GÜNDEM - 08 Mayıs 2024 Çarşamba 10:45

Öfke kontrolü şart

A
A
A
Öfke kontrolü şart

Trabzon’un Sürmene ilçesinde 2 Mayıs günü yaşanan dolmuşçu-öğrenci servisi kavgası ile ilgili dün Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde bir basın toplantısı düzenleyerek olaya karışan şoförlerin dışındaki herkesi hainlikle suçlayan ve öfkeli tavırları ile dikkat çeken Sürmene Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ekrem Yılmaz’ın 2 yıl önce de Trabzon’da şoförler için düzenlenen öfke kontrolünü kapsayan ‘Toplu Taşıma Aracı Şoförleri Eğitim ve Sertifika Programı’nın tanıtım toplantısında dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu ve Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ömer Hakan Usta ile tartıştığı ortaya çıktı.


Trabzon’un Sürmene ilçesinde 2 Mayıs günü dolmuşlarda yer bulamamaları nedeniyle üniversiteye gitmek için servis kiralayan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Deniz Ulaştırma İşletme Mühendisliği Bölümü öğrencileri, dolmuş sürücüleri tarafından darbedilmişti. Servisin önünü kesen dolmuş sürücüleri, servis şoförü ve öğrencilere hakaretler yağdırarak saldırmıştı. Olayın görüntülerinin çıkması üzerine 2 dolmuş sürücüsü gözaltına alınarak tutuklanmıştı.


Olayın ardından geçen 5 günün ardından dün Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde bir basın toplantısı düzenleyen Sürmene Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ekrem Yılmaz, olaya karışan şoförlerin dışındaki herkesi hainlikle suçlayarak ülkedeki 1,5 milyon şoför esnafının Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ başta olmak üzere Trabzon Büyükşehir ve Sürmene Belediye Başkanları hakkında tazminat davası açmalarını istedi.


Aynı Ekrem Yılmaz’ın 21 Şubat 2022 tarihinde Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nde şoförlerin öfke kontrolünü kapsayan ‘Toplu Taşıma Aracı Şoförleri Eğitim ve Sertifika Programı’nın tanıtım toplantısında dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu ve Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ömer Hakan Usta ile tartıştığı ortaya çıktı. Yaşanan gerginlik kameralara yansırken, toplantıya niye çağrıldıklarını bilmediğini iddia eden ve tepkisini dile getiren Sürmene Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ekrem Yılmaz, “ ‘Başkanım biz bunu yapacağız, edeceğiz, çağıracağız şoföre bunu yaptıracağız’ diyorsunuz oda başkanlarımızla beraber bizim hiç haberimiz yok. Benim şoförüme eğitim vereceksen ben bunu bileceğim” ifadelerini kullanmıştı.


Ekrem Yılmaz’ın bu ifadelerine cevap veren Zorluoğlu, “Müsaade buyurun konuyu bitireyim size de söz vereyim. Bu eğitimler statik eğitimler değil bir kere verilerek bitti tamam denecek eğitimler değil. Bunlar süreklilik arz etmek zorunda ve gelen şikayetlerde bu eğitimlere yoğun bir şekilde ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Trabzon’da toplu ulaşım meselesi Büyükşehir’in yetki ve sorumluluğundadır bu yetki ve sorumluluk çerçevesinde bundan sonra Büyükşehir Belediyesi hem eğitimleri yapacak hem sertifikaları dağıtacak hem de bundan sonraki süreçte gerekli denetimleri yapacak. Sadece odaların denetimi ile bu iş olmuyor” diyerek tepkisini dile getirmişti.


Zorluoğlu’nun açıklaması üzerine tekrar konuşan Ekrem Yılmaz, “O zaman biz dışarıya çıkalım” ifadesine yanıt veren Başkan Zorluoğlu, “Burada kalacaksanız burada kalma şeklinde konuşacaksınız. Eğer ayrılacaksanız Allah selamet versin. Bu toplantıda sizler fikirlerinizi söyleyeceksiniz. Ben konuşmamı tamamlayınca size söz verecektim. Siz buraya gelirken zaten belli bir şekilde gelmişsiniz belli. Dolayısıyla siz burada fikir irat etmek için değil burayı nasıl provoke ederim onun için gelmişsiniz” demişti.


Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ömer Hakan Usta da “Bu şehre yakışan ve esnafı da belli seviyeye getirecek olan bir programı canı gönülden desteklememiz gerekiyor. Şu eğitim toplantısında yaptığınız tartışmalara bak. Ayıptır. Siz bu projeye dört elle sarılmanız lazım” diyerek Yılmaz’a tepki göstermişti.



Öfke kontrolü şart

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Merdan Yanardağ: "Spor olsun diye casusluk yapmışız" Siyasal casusluk suçundan yargılandığı davada savunma yapan tutuklu sanık gazeteci Merdan Yanardağ, "Spor olsun diye casusluk yapmışız. Ben yayıncılık yaparken bir ara canım sıkılmış hobi olsun diye casusluk yapmışız. 40 yıllık gazeteciyim işimiz gücümüz başımızdan aşkın biraz da casusluk yapayım hobi olsun diye. Tele1 TV’ye izleyici sponsoru olmak için hesap numaralarını vermişiz, ilan etmişiz. Bu davaya konu olan, Hüseyin Gün’ün manevi annesi Seher Alaçam bu çağrıya cevap veren on binlerce destekçimizden biridir" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın 2. duruşmasının görülmesine devam edildi. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada Merdan Yanardağ savunma yaptı. "Spor olsun diye, hobi olsun diye casusluk yapmışız" Yanardağ savunmasında, "Dün iki savunma izledik. Birisi, kısa bir süre sonra bu ülkede Cumhurbaşkanı olacak Ekrem İmamoğlu’ydu. Diğeri bu davaya temel teşkil eden Hüseyin Gün. Ekrem İmamoğlu’nun savunmasından da görüldüğü gibi bu dava siyasal niteliğe sahiptir. Umuyorum ki bu davaların sonunda Silivri’den Türkiye’ye bir Cumhurbaşkanı çıkacak. Spor olsun diye casusluk yapmışız. Ben yayıncılık yaparken bir ara canım sıkılmış hobi olsun diye casusluk yapmışız. 40 yıllık gazeteciyim işimiz gücümüz başımızdan aşkın biraz da casusluk yapayım, hobi olsun diye" dedi. "Bilgi ve belge var mı, yok" Yanardağ savunmasının devamında, "Yabancı bir ülkeye gerek yokmuş, yabancı bir istihbarat örgütüne de gerek yok savcılara göre çünkü bulamadılar. Eğer yabancı bir örgüt yoksa, yabancı bir devlet lehine yapılmamışsa, Türk Ceza Kanunu’nun 328. maddesi okuyalım. Ne diyor? Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin eden kimseye 15 yıldan 20 yıla kadar ceza verilir. Madde bu. Devletin niteliği gereği gizli kalması gereken bilgi ve belgeleri ele geçireceksiniz. Böyle bilgi ve belge var mı, yok. Nasıl ele geçirildiği belli mi, o da yok. Savcının tezinde yabancı devlete gerek yok, peki yabancı bir örgüt var mı, o da yok" ifadelerini kullandı. "İzleyici sponsoru olmak için hesap numaralarını vermişiz, Hüseyin Gün’ün manevi annesi destekçimizden biridir" Merdan Yanardağ savunmasının devamında "Operasyonun iki temel amacı var . Birincisi Tele1’e el koymak, beni ve arkadaşlarımı susturmaya çalışmak. Tele1 TV’ye izleyici sponsoru olmak için hesap numaralarını vermişiz, ilan etmişiz. Bunların hepsi açık kaynaklar, bizim sitelerimizde bunlar. Canlı yayında yaptığım çağrılar var. Bu davaya konu olan, benim tanıdığım Seher Alaçam (Hüseyin Gün’ün manevi annesi) bu çağrıya cevap veren on binlerce destekçimizden biridir. Ben Hüseyin Bey’i çok tanımam. Seher Alaçam’ın yanında ve onun oğlu olarak tanıdım kendisini. Biz her programda, seyircilere sorularını, görüşlerini ve eleştirilerini yazmaları için çağrı yaparız. İzleyiciden soru alınır, talimat alınmaz. Hiç kimseden talimat alınmaz" dedi. "Tele1 üzerinden manipüle etmişiz ve Ekrem Bey seçimi o nedenle kazanmış, deli saçması" Yanardağ savunmasının devamında "İddianame şunu iddia ediyor, Tele1 üzerinden manipüle etmişiz ve Ekrem Bey seçimi o nedenle kazanmış. Deli saçması. Ben Tele1 üzerinden Hüseyin Gün’ün talepleri doğrultusunda Ekrem İmamoğlu lehine bir algı operasyonu yapmışım. Hüseyin Bey’i dinledik. Hüseyin Bey’in ifadesinde böyle bir şey yok. ‘Merdan Yanardağ basın ayağında yer almıştır’ demiyor. Niyet mi okuyorsunuz yahu siz? Bu nasıl bir savcılık makamı? Biz izleyicilere çağrı yaptık ve bir destek istedik Tele1 olarak. Hüseyin Gün’ü yanlış hatırladık kanaatindeyim. Annesi Seher Alaçam bize ufak tefek desteklerde bulundu. Ben bir kere kimseden doğrudan para almam. Biz bunu izleyici sponsorluğu diye bir kuruma dönüştürdük. Biz demokratik ve şeffaf bir finansman modeline sahibiz" ifadelerini kullandı. Duruşma avukat savunmaları ile sürüyor Merdan Yanardağ, "Başka kanıt bulamamışlar Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığımız programı örgütün yönlendirmesiyle gerçekleştirilmiş bir televizyon etkinliği olarak planlamışlar. Vallahi ben savcılığın Kemal Kılıçdaroğlu aşkını anlayabilmiş değilim. Aralarından su sızmıyor, bütün güçleriyle Kemal Bey’i korumaya çalışıyorlar. Şimdi Kemal Bey’le uzun yıllara dayanan bir ilişkimiz hatta bir dostluğumuz olduğunu söyleyebiliriz. Kemal Bey’i sıkıştırmışız sorularımızla yahu gazetecinin görevi sıkıştırmaktır. Ekrem İmamoğlu lehine algı oluşturmuşuz. Niye? Ne demişiz? Peki, savcılık burada hangi suçu bulmuş ve hangi soru bana talimatla gelmiş ve onu sormuşum bu yok" dedi.