SAĞLIK
Uzmanından sınav kaygısıyla ilgili önemli uyarılar 15 Mart 2026 Pazar - 12:17:22 Uzman Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav kaygısının belirli bir düzeyde normal olduğunu ancak yoğunlaştığında öğrencilerin başarısını olumsuz etkileyebileceğini belirterek, doğru destek ve yöntemlerle bu kaygının yönetilebileceğini söyledi. Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav öncesi belirli düzeyde kaygının performansı artırabileceğini ancak yoğun ve kontrol edilemeyen kaygının öğrencilerin hem akademik başarısını hem de psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Kaygının insan yaşamının doğal bir parçası olduğunu ancak özellikle sınav dönemlerinde yoğunlaşan kaygının kontrol edilememesi durumunda bir kaygı bozukluğuna dönüşebileceğini belirten Arı, "Sınav öncesi hissedilen belirli düzeyde kaygı performansı artırabilir. Ancak bu duygu yoğun, sürekli ve kontrol edilemez hale gelirse hem akademik başarıyı hem de psikolojik sağlığı olumsuz etkiler" dedi. Sınav kaygısı nedir? Öğrencinin performansını gerçek potansiyelinin altında göstermesine neden olan yoğun endişe hali olduğunu belirten Arı, özellikle ergenlik dönemindeki öğrencilerde bu durumun daha sık görüldüğünü ifade etti. Psikolog Arı, "Sürekli, ’Ya başaramazsam’, ’Ya rezil olursam’ gibi düşünceler öğrencinin zihnini meşgul eder. Bu durum dikkat ve konsantrasyonu düşürür, bilgiyi hatırlamayı zorlaştırır" diye konuştu. Ne zaman sorun haline gelir? Sınav kaygısının bazı durumlarda profesyonel destek gerektirebileceğini söyleyen Arı, şu belirtilere dikkat çekti: "Günler hatta haftalar önce başlayan yoğun endişe, uykusuzluk, mide bulantısı ve karın ağrısı gibi fiziksel belirtiler, ders çalışmayı sürekli erteleme ya da tamamen kaçınma, sınav anında zihnin boşalması. Sınav kaygısı kısa süreli ve durumsal olabilir ancak bu kaygı hayatın diğer alanlarına da yayılıyorsa ve kişi sürekli bir başarısızlık beklentisi içindeyse, burada kaygı bozukluğundan söz edebiliriz." Ailelere önemli uyarı Klinik uygulamalarda en sık karşılaşılan kaygı sorunlarının yaygın kaygı bozukluğu, panik atak, sosyal kaygı ve obsesif kompulsif belirtiler olduğunu belirten Uzm. Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav dönemlerinin bu rahatsızlıkları tetikleyebildiğini ifade etti. Aile tutumlarının sınav kaygısı üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çeken Arı, "Sürekli başarı odaklı ve kıyaslayıcı bir yaklaşım çocuğun kaygısını artırır. Destekleyici, anlayışlı ve süreç odaklı bir yaklaşım ise kaygıyı azaltır" ifadelerini kullanarak kaygı bozukluklarının tedavi edilebilir olduğunu vurguladı.
15 Mart 2026 Pazar - 10:44 Uzmanlar uyardı: "Önemli olan öfkelenmemek değil, öfkeyi sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir" Uzm. Klinik Psikolog Tülinay Şeçkin, öfke duygusu ile ilgili yaptığı değerlendirmede, önemli olanın öfkelenmemek değil, bu duyguyu sağlıklı bir şekilde ifade edebilmek olduğunu söyledi. Diyarbakır Memorial Hastanesi Uzm. Klinik Psikolog Tülinay Seçkin, öfkenin aslında fizyolojik olarak vücuttaki adrenalin artışıyla ortaya çıkan bir duygu olduğunu aktardı. Uzm. Klinik Psikolog Seçkin, "Biz genelde öfkeyi çok korkunç, kaçınılması gereken bir duygu olarak tanımlıyoruz. Ama aslında öfke diğer duygular gibi sağlıklı bir duygu. Sadece onu ifade etme biçimi yıkıcı ve sağlıksız yapıyor. Çünkü öfkede fizyolojik olarak dediğim gibi adrenalin düzeyinde bir artış oluyor ve beynin amigdala bölgesinde bir uyarı meydana geliyor. Bu da aslında bir savunma duygusu olarak öfkeyi ortaya çıkarıyor. Öfkenin ifade edilme biçiminin sağlıksız olduğunu söyledik. Neden sağlıksız? Çünkü o an buzdağının görünen bir kısmı var. Görünen kısmı öfkeyi yıkıcı yapıyor. Ama biz genelde görünmeyen kısmıyla ilgilenmiyoruz. Görünmeyen kısmı nedir? Öfkenin altında bastırılmış duygular olabilir. Kişi öfkeyi bu şekilde ifade etmeyi öğrenmiş olabilir. Yetersizlik duygusu olabilir veya otorite ve güç duygusu ön planda olabilir. Liderlik duygusu olabilir. Bunların hepsi ya da çok fazla duyguları bastırmak bunu da çok görüyoruz öfkeye sebep olabiliyor. Kültürel olarak da erkeklerde daha fazla görülüyor. Bu da biraz testosteronla alakalı aslında. Onlarda daha yoğun olduğu için testosterondaki dalgalanmalar bu öfkeye daha çok sebep olabiliyor. Tabii kültürel etkenler de var. Erkeğin gücünün baskın olması ve bu şekilde yetiştirilmesi de öfkeyi daha yüksek dozda yaşamalarına sebep olabiliyor" dedi. ’’Hiçbir şey bir nefes beklemeyecek kadar acil değil’’ Öfkeyle nasıl başa çıkılabileceğini anlatan Seçkin, şu ifadeleri kullandı: ’’Öncelikle öfke anında şunu fark etmek gerekiyor, şu an benim öfkelenmem bu sorunu kökünden çözecek mi, ortadan kaldıracak mı? Bunu fark etmeden önce şunu demek gerekiyor, hiçbir şey bir nefes bekleyemeyecek kadar acil değil. Derin bir nefes alıyoruz, 4 saniyede burundan. Burada 4-7-8 tekniği etkilidir. 4 saniye burundan alıp 7 saniye nefesi tutuyoruz. 8 saniyede yavaş yavaş ağızdan veriyoruz. Bu biraz daha sinir sistemini uyardığı için o sürede öfkenin yavaşlamasına ve azalmasına sebep olacaktır. Ondan sonrasında tekrardan az önce söylediğim soruyu soruyoruz. Öfkelenmem bu sorunu çözecek mi? Genelde cevap hayırdır. Ama orada farkındalık önemli. Yani fark ettiğiniz zaman öfkeyi ve altta yatan duyguyu ben neye öfkelendim, aslında altta yatan duygu ne, ne öfkeye sebep oldu bunu fark ettiğiniz zaman öfkeyi yönetme konusunda kişi kendisine kolaylık sağlamış oluyor." ’’Öfke sağlıklı bir duygu ama onu ifade biçimi yıkıcı yapıyor’’ Ramazan ayında kişilerin sigara eksikliğinden dolayı daha gergin olabileceğini dile getiren Seçkin, sözlerine şöyle devam etti: ’’Özellikle sigara bir bağımlılık kategorisinde değerlendirdiğimiz bir durum. Bağımlılıktan kaynaklı olarak uzun süre sigaraya bir eksiklik söz konusu oluyor. Yani o maruziyetten bir anda bırakma ve yoksunluk birlikte devreye girebiliyor. O yüzden de öfkede artış olabiliyor. Tabii uzun süreli açlıklar da vücuttaki değişimler nedeniyle hem sinir sistemini etkilediği için fiziksel değişimler ister istemez öfkeyi artırabiliyor. Burada önemli olan öfkeyi azaltabilmek için neler yapmak. Öfkelenmemek diye bir şey yok. Öfke kaçınılmaz ama ben öfkeyi nasıl kontrol altına alabilirim ona bakmamız gerekiyor. Dediğim gibi öfke sağlıklı bir duygu ama onu ifade etme biçimi yıkıcı yapıyor. O yüzden nefes egzersizleri, özellikle akşamları oruç açıldıktan sonra kısa süreli yürüyüşler, evde yapılabilecek nefes egzersizleri, kişiyi medite edecek ve rahatlatabilecek egzersizler olabilir. Burada önemli olan öfkelenmemek değil, öfkeyi yönetebilmektir çözüm. Öfke aslında sağlıklı bir duygu. Önemli olan öfkelenmemek değil, öfkeyi sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir."
Bitlis Devlet Hastanesi’nde bir ilk: Kapalı yöntem omurga ameliyatı yapıldı
27 Ocak 2026 Salı - 08:41 Bitlis Devlet Hastanesi’nde bir ilk: Kapalı yöntem omurga ameliyatı yapıldı Bitlis Devlet Hastanesi’nde sağlık alanında önemli bir başarıya imza atılarak, ilk defa kapalı yöntemle omurga ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Bitlis Devlet Hastanesi, Doğu Anadolu Bölgesi’nde önemli bir sağlık başarısına imza attı. Yıllardır bel ağrısı ve yürüme güçlüğü yaşayan 66 yaşındaki Yahya Subaşı, bölgede ilk kez bir devlet hastanesinde uygulanan kapalı yöntem omurga ameliyatıyla kısa sürede sağlığına kavuştu. Yaklaşık 5 yıldır bel ağrısı şikâyeti bulunan Subaşı’nın Bitlis Devlet Hastanesi’nde yapılan tetkiklerinde L5 omurgasında kırık tespit edildi. Bunun üzerine hasta, açık cerrahiye göre daha az kanama, daha az kas hasarı ve hızlı iyileşme imkânı sunan perkütan spinal enstrümantasyon tekniğiyle ameliyata alındı. Operasyon, Doğu Anadolu Bölgesi’nde ikinci basamak bir devlet hastanesinde bu yöntemle gerçekleştirilen ilk ameliyat olma özelliğini taşıyor. Üç cerrah tarafından anlık röntgen görüntüleri eşliğinde yapılan operasyonda, hastanın omurgasına başarıyla 6 vida yerleştirildi. Ameliyat sonrası kısa sürede toparlanan Yahya Subaşı, sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Ameliyatı gerçekleştiren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Furkan Sapancı, Bitlis Devlet Hastanesi’nde önemli bir ilki hayata geçirdiklerini belirterek, "Doğu Anadolu Bölgesi’nde ikinci basamak bir hastanede ilk defa kapalı yöntemle bu ameliyatı gerçekleştirdik. Daha az kanama, hızlı iyileşme ve ameliyat sonrası ağrıların çok daha az olması nedeniyle bu yöntemi tercih ettik. Bu tür ileri düzey ameliyatların Bitlis’te yapılabiliyor olması hem bölge hem de vatandaşlarımız için büyük bir kazanımdır" dedi. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Muhammet Enes Gürses ise bu tür ameliyatların genellikle özel hastanelerde yüksek maliyetlerle yapıldığına dikkat çekerek, "Bitlis’te daha önce gerçekleştirilmeyen bir cerrahiye imza attık. Özel hastanelerde maliyetli olarak yapılan bu ameliyat, artık hastanemizde tam kapalı yöntemle yapılabiliyor. Bu yöntemin en büyük avantajları; az kas hasarı, az kanama ve daha kısa ameliyat süresidir" ifadelerini kullandı. Operasyonda görev alan Op. Dr. Elif Gökalp de, kapalı yöntemle yapılan ameliyatların hastalar açısından büyük avantaj sağladığını vurgulayarak, "Bu tarz ameliyatlar sonrası hastaların ağrıları çok daha az oluyor. Daha önce kapalı yöntemle endoskopik bel fıtığı ameliyatları da yaptık. Uygun hastalarda kapalı bel fıtığı ve kapalı vida ameliyatlarını bölgemizde yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Ameliyat sonrası sağlık durumunun çok iyi olduğunu belirten hasta Yahya Subaşı ise "Yaklaşık 4-5 yıldır bel ağrısı çekiyordum ve yürümekte zorlanıyordum. Ameliyat sonrası ağrım kalmadı, rahatça yürüyebiliyorum. Ameliyat olduğumu bile anlamadım, kendimi çok iyi hissediyorum" şeklinde konuştu. Bitlis Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirilen bu operasyon, bölgedeki sağlık hizmetlerinin ulaştığı seviyeyi ortaya koyarken, vatandaşların ileri düzey cerrahi işlemler için başka illere gitme zorunluluğunu da büyük ölçüde azaltacak.
Medilines Hospital 6. yaşını yeni yönetimiyle kutluyor
26 Ocak 2026 Pazartesi - 18:17 Medilines Hospital 6. yaşını yeni yönetimiyle kutluyor Elazığ’da 2020 yılından bu yana hizmet veren Medilines Hospital’da yönetim değişikliği yaşandı. Ocak ayı itibarıyla hastanenin tüm hukuki ve yönetimsel devir süreçleri tamamlanarak, Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini iş insanı Celal Çoban devraldı. Elazığ Medilines Hospital, iş insanı Celal Çoban’ın yönetim kurulu başkanlığıyla 6. yaşına girmenin sevincini yaşıyor. Yapılan açıklamada, 2026 Ocak ayı itibarıyla Celal Çoban’ın hastanenin yönetim kademesinde tam yetkiyle göreve başlandığı bildirildi. Hastanenin kuruluşundan bugüne kadar geçen 6 yıllık süreçte Türkiye’nin 81 ilinden ve 33 farklı ülkeden gelen toplamda 1 milyonu aşkın hastaya sağlık hizmeti sunduğu kaydedildi. Hastanenin güncel olarak 230 kişilik bir personel kadrosuyla faaliyetlerine devam ettiği açıklandı. "Tam yetki ve sorumlulukla bu görevi üstlendim" Yeni yönetimle birlikte belirlenen 2026 vizyonu kapsamında sağlık teknolojilerine yatırım yapılması, dijital altyapının güçlendirilmesi ve hekim kadrosu ile bilimsel odaklı hizmet anlayışının sürdürülmesini hedeflediklerini ifade eden Celal Çoban, "Elazığ’da 2020 yılından bu yana faaliyet gösteren bölgemizin saygın ve öncü sağlık kuruluşlarından Medilines Hospital, bugün 6. kuruluş yılını kutlamanın haklı gururunu yaşamaktadır. İlk günkü aşk ve heyecanla insan sağlığını merkeze alan anlayışımızdan ödün vermeden sizlere hizmet etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bugüne kadar 1 milyonu aşkın vatandaşımıza şifa sunduk. Türkiye’nin 81 ilinden ve 33 farklı ülkeden hastamıza sağlık hizmeti vererek, Elazığ’ı sağlık alanında önemli bir merkez haline getirdik. 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla hastanemizde yönetimsel ve hukuki devir süreci tamamen tamamlanmış, bu kapsamda yeni yönetim olarak görevi resmen devralmış bulunmaktayız. Bu tarihten önce hastanemizin yönetiminde fiilen yer almadığımı özellikle belirtmek isterim. 2026 Ocak ayından itibaren, tam yetki ve sorumlulukla bu görevi üstlenmiş bulunuyorum. Yeni dönemde ’Sağlıkta Doğru Çizginiz’ sloganımızla yolumuza devam ederken, bu süreci yalnızca bir yönetim değişikliği değil, aynı zamanda bir vizyon yenilenmesi olarak görüyoruz. 2026 vizyonumuz, bilimsel tıp, güçlü hekim kadrosu ve insan odaklı hizmet anlayışını merkeze alan, bölgesel gücünü ulusal ve uluslararası alana taşıyan bir sağlık kurumu olmaktır. Bu doğrultuda, hasta güvenliği ve memnuniyetini en üst seviyeye çıkaran, doktorlarımızın mesleki bağımsızlığını ve bilimsel üretimini destekleyen, sağlık teknolojilerine ve dijital altyapıya yatırım yapan, sürekli eğitimle insan kaynağını güçlendiren, Elazığ’a, bölgemize ve ülkemize değer katan örnek bir sağlık kurumu olmayı hedefliyoruz. Medilines Hospital’ı sadece tedavi eden değil, güven veren, tercih edilen ve referans gösterilen bir marka haline getirmek temel vizyonumuzdur. Bugün 230 kişilik kadromuzla, hem sağlık hizmeti sunuyor hem de Elazığ ekonomisine önemli bir istihdam katkısı sağlıyoruz. Mevcut kazanımları koruyarak, üzerine daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapı inşa etmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. "Sağlık hizmetlerini yalnızca bir iş alanı değil, toplumsal bir sorumluluk olarak ele alıyorum" Çoban, "Elazığ Karakoçan doğumluyum. Yaklaşık 30 yıldır Almanya’da lojistik sektöründe faaliyet göstermekteyim ve bu çalışmalarım halen devam etmektedir. Bunun yanı sıra Türkiye’de mermer sektöründe faaliyet gösteren bir şirketimiz, 41 şubeden oluşan bir restoran zincirimiz ve gayrimenkul alanında yürüttüğümüz yatırımlarımız bulunmaktadır. Farklı sektörlerde edindiğim ulusal ve uluslararası yönetim tecrübesini, güçlü bir ekip anlayışıyla Elazığ Medilines Hospital’ın geleceğine taşımayı temel sorumluluğum olarak görüyorum. Evli ve üç çocuk babası biri olarak sağlık hizmetlerini yalnızca bir iş alanı değil, toplumsal bir sorumluluk olarak ele alıyorum" şeklinde konuştu.
Minik Aytuna’nın kayak keyfi kabusa döndü: Pistte çarpıp kaçtılar, kalçası kırıldı
26 Ocak 2026 Pazartesi - 17:06 Minik Aytuna’nın kayak keyfi kabusa döndü: Pistte çarpıp kaçtılar, kalçası kırıldı Edirne’den ailesiyle birlikte tatil için Samsun’daki Ladik Akdağ Kayak Merkezi’ne gelen 11 yaşındaki Aytuna Yazıcı’nın kayak keyfi kısa sürede kabusa döndü. Pistte hızla gelen bir kişinin çarpıp kaçması sonucu yere savrulan Aytuna’nın kalça kemiği kırıldı. Yaklaşık 4 saat süren ameliyatın ardından tedavi altına alınan küçük çocuk, "Benim zoruma giden kemiğimin kırılması değil, o adamın bana çarpıp özür dilemeden kaçmasıydı" sözleriyle yaşadığı travmayı anlattı. Olay, dün Ladik Akdağ Kayak Merkezi’nde düzenlenen festival sırasında meydana geldi. Ailesiyle birlikte kayak tatiline gelen Aytuna Yazıcı, kuzeniyle birlikte pistte bulunduğu sırada arkadan hızla gelen bir kişinin çarpmasıyla metrelerce savruldu. Çarpan kişinin durmadan olay yerinden uzaklaştığı öğrenilirken, pistte kamera bulunmaması nedeniyle şahsın kimliği tespit edilemedi. Bir özür bile dilemedi Yaşadıklarını anlatan Aytuna Yazıcı, kayak merkezine varmalarının üzerinden henüz 10 dakika geçtiğini belirterek, "Kuzenimle yukarı çıkmıştık. Bir adam bana doğru gülerek çok hızlı geliyordu. Çarpınca havada döndüm, ayağım kopmuş gibi hissettim. Adam kızağına binip kaçtı. Yanındaki kişi de ‘ne uğraşacağız bunlarla’ diyerek onu götürdü. Orada hiç kamera yoktu. Benim zoruma giden kemiğimin kırılması değil, o adamın durup özür bile dilememesiydi" dedi. Futbol oynadığını söyleyen Aytuna, yaşadığı sakatlığın spor hayatını da etkileyeceğini ifade ederek, "Uzun süre top oynayamayacağım. Topu kullandığım bacağımda kalçam kırıldı. Futboldan geri kalacağım" diye konuştu. "Tüm ilgili birimlerden gerekli güvenlik ve düzenlemelerin yapılmasını rica ediyorum" Olayla ilgili konuşan baba Hakan Yazıcı ise yetkililere çağrıda bulundu. Akdağ Kayak Merkezi’nde bir etkinlik olduğunu duyduklarını ve uğradıklarını belirten Yazıcı, "Geldikten 5-10 dakika sonra bu olay yaşandı. Çarpan kişiyi biz görmedik, çocuklar birebir yaşadı. Ambulans Ladik’ten geldi, sağlık ekipleri ellerinden geleni yaptı. Çocuğumun kalça kemiği kırıldı ama başını da vurabilirdi, daha ağır bir travma yaşanabilirdi. Telesiyej direklerinde pisti gören güvenlik kamerası olmadığı için çarpan kişi tespit edilemedi. Tüm ilgili birimlerden gerekli güvenlik ve düzenlemelerin yapılmasını rica ediyorum" ifadelerini kullandı.
Datça İskele Mahallesi Çomarlık’ta kanalizasyon sorunu sona eriyor
26 Ocak 2026 Pazartesi - 15:48 Datça İskele Mahallesi Çomarlık’ta kanalizasyon sorunu sona eriyor MUSKİ Genel Müdürlüğü, Datça İlçesi İskele Mahallesi Çomarlık Mevkii’nde yaklaşık 5 bin metrelik kanalizasyon hattı yapım çalışmalarına başladı. Çalışmalarla artan nüfus kaynaklı atık suyun çevreye zarar vermesinin önüne geçilecek. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın öncülüğünde, il genelinde kanalizasyon altyapısını güçlendirmeye ve çevre sağlığını korumaya yönelik yatırımlarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, vatandaşların yaşam kalitesini artırmayı amaçlayan çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Bu kapsamda, Datça İlçesi İskele Mahallesi Çomarlık Mevkii’nde, yıllar içinde yoğun göçle birlikte artan altyapı ihtiyacına çözüm bulmak amacıyla 3 ay önce saha incelemeleri yapılmıştı. Yapılan çalışmaların ardından, bölgedeki kanalizasyon sorununu kalıcı olarak çözecek yaklaşık 5 bin metre uzunluğundaki kanalizasyon şebeke hattının yapımına başlandı. Yaklaşık 900 ev faydalanacak MUSKİ Genel Müdürlüğü, kanalizasyon altyapısının yetersiz olduğu bölgelerde çevresel sorunların önüne geçmek ve vatandaşlara sağlıklı, sürdürülebilir altyapı hizmeti sunmak amacıyla çalışmalarına devam ediyor. Çomarlık bölgesinde hayata geçirilecek kanalizasyon hattı ile birlikte, artan nüfus ve yapılaşma nedeniyle yaşanan sorunların ortadan kaldırılması ve yaklaşık 900 evin altyapı hizmetinden faydalanması amaçlanıyor. Bölgede kanalizasyon altyapısının bulunmaması nedeniyle vatandaşlar fosseptik sistemleri kullanmak zorunda kalırken, bu durum özellikle yağışlı dönemlerde taşma, sızıntı ve koku gibi çevresel ve sağlık sorunlarına yol açıyordu. Yürütülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, çevreye zarar veren bu olumsuzluklar sona erecek; vatandaşlar hem maddi külfet oluşturan vidanjör kullanımından kurtulacak hem de daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir altyapı hizmetine kavuşacak. Bölgede yürütülen kanalizasyon hattı çalışmalarıyla vatandaşların uzun yıllar sağlıklı ve güvenli bir altyapıya kavuşturmayı hedeflediklerini belirten MUSKİ Datça İşletme Şube Müdür Vekili Serdar Ocak, "5 bin metre kanalizasyon şebeke hattı imalatı yapılacak. 144 adet muayene bacası, 180 adet parsel bacası konulacak sistemde. Bir adet tersin merkezimizle terfi merkezlerimize ulaştıracağız" dedi. İskele Mahallesi Muhtarı Meriç Bora: "Vatandaşın çok ciddi derecede mağduriyeti vardı. Yapı olayı burada fazla. 700-800 yaklaşık daire var bölgede. İster istemez de bu altyapı ihtiyaçtır. İskele mahalle muhtarlığı olarak Büyükşehir’e iletmiştik. Ahmet Başkan, sahadaki arkadaşlar ve daire başkanları çağrımızı duydu ve sağ olsunlar bu olaya el attı" dedi. Çomarlık bölgesinde yaşayan ve yaklaşık 17 yıllık kanalizasyon sorununun çözüme kavuştuğunu belirten İskele Mahalle sakini Mehmet Erdal, "Kanalizasyon problemi var. 17 yıldır devam eden bir problem. Buranın temel sorunu bu. Biz bunu Datça Belediyesi üzerinden MUSKİ’ye isteğimizi iletmiştik. Yılmaz Bey, buraya geldiğinde bir şey söyleyin ama arkasında durun. Dedi ki, söz ben bu mahallenin problemini gündemine alacağım. Daha sonra Ahmet Başkan bu işe el attı ve bugün herkes kendi sözünün arkasında durmuş oluyor. Bu bizi mutlu etti" dedi.
Uzm. Dr. Demirkan: "Depresyon tedavi edilebilir"
26 Ocak 2026 Pazartesi - 15:46 Uzm. Dr. Demirkan: "Depresyon tedavi edilebilir" Psikiyatri Uzmanı Dr. Arda Kazım Demirkan, depresyonun tedavi edilebilir bir rahatsızlık olduğunu söyledi. Liv Hospital Samsun Psikiyatri Kliniği’nden Uzm. Dr. Arda Kazım Demirkan, depresyon hakkında önemli bilgilendirmelerde bulundu. İnsanların bazen depresyonla geçici mutsuzluğu birbiriyle karıştırabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Demirkan, "Depresyon, bazen sadece mutsuzluk ile bazen de hem mutsuzluk, hem de kaygılı bir ruh haliyle birlikte kişinin düşüncesinde, konuşmasında, hareketlerinde ve fizyolojik işlevlerinde bir yavaşlamanın olduğu ve bunlarla birlikte değersizlik, isteksizlik, yetersizlik, karamsarlık hislerinin eşlik ettiği bir sendromdur" diye konuştu. "Mutsuzluk geçici bir duygu olabilir" Uzm. Dr. Arda Kazım Demirkan, "Konuşma dilinde ‘mutsuz ve karamsar’ hissettiğimizde kendimizi ’depresyondayım’ diyerek ifade ediyoruz. Halbuki mutsuzluk, depresyonun bir parçası olabileceği gibi daha sık olarak günlük yaşam olaylarının getirdiği geçici bir duygu olabilir. Mutsuzluğun, depresyonun bir parçası olup olmadığını belirlemek önemlidir çünkü tedavi gerekip gerekmediğine karar vermemizi belirler" ifadelerine yer verdi. "Depresyon tedavi edilebilir" Depresyonun, tedavi edilebilir bir rahatsızlık olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Demirkan, "Kişi, ömrü boyunca bir defa depresyona girebileceği gibi, birden fazla kez de girebilir. Böyle durumlarda her bir depresyon süresince uygun tedavi yöntemlerine başvurmak kişinin hem ruh, hem beden sağlığı bakımından önemlidir. Kişide depresyon geçmişi özellikle mevsimsel depresyon geçmişi varsa belirtilerin ilk çıkmaya başladığı tarihlerde yardım alması önem kazanmaktadır. Birçok rahatsızlıkta olduğu gibi problem ne kadar çabuk tespit edilip, tedavi süreci ne kadar çabuk başlarsa, iyileşme de o kadar kısa sürer" şeklinde konuştu.
Balıkesir’de kadınlara yerinde sağlık hizmeti
26 Ocak 2026 Pazartesi - 15:13 Balıkesir’de kadınlara yerinde sağlık hizmeti Balıkesir’de Karesi İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri, il merkezi, ilçe ve köylerde yaşayan kadınları evlerinden servis araçlarıyla alarak Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) götürüyor. Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Karesi İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışma kapsamında, kanser taramalarına erişimi kolaylaştırmak amacıyla kadınlar bulundukları mahalle ve köylerden servislerle alınarak hastaneye ulaştırılıyor. KETEM’de yapılan taramalarda, erken teşhisin önemine dikkat çekilirken, kadınlara meme, rahim ağzı ve kolorektal kanserlere yönelik ücretsiz tarama hizmeti sunuluyor. Uygulamanın özellikle kırsal bölgelerde yaşayan ve sağlık hizmetlerine ulaşmakta güçlük çeken kadınlar için büyük kolaylık sağladığı gözlemlenirken, taramaların da düzenli olarak belirli aralıklarla devam edeceği bildirdi. Yapılan uygulama hakkında bilgi veren Karesi İlçe Sağlık Müdürlüğü KETEM biriminde görevli Dr. Zeynep Selin Kurplikaya, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’nde meme, rahim ağzı ve kolorektal kanseri taramalarını tamamen ücretsiz ve randevusuz bir şekilde gerçekleştirdiklerini söyledi. Kurplikaya, "Karesi İlçe Sağlık Müdürlüğü olarak özellikle köylerde yaşayan ancak merkez ilçelerde de yaşayan tüm vatandaşlarımıza sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak amacıyla belli çalışmalar yürütüyoruz. İlçe Sağlık Müdürlüğümüze ait araçla hastalarımızı evlerinden alıyoruz. Daha sonra ise KETEM birimimize getiriyoruz. Gerekli tarama ve kontrolleri sağladıktan sonra tekrardan evlerine kadar bırakıyoruz. Bu sayede özellikle de kırsal alanda yaşayan ve sağlık hizmetlerine erişimi zor olan hastalarımızın erişimini kolaylaştırmış oluyoruz" dedi. Aralık ayında Karesi İlçe Sağlık Müdürlüğü, KETEM birimi olarak yaklaşık 800 hastaya tarama işlemi gerçekleştirdiklerini ifade eden Dr. Zeynep Selin Kurplikaya, "Bunlardan taşıma ile gelen hastalarımızdan 43 tanesine kolorektal kanser tarama kiti vermiş olup, 25 vatandaşımıza da HPV taramasını yaptık. Özellikle bu şekilde ilçe sağlığımızın yürüttüğü taramalarla vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Bu taramaları vatandaşlarımız yalnızca KETEM’lerde değil, Aile Sağlık Merkezlerinde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde yine ücretsiz bir şekilde yaptırabilir. Biz kendi taradığımız hastalarımızın eğer ki ileri tetkik yapılması gerekiyorsa kendilerini Balıkesir Devlet Hastanesi KETEM Teşhis Merkezine yönlendiriyoruz. Ve takip süreçlerini yine oradan hastalarımızın devam ediyoruz. Bu kanser taraması kapsamında yapılan bu programlarla hem kanseri erken teşhis etmiş oluyoruz, hem de toplumsal sağlık oranını büyük ölçüde arttırmış oluyoruz. Unutmayalım kanserde erken teşhis hayat kurtarır" şeklinde konuştu. Vatandaşlar ise gerçekleştirilen bu uygulamadan memnun olduklarını dile getirdiler.
Aydın Büyükşehir Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği hizmete girdi
26 Ocak 2026 Pazartesi - 14:51 Aydın Büyükşehir Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği hizmete girdi Aydın Büyükşehir Belediyesi Nazilli Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği Başkan Özlem Çerçioğlu’nun katıldığı tören ile hizmete girdi. Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından Nazilli Sümerpark içerisinde, yapımı tamamlanan Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi bugün düzenlenen törenle hizmete açıldı. 6 poliklinik ile hizmet verecek olan Ağız ve Diş Sağlığı Polikiliniği’nde vatandaşlar, ağız ve diş sağlığına yönelik tüm hizmetlerden mesai saatleri içerisinde ücretsiz olarak yararlanabilecek. Hafta içi 08.30 - 18.00 saatleri arasında hizmet vereceği belirtilen polikliniğin çevre ilçelerden gelecek olan vatandaşlara da hizmet sunacağı öğrenildi. Öte yandan kırsal mahallelerde yaşayan vatandaşlara yönelik mobil araçlarla ağız ve diş sağlığı hizmeti sunulacağı da öğrenildi. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, polikliniğin Nazilli’ye hayırlı olmasını temenni ederek, "Birincisini Nazilli’de, ikincisini Söke’de, üçüncüsünü de Efeler’de olmak üzere Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni açıyoruz. Buradaki kliniğimize sizlerle beraber ziyarete geldik. Bu hizmetin biz çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca mobil araç olarak 5 araçla başlıyoruz. Hedefimiz bu araç sayısını 202ye çıkarmak. Bu mobil araçlarla kırsal mahallelerdeki başta çocuklarımız olmak üzere vatandaşlarımıza hizmet vereceğiz. Vatandaşlarımız bu hizmetlerden ücretsiz olarak faydalanacak. Tüm Aydınımıza hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" dedi. Poliklinik açılışına Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, AK Parti Aydın Milletvekili Seda Sarıbaş, Yenipazar Belediye Başkanı Malik Ercan, Sultanhisar Belediye Başkanı Osman Yıldırımkaya, Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol, Köşk Belediye Başkanı Nuri Güler, Aydın Büyükşehir Belediyesi daire başkanlıkları, AK Parti Nazilli İlçe Yönetim Kurulu üyeleri, mahalle muhtarları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
PSMA PET ile prostat kanserinde net ve güvenilir görüntüleme
26 Ocak 2026 Pazartesi - 14:03 PSMA PET ile prostat kanserinde net ve güvenilir görüntüleme Doç. Dr. Erdem Sürücü, PSMA PET-BT’nin prostat kanserinde milimetrik düzeydeki odakları dahi tespit edebilen, güvenilir ve hasta dostu bir görüntüleme yöntemi olduğunu söyledi. Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanserler arasında yer alırken, hastalığın doğru evrede ve doğru yöntemle değerlendirilmesi tedavi başarısını doğrudan etkiliyor. Son yıllarda tıp dünyasında öne çıkan PSMA PET, görüntüleme, prostat kanserinin tanı, evreleme ve tedavi takibinde dikkat çekiyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Nükleer Tıp Bölümü’nden Doç. Dr. Erdem Sürücü, PSMA PET-BT hakkında bilgi verdi. Prostat kanserine özel akıllı görüntüleme Doç. Dr. Erdem Sürücü, PSMA PET-BT, prostat kanseri hücrelerini hedef alacak şekilde tasarlanmış özel bir görüntüleme yöntemi olduğunu belirterek, "Prostat kanseri hücrelerinde yoğun bulunan PSMA adlı proteine bağlanan işaretli maddeler sayesinde, kanserli dokular vücutta net biçimde görüntülenir. Bu özellik, yöntemi klasik görüntüleme tekniklerinden ayırır. PSMA PET-BT, milimetrik düzeydeki kanser odaklarını bile tespit edebilme kapasitesine sahiptir. Bu sayede hastalığın yayılımı erken dönemde tespit edilebilir, tanıdaki belirsizlikler ortadan kalkar ve tedavi süreci daha doğru planlanır" dedi. Kişiye özel tedavi yaklaşımının önemli bir parçası PSMA PET-BT genellikle prostat kanseri tanısı almış ve PSA değeri yükselen veya tedavi sonrası nüks şüphesi bulunan hastalarda kullanıldığını ifade eden Doç. Dr. Sürücü, "Yüksek risk grubundaki hastalarda ve orta risk grubundaki hastalarda evreleme ve yeniden evreleme amaçlı, ya da lokal veya sistematik tedavi almış hastalarda tedavi yanıt değerlendirme amaçlı yapılabilir. PSMA PET-BT sayesinde tedavi ve cerrahi planlama en güvenilir şekilde yapılabilir. Cerrahi gerekliliği daha doğru belirler, radyoterapi alanları hassas şekilde planlanmasını sağlar, ilaç ve hormon tedavilerinin etkinliği değerlendirmesinde kullanılır" şeklinde konuştu. Güvenilir, kontrollü ve hasta dostu bir yöntem Doç. Dr. Sürücü son olarak, "PSMA PET-BT, bilimsel çalışmalarda etkinliği kanıtlanmış, güvenilir bir görüntüleme yöntemidir. Kullanılan radyoaktif madde düşük dozda olup kısa sürede vücuttan atılır. İşlem ağrısızdır ve hastanede yatış gerektirmez. PSMA PET çekimi genellikle aynı gün içinde tamamlanır. İşlem sonrasında hastalar günlük aktivitelerine rahatlıkla devam edebilir. Özel bir iyileşme süreci gerektirmez" diye konuştu.
Prof. Dr. Güler kadınları uyardı
26 Ocak 2026 Pazartesi - 13:46 Prof. Dr. Güler kadınları uyardı Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Güler, rahim ağzı kanserinin çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebilen, ancak erken teşhisle tamamen kontrol altına alınabilen önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Ayşe Güler, modern tıbbın sunduğu imkanlarla rahim ağzı kanserinin "korkulu bir rüya" olmaktan çıktığını belirterek, "Biz bu hastalığı henüz oluşmadan yakalayabiliyoruz. Ancak bunun tek bir şartı var, ertelememek. Kadınların kendini iyi hissetmesi, her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmeyebilir. Çünkü, rahim ağzı kanseri özellikle erken evrede belirti göstermeyebiliyor. Özellikle adet dönemleri dışında görülen düzensiz kanamalar, cinsel ilişki sonrası kanama veya ağrı, alışılmışın dışında ve kötü kokulu akıntılar ile geçmeyen kasık ağrıları en önemli uyarıcı işaretlerdir. Bu belirtilerden biri bile varsa, beklemek yerine mutlaka uzman bir hekime başvurulmalıdır. Unutmayın, bu belirtiler her zaman kanser demek değildir, ancak kontrol altında olmak hayat kurtarır" dedi. Düzenli tarama testleri ve HPV aşısının hastalıktan korunmada önemli rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Güler, "Smear testi ve HPV testi kanser oluşmadan önceki hücresel değişimleri bile gösterebilir. Böylece hastalık ortaya çıkmadan önlem almak mümkün hale gelir. Tarama programlarıyla birlikte değerlendirildiğinde hastalığın görülme riski ciddi ölçüde azalır" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Ayşe Güler, çağrıda bulunarak, "Sessizce ilerleyen bu süreci, modern tıbbın gücüyle durdurmak elimizde. Kendinize bir iyilik yapın ve sağlığınızı şansa bırakmayın" diye konuştu.
Batman’da Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinde bir ilk: Alt çene kırığı başarıyla tedavi edildi
26 Ocak 2026 Pazartesi - 13:41 Batman’da Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinde bir ilk: Alt çene kırığı başarıyla tedavi edildi Batman’da Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen ileri cerrahi operasyonla, alt çene kırığı bulunan bir hasta başarıyla tedavi edildi. Yaklaşık iki hafta önce geçirdiği kaza sonrası ağız açmada kısıtlılık, yüz bölgesinde şişlik ve ağrı ile kapanış bozukluğu şikayetleriyle Batman Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesine başvuran 29 yaşındaki Murat Aykut’un yapılan klinik ve radyolojik incelemelerinde sağ alt çene kırığı tespit edildi. Kırık kemik segmentlerinin hareketli olması ve birbirinden ayrılma eğilimi göstermesi nedeniyle hastaya açık cerrahi tedavi uygulanmasına karar verildi. Hastanede ilk kez gerçekleştirilen bu yöntemle hasta genel anestezi altında ameliyata alındı. Ameliyat sırasında ağız içinden yapılan kesiyle kırık hattına ulaşıldı. Enfeksiyon riski taşıyan 20 yaş dişi çekilirken, kırık kemik segmentleri anatomik pozisyonuna getirildi ve titanyum plak ile vidalarla sabitlendi. Herhangi bir komplikasyon yaşanmadan tamamlanan operasyonun ardından hastanın genel durumunun iyi olduğu, klinik bulgularının stabil seyrettiği öğrenildi. Aynı gün taburcu edilen hasta takibe alındı. Gerçekleştirilen bu operasyon, Batman Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinde ileri cerrahi imkanların etkin şekilde kullanılmaya başlandığını gösterirken, benzer vakalarda hastaların il dışına sevk edilmeden nitelikli ve güvenli sağlık hizmetine erişebileceğini ortaya koydu. Ameliyat, Ağız Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr. Ebru Baydan Çol tarafından gerçekleştirildi.