DÜNYA - 22 Ocak 2026 Perşembe 15:54 | Son Güncelleme : 22 Ocak 2026 Perşembe 15:57

Trump'ın kurduğu Barış Kurulu'nun kuruluş sözleşmesi Davos'ta imzalandı

A
A
A

ABD Başkanı Donald Trump, uluslararası anlaşmazlıkların çözümü için Birleşmiş Milletler ile birlikte çalışacağını duyurduğu Barış Kurulu'nun kuruluş sözleşmesine 19 katılımcı ülkenin temsilcileriyle birlikte imza attı.

Gazze Şeridi'ndeki ateşkes için oluşturulan fakat ABD Başkanı Trump'ın ifadelerine göre Birleşmiş Milletler (BM) ile birlikte çalışarak küresel ölçekte geniş bir rol üstlenecek olan Barış Kurulu'nun kuruluş sözleşmesi imza töreni İsviçre Alpleri'ndeki Davos kasabasında gerçekleştirildi. ABD Başkanı Trump, başkanlığını üstlendiği Barış Kurulu'nun kuruluş sözleşmesine 19 katılımcı ülkenin temsilcileriyle birlikte imza attı. İmza töreni için masaya ilk davet edilen liderler, Donald Trump ile birlikte Bahreyn ve Fas liderleri oldu. İlk imzaların ardından "Barış Kurulu, artık resmen uluslararası bir örgüttür" ifadelerini kullanan Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, Barış Kurulu'nun kurucu üyeleri olarak diğer ülkelerin temsilcilerini de sırayla sözleşmeyi imzalamaya davet etti.

Trump'ın kurduğu Barış Kurulu'nun kuruluş sözleşmesi Davos'ta imzalandı

Trump imza töreninin ardından da katılımcı lider ve temsilcilerin huzurunda BM Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararı uyarınca Barış Kurulu'nun Gazze yetkisini düzenleyen ilk karara imza attı.

Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Fidan temsil etti

Törende Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil ederken, sözleşmeye imza atan liderler arasında Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Bulgaristan Başbakanı Rosen Jelyazkov, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Paraguay Devlet Başkanı Santiago Pena, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al-Thani, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev ve Moğolistan Başbakanı Gombojav Zandanshatar da yer aldı.

Trump'ın kurduğu Barış Kurulu'nun kuruluş sözleşmesi Davos'ta imzalandı

Beyaz Saray 21 ülkeyi açıkladı

Beyaz Saray, ABD'nin yanı sıra Barış Kurulu'na katılan ülkeleri kamuoyuyla paylaştı. Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre, kurulda "Türkiye, Bahreyn, Fas, Arjantin, Ermenistan, Azerbaycan, Belçika, Bulgaristan, Mısır, Macaristan, Endonezya, Ürdün, Kazakistan, Kosova, Moğolistan, Pakistan, Paraguay, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Özbekistan" yer aldı.

Trump'ın kurduğu Barış Kurulu'nun kuruluş sözleşmesi Davos'ta imzalandı

Trump öncülüğündeki Barış Kurulu'nun Birleşmiş Milletler'e alternatif bir yapı olacağına ilişkin spekülasyonlar devam ederken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimi üyelerinden hiçbiri henüz kurula katılmayı taahhüt etmedi. Rusya, teklifin incelendiğini açıklarken, Fransa daveti reddetti. İngiltere, şimdilik katılmadığını açıklarken, Çin ise henüz ülkenin kurulda yer alıp almayacağına ilişkin bir açıklama yayınlamadı.

İbrahim Aydoğan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sancaktepe’de fotoğrafın "Gerçek Hikâyeleri" konuşuldu Sancaktepe Belediyesi Fotoğraf Akademisi tarafından düzenlenen etkinlikte, profesyonel fotoğrafçılar sektörel deneyimlerini paylaştı. Panel sonrası gerçekleştirilen eğitimle katılımcılar teknik bilgilerini tazeledi. Prof. Dr. Necmettin Erbakan Külliyesi, 17 Ocak 2026 tarihinde fotoğraf sanatına dair ilham verici bir panele ve kapsamlı bir eğitime ev sahipliği yaptı. Sektörün ustaları deneyimlerini paylaştı Sancaktepe Belediyesi Fotoğraf akademisi eğitmeni Ekrem Kalkan moderatörlüğünde düzenlenen "Gerçek Hikâyeler ve Gerçek Deneyimler Paneli", fotoğrafın farklı disiplinlerinden bir çok ismi araya getirdi. Muhammed Karagöl, Müyesser Demir Demir, Nisanur Aydın, Rabia Canalp, Rümeysa Yardım, Ümit Çiçek ve Zeynep Damla Ay; mücevherden drone fotoğrafçılığına, moda çekimlerinden özel gün fotoğrafçılığına kadar geniş bir yelpazede mesleki serüvenlerini anlattı. Panelde, teknik aksaklıklarla başa çıkma yöntemlerinden müşteri ilişkilerine kadar pek çok kritik konu ele alınırken; konuşmacıların paylaştığı "unutulmaz mesleki anılar" dinleyicilere duygu dolu ve öğretici anlar yaşattı. Yeni başlayanlar için emeğin ve sürekliliğin önemine vurgu yapıldı. Teknik eğitimle taçlandı Panelin ardından 32 katılımcının yer aldığı teknik eğitim bölümüne geçildi. Ekrem Kalkan; pozlama üçgeni (diyafram, enstantane, ISO), ışık kullanımı ve kompozisyon gibi temel taşları örnek fotoğraflar üzerinden aktardı. Güncel bir ihtiyaç olan mobil fotoğrafçılık konusuna da değinilen eğitimde, katılımcılara cep telefonlarıyla profesyonel sonuçlar almanın püf noktaları uygulamalı olarak gösterildi. Etkinlik, fotoğrafın insan psikolojisi üzerindeki etkisine dair yapılan vurgular ve soru-cevap bölümüyle sona erdi.
Samsun Kadınlarda tıraşsız saç ekimi mümkün: DHI tekniği öne çıkıyor Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, son yıllarda gelişen DHI (Direct hair implantation) tekniği sayesinde kadınlarda hiç tıraş etmeden saç ekiminin mümkün hale geldiğini söyledi. Akbaş, Türkiye’nin saç ekimi alanında dünyada önemli bir merkez konumunda olduğunu vurguladı. Saç ekiminin Türkiye’de en sık yapılan estetik uygulamalardan biri haline geldiğini belirten Prof. Dr. Akbaş, dünyanın dört bir yanından hastaların Türk doktorları ve hastaneleri tercih ettiğini ifade etti. Kadınlardan en sık gelen sorunun "Saç ekimi kadınlarda olur mu" olduğunu dile getiren Akbaş, bu noktada DHI tekniğinin önemli bir avantaj sağladığını kaydetti. "Tıraşsız saç ekimi kadınlar için büyük kolaylık" Kadınlar için saçın kesilmesinin ciddi bir handikap olduğunu söyleyen Akbaş, "DHI tekniğinin gelişmesiyle saçlarını kestirmeden, ekime ihtiyaç duyan kadınlarda rahatlıkla saç ekimi yapabiliyoruz. Bu da kadınların sosyal hayatlarından kopmamalarını sağlıyor" dedi. Saç dökülmesi, şakak açılması ve saç seyrekliğinin kadınlarda ciddi bir özgüven kaybına yol açtığını belirten Akbaş, "Saçın arka kısmındaki donör alan yeterliyse, uygun kadın hastalarda saç ekimi sorunsuz şekilde yapılabiliyor. Tıraş olmadığı için hastalar işlemden kısa süre sonra günlük yaşamlarına dönebiliyor" ifadelerini kullandı. "Doğallık ön planda, iyileşme süresi kısa" DHI tekniğinin hızlı bir işlem olduğuna dikkat çeken Akbaş, "Bu yöntemde doğallık ön plandadır. Mevcut saçlara zarar verilmez, iyileşme süresi oldukça kısadır ve hastalar kısa sürede sosyal hayatlarına geri dönebilir" diye konuştu. "Türkiye saç ekiminde dünya markası" Saç ekimindeki teknolojik gelişmelere de değinen Prof. Dr. Akbaş, "35 yıl önce ilk saç ekimlerini yaptığımızda kadınlarda saç ekimi neredeyse hiç düşünülmüyordu. O dönemde genel anesteziyle, 8 saatte yalnızca 270 greft ekilebiliyordu. Bugün ise gelişen tekniklerle 3 bin ila 6 bin greft arasında saç transferi rahatlıkla yapılabiliyor. Türkiye bu alanda dünyanın en iyileri arasında. Saç ekimi denildiğinde dünyada ilk akla gelen ülkelerden biri Türkiye" dedi.
Antalya Kepez’den bir yılda 6 bin 577 kişiye ücretsiz kanser taraması Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi’nin mobil sağlık tırı, 2025 yılında mahalle mahalle, ilçe ilçe dolaşarak gerçekleştirdiği kanser taramalarıyla 6 bin 577 kişiye HPV, mamografi(MG) ve kolorektal(KL) tarama hizmeti ulaştırdı. Antalya Kepez Belediyesi , ‘Kanserde erken tanı hayat kurtarır’ anlayışıyla sosyal belediyecilik hizmetlerini sağlık alanında da vatandaşların ayağına taşıyor. Bu kapsamda Belediye Sağlık Merkezi’ne bağlı mobil sağlık tırı, 2025 yılı boyunca il genelinde yürütülen kanser taramalarıyla binlerce vatandaşa ulaştı. Sağlık merkezleri önü, mahalleler, ilçeler ve kamu kurumlarında gerçekleştirilen çalışmalar sayesinde HPV, mamografi ve kolorektal kanser taramalarında önemli başarı elde edildi. Kepez ilçe sınırları ve komşu ilçeleri kapsayan taramalara toplam 6 bin 577 kişi katıldı. Bin 953 kişiye HPV taraması, 2 bin 969 kişiye mamografi ve bin 655 kişiye kolorektal kanser taraması yapıldı. Farkındalık çalışmaları Yıl boyunca en fazla yapılan tarama mamografi oldu. Kadınlara yönelik farkındalık çalışmalarının etkisiyle mamografi taramaları toplam taramaların neredeyse yarısını oluşturdu. HPV taramaları özellikle merkez ilçeler ve kadın nüfusun yoğun olduğu bölgelerde öne çıkarken, kolorektal taramalar kırsal ilçelerde ve ileri yaş grubunda yüksek katılım gördü. Antalya’nın her ilçesine ulaştırılan mobil kanser taramalarına en çok katılım Elmalı ilçesinden oldu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği taramaları Muratpaşa ve Korkuteli ilçeleri takip etti. Ayrıca Akseki, Gündoğmuş ve Kumluca gibi ilçelerde nüfusa oranla yüksek katılım dikkat çekti. Kanserle mücadelede farkındalığı artırmak Sosyal belediyecilik anlayışıyla hizmet çalışmalarını yürüttüklerini belirten Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Kanserde erken tanı hayat kurtarır. Mobil sağlık tırımızla 2025 yılı boyunca mahalle mahalle, ilçe ilçe dolaşarak HPV, mamografi ve kolorektal kanser taramaları yaptık. Toplamda 6 bin 577 vatandaşımız taramalara katılarak kendi sağlığı için önemli bir adım attı. Amacımız, her vatandaşımıza erken teşhis imkanını sunmak ve kanserle mücadelede farkındalığı artırmaktır" dedi.
Bursa Nilüferli çocuklar hem eğleniyorlar, hem öğreniyorlar Nilüfer Belediyesi, çocuklar için hazırladığı etkinliklere hem eğlendiriyor, hem de gelişimlerine katkı sağlıyor. Nilüfer Belediyesi’nin, 7-14 yaş arası çocuklar için eğlenceli ve öğretici bir şekilde geçirmeleri için hazırladığı etkinlikler öğrencilerden büyük ilgi gördü. 30 Ocak tarihine kadar sürecek etkinliklerde dönemin stresini atan çocuklar, farklı disiplinlerde kendilerini geliştirme fırsatı buluyor. Pancar Deposu, tatilde tasarım, oyun ve dans meraklılarını ağırlarken, tahta çubuklardan kendi kulelerini tasarlayan öğrenciler, el becerilerini ve hayal güçlerini geliştiriyor. Yapay zeka atölyelerinde, hayallerinde kurdukları bir görseli yapay zeka desteğiyle oluşturan çocuklar, aynı zamanda oyun tasarladı. Çocukların etkinliklerinde başka bir durak da Koza Kütüphanesi oldu. Kütüphane dedektifleri, gruplar halinde rafların arasına gizlenen ipuçlarını takip etti. Dedektif gibi iz süren çocuklar kitaplara ulaşmaya çalıştı. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde bilim meraklısı çocuklar, atölyelerde deneyerek öğrendi. "Bitkilerden Kâğıt Kromatografisi" atölyesinde öğrenciler, bir yaprağın içindeki renkleri ayırarak keşfetti. "Fildişi Macunu Deneyi"nde ise kimyasal tepkime ve gaz oluşumunu renklerin ve köpüklerin eşliğinde hep birlikte gözlemledi. Kodlama atölyesinde ise kodlama dilini öğrenen öğrenciler, yazdıklarıyla neler yapabileceklerini gösterdi. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Karne tatili boyunca oyun, kodlama, tasarım ve drama gibi farklı atölyelerle merkezlerimizde hem öğreniyorlar, hem de eğleniyorlar. Onlar bizim, 10 yıl 20 yıl sonraki geleceğimiz. Onlar milletvekili, öğretmen, belediye başkanı, mühendis gibi bir çok önemli yerlerde bulunacaklar. Bu gibi eğitimlerden yararlanmak isteyen öğrenciler, Pancar Deposuna veya belediyemize de başvurabilir" dedi.
Konya ’Hemen iyi olsun’ derken influenzaya karşı yenik düşmeyin Kış aylarında çocuklarda artan enfeksiyon hastalıklarına dikkat çeken uzmanlar özellikle grip, nezle ve beta enfeksiyonlarına karşı sarı seruma karşı uyarıda bulunurken, önleyici tedbirler ve tedavi yöntemleri hakkında tavsiyelerde bulunuyor. Kış aylarında özellikle çocuklarda artan enfeksiyon hastalıklarıyla çocuk acil servisleri ve polikliniklere en sık başvuru nedenlerinden oluyor. Aileler, ise önlem amaçlı antibiyotik ve sarı seruma yöneldiğini anlatan Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, çocukların ilk olarak el temizliğine dikkat etmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Aslında, eve gelince ellerinin yıkanması gerekiyor ama çocuklarımıza bu alışkanlığı okulda da vermemiz gerekiyor. Sık sık ellerini yıkanmalarını, yine açık havaya gitmelerini, hasta olan arkadaşı varsa birazcık daha dikkat etmelerini, hasta bir çocuk varsa evde yine eğitim verip, mesela hapşırıyorsa ellerine değil de kollarını kullanarak hapşırmasını ve mümkünse de hasta çocukların bir müddet izole edilmesini öneriyoruz" dedi. "Bir aşımız varken de her sene bunun yapılmasını öneriyoruz" İnfluenza ağır seyredebilen, komplikasyonları yüksek olan bir virüs olduğuna dikkat çeken Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Şimdi poliklinik ve başvurumuz arttı ateşi var, nezle, grip gibi şikayetlerle. Bu ne oluyor, çocuk bir ortamda hasta olduğu zaman, arkadaşını ikisini etkiliyor, ikisi dördüne etkiliyor. Bu sefer tekrardan toplamaya başladığı zaman, diğer çocuktan aynı çocuğa enfeksiyon tekrardan geliyor. Ve aile diyor ki, ’çocukluğumuz bir türlü iyileşmiyor’ aslında bir türlü iyileşmiyor değil, bir çok virüs var, farklı farklı virüsle enfekte oluyor. Bu aşamada da elimizde ilaçlarımız, enfeksiyonlar konusuna sınırlı. Sadece şu anda gündemde olduğu için, influenza gibi bir enfeksiyonu korumak için her sene yapılan rutin aşımız var. Bunu da eylül sonu, ekim gibi yapılmasını öneriyoruz. Çünkü influenza gerçekten ağır seyredebilen, komplikasyonları yüksek olan bir virüs. Sadece tabii el yıkamaya gelen önlemleri almak önemli, ama bu aşamada korunabileceğimiz bir aşımız varken de her sene bunun yapılmasını öneriyoruz" şeklinde konuştu. "Çok ciddi alerjik reaksiyonları var" Sarı serumun zararlarına değinen Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Sarı serum, kesinlikle çocuklarda önermiyoruz. Ayrıca, çok ciddi alerjik reaksiyonları var. Bunları çocuklara, hatta kişiye de yapılmasını önermiyoruz. Bunlar çok geçici çözümler. Çocuğun istirahati, dinlenmesi, uykusunu alması, bunlar aslında daha önemli. Halk arasında ya da bizim dediğimiz şu vardır: ’Bir viral enfeksiyon iyileşirse, iyileşmesi 1 hafta sürer’ siz bir şey verseniz de, yani sonuç yine aynı olur. Antibiyotikler ne yapıyor, herkes diyor, ’bir antibiyotik vereyim, rahatlatayım, iyileşsin’ gözüyle bakıyor. Antibiyotikler aslında vücudumuzdaki bakteri öldürürken, iyi huylu bakteri de öldürüyor. Bu yüzden de bizim iç çevremizi bozuyor ve aslında bundan sonraki aşamada antibiyotik ihtiyacımız olduğunda, daha dirençli mikroplarla karşılaşabiliyoruz. O yüzden de gereksiz antibiyotik kullanmak, kesinlikle vücuda zarar" şeklinde konuştu. Antibiyotik kullanımının zamanında yapılmasına değinen Akcan, "Kış aylarında da artan BETA enfeksiyonlarını görüyoruz ve enfeksiyonların kesinlikle antibiyotik tedavi edilmesi gerekiyor. Bunun için de kişi hastalandığı zaman, bir boğaz kültürü gibi bir tetkiki almamız gerekiyor. Çünkü tedavi edilmezse, kalbi bulup, akut romatizma ateşlediğimiz kap romatizmasına neden olabiliyor. Bunun dışında enfeksiyonlar bir şekli başlayıp, arkasından kulak enfeksiyonu dönüyor. Bu durumlarda da antibiyotik kullanmamız gerekiyor" diye konuştu.