SAĞLIK - 02 Temmuz 2025 Çarşamba 14:31

Yönten: "Daha da güçlenerek devam edeceğiz"

A
A
A
Yönten: "Daha da güçlenerek devam edeceğiz"

Büyük Anadolu Sağlık Grubu’na bağlı hastaneler hizmet sektöründe 30. yılını kutlamaya hazırlanırken, Samsun’daki tüm sağlık hizmetlerini tek çatı altında birleştirmek suretiyle güçlenerek hizmetlerine devam ediyor.


Büyük Anadolu Sağlık Grubu ilk hastanesini 1995 yılında İstanbul Şirinevler’de açtı. 1997 yılında Samsun’da hizmete açtığı hastane ile özel sağlık hizmetlerine farklı bir boyut kazandıran grup, uzun yıllardır kaliteli, güvenli ve aile sıcaklığında hizmet sunmaya devam etti. Köklü tecrübesi ile 30. yılına giren Büyük Anadolu Sağlık Grubu’na bağlı Samsun Hastaneleri, artık Samsun’daki tüm sağlık hizmetlerini tek çatı altında birleştirmek suretiyle güçlenerek hizmetlerine devam ediyor.


Sağlık için dokundukları hayatlar ve herkese güzel hatıralar bırakmak için yola çıktıklarını ifade eden Büyük Anadolu Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Opr. Dr. Yakup Yönten, 30. kuruluş yıldönümüne ilişkin yaptığı açıklamada, "Büyük Anadolu Sağlık Grubu olarak Samsun’da sundukları hizmete, uzun yıllara dayanan deneyim ve köklü sağlık hizmeti geleneği ile yeni, güvenilir, fark oluşturan anlayışla ve daha da güçlenerek devam edeceğiz" dedi.



"Uzman kadroları ile sağlık teknolojisini birleştiren bir hastane olarak hizmet vermeye devam ediyoruz"


Opr. Dr. Yakup Yönten, "Samsun’da 1997 yılında sağlık hususunda attığımız temeller üzerine güvenle inşa ettiğimiz sağlık alanlarımız ve düşüncelerimiz 30. yılda farklı hayaller ve hedeflere dönüşüyor. Uzman kadrolarımız, hasta odaklı yaklaşım ve hasta memnuniyetimiz, şehrin en seçkin noktalarından birinde bulunan hastanemiz, merkezi konumuyla kaliteli sağlık hizmetine erişebilirliği arttırıyor. Hastanemiz yeni yapılandırılan poliklinik ve yataklı servis alanları ile hasta ve hasta yakınları için yüksek konfor sunmakta, deneyimli, çağdaş, yenilikleri takip eden uzman kadroları ile sağlık teknolojisini birleştiren bir hastane olarak hizmet vermeye devam etmektedir" ifadelerine yer verdi.



Hasta odaklı olan hizmet anlayışı


Sağlık turizmi alanında da iddialı olduklarını ve hasta odaklı hizmet anlayışı ile çalışmalarını sürdürdüklerini kaydeden Opr. Dr. Yönten, "Hastanelerimizde hasta ve hasta yakınlarımız için en iyi hizmet ve yüksek konfor sunacak şekilde düzenlediğimiz iç mekanlar, hizmetin hastalarımıza daha kaliteli, kesintisiz ve sorunsuz ulaşabilmesi amacıyla ve çalışanlarımız da düşünülerek yeniden dizayn edildi" diye konuştu.



Uluslararası sağlık hizmetleri


‘Sağlık Turizmi Yetki Belgesi’ ile belgelendirilen Samsun ve Darıca Hastanelerinin sağlık turizmi için gerekli tüm altyapı ve konsepte haiz olduğunun altını çizen Yönetim Kurulu Başkanı Opr. Dr. Yakup Yönten, "Samsun ve Darıca’nın merkezinde bulunan hastanelerimiz, mevcut lokasyonları itibarıyla uluslararası havaalanlarına çok yakındır. Bu bağlamda hastanelerimiz kuruluşlarından itibaren sağlık turizmi için gereken şartları sağlamış ve sağlık turizmine tam kapasite ile hizmet verir hale getirilmiştir" şeklinde konuştu.



"Hastanelerimiz, tıbbın birçok dalında hizmet verecek şekilde planlandı"


Hastane mimarisini konforla birleştirdiklerini belirten Opr. Dr. Yakup Yönten, "Büyük Anadolu Samsun Hastanemiz mimari ve yenileme açısından projelendirilerek, hastalarımızın ve yakınlarının konforu düşünülerek yeniden düzenlenmiştir. Hastanelerimiz tıbbın birçok dalında hizmet verecek şekilde planlandı. Samsun’da 1997 yılından beri hizmet veren Büyük Anadolu Samsun Hastanemize ilaveten ikinci hastanemizi de Büyük Anadolu Samsun Meydan Hastanesi olarak 2008 yılında hizmete açtık ve bugüne kadar kalitemizden ödün vermeden, güveni ve aile sıcaklığını merkeze alarak hizmetimize devam ettik. Bilinmelidir ki özel ya da kamu hastaneleri Sağlık Bakanlığı’nın yönetmelikleri çerçevesinde sağlık hizmeti sunmaktadır. Bakanlık tarafından yayınlanan yönetmelikler tüm hastaneler açısından uygulanması gereken kurallar içermektedir. 31 Ocak 2025 tarihli Özel Hastaneler Yönetmeliği’ne göre Meydan lokasyonunda bulunan hastanemizin bina yapısı yeni yönetmeliğe uygun bulunmamış, bu nedenle Meydan Hastanemiz yönetmelikler gereği tahliye edilerek İstasyon mevkiinde bulunan hastanemizin çatısı altında toplanmış, Büyük Anadolu Samsun Hastanesi adıyla hizmet vermeye devam etme kararı alınmıştır. Hangi lokasyonda olursa olsun sunduğumuz sağlık hizmeti hastalığa değil, hastaya odaklı olarak devam edecektir" ifadelerine yer verdi.


Opr. Dr. Yakup Yönten, açıklamalarını şöyle tamamladı:


"İyileşmenin yolunun iyi hissetmek ve hissettirmekten geçtiğinin bilinciyle 30 yıldan bu yana kaliteyi ve güveni hastalarına, hasta yakınlarına ve çalışanlarına hissettiren bir kurumun yönetim kurulu başkanı olarak, bizlere güvenen Samsun ve bölge halkına, hastalarımıza ve yakınlarına, kıymetli hekimlerimiz ve çalışanlarımıza, iş birliği yaptığımız kamu ve özel kurumlarımıza, sağlık hizmeti sunarken birlikte yol yürüdüğümüz tüm tedarikçi ve paydaşlarımıza kendim ve hastanelerimizin tüm çalışanları adına teşekkür ederim. Büyük Anadolu Sağlık Grubu, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm özverisiyle değerli misafirlerine kaliteli ve güvenli sağlık hizmeti sunmaya devam edecektir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Bayburt’ta Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu mezarlık tarihe ışık tutuyor Bayburt’ta, Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu Kara Yülük Osman Bey’in babası Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu Çayıryolu köyü mezarlığı, taşıdığı tarihi ve kültürel değerle dikkat çekiyor. Tarihi kayıtlara göre, Hacı Bey ve Fahreddin Kutlu Bey olarak da bilinen Kutlu Bey, Bayburt’un eski adı Sünür olan Çayıryolu köyünde kendi adına cami ve zaviye yaptırdı. Bu eserlerin yaşatılması için vakıflar kuran Kutlu Bey’in vakıf giderlerinin Bayburt ve Erzincan’a bağlı bazı köylerden karşılanması kararlaştırıldı. Sünür köyünün, Akkoyunluların Anadolu’da ilk yurt tuttukları yerleşimlerden biri olduğu, türbe ile caminin geçmişte külliye özelliği taşıdığı kaynaklarda yer alıyor. Cami ile türbe arasında yaklaşık 30 metre uzunluğunda bir koridor ve buraya açılan kubbeli medrese odalarının bulunduğu ancak bu yapılardan bugünlere iz kalmadığı aktarılıyor. Kutlu Bey ya da Hacı Bey vakfına ilişkin en eski kayıtların 1530 yılına kadar uzandığı kayıtlarda bulunuyor. Evkaf Nezareti defterlerinde de vakfın ’Sinür Hacı Bey zaviyesi ve cami-i şerifi vakfı’ adıyla yer aldığı ifade ediliyor. Bayburt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyelerinden Dr. Öğr. Üyesi Erdem Saka, Bayburt Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Murat Okutmuş ile birlikte Çayıryolu köyündeki tarihi mezarlıkta incelemelerde bulundu. Bölgenin en büyük mezarlıklarından biri olarak gösterilen alanın, Bayburt’un kadim tarihini yansıtan önemli değerler arasında yer aldığını söyleyen Saka, mezarlığın korunması gereken kültürel miras niteliği taşıdığını dile getirdi. Akkoyunluların Oğuzların Bayındır boyuna mensup olduğunu hatırlatan Saka, Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu mezarlığın yalnızca bir defin alanı olmadığını, aynı zamanda bölgenin kültürel hafızasını taşıyan tarihi bir belge niteliğinde olduğunu vurguladı. "Bu mezarlık adeta tarih kokuyor" Mezarlıklardaki taşların bulunduğu yerin geçmişine ışık tuttuğunu belirten Saka, "Akkoyunlu Devleti’nin kurucusu Kara Yülük Osman Bey’in babası Hacı Kutlu Bey’in türbesinin bulunduğu mezarlıktayız. Bu mezarlık Bayburt’a bağlı Sünür, yeni adıyla Çayıryolu köyünde bulunmakta olup bölgenin en büyük mezarlıklarındandır. Akkoyunluların Oğuzların Bayındır boyuna bağlı olduklarını söylemekte fayda var. Bu mezarlık adeta tarih kokmaktadır" dedi. Saka, mezar taşlarının bölgenin tarihi açısından önemli veriler taşıdığını belirterek, "Mezarlıklar bulunduğu yerin tapusu hüviyetindedir. Taşların oldukça eski zamanlara ait olduğunu anlamak mümkündür" diye konuştu. Koç başlı mezar taşları bugün yerinde yok Yaklaşık 30 yıl öncesine kadar mezarlıkta koç başlı mezar taşlarının bulunduğuna dair haber kayıtları olduğunu aktaran Saka, bugün alanda bu taşlara rastlanmadığını, bazı kırık taş parçalarının koç gövdelerini andırdığını söyledi. Mezar taşlarının kültürel kimliğin ve tarihsel sürekliliğin önemli unsurları arasında yer aldığını ifade eden Saka, "Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Murat Okutmuş tarafından yapılan haberle, yaklaşık 30 yıl öncesine kadar bu mezarlıkta koç başlı mezar taşlarının bulunduğu sabittir. Bu da mezarlığın ne kadar kadim dönemlere ait olduğunu ve kadim Türklere ait izler taşıdığını gösteren hususlardan biridir. Günümüzde burada bulunan koç başlı mezar taşlarının hiçbirinin yerinde olmadığını fakat bazı kırık taşların koçların gövdelerini andırdığını söyleyebilirim" şeklinde konuştu. İspir’deki tarihi mezarlıkları hatırlattı Bayburt ve çevresindeki tarihi mezarlıkların Türk kültür tarihi açısından ayrı bir yere sahip olduğunu bildiren Saka, Çayıryolu köyündeki mezarlığın büyüklüğü ve taşıdığı izlerle dikkat çektiğini kaydederek, benzer yapıların İspir’deki eski mezarlıklarda da gördüğünü anlattı. Saka, Erzurum’un İspir ilçesine bağlı Paşeke köyündeki eski mezarlıkları da örnek göstererek, "Bu kadar büyük, ihtişamlı ve tarih kokan bir mezarlığı İspir taraflarında Paşeke köyünde görmüştüm. Orada da dikkatimi çeken, oldukça eski mezar taşları vardı. Bu bölgenin ne kadar kadim bir tarihi olduğunu göstermekle birlikte mezarlıklar, bölgelerin tarihiyle birlikte kültürünü ve sanat anlayışını yansıtan en önemli değerlerden biridir" dedi. "Kültürel miras gelecek nesillere taşınmalı" Tarihi mezar taşlarının korunması gerektiğini vurgulayan Saka, bazı taşların kırık halde bulunmasının üzücü olduğunu söyleyerek, bu durumun kasıtlı olup olmadığının bilinmediğini ifade etti. Saka, "Bu mezar taşlarının elbette kasıtlı olarak kırılıp kırılmadığını bilmiyoruz. Fakat özellikle İspir yöresinde bazı mezar taşlarının Ermenistan’a götürüldüğü ve bunların kendilerine ait olduğu yönünde iddialara konu edildiğine dair değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu kültürel unsurları koruyarak sonraki nesillere taşımak, bölgenin tarihi kimliğini geleceğe aktarmak açısından elzemdir" diyerek konuştu.
Van Van Gölü’nün "gümüş" balıkları ekiplere emanet Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle başlattığı zorlu yolculuk devam ederken, Van İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesindeki ekipler kaçak avcılığı engellemek amacıyla denetimlerini sıkılaştırdı. Dünyada sadece Van Gölü havzasında yaşayan ve her yıl üreme döneminde tatlı sulara göç eden inci kefalini korumaya yönelik çalışmalar aralıksız sürüyor. 15 Nisan’da başlayan ve 15 Temmuz’a kadar sürecek olan av yasağı kapsamında; İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri göç yollarında tam zamanlı denetim yürütüyor. Gündüz saatlerinde akarsu mansap bölgelerinde gerçekleştirilen denetimlere katılan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, inci kefalinin bu yılki göç yoğunluğuna dikkat çekerek, kaçak avlanma konusundaki uyarılarını yeniledi. "Saha kontrollerimizi sürdürüyoruz" Konuya ilişkin konuşan İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, inci kefali popülasyonundaki artışın sevindirici olduğunu belirtti. İl Müdürü Şişman, "İnci kefalinin şu an üreme mevsimi. 15 Nisan’da başlayan av yasağımız devam ediyor. Biz de İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri olarak saha kontrollerimizi sürdürüyoruz. Özellikle kaçak avlanma ve kaçak ağ bırakma durumlarının tespiti için sürekli sahadayız. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasındaki üreme mevsiminde balığımızı rahat bırakırsak, emin olun bir sonraki nesil daha gür ve daha bol olacak. Biz de bunun için uğraşıyoruz. Taze balığın avlanması, nakledilmesi ve tüketilmesi yasaktır. Buradan halkımızı tekrar uyarmak ve bilinçlendirmek isterim" dedi. "Ekiplerimiz sahada sabahlara kadar nöbet tutuyor" Ekiplerin sahada 7 gün 24 saat esaslı çalışma yürüttüğünü dile getiren Şişman, "Tatlı suların gölle buluştuğu noktalarda, sazlık alanlarda yoğun bir balık popülasyonu yumurta bırakmak için hareket ediyor. Tam da mevsimindeyiz. Popülasyonda bir artış da söz konusu. Ekiplerimiz sahada sabahlara kadar nöbet tutuyor. Balıklar, yaklaşık bir hafta boyunca tatlı sularda yumurta bırakmak için çabalıyor ve ardından göle geri dönüyor. Biz de bu süreçte mümkün mertebe kaçak avlanmanın önüne geçmek için mücadelemizi sürdürüyoruz" diye konuştu.