GÜNDEM - 23 Ocak 2026 Cuma 13:35

Çay ocağında gizlenmiş ‘Esnaf Müzesi’

A
A
A
Çay ocağında gizlenmiş ‘Esnaf Müzesi’

Sakarya’nın Adapazarı ilçesinde yaklaşık 30 yıldır çay evi işleten bir esnaf, dükkanının duvarlarını adeta bir şehir müzesine dönüştürdü. Yarım asra yaklaşan meslek hayatı boyunca yolu dükkanından geçen yaklaşık 3 bin esnafın fotoğrafını çerçeveletip asan esnaf, çarşının hafızasını duvarlarında yaşatıyor.


Sakarya’nın en eski ticaret merkezlerinden biri olan Uzun Çarşı’da hizmet veren Selahattin Ankıt, eşiyle gittiği yurt dışı gezisinde bir restoranda gördüğü fotoğraftan esinlenerek 17 yıl önce başladığı bu geleneği bugün dev bir koleksiyona dönüştürdü. Dükkanın duvarlarında yer bırakmayacak şekilde her santimetreyi kaplayan fotoğraflar arasında; hayatını kaybeden eski esnaflardan, bugün hala çarşıda ter döken ustalara kadar binlerce yüz bulunuyor.


"Yaklaşık 3 bin fotoğrafım var"


Yıllar içinde biriktirdiği 3 bini aşkın fotoğraftan ilkini, yemek yediği bir restoranda gördüğü bir resimden esinlenerek astığını belirten Ankıt, "Eşimle beraber köftecide yemek yerken bir resim gördüm. Ona istinaden çay ocağıma yavaş yavaş esnafın, arkadaşın, eş dostun resimlerini astım. Kafamda böyle bir tasarım vardı, onu gerçekleştirdim. En eski fotoğrafım 17 senelik, bir esnaf fotoğrafı. Talep arttıkça sevindik ve o talebe karşılık verdik. Dükkanımın metrekaresi az olduğu için bu kadar oldu. Metrekarem fazla olsaydı daha çok yapabilirdim. Her isteyenin fotoğrafını asıyorum. Bir kriter yok. Yaklaşık 3 bin, 3 bin 500 fotoğrafım var" dedi.


"Bende çay ve fotoğraf hastalığı var"


Çayın ve fotoğrafların hayatında çok farklı bir yeri olduğunu belirten Ankıt, "Çay işi benim işim. Çayı seviyorum, çocukluğumdan beri yapıyorum. Çay ve fotoğraf hastalığım var. Çayı düzgün yapmaya özen gösteriyorum. Kahvem ve çayım meşhurdur. Benim çok sevdiğim bir ağabeyim var, ismi İbrahim. O masayı ona ayırdım. Geldiğinde masasına oturur, revize gibi bir şey yani. Adapazarı’nda böyle bir şey yapan ilk benim. Çarşımıza renk kattığını biliyorum. Çay ocakları yavaş yavaş tükeniyor diyebilirim ama biz bunu resimlerle gelen tebrikler ile yaşatmaya çalışıyoruz. Bu fotoğraflarla Uzun Çarşı’nın esnaf kültürünü yaşatmaya çalışıyoruz. Duvarda fotoğrafı olanlardan ölen arkadaşlarımız oluyor, onların fotoğraflarının üzerine ‘Vefat’ yazısını yazıyorum" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa 8 kilo altının kaybolduğu zırhlı araç kazasına ilişkin firmadan açıklama: "Külçelerin bulunacağına dair kanaatimiz tamdır" Bursa’nın Karacabey ilçesi yakınlarında altın sevkiyatı yapan zırhlı aracın yaptığı kazada 8 kilogram altının kaybolmasına ilişkin olarak firma, olayda herhangi bir sabotaj ya da kasıt bulunmadığını, kayıp altınlara ilişkin arama çalışmalarının güvenlik güçleriyle koordineli şekilde sürdüğünü açıkladı. İzmir-İstanbul Otoyolu’nun Bursa’nın Karacabey ilçesi mevkiinde 20 Ocak gecesi altın taşıyan zırhlı aracın karıştığı trafik kazasına ilişkin firma tarafından yazılı açıklama yapıldı. Açıklamada, "Yaşanan olayda herhangi bir sabotaj, kasıt ya da art niyet söz konusu değildir. Kazaya karışan araçta görev yapan personellerimiz, tamamı kendi bünyemizde yer alan güvenilir ve deneyimli çalışma arkadaşlarımızdır. Personelimizin sağlık ve güvenliği şirketimiz için her şeyin önündedir. Meydana gelen bu elim kazada görevli personellerimizin hafif yaralanmalarla kurtulmuş olması en büyük tesellimizdir. Kaza sonrası yapılan kontrollerde araçta taşınan 11 adet 1 kilogramlık külçe altının bir kısmının kazanın etkisiyle aracın iç bölümünde farklı noktalara savrulduğu tespit edilmiştir. Kayıp olduğu değerlendirilen külçelere yönelik arama çalışmaları, hurdaya dönen araç içerisinde ve olay sahasında güvenlik güçleriyle koordineli şekilde titizlikle sürdürülmektedir. Söz konusu külçelerin de bulunacağına dair kanaatimiz tamdır. Süreç, ilgili tüm kurumlarla iş birliği içerisinde şeffaf ve kontrollü biçimde yürütülmekte olup, gelişmeler kamuoyuyla paylaşılacaktır" denildi.
Aydın 4 yılın sonunda valilik, Hisar Camii için adım attı Didim Hisar Mahallesi sınırlarında yer alan ve restorasyonunun tamamlanmasının ardından 2022 Temmuz ayında güvenlik gerekçesiyle kapatılan camii için Aydın Valiliği adım attı. Caminin yeni restorasyon süreci kapsamında, Aydın Valiliği İl Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü’nün 2026 Yılı Yatırım Programı’na 7 milyon TL ödenek dahil edildi. Didim’de 2020 yılında 588 bin 820 TL bedelle ihale edilen yenileme çalışmaları tamamlanan Hisar Camii, 2021 yılında yeniden ibadete açılmasına rağmen, Temmuz 2022’de yapının bir duvarında meydana gelen açılma nedeniyle güvenlik gerekçesiyle cami tekrar ibadete kapatılmıştı. Caminin kapatılması mahalle sakinlerine tepkisine neden olmuştu fakat beklenen haber Aydın Valiliği İl Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü’nden geldi. 2021’de ibadete açıldı 2022’de kapatıldı Yaklaşık iki asırlık geçmişe sahip olan yapı, 1998 yılında kültür varlığı olarak tescil edildi. Geçmişte kilise olarak yapılan ve Cumhuriyetin kurulması sonrasında bölgeye gelen muhacirler tarafından camii olarak kullanılan Hisar Camii için 2020 yılında adım atıldı. 2020 yılında 588 bin 820 TL bedelle ihale edilen yenileme çalışmaları tamamlanmış ve cami 2021 yılında yeniden ibadete açılmıştı. 7milyon ödenek ayrıldı Ancak Temmuz 2022’de, yapının bir duvarında meydana gelen açılma nedeniyle güvenlik gerekçesiyle cami tekrar ibadete kapatıldı. Sorunun giderilmesi ve yapının güçlendirilmesi amacıyla başlatılan yeni restorasyon süreci kapsamında, Aydın Valiliği İl Planlama ve Koordinasyon Müdürlüğü’nün 2026 Yılı Yatırım Programı’na 7 milyon TL ödenek dahil edildi. 4 yıldır kapalı olan camii yerine mahalle sakinleri ibadetlerini caminin arkasında yer alan ve eskiden okul olarak kullanılan atıl bir binada yerine getiriyor. Caminin açılmaması zaman zaman mahalle sakinlerinin tepkilerine neden olmuş ve basın yoluyla yaşanan sıkıntılar dile getirilmişti. Camii için yeniden adım atılması mahalle sakinlerinde memnuniyete neden olurken, çalışmaların ne zaman başlayacağı ise merakla bekleniyor.
Balıkesir AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın’dan Balıkesir Üniversitesine ziyaret AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın, Balıkesir Üniversitesi (BAÜN) Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu’yu makamında ziyaret etti. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Prof. Dr. Hasan Basri Yalçın Balıkesir Üniversitesi’ni ziyaret ederek, Rektör Prof. Dr. Yücel Oğurlu tarafından üniversitede yürütülen akademik ve bilimsel çalışmalar, üniversitenin son dönemde hayata geçirdiği akademik atılımlar ile devam eden bilimsel projelere hakkında bilgi aldı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yalçın ve beraberindeki heyet, ziyaretin ardından Balıkesir Üniversitesi Teknokent’te incelemelerde bulundu. Heyet, Rektör Prof. Dr. Yücel Oğurlu ve BAÜN Teknokent Genel Müdürü Öğr. Gör. Burcu Aydemir’den yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Ziyarette Yalçın’a, AK Parti Balıkesir Milletvekili Ali Taylan Öztaylan, AK Parti MKYK Üyeleri ve İnsan Hakları Başkan Yardımcıları Mehmet Umur ile Arzu Silin Günaydın, AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir, AK Parti Gençlik Kolları MYK Üyesi ve İnsan Hakları Başkanı Pırıl Özçelik eşlik etti. Rektör yardımcıları Prof. Dr. Cevdet Avcıkurt, Prof. Dr. Murt Doğdubay ve Prof. Dr. Fatih Satıl’ın da yer aldığı ziyaret, karşılıklı iyi dileklerin iletilmesiyle sona erdi.
Erzurum ETÜ’lü akademisyen Doç. Dr. Çoşkun’dan, Ortaçağ İran tarihine ışık tutan iki kitap Erzurum Teknik Üniversitesi Tarih Bölümü Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Derya Coşkun’un, Taberistan Melikleri Bâvendîler ile Herât merkezli Kert Hanedanı’nı konu alan iki kapsamlı akademik çalışması yayımlandı. Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Tarih Bölümü Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Derya Coşkun’un Ortaçağ İran coğrafyasındaki yerel hanedanlıkları ele alan iki yeni kitabı okuyucuyla buluştu. Çalışmalar, siyasî tarih kadar sosyal, ekonomik ve kültürel unsurları da merkeze alarak dönemin çok boyutlu bir analizini sunuyor. "Taberistan Melikleri Bâvendîler (44-749 / 665-1349)" adlı eserde, coğrafî yapısı nedeniyle merkezi otoritenin nüfuz etmekte zorlandığı Taberistan bölgesinin tarihsel serüveni ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Bâvendîler’in Sâsânîler’den başlayarak Selçuklular ve Moğollar dönemine uzanan uzun hâkimiyet süreci; askerî stratejiler, diplomatik ilişkiler ve pragmatik siyaset anlayışı çerçevesinde değerlendiriliyor. Kitapta ayrıca Fârim, Sârî ve Âmül gibi şehirlerin ilim, ticaret ve şehircilik açısından bölgesel merkezler hâline geliş süreci de inceleniyor. Coşkun’un ikinci eseri "Herât’tan Yükselen Işık: Kert Hanedanı (643-791 / 1245-1389)" ise Herât merkezli Kert Hanedanı’nın tarih sahnesindeki rolüne odaklanıyor. Gurîler döneminden Moğol hâkimiyetine uzanan süreçte Kert meliklerinin siyasî mücadeleleri, İlhanlılar ve Çağataylılar arasındaki denge politikaları ve bağımsızlık girişimleri kitapta ayrıntılı şekilde ele alınıyor. Eserde, Herât’ın yalnızca bir idare merkezi değil, aynı zamanda kültür ve imar faaliyetleriyle öne çıkan bir şehir hâline gelmesinde Kertler’in katkıları da vurgulanıyor. Her iki kitapta da klasik tarih anlatısının ötesine geçilerek, bölgesel güçlerin uzun süre ayakta kalmasını sağlayan sosyal yapı, ekonomik dinamikler ve kültürel üretim süreçleri değerlendiriliyor. Çalışmalar, Ortaçağ İran tarihi ve İslam dünyasındaki yerel hanedanlıklar üzerine çalışan araştırmacılar için önemli birer başvuru kaynağı niteliği taşıyor.