ÇEVRE - 12 Mayıs 2026 Salı 11:29

Tekirdağ’da Sahipsiz Hayvan Bakımevi 2. Etabı hizmete açıldı

A
A
A
Tekirdağ’da Sahipsiz Hayvan Bakımevi 2. Etabı hizmete açıldı

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nce yapımı tamamlanan Sahipsiz Hayvan Bakımevi 2. Etap Genişleme Projesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Başkan Dr. Candan Yüceer, bir kentin gelişmişliğinin doğasına, insanına, hayvanına ve dezavantajlı gruplara verdiği değerle ölçüldüğünü söyledi.


Süleymanpaşa ilçesi Karacakılavuz Mahallesi’ndeki Sahipsiz Hayvan Bakımevi, ikinci etap çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte kapasitesi artırılarak modern bir yaşam merkezine dönüştürüldü. Yaklaşık 44 bin metrekarelik alana yayılan tesiste köpek kapasitesi 1.500’e çıkarıldı. Açılış programına yerel yönetim temsilcileri, protokol üyeleri ve hayvanseverler katıldı.


Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda konuşan Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer sahipsiz hayvanlara yönelik çalışmaların yalnızca yasal değil, aynı zamanda vicdani bir sorumluluk olduğunu ifade ederek, "Doğa ve içindeki tüm canlılar bizlere emanet. Bu emanetlere sahip çıkmak, onların yaşam hakkını korumak ve daha iyi yaşam şartlarına sahip olmalarını sağlamak hem yasal hem de vicdani bir sorumluluktur" dedi.


Göreve geldikleri günden bu yana can dostların yaşam şartlarını iyileştirmek amacıyla çalışmalar yürüttüklerini belirten Yüceer, Vali Recep Soytürk’ün destekleriyle sürecin hızlı şekilde tamamlandığını ifade ederek Sahipsiz Hayvan Bakımevi’nin ikinci etabını hizmete açmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.


Başkan Yüceer, 2023 yılında hizmete açılan birinci etap tesis kapsamında bugüne kadar 2 bin 192 köpek ile 2 bin 783 kediye bakım ve tedavi hizmeti verildiğini belirtti. Bu süreçte köpeklerin 827’sinin, kedilerin ise 419’unun kısırlaştırıldığını, 1.562 sahipsiz hayvana kuduz aşısı uygulandığını ifade eden Yüceer, sahiplendirme çalışmalarının da sürdüğünü kaydetti.


Sahiplendirme oranlarının henüz istenilen seviyede olmadığını dile getiren Yüceer, bugüne kadar 160 köpek ve 94 kedinin sahiplendirildiğini söyledi. Artan ihtiyaç nedeniyle mevcut kapasitenin yetersiz kaldığını belirten Yüceer, ikinci etap yatırımıyla tesis alanının 44 bin metrekareye çıkarıldığını ve köpek kapasitesinin 150’den 1.500’e yükseltildiğini ifade etti.


Yüceer, tesis içerisinde doğal yaşam alanları, bakım alanları, teknik hizmet bölümleri ve sosyal alanların bulunduğunu belirterek vatandaşlara "Satın almayalım, sahiplenelim" çağrısında bulundu.


Öte yandan Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulacak mama üretim tesisinin de mayıs ayı sonuna kadar hizmete alınacağı belirtildi. Tesiste günlük yaklaşık bir ton yemek atığının mamaya dönüştürülerek hem sıfır atık hedeflerine katkı sağlanacağı hem de bakımevinin mama ihtiyacının karşılanacağı ifade edildi.


Vali Recep Soytürk de konuşmasında sokak hayvanları konusunda yerel yönetimlerle koordineli şekilde çalıştıklarını belirterek tesisin Tekirdağ’a kazandırılmasında emeği geçenlere teşekkür etti.


Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından kurdele kesilerek Sahipsiz Hayvan Bakımevi’nin ikinci etabı hizmete açıldı. Açılışın ardından katılımcılar tesisi dolaşarak incelemelerde bulundu.


Programa Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, Süleymanpaşa Kaymakamı Mahmut Nedim Tunçer, İl Emniyet Müdürü Ahmet Metin Turanlı, İl Jandarma Komutanı Jandarma Albay Ali Güngör, Malkara Belediye Başkanı Nergiz Karaağaçlı Öztürk, Şarköy Belediye Başkanı Alpay Var, Marmaraereğlisi Belediye Başkanı Mustafa Onur Bozkurter, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, TESKİ Genel Müdürü Dr. Onur Özgül, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşu üyeleri ve vatandaşlar katıldı.



Tekirdağ’da Sahipsiz Hayvan Bakımevi 2. Etabı hizmete açıldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Sağlık-Sen Genel Başkanı Doğan: "Dünyanın birçok ülkesi Türk hemşiresinin bilgi birikimine ilgi gösteriyor Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, ’Hemşireler Haftası’ dolasıyla, "Dünyanın birçok ülkesi Türk hemşiresinin bilgi birikimine, tecrübesine ve çalışma disiplinine ilgi gösteriyor" dedi. Memur-Sen Konfederasyonu’na bağlı Sağlık-Sen tarafından, 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında "Hemşireler Konuşuyor" programı gerçekleştirildi. Memur-Sen Genel Merkezi Konferans Salonu’ndaki programda hemşirelerin sahadaki deneyimlerini doğrudan paylaşacağı, sorunlarını kendi pencerelerinden anlatacağı etkinlikler yer aldı. Tiyatro gösterimi, söyleşi, yarışmalar ve çeşitli etkinliklerin düzenlendiği programda konuşan Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, tüm hemşire ve ebelerin 5 Mayıs Dünya Ebeler Günü ile 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası’nı kutladı. "Türk hemşiresi hayatın en kırılgan anlarını merhametle onarır" Hemşirelerin sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından kritik bir görev üstlendiğini vurgulayan Doğan, "Bir hastanenin yükünü en çok omuzlayan mesleklerin başında hemşirelik gelmektedir. Çünkü sağlık hizmeti fedakarlık, sabır ve süreklilik ister. Herkes evindeyken hemşire görev başındadır. Yeni doğmuş bir bebeğin ilk bakımında ebe vardır. Bir yaşlının duasında yine hemşire vardır. Bir hastanın ne yiyip içtiğini takip eder, moralini yükseltir, korkusunu azaltır, umudunu ayakta tutar. İşte bunun adı sadece görev değil; vicdanla yapılan bir insanlık hizmetidir ve biz biliyoruz ki Türk hemşiresi; yalnızca sağlık hizmeti sunmaz. Türk hemşiresi; hayatın en kırılgan anlarını merhametle onarır. Acının içine umut taşır. Çaresizliğin ortasında güven verir" ifadelerini kullandı. "Herkes dinlenirken görev yapan hemşirelerimizin, ebelerimizin ve hekimlerimizin emeği ayrıca değerlendirilmeli" Hemşire, ebe ve hekimlerin nöbet teşvik ödemelerinde yeniden düzenlemeye gidilmesi gerektiğini belirten Sağlık-Sen Genel Başkanı Doğan, şu ifadelere yer verdi: "Hemşirelik büyük bir özveri mesleğidir. Ancak böylesine ağır sorumluluk taşıyan bir mesleğin çalışma hayatının da aynı hassasiyetle desteklenmesi gerekir. Özellikle gece nöbetleri. İnsan biyolojisinin en zorlandığı saatlerde, herkes dinlenirken görev yapan hemşirelerimizin, ebelerimizin ve hekimlerimizin emeğinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü gece ile gündüz aynı değildir. Gece nöbetinin yükü de farklıdır, yorgunluğu da farklıdır. Bu nedenle gece çalışan hemşirelerimizin, ebelerimizin ve hekimlerimizin ücretlerinde ve nöbet teşviklerinde güçlendirici düzenlemelerin önemli olduğuna inanıyoruz. Aynı şekilde; hemşirelik mesleğini fiilen icra eden, doğrudan hastaya temas eden hemşirelerimizin emeğinin de kendi içinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü yoğun bakımda, acilde, ameliyathanede, serviste aktif görev yapan hemşiremiz ile daha farklı görev alanlarında çalışan personelin çalışma yükü aynı değildir. Bu mesele bir ayrıştırma meselesi değil; emeğin yükünü ve sorumluluğunu hakkaniyetle değerlendirme meselesidir." "Dünyanın birçok ülkesi Türk hemşiresinin bilgi birikimine, tecrübesine ve çalışma disiplinine ilgi gösteriyor" Hemşirelerin mesleki aidiyetini güçlendirecek, çalışmaların sağlık sistemine güç katacağını aktaran Doğan, "Bir milletin en büyük gücü yetişmiş insan kaynağıdır. Bugün dünyanın birçok ülkesi Türk hemşiresinin bilgi birikimine, tecrübesine ve çalışma disiplinine ilgi gösteriyor. Bu durum bizler açısından hem önemli bir gurur kaynağı hem de hemşirelik mesleğinin geleceği adına üzerinde hassasiyetle düşünülmesi gereken bir konudur. Hemşirelerimizin mesleki aidiyetini güçlendirecek, çalışma hayatlarını daha da destekleyecek her adım sağlık sistemimize güç katacaktır. Bir çocuğun tebessümünde izi olan, bir annenin duasında adı geçen bir hastanın umuduna dönüşen bütün hemşirelerimizin, ebelerimizin ve hekimlerimizin emeklerini saygıyla selamlıyorum. İyi ki bu milletin vicdanı olmaya devam ediyorsunuz. İyi ki bu milletin şefkati olmaya devam ediyorsunuz, iyi ki varsınız. 12 Mayıs Hemşireler Günü’nüz kutlu olsun" diye konuştu.
İstanbul Lilly Türkiye’nin oluşturduğu deneyim alanında obezite masaya yatırıldı Obezitenin, sanılanın aksine bireysel bir tercih değil, diyabetten kalp hastalıklarına kadar pek çok ciddi sağlık sorununa yol açabilen, biyolojik, psikolojik ve çevresel boyutları olan kronik ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğu belirtiliyor. Lilly Türkiye, bu konuda farkındalığı artırmak amacıyla hayata geçirdiği "Obezite: Görünmeyen Gerçekler" deneyim alanı ile obezitenin biyolojik ve toplumsal boyutları olan kronik bir hastalık olduğuna dikkat çekiyor. Obezite; vücutta yağ dokusunun artışıyla ilişkili, kronik, tekrarlayıcı ve tedavi edilebilir bir hastalık olsa da bugün dünya genelinde yaklaşık bir milyar insanı etkileyen bir salgın boyutuna ulaşmış durumda. Öyle ki obezite; diyabet, kalp hastalığı, inme ve bazı kanser türleri dahil olmak üzere birçok ciddi hastalığa yol açabiliyor; bu hastalıklar yaşam kalitesini düşürüyor ve erken ölüm riskini artırıyor. Buna karşın toplumda bu hastalığın kişisel bir tercih olduğuna dair yanlış bir algı bulunuyor. Lilly Türkiye de bu gerçekten yola çıkarak bu yıl İstanbul’da düzenlenen Avrupa Obezite Kongresi’nin (ECO) ana sponsorlarından biri olarak konumlanmanın yanı sıra bu uluslararası kongre ile eş zamanlı olarak obezite hastalığına yönelik toplumsal algıyı kökten değiştirecek, anlamlı bir deneyim alanı hazırladı. 11-15 Mayıs tarihleri arasında Beyoğlu’nun hafızasında yer etmiş Hope Alkazar’da ziyaretçilere açık olacak "Obezite: Görünmeyen Gerçekler" deneyim alanı ile ziyaretçileri obezite hastalığına ilişkin bilime dayalı gerçekleri keşfetmeye ve günlük yargıların ötesine geçmeye davet ediyor. Toplumda obeziteyi yalnızca beden ölçüsü, bireysel tercih ya da irade ile açıklayan dar bakış açısını aşmayı amaçlayan bu deneyim; obezitenin biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutlarını gözler önüne seren çarpıcı bilimsel verileri, gerçek yaşam hikâyeleriyle birlikte etkileyici bir sahne kurgusunda buluşturuyor. Deneyim alanının son durağında ise ziyaretçiler, Albert Health’in dijital sağlık platformu üzerinden beden farkındalıklarını etkileşimli olarak değerlendirme fırsatı bulurken, kişiselleşmiş bir dijital sağlıklı yaşam yolculuğuna da adım atma imkânı yakalıyor. Deneyim alanının açılış töreninde, Gazeteci Cansu Canan Özgen moderasyonunda bir panel de düzenlendi. Panelde Lilly Türkiye Genel Müdürü Ryan Dawson, Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Feray Akbaş ve Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır obeziteyle mücadele konusunda önemli bilgiler paylaştı. "Obezite hastalığının tedavisinde sürdürülebilir sağlık sonuçları için tıbbi destek gerekli" Panelde obezitenin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Feray Akbaş, IPSOS tarafından yapılan "Obezite Algısı Araştırması"na göre obeziteye yönelik dikkat çekici bir içsel çatışma yaşandığını söyledi. Akbaş, "Araştırmanın Türkiye verileri, farkındalık ve eylem arasında fark olduğunu gösteriyor. Obeziteli kişilerin yüzde 80’lik çok büyük bir kısmı kilolarını kontrol etmeyi düşündüklerini veya bu konuda tavsiye aldıklarını belirtirken, sadece yüzde 35’i son bir yıl içinde bir doktora danışmış. Buradaki temel engel bilgi eksikliği değil, algı. Türkiye’de obezite ile yaşayan kişilerin yüzde 45’i ‘Kilomu kendi başıma kontrol etmeyi tercih ederim’ diyor. Bu oran birçok ülkeye kıyasla önemli ölçüde yüksek, ancak çalışmalar bu şekilde başarılı bir kilo yönetiminin çok zor olduğunu gösteriyor. Tam da bu aşamada sağlık profesyonellerinin rolü belirleyici hale geliyor. Bireysel çabalar önemli olsa da sürdürülebilir sağlık sonuçları için tıbbi destek gerekliliğini koruyor" dedi. "Obezite, hem hasta için hem de ülke ekonomisi için büyük yük" Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır ise obezitenin ekonomik yüküne dikkat çektiği konuşmasında, "Obezite hastalığı, her ne kadar bireysel bir sorun olarak görülse de toplumun genelini etkileyen çok boyutlu bir halk sağlığı meselesi olduğu göz ardı edilmemeli. Ne yazık ki, obezite hastalığına yönelik toplumsal önyargılar, hastaların ihtiyaç duydukları tedaviye erişmelerinin önündeki temel engellerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu önyargılar ve bilgi eksikliği giderilmediği sürece, hastalığın beraberinde getirdiği devasa ekonomik yükle yüzleşmeye devam edeceğiz. Öyle ki tüm dünya genelinde obezitenin ekonomik yükünün 2035’te 4,32 trilyon dolara ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’ye baktığımızda 2019 yılında aşırı kilo ve obezitenin ekonomik yükünün yaklaşık 14,64 milyar dolar olduğu biliniyor. 2060 yılında ise ekonomik yükünün 132,5 milyar dolara yükseleceği öngörülüyor ki bu da Gayrisafi Millî Hasıla’nın yüzde 3,2’sine karşılık geliyor. Hem birey hem de toplum açısından bu denli büyük bir yük oluşturan obezitenin yönetimi, ekonomik sürdürülebilirlik açısından da stratejik bir öncelik olarak ele alınmalıdır. Bu doğrultuda, obezite hastalığının yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda toplumsal ve davranışsal boyutlarını da anlamaya yönelik olarak, Lilly Türkiye ile birlikte kapsamlı bir araştırma süreci başlattık. Bu yıl kamuoyuyla paylaşmayı planladığımız bu çalışma ile obeziteyle yaşayan bireylerin gündelik gerçek yaşam deneyimlerinden yardım arama davranışlarına, toplumsal algıdan tedaviye erişim süreçlerine kadar uzanan çok katmanlı bir çerçevede derin görüşmeler yaparak, toplumsal algı ve yardım arama davranışları arasındaki ilişkiyi daha bütüncül bir şekilde ortaya koymayı hedefliyoruz. Obezite hastalığına ilişkin yanlış algıların aşılmasının hem bireysel sağlık sonuçları hem de ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik olduğuna inanıyoruz" ifadelerini kullandı. "Obezite hastalığını doğru anlamak isteyen herkesi deneyim alanımıza bekliyoruz" Lilly Türkiye Genel Müdürü Ryan Dawson da 150 yıllık tarihlerinde bilimi iyileşmeye dönüştürerek dünyanın dört bir yanındaki insanların yaşamlarını iyileştirmeyi amaçladıklarını vurgulayarak şunları söyledi: "Lilly’de, ‘sağlık her şeyden önemlidir’ söylemi sadece bir söz değil, yaptığımız işin temelini oluşturuyor. Bilimde, üretimde, asla ödün vermediğimiz kalite standartlarında ve ihtiyacı olan her hastaya ulaşma kararlılığımızda bunu açıkça gösteriyoruz. Bu nedenle obezite ile yaşayan kişilerin de kanıta dayalı kilo yönetimi tedavisi uygulamak için erken teşhis, tarama ve etkili müdahaleyi hak ettiklerine inanıyoruz. Obezite profesyonel tıbbi danışmanlık ile diğer kronik hastalıklar gibi ele alınmalı. Son derece ciddi bir hastalığa sahip olan bu kişilerin maruz kaldığı damgalanma gibi engeller, sağlık hizmetlerine erişimlerini de olumsuz etkiliyor. Biz de sadece ilaç üretmekle yetinmiyor, sağlığa erişimdeki engelleri aşmaya çalışıyor, obezite gibi hastalıklara yönelik önyargılarla da aktif şekilde mücadele ediyoruz. Şirket olarak bu hastalığı doğru bir şekilde anlamak ve empati göstererek çözümün bir parçası olmak isteyen herkesi "Obezite: Görünmeyen Gerçekler" deneyim alanına davet ediyoruz." Bu yıl 12- 15 Mayıs tarihlerinde Türkiye’de düzenlenen ve obeziteye ilişkin en önemli bilimsel faaliyetlerden olan Avrupa Obezite Kongresi’ne sponsor olarak katılmaktan duydukları memnuniyeti de dile getiren Dawson, sözlerine şöyle devam etti: "Obezite hastalığı, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de halk sağlığını önemli ölçüde tehdit eden ve sıklığı giderek artan bir sorundur. Araştırmalar ülkemizde obezitenin görülme sıklığının yetişkinlerde yüzde 36 olduğunu ve Avrupa kıtasındaki en kilolu ülke konumuna geldiğimizi gösteriyor. Bu nedenle kongrenin bu yıl ülkemizde yapılması daha da büyük anlam taşıyor. Bir halk sağlığı sorunu olan obeziteyi Türkiye’den ve yurt dışından farklı paydaşlarla konuşup, birlikte çözüm geliştirebileceğimize inancımız çok büyük." Şirket, obezite hastalığı ile mücadelede yalnızca bilimsel gelişmeleri desteklemekle kalmayıp, toplumsal algının dönüşümüne katkı sunmayı da sorumluluğu olarak görüyor. "Obezite: Görünmeyen Gerçekler" deneyim alanı ise bu yaklaşımın, empati ve bilime dayalı farkındalıkla hayata geçirilmiş somut bir yansıması olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Şirket, obezite hastalığını doğru bir şekilde anlamak, önyargıların ötesine geçmek ve çözümün bir parçası olmak isteyen herkesi bu deneyimi yaşamaya davet ediyor.
İstanbul Türkiye, tıraşsız saç ekiminde de merkez olma yolunda Türkiye, yüksek hizmet kalitesi, uzman insan kaynağı ve rekabetçi maliyet avantajıyla dünyanın önde gelen sağlık turizmi ülkelerinden biri olarak öne çıkıyor. Çok sayıda ülkeden her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin saç ekimi için Türkiye’yi tercih ettiği belirtilirken, sektör temsilcileri Türkiye’nin yalnızca standart saç ekiminde değil, afro saç ekimi gibi ileri uzmanlık gerektiren uygulamalarda da küresel ölçekte lider konuma yükseldiğine dikkat çekiyor. Türkiye, saç ekimi alanında sunduğu yüksek hizmet kalitesi, uzman insan kaynağı ve rekabetçi maliyet avantajıyla dünyanın önde gelen merkezleri arasında yer alıyor. Avrupa, Orta Doğu, Körfez ülkeleri ve Amerika başta olmak üzere çok sayıda ülkeden her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin saç ekimi için Türkiye’yi tercih ettiği belirtiliyor. Türkiye’nin bu işlemlerden yılda 1 ila 2 milyar dolar arasında gelir elde ettiği belirtiliyor. Sektör temsilcileri, Türkiye’nin yalnızca standart saç ekiminde değil, afro saç ekimi gibi ileri uzmanlık gerektiren uygulamalarda da küresel ölçekte lider konuma yükseldiğine dikkat çekiyor. Türkiye tıraşsız saç ekiminde de merkez olmaya aday Son dönemde doğal görünümü koruması nedeniyle öne çıkan ve "tıraşsız saç ekimi" olarak bilinen Long Hair FUE yönteminde de Türkiye’nin önemli bir merkez haline gelmesi bekleniyor. Tıraşsız saç ekimi olarak bilinen Long Hair FUE yöntemiyle saçlar, tıraş edilmeden mevcut uzunlukları korunarak alınabiliyor ve uzun halleriyle ekilebiliyor. Saçlar, operasyon sırasında hiç kesilmiyor ve olduğu halleri ile çıkarılıp ekiliyor. Dolayısıyla, dışarıdan hiç kimse kişinin saç ekimi yaptırdığını anlamıyor. Bu yöntem, özellikle sosyal hayatına ara vermek istemeyen hastalar için ideal bir alternatif sunuyor. Long Hair FUE, bunu sağlayan tek teknik olarak öne çıkıyor. Saç ekimi alanında uluslararası bilinirliği ile Dr. Koray Erdoğan, uzun saç ekiminin sağladığı avantajları ve uygulama detayları hakkında bilgi verdi. Tıraşsız saç ekimi ve Long Hair FUE tekniğinin avantajlarından bahseden Dr. Koray Erdoğan, "Saç ekimi dendiğinde akla gelen tamamen tıraş edilmiş ve yoğun işlem izleriyle dikkat çeken görüntüler, yerini artık daha doğal ve daha kullanışlı uygulamalara bırakıyor. Yoğun iş temposuna sahip olan ya da tüm saçlarının tıraş edilmesinden çekinen kişiler, Long Hair FUE yöntemiyle, saçları tıraş edilmeden ve dolayısıyla dışarıdan hiç kimse saç ekimi yaptırdığını anlamadan daha rahat bir saç ekimi deneyimi yaşayabiliyor. Saç ekimi dünyasında bunu sağlayan tek teknik olan Long Hair FUE, özellikle premium doktorlar tarafından uygulandığında çok başarılı ve tatmin edici sonuçlar sağlıyor" dedi. Dr. Erdoğan, "Bu yöntemde, ön bölgede veya donör alan olarak kullandığımız arka bölgede saçları tıraş etmiyoruz. Saç köklerini mevcut uzunluklarıyla alıp, seyrelmiş ya da açılmış alanlara yerleştiriyoruz. Görünümde ani bir değişiklik oluşturmaması ve operasyon sonrası sürecin dışarıdan fark edilmemesi, bu yöntemi klasik tekniklerden ayıran en önemli avantajlardan biri olarak öne çıkıyor" diye konuştu. "İş insanları ve ünlülerin saç ekimi tercihi oluyor" "Long Hair FUE yöntemi, sunduğu doğal görünüm ve sosyal hayata kesintisiz devam etme olanağı sayesinde özellikle belirli bir yaşam temposuna sahip kişiler arasında giderek daha fazla tercih ediliyor" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Long Hair FUE’nin özellikle yoğun iş hayatına sahip iş insanları ile sahne önünde olan sanatçılar için güçlü bir alternatif sunuyor."
Muğla Bodrum’da "Mavi Beyaz Seferberlik" Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’nin koordinasyonunda Bodrum Belediyesi tarafından "Mavi Beyaz Seferberlik" sloganıyla temizlik seferberliğinin 2. etabı düzenleniyor. Bodrum Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü organizasyonuyla 13 Mayıs 2026 Çarşamba günü Bodrum’da geniş kapsamlı çevre temizliği yapılacak. Sabah 09.30’da Bodrum Belediye Meydanı ve Turgutreis Atatürk Meydanı’ndaki buluşma sonrası temizlik faaliyetleri kent genelinde belirlenen alanlarda sürdürülecek. Faaliyet sonunda toplanan atıklar, Gümbet Mahallesi Belediye Kafe’de (Dolgu Alanı) sergilenecek. Çalışmalar Kumbahçe, Çarşı, Eskiçeşme, Gümbet, Bitez, Tepecik, Turgutreis, Karabağ ve Bahçelievler mahallelerinde yürütülecek. Yalıkavak’ta ise eş zamanlı deniz dibi temizliği yapılacak. Organizasyonda binin üzerinde katılımcının yer alması hedefleniyor. Temizlik faaliyetlerinin yanı sıra belirtilen alanlarda çevre düzenleme ve ot biçme, yol bakım-onarım çalışmaları, kent mobilyaları tamir ve bakım ekipleri de bölgelerde faaliyetlerini sürdürecek. Başkan Mandalinci’den mavi beyaz seferberliğe destek çağrısı Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, Bodrum’a gönül veren ve Bodrum’da yaşayan herkesi temizlik seferberliğinde yer almaya davet ederek şunları söyledi: "Seferberlik kapsamında tüm belediye çalışanlarımız ile geniş kapsamlı temizlik çalışmasının ikincisini gerçekleştiriyoruz. Çevre farkındalığına destek vermek isteyen kamu kurum ve kuruluşları ile siyasi partilerin temsilcilerini, sivil toplum kuruluşlarını, esnafımızı, turizmcilerimizi ve vatandaşlarımızı kısacası herkesi sahada bizimle olmaya davet ediyorum. Temizlik hareketimizi hep birlikte büyütmek için sizlerle buluşmaktan onur duyacağız. Bodrum hepimizin"
Aydın Germencik Belediyesi’nden gözaltı açıklaması Germencik Belediyesi Fen İşleri eski müdürünün gözaltına alınması olayı ile ilgili olarak belediyeden yapılan yazılı açıklamada, "Tamamen kamu yararı amacıyla ve acil ihtiyaç doğrultusunda yürütülen süreç nedeniyle eski Fen İşleri Müdürümüz hakkında ifade alınması için gözaltı işlemi uygulanması kamu vicdanında ciddi soru işaretleri oluşturmuştur" denildi. Germencik Belediyesi’nden yapılan açıklamada, "Geçtiğimiz yıl Mesudiye Mahallesi Akçınar Sokak’ta gerçekleştirilen doğalgaz altyapı çalışmasının ardından yol ciddi şekilde bozulmuş, yoğun yağışların etkisiyle bölge ulaşımı neredeyse tamamen durma noktasına gelmiştir. Süreç içerisinde acil bir hasta için mahalleye gelen ambulansın çamura saplanması konusu basına yansımış ve vatandaşlarımızın yaşadığı mağduriyet açık şekilde ortaya çıkmıştır. Mahalle muhtarımızın yoğun talepleri, öğrencilerimizin okula ulaşımda yaşadığı sorunlar ve vatandaşlarımızın haklı beklentileri doğrultusunda Fen İşleri Müdürlüğümüzce acil müdahale kararı alınmıştır. Yapılan teknik değerlendirmelerde normal ihale sürecinin en az iki ay süreceği, bu süre boyunca kamu güvenliği ve ulaşım açısından mağduriyetin büyüyeceği öngörülerek acil bir eylem planı oluşturulmuştur. Kamu yararı gözetilerek, vatandaşlarımızın can güvenliği ve ulaşım hakkı çerçevesinde Fen İşleri Müdürlüğümüz tarafından doğrudan temin yöntemiyle yol kısa sürede yapılarak yeniden ulaşıma açılmıştır. Bugün gelinen noktada, tamamen kamu yararı amacıyla ve acil ihtiyaç doğrultusunda yürütülen bu süreç nedeniyle eski Fen İşleri Müdürümüz hakkında ifade alınması için gözaltı işlemi uygulanması kamu vicdanında ciddi soru işaretleri oluşturmuştur. Kamu görevlilerinin asli görevi vatandaşın sorununa çözüm üretmektir. Özellikle ambulansın dahi ulaşmakta zorlandığı bir ortamda, süreci ağır bürokratik prosedürlere terk etmek yerine hızlı çözüm üretilmiş olması, kamu hizmeti sorumluluğunun doğal bir sonucudur. Yargı sürecine olan saygımız tamdır. Ancak kamu yararı gözetilerek alınan kararların, tüm yönleriyle ve dönemin olağanüstü şartları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Öte yandan Belediye Başkanımız Burak Zencirci’nin gözaltına alındığı iddiaları da gerçeği yansıtmayıp, kendisi görevinin başındadır" denildi.