazot veriyoruz ya, parayı alamadık. Bir daha cuma günü gel, parayı benden al’ dedi. ’Tamam’ dedim, bir hafta da ona müsaade verdim. Ben dışarı çıktım, araştırma yaptım. Bana bazıları, ’Arabayı kime verdin?’ diye sordular. ’Ben de Aykut Canımoğlu ve Mehmet Canımoğlu’na’ dedim. ’Araban gitti’ dediler. Karamürsel’de kuyumcusundan eczanesine herkes mağdur olmuş. Dolandırıcı olduklarını anladım. Ben tanıyordum ama akaryakıt istasyonu kapanınca 4-5 yıl görüşmemiştim. Benimle çalışırken öyle şeyleri yoktu, o zamanlar 20’li yaşlarındaydı." "Paradan sebep adam vurulmaz" Baba ve oğlu tarafından sürekli oyalandığını belirten İzzet Kalyon, "Neticede babasına bir daha gittim. ’Parayı alamadık. Senin paranı bir dahaki hafta vereceğim’ dedi. ’Mehmet Bey, az çok sizin ne olduğunuzu öğrendim. Ben bu parayı 50 sene keserin ucunda çalışarak kazandım. Arabımın borcu dahi bitmedi. Benim arabamı lütfen hazırlayın’ dedim. ’15 gün sonra gel’ dedi. 15 gün geçti, yine para gelmedi. 10 ay boyunca oyalandım. Halasına gittik, dayısına gittik, kayınpederine gittik. Kayınpederine de anlattım. Kayınpederi bir süre sonra, ’Bana mı güvendin de arabanı sattın?’ dedi. Meğersem o da işin içindeymiş. Dolandırıcılık olayı medyaya yayılınca beni birçok kişi aradı. Onlar da benim gibi şikayetçi oldular. Paradan sebep adam vurulmaz" diye konuştu. "Paranı mahkemeden alırsın" Konuşmasında olay gününü de detaylandıran 76 yaşındaki Kalyon, şu ifadeleri kullandı: "Hastaneden geldim, camide namazımı kıldım ve eve çıktım. Saat 19.00 sıralarında garajımın önünde oturdum. Bilecik’te kardeşim vardı, yanına gidip 10-15 gün kalmak istedim. Biz oraya gittiğimizde mangal yakarız, biraderimle vakit geçiririz. Affedersiniz ama atış da yapıyoruz. Silahımı da hazırladım. Arabaya koydum. Hanımı alıp gidecektim ama beni sancı tuttu. Böbreklerimde taş da var. ’Hastaneye gidip acilde iğne yaptırayım ve öyle gidelim’ dedim. Bunların evi de hastaneye 50 metre sayılır. Babasıyla beraberlerdi. Önce babasını fark ettim. 3-4 kişi vardı yanlarında, hurdacılar. 1 hafta önce mahkememiz vardı ve gelmemişlerdi. İnip ’Neden mahkemeye gelmediniz?’ diye sormak istedim. Selamlaştık. İkisinin arasına girdim. Babası hurdacılara bir şeyler veriyordu. Direkt Aykut’un yanına gittim ve neden gelmediklerini sordum. ’Ben mecbur muyum mahkemeye gelmeye?’ dedi. ’Mahkemeye gelmeye mecbur değilsin ama benim 1 milyon 500 bin liramı vermek zorundasın. Para pul oldu, niye vermiyorsun?’ diye sordum. ’Mahkemeden alırsın’ dedi. ’Arabayı mahkemeye mi verdim de parayı mahkemeden alacağım?’ dedim. Babası ile aramızda 2-3 metre vardı. Babasına da döndüm. ’Mehmet Bey bu ne diyor?’ dedim. ’Doğru diyor’ dedi. ’Öyle demiyordunuz...Evinize geldim, 15 gün sonra, 10 gün sonra, bir hafta sonra vereceğinizi söylüyordunuz. Şimdi böyle mi oldu?’ dedi. Omuzuma vurarak beni geriye çekti." "Hacı adamım, ben yalan konuşmam" Kalyon, Mehmet Canımoğlu’nun hareketiyle yere düştüğünü söyleyerek, "Ayağa kalktım ve Aykut, ’Bu akşam akşam buraya bela aramaya geldi’ dedi. ’Aykut, ne olacak bizim işimiz? 10 aydır bekliyorum, daha da bekleyecek miyim?’ dedim. Yine aynı şeyleri söyledi, ’Sana borcum yok. Mahkemeden alacaksın’ dedi. Döndüm ve arabaya gidecektim. Arkadan bana küfür etti, ’Bir daha buralara uğrama’ dedi. Ben geriye döndüm, elini beline attı ve üzerime yürümeye başladı. Ben silahıma davrandım ve ateş ettim. Ruhsatlı silahı olduğunu biliyordum ve babasının da var, onu da biliyorum. Babası ’Ne yapıyorsun?’ dedi ve bana doğru geldi. Elinde bir şey vardı, silah mıydı, telefon muydu bilmiyorum, yalan söylemeyeyim. Hacı adamım, 76 yaşındayım, ben yalan konuşmam. ’Bu herhalde beni vuracak’ dedim. Bana yaklaşınca babasına da ateş ettim. Arabama bindim, kızımın yanına gittim. Polisler geldi ve rızamızla teslim oldum. Keşke bunlar olmasaydı" şeklinde konuştu. Dolandırıldığı gerekçesiyle şikayetçi olduğu ve basına konuştuğu için Aykut Canımoğlu tarafından ölümle tehdit edildiğini de ileri süren Kalyon, "Bana ’Beni işimden, gücümden ettiniz. Beni dolandırıcı olarak medyaya verdiniz. Böyle devam ederseniz sizi öldüreceğim. Ben işimden gücümden oldum’ demişti. Tüm herkes biliyor dolandırıcı olduklarını" dedi. "Öldürülme korkusuyla bu olayı yaptım" Yaşananlardan dolayı pişman olduğunun altını çizen Kalyon, "Pişmanım...Bu iyi bir şey değil. Can almak iyi bir şey mi? Bu iş paradan sebep yapılan bir şey değil. Ben para için adam öldürmem. Beni hem tahrik ettiler hem üzerime geldiler. Öldürülme korkusuyla bu olayı yaptım. ’Hem malımı hem canımı alacaklar’ dedim" ifadesini kullandı. "Tedavime cezaevinde devam edilemiyor" Prostat kanseri olduğunu ve tutuklandıktan sonra hastalığının daha da tetiklendiğini vurgulayan Kalyon, "Prostat kanserine yakalandım. Allah devletimizden razı olsun. Işın tedavisi görüyorum. Bunun sonucunda ne olacağını bilemiyorum. İnşallah bir daha cezaevine almazlar. Tedaviye devam ediyoruz. Duruşmamız da devam edecek. Cezaevinden sürekli hastaneye gidip gelemiyorum. Tedavime cezaevinde devam edilemiyor, hastalığım epey ilerledi" dedi. "Babam 10 ay boyunca elinden gelen her şeyi yaptı" İzzet Kalyon’un oğlu Şenol Kalyon ise babasının 10 ay boyunca elinden gelen ne varsa yaptığını, parasını almak için defalarca Canımoğlu ailesine gittiğini ve hukuki yollardan da hakkını aramak için çaba sarf ettiğini söyledi. Kalyon, "Hepsine tek tek gittik, tüm akrabalarına. Konuyu hep anlattık. İlk başlarda ’Bu bizim borcumuz, tabii vereceğiz’, ’Paraya sıkıştık’, ’Yanlışlık oldu’ gibi şeyler söylediler, dekontlar attılar. Defalarca bankalarla konuşuyorlarmış gibi ses kayıtları attılar. Bir sürü dekont gönderdiler. Mahkemeye bunları sunduk. Sürekli vereceklerini söylediler. Onlarda ’Nasıl olsa bir şey olmaz, ceza gelmez, gelirse de az olur’ gibi bir özgüven vardı. Bize birçok ilçeden çok ulaşan oldu, her gelenin hikayesi aynıydı" diye konuştu. "Babam 10 boyunca geceleri uyuyamıyordu, git gide zayıflıyordu" Aylarca oyalanan ve parasını bir türlü geri alamayan babasının hem fiziksel hem de psikolojik olarak yıkıma uğradığına dikkati çeken Kalyon, "Babam 10 ay boyunca geceleri uyumuyordu. Ne psikolojisi kalmıştı, hastalığının tedavisinin tetiklenmesine bu süreç sebep oldu zaten. Babam git gide zayıflıyordu. Babam espirili adamdır ama kendi içine kapandı, sesi çıkmıyordu. Araç kardeşimin üstüneydi. ’Oğlumun arabası benim yüzümden gitti’, ’Kızıma altın borcum vardı, ödeyemedim’ psikolojisi vardı. Sürekli içten içe kendini yedi bitirdi, eriyip gidiyordu. O parayı alabilmek için mücadele içindeydi. Babam kapılarına gidiyordu, polis çağırıp hakaret ediyorlardı, tahrik ediyorlardı. Biz hukuken de her yolu denedik. Bizden aldığı arabayı aynı gün gidip Yalova’ya satmış. Annesine göndermiş, birilerine göndermiş. Birçok kişiyi bu şekilde mağdur etmişler. Evlerindeki eşyalar bile kiralık görünüyormuş. Para geliyor ve aynı gün dağıtılıyor. Banka hesap hareketlerini de gördük. Buna nasıl dokunmuyorlar diye şaşırıyorduk. Birilerine para gönderiyor ve bizim adliyeye, savcılığa vs. gittiğimizi de öğreniyordu. Ben bunun derin bir yapı olduğunu düşünüyorum" dedi.
Gaziantep Çözüm bulamadığı bel ağrısından ‘ağrı pili’ ile kurtuldu Gaziantep’te ilaç tedavisine ve defalarca ameliyat olmasına rağmen kronik ağrıları nedeniyle 5 yıldır zorlu bir yaşam süren 61 yaşındaki Saniye Kal, kentte ilk kez uygulanan "ağrı pili" yöntemi sayesinde sağlığına kavuştu. Belinde 5 yıldır hissettiği kronik ağrıları nedeniyle yürüme güçlüğü çeken ve eğilip kalkmakta zorlanan Saniye Kal, bel bölgesinden 6 defa ameliyat olan, beline platin, 20 vida takılan, 4 defa algolojik tedavi alan ve defalarca fizik tedavi gördü. Gittiği hastanelerde ağrılarına ilaç tedavisiyle çözüm bulamayan Kal’ın omurgası, ameliyatla takılan 20 metal vidalarla sabitlendi. Kal, geçirdiği operasyona rağmen şiddetli ağrı, uyku problemi ve yürüme güçlüğü çekmesi nedeniyle hayatını idame ettiremez hale geldi. Ağrılarından "ağrı pili" tedavisi sayesinde kurtuldu Gaziantep Şehir Hastanesi’ne başvuran Kal, algoloji bölümü doktorları muayene etti. Doktorlar Kal’a "ağrı pili" tedavisi uygulanmasına karar verdi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniğinden Op. Dr. Abdullah Duman ve ekibinin başarılı operasyonu sonucu Kal, yıllardır süren ağrılarından hastanede uygulanan "ağrı pili" tedavisi sayesinde kurtuldu. Bel bölgesine pil yerleştirilen Kal, 5 yıldır geçmeyen ve son 1 yıldır dayanılmaz bir hal alan ağrılarından kurtulmanın mutluluğunu yaşıyor. "Hastalarımıza umut olmaya devam edeceğiz" Kronik ağrıları nedeniyle yıllardır zorlu bir yaşam süren Saniye Kal’ın kentte ilk kez uygulanan "ağrı pili" yöntemi sayesinde sağlığına kavuştuğunu belirten Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Uluşan, "Hastamız bacak ağrıları nedeniyle birçok ameliyat geçirmiş. Hastamıza 20’ye yakın bir vida ameliyatı uygulanmış. Ama geçmeyen ağrıları nedeniyle hastanemize başvurdu. Gaziantep’te ve bölgede ilk defa uygulanan tedaviyle hastamız sağlığına kavuştu. Hastamız omurgaya yerleştiren ‘ağrı pili’ sayesinde ağrılarından tamamen kurtuldu. Hastamız da çok mutlu. Hastanemizde bu tarz vakaları yapmaya devam edeceğiz ve hastalarımıza umut olmaya devam etmeyi planlıyoruz" dedi. "Hastamızın iyileşmesi bizi mutlu etti" Hastanın sağlık durumu ve "ağrı pili" tedavisiyle ilgili bilgi veren Operatör Doktor Abdullah Duman ise, "Hastamız daha önce 3 kere ayaklarından, 3 kere de torakolomber bölgeden ameliyat olmuştu ve bel bölgesinde 20 adet vida vardı. Buna rağmen ağrıları geçmiyordu. Ağrıları geçmemesi üzerine algoloji hekimlerimiz tarafından takibe alınmıştı. Algoloji hekimleri tarafından hasta için ‘ağrı pili’ düşünülüp bize yönlendirildi. Biz de hocamızla beraber değerlendirdik ve hastamıza ‘ağrı pili’ni uygun gördük. Hastaya detaylı bilgilendirmeyi yaptık. Hastanın da kabul etmesi üzerine yaklaşık yarım saat süren bir operasyonla elektrotları sırtına yerleştirdik. Karnının tarafına da bir jeneratör koyduk ve bu şekilde hastanın ağrılarının azaldığını gördük. Bu durum bizi gerçekten memnun etti" şeklinde konuştu. "Sağılığıma kavuştuğum için çok mutluyum" 5 yıldır hissettiği ağrılardan kaynaklı birçok tedavi yöntemi denediğini ve çok sıkıntılı günler yaşadığını dile getiren hasta Saniye Kal da, hastanede gerçekleştirilen operasyonda bel bölgesine yerleştirilen pil ile şikayetlerinden kurtulduğunu belirterek, "Çok ameliyat geçirdim, ağrılarım çok fazlaydı ve bir türlü geçmiyordu. Geceleri uyuyamıyordum, sürekli belim ve ayaklarım ağrıyordu. Günde 6-7 tane de hap içiyordum. Yaklaşık 5 yıldır bu durumdaydım. Şimdi çok şükür iyiyim. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim" diye konuştu.
Malatya Glutensiz kafe çölyak hastalarının hayatını kolaylaştırıyor Malatya Büyükşehir Belediyesi, özel beslenme ihtiyacı olan vatandaşlara yönelik hayata geçirdiği Glutensiz Kafe ile Çölyak hastaları ve gluten hassasiyeti bulunan bireylere hizmet veriyor. Sosyal Belediyecilik çalışmaları kapsamında her vatandaşın ihtiyacını gözeten Malatya Büyükşehir Belediyesi, glutensiz beslenmek zorunda olan vatandaşların sosyal yaşamda yaşadığı kısıtlamaları en aza indirgemeyi hedefliyor. Açıldığı günden bugüne özellikle Çölyak hastalarının uğrak noktası olan Glutensiz Kafe, vatandaşın beğenisini kazanıyor. Glutensiz Kafe’ye giden Çölyak hastası ve gluten hassasiyeti olan vatandaşlar özellikle ürün çeşitliğin çok olması, fiyatların uygun olması, hijyen şartlarının uygun olması ve çalışan personelin güler yüzlü olmasından memnun olduklarını söylüyorlar Vatandaş Bayram Kaya, Çölyak hastası kızı için Glutensiz Kafe’nin bulunmaz bir nimet olduğunu ifade ederek, "Benim kızım 1999 yılından bu yana çölyak hastası, Glutensiz Kafe açılmadan önce çok zorluk çekiyorduk. Ankara ve İstanbul’dan ekmek, makarna gibi ürünleri temin etmek mecburiyetindeydik. Şimdi ise Glutensiz Kafemiz var ve burayı açandan Allah razı olsun. İstediğimiz her şeyi burada bulmak mümkün. Eskiden o kadar zahmet çekiyorduk ki bir ürünü bulsak diğerini bulamıyorduk. Şimdi ise ekmek, makarna, simit, poğaça gibi birçok ürüne rahatlıkla erişebiliyoruz. Allah sebep olandan razı olsun çünkü biz çok memnunuz. Ayrıca kafe ortamı çok hijyenik ve temiz tutuluyor" diyerek emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti. "Ürünlerin Fiyatları Uygun" Vatandaş Serap Kurt ise konuşmasında, "Glutensiz Kafe’den çok memnunuz. Hem kafe ortamı hem de çalışanların güler yüzlü olması çok güzel. Bunların yanı sıra çok temiz bir yer ve ürünlerin fiyatları uygun. Malatya Büyükşehir Belediyemize bizlere sunduğu bu imkândan dolayı çok teşekkür ederiz" açıklamasında bulundu. Çölyak hastası olarak yaşadığı birtakım sıkıntıları anlatan Orhan Kocaaslan, "Ben, kızım ve kardeşim olmak üzere ailede 3 kişi çölyak hastasıyız. Daha önceden İstanbul’dan ekmek temin ediyorduk ve ekmeğe ulaşımımız meşakkatliydi. Şu anda 7/24 ekmeğe ulaşabiliyoruz. Bu işi yaşayan bilir. Ayrıca glutensiz ürünler maliyetli oluyordu ancak kafemizdeki ürünlerin fiyatları gayet uygun. O nedenle hizmetten oldukça memnunuz ve katkılarından dolayı Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’e çok teşekkür ederiz" dedi.
İstanbul Beylikdüzü’nde medya çalışanının öldürülmesine ilişkin davada 3 sanığa müebbet hapis cezası Beylikdüzü’nde 2024 yılında medya çalışanı Muharrem Can Kurtuluş’u öldürdüğü iddiasıyla 3’ü tutuklu 4 sanığın yargılandığı dava karara bağlandı. Mahkeme, 3 sanığın müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti. 1 sanığın ise beraatına karar verdi. Beylikdüzü’nde 14 Aralık 2024 tarihinde medya çalışanı Muharrem Can Kurtuluş’un önce cep telefonunu yağmalayan, ardından silahla vurarak öldüren sanıkların yargılandığı davanın karar duruşması görüldü. Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada 3 tutuklu sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Tutuksuz sanık Taha Keskin ise duruşmaya katılmadı. Duruşmada ayrıca maktulün kardeşi ve babası da hazır bulundu. Duruşmada, son sözleri sorulan sanıklar, mahkemeden beraatlarını talep etti. 3 sanık hakkında müebbet hapis cezası Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Atakan Gökmen’in Muharrem Can Kurtuluş’a yönelik ‘kasten öldürme’ ve ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 3 yıl hapis, 50 bin lira adli para cezasına çarptırılmasına, ‘nitelikli yağma’ suçundan ise beraatına hükmetti. Mahkeme, sanıklar Sonkan Gökmen ve Asilcan Aras’ın ‘kasten öldürme’ ile ‘hırsızlık’ suçlarından ayrı ayrı müebbet ile 3’er yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi. Heyet ayrıca tutuksuz sanık Taha Keskin’in ‘suçluyu kayırma’ suçundan beraatına, öte yandan tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. İddianameden: Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 14 Aralık 2024 tarihinde Beylikdüzü’nde meydana gelen olay anlatıldı. İddianamede Atakan Gökmen, Sonkan Gökmen ve Asilcan Aras’ın arkadaşları Mine T. ve Selin S. ile birlikte Yakuplu Mahallesi’nde bulunan restoranda içki içtiği belirtildi. Grubun gece saatlerinde restorandan ayrıldığı, Sonkan Gökmen ve Asilcan Aras’ın Mine T.’nin aracına bindiği, Selin S. ve Atakan Gökmen’in ise diğer araca bindiği aktarıldı. İddianamede Sonkan Gökmen’in bariyerin önünde aracı ile bekleyen maktul Muharrem Can Kurtuluş’a "Bu ne yapıyor" dediği, Sonkan Gökmen ve Asilcan Aras’ın maktulün yanına giderek saldırdıkları, Gökmen’in maktulün telefonunu aldığı ve araca binerek sanık Atakan’ın yanına gittiği kaydedildi. Maktulün tanık Erkan Alkış’ın telefonu ile kendi cep telefonunu aradığı ve telefonunu istediği, sanık Atakan Gökmen’in telefona cevap vererek maktule küfürler edip nerede olduğunu sorduğu ifade edildi. İddianamede Atakan Gökmen, Sonkan Gökmen ve Asilcan Aras’ın maktulün yanına gittiği ve Atakan Gökmen’in tabanca ile 6-7 el maktule ateş ettiği belirtildi. Zanlıların ardından Taha Keskin’i çağırıp durumu anlattığı, Keskin ile Esenyurt’ta bulunan bekar evine gittikleri kaydedildi. İddianamede Atakan Gökmen’in savunmasında "Maktule ateş ettim. Benden başka kimse ateş etmedi. Olayda kullanılan tabanca bana ait" dediği belirtildi. İddianamede sanıklar Sonkan Gökmen, Asilcan Aras ve Atakan Gökmen hakkında ‘kasten öldürme’ suçundan müebbet, ‘silahla birden fazla kişiyle nitelikli yağma’ suçundan ise 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Sanık Taha Keskin hakkında ise ‘suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Öte yandan sanık Atakan Gökmen hakkında ‘ruhsatsız silah taşıma’ suçundan da 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası talep edildi.