SAĞLIK - 14 Mart 2026 Cumartesi 09:36

Damadının verdiği böbrekle yaşama tutundu: "Hayırlı damat’ diyorlar"

A
A
A
Damadının verdiği böbrekle yaşama tutundu: "Hayırlı damat’ diyorlar"

Tekirdağ’da yaşayan 51 yaşındaki Recep Kurk, damadının verdiği böbrekle yaşama tutundu. 14 Mart Dünya Böbrek Sağlığı Günü’nde duygularını paylaşan Kurk, "Kızlarımızla testlere başladık, olmadı, damadımız verdi. Herkes şaşırdı ‘Aa damadı mı verdi?’, inanmayan insanlar oluyor. ‘Nasıl kabul etti?’ diyorlar. ‘Demek ki damat hayırlı damat, sen de hayırlı kayınpeder’ diyorlar. Başına gelmeyen anlamıyor, kalan organlarımı bağış yapmayı düşünüyorum" dedi. Damat Yalçın Taşçı ise "Eşim böbreğini verecekti onun uymadığı için ben seve seve verdim, evlendikten sonra o da sonuçta baban oluyor" dedi.


Tekirdağ’ın Şarköy ilçesinde yaşayan, fırıncılık yapan 3 çocuk babası 51 yaşındaki Recep Kurk yıllar önce yaptırdığı tahlillerde böbreklerinde problem olduğunu öğrendi. Tedavi sürecine giren Kurk için zaman içinde diyaliz gerekliliği ortaya çıktı, nakil için donör aranmaya başladı. Bu süreçte ailesinde uygunluk sağlanamayınca Rize’de yaşayan, 2 yıl önce kızıyla hayatını birleştiren damadı 35 yaşındaki Yalçın Taşçı böbreğini verebileceğini söyledi. Yapılan testlerde de uyumlu olduğu, engel bir durum olmadığı anlaşılınca Biruni Üniversite Hastanesi’nde nakil için planlamalar yapıldı. Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Halil Erbiş ve ekibinin 19 Ocak’ta gerçekleştirdiği operasyonla damattan alınan böbrek kayınbabasına nakledildi. Başarıyla tamamlanan ameliyatla hem sağlık ekibi hem aile büyük mutluluk yaşadı. Operasyon sonrası kontrole gelen kayınbaba ve damat yaşadıklarını anlatırken Prof. Dr. Halil Erbiş, tedavi ve nakil sürecine ilişkin konuştu. Prof. Dr. Erbiş, 14 Mart Dünya Böbrek Sağlığı Günü dolayısıyla da önemli uyarılarda bulundu.


"Demek ki hayırlı damat’ diyorlar"


Yaşadıkları zorlu sürece ilişkin konuşan 51 yaşındaki Recep Kurk, "Pandemi döneminde korona oldum sonrasında anjiyo oldum. Bir enfeksiyon geçirdim, sonra böbrek rahatsızlığım ortaya çıktı. Son süreçte ya diyaliz ya nakil olma durumunu hocalarımız bize sundu. Nakile karar verdik, önce kızlarımızla testlere başladık. Olmadı, damadımız Yalçın Taşçı vermeye karar verdi. Biz de kendisine teşekkür ettik, mutlu olduk. Damat olmadan önce tanışıyorduk, arkadaş gibiydik. Damat oldu yine arkadaş gibiyiz, kızımla da öyleyim. Güzel de oldu, damat da ben de iyiyim. Beraber ameliyata girdik kızım ona, eşim de bana baktı. 10 gün yatışımız oldu, taburcu olduk. Her hafta kontrollerimize geliyoruz. İnsanların biraz daha duyarlı olması lazım. Başına gelmeyen insan anlamıyor. Çok insanlar var nakil bekliyor, kadavradan bekliyor, akrabalarından bulamıyor. Kalan organlarımı bağış yapmayı düşünüyorum. Herkes şaşırdı, ‘Aaa damadın mı verdi?’, halen daha diyorlar, inanmayan insanlar oluyor. ‘Nasıl verdi, nasıl kabul etti?’. İnsan tek böbrekle de yaşayabiliyor, çok insanlar var. ‘Demek ki damat hayırlı damat, sen de hayırlı kayın peder’ diyorlar" dedi.


"Evlendikten sonra o da senin baban oluyor"


Sürece ilişkin konuşan Kurk’un damadı 35 yaşındaki Yalçın Taşçı, "Evleneli 2 yıl oluyor, eşim böbreğini verecekti, onun uymadığı için ben devreye girdim. Seve seve verdim, fedakarlık. Bazı aile içi anlaşmazlık oluyor ama bizde olmadı. Eşimde kan grupları uymuyordu, çapraz nakil olacaktı. Benim uyuyordu, isteyerek de verdim. Sevinerek kabul etti, kendine dikkat etmesi lazım. Benim gibi tek börekli. Kayınpeder, evlendikten sonra o da sonuçta senin baban oluyor. Aynı kandan olmasanız bile kan grubunuz uyuyorsa düşünmeden verebilirsiniz. Organ bağışı yapmaktan korkmayın" dedi.


"Bir insanın sağlığına kavuşması için faydalı olmak"


Tedavi süreci hakkında konuşan Prof. Dr. Halil Erbiş, "Hastamıza tansiyon hastalığı da eklenince hızlı bir şekilde böbrek yetmezliğine doğru ilerledi artık nakil aşamasına gelmişti. Hastanemize başvurduğunda nakil olmasını önerdik ya da diyalize girmesi gerekirdi. Recep Bey nakil olmayı tercih etti. Kızı ‘Ben vermek istiyorum’ dedi ama tahlillerine baktığımızda protein kaçağı tespit ettik ve onu verici olmaktan eledik. Bu sırada damadı Yalçın Bey, kendisinin vermek istediğini, Recep Bey’in sağlığına kavuşması için bir faydası olacaksa seve seve yapacağını söyledi. Testlerinin uygun görülmesiyle ameliyat hazırlıklarına başladık ve hızlı bir şekilde gerçekleştirdik. En kısa sürede eski sağlığına kavuştu. Recep Bey ve Yalçın Bey’in arasında büyük bir sevgi vardı. Damadı kendi öz babası gibi Recep Bey’i seviyordu. Vermekte zorlanmadı, sadece gelin, damat şeklinde değil bir insanın sağlığına kavuşması için faydalı olmak, asıl önemli nokta bunu değerlendirmek lazım. Yalçın Bey de bu noktaya değindi ve çekinmedi. Kayınpederine böbreğini vermek isteyen günümüzde maalesef çok fazla çıkmıyor" şeklinde konuştu.


"Birçok hastamız organ bekliyor, herkes Recep Bey gibi şanslı değil"


Orhan bağışına yönelik konuşan Prof. Dr. Erbiş, "Toplumuzda insanlara organ bağışı yaptığında normal hayatına devam edeceğini anlatabilirsek, bağış oranlarımız daha yükselebilir. Nakil sonrası hastalarımızın öncelikle takiplerini sıkı yapması gerekiyor, vereceğimiz ilaçları düzenli olarak kullanmalı, aksatmamalı. Sağlığımıza her zaman dikkat etmemiz gerekiyor, böbreklerimizi korumamız gerekiyor. Günlük 1,5- 2 litre suyu mutlaka tüketmeliyiz. En azından yılda 1 kere bir sağlık merkezine gidip kan, idrar tahlili mutlaka yaptırmalıyız. Birçok hastamız Recep Bey gibi organ bekliyor, herkes Recep Bey gibi bir damat bulamıyor, şanslı değil. Toplum olarak kadavra bağışımızı bir zorluk değil insanların hayatlarını kurtarmamız için yapmamız gereken bir görev olarak bilmeliyiz" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Şanlıurfa Gülpınar basın mensuplarıyla iftarda buluştu Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, Şanlıurfa’da görev yapan basın mensuplarıyla iftar programında bir araya geldi. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Millet Bahçesi’nde düzenlenen iftar programına Gülpınar’ın yanı sıra Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Osman Bilden, Basın Yayın Halkla İlişkiler Daire Başkanı Reşat Uzun, çok sayıda basın mensubu ve Şanlıurfa kültürünün tanıtımına sosyal medya üzerinden katkı sunan sosyal medya yöneticileri katıldı. Ramazan ayının paylaşma, dayanışma ve kardeşlik iklimini yansıtan programda katılımcılar aynı sofrada buluşarak sohbet etme imkanı buldu. Programda konuşan Gülpınar, Ramazan ayının manevi atmosferine dikkat çekerek, birlik ve beraberlik mesajları verdi. Gülpınar, "Allah tuttuğunuz ve tutacağımız oruçları inşallah kabul etsin, sağlıklı bir şekilde hepimizi Ramazan Bayramı’na kavuştursun. Ben hepinize emekleriniz, çabalarınız, çalışmalarınız ve gayretleriniz için çok teşekkür ediyorum. Bizim de görevde ikinci yılımız yaklaşıyor. İnşallah yakında sizlerle yeniden bir araya geleceğiz, bu sürecin değerlendirmesini de hep birlikte yapacağız" ifadelerini kullandı. İftar programı boyunca basın mensupları ve sosyal medya yöneticileriyle sohbet eden Gülpınar, onların sorun ve taleplerini de dinledi. Samimi bir atmosferde geçen buluşmada, Ramazan ayının bereketi ve dayanışma ruhu ön plana çıktı. Program, günün anısına çekilen toplu hatıra fotoğrafının ardından sona erdi.
Bursa Burtom’dan 14 Mart Tıp Bayramı kutlaması Burtom Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Erol Kılıç, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Kılıç, mesajında hekimlerin, sağlık çalışanlarının ve hekim adaylarının insan hayatını koruma yolundaki fedakârlıklarına dikkat çekerek tüm sağlık camiasının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladı. Dr. Kılıç’ın kutlama mesajı şöyle : "Değerli Meslektaşlarım, Kıymetli Sağlık Emekçilerimiz ve Yarınlarımızın Teminatı Hekim Adaylarımız; Bugün, modern tıp eğitiminin başlangıcını temsil eden ve vatan savunmasındaki onurlu duruşuyla tarihe mal olan 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlamanın gururunu yaşıyoruz. Tıp camiası olarak bizler, sadece bir mesleği icra etmiyor; insanın en temel hakkı olan yaşama hakkına hizmet ederek kutsal bir sorumluluğu omuzlarımızda taşıyoruz. Sağlık, insanın sahip olduğu en sessiz hazinedir; onu korumak ise dünyanın en onurlu nöbetidir. Burtom Sağlık Grubu olarak 35 yıla yaklaşan yolculuğumuzda, bu nöbeti hep aynı hassasiyetle tuttuk. Bilginin deneyimle, teknolojinin insan sevgisiyle harmanlandığı kurumumuzda; en büyük gücümüzün sahip olduğumuz ileri teknolojik altyapı değil, o cihazlara ruh veren değerli hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımızın özverisi olduğunun farkındayız. Hekimlik; büyük fedakarlıklar gerektiren, mesai kavramı gözetmeksizin geceyi gündüze katan ve her şeyden önce yüksek bir etik değerler bütününü şart koşan bir yaşam biçimidir. Bilim ve merhametin ışığında yürüdüğümüz bu yolda; bir hastanın teşekkürü, bir canın hayata yeniden tutunması bizler için her türlü yorgunluğu unutturan, dünyevi tüm karşılıkların üzerindeki tek ödüldür. Bu duygu ve düşüncelerle; ömrünü insan hayatını kurtarmaya adamış tüm hekimlerimizin, sağlık sistemimizin her kademesinde büyük bir gayretle çalışan sağlık emekçilerimizin ve idealleriyle aramıza katılmaya hazırlanan hekim adaylarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Toplum sağlığına katkı sağlamak adına gösterdiğiniz bu üstün gayret için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor; hep birlikte sağlıkla, başarıyla ve huzurla geçecek nice yıllar diliyorum."
Şanlıurfa Şanlıurfa’da Ramazan ayının en ’tatlı’ kuyruğu Şanlıurfa’nın Haliliye ilçesinde bir tatlıcıda iftar saatine yakın yaşanan yoğunluk şaşırttı. Vatandaşların vazgeçemediği halka ve tulumba tatlısından almak isteyenler zaman zaman 1 saat sırada bekliyor. İftar vaktine kısa süre kala tatlı almak isteyen vatandaşlar, sıcak halka ve tulumba tatlısı alabilmek için yarım saat ile 1 saat arasında sırada bekledi. Vatandaşların tatlılarını aldıktan sonra evlerine gitmek üzere iş yerinden ayrıldığı görüldü. İş yeri işletmecisi Ömer Eriş, tatlıcılığın aile mesleği olduğunu belirterek üretime sabah saatlerinde başladıklarını söyledi. Eriş, "Bu meslek babamdan bana, benden de çocuklarıma geçecek bir ata mesleği. İşimizi severek yapıyoruz. Sabah saat 10.00 gibi imalata başlıyoruz. Akşam ezanından yatsı namazına kadar devam ediyoruz. Hem tulumba hem de halka tatlısının kilogramını 150 liradan satıyoruz" dedi. Tatlı ustası Abdullah El Abdullah da yoğunluk nedeniyle zaman zaman talebe yetişmekte zorlandıklarını ifade ederek, "İşimizi temiz yaptığımız için vatandaşlar rağbet gösteriyor. Bazen siparişlere yetişemiyoruz. Kapanışı teravih namazı sonrasında yapıyoruz" diye konuştu. İş yeri işletmecisi Ömer Eriş, tatlıcılığın aile mesleği olduğunu belirterek üretime sabah saatlerinde başladıklarını söyledi. Tatlı almak için sırada bekleyen vatandaşlar ise tatlının lezzeti nedeniyle kuyrukta beklemenin kendileri için sorun olmadığını ifade etti.
İzmir Nesiller arası sağlık dayanışması kalpleri ısıttı 14 Mart Tıp Bayramı’nda İzmir’de sağlığın yalnızca hastaneler değil, toplumun her kesiminin katkısıyla güçlendiğini gösteren anlamlı bir dayanışma örneği ortaya çıktı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sağlıklı ebeveynler ve sağlıklı çocuklar hedefiyle yürüttüğü İzmir 95 Erken Çocukluk Programı’na, ileri yaşlı yurttaşlardan gönüllü ve sıcak bir destek geldi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sağlıklı ebeveyn ve sağlıklı çocuklar hedefiyle yürüttüğü İzmir 95 Erken Çocukluk Programı, ileri yaşlı yurttaşlardan kalpleri ısıtan bir destek aldı. 14 Mart Tıp Bayramı’nın simgelediği toplumsal dayanışma ruhu, bu kez nesiller arası bir buluşmayla hayat buldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlıklı Yaş Alma Merkezi üyeleri, İzmir 95 Programı kapsamında evlerinde ziyaret edilen bebekler için el emeği oyuncaklar üretti. Geri dönüştürülebilir malzemeler İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen İzmir 95 Erken Çocukluk Programı kapsamında ebeveynler ve 0-3 yaş arası bebek ve çocuklara çeşitli destekler sunuluyor. Gebeliğin 7. ayından başlayarak 0-12 ay dönemine kadar yapılan ev ziyaretleri desteğinde ise bebeklerin gelişimini destekleyen oyuncaklar veriliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlıklı Yaş Alma Merkezi üyeleri, geri dönüştürülebilir malzemeleri toplayarak bez top, çıngırak gibi oyuncaklar yaptı. Oyuncak yapım süreci renkli görüntülere sahne oldu. "Gelecek nesillerin gelişimine katkı" İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlıklı Yaş Alma Merkezi’nde takı tasarım ve el sanatları öğretmenliği yapan Ayda Demiral, yapılan çalışmayı şu sözlerle anlattı: "İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı imkanlarla geri dönüştürülebilir ürünleri kullanarak 0-3 yaş arası çocuklara oyuncaklar yapıyoruz. Burada 65 yaş ve üzeri üyelerimiz yer alıyor ve onların güzel bir şeye vesile olmaları onları çok mutlu ediyor. Bir kalbe, bir çocuğa dokunmak bizleri de çok mutlu ediyor. 50’den fazla üyemiz oyuncak yapıyor. Bebeklerin sağlıklı gelişimine katkı sağlayacak ürünler üretmek çok önemli. Hepsi severek etkinliğe katıldı" dedi. "İşe yaradığımı hissediyorum" Merkez üyesi 68 yaşındaki Müzeyyen Dere, "Burası bana hayata tutunma amacı oldu. Çok mutluyum. Böyle yararlı bir etkinlikte bulunduğum için daha da mutluyum. İşe yaradığımı hissediyorum. El becerisiyle hocalarımızın desteğini de alarak çocuklar için bebekler, çıngıraklar yapıyoruz. Oyuncakları belediyenin bize sağladığı geri dönüştürülebilir malzemelerle yapıyoruz. Bu etkinlik bize çok iyi geldi. Yeni nesle bir katkımız olduğu için mutluyuz" diye konuştu. "Çocuklar geleceğimiz" Merkez üyesi 68 yaşındaki Pervin Türkcan da "Burası çok güzel bir sosyal etkinlik merkezi. Özellikle emeklilikle beraber can sıkıntısı hat safhada oluyor. Böyle bir yere gelmek büyük bir şans. Bu yüzden İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür ediyoruz. Çocuklar geleceğimiz. Onları sevindirmek bizleri memnun eder. Böyle bir etkinlikte olmak gurur verici. İleri yaşlı insanların küçük çocukları sevindirmesi çok hoş. Oyuncaklar, bebekler yaptık. Bu çalışma bize de iyi geldi" sözlerine yer verdi. "Kendimle gurur duyuyorum" Merkez üyesi 73 yaşındaki Meral Doğan "Burada bebeklere oyuncak dikiyoruz. Bunun için kendimle gurur duyuyorum. Çocukları çok severim ve onlar için ne lazımsa her an ne gerekiyorsa yapmaya hazırım. Onlar için daha güzel günler olmasını istiyorum. Bu oyuncaklarla oynayacaklar inşallah" derken, 75 yaşındaki Yılmaz Yurdaer ise "Burada İzmir 95 projesi için bebeklere oyuncaklar ayarlıyoruz. Etkinliğe katkımız olsun diye kadın üyelere yardımcı oluyoruz. Bir katkımız olursa ne mutlu bize. Bebeklerimize yardımcı olmak bizi mutlu ediyor" ifadelerini kullandı.
İstanbul İstanbul’da sadece 6 gün kullanabildiği elektrikli otomobil 6 aydır serviste İstanbul’da 30 yaşındaki İbrahim Ak, satın aldığı elektrikli otomobilin kısa süre içinde arıza verdiğini ve yaklaşık 6 aydır servisten teslim alamadığını iddia ederek, firmadan şikayetçi oldu. Sıfır kilometre aldığı araçla sadece servise gidip gelen araç sahibi yetkililerden yardım istedi. İstanbul’un Arnavutköy İlçesi’nde yaşayan İbrahim Ak iddiaya göre, 3 Kasım 2025 tarihinde İstanbul’daki Erkay Otomotiv Mahmutbey şubesinden Fiat Grande Panda marka elektrikli otomobil satın aldı. Ak, aracı yaklaşık bir ay kullandıktan sonra sürekli arızalar vermeye başladığını ve 3 Aralık 2025 tarihinde servise bıraktı. Araç, aradan geçen yaklaşık 6 aya rağmen hala alıcısına teslim edilemedi. Tüm yatırımıyla sıfır araç aldığını belirten 30 yaşındaki vatandaş yetkililerden yardım istedi. "Sıfır araba aldım ama sürekli arıza verdi" Yaşadığı süreci anlatan İbrahim Ak, aracın kısa sürede çeşitli arızalar verdiğini ifade ederek şunları söyledi; "3 Kasım 2025 tarihinde Mahmutbey’deki Erkay Otomotiv Fiat bayisinden elektrikli Grande Panda araç satın aldım. Aracı yaklaşık bir ay kullandım. Bu süreçte araç sürekli arıza verdi. ABS arızası verdi, aracı şarja taktığımda şarj soketi çıkmadı ve istasyonda kaldım. Otobanda kırmızı ışıkta beklerken araç kendi kendine yürüdü ve yolda kaldım. Servisi aradım ama yardımcı olmadılar. O tarihten beri araç serviste. Bana şarj soketinin değişeceğini söylediler ama yaklaşık 6 aydır bir gelişme olmadı. Bana ikame araç verdiler ama mağduriyetim devam ediyor" dedi. Ak, aracı satın aldıktan sonra başka bir yatırım planı yaptığını da belirterek, "Ben bu aracı satıp yerine gayrimenkul alacaktım. Ancak araç serviste olduğu için satamadım ve bu nedenle mağdur oldum" diye konuştu. "Parça yurt dışından gelmiyor" Servis yetkililerinin kendisine parça beklediklerini söylediklerini iddia eden Ak, "Bize yurt dışından parça gelmediğini söylüyorlar. Bazen de ‘bir sene de sürebilir’ gibi ifadeler kullanıyorlar. Bu saatten sonra aracı da istemiyorum. Aracın bedelinin iade edilmesini istiyorum. Konuyu avukatlarıma verdim, hukuki süreç başlatıldı" ifadelerini kullandı. "6 aydır araç serviste yatıyor" Ak ile birlikte bayiye giden ve sürece tanıklık ettiğini söyleyen Yakup Ertan ise yaşanan süreci şöyle anlattı: "İbrahim abiyle birlikte şirkete gittik. 4-5 aydır ‘parçanız gelecek’ diyerek oyaladıklarını gördük. Araba yaklaşık 6 aydır serviste yatıyor. İbrahim abi bu arabayı satıp ev alacaktı ama araç serviste olduğu için satamadı ve mağdur oldu. Kendisine ‘arabanız 6 ayda da gelebilir, bir yılda da gelebilir’ gibi şeyler söylendi." Dedi. İbrahim Ak’ın firma hakkında şikayette bulunduğu ve konunun arabulucu ile yargı sürecine taşındığı öğrenildi.