SAĞLIK
14 Mart 2026 Cumartesi - 19:05 Hastane çalışanları iftar sofrasında buluştu Kahramanmaraş’ta Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan sağlık çalışanları, iftar programında bir araya geldi. Hastane yönetiminin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda doktorlar, hemşireler, sağlık personeli ve idari çalışanlar aynı sofrada buluşarak oruçlarını birlikte açtı. Programa hastanenin yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler de katıldı. Programda konuşan Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Emir Sular, 15 yılı aşkın süredir sağlık sektöründe hizmet veren bir kurum olarak insan hayatına dokunmanın büyük bir sorumluluk ve onur olduğunu söyledi. Sağlık hizmetlerinin yalnızca bir meslek olmadığını, aynı zamanda özveri, sabır ve gönül isteyen kutsal bir görev olduğunu belirten Sular, "Doktorlarımızdan hemşirelerimize, sağlık personelimizden idari kadrolarımıza kadar herkesin katkısı kurumumuzun bugünlere gelmesinde büyük rol oynamıştır. Farklı sektörlerde faaliyet gösteriyor olsak da sağlık alanındaki hizmetlerimizin yeri her zaman ayrıdır. Çünkü yaptığımız her işin merkezinde insan vardır. Bu mübarek Ramazan akşamında aynı sofrayı paylaşmak birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendiren çok kıymetli bir vesiledir" dedi. Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Sular ise Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ayı olduğunu belirterek programa katılan çalışanlara teşekkür etti. Sular, "Depremden bu yana üç yıl geçti. Bu vesileyle deprem şehitlerimize ve hastanemizden depremde hayatını kaybeden 12 çalışma arkadaşımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Rabbim bu tür afetleri bir daha yaşatmasın. Ayrıca tüm hekimlerimizin ve sağlık camiamızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Yaklaşan bayramın da tüm çalışanlarımız ve aileleri için sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı. Program, sağlık çalışanlarının sohbet ederek Ramazan ayının birlik ve beraberlik atmosferini paylaşmasıyla sona erdi.
Uzmanından kış aylarında düşmelere karşı hayati uyarılar
27 Ocak 2026 Salı - 13:37 Uzmanından kış aylarında düşmelere karşı hayati uyarılar Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Destek ve Kalite Müdürü Fizyoterapist Reşat Hamurcu, kış aylarında artan düşme vakalarına karşı vatandaşları uyardı. Karlı ve buzlu havalarda özellikle zeminin büyük risk oluşturduğunu belirten Reşat Hamurcu, alınacak basit önlemlerle ciddi yaralanmaların önüne geçilebileceğini söyledi. Hamurcu, kış şartlarında kaymaz tabanlı ayakkabı giyilmesinin en önemli tedbirlerin başında geldiğini vurgulayarak, "Eldiven kullanılabilir, diz ve kalçayı koruyan kalın kıyafetler tercih edilebilir" dedi. Uzun süreli yürüyüşler öncesinde mutlaka 5-10 dakikalık ısınma yürüyüşü yapılması gerektiğini ifade eden Hamurcu, ısınmış kasların düşme anında daha hızlı tepki verdiğini ve sakatlanma riskini azalttığını belirtti. Özellikle kayak yapanlar ve mahalle aralarında kayan vatandaşların, ısınma yapmadan aktiviteye başlamaması gerektiğini dile getiren Hamurcu, "Kaslar soğukken yapılan aktivitelerde kopma ve ciddi sakatlık riski artar. Düşerken elleri sert şekilde yere koymaktan kaçınılmalı. Mümkünse kalça üzerine ve yan şekilde düşmeye çalışılmalı. Bu, yüzey alanını artırarak basıncı azaltır" ifadelerini kullandı. Kayak yapanların ise dizlerini kilitlememesi gerektiğini belirten Hamurcu, dizlerin hafif fleksiyonda tutulmasının sakatlık riskini azalttığını söyledi. "Belden eğilme tehlikeli" Karlı zeminde yük taşırken belden eğilmenin tehlikeli olduğuna dikkat çeken Hamurcu, "Mutlaka bacak gücü kullanılmalı. Aksi halde bel fıtığı gibi rahatsızlıklar oluşabilir" uyarısında bulundu. Hamurcu, kayak veya egzersiz sonrası düşme yaşanması durumunda ağrının önemsenmesi gerektiğini vurgulayarak, "Geçer denilmemeli. Kırık ya da fark edilmeyen başka bir sağlık sorunu olabilir. En yakın hastanenin acil servisine başvurulmalı" dedi. Aktivite sonrası soğuma egzersizlerinin de ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Hamurcu, eve gelindikten sonra hafif hareketler ve 5-10 dakikalık yürüyüşle kasların rahatlatılmasının önemine dikkat çekti. (EB-HFV-
Kardiyoloji Uzmanı Kıvrak: "Soğuk havalar, kalbin iş yükünü arttırıyor"
27 Ocak 2026 Salı - 13:32 Kardiyoloji Uzmanı Kıvrak: "Soğuk havalar, kalbin iş yükünü arttırıyor" Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Kıvrak, "Soğuk havanın damarların büzüşmesine neden olarak kalbin iş yükünü artırıyor. Bu durum nefes darlığı, çabuk yorulma ve vücutta ödem gibi şikayetlerin artmasına yol açabilir" dedi. Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Kıvrak, kış aylarında kalp yetersizliği bulunan hastaların dikkat etmesi gereken hususlar hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Kış aylarının, kalp yetersizliği olan bireyler için bazı özel riskler barındırdığını ifade eden Prof. Dr. Kıvrak, "Soğuk havanın damarların büzüşmesine neden olarak kalbin iş yükünü artırıyor. Bu durum nefes darlığı, çabuk yorulma ve vücutta ödem gibi şikayetlerin artmasına yol açabilir. Soğuktan korunma büyük önem taşıyor. Ani ısı değişimlerinden kaçınılması, kat kat giyinilmesi ve özellikle sabah erken saatlerde çok soğuk havada dışarı çıkılmaması gerekiyor. Ev ortamının ise ne çok soğuk ne de çok sıcak olmamasının kalbin yükünü azaltacaktır" diye konuştu. Kış aylarında enfeksiyon riskinin arttığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kıvrak, "Grip ve solunum yolu enfeksiyonları kalp yetersizliğini hızla kötüleştirebilir. Bu nedenle grip ve pnömoni aşılarının ihmal edilmemesi, kalabalık ve kapalı ortamlarda maske kullanımının sürdürülmesinin önemlidir. Tuz tüketiminin mutlaka sınırlandırılması gerekiyor. Sıvı alımının ise hekimin önerdiği düzeyde tutulması önemlidir. Hastaların kendilerini iyi hissettikleri dönemlerde dahi ilaç dozlarını aksatmaması gerekiyor. Kilo artışı, nefes darlığında artış, bacaklarda şişlik ya da gece nefes darlığıyla uyanma gibi belirtilerin ortaya çıkması halinde vakit kaybetmeden hekime başvurulması önem arz ediyor" cümlelerini kullandı.
Niğde’de sağlıkta büyük dönüşüm
27 Ocak 2026 Salı - 12:48 Niğde’de sağlıkta büyük dönüşüm Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya yönelik yapılan çalışmalar paylaşıldı. Niğde İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Doğan Bahadır İnan ve Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ramazan Kürşad Zor, 2025 yılı verileri ışığında hastanede hayata geçirilen iyileştirmeleri ve hedeflenen yeni yatırımları anlattı. Niğde İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Doğan Bahadır İnan, hastanede bir yıl içinde yaklaşık 1 milyon 170 bin randevulu muayene gerçekleştirildiğini, buna ek olarak yaklaşık 500 bin vatandaşın randevusuz ayaktan muayene edildiğini belirterek toplam muayene sayısının 1 milyon 700 binin üzerine çıktığını söyledi. Kırsal nüfusun fazla olması nedeniyle her vatandaşın MHRS sistemini etkin kullanamadığını ifade eden İnan, randevusuz başvuran hastalara da gerekli kolaylığın sağlandığını vurguladı. İl genelinde kamu hastanelerinde bir yıl içinde yaklaşık 24 bin ameliyat yapıldığını belirten İnan, bunun büyük bölümünün Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirildiğini, Çiftlik İlçe Devlet Hastanesi’ne ise ameliyathane kurulması çalışmalarında sona gelindiğini söyledi. Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ramazan Kürşad Zor, göreve geldikleri günden bu yana özellikle randevu süreleri, fiziki şartlar ve hizmet çeşitliliği konusunda önemli ilerlemeler sağlandığını söyledi. Göreve başladıklarında birçok branşta randevu sürelerinin haftaları bulduğunu belirten Zor, "8 aylık süreçte en uzun bekleme sürelerini üçte iki oranında azalttık. Uzun süre beklenen branşlarda randevular artık birkaç gün içinde verilebiliyor" dedi. Yeni hastane binasıyla birlikte yatak kapasitesinin 545’ten 830’a yükseldiğini aktaran Zor, bunun yaklaşık yüzde 50’lik bir artış anlamına geldiğini söyledi. Yoğun bakım yatak sayısının ise 96’dan 141’e çıkarıldığını belirten Zor, önümüzdeki aylarda beyin cerrahisi yoğun bakım ve acil kritik bakım ünitelerinin de hizmete alınacağını kaydetti. Hastanede 306 hekimin görev yaptığını belirten Zor, 2025 yılı içinde yaklaşık 1 milyon 777 bin muayene gerçekleştirildiğini, bunun Niğde nüfusu dikkate alındığında kişi başına ortalama 5 muayene anlamına geldiğini ifade etti. Aynı dönemde 21 bine yakın ameliyat yapıldığını, bunların büyük bölümünün özellikli ameliyatlar olduğunu dile getirdi. Yeni branşlar ilk kez Niğde’de Son 6 ayda jinekolojik onkoloji cerrahisi, cerrahi onkoloji, nükleer tıp, hematoloji, algoloji, çocuk kardiyolojisi, çocuk alerji, perinatoloji ve girişimsel radyoloji gibi birçok branşın ilk kez Niğde’de hizmet vermeye başladığını belirten Zor, hastanenin güçlü bir Onkoloji Merkezi olma yolunda ilerlediğini kaydetti. Hastanenin fiziki şartlarına da değinen Zor, temizlik hizmetleri, tuvaletlerin yenilenmesi, peyzaj çalışmaları ve çatı onarımı gibi düzenlemelerin sürdüğünü, PET-CT ünitesinin kurulmasıyla birlikte hastaların ileri tetkikler için başka illere gitmek zorunda kalmayacağını ifade etti.
Niğde’de sağlıkta büyük dönüşüm
27 Ocak 2026 Salı - 12:37 Niğde’de sağlıkta büyük dönüşüm Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya yönelik yapılan çalışmalar paylaşıldı. Niğde İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Doğan Bahadır İnan ve Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ramazan Kürşad Zor, 2025 yılı verileri ışığında hastanede hayata geçirilen iyileştirmeleri ve hedeflenen yeni yatırımları anlattı. Niğde İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Doğan Bahadır İnan, hastanede bir yıl içinde yaklaşık 1 milyon 170 bin randevulu muayene gerçekleştirildiğini, buna ek olarak yaklaşık 500 bin vatandaşın randevusuz ayaktan muayene edildiğini belirterek toplam muayene sayısının 1 milyon 700 binin üzerine çıktığını söyledi. Kırsal nüfusun fazla olması nedeniyle her vatandaşın MHRS sistemini etkin kullanamadığını ifade eden İnan, randevusuz başvuran hastalara da gerekli kolaylığın sağlandığını vurguladı. İl genelinde kamu hastanelerinde bir yıl içinde yaklaşık 24 bin ameliyat yapıldığını belirten İnan, bunun büyük bölümünün Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirildiğini, Çiftlik İlçe Devlet Hastanesi’ne ise ameliyathane kurulması çalışmalarında sona gelindiğini söyledi. Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Ramazan Kürşad Zor, göreve geldikleri günden bu yana özellikle randevu süreleri, fiziki şartlar ve hizmet çeşitliliği konusunda önemli ilerlemeler sağlandığını söyledi. Göreve başladıklarında birçok branşta randevu sürelerinin haftaları bulduğunu belirten Zor, "8 aylık süreçte en uzun bekleme sürelerini üçte iki oranında azalttık. Uzun süre beklenen branşlarda randevular artık birkaç gün içinde verilebiliyor" dedi. Yeni hastane binasıyla birlikte yatak kapasitesinin 545’ten 830’a yükseldiğini aktaran Zor, bunun yaklaşık yüzde 50’lik bir artış anlamına geldiğini söyledi. Yoğun bakım yatak sayısının ise 96’dan 141’e çıkarıldığını belirten Zor, önümüzdeki aylarda beyin cerrahisi yoğun bakım ve acil kritik bakım ünitelerinin de hizmete alınacağını kaydetti. Hastanede 306 hekimin görev yaptığını belirten Zor, 2025 yılı içinde yaklaşık 1 milyon 777 bin muayene gerçekleştirildiğini, bunun Niğde nüfusu dikkate alındığında kişi başına ortalama 5 muayene anlamına geldiğini ifade etti. Aynı dönemde 21 bine yakın ameliyat yapıldığını, bunların büyük bölümünün özellikli ameliyatlar olduğunu dile getirdi. Yeni branşlar ilk kez Niğde’de Son 6 ayda jinekolojik onkoloji cerrahisi, cerrahi onkoloji, nükleer tıp, hematoloji, algoloji, çocuk kardiyolojisi, çocuk alerji, perinatoloji ve girişimsel radyoloji gibi birçok branşın ilk kez Niğde’de hizmet vermeye başladığını belirten Zor, hastanenin güçlü bir Onkoloji Merkezi olma yolunda ilerlediğini kaydetti. Hastanenin fiziki şartlarına da değinen Zor, temizlik hizmetleri, tuvaletlerin yenilenmesi, peyzaj çalışmaları ve çatı onarımı gibi düzenlemelerin sürdüğünü, PET-CT ünitesinin kurulmasıyla birlikte hastaların ileri tetkikler için başka illere gitmek zorunda kalmayacağını ifade etti.
Karabük’te ilk kez burundan girilerek beyin tümörü ameliyatı yapıldı
27 Ocak 2026 Salı - 11:55 Karabük’te ilk kez burundan girilerek beyin tümörü ameliyatı yapıldı Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde il genelinde ilk kez, herhangi bir kesi yapılmadan burundan girilerek beyin tümörü ameliyatı gerçekleştirildi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Zeynep Dağlar tarafından, Kulak Burun Boğaz (KBB) Kliniği’nin desteğiyle gerçekleştirilen operasyonda, hastanın kafa tasında herhangi bir kesi açılmadan burun deliklerinden endoskopik kamera sistemiyle girilerek tümör başarıyla çıkarıldı. Şiddetli baş ağrısı şikâyetiyle Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuran bir hastanın yapılan MR görüntülemesinde, beynin alt kısmında yer alan ve hormon dengesini sağlayan hipofiz bezinde tümör tespit edildi. Bunun üzerine hastaya, ileri cerrahi tekniklerden biri olan "Endoskopik Transsfenoidal" yöntemle ameliyat kararı alındı. Operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Zeynep Dağlar, yöntemin Türkiye’de sayılı merkezlerde uygulandığını belirterek, "Gelişen teknoloji sayesinde beynin orta bölümüne yerleşen tümörleri çevre dokulara zarar vermeden burun yoluyla alabiliyoruz. Bu sayede komplikasyon riski azalıyor, hastanede kalış süresi kısalıyor ve hastalar normal yaşamlarına daha hızlı dönebiliyor" dedi. Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Erkan Doğan ise başarılı operasyonun multidisipliner çalışma anlayışı ve güçlü teknik altyapı sayesinde gerçekleştirildiğini ifade ederek, "İki cerrahi branşımızın birlikte yürüttüğü bu süreçte emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Ayrıca ilimizde sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılmasına katkı sunan Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na, milletvekillerimize, il teşkilatımıza ve İl Sağlık Müdürümüze şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu.
İnme hastalarına daha hızlı müdahale
27 Ocak 2026 Salı - 11:46 İnme hastalarına daha hızlı müdahale Dünyada ölüm ve kalıcı engelliliğin en önemli nedenleri arasında yer alan inme (Felç), erken tanının ve hızlı tedavinin hayati önem taşıdığı hastalıkların başında geliyor. Bu kapsamda Bursa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, Sağlık Bakanlığı’nın inme hastalarına sunulan sağlık hizmetlerinin daha etkin, hızlı ve koordineli şekilde yürütülmesi vizyonu çerçevesinde "Bursa İnme İl Koordinatörlüğü" kuruldu. Bursa İnme İl Koordinatörlüğü, ilk toplantısını Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’nde gerçekleştirdi. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin’in başkanlığında düzenlenen toplantıya; Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. Melike Savaş ve Bursa İl İnme Koordinatörü Doç. Dr. Cemile Haki ile birlikte SBÜ Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Uludağ Üniversitesi ve Gemlik Devlet Hastanesi’nde görev yapan nöroloji hekimleri ve acil tıp uzmanları katıldı. Toplantıda, inme şüphesi bulunan hastaların en kısa sürede doğru sağlık merkezine ulaştırılması, sevk ve yönlendirme süreçlerinin etkin ve standart bir yapıya kavuşturulması ile sağlık kuruluşları arasındaki iletişim ve koordinasyonun güçlendirilmesi konuları ele alındı. Zamanla yarışılıyor Toplantıda konuşan İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, inmenin zamanla yarışılan bir acil durum olduğuna dikkat çekti. Erken tanı ve hızlı müdahalenin hem yaşam kaybını hem de kalıcı sakatlıkları önemli ölçüde azaltabileceğini vurgulayan Çetin, Bursa genelinde hayata geçirilecek İl İnme Koordinasyon yapısı sayesinde toplumda inme farkındalığının artırılmasının, erken belirtilerin tanınmasının ve acil durumlarda 112 Acil Sağlık Hizmetleri’ne gecikmeden başvurulmasının teşvik edilmesinin hedeflendiğini ifade etti. Çetin ayrıca, yürütülecek çalışmalarla birlikte, il genelinde inme hizmetlerinin daha güçlü, erişilebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağını sözlerine ekledi.
Nipah virüsü için uzmanından uyarı: "Ölümcül seyir gösterebilir"
27 Ocak 2026 Salı - 10:55 Nipah virüsü için uzmanından uyarı: "Ölümcül seyir gösterebilir" Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Müberra Hraloğlu, Nipah virüsünün nadir görülmesine rağmen yüksek ölüm oranı ve hızlı seyri nedeniyle küresel ölçekte ciddi bir halk sağlığı tehdidi olduğunu belirtti. Son günlerde Hindistan’ın Batı Bengal eyaletinde, özellikle Kalküta ve çevresinde Nipah virüsü vakalarının tespit edilmesinin uluslararası kamuoyunda endişeye yol açtığını hatırlatan Dr. Hraloğlu, "Bölgesel görülen bu tür vakalar, küresel hareketlilik nedeniyle diğer ülkeler açısından da dikkatle izlenmelidir" dedi. Nipah virüsünün ilk kez 1999 yılında Güneydoğu Asya’da tanımlandığını hatırlatan Hraloğlu, virüsün temel kaynağının meyve yarasaları olduğunu, insana ise enfekte hayvanlar veya insandan insana temas yoluyla bulaşabildiğini vurguladı. "Özellikle solunum yolu salgıları ve vücut sıvılarıyla yakın temas halinde bulaş riski artmaktadır. Bu durum, sağlık çalışanları ve hasta yakınları açısından ciddi bir tehdit oluşturur" diye konuştu. Belirtiler grip benzeri başlıyor, hızla ağırlaşabiliyor Hastalığın başlangıçta ateş, baş ağrısı, kas ağrısı ve halsizlik gibi grip benzeri belirtilerle ortaya çıktığını ifade eden Dr. Hraloğlu, ilerleyen süreçte bilinç değişikliği, havale, solunum yetmezliği ve ensefalit tablosunun gelişebileceğine dikkat çekti. Dr. Hraloğlu, "Bazı vakalarda hastalık çok kısa sürede ağırlaşarak koma ve ölümle sonuçlanabilmektedir. Bu nedenle erken tanı, izolasyon ve temaslı takibi hayati öneme sahiptir" dedi. Aşı ve bilinen spesifik tedavisi henüz yok Nipah virüsüne karşı henüz onaylanmış bir aşı veya spesifik antiviral tedavi bulunmadığını belirten Hraloğlu, "Yoğun bakım desteği, solunum desteği ve komplikasyonların yönetimi tedavinin temelini oluşturur. Bu da korunma önlemlerini en az tedavi kadar önemli hale getirmektedir" ifadelerini kullandı. Korunma önlemleri hayati önem taşıyor Toplumun bilinçli davranmasının kritik olduğunu vurgulayan Dr. Hraloğlu, özellikle salgın bildirilen bölgelere seyahat edenlerin çiğ veya iyi yıkanmamış meyvelerden, açıkta satılan gıdalardan ve hayvan temasından kaçınması gerektiğini belirtti. Dr. Hraloğlu, "Şüpheli belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı, son seyahat ve temas öyküsü mutlaka hekimle paylaşılmalıdır" uyarısında bulundu. Hraloğlu, küreselleşme ve artan uluslararası seyahatler nedeniyle Nipah gibi zoonotik hastalıkların sınır tanımadığını belirterek, erken farkındalık, doğru bilgilendirme ve güçlü sağlık altyapısının olası salgınların önlenmesinde belirleyici rol oynadığını sözlerine ekledi.
Yarıyıl tatilinde çocuklar acillik oluyor: Spor kazalarında artış
27 Ocak 2026 Salı - 10:46 Yarıyıl tatilinde çocuklar acillik oluyor: Spor kazalarında artış Yarıyıl tatilinde çocukların hareketliliğinin artması, spor ve oyun kaynaklı yaralanmaları da beraberinde getiriyor. Uzmanlar, özellikle koruyucu ekipman eksikliği ve ani zorlanmaların kırık ve burkulma riskini artırdığı uyarısında bulunuyor. "Yarıyıl tatiliyle çocukların açık alanlarda ve sportif aktivitelerde geçirdiği sürenin artması, spor kazalarına bağlı yaralanmaları da belirgin şekilde artırdı" diyen Medicana Kadıköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Belgin Özbek Kayak, "Paten, bisiklet ve top oyunları sırasında yaşanan düşme ve çarpmalar; kırık, burkulma ve yumuşak doku zedelenmeleriyle sonuçlanırken acil servislere yapılan başvurularda yükseliş gözleniyor" açıklaması yaptı. Tatil hareketliliği riski artırıyor Yarıyıl tatilinin çocuklar için eğlenceli bir dinlenme süreci olduğunu ancak kontrolsüz aktivitelerin sağlık sorunlarına yol açabildiğini belirten Uzm. Dr. Belgin Özbek, tatil dönemlerinde spor kazalarının her yıl benzer şekilde arttığına dikkat çekti. Uzm. Dr. Özbek, "Okul döneminde daha düzenli ve kontrollü bir tempo içinde olan çocuklar, tatilde çok daha uzun süre hareket ediyor. Yaşa uygun olmayan aktiviteler, yeterli ısınma yapılmaması ve koruyucu ekipman kullanılmaması, kas-iskelet sistemi yaralanmalarını kaçınılmaz hale getiriyor" dedi. Burkulmadan kırığa kadar geniş tablo Yarıyıl tatilinde görülen spor kazalarının yapılan aktiviteye göre farklılık gösterdiğini ifade eden Uzm. Dr. Özbek, kış mevsiminin etkisiyle özellikle açık alanlar ve kapalı spor salonlarında yaşanan kazaların öne çıktığını belirtti. "En sık karşılaştığımız yaralanmalar arasında düşmeye bağlı el ve ayak bileği burkulmaları, kayak ve paten sırasında oluşan diz ve omuz travmaları, top oyunlarında görülen parmak ve ayak kırıkları ile ani hareketlere bağlı kas ve bağ zorlanmaları yer alıyor" diyen Özbek, bazı yaralanmaların istirahatle düzelebileceğini, bazılarının ise alçı, atel veya ileri tedavi gerektirebildiğini vurguladı. Uzmanlardan ailelere uyarı Uzm. Dr. Belgin Özbek, ailelerin çocukların yaptığı aktiviteleri yaş ve fiziksel gelişimlerine uygun seçmesi gerektiğini belirterek, "Koruyucu ekipman kullanımı, doğru ayakkabı seçimi ve spor öncesi ısınma ihmal edilmemeli. Basit önlemler, ciddi yaralanmaların önüne geçebilir" ifadelerini kullandı.
Kış ayları eklemlerin "hava durumu tahmincisi" gibi çalışmasına neden olabiliyor
27 Ocak 2026 Salı - 10:32 Kış ayları eklemlerin "hava durumu tahmincisi" gibi çalışmasına neden olabiliyor Soğuk hava ve ağrılar arasındaki ilişkinin, vücudun dış dünyaya verdiği biyolojik bir hayatta kalma tepkisi olduğunu, kışın ağrıların artmasının vücudun ısıyı korumaya çalışırken verdiği mekanik ve sinirsel tepkinin bir sonucu olarak ortaya çıktığını belirten Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Selin Turan, özellikle kronik ağrısı olanlar için kış aylarının, eklemlerin bir "hava durumu tahmincisi" gibi çalışmasına neden olabileceğini söyledi. Soğuk hava eklem ağrılarını artırabiliyor. Bu durumun halk arasında bir inanış gibi de görülebildiğini, aslında bunun tıbbi olarak birkaç temel mekanizmayla açıklandığını ifade eden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uzm. Dr. Selin Turan, soğuk havanın eklemleri etkilemesinin temel nedenleri arasında birden fazla faktörün etki edebileceğine ve ağrılar arttığı zaman çeşitli önlemler alarak ağrılarda azalma sağlanabileceğine dikkat çekti. Soğuk havanın eklemleri etkilemesinin nedenleri Eklem sıvısının yoğunlaşması bir diğer adı ile akışkanlık kaybı olarak tanımlanıyor. Eklemlerin içinde, hareketi kolaylaştıran tıpkı bal veya motor yağı gibi olan sinoviyal sıvı adında doğal bir kayganlaştırıcı sıvı bulunduğunu, bu sıvının soğukta yoğunlaştığını ve akışkanlığının azaldığını belirten Uzm. Dr. Selin Turan, "Sonuç olarak eklemler sabahları daha katı (sert) olur ve hareket ettirmek ağrılı bir his verir. Barometrik basınç değişiklikleri yani eklem genleşmesi ise havaların soğumasıyla atmosferik basıncın düşmesiyle ilgilidir. Bu durum, eklemlerin etrafındaki dokuların (tendonlar, kaslar ve yara dokuları) üzerindeki dış baskının azalmasına neden olur. Baskı azalınca bu dokular mikroskobik düzeyde genleşir. Eklemin kısıtlı alanındaki bu genleşme, sinir uçlarını uyararak ağrıya yol açar. Eski sakatlıkların soğukta sızlamasının nedeni de genellikle budur" dedi. Vücudun soğukta hayati organları (kalp, akciğer, beyin vb.) sıcak tutmak için kanı merkeze çektiğini yani kan dolaşımını yavaşlattığını ifade eden Turan, "Bu durum kol ve bacaklardaki uç noktalara giden kan akışını azaltır. Eklemlere ve kaslara daha az kan gitmesi, bu bölgelerin sertleşmesine ve ağrıya karşı daha hassas hale gelmesine neden olur. Soğuğa maruz kalındığında da kaslar istemsizce gerilir. Soğukta farkında olmadan omuzların yukarı çekilmesi, vücudun kapanma hareketi yapmasına sebep verir. Sürekli gergin duran kaslar kısalır, yorulur ve laktik asit biriktirerek ağrımaya başlar. Gergin kaslar, eklemlerin üzerine daha fazla yük bindirir ve esnekliği azaltarak ağrıyı şiddetlendirir. Bu sürekli gerginlik hali kasların kısalmasına ve boyun, bel, sırt gibi bölgelerde tutulma ağrılarına yol açar. Soğuk hava, ağrı sinyallerini taşıyan sinir liflerini daha duyarlı hale getirebilir. Bu duruma ağrı eşiğinin düşmesi de denir. Yani normalde hissedilmeyecek küçük bir sızı, soğukta beyin tarafından şiddetli ağrı olarak algılanabilir" ifadelerini kullandı. "Tek bir kalın kazak yerine birkaç kat ince giyinmek ısıyı hapseder" Soğuk havalarda ağrıların etkisinin nasıl azaltılabileceğine değinen Uzm. Dr. Selin Turan, "Tek bir kalın kazak yerine birkaç kat ince giyinmek ısıyı hapseder. Özellikle diz ve el bileği gibi bölgeleri termal giysiler veya yünlü koruyucularla sıcak tutmak önemlidir. Hareketsiz kalmak eklemleri daha fazla sertleştirir. Ev içinde bile olsa hafif esneme hareketleri ve yürüyüş yapılmalıdır. Kapalı alanlarda dahi olsa hafif esneme hareketleri yapmak eklem sıvısının hareketlenmesine fayda sağlar. Ağrıyan bölgeye kısa süreli sıcak su torbası uygulamak veya ılık bir duş almak kan dolaşımını rahatlatır. Ayrıca soğuk havada susama hissi azalsa da su içmek eklem sıvısının kalitesini korumak için kritiktir çünkü eklem kıkırdağının büyük bir kısmı sudan oluşur. Vücut susuz kaldığında eklem sıvısı azalır ve sürtünme kaynaklı ağrılar artar. Günde en az 2 litre su içmeye özen gösterilmelidir. Yine soğuk havalarda doğru beslenme, hem vücut ısısını korumaya yardımcı olur hem de eklemlerdeki soğuk hassasiyetini içten dışa azaltır" şeklinde konuştu. Kış aylarında ağrıları kontrol altında tutmak için enerjiyi yükselten besinler tüketilmeli Vücut ısısını artıran özelliklere sahip olan bazı besinler kan dolaşımını hızlandırarak eklemlerin ısınmasını sağlıyor. Zencefil, zerdeçal, acı biber ve tarçın vücudun ısınmasına yardımcı oluyor. "Sağlık sorununuz yok ise bile bu kuvvetli etkiye sahip baharat ve bitkileri uzmanına danışarak kullanmalısınız" önerisinde bulunan Uzm. Dr. Selin Turan, "Eklem sıvısının kalitesini arttırmak için iyi yağlara da ihtiyaç vardır. Bunlar omega-3 bakımından zengin yağlı balıklardır. Haftada 2 öğün balık tüketimi çok önemlidir. Ek olarak zeytinyağı ağrı kesici bir etkiye sahiptir. Ceviz ve keten tohumu da bitkisel omega-3 kaynağı olarak eklem sağlığını destekler. Kemik suyu tüketimi, magnezyum açısından zengin besinlerin tüketimi, özellikle kış aylarında narenciye ve kivi gibi C vitamini içeren meyveler eklem bağlarını da güçlendirir. Son olarak kış aylarında güneşten mahrum kalmamak, D vitamini eksikliğinde doktor kontrolünde takviye kullanmak önemlidir" diye konuştu.
Sağlık çalışanlarından yeşilçam nostaljisi
27 Ocak 2026 Salı - 10:28 Sağlık çalışanlarından yeşilçam nostaljisi Medicana International İzmir Hastanesi sağlık çalışanlarından oluşan Türk Sanat Müziği Korosu, Yeşilçam şarkılarıyla Sabancı Kültür Sarayı’nda nostalji dolu bir konsere imza attı. Gecede konuşan Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Medicana olarak biz, yalnızca tedavi eden değil; insanın ruhuna, duygusuna ve yaşam kalitesine dokunan bir sağlık anlayışını benimsiyoruz. Hastalarımıza olduğu kadar çalışma arkadaşlarımıza da iyi gelmeyi, sağlığı bütüncül bir bakışla ele almayı önemsiyoruz. Bu akşamki konser de, tam olarak bu vizyonun sanata yansımasıdır" mesajını verdi. Medicana International İzmir Hastanesi sağlık çalışanları tarafından kurulan Türk Sanat Müziği (TSM) Korosu, "Bir Masal Akşamında Yeşilçam Şarkıları" konseriyle izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı. Türk Sanat Müziği Sanatçısı Dilek Şafak Çakar yönetimindeki koro, Sabancı Kültür Sarayı Hasan Tahsin Salonu’nda Yeşilçam’ın unutulmaz eserlerini seslendirdi. Konsere; SGK İzmir İl Müdürü Mehmet Baydili, SGK İzmir İl Müdür Yardımcısı Mustafa İmdat, Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, Genel Müdür Yardımcıları Fulya Erdemil ve Remzi Öksüz, Medicana Bursa Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Ener, Medicana Çeşme Tı Merkezi İdari Müdürü Kibar Üstüner, Medicana Sağlık Grubu Anlaşmalı Kurumlar Direktörü Zümrüt Altunay ile Yatırımlardan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Dr. Ulvi Ünal katıldı. Hafızalara kazınan şarkılar seslendirildi Buruk Acı’dan Al Yazmalım’a, Arım Balım Peteğim’den Bir Garip Yolcuyum’a kadar birçok zamansız şarkı; Medicana International İzmir Hastanesi’nin sağlık çalışanları tarafından seslendirildi. Konserde, konser repertuarındaki şarkıların yer aldığı Yeşilçam filmlerinden kesitler de izletilerek misafirlere nostalji dolu anlar yaşatıldı. Koroda, Medicana International İzmir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Ayık ‘Fesuphanallah’, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Arzum Kale ‘Aşkım Bahardır’, İç Hastanlıkları Uzmanı Uzm. Dr. Murtaza Çit ‘Bir Garip Yolcuyum’ ve işyeri hekimi Dr. Veysel Karan Koçdemir de ‘Fikrimin İnce Gülü’ performansıyla hafızalara kazındı. Sağlık vizyonu sanata da yansıdı Yeşilçam rüzgarının estiği gecenin açılış konuşmasını yapan Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Yeşilçam şarkıları, sadece birer melodiden ibaret değildir. Bir dönemin duygusunu, masumiyetini ve samimiyetini taşır. Bir şarkı başladığında bazen bir aşk sahnesi gelir gözümüzün önüne, bazen hüzünlü bir veda, bazen de umut dolu bir son Medicana olarak biz, yalnızca tedavi eden değil, insanın ruhuna, duygusuna ve yaşam kalitesine dokunan bir sağlık anlayışını benimsiyoruz. Hastalarımıza olduğu kadar çalışma arkadaşlarımıza da iyi gelmeyi, sağlığı bütüncül bir bakışla ele almayı önemsiyoruz. Bu akşamki konser de, tam olarak bu vizyonun sanata yansımasıdır" sözlerini kaydetti. Konserin sonunda Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, koro şefi Türk Sanat Müziği Sanatçısı Dilek Şafak Çakar’a çiçek takdim ederek, teşekkürlerini sundu. Konserin sonunda dinleyenler, "Bir Şarkısın Sen" adlı esere telefonlarının ışıklarıyla birlikte eşlik etti.
Muğla Valiliği’nde ‘Sigara Bırakma Polikliniği’ açıldı
27 Ocak 2026 Salı - 10:24 Muğla Valiliği’nde ‘Sigara Bırakma Polikliniği’ açıldı Muğla’da 2026 yılının ‘Gençlik Yılı’ olarak ilan edilmesinin ardından başlatılan ‘Arınma Projesi’ kapsamında, Muğla Valiliği hizmet binasında ‘Sigara Bırakma Polikliniği’ açıldı. Poliklinik ve ‘Gençlik Yılı’ hakkında açıklamalarda bulunan Vali Akbıyık, 2026 yılının ‘Muğla Gençlik Yılı’ olarak ilan edilmesinin ardından birçok proje ve etkinliğin hayata geçirildiğini belirtti. Sigarayı bırakma polikliniği açıldı Arınma Projesi kapsamında ilk olarak İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Muğla Valiliği bünyesinde Sigara Bırakma Polikliniği’nin hizmet vermeye başladığını ifade eden Muğla Valisi İdris Akbıyık, "Bugün Muğla Valiliğinde tütün mamulleri ve sigarayla mücadele ekibimiz İl Sağlık Müdürlüğümüzün ilgili birimi geldiler ve polikliniğimizi açtık. Muğla 2026’da hareketli geçecek. Bildiğiniz gibi 2026’yı ‘Gençlik Yılı’ ilan ettik. Gençliğin enerjisi Muğla’nın gücü diyoruz. Bu çerçevede de bizim göz bebeğimiz gençlerimizi, Cumhuriyetimize emanet edeceğimiz gençlerimizi madden ve manen en iyi şekilde yetiştirmek, onları korumak, kollamak bizim boynumuzun borcu" dedi. "İnsanlık ciddi bağımlılık tehdidi altında" Gençlik yılı kapsamında ‘Arınma’ projesi geliştirdiklerin açıklayan Vali Akbıyık, "Kötülüklerden hep beraber arınacağız. Nedir bunlar? Birincisi bağımlılık. Teknoloji bağımlılığı, madde bağımlılığı, uyuşturucu, alkol, sigara. Bu çerçevede de bu arınma projesi çerçevesinde ilk olarak valilik olarak il sağlık müdürlüğümüzün tütün mamulleriyle mücadele ve sigarayı bırakma ekibi kendimizden başlamak üzere burada ilgili polikliniğimizi açtık, çalışmalara başladılar. Hakikaten insanlık bugün ciddi bir bağımlılık tehdidi altında, riski altında. Biraz önce dediğim gibi madde, uyuşturucu, alkol, sigara bunların teknoloji bağımlılığı en önemlileri. Biz de bunların hepsiyle devlet olarak tüm STK’larımızla, yerel yönetimlerinizle birlikte mücadele ediyoruz. Ve bu mücadeleyi de öncelikle kendimizden başlamamız gerekiyor. Bu çerçevede biz de Muğla Valiliği olarak kendimizden başladık ve birimimizi kurduk. Çalışmalar devam edecek" dedi. 400 bin kişiye eğitim verildi Muğla Sağlık İl Müdürlüğünün geçen yıl sigarayı bırakma ekibi tarafından 400 bin vatandaşı, lise öğrencilerini, üniversite öğrencilerini, doktorlar, aile hekimleri, kamu kurum kuruluşlarına eğitim verdiğini belirten Muğla Valisi Akbıyık, "Yine 4 bin civarı da sigara kullanan vatandaşımız muayeneden geçirildi. Sigarayı bırakma konusunda çalışmalar devam ediyor. Ben emeği geçen başta sağlık müdürümüz olmak üzere tüm görev alan doktorlarımıza, görevlilerimize teşekkür ediyorum. Ayrıca bir de sigarayı bırakanları tebrik ediyoruz. Bırakacak olanlara da şimdiden teşekkür ediyoruz. 2026 tembellik yılı olmasın, bağımlılık yılı olmasın, arınma yılı olsun, gençliğin yılı olsun, hareketli bir yıl olsun" dedi.