ASAYİŞ - 14 Mayıs 2026 Perşembe 14:27

Köpekler kolunu parçaladı, gözleri açık gitti

A
A
A
Köpekler kolunu parçaladı, gözleri açık gitti

 Trabzon'da 3 köpeğin saldırısına uğrayarak kolunu kaybeden Huriye Kaya, yıllar süren tedavi sürecinin ardından hayatını kaybetti. Eşi Nihat Kaya, hem saldırı anını hem de 6 yıl süren hukuk mücadelesini anlattı. Kaya, "Başka insanların çocukları parçalanmasın diye konuşuyorum" dedi.

2020 yılında Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinden memleketi Trabzon'un Of ilçesine çay hasadı için giden 61 yaşındaki Huriye Kaya, sabah saatlerinde çay bahçesine giderken biri pitbull, ikisi Alman kurdu olmak üzere 3 köpeğin saldırısına uğradı. Köpeklerle uzun süre mücadele eden kadın, çığlık seslerini duyan çevredeki vatandaşların yardımıyla kurtarıldı.
Ağır yaralanan Kaya, Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi'nde tedavi altına alındı. 7 kez ameliyat edilen kadının parçalanan sol kolu dirseğinin üst kısmından ampute edildi. Yaklaşık 40 gün yoğun bakımda kalan Kaya, daha sonra taburcu edildi ancak yıllarca tedavi görmeye devam etti. Aradan geçen yaklaşık 6 yılın ardından Huriye Kaya yaşamını yitirdi.

"Demir kancalarla tutuyorlardı"

Yaşananları anlatan Huriye Kaya'nın eşi Nihat Kaya, "Benim yüzde 60 engellim var. Şu anda eşim yok. Ben burada artık hayatım bu öyle idame edecek. Pitbullun sahibi hiçbir zaman tedbirlerini almadı. Köpek sahibi tedbirlerini almadığı için bu kadın bu hale düştü. Bizim orada çay bahçesine sabahleyin 06.30'da girilir. Öğlen sıcağında çıkılır. Ondan sonra bir de akşam serinlikte gidilir çay bahçesine. Bu çay bahçesine girerken üç tane köpeğin saldırısına uğruyor. Biri pitbull ikisi kurt köpeği. Bu köpekler sol kolunu bilekten yukarısını komple parçaladı" dedi.

Olay sonrası Trabzon'a gittiğini söyleyen Kaya, "Buradan uçakla Trabzon'a gittim. Demir kancalarla tutuyordu bu kol. Yoksa tamamen bitmişti yani. Ondan sonra köpek salyasından dolayı enfeksiyon oluşmaması için entübe ettiler. Kolunu kestiler. Ondan sonra 40 gün yoğun bakımda yattı. Yoğun bakımdan çıktıktan sonra 10-15 gün daha hastanede kaldı. Sonra taburcu ettiler" diye konuştu.

Köpekler kolunu parçaladı, gözleri açık gitti

"Kolunu kurtarmak için karın bölgesine gömdüler"

Tedavi sürecinde doktorların büyük mücadele verdiğini belirten Kaya, "Taburcu olduktan sonra çok tedavi gördü. Bir sürü tedavi gördü, pansumanlar yapıldı. Kolunu kurtarmak için karın bölgesine gömdüler. Hani beslenir diye hesap ettiler. Orada bile beslenmedi garibim, o acıyı bile çekti" ifadelerini kullandı.

"Başka insanların canı yanmasın"

Saldırgan köpeklerle ilgili yaşadığı tepkiyi dile getiren Kaya, "Karadeniz bölgesinde ben çayımı toplayacağım, sen de orada saldırgan köpek besleyeceksin. Ben bunalıma giriyorum. Başkalarının çocuklarını parçalıyor bu köpekler. Başkalarının evlatları gitmesin. Benim eşim gitti ama başkalarınınki gitmesin diye üzülüyorum" dedi.
Kaya, "Biz hayvanlara düşman değiliz. Ama bunlar insanlara zarar veriyor. Üzüntümüz büyük. Ölen ölmüştür. Bizim şikayetimiz Allah'a. Kim bunlara sebep olduysa" diye konuştu.

Köpekler kolunu parçaladı, gözleri açık gitti

"6 yıl süren dava sonuçlandı ama göremedi"

Davanın yıllarca sürdüğünü belirten Kaya, "Köpekle alakalı dava 6 sene sürdü. Hakim karar verdi ama garibim tazminat parasını almadan mezara gitti. 6 sene bir dava sürer mi? Ben bilmiyorum yani. Bunun ötesinde bir şey diyemiyorum" ifadelerini kullandı.

Köpekler kolunu parçaladı, gözleri açık gitti

"Hava cihazıyla yaşayacaktı"

Eşinin sağlık durumunun zamanla ağırlaştığını söyleyen Kaya, "Trabzon'da fakültede entübe oldu. Ciğerler hasar aldı. Doktorlar ciğerlerin söndüğünü söyledi. Kalbi yoruldu. Zaten havayla yaşıyordu. Doktor bana, ‘Ben bunu taburcu etsem eve götürsen hava makinesiyle yaşayacak' dedi. Bana rapor yazdı. Gittim hava makinesini devlet kurumundan aldım. Eve gelip havayla yaşayacaktı ama o bile nasip olmadı" dedi.

Halil Dağ

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Antalya’da kontrolden çıkan motosikletin sürücüsü hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde D-400 kara yolu üzerinde meydana gelen motosiklet kazasında 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi ağır yaralandı. Kaza, saat 02.40 sıralarında Mahmutlar Mahallesi D-400 kara yolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Alanya Belediyesi Spor Hizmetleri personeli olduğu öğrenilen Hüseyin Ökçe’nin (36) idaresindeki 07 BAC 687 plakalı motosiklet, Alanya istikametinden Gazipaşa yönüne seyir halindeyken sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu refüjde bulunan ağaca çarptı. Çarpmanın etkisiyle motosiklet sürücüsü Hüseyin Ökçe ile yolcu olarak bulunan N.D. (41) ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi. Yaralılar ambulansla hastaneye kaldırıldı. Hastanede tedavi altına alınan sürücü Hüseyin Ökçe, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı. Yolcu N.D.’nin ise Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavisinin sürdüğü ve hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Öte yandan acı haberin ardından Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik yayımladığı taziye mesajında, "Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü personelimiz Hüseyin Ökçe’nin vefatını üzüntüyle öğrendim. Merhuma Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve mesai arkadaşlarımıza sabır diliyorum. Başımız sağ olsun" ifadelerine yer verdi. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
İstanbul Geleceğin çevrecileri su altını keşfediyor: Tuzla’da deniz çayırları sualtı teknolojisiyle görüntülendi Tuzla’da deniz ekosistemini korumak amacıyla yürütülen çalışmalarda, deniz çayırları ve pina popülasyonu su altı teknolojileriyle görüntülendi. EfxINNOs Projesi kapsamında düzenlenen etkinlikte öğrenciler, su altından yapılan canlı yayınla deniz ekosistemini keşfetti. Tuzla sahillerinde deniz ekosisteminin korunması ve izlenmesi amacıyla yürütülen çalışmalarda, deniz çayırlarının yayılım alanları su altı teknolojileri ve profesyonel dalgıçlar eşliğinde kayıt altına alındı. Karadeniz Havzası’nda sürdürülebilir mavi ekonomi hedefiyle hayata geçirilen EfxINNOs Projesi kapsamında; Tuzla Belediyesi, Tuzla Kaymakamlığı ve Tuzla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün desteğiyle gerçekleştirilen etkinlikte Tuzla Barış Manço Ortaokulu öğrencileri, su altı dünyasını canlı yayında izleme fırsatı buldu. "Bu canlıların varlığı, su kalitesinin arttığını gösterir" Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’nde yürütülen "PİNA-İZ" ve "ÇAYIR-İZ" projeleri kapsamında yapılan incelemelerde Tuzla açıklarında dikkat çekici keşifler elde ettiklerini söyledi. Prof. Dr. Sarı, bölgede hem sağlıklı pina popülasyonu hem de küçük ölçekli deniz çayırı alanları tespit edildiğini belirterek, "Bir pina saatte yaklaşık 6 litre suyu temizleyebilir. Bu canlıların varlığı, su kalitesinin arttığını gösterir" dedi. Marmara kıyılarında deniz çayırlarının birçok bölgede azaldığını hatırlatan Sarı, Tuzla’daki yeni alanların yeniden toparlanma potansiyeli taşıdığını, oksijen üretimi ve karbon tutma açısından bu alanların kritik önemde olduğunu vurguladı. "Deniz ekosistemi açısından son derece önemli bir yere sahipler" İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi EfxINNOs Projesi Türkiye Lideri Prof. Dr. Yelda Aktan ise çocuklarda farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, "Çocuklara ulaşmak için yaptığımız çalışmalarda, su altı yaşamının ne kadar önemli olduğunu anlatmak istedik. Çünkü ancak onu tanırsak koruyabiliriz. Çocukları sektör temsilcileri ve alanında uzman hocalarla aynı masalarda buluşturmayı hedefledik. Burada görüntüler alacağız. Çocuklara su altı yaşamını göstereceğiz, deniz çayırlarının ne olduğunu anlatacağız. Genellikle denizde yaşayan bitkiler insanlar tarafından ‘yosun’ olarak adlandırılıyor ve sanki istenmeyen bir şeymiş gibi görülüyor. Oysa deniz ekosistemi açısından son derece önemli bir yere sahipler" ifadelerini kullandı. "Yaptığımız çalışmalarda deniz altında çok zengin bir canlı çeşitliliği olduğunu gördük" Körfezdeki iyileşme sürecini yakından takip ettiklerini belirten Denizbilimci Dr. Ayşe Gazihan da şu değerlendirmede bulundu: "Denizimizde çok güzel deniz çayırları var ve oldukça zengin bir tür çeşitliliğine sahibiz. Körfezi iyileştirmek için yürütülen çok büyük projeler ve önemli gelişmeler var. Biz de bunları yakından gözlemliyoruz. Özellikle yaptığımız çalışmalarda deniz altında çok zengin bir canlı çeşitliliği olduğunu gördük. Bugün de hep birlikte bu güzellikleri, çocuklarla birlikte göreceğiz."
Ankara Bakan Göktaş: "Yapılan atamalarla kamuda görev yapan engelli memur sayısı 82 bin 880’e ulaştı" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Yapılan atamalarla kamuda görev yapan engelli memur sayısı 82 bin 880’e ulaştı" dedi. Bakan Göktaş, Engelliler Haftası dolayısıyla TBMM Tören Salonu’nda düzenlenen "Eğitimde ve Sosyal Hayatta Fırsat Eşitliği: Engelsiz Bir Gelecek" adlı panelde konuştu. Panele, TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı ve Ak Parti İzmir Milletvekili Mehmet Kasapoğlu, bazı milletvekilleri ve çok sayıda davetli katıldı. Panelde ilk olarak konuşan TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı Mehmet Kasapoğlu, "Engellilik konusu sadece bir kurumun bir toplum örgütünün ya da bir özel çalışma kurumunun konusu değil. Bu konu 86 milyonun tüm Türkiye’nin sorumluluğunda olan bir konu. Bu konu aynı zamanda sadece yılın bir haftasında, yılın bir gününde gündeme getirilecek bir konu da değil. Bu konu her daim hepimizin vicdanında ve gündeminde. hepimizin bu anlamda çalışmalı. O yüzden bizler engellilik konusuna, erişilebilirlik konusuna bu noktadan bakmak durumundayız. Hepimiz bu anlamda çalışmalıyız" ifadelerini kullandı. "Hak temelli, erişilebilir ve kapsayıcı sosyal hizmetlerle daha adil bir toplum için çalıştık" Ardından kürsüye gelen Bakan Göktaş, "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyadaki her 6 kişiden biri engellilik gerçeğiyle hayatını sürdürüyor. UNICEF’in analizine göre ise; dünyadaki her 10 çocuktan biri engelli. Bu gerçek, engelsiz bir hayat hedefinin bütün toplumu kapsayan güçlü bir sorumluluk alanı olduğunu gösteriyor. Bu anlamda engelli bireylere yönelik politikalar, sadece sosyal politikanın dar bir başlığı değil. Eğitimden sağlığa, istihdamdan şehir planlamasına, dijitalleşmeden insan haklarına kadar her alanı kapsayan temel bir kalkınma alanıdır. Bu küresel tablo içerisinde, Türkiye’nin son yıllarda attığı adımlar ise çok kıymetli. Son 24 yılda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye, engelli vatandaşlarımız için köklü bir hizmet dönüşümü gerçekleştirdi. Bu doğrultuda, engelli bireylerin hayata eşit ve aktif katılımını esas alan politikalar hayata geçirdik. Hak temelli, erişilebilir ve kapsayıcı sosyal hizmetlerle daha adil bir toplum için çalıştık. Hedefimiz ise; engelli bireylerin eğitime, sağlığa, istihdama, bilgiye, teknolojiye, kültüre, spora ve karar alma süreçlerine eşit şekilde erişimini güçlendirmek" dedi. "Yapılan atamalarla kamuda görev yapan engelli memur sayısı 82 bin 880’e ulaştı" Hedeflerinin engelli bireylerin eğitime, sağlığa, istihdama, bilgiye, teknolojiye, kültüre, spora ve karar alma süreçlerine eşit şekilde erişimini güçlendirmek olduğunun altını çizen Göktaş, "Bakanlık olarak, bu hedefi; aileyi güçlendiren, bireyin bağımsız yaşamını destekleyen, kurumlar arası iş birliğini artıran bir anlayışla sürdürüyoruz. Sosyal hayata tam katılımın önemli adımlarından birinin istihdam olduğuna inanıyoruz. Bu kapsamda kamu ve özel sektörde kota uygulamasıyla engelli bireylerin istihdamını güvence altına aldık. 2012 yılında başlatılan EKPSS uygulaması, engelli vatandaşlarımızın kamu istihdamına erişiminde önemli bir dönüm noktası oldu. Yapılan atamalarla kamuda görev yapan engelli memur sayısı 82 bin 880’e ulaştı. Bunun yanı sıra korumalı işyerleri ve girişimcilik destekleriyle engelli bireylerin iş gücü piyasasında daha güçlü yer almalarını sağlıyoruz. Diğer yandan özel çocuklarımız için eğitimi, geleceğe güvenle hazırlanmalarının temeli olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, 4 ilde başladığımız Aile Temelli Ulusal Erken Müdahale Programı ile çocuklarımızın gelişim süreçlerini destekliyoruz" diye konuştu. "81 ilimizde 147 gündüzlü merkezimizde yaklaşık 3 bin engelli vatandaşımıza hizmet veriyoruz" Aile bütünlüğünü korumanın ve engelli bireyin kendi yaşam çevresinde desteklenmesinin önemli bir sosyal hizmet modeli olduğunu söyleyen Göktaş, "Bunun yanı sıra 81 ilimizde 147 gündüzlü merkezimizde yaklaşık 3 bin engelli vatandaşımıza hizmet veriyoruz. Erişilebilirlik, bu alanındaki çalışmalarımızın merkezinde yer alır. Bir bina engelli bireylerin kullanımına uygun değilse, orada hizmet eksik kalır. Bir dijital platform rahatça kullanılamıyorsa, bilgiye ulaşım sınırlanır. Bir ulaşım sistemi kolay kullanımı desteklemiyorsa, sosyal hayata katılım zorlaşır. Bu nedenle, bu meseleyi sadece fiziksel düzenlemelerle sınırlı görmüyoruz. Herkesin hayatın her alanına eşit biçimde katılabilmesini; güçlü ve kapsayıcı bir toplumun temel şartı olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla dijitalleşen dünyada erişilebilirliğin kapsamını genişlettik" dedi.
Muğla Anne adaylarına normal doğum tavsiyeleri Muğla İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Normal Doğum Eylem Planı’ kapsamında normal doğumu teşvik etmek, anne ve bebek sağlığını korumak ve toplumsal sağlık hedeflerine katkı sunmak amacıyla Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde ‘Doğal Olan Normal Doğum’ sempozyumu düzenlendi. Sempozyum ile ‘Normal Doğum Eylem Planı’ kapsamında yürütülen çalışmalar ve normal doğumun anne-bebek sağlığı üzerindeki olumlu etkileri ele alındı. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Normal Doğum Eylem Planı’ ile tıbbi zorunluluk bulunmayan sezaryen oranlarının azaltılması, normal doğumun teşvik edilmesi ve toplum sağlığının güçlendirilmesi hedefleniyor. Sezaryenin yalnızca anne ya da bebeğin hayatını korumak amacıyla gerekli durumlarda başvurulan cerrahi bir yöntem olduğuna dikkat çekilirken, tıbben gerekli olmayan sezaryen uygulamalarının anne ve bebek sağlığı açısından kısa ve uzun vadede çeşitli riskler oluşturabileceği, sonraki gebeliklerde komplikasyonlara yol açabileceği ve çocuklarda obezite ile astım riskini artırabileceği vurgulandı. Fizyolojik doğumun ise kendiliğinden başlayan, dış müdahale olmaksızın vücudun doğal ritmiyle ilerleyen bir süreç olduğu ifade edildi. Anne adaylarının doğum sürecinde kaygı ve endişe yaşayabileceği belirtilirken, sağlık çalışanlarının temel yaklaşımının bu süreçte güven ortamı oluşturmak ve doğumun uzman ekipler eşliğinde sağlıklı şartlarda gerçekleşmesini sağlamak olduğu kaydedildi. Muğla Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, normal doğum eylem planı kapsamında anne ve bebek sağlığını merkeze alan güvenli, bilinçli ve doğal doğum sürecinin güçlendirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti.
İstanbul Geleceğin çevrecileri su altını keşfediyor: Tuzla’da deniz çayırları sualtı teknolojisiyle görüntülendi Tuzla’da deniz ekosistemini korumak amacıyla yürütülen çalışmalarda, deniz çayırları ve pina popülasyonu su altı teknolojileriyle görüntülendi. EfxINNOs Projesi kapsamında düzenlenen etkinlikte öğrenciler, su altından yapılan canlı yayınla deniz ekosistemini keşfetti. Tuzla sahillerinde deniz ekosisteminin korunması ve izlenmesi amacıyla yürütülen çalışmalarda, deniz çayırlarının yayılım alanları su altı teknolojileri ve profesyonel dalgıçlar eşliğinde kayıt altına alındı. Karadeniz Havzası’nda sürdürülebilir mavi ekonomi hedefiyle hayata geçirilen EfxINNOs Projesi kapsamında; Tuzla Belediyesi, Tuzla Kaymakamlığı ve Tuzla İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün desteğiyle gerçekleştirilen etkinlikte Tuzla Barış Manço Ortaokulu öğrencileri, su altı dünyasını canlı yayında izleme fırsatı buldu. "Bu canlıların varlığı, su kalitesinin arttığını gösterir" Piri Reis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’nde yürütülen "PİNA-İZ" ve "ÇAYIR-İZ" projeleri kapsamında yapılan incelemelerde Tuzla açıklarında dikkat çekici keşifler elde ettiklerini söyledi. Prof. Dr. Sarı, bölgede hem sağlıklı pina popülasyonu hem de küçük ölçekli deniz çayırı alanları tespit edildiğini belirterek, "Bir pina saatte yaklaşık 6 litre suyu temizleyebilir. Bu canlıların varlığı, su kalitesinin arttığını gösterir" dedi. Marmara kıyılarında deniz çayırlarının birçok bölgede azaldığını hatırlatan Sarı, Tuzla’daki yeni alanların yeniden toparlanma potansiyeli taşıdığını, oksijen üretimi ve karbon tutma açısından bu alanların kritik önemde olduğunu vurguladı. "Deniz ekosistemi açısından son derece önemli bir yere sahipler" İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi EfxINNOs Projesi Türkiye Lideri Prof. Dr. Yelda Aktan ise çocuklarda farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, "Çocuklara ulaşmak için yaptığımız çalışmalarda, su altı yaşamının ne kadar önemli olduğunu anlatmak istedik. Çünkü ancak onu tanırsak koruyabiliriz. Çocukları sektör temsilcileri ve alanında uzman hocalarla aynı masalarda buluşturmayı hedefledik. Burada görüntüler alacağız. Çocuklara su altı yaşamını göstereceğiz, deniz çayırlarının ne olduğunu anlatacağız. Genellikle denizde yaşayan bitkiler insanlar tarafından ‘yosun’ olarak adlandırılıyor ve sanki istenmeyen bir şeymiş gibi görülüyor. Oysa deniz ekosistemi açısından son derece önemli bir yere sahipler" ifadelerini kullandı. "Yaptığımız çalışmalarda deniz altında çok zengin bir canlı çeşitliliği olduğunu gördük" Körfezdeki iyileşme sürecini yakından takip ettiklerini belirten Denizbilimci Dr. Ayşe Gazihan da şu değerlendirmede bulundu: "Denizimizde çok güzel deniz çayırları var ve oldukça zengin bir tür çeşitliliğine sahibiz. Körfezi iyileştirmek için yürütülen çok büyük projeler ve önemli gelişmeler var. Biz de bunları yakından gözlemliyoruz. Özellikle yaptığımız çalışmalarda deniz altında çok zengin bir canlı çeşitliliği olduğunu gördük. Bugün de hep birlikte bu güzellikleri, çocuklarla birlikte göreceğiz."