ÇEVRE - 22 Ağustos 2024 Perşembe 10:39

Dünyanın en uzun ikinci mağarasını görmek için binlerce kilometrelik yoldan geliyorlar

A
A
A

Dünyanın en uzun ikinci mağarası olarak kabul edilen Trabzon’daki Çal Mağarası’na bu günlerde ilgi artarken, gelenlerin yüzde 80’e yakın bölümünü Körfez ülkelerinden gelen turistler oluşturuyor. Ziyaretçilerden bazıları üzerinde hırka ile mağarayı gezmesi dikkat çekerken, içerisinin dışarıdaki 30 dereceyi aşan sıcaklığa karşı çok serin olduğunu söylüyor.

Çal Mağarasına bu yılın Nisan ayından beri ziyaretçi sayısı 120 bine yaklaşırken özellikle Temmuz-Ağustos aylarındaki ziyaretçi sayısı 80 bini geçti.

Trabzon’un Düzköy ilçesi Çal Mahallesi’nde denizden bin 100 metre yükseklikte bulunan Çal Mağarası, 2000 yılında Trabzon İl Özel İdaresi tarafından çeşitli düzenlemeler yapılarak 2003 yılında halkın ziyaretine açıldı. Kireçtaşları içindeki çatlak-fay sistemlerine bağlı olarak geliştiği belirtilen mağara, bugünkü şekline iki aşamada ulaştı. Mağaranın içindeki yer altı nehrinin taşıdığı su mevsimsel olarak değişirken, yağışlı mevsimlerde mağaranın içindeki suyun derinliği 50 santime kadar yükseliyor. Yaz aylarında bu seviye 25-30 santime kadar düşerken mağaranın özellikle astım ve nefes darlığına iyi geldiği belirtiliyor.

Ortalama her yıl 150-200 binin üzerinde kişinin ziyaret ettiği Çal Mağarası özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında ziyaretçi akınına uğrarken, özellikle Körfez ülkelerinden gelenlerin çokluğu dikkat çekiyor. Gelen ziyaretçilerin yüzde 80’i Arap turistlerden oluşurken, diğer illerden gelen vatandaşlar da gezdikleri de mağarayı çok beğendiklerini dile getiriyor.

Dünyanın en uzun ikinci mağarasını görmek için binlerce kilometrelik yoldan geliyorlar

Yazın üşüdüler

Mağarayı ziyarete gelenlerden bazılarının üzerlerinde kazak, hırka gibi giysiler dikkat çekerken üşüdüklerini söylediler.

Ziyaretçilerden Taner Özlük, içerde üşüdüğünü belirterek “İstanbul’dan geliyorum. Çok güzel harika ancak biraz soğuk. Gelenlere tavsiyemiz üşümemeleri için tedbir almaları ancak gezmeye, görmeye değer. Buraya ilk kez geliyorum çok soğuk gelenler sıkı giyinerek gelsin” diye konuştu.

Dünyanın en uzun ikinci mağarasını görmek için binlerce kilometrelik yoldan geliyorlar

Ziyaretçilerden Mahmut Öztürk ise mağaranın içinin soğuk olacağını bildiği için tedarikli geldiğini ifade ederek, “Çok güzel, doğası harika müthiş bir yer. Gezdik çok beğendik. İçerde üşüdük tedarikli geldik soğuk olacağını biliyorduk. İlk kez böyle bir mağara gördüm. Bizde Ağrı Dağı var oraya çıkıyoruz ama burası bize daha değişik geldi çok güzel çok beğendik” dedi.

Dünyanın en uzun ikinci mağarasını görmek için binlerce kilometrelik yoldan geliyorlar

Ziyaretçilerden Elvan Sivil ise “İkinci gelişim çok güzel. Hazırlıklı geldik çok soğuk olacağını biliyorduk. Hazırlıklı gelmeyenlerin üşüdüğünü görüyoruz. Doğa harikası mükemmel bir yer” ifadesinde bulundu.

Bekir Koca - Tolga Şahin

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.