EKONOMİ - 03 Ekim 2025 Cuma 11:00

Şırnak’ta 5 bin dekar alandan 300 ton susam rekoltesi bekleniyor

A
A
A
Şırnak’ta 5 bin dekar alandan 300 ton susam rekoltesi bekleniyor

Şırnak’ın Kumçatı bölgesinde çiftçiler, tescilli Dergul tahininin ham maddesi olan susamın hasadına imece usulü başladı. Bu yıl 5 bin dekar alanda ekili susamdan 300 tonun üzerinde rekolte bekleniyor.


Mayıs-haziran döneminde ikinci ürün olarak ekimi yapılan susam, eylül-ekim aylarında imece usulüyle geleneksel yöntemlerle hasat ediliyor. Çiftçiler, aileleri ve komşularıyla orakla biçip demetledikleri susamları güneş altında yaklaşık 2 hafta kuruttuktan sonra dövme işlemine alıyor. Türk Patent ve Marka Kurumunca 2023 yılında coğrafi işaret ile tescillenen, tarihi su değirmenlerinde hazırlanan Dergul (Kumçatı) tahinine rağbet artınca yöredeki çiftçiler, bu yıl 5 bin dekar alanda ikinci ürün olarak susam ekimine ağırlık verdi. Kumçatı beldesi ve civar köylerinde Gabar ve Cudi Dağı eteklerindeki arazilerde üreticilerin oraklarla imece usulü ile yaptığı susam hasadına Tarım ve Orman İl Müdürü Oktay Sezgin de eşlik etti. Sezgin, İHA muhabirine yaptığı açıklamada bu yıl 5 bin dekar alan üzerinde ikinci ürün olarak ekimi gerçekleştirilen susam hasadından 300 ton rekolte beklediklerini ifade etti. Sezgin, "Kumçatı bölgesindeki çiftçilerimiz bu yıl susam hasadına başladı. Mayıs-haziran döneminde ikinci ürün olarak bölgemizde ekilişi gerçekleşen susamın eylül-ekim döneminde hasadı yapılmaktadır. Burada hasat işlemi geleneksel usulle devam etmektedir. Bölgemizdeki çiftçilerimiz, aile üyeleri, komşularıyla imece usulüyle arazilere girerek susamlarını hasat etmektedir. Bugün görmüş olduğunuz arazide gün batımına kadar yaklaşık 20 dekarlık arazide susam hasadını hep beraber gerçekleştireceğiz. 2024 yılında Şırnak ili Kumçatı bölgesinde, lokal bir bölgedir burası, 2 bin 500 dekar susam tarımı gerçekleşti. Bu tarımda yaklaşık 175 ton susam elde ettik. Bununla beraber o bölgede ticarete konu oldu. Şırnak Dergul tahini olarak coğrafi işaret alan tahinimizin ham maddesi bölgede üretilmektedir. Susam, bu bölgede yetişmekte, bu bölgede su değirmenlerinde öğütülerek tahin haline gelmektedir. Coğrafi işareti almasıyla beraber hem bölgemizde hem de ülkemizde Şırnak Dergul tahini tüketimi artmıştır. Bu artışa bağlı olarak da 2025 yılında ekiliş alanımız 5 bin dekara ulaşmış, bu yıl da 300 tonun üzerinde bir rekolte elde etmeyi hedeflemekteyiz" dedi.


Tahin üretiminin özellikle kırsalda yaşayan kadınlara ve aile ekonomisine önemli katkı sağladığını aktaran Sezgin, "Tüketimi artan Şırnak Dergul tahini, hem bölgede hem de bölge dışında ticarete konu olmakta. İlimizde kadınlarımıza, aile ekonomisine, köylümüze, ticari anlamda katma değerli bir şekilde hane halkına değer getirmektedir. Köylülerimiz susamları hasat etmekte ve demetler oluşturmaktadır. Güneşte yaklaşık 2 hafta kuruduktan sonra dövme işlemi gerçekleştirerek, susamlar tamamen harman edilmiş olacak. Daha sonra bunun tahine giden yolculuğu başlayacaktır" ifadelerini kullandı.


Çiftçi Selahattin Demir ise susam hasadının şenlik havasında geçtiğini belirterek, "Susam hasadı imece usulü yapılıyor. Kendi akrabalarımız, komşularımızla birlikte eğlenerek, şarkı söyleyerek, piknik yaparak yapıyoruz, orakla biçiyoruz. Burada biçerdöver kesinlikle girmiyor, hiçbir makine girmiyor. Tamamıyla elle yapılıyor. Bunlar kurutulduktan sonra dövülerek soyulması, kurutulması, taşta kavrulması, ondan sonra değirmende öğütülmesi işlemleri var. Bunlar zaten sırayla yapılıyor" şeklinde konuştu.



Şırnak’ta 5 bin dekar alandan 300 ton susam rekoltesi bekleniyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kütahya TOBB Kütahya OSB MTAL’de Bilim Fuarı TOBB Kütahya Organize Sanayi Bölgesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi tarafından düzenlenen 4006 Bilim Fuarı, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Bilim fuarının açılışı; Kütahya Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, KÜTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emin Yüce, Kütahya OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Alper Olgun, İl Milli Eğitim Müdürü Mustafa Yılmaz, Kütahya OSB Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Tava ile Fatih Karabulut ve Kütahya OSB Bölge Müdürü Tunahan Ergin’in katılımıyla gerçekleştirilen kurdele kesimiyle yapıldı. Açılışın ardından protokol üyeleri, öğrenciler tarafından hazırlanan projeleri tek tek inceleyerek çalışmalar hakkında bilgi aldı. Öğrencilerin bilimsel düşünme, araştırma ve üretme becerilerini ortaya koyduğu projeler, katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı. Fuar kapsamında sergilenen projelerin teknoloji, çevre, enerji, yazılım ve günlük yaşamı kolaylaştırmaya yönelik birçok farklı alanda hazırlanması dikkat çekti. Öğrencilerin yenilikçi fikirleri ve teknik becerileri ziyaretçilerden tam not aldı. Kütahya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu, mesleki eğitimin önemine dikkat çekerek gençlerin bilim ve teknolojiye yönelmesinin Türkiye’nin üretim gücü açısından büyük değer taşıdığını ifade etti. Öğrencilerin ortaya koyduğu projelerin gurur verici olduğunu belirten Eskioğlu, emeği geçen öğretmen ve öğrencilere teşekkür etti.
İstanbul Migros’tan 57 bin hanenin ihtiyacına eş değer temiz enerji gücü Migros, geçtiğimiz üç yılda yaptığı 2 milyar TL’yi aşkın GES yatırımıyla, sahip olduğu güneş enerjisi santrallerinin toplam kurulu gücünü 105,3 MWp’ye çıkardı. Migros böylece, yıllık enerji ihtiyacının yüzde 24’ünü kendi kurduğu güneş enerjisi santrallerinden karşılar duruma geldi. Migros; yenilenebilir enerji yatırımları kapsamında İzmir, Adana ve Muğla’daki güneş enerjisi santrallerine 2025 yılında Kırşehir, Malatya Yazıhan, Erzurum Pasinler, Erzincan Tercan ve Ağrı Eleşkirt’teki güneş enerjisi santrallerini ekledi. Türkiye genelinde toplam 1.000 dönümlük bir alana yayılan GES projelerinin toplam kurulu gücü 105,3 MWp seviyesine yükseldi. Şirket, böylece yıllık enerji ihtiyacının yüzde 24’ünü kendi kurduğu güneş enerjisi santrallerinden karşılar duruma geldi. 57 binin üzerinde hanenin ihtiyacına eş değer enerji üretiyor Migros’un devredeki tüm güneş enerji santralleri, 1 milyon metrekarelik alana ulaştı. Bu santrallerde 183 bin 650 adet yüksek teknoloji panel kullanıldı. Migros’un kurduğu santraller, 57 binin üzerinde hanenin ihtiyacına eş değer enerjiyi tek başına karşılamaya yetecek seviyeye ulaştı. Diğer taraftan, bu santraller ile çevresel açıdan da değerli kazanımlar elde ediliyor. Şirketin güneş enerjisi santralleri yıllık 81 bin tonu aşkın karbon emisyonunun önüne geçecek. Şirket, yenilenebilir enerji alanında attığı bu adımlar ile milyonlarca ağacın karbon tutma kapasitesine eş değer bir etki oluştururken, enerji ihtiyacını daha sürdürülebilir ve ekonomik biçimde karşılamayı hedefliyor. "Migen olarak hedefimiz uçtan uca ve verimli yenilenebilir enerji çözümleri sunmak" Migros’un GES projelerinin koordinasyonunu sağlayan, enerji verimliliği ve enerji çözümleri alanında yüzde yüz iştiraki Migen Enerji ve Elektrikli Araç Şarj Hizmetleri A.Ş’nin Genel Müdürü Şevki Tuncer, Migros’un geçtiğimiz üç yılda yaptığı 2 milyar TL’yi aşkın GES yatırımıyla bu alanda güçlü bir şekilde büyümeyi sürdürdüğünü belirtti. 8 ildeki 11 güneş enerjisi santralinin, Migros’un karbon emisyonunu 2030’a kadar yüzde 42 azaltma ve 2050’de karbon net sıfır hedefi için önemli bir adım olduğunu vurgulayan Tuncer, "Bu alandaki tecrübemizi, müşterilerimizden tedarikçilerimize ve iş ortaklarımıza, tüm ekosistemimizde yaygın hale getiriyoruz. Migen olarak hedefimiz uçtan uca ve verimli yenilenebilir enerji çözümleri sunmak. Enerji tedariğinden temiz enerji yatırımlarına, elektrikli araç şarj istasyonlarından ortak verimlilik projelerine yenilikçi çözümler geliştirmeyi sürdüreceğiz" dedi.
İstanbul Tiroid hastalıkları ve demir eksikliği, mevsimsel depresyona neden olabilir Mevsim değişiklikleri birçok insanın ruhsal durumunu olumsuz şekilde etkileyebiliyor. Özellikle vardiyalı çalışanları, depresyon geçmişi olanları, tiroid hastalığı ya da demir eksikliği bulunanları bu konuda uyaran Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Oya Bozkurt, mevsim geçişlerini daha kolay atlatmanın yollarını anlattı. Mevsim geçişlerinde gün ışığının süresinin ve sıcaklıkların değişmesi, ruh sağlığında da bazı etkilere neden olabiliyor. Özellikle bahar aylarında, aşırı mutluluk durumu yaşanabildiği gibi ‘bahar depresyonu’ da meydana gelebiliyor. Medicana Ataköy Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Oya Bozkurt, bahar depresyonunun nasıl meydana geldiğini anlattı. "Bazı insanlarda biyoritim uyumlanmakta zorlanıyor" Bozkurt, "Mevsim değişiklikleriyle birlikte ısı değişiyor, sıcaklık değişiyor, günün miktarı azalıyor veya artıyor. Bu duruma bizim uyumlanmamız gerekiyor. Bunun için de biyoritmimiz devreye giriyor. Biyoritmimiz buna uyumlanıyor ama bazı insanlarda bu ritimde bazı sorunlar olabiliyor. İşte o zaman bazı sorunlar ortaya çıkıyor. Bahar girişlerinde havadaki iyon dengesinin bozulması, bizim bu hava değişiklikleriyle birlikte yorgun ve bitkin hissetmemize sebep olabiliyor. Ama bu genellikle birkaç hafta sürüyor. Bu uzun sürmeye başlarsa daha ciddi bir şeyden bahsedebiliriz. Çünkü mevsim dönüşlerinde depresyon, iki uçlu duygu durum bozuklukları, panik bozukluk gibi anksiyete bozuklukları, yeme bozuklukları, uyku bozukluklarının arttığı görülebiliyor. Özellikle de bu biyoritimle ilgili sorunları olan kişilerde bunları daha fazla görme olasılığımız olabiliyor" dedi. Aşırı melatonin salınımı, kış depresyonuna neden oluyor Mevsim geçişlerindeki depresyonun daha çok kimlerde görülebildiğine dair bilgi veren Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Oya Bozkurt, şu ifadeleri kullandı: "Vardiyalı işlerde çalışanlarda, kadınlarda, D vitamini eksikliği, tiroid bozukluğu, demir eksikliği gibi anemisi olanlarda bu mevsim dönüşleriyle birlikte duygu durumlarında dalgalanmalar ve bozulmalar olabilir. Bunlardan en sık gördüğümüz, depresyon. Aslında bilinenin aksine depresyonu biz daha çok kış aylarında ve sonbaharda görüyoruz. Yazın ve ilkbaharda daha az görüyoruz. Bunun nedenini araştırmışlar. Çevresel faktörler, kalıtsal yatkınlık olabilir. Önceden depresyon öyküsü olanlar ya da ailesinde bipolar bozukluk öyküsü olanlarda daha çok görülüyor. Kış aylarında karanlığın artmasıyla birlikte melatonin (biyolojik saati düzenleyen hormon) salınımı artıyor. Bazı insanlarda bu salınım biraz daha fazla oluyor. Onlarda bitkinlik, yorgunluk, uykuya meyil gibi durumlar daha fazla görülüyor. Bu da bahar depresyonu olarak ortaya çıkıyor. Bahar depresyonunun özelliklerinden biri de biraz fazla uyumaktır. Ya da örneğin karbonhidratlara, şekerli gıdalara yönelme, isteksizlik, mutsuzluk, karamsarlık, uykuyla ilgili problemler hepsi bir arada depresyon olarak kendini gösterir." "Güneş ışığı depresyona karşı en önemli etkenlerden biri" Kadınların mevsimsel geçişlerden daha fazla etkilendiğini belirten Doç. Dr. Oya Bozkurt, "Bu dönemde kadınlar, mevsimsel depresyona erkeklerden 4 kat fazla yatkınlık gösteriyor. Vardiyalı işlerde çalışanlar güneş ışığından daha az faydalanıyorlar, gece çalışıp gündüz uyumak zorunda kalıyorlar. Geçmişte depresyon ya da ailesinde bipolar bozukluk öyküsü olanlar ile D vitamini ve depresyon arasında ilişki olduğu saptanmış. Çünkü D vitamininin de serotonin metabolizmasına etki ettiği görülmüş. Serotonin mutluluk hormonudur. Serotoninin de güneş ışığında salınımının arttığı görülmüştür. O yüzden güneş ışığı bizim için çok iyi bir etken. Tiroid hastalıkları, demir eksikliği anemisi gibi ek hastalığı olan kişilerde de mevsimsel depresyon görülebilir. Ayrıca anksiyete ve panik atak gibi hastalıklara daha önceden yatkınlığı olan kişilerin de mevsim dönüşlerinde hastalıkları alevlenebilir" ifadelerini kullandı. Hastalığı olanlar, belirtilere dikkat etmeli Mevsimsel depresyonu atlatmak için tavsiyelerde bulunan Doç. Dr. Bozkurt, bilinen bir psikolojik hastalığı olanların, mevsimsel depresyon belirtisi görülür görülmez doktora başvurmasını gerektiğini söyledi. Bozkurt, "Ek hastalıkları varsa onların tedavilerini yaptırması gerekir. Mutlaka gün ışığından faydalanmalılar, egzersizler bu anlamda faydalı olacaktır. Eğer gerçekten daha ağır ve tedavi gerektiren bir durumsa fototerapi uygulanabilir. Fototerapide ışık verilerek ve uykusuz bırakılarak melatonin hormonunun salgılanması azaltılıyor. Psikoterapiler ve daha ağır durumlarda ilaç tedavisine geçmek gerekebilir" dedi.
Denizli Anadolu’nun binlerce yıllık ezgileri Pamukkale’de yankılandı Denizli’de düzenlenen "7’den 70’e Sanatın İzinde Hayat Boyu Öğrenme Folklor Rüzgârı" gecesinde Anadolu’nun farklı yörelerine ait halk oyunları sahnelendi. Binlerce yıllık kültürel mirasın dansla buluştuğu gece, izleyenlere unutulmaz anlar yaşattı. Denizli’de yıl boyunca açılan halk oyunları kurslarında eğitim alan kursiyerler ile çeşitli halk oyunları topluluklarının katkılarıyla düzenlenen "7’den 70’e Sanatın İzinde Hayat Boyu Öğrenme Folklor Rüzgârı" gecesi, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Anadolu’nun zengin kültürel mirasını sahneye taşıyan gösteriler, izleyenlerden büyük alkış aldı. Semazen gösterileriyle başlayan programda; çiftetelli, zeybek, Kafkas oyunları, Seymen gösterileri, Teke yöresi oyunları, Şaman dansı ile Âşuk ile Maşuk-Anamur gösterileri izleyicilerle buluştu. Her bir performans, farklı kültürlerin izlerini taşıyan kostümler ve müzikler eşliğinde sahnelendi. Özellikle Ege’nin yiğitlik simgesi olan zeybek gösterileri büyük ilgi görürken, Kafkas danslarının sert ve asil figürleri salonda heyecan dolu anlar yaşattı. Şaman danslarının ritmik ve mistik atmosferi ise izleyenleri adeta Orta Asya’nın kadim kültür yolculuğuna çıkardı. Semazenlerin manevi atmosferiyle birleşen gece, sanat ve kültürün birleştirici gücünü bir kez daha ortaya koydu. Salonun tamamen dolduğu programda vatandaşlar gösterileri cep telefonlarıyla kaydederken, gece boyunca sık sık alkışlar yükseldi. Farklı yaş gruplarından kursiyerlerin aynı sahnede buluşması ise "Hayat B0oyu Öğrenme" anlayışının en güzel örneklerinden biri olarak değerlendirildi. Gecenin sonunda programa katkı sağlayan eğitmenlere, halk oyunları ekiplerine ve organizasyonda emeği geçenlere plaket ile çiçek takdim edildi.
Batman Batman’da 3 metre yüksekliğindeki kar mağaraları hayran bırakıyor Batman’ın Sason ilçesinde bulunan 2973 rakımıyla Güneydoğu’nun çatısı olarak bilinen Mereto Dağı eteklerinde oluşan doğal kar tünelleri ve kar mağaraları, doğaseverlerin ilgi odağı haline geldi. Kış aylarında zirvelerde biriken ve yer yer kalınlığı 10 metreyi aşan karların havaların ısınmasıyla erimeye başlaması ile birlikte 2-3 metre yüksekliğinde kar mağaraları kimi noktalarda 50 metreye ulaşan kar tünelleri oluştu. Mereto zirvesine en yakın köy konumunda olan Kayadibi köyündeki (Purşeng) bu doğal güzellikler bölgede adeta kartpostallık manzaralar ortaya çıkardı. Vadilerden akan kar suları, metrelerce kalınlıktaki kar kütlelerini içten içe eriterek doğal tüneller ve kimi noktalarda kar mağaraları oluşturdu. Bazı bölgelerde ise kar tabakasını delerek yüzeye çıkan suların oluşturduğu küçük şelaleler görenleri hayran bırakıyor. Gürül gürül akan sular ile beyaz kar örtüsünün oluşturduğu eşsiz görüntü, bölgeyi ziyaret edenlerin büyük ilgisini çekiyor. Doğa yürüyüşü yapan gruplar, fotoğraf tutkunları ve maceraseverler bu doğal güzellikleri yakından görmek için bölgeye akın ediyor. Özellikle vadiler boyunca oluşan kar tünelleri ve yüksek kesimlerden süzülen şelaleler, ziyaretçilere adeta görsel şölen sunuyor. Bölgeye gelen vatandaşlar, Mereto’nun her mevsim farklı güzelliklere ev sahipliği yaptığını belirterek ortaya çıkan manzaranın büyüleyici olduğunu ifade etti.
İstanbul Alper Gezeravcı Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonunu ele aldı İstanbul Gelişim Üniversitesi, önemli bir programa ev sahipliği yaptı. "Türkiye’nin İnsanlı İlk Uzay Misyonu: ISS" başlıklı söyleşide Türkiye’nin ilk astronotu Alper Gezeravcı öğrencilerle bir araya geldi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen etkinlikte; Türkiye’nin uzay yolculuğu, Milli Uzay Programı ve savunma sanayisindeki teknolojik gelişmeler ele alındı. Programın açılış konuşmasını İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahri Şahin gerçekleştirdi. Şahin, Türkiye’nin son yıllarda uzay ve havacılık alanında önemli bir ivme yakaladığını belirterek üniversitelerin bu süreçte üstlendiği role dikkat çekti. Açılış konuşmasının ardından söz alan Alper Gezeravcı ise Türkiye’nin uzay çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "TÜRKSAT 6A ile yeni bir aşamaya geçildi" Türkiye’nin yıllar içerisinde önemli bir teknik birikim elde ettiğini belirten Gezeravcı, "BİLSAT, RASAT, İMECE ve GÖKTÜRK uydularının geliştirilmesi, üretimi ve fırlatma operasyonlarında ciddi bir tecrübe seviyesine ulaştık. Nihayetinde de TÜRKSAT 6A ile bu süreç yeni bir aşamaya taşındı. 2018 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin uzay alanında gerçekleştirmek istediği tüm faaliyetleri tek çatı altında yürütmek amacıyla Türkiye Uzay Ajansı kuruldu. Yapılan çalışmalar neticesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli Uzay Programı hazırlandı ve 2021 yılı Şubat ayında kamuoyuyla paylaşıldı" ifadelerini kullandı. Savunma sanayisi ve yüksek teknoloji alanındaki gelişmelere de dikkat çeken Gezeravcı, "F-16 gibi savaş jetlerinin kanadında taşıdığımız hava-hava füzelerini dünyada üretebilen yalnızca 7 ülke var. Bunlardan biri de Türkiye’dir. Elektrikli otomobilini, helikopterini ve uçağını üretebilen dünyada sadece 6 ülke bulunuyor; Türkiye Cumhuriyeti de bunlardan biridir" dedi. "Baz istasyonu teknolojisini üretebilen ülkelerden biriyiz" Türkiye’nin haberleşme teknolojilerinde de önemli bir noktaya ulaştığını ifade eden Gezeravcı, "Cep telefonlarının birbiriyle haberleşmesini sağlayan baz istasyonlarını dünyada üretebilen yalnızca 5 ülke var ve Türkiye de bu ülkeler arasında yer alıyor. Kendi geliştirdiği savaş platformuna, yine kendi geliştirdiği hava-hava füzesini entegre ederek havadaki başka bir hedefi başarıyla vurabilen dünyadaki sayılı ülkelerden biri de Türkiye Cumhuriyeti’dir" şeklinde konuştu. Gezeravcı, söyleşi kapsamında ayrıca Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonu sürecini başından sonuna kadar detaylarıyla anlattı. Eğitim sürecinden fırlatma anına, Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki görevlerinden Dünya’ya dönüş sürecine kadar yaşadığı tüm deneyimleri öğrencilerle paylaşan Gezeravcı, sunumunu uzay yolculuğunun tüm serüvenini aktararak tamamladı. Prof. Dr. Bahri Şahin: "Türkiye son 20 yılda çok önemli mesafe kat etti" Programda konuşan Prof. Dr. Bahri Şahin, Türkiye’nin son 20 yılda uzay ve havacılık alanında önemli bir gelişim ivmesi yakaladığını belirterek, "Geçmişte hayal olarak görülen birçok çalışma bugün somut başarı hikâyelerine dönüşmüş durumda. Türkiye’nin uzay ve havacılık alanında ulaştığı seviye, artık uluslararası ölçekte dikkat çeken bir noktadadır. Alper Gezeravcı’nın gerçekleştirdiği görev ise yalnızca bilimsel bir başarı değil, aynı zamanda gençlerimiz için güçlü bir ilham ve motivasyon kaynağıdır. Üniversite olarak biz de uzay ve havacılık alanına büyük önem veriyor; araştırma ve eğitim altyapımızı bu doğrultuda geliştirmeyi sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. Şahin, sanayi-üniversite iş birliğinin önemine de dikkat çekerek, "SAHA İstanbul 2026 Fuarı kapsamında imzaladığımız 6 farklı protokol ile sanayi kuruluşlarıyla ortak test ve araştırma süreçlerini üniversitemiz bünyesinde yürütmeye başladık. Üniversitemizin akademik bilgi birikimini sanayiye aktarmaya yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu iş birliklerinin, Türkiye’nin uzay ve havacılık vizyonuna önemli katkılar sunacağına inanıyoruz" dedi. Yoğun katılımla gerçekleşen program, İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahri Şahin’in Alper Gezeravcı’ya plaket, Genel Sekreter Doç. Dr. Serdar Egeli’nin ise üniversite adına hazırlanan tabloyu takdim etmesinin ardından öğrencilerle gerçekleştirilen toplu fotoğraf çekimiyle son buldu.