ASAYİŞ - 26 Nisan 2026 Pazar 12:43

Feci kaza baba ve 2 oğlunu hayattan kopardı

A
A
A

Gaziantep’te otomobilin tıra arkadan çarptığı kazada ölü sayısı 3’e yükseldi. Kazada hayatını kaybeden sürücü baba ve büyük oğlunun ardından hastanede tedavisi devam eden küçük oğlu da müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Kaza, önceki gün gece saatlerinde Gaziantep-Nizip D-400 kara yolu Çaybaşı Mahallesi mevkiinde meydana geldi. İddiaya göre, İbrahim Açıkgöz idaresindeki (50) 02 KN 523 plakalı otomobil, Hasan Ö. (27) kontrolündeki 63 AFK 958 plakalı tıra arkadan çarptı. Feci kaza sonrası otomobil hurda yığınına dönerken araçtaki sürücü İbrahim Açıkgöz ile oğulları Ahmet (20) ve Baran Açıkgöz (14) ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık, itfaiye, jandarma ve polis ekipleri sevk edildi.

Baba ve büyük oğlu defnedildi

Olay yerine gelen sağlık ekipleri, kazada ağır yaralanan sürücü İbrahim Açıkgöz ile oğulları Ahmet ve Baran Açıkgöz’ü ilk müdahalenin ardından çeşitli hastanelere kaldırdı. Yaralılardan İbrahim Açıkgöz ile büyük oğlu Ahmet Açıkgöz, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Hayatını kaybeden baba-oğulun cenazeleri, Gaziantep Adli Tıp Kurumu’nda tamamlanan işlemler sonrası Karkamış ilçesi Teketaş Mahallesi Açıkgözler mezrasında defnedildi.

Ağır yaralanan küçük oğul da hayatını kaybetti

Kazada ağır yaralanan ve Gaziantep Üniversitesi Hastanesi’nde tedavisi devam eden küçük oğul Baran Açıkgöz de gece saatlerinde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Baran Açıkgöz’ün cenazesi, Gaziantep Adli Tıp Kurumu’nda tamamlanan işlemlerin ardından defnedilmek üzere yakınlarına teslim edildi. Cenazenin, önceki gün defnedilen babası ve ağabeyinin yanına defnedileceği öğrenildi. Kazada hayatını kaybeden esnaf baba ve 2 oğlunun hafta sonunu köylerinde geçirmek için yola çıktıkları ve kazanın meydana geldiği öğrenildi.

Tır sürücüsü Hasan Ö.’nün tutuklandığı kaza ile ilgili soruşturma devam ediyor.

Said Vakkas Yağcı-Beyhan Sağlam

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Alaçatı Ot Festivali’nin doğuşu anlatıldı Uluslararası Alaçatı Ot Festivali kapsamında düzenlenen söyleşide, festivalin ortaya çıkış hikâyesi ve gelişim süreci konuşuldu. Moderatörlüğünü Tülin Onaner’in üstlendiği söyleşiye; Saime Şahin, Yaprak Uziş, Güler Köstem ve Aysun Yenice katılırken, programın son bölümünde Ayhan Sicimoğlu da deneyimlerini paylaştı. "Bir Günlük Festivalden Bugünlere" Söyleşinin açılışında konuşan Tülin Onaner, "Alaçatı", "Ot" ve "Festival" kelimelerinin bir araya gelmesiyle etkinliğin doğduğunu belirtti. İlk yıllarda festivalin yalnızca bir gün sürdüğünü ve Pazaryeri Camii önünde düzenlendiğini anlatan Onaner, hazırlanan sofraların adeta bir sanat eseri niteliğinde olduğunu vurguladı. Festivalin zamanla büyüdüğünü ifade eden Onaner, etkinliğin bugünlere gelmesinde gönüllülük ve dayanışmanın büyük rol oynadığını söyledi. Alaçatı’ya yerleşme sürecine de değinen Onaner, bölgenin kendine özgü ruhunun bu kararda etkili olduğunu dile getirdi. Festival fikri nasıl ortaya çıktı? Onaner, "Bir Konu Bir Konuşmacı" adıyla başlayan sohbet etkinliklerinin festival fikrine dönüştüğünü belirterek, özellikle Aysun Yenice’nin otlar konusundaki bilgi birikimiyle önemli katkı sunduğunu ifade etti. İlk kortejden yemek tariflerinin hazırlanmasına kadar birçok aşamada gönüllülerin yoğun emek verdiğini vurgulayan Onaner, festivalin her aşamasının sevgiyle hayata geçirildiğini söyledi. "Amatör ruhla başladık" Yaprak Uziş ise festivalin çıkış noktasının bölgeye katkı sağlamak olduğunu belirtti. Bahar aylarında Alaçatı’yı canlandırmak, endemik bitkileri tanıtmak ve yerel mutfağı öne çıkarmak istediklerini ifade eden Uziş, organizasyonun ilk yıllarında tamamen amatör bir ruhla hareket ettiklerini dile getirdi. Uziş, ilk zamanlarda gelen gazetecileri ağırlamakta bile zorlandıklarını, ancak bugün gelinen noktanın bu çabanın bir sonucu olduğunu söyledi. Fotoğraflarla tanıtım güçlendi Fotoğraf sanatçısı Saime Şahin de festivalin tanıtım sürecine fotoğraf sergileriyle katkı sunduğunu anlattı. 2011 yılında açtığı ilk sergiyle başlayan sürecin, zamanla geniş kitlelere ulaştığını belirten Şahin, çektiği fotoğrafların ulusal basında yer almasının festivalin bilinirliğini artırdığını ifade etti. Şahin, festival kapsamında toplam beş sergi açtığını ve artık bu görevi gençlere devretmeye başladığını söyledi. "Alaçatı ruhu" vurgusu Güler Köstem ise Alaçatı’nın korunmuş dokusunun kendisini etkilediğini belirterek, bu durumu "Alaçatı ruhu" olarak tanımladı. Festival sürecinde sanat ve kültür etkinliklerine ev sahipliği yaptıklarını ifade eden Köstem, organizasyonun sürdürülebilirliğinin önemine dikkat çekti. Köstem ayrıca, festivalin gelişiminde Tülin Onaner’in liderliğinin belirleyici olduğunu vurguladı. Ot bilgisi nesilden nesle aktarıldı Aysun Yenice ise hem sanatçı hem de doğayla iç içe büyümüş biri olarak festivale dahil olma sürecini anlattı. Ot yarışmasına katılmasıyla başlayan yolculuğunun, çocuklara yönelik eğitimlerle devam ettiğini belirten Yenice, gençlere doğada ot tanıma ve kullanma bilgisi aktardıklarını söyledi. Yıllar içinde toplanan ot çeşitlerinin sayısının arttığını ifade eden Yenice, festivalin bilgi paylaşımı açısından da önemli bir platform haline geldiğini dile getirdi. Girit’te ilham, Alaçatı’da festival Ayhan Sicimoğlu ise festival fikrinin ortaya çıkışında Girit’te yaptığı çekimlerin etkili olduğunu belirtti. Girit’teki ot yemeklerinden ilham aldığını söyleyen Sicimoğlu, Alaçatı’da yapılan ilk etkinliklerin ardından yarışma fikrinin doğduğunu ifade etti. İlk festivale yaklaşık bin 200 kişinin katıldığını belirten Sicimoğlu, bugün bu sayının milyonlara ulaştığını dile getirdi. Kültürel dayanışmanın gücü Festivalin en önemli yönlerinden birinin toplumsal birliktelik olduğunu vurgulayan Sicimoğlu, bu tür organizasyonların gönüllülük ve dayanışma ile büyüdüğünü söyledi. Festivalin sadece bir etkinlik değil, aynı zamanda kültürel bir paylaşım alanı olduğunu ifade etti. Yeni hedef: Tarım Koleji Söyleşide geleceğe yönelik projeler de gündeme geldi. Tülin Onaner ve Ayhan Sicimoğlu’nun birlikte üzerinde çalıştığı "Tarım Koleji" projesi dikkat çekti. Çeşme’de kurulması planlanan kolejin, uluslararası standartlarda eğitim vermesi hedefleniyor. Katılımcılar, bu projenin hayata geçmesiyle hem tarım hem de eğitim alanında önemli bir adım atılacağını belirtti.
Bolu Bolu’da annesinin öldürdüğü 2 aylık Ela bebek son yolculuğuna uğurlandı Bolu’nun Gerede ilçesinde annesi tarafından boğazı kesilerek öldürülen 2 aylık Ela bebek, gözyaşları içinde son yolculuğuna uğurlandı. Cinayetin ardından D-100 kara yolunda yürüyerek Yeniçağa ilçesine kadar gittiği belirlenen annenin ise emniyetteki işlemleri sürüyor. Olay, dün akşam saatlerinde Gerede ilçesine bağlı Kitirler Mahallesi’nde meydana geldi. Anne Serpil C. (30), henüz bilinmeyen bir sebeple 2 aylık olan kızı Ela’nın boğazını kesti. Bebeğini kanlar içinde bırakan Serpil C., evden çıkarak D-100 kara yoluna indi. Durumun haber verilmesi üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Adrese gelen sağlık ekiplerinin yaptığı ilk kontrolde, talihsiz bebeğin hayatını kaybettiği belirlendi. Minik bebeğin cansız bedeni, cumhuriyet savcısı ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmalarının ardından hastane morguna kaldırıldı. Kilometrelerce yürüyerek Yeniçağa’ya kaçtı Olayın faili olan anne Serpil C.’nin cinayetin ardından D-100 kara yolunda yürüyerek Yeniçağa ilçesine kadar gittiği tespit edildi. Yapılan takip sonucunda şüpheli kadın, yol kenarında emniyet güçleri tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Serpil C.’nin emniyetteki işlemlerinin devam ettiği öğrenildi. Minik Ela köyüne defnedildi Cenazesi otopsi işlemlerinin ardından ailesine teslim edilen minik Ela, Gerede ilçesine bağlı Demircisopran köyünde son yolculuğuna uğurlandı. Demircisopran Köyü Camisinde öğle namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından Ela bebeğin cansız bedeni, köy mezarlığına defnedildi. Cenazede baba Selahattin C. sinir krizi geçirdi. Hazır bekleyen sağlık ekipleri tarafından sakinleştirilen acılı baba, evladının cenaze namazında ayakta durmakta güçlük çekti.