EKONOMİ - 20 Eylül 2024 Cuma 13:37

Bakan Uraloğlu, Hızlı Tren çalışmalarında son durumu aktardı

A
A
A
Bakan Uraloğlu, Hızlı Tren çalışmalarında son durumu aktardı

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Tekirdağ’ın Kapaklı ilçesinde Kapaklı Köprülü Kavşağı, Hayrabolu Çevre Yolu ve Barbaros Limanı bağlantı yolları toplu açılış törenine katıldı. Burada bir konuşma gerçekleştiren Bakan Uraloğlu, “Ülkemizin, demir yollarında tam anlamıyla uluslararası bir köprü olmasını sağlayacak Halkalı-Kapıkule demir yolu projesine de devam ediyoruz. 44 kilometresi Tekirdağ’dan geçen 229 kilometre uzunluğundaki Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren projesi ile Tekirdağ’ı İpek Demiryolu güzergâhının önemli merkezlerinden biri haline de getiriyoruz” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Kapaklı Köprülü Kavşağı, Hayrabolu Çevre Yolu ve Barbaros Limanı bağlantı yolları toplu açılış törenine katıldı. Bakan Uraloğlu açılışta yaptığı konuşmada, “Bilindiği üzere Trakya Bölgemiz; güçlü kara yolu altyapısı, limanları, demir yolu ve hava yolu bağlantıları ile Avrupa’yı Asya’ya bağlayan köprü konumundadır. Trakya’nın Marmara ve Karadeniz’e açılan kapısı olan Tekirdağ’da; Asya ve Avrupa arasındaki ticaret ve kültür alışverişlerinin yapıldığı yolların kavşak noktasında bulunmasıyla her dönem önemli bir ticaret ve kültür merkezi olmuştur. Sanayisiyle, ekonomisiyle, endüstrisiyle gerçekten Trakya Bölgemizdeki en büyük il olarak, İstanbul ile birlikte ülkemizin ekonomisini canlandıran lokomotif şehirlerden biridir. Bu nitelikleriyle Tekirdağ her gün büyüyor, gelişiyor. Biz de bunun farkındayız ve Tekirdağ’ın büyüme hızına ve artan trafik yoğunluğuna bağlı olarak yeni projeler üretiyor, dev yatırımlar hayata geçiriyoruz. Son 22 yılda Tekirdağ’ın ulaşım ve iletişim altyapısına 75 milyar 689 milyon lira yatırım gerçekleştirdik. 2022 yılında 86 km olan bölünmüş yol uzunluğunu 409 km’ye, 246 km olan bitümlü sıcak karışım kaplamalı yol uzunluğunu ise 586 km’ye çıkardık. Tekirdağ’ı; İstanbul’a, Çanakkale’ye, Kırklareli’ye ve Edirne’ye bölünmüş yollarla bağladık. Bugün bir araya geldiğimiz Kapaklı Köprülü Kavşağımızla birlikte Hayrabolu Çevre Yolu ve Barbaros Limanı Bağlantı Yollarımızın açılışını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.

Bakan Uraloğlu, Hızlı Tren çalışmalarında son durumu aktardı

Bakan Uraloğlu, Hızlı Tren çalışmalarında son durumu aktardı

“Doğanın korunmasına da katkı sağlayacağız”

Yeni açılan kavşaklar ve otoyollarla birlikte zamandan ve yakıttan ciddi tasarruf edildiğini aktaran Uraloğlu, “Kapaklı Köprülü Kavşağımızı, Çerkezköy – Saray Yolu üzerinde hayata geçirdik. Ana gövdesi 1.071 metre uzunluğunda olan kavşağımızın 234 metresini ard germeli köprü ile geçtik. Proje kapsamında ayrıca, 1.200 metrelik kavşak kollarını da inşa ettik. Kavşağımız ile birçok yolun kesişim noktasında bulunan Kapaklı ilçesinin Tekirdağ’a, otoyola ve çevredeki yollara yüksek standartlı bağlantısını sağladık. Projenin tamamlanmasıyla; 1. Cadde, Mithatpaşa Caddesi, Gaziosmanpaşa Caddesi, Çerkezköy, Kapaklı ve Saray arasında kesintisiz karayolu ulaşımını tesis ettik. Ağır taşıt trafiğinin yoğun olduğu ve her gün 34 binden fazla aracın geçiş yaptığı D-567 Saray-Çerkezköy Devlet Yolu üzerindeki trafik yükünü rahatlattık. Güzergâh üzerinde trafik, can ve mal güvenliğini de arttırdık.

Bakan Uraloğlu, Hızlı Tren çalışmalarında son durumu aktardı

Kapaklı Köprülü kavşağımızın inşa edilmesiyle zamandan 279 milyon lira, akaryakıttan 3.7 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 282.7 milyon lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 272 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız. Resmi açılışını yaptığımız Hayrabolu Çevre Yolumuzda Tekirdağ’daki hayvancılık ve tarım faaliyetlerin yoğun olarak yapıldığı Hayrabolu ilçesi açısından çok önemli bir altyapı yatırımı oldu. BSK kaplamalı bölünmüş yol standardında inşa ettiğimiz 9 km uzunluğundaki Çevre Yolumuz kapsamında 341 metre uzunluğunda 4 adet köprü de yer alıyor. Projemiz ile ilçe merkezinden geçen ağır vasıta ve transit trafiğin çevre yoluna aktarılmasıyla hem bölge halkı hem de transit trafik için büyük kolaylıklar sağladık.

Bakan Uraloğlu, Hızlı Tren çalışmalarında son durumu aktardı

İlçe merkezindeki trafik yoğunluğunu rahatlattık; hızlı, güvenli ve konforlu ulaşım sağladık. Bölünmüş yol konforuyla ulaşım imkânı sağlayan yolumuz sayesinde; Hayrabolu şehir geçişini sadece 5 dakikaya indirdik. Böylece çevre yolumuz ile zamandan 63,7 milyon lira, akaryakıttan 3,6 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 67,3 milyon lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 262 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız” ifadelerine yer verdi.

“35,2 milyon lira tasarruf edeceğiz”

Trafik yoğunluğunun da önüne geçildiğinin altını çizen Uraloğlu, “Türkiye’nin en büyük transit limanı olan Asyaport Limanı bilinen tarihi adı ile Barbaros Limanımız için de toplam 6,5 kilometre uzunluğunda, bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardında bir bağlantı yolu inşa ettik. Proje kapsamında 877 metre köprü imalatı gerçekleştirdik. Proje ile Tekirdağ-Malkara Devlet Yolu’ndan Asyaport Limanı’na bölünmüş yol konforuyla erişim sağlayarak Limanın her geçen gün artan faaliyetlerinin hızlı ve verimli sürdürmesini sağladık. Ayrıca turistik bölge olan Kumbağ yerleşiminde özellikle yaz aylarında artan trafik yoğunluğunun önüne geçtik. Limandan Tekirdağ-Malkara Devlet Yolu’na ulaşımı 3 dakikaya düşürdük. Bu bağlantı yolumuz ile de zamandan 25,5 milyon lira, akaryakıttan 9.7 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 35,2 milyon lira tasarruf edeceğiz. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu da 665 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sağlayacağız. Açılışını gerçekleştirdiğimiz tüm yollarımızın başta hayata geçtiği bölgeler olmak üzere tüm Tekirdağ ve ülkemiz adına hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum” şeklinde konuştu.

“Güney Kore ile temaslarda bulunduk”

1915 Çanakkale Köprüsü’nün devamındaki otoyol için Güney Kore’yle görüşüldüğünü dile getiren Uraloğlu, “Bildiğiniz üzere Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe Otoyolu Projesi kapsamında; 1915 Çanakkale Köprüsü’nün de dahil olduğu Malkara-Çanakkale Otoyolu kesimini hizmete açtık. Şimdi, Kınalı-Malkara kesimi için kolları sıvadık. Geçtiğimiz günlerde Güney Kore’de önemli temaslarda bulunduk ve bu konuyu da masaya yatırdık. İstiyoruz ki 1915 Çanakkale Köprüsü’nün devamındaki 127 kilometrelik otoyolu da beraberce yapalım. Yakında çalışmalara başlamayı planlıyoruz. Tekirdağ’ın demiryolu ağı altyapısını geliştirmek için de çok önemli yatırımlar gerçekleştirdik. Tekirdağ il sınırları içerisinden geçen toplam 198 km’lik demiryolu hattının tamamını yeniledik ve modernize ettik. Tekirdağ Limanı’na getirilecek yüklerin, demiryolu ile buradan Edirne’ye, Edirne’den de Avrupa’ya taşınmasını sağlayacak 31 kilometre uzunluğundaki Tekirdağ-Muratlı arası 2.hat yapımı ve Tekirdağ-Muratlı Sinyalizasyon ve Elektrifikasyon Projesini tamamladık. Ayrıca ülkemizin, demiryollarında tam anlamıyla uluslararası bir köprü olmasını sağlayacak Halkalı-Kapıkule demiryolu projesine de devam ediyoruz. 44 kilometresi Tekirdağ’dan geçen 229 kilometre uzunluğundaki Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren projesi ile Tekirdağ’ı İpek Demiryolu güzergâhının önemli merkezlerinden biri haline de getiriyoruz. Bu proje kapsamında Çerkezköy’de yeni yolcu istasyonu ve yeni yük istasyonları inşa ediyoruz. Projenin tamamlanmasıyla; mevcut hat kapasitesini 4 kat arttıracağız. Halkalı-Kapıkule arası yolcu seyahat süresini 4 saatten 1.5 saate; yük taşıma süresini ise 6.5 saatten 2.5 saate düşüreceğiz. Hattın hizmete alınmasıyla birlikte gelişmeye başlayacak ticari hareketlilik bölge insanımızın ve ülkemiz ekonomisine, kalkınmasına ve gelişmesine büyük katkı sağlayacak. Kimsenin şüphesi olmasın ki Bakanlık olarak Türkiye Yüzyılı Vizyonu’muzu rehber edinerek, Tekirdağ’ın ihtiyaçlarını en doğru şekilde karşılayacak adımları atacağız. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı büyüme stratejimize uygun biçimde projelerimizi hayata geçirmeye devam edeceğiz. Bu düşüncelerle açılışını gerçekleştirdiğimiz projelerimizde emeği geçen tüm yüklenici firma ve Karayolları Genel Müdürlüğü personeline teşekkür ediyor, başarılarının devamını temenni ediyorum” dedi.

Halil Dağ - Hüseyin Gökçeli - İlhan Can Arıcılar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Yeni yüzyılın yeni hastalığı: "Parlayan nesneler sendromu" uyarısı Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, akıllı telefon, tablet, sosyal medya ve parlak ekranların insan beyninde dikkat dağınıklığına yol açtığını belirterek, ’parlayan nesneler sendromu’nun özellikle gençler arasında hızla yayıldığını söyledi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte insanların "Parlayan Nesneler Sendromu (PNS)" ya da İngilizce adıyla "Shiny Object Syndrome (SOS)" tehdidiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Özkaya, özellikle çocuklar ve gençlerin akıllı telefon, tablet, televizyon ve bilgisayar oyunlarından uzaklaşamadığına dikkat çekerek, bu durumun zamanla ciddi dikkat dağınıklığı ve odaklanma problemlerine neden olduğunu belirtti. "Beynimizi esir alıyor" Sürekli yeniliklere, parlak ekranlara ve moda akımlara yönelme isteğinin "Parlayan Nesneler Sendromu" olarak tanımlandığını kaydeden Özkaya, "İnsanlar artık nihayetinde ne kadar faydalı olduğuna bakmaksızın yeni ve dikkat çekici olana yöneliyor. Parlayan ekranlar önce gözümüzü, sonra dikkatimizi, en sonunda ise beynimizi esir alıyor" dedi. Teknolojinin günlük hayatın merkezine yerleştiğini vurgulayan Özkaya, insanların ders çalışırken, kitap okurken ya da işine odaklanmışken gelen bildirimlerle dikkatlerinin dağıldığını söyledi. Özkaya, "Bir bildirim sonrası dikkatin yeniden toparlanması kişiden kişiye değişmekle birlikte 15 dakikaya kadar sürebiliyor. İnsanlar internette araştırma yapmak isterken kendilerini bambaşka mecralarda bulabiliyor, reklamlar ve sosyal medya içerikleri tüketim çılgınlığını artırıyor" diye konuştu. "Ailelerin çocukların ekran sürelerini kontrol altında tutması gerekli" Parlayan nesnelerin sadece çocukları değil her yaş grubunu etkilediğini belirten Özkaya, sosyal medya paylaşımlarını merak etme, sürekli yeni ürün satın alma isteği ve kısa sürede değişen düşüncelerin de bu sendromun belirtileri arasında yer aldığını kaydetti. Özkaya, özellikle sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve dijital ekranların yoğun kullanımının insanları gerçek dünyadan uzaklaştırdığını ifade ederek, ailelerin çocukların ekran sürelerini kontrol altında tutması gerektiğini sözlerine ekledi.
İstanbul Başkan Yeğin’den Sancaktepe’de yıkılan anıta ilişkin açıklama: "Sökün dedim yıktılar, gece dedim sabah yaptılar" Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Abdurrahmangazi Mahallesi’ndeki anıtın yıkılmasıyla ilgili kamuoyuna yansıyan ve tepki çeken görüntüler üzerine açıklama yaptı. Yeğin, "Talimatı ben verdim, bir sorumluluk gerekiyorsa bütün sorumluluk benimdir. Sökülmesi başka bir şeydir, yıkılması başka bir şey. Bir art niyet olduğuna inanmak istemiyorum ama eğer bir kasıt veya kusur varsa gereği yapılacaktır" dedi. Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin, Abdurrahmangazi Mahallesi’ndeki döner kavşakta üzerinde Osmanlı tuğrası ile Selçuklu armasının yer aldığı anıtın kaldırılma sürecine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Anıtın kaldırılması sırasında yıkılması ve görüntülerin kamuoyunda büyük tepki çekmesi üzerine açıklamalarda bulunan Yeğin, anıtın yalnızca yerinden taşınmak istendiğini ancak uygulama aşamasında hatalar yapıldığını belirterek, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını duyurdu. "Talimatı ben verdim, bir sorumluluk gerekiyorsa bütün sorumluluk benimdir" Anıtın kaldırılma gerekçelerini ve sürecin nasıl geliştiğini anlatan Başkan Yeğin, şu ifadelere yer verdi: "Son 3-4 gündür özellikle Pazartesi gününden itibaren Sancaktepe’de ortaya çıkan görüntü, belediyemizin çalışmasıyla ilgili bir durumdur. Pazartesi günü sabah saatlerinde arkadaşlarımız tarafından Sancaktepe’nin Abdurrahmangazi Mahallesi’nde bulunan bir döner kavşak ortasındaki anıtla ilgili bir çalışma yapıldı. Bu anıt 2014 yılında yine belediyemiz tarafından yapılan üzerinde Selçuklu arması, Osmanlı tuğrası, belediyemizin logosu ve en üstünde de Ay-Yıldızımızın olduğu bir projeydi. Göreve geldikten sonra bu anıtın sökülmesi talimatını ben verdim. Amacım bu anıtın oradan kaldırılıp, yine belediyemize ait başka bir alanda, yeni yaptığımız bir parkta kullanılmasını sağlamaktı. Talimatı ben verdim, bir sorumluluk gerekiyorsa bütün sorumluluk benimdir. Ancak nihayetinde insanız ve insanlarla çalışıyoruz, hatalar ve eksikler olabilir." "Sökün dedim yıktılar, gece dedim sabah yaptılar" Uygulama aşamasında yaşanan aksaklıkları açıklayan Yeğin, "Ne yazık ki ben şehir dışındayken, arkadaşlarımız verilen talimatı yanlış uygulamışlar. Bugün ilgili birimlerden tutanaklar ve ifadeler alındı. Olayın neden bu hale geldiğini sorguluyoruz. Sökülmesi başka bir şeydir, yıkılması başka bir şey. Arkadaşlarımız ’Üzerindeki tuğraları, Selçuklu yıldızını aldık ama diğerlerine boyumuz yetmedi, makine yoktu. O yüzden devirmek zorunda kaldık’ gibi savunmalar yaptılar. O profesyonel çekimler neden yapıldı, nerelere servis edildi? Bunların hepsini inceleyeceğiz. Sanki bu eser 1453’te İstanbul fethedildiğinde yapılmış tarihi bir eser, sanki Ayasofya’nın bir parçası veya Alparslan’dan, Atatürk’ten bir emanet gibi davranılıyor. Bu 10 yıl önce yapılmış bir yapı. Madem bu kadar değer veriyorsunuz, neden 10 yıldır bir kez bile bakımını yapmadınız? Anıt çürümüş durumda" dedi. "Eğer bir kasıt veya kusur varsa gereği yapılacaktır" Kavşaktaki yeni düzenleme hakkında bilgi veren Yeğin, kamuoyuna yansıyanın aksine alana Türk bayrağı dikilme projesinin aylar öncesinden planlandığını vurgulayarak, "Biz ömrünü tamamlamış o yapının yerine Türkiye Cumhuriyeti’nin sembolü olan 36 metre yüksekliğinde bir Türk bayrağı dikeceğiz. ’Tepki gösterdik diye bayrak dikecekler’ diyorlar. 36 metrelik bayrak direği bakkalda satılmıyor, üretimi aylar sürüyor. Biz 19 Mayıs’a yetiştirebilmek için aylar öncesinden girişimlerde bulunduk. Şu an kepçe operatöründen ilgili müdüre kadar herkes hakkında bir soruşturma süreci devam ediyor. Ben art niyet olduğuna inanmak istemiyorum, bir ihmal veya iş bilmezlik olduğunu düşünmek istiyorum. Eğer bir kasıt veya kusur varsa gereği yapılacaktır" ifadelerini kullandı. "Odaların üzerine Allah’ın ismini yazarak o usulsüzlükleri örtemezsiniz" Belediye binasındaki Selçuklu logosunun ve ’Allah’ lafzının üzerinin kapatılmasına ilişkin de konuşan Başkan Yeğin, şunları aktardı: "Belediye binasındaki Selçuklu logosu ve ’Allah’ lafzının üzerinin kapatılması meselesine gelince de evet ben kapattım. Üzerine ’Sancaktepe için çalışıyoruz’ pankartı astırdım. Çünkü o odalarda yıllarca rüşvet pazarlıkları yapıldı, hırsızlık yapıldı. Odaların üzerine Allah’ın ismini yazarak o usulsüzlükleri örtemezsiniz. O ahlaksız düzenin en küçük kırıntıları bu belediyeden temizlendiği gün o pankartları oradan kaldıracağım. O binada hiçbir hırsızın ve arsızın kalmadığı gün, Allah’ın o güzel ismini tekrar açacağım ki herkes bu binada artık namusuyla çalışan insanlar olduğunu görsün."
Aydın Nazilli’de erken teşhis için kanser taraması çağrısı Aydın’ın Nazilli ilçesinde İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından belediye personeline yönelik düzenlenen eğitimde kanserden korunma yolları ve erken teşhisin önemi anlatılırken, eğitim sonunda uygun katılımcılara kolon kanseri tarama kiti dağıtıldı. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM Birimi tarafından Nazilli Belediyesi personeline yönelik bilgilendirme eğitimi gerçekleştirildi. Eğitimde KETEM Birimi Hekimi Dr. Sümeyye Topçu tarafından ’Kanserden Korunma Yolları’ konusunda bilgi verildi. Program kapsamında Fizyoterapist Ayşe Akkuş, Sosyal Çalışmacı Burcu Adıgüzel ve Çocuk Gelişimci Rabia Balbakan da Sağlıklı Hayat Merkezleri bünyesinde kendi alanlarında yürütülen çalışmalar hakkında katılımcıları bilgilendirdi.Gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde ise belediye personelleri sorularına yanıt buldu. Eğitim sonunda Gaitada Gizli Kan (GGK) testi kapsamında kolon kanseri taraması için uygun olan katılımcılara Ebe Sultan Keyik tarafından GGK kiti dağıtıldı. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, desteklerinden dolayı Nazilli Belediyesi’ne teşekkür etti. Yetkililer ayrıca vatandaşları düzenli kanser taramalarına davet ederek, 40-69 yaş arası kadınların 2 yılda bir mamografi çektirmesi, 30-65 yaş arası kadınların 5 yılda bir HPV-DNA testi yaptırması ve 50-70 yaş arası kadın ile erkeklerin 2 yılda bir Gaitada Gizli Kan Testi yaptırması gerektiğini hatırlattı. Vatandaşların aile hekimleri ve KETEM birimlerine başvurabilecekleri belirtildi.
İzmir Patronun köpeği dehşet saçtı: Vücuduna 80 dikiş atılan kadın koruma ölümden döndü İzmir’in Bornova ilçesinde patronuna ait köpeğin saldırısıyla ağır yaralanan kadın koruma, adeta dehşeti yaşadı. Vücudunda 80 dikiş bulunan ve kafa derisinin bir kısmını kaybeden talihsiz kadın, kendisine verilen tedavi sözlerinin tutulmadığını iddia ederek patronu hakkında suç duyurusunda bulundu. Olay, 20 Ağustos 2025’te, ünlü boya ve yalıtım teknolojileri firması sahibi K.K.’nin Bornova ilçesindeki evinde meydana geldi. İş adamı K.K.’nin yakın koruması ve şoförü olarak görev yaptığını belirten emekli trafik polisi Ümran Merttürk, görev tanımında olmamasına rağmen patronunun talimatıyla çiçekleri sulamak ve Amerikan Akita cinsi köpeği beslemek için konuta gitti. Burada mamasını verdiği anda köpeğin saldırısına uğrayan kadın, kanlar içerisinde aldı. Yüzünden, kafasından ve vücudunun bir çok yerinden yaralanan kadın, çığlık çığlığa yardım istedi. Merttürk’ün çığlıklarına koşan çevre sakinlerinin köpeği oyalamasıyla Ümran Merttürk, şans eseri ölümden döndü. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan talihsiz kadın, burada yoğun bakımda tedavi altına alındı. Köpek saldırısının ardından kafa derisi yüzülen ve bir çok kemiği kırılan kadının vücudunda kalıcı hasarlar meydana geldi. Merttürk ilerleyen zamanlarda kendisine sahip çıkılmadığı ve tedavi masraflarının bile giderilmediği gerekçesiyle eski patronu K.K. hakkında suç duyurusunda bulundu. "Ayağımın kırıldığını hissettim" Yaşadığı dehşet anlarını anlatan Ümran Merttürk, saldırının aniden başladığını ifade ederek, "Mama torbasından mamayı alıp kaba koydum. Köpek mamayı yemeye başladığı an aniden dönerek önce sağ ayağıma saldırdı. Çok güçlü bir köpek olduğu için ayağımı tutup sallamaya başladı; ayağımın kırıldığı ilk saldırı buydu. Köpeği itmeye çalıştığım esnada bu kez sol ayağıma saldırdı ve aynı şekilde sallamaya devam etti. Dengemi kaybedip yere düştüm. Yere düştüğümde karnımdan ısırdı. Kendimi korumak amacıyla ellerimle yüzümü kapattığımda beni kollarımdan da ısırdı. Yerden kalkmaya çalışırken başımdan ve saçlı derimden yaralandım" ifadelerini kullandı. "Alt ve üst çenesini ellerimle sıkıca tuttum" Ölümle burun buruna geldiği 10 dakikalık mücadeleyi anlatan Merttürk, açıklamalarını şöyle sürdürdü: "Yüzümden çok fazla kan akmaya başladı ancak bir şekilde ayağa kalkmayı başarıp köpeği bacaklarımın arasına aldım. Görebildiğim kadarıyla sol elimle köpeğin alt çenesini, sağ elimle de üst çenesini sıkıca tuttum. Sabahın erken saatleri olduğu için etrafta kimse yoktu. Köpeği zapt etmeye çalışırken sol başparmağımın kırıldığını hissettim. Bu şekilde avazım çıktığı kadar ’Yardım edin’ diye bağırdım. Yaklaşık 5 dakika bağırdım; mücadelem toplamda 8-10 dakika sürdü. Bahçe kapısının üzerine çıkmış 4-5 kişi gördüm. Köpeği tutarken o yöne döndüğümde çene baskısına daha fazla dayanamadım, köpek elimden kurtulup onlara yöneldi. O sırada içeri atlayan bir şahıs ‘Abla hemen dışarı çık’ dedi ve onunla birlikte kendimi dışarı attım." "Onu öderiz, bunu ödemeyiz tavrıyla karşılaştım" Hastanede kendisine verilen sözlerin tutulmadığını iddia eden kadın, "Yoğun bakıma kaldırıldığım gün eski patronum ve ailesi ziyaretime gelip tüm tedavi masraflarımın karşılanacağını söylediler, ben de inandım. İlerleyen süreçte ayağımdaki ciddi sorunlar için yapılan ameliyatları karşıladılar ancak vücudumun diğer bölgelerindeki hasarlar göz ardı edildi. Kırılan sol başparmağım sakat kaldı, yüzümde kötü izler oluştu ve kafa derimdeki yaralanma nedeniyle kalıcı kellik oluştu. Şirket asistanı Emel Hanım, yalnızca ayağımın tedavisinin karşılanacağını, fizik tedavi dahil diğer masrafların ödenmeyeceğini söyledi. Kendi cebimden yaptığım hastane ödemelerine rağmen geri dönüş sağlamadılar" dedi. "Ruhen öldüm, sadece nefes alıyorum" Psikolojik olarak çöktüğünü ifade eden Merttürk, "3,5 ay yatalak kaldım, bakımımla 75 yaşındaki annem ilgilendi. Annem üzülmesin diye olayı başta ‘cam patladı’ diye anlatmıştık. Yalnız bırakıldığımı anladığım gün anneme tüm gerçekleri anlattım ve şikâyetçi olmaya karar verdim. Yaşadığım sadece fiziksel bir hasar değil; o gün ölümle burun buruna geldim ve ruhen öldüm, şu an sadece nefes alıyorum. Çok ciddi psikolojik travma yaşıyorum" diyerek yaşadığı mağduriyeti dile getirdi. Mağdur kadın avukatı Taner Kavalcı aracılığıyla, iş insanı K.K. ve ilgili şirket yetkilileri hakkında İzmir Adliyesine giderek suç duyurusunda bulundu.