SAĞLIK
05 Mart 2026 Perşembe - 10:28 Ramazan ayında baş ağrısını önlemenin yolları Ramazan ayında değişen beslenme ve uyku düzeni bazı kişilerde baş ağrısını tetikleyebileceğini belirten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Uzar, bunun için yapılması gereken bazı önemli noktalara dikkat çekti. Özellikle migren hastalarının Ramazan ayının ilk günlerinde daha sık ve şiddetli baş ağrısı yaşayabildiğini ancak bunun önlenmesinin de mümkün olabileceğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Uzar, "Ramazan ayında baş ağrısını azaltmak için beslenme ve sıvı tüketimine dikkat edilmesi gerekiyor. İftar ve sahurda protein içeren besinler tercih edilmeli. Katkı maddesi içeren gıdalardan uzak durulmalı. Daha önce baş ağrısını tetiklediği bilinen gıdalardan kaçınılmalı. İftar ile sahur arasında aralıklarla bol su tüketilmeli. Bu yaklaşık 2 litre veya üzeri olmalıdır. Sahur öğünü atlanmamalı ve uyku düzeni korunmalı. Baş ağrısını önlemek amacıyla sahurda ağrı kesici kullanımının yalnızca ilk günlerde sınırlı olarak düşünülebilir" dedi. Ramazan ayında baş ağrısı atakları sıklaşan migren hastalarında koruyucu tedavilerin uygulanabileceğini ifade eden Prof. Dr. Uzar, "Ayda 7-8 günden fazla baş ağrısı yaşayan migren hastalarında botulinum toksin uygulamaları veya migren aşısı olarak bilinen önleyici tedaviler baş ağrısı sıklığını azaltmada etkili olabilmektedir. Ayrıca bazı hastalarda baş ve boyun bölgesindeki ağrılı noktalara yapılan lokal tedaviler ve destekleyici yöntemler de fayda sağlayabilir" diye konuştu. Prof. Dr. Ertuğrul Uzar, Ramazan ayında baş ağrısı yaşayan kişilerin yaşam tarzı düzenlemelerine dikkat etmeleri ve şikâyetlerin sıklaşması durumunda mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurmaları gerektiğini vurguladı.
05 Mart 2026 Perşembe - 10:24 İftarda tüketilen şalgam, mideyi destekliyor On bir ayın sultanı Ramazan ayında şalgam tüketiminin mideyi desteklediğine değinen Uzman Diyetisyen Şevval Ayaşan Kılınç, "Ramazan ayı gibi uzun süreli açlıklarda iftarda tüketeceğiniz 1 bardak şalgam suyunun mide boşalmasına katkısı olacaktır. Şalgam, bağışıklık sistemini destekler, vücuttaki inflamasyonun azalmasına destek sağlayabilir" dedi. Ramazan ayında uzun süren açlık ve susuzluk, vücutta sıvı ve mineral dengesinin bozulmasına neden olabiliyor. Uzmanlar, iftar ve sahurda doğru içecek tercihinin hem sindirimi kolaylaştırdığını hem de gün boyu daha zinde kalmayı sağladığını belirtiyor. Bu noktada Adana’nın geleneksel içeceği şalgam, Ramazan sofralarında öne çıkıyor. Şalgam, potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi mineraller açısından zengin yapısıyla, oruç süresince kaybedilen elektrolitlerin yerine konmasına yardımcı oluyor. Özellikle iftar sonrası yaşanan halsizlik ve baş dönmesi riskini azaltabiliyor. Büyük Usta & Serfressh Şalgam firmasının ürettiği şalgamlar, şekerli ve gazlı içeceklere kıyasla daha dengeli bir içeriğe sahip olması sebebiyle iftar sonrası ani kan şekeri yükselmelerinin önüne geçilmesine destek olabiliyor. "Şalgam, bağırsak mikrobiyotasına katkıda bulunur" Konuyla ilgili Uzman Diyetisyen Şevval Ayaşan Kılınç, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. Kılınç, "Şalgam suyu, fermente içecekler arasında ön plana çıkan bir içecek. Özellikle üretim sürecinde yer alan laktik asit fermantasyonu sebebiyle bağırsak mikrobiyotasını destekleyici özelliklere sahip. Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki fermente ürünlerin içerisindeki laktik asitler, sindirim enzimlerini dolaylı yoldan destekler ve bu şekilde de bağırsak mikrobiyotasına katkıda bulunur" diye konuştu. "Şalgam, mide boşalmasını destekliyor" Ramazan ayında tüketilen şalgamın mide boşalmasına da katkısı olacağını anlatan Diyetisyen Kılınç, "Şalgam suyunun sindirim enzimlerini düzenleyici etkisi içerisindeki organik asitler ve asidik PH değerinden dolayı kaynaklanıyor. Şalgam, bu özelliklerinden dolayı mide boşalmasını ve sindirim enzimlerini destekler. Bundan dolayı Ramazan ayı gibi uzun süreli açlıklarda iftarda tüketeceğiniz 1 bardak şalgam suyunun mide boşalmasına katkısı olacaktır" dedi. "Şalgam tüketilen günlerde, tuz tüketimine dikkat" Şalgam alırken doğal yöntemlerle üretilen ürünleri almanın önemine dikkat çeken Kılınç, "Şalgam suyu tercih ederken katkısız, koruyucusuz olması çok önemli. Buna örnek olarak Büyük Usta & Serfressh’in yöntemleri tamda bahsettiğim türden. Şalgam, içerisindeki mor havuçlar nedeniyle antosiyonin dediğimiz güçlü antioksidan özelliklerine de sahiptir. Şalgam, bağışıklık sistemini destekler, vücuttaki inflamasyonun azalmasına destek sağlayabilir. Mineral açısından da şalgam, zengin bir potasyum kaynağıdır. Yüksek miktarda da sodyum içerir. Şalgam tüketilen günlerde, tuz tüketimine dikkat etmekte fayda var" ifadelerini kullandı.
"Migren hastalarına oruç tavsiyeleri"
28 Şubat 2026 Cumartesi - 10:15 "Migren hastalarına oruç tavsiyeleri" Migreni tetikleyen en önemli faktörlerden birinin uzun süreli açlık olduğunu belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Merve Korukcu, "Bu nedenle migren hastalarının sahur öğününü atlamaması kritik öneme sahiptir. Dengeli bir sahur öğünü, gün içindeki şikayetleri azaltabilir. Yeterli sıvı alımı da migren kontrolünde temel bir unsurdur. İftar ile sahur arasında yeterli miktarda su tüketilmesi, susuzluğa bağlı baş ağrılarının önlenmesine katkı sağlar" dedi. Ramazan ayında özellikle migren hastalarında uzun süreli açlık ve susuzluğun baş ağrılarını artırabileceğine dikkat çeken VM Medical Park Bursa Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Merve Korukcu, alınabilecek önlemler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. "Dengeli bir sahur öğünü şikayetleri azaltır" Migren hastalarının sahur öğününü atlamamasının kritik öneme sahip olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Merve Korukcu, "Sahur öğününün atlanması, gün içinde kan şekeri düşüklüğüne bağlı baş ağrılarını artırabilir. Dengeli bir sahur öğünü gün içindeki şikayetleri azaltabilir. Sahurda kan şekerini dengede tutacak, uzun süre tokluk sağlayacak protein ve lif ağırlıklı besinler tercih edilmelidir. Yumurta, yoğurt, peynir, tam tahıllı ürünler ve ceviz gibi sağlıklı yağ kaynakları önerilmektedir. Basit şeker içeren gıdalardan kaçınılması, ani kan şekeri düşüşlerinin önüne geçilmesine yardımcı olur" ifadelerini kullandı. "Yeterli miktarda su tüketin" Yeterli sıvı alımının migren kontrolünde temel bir unsur olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Korukcu, "İftar ile sahur arasında yeterli miktarda su tüketilmesi, susuzluğa bağlı baş ağrılarının önlenmesine katkı sağlar" dedi. "Gün içinde kısa dinlenme araları planlanmalı" Uyku düzeninin korunmasının da migren yönetiminde önemli rol oynadığını işaret eden Uzm. Korukcu, "Sahur nedeniyle değişen uyku saatleri, düzensiz ve yetersiz uyku atakları artırabilir. Mümkün olduğunca düzenli uyku saatleri oluşturmak ve gün içinde kısa dinlenme araları planlamak faydalı olacaktır" ifadelerini kullandı. "Şiddetli ve farklı ağrılarda doktora başvurulmalı" Uzun süreli açlığın kan şekeri dengesini etkileyebileceğini belirten Uzm. Dr. Korukcu, "Kan şekeri düşüklüğü ve susuzluk beyin damarlarında değişikliklere neden olabilir. Bu durum özellikle migren hastalarında daha şiddetli ve uzun süren ataklara yol açabilir" şeklinde konuştu. Baş ağrısının şiddetinin artması, görme kaybı veya bulantı-kusma gibi farklı belirtilerin eşlik etmesi durumunda mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Merve Korukcu, "Ramazan döneminde artan baş ağrıları ihmal edilmemeli, özellikle kronik migren hastaları düzenli kontrollerini aksatmamalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.
Doğum sonrası yenilenmeye bütüncül yaklaşım: Anne estetiği
28 Şubat 2026 Cumartesi - 09:34 Doğum sonrası yenilenmeye bütüncül yaklaşım: Anne estetiği Hamilelik ve emzirme sürecinin vücutta bıraktığı değişimlerin tek bir bütünsel cerrahi planlama ile düzeltilebildiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Demirhan Dal, toplumda ‘mommy makeover’ olarak bilinen anne estetiği hakkında merak edilenleri paylaştı. Doğum sonrası karın, meme ve vücut hatlarında oluşan değişimlerin tek bir anestezi altında gerçekleştirilen kombine estetik cerrahi uygulamalarla planlandığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Demirhan Dal, bu cerrahi planlamayla iyileşme sürecinin daha verimli yönetilebildiğini ve kadının kendisini fiziken ve ruhen iyi hissetmesine destek olmanın amaçlandığını söyledi. Dal, "Doğum sonrası en sık karşılaşılan sorunlar arasında karın kaslarında ayrışma, memelerde sarkma ve hacim kaybı ile bölgesel yağlanmalar yer alır. Anne estetiği ile gevşeyen karın bölgesi sıkılaştırılır ve karın duvarı güçlendirilir. Böylece yalnızca estetik bir iyileşme değil, duruş bozukluğuna bağlı bel ve karın ağrılarında da azalma sağlanabilir. Meme dikleştirme, küçültme ya da silikon protez uygulamaları ile daha dik ve doğal bir görünüm elde edilebilir. Liposuction sayesinde ise bel, basen ve karın yan bölgeleri şekillendirilerek daha orantılı bir vücut formu oluşturulur" ifadelerini kullandı. Kişiye özel planlanmalı Aynı anda tüm işlemlerin uygulanması iyileşme sürecine dair zaman yönetimi açısından avantaj sağlayabilse de her hasta için uygun olamayacağını belirten Dal, "Özellikle diyabet, hipertansiyon, kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları bulunan kişiler mutlaka detaylı bir sağlık değerlendirmesinden geçirilmelidir. Genel anestezi altında yapılan ve ortalama 4-6 saat sürebilen bu ameliyatlarda, hastanın genel sağlık durumu büyük önem taşır. Uzun süren cerrahiler anestezi risklerini artırabileceği gibi iyileşme sürecini de zorlaştırabilir. Bu nedenle bazı hastalarda işlemler iki aşamalı planlanabilir. Yoğun sigara kullanımı da yara iyileşmesini olumsuz etkileyebileceğinden ameliyat öncesi mutlaka hekimle paylaşılmalıdır" açıklamasında bulundu. Doğum sonrası hormonların dengelenmesi, meme dokusunun hacim değişikliklerinin tamamlanması ve karın bölgesinin toparlanması sonrası ameliyatın uygun olduğunun altını çizen Dal, "Daha kalıcı ve öngörülebilir sonuçlar elde edebilmek için ameliyatın doğumdan en az 6 ay sonra planlanması önerilir. Emzirme bittikten sonra ise en az 3-6 ay geçmesi beklenmelidir. Yakın zamanda yeniden gebelik planlayan kadınlara karın germe ve meme ameliyatları önerilmez. Çünkü yeni bir gebelikte karın kasları yeniden gevşeyebilir, meme hacmi değişebilir ve tekrar sarkma oluşabilir" diye konuştu. İyileşme süresi 2 hafta Dal, ameliyat sonrası iyileşme sürecine dair şu ifadeleri kullandı: "Sadece meme ameliyatı veya düşük hacimli liposuction uygulanan hastalarda genellikle 1 gece yatış yeterlidir. Karın germe ameliyatı eklenen hastalar ise çoğunlukla 2 gece hastanede takip edilir. İlk günlerde özellikle karın germe sonrası ağrı daha belirgin olabilir. Bu nedenle ağrı kontrolü sağlanmadan taburculuk önerilmez. Ortalama 1. haftada drenler alınır ve eriyen dikişler kullanıldığı için ayrıca dikiş alma işlemi gerekmez. Hastalar yaklaşık 2 hafta içinde günlük ve sosyal yaşamlarına büyük ölçüde dönebilir. 3. haftada seroma kontrolü, 3. ayda ise yara iyileşmesi ve iz değerlendirmesi yapılır. Uygun bakım ve düzenli kontrollerle iyileşme süreci genellikle kontrollü ve konforlu ilerler."
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Bugün Türkiye, sağlıkta bölgesinde referans gösterilen bir ülkedir"
27 Şubat 2026 Cuma - 21:05 Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Bugün Türkiye, sağlıkta bölgesinde referans gösterilen bir ülkedir" Kastamonu’da şehit aileleri ve gazilerle iftar yemeğinde buluşan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Bugün Türkiye, sağlıkta bölgesinde referans gösterilen bir ülkedir" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Kastamonu İl Başkanlığı tarafından düzenlenen "Gönül Sofrası" iftar programına katıldı. İftarda şehit aileleri, gazi ve gazi yakınlarıyla bir araya gelen Bakan Memişoğlu, sağlık hizmetleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. "Sağlık, Türkiye yüzyılı vizyonunun en güçlü başlıklarından biridir" Son 23 yılda Türkiye’deki sağlık hizmetlerinde tarihi dönüşüm olduğunu kaydeden Memişoğlu, "Bu değişimin temelinde; güçlü bir irade, milletine adanmış bir liderlik ve insanı merkeze alan bir vizyon vardır. Hep birlikte sadece tedavi eden değil, koruyan, geliştiren ve üreten bir sağlık sistemi inşa ettik. Koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştırdık. Birinci basamağı ve aile hekimliğini güçlendirdik. Şehir hastanelerimizle modern ve güçlü bir altyapı kurduk. Dijitalleşme ve teknoloji yatırımlarıyla sistemi sürekli yeniledik. Yerli ve milli üretim hamleleriyle sağlık teknolojilerinde küresel ölçekte söz sahibi bir Türkiye hedefini büyüttük ve kararlılıkla geliştirmeye devam ediyoruz. Bugün Türkiye, sağlıkta bölgesinde referans gösterilen bir ülkedir. Çünkü biliyoruz ki sağlık, Türkiye yüzyılı vizyonunun en güçlü başlıklarından biridir. Sağlıklı birey güçlü ailedir, güçlü aile güçlü toplumdur. Güçlü toplum ise güçlü Türkiye’dir. Bu anlayışla koruyucu ve önleyici hizmetleri daha da yaygınlaştırıyoruz. Bağımlılıkla mücadeleden kronik hastalıkların önlenmesine kadar vatandaşımızı sürecin merkezine alan proaktif bir yaklaşımı benimsiyoruz. Biz, sadece bugünün değil, geleceğin de sağlık sistemini planlıyoruz. İşte bu yüzden sağlıklı Türkiye yüzyılı diyoruz" dedi. "Memnuniyet oranı son bir yılda yüzde 69,4’e yükselmiştir" Verilerin sağlık hizmetlerinde doğru yolda olunduğunu gösterdiğini dile getiren Memişoğlu, "Sağlık çalışanlarımız bu sistemin omurgasıdır. Pandemide gösterdikleri fedakarlıklar, afetlerde ortaya koydukları gayret ve her gün sağlık tesislerimizde verdikleri emek milletimizin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir. Bu güven, memnuniyet oranlarına da yansımaktadır. Sağlık hizmetleri memnuniyet oranı son bir yılda 6,2 puan artarak yüzde 69,4’e yükselmiştir. Şehir hastanelerimizde yüzde 70,8, kamu hastanelerimizde yüzde 71,2, aile sağlığı hizmetlerimizde yüzde 70,1 memnuniyet oranına ulaşılmıştır. Bu tablo, doğru yolda olduğumuzun somut bir göstergesidir" diye konuştu. "Milletimizin sağlığı için daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz" Daha güçlü sağlık sistemi için çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Memişoğlu, "Bu ilk iftar sofrasında bir kez daha sözlerimizi yineliyoruz. Milletimizin sağlığı için daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz, daha erişilebilir, daha güçlü bir sağlık sistemi için durmadan ilerleyeceğiz. Bu yol inanç yoludur, hizmet yoludur, milletimize adanmışlık yoludur" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından AK Parti Kastamonu İl Başkanı Ahmet Sevgilioğlu tarafından Bakan Memişoğlu’na, bir yetimin 6 aylık masraflarının karşılandığını gösteren bağışın yer aldığı sertifika takdim edildi. Kastamonuspor yönetimi tarafından da Bakan Memişoğlu’na forma hediye edildi. İftar programına Vali Meftun Dallı, AK Kastamonu milletvekilleri Halil Uluay ve Serap Ekmekci, Kastamonu Emniyet Müdürü Tamer Taş, AK Parti Kastamonu İl Başkanı Ahmet Sevgilioğlu, Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Küçükyılmaz, şehit aileleri, gazi ve gazi yakınları ile vatandaşlar katıldı.
10 ülkeden katılımın olduğu yarışmada SUBÜ ekibine ikincilik ödülü
27 Şubat 2026 Cuma - 17:02 10 ülkeden katılımın olduğu yarışmada SUBÜ ekibine ikincilik ödülü Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen Sağlıkta İnovasyon Yarışması neticelendi. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) "Vita Grup" takımı, hazırladıkları projeyle üniversite öğrenci kategorisinde ikincilik ödülünü kazandı. 10 farklı ülkeden toplam 355 yarışmacının katılım sağladığı yarışmanın ödül töreni, Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Törene; Sakarya Vali Yardımcısı Dr. İsmail Altan Demirayak, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir, SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, üniversite temsilcileri ve öğrenciler katıldı. Törende konuşan SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, sağlık alanında yerli ve yenilikçi çözümler üretmenin önemine değindi. İnovatif düşüncenin ve farklı disiplinlerin bir araya gelmesinin üretim sürecine katkı sağladığını belirten Sarıbıyık, yarışmaya katılan öğrencileri ve destek veren kurumları tebrik etti. SUBÜ Akyazı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Cansu Keskin’in danışmanlığını yürüttüğü Vita Grup takımı, "Life Lift" isimli projeleriyle kürsüye çıktı. Ülkü Fatma Yıldırım, Buse Baytar, İrem Nur Tomakin, Eda Vuran ve Ermiya Ceyhan’dan oluşan takıma ödüllerini SAÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özer Köseoğlu takdim etti.
Her 10 kadından birini etkileyen sinsi hastalık: Endometriozis
27 Şubat 2026 Cuma - 16:36 Her 10 kadından birini etkileyen sinsi hastalık: Endometriozis Halk arasında ’çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis, üreme çağındaki her 10 kadından birinde görülerek önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Uzmanlar, belirtileri pek çok hastalıkla karıştırılabildiği için tanı sürecinin gecikebildiğine dikkat çekiyor. Hastalığın teşhisinin bazı vakalarda 10 yılı bulabildiği belirtilirken, bu süreçte hastalar farklı branşlarda birçok doktora başvurarak zaman kaybedebiliyor. Türkiye’de yaklaşık 2 milyon kadını etkilediği tahmin edilen endometriozis, bel ve sırt ağrısı, kronik yorgunluk, karın ağrısı, şişkinlik ve gaz gibi toplumda sık görülen şikayetlerle kendini gösterebiliyor. Ancak bu belirtiler çoğu zaman başka nedenlere bağlandığından hastalık fark edilmeden ilerleyebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Nuray Bozkurt, Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, "Rahmin iç duvarını döşeyen dokunun rahim dışında yerleşmesi olarak tanımlanan endometriozis, bazı hastalarda hiçbir belirti vermeden ilerleyebilirken; çoğu hastada kronik karın ağrısı, özellikle adet döneminde şiddetli ağrı ve aşırı kanama gibi ciddi sorunlara yol açabiliyor" dedi. Aynı zamanda Endometriozis ve Adenomyozis Derneği yönetim kurulu üyesi olan Bozkurt, hastalığın erken tanısının yaşam kalitesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Kısırlığa kadar gidebilen riskler taşıyor Endometriozisin bağırsakları etkilemesi durumunda ağrılı dışkılama; mesaneye yayılması halinde ise kanlı idrar ve yanma gibi şikayetler görülebiliyor. Üreme organlarında oluşturduğu hasar ise kısırlığa kadar varabilen ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Uzmanlardan önemli uyarı Bozkurt, şiddetli adet ağrısı, geçmeyen karın ve bel ağrısı, ağrılı ilişki ve aşırı kanama gibi şikayetlerin normal kabul edilmemesi gerektiğini belirterek, bu belirtileri yaşayan kadınların vakit kaybetmeden bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmalarını önerdi. Mart ayı Endometriozis Farkındalık Ayı dolayısıyla uzmanlar, erken teşhisin hem hastalığın ilerlemesini önlemede hem de kadınların yaşam kalitesini artırmada kritik rol oynadığını hatırlatarak toplumsal bilinçlendirme çalışmalarının artırılması gerektiğinin altını çiziyor.
Aydın’da acil sağlık filosuna 16 yeni ambulans
27 Şubat 2026 Cuma - 16:19 Aydın’da acil sağlık filosuna 16 yeni ambulans Sağlık Bakanlığı ve hayırseverlerin desteğiyle Aydın’a kazandırılan 16 yeni ambulans, düzenlenen törenle hizmete alınırken, yeni araçlarla birlikte il genelinde 2026 yılında 81 kara ambulansı ve 52 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ile 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet sunulacak. Aydın’a sağlık alanında önemli bir destek daha geldi. Sağlık Bakanlığı tarafından tahsis edilen 15 ambulans ile hayırsever bağışçının katkılarıyla alınan 1 ambulans olmak üzere toplam 16 yeni araç, Aydın İl Sağlık Müdürlüğü envanterine katıldı. Ambulanslar, İl Sağlık Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen törenle teslim edildi. Törene Aydın Valisi Yakup Canbolat, AK Parti Aydın Milletvekilleri, İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul, kurum müdürleri, siyasi parti başkanları ve sağlık çalışanları katıldı. Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul törende yaptığı konuşmada acil sağlık hizmetlerinin her geçen gün güçlendiğini belirtti. Şenkul, "Yaşama yol ver sloganıyla görev yapan 740 acil sağlık hizmetleri personelimiz, 2025 yılı içerisinde toplam 2 milyon 800 bin kilometre yol kat ederek 123 bin 500 vakaya ulaşmış ve vatandaşlarımıza zamanında, etkin ve nitelikli sağlık hizmeti sunmuştur. Bu rakamlar, teşkilatımızın azmini, fedakârlığını ve insan hayatına verdiği değerin bir göstergesidir. Envanterimize kazandırılan 16 yeni ambulans ile birlikte 2026 yılında 81 kara ambulansı ve 52 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ile, il genelinde 7 gün 24 saat kesintisiz acil sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğiz. İlimize kazandırılan bu 16 yeni ambulans; güncel tıbbi donanımları, ileri teknolojik altyapıları ve yüksek güvenlik standartları ile acil durumlarda vatandaşlarımıza en kısa sürede ulaşılmasına önemli katkılar sağlayacaktır. Aynı zamanda bu yatırımlar, sahada büyük bir özveriyle görev yapan sağlık personelimizin çalışma şartlarını daha güvenli ve daha güçlü hale getirecektir. Ambulanslarımızın Aydın’ımıza kazandırılmasında, başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Sağlık Bakanımıza ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca, acil sağlık hizmetlerimize bağışladıkları ambulans ile önemli katkı sağlayan, Çine Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı’na da teşekkür ediyorum. Sağlık Bakanlığı’mızın ’Koruyan, geliştiren ve üreten sağlık’ vizyonu doğrultusunda, acil sağlık hizmetlerimizi her geçen gün daha da ileriye taşımaya kararlılıkla devam ederek, ilimize kazandırılan bu ambulansların hayırlı olmasını temenni ediyorum" dedi. Anahtarlar teslim edildi Konuşmaların ardından ambulansların anahtarları şoförlere teslim edilirken, yeni araçlar görev yapacakları istasyonlara dualar eşliğinde uğurlandı. Ambulanslar; Efeler 2, 5, 7 ve 10 No’lu ASHİ; İncirliova 1; Germencik 1; Söke 5 ve 6; Kuşadası 3 ve 5; Didim 1; Çine 1 ve 2; Karpuzlu 1; Nazilli 1 ve 7 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonlarında görev yapacak.
GAÜN’de altın kan çalışmasına "En İyi Sözel Bildiri" birinciliği
27 Şubat 2026 Cuma - 15:10 GAÜN’de altın kan çalışmasına "En İyi Sözel Bildiri" birinciliği Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Hastanesi’nde gerçekleştirilen ve dünyada "Altın Kan" (Rhnull) olarak bilinen son derece nadir kan grubuna sahip bir hastanın hayatını kurtaran doğum operasyonu, tıp dünyasında önemli bir başarıya imza attı. GAÜN Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahap Okan ve ekibinde yer alan Transfüzyon Merkezi Sorumlusu Mustafa Tekin tarafından 9. Hematolojik Nadir Hastalıklar Kongresi’nde sunulan çalışma, "En İyi Sözel Bildiri" birincilik ödülüne layık görüldü. Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahap Okan, yaklaşık 6 milyonda bir görülen Rhnull fenotipinin yönetimine ilişkin yaptığı değerlendirmede, bu kan grubunda kan hücrelerinin yüzeyinde bulunması gereken Rh antijenlerinin tamamen eksik olduğunu belirtti. Rh sisteminde 50’den fazla antijen bulunduğunu hatırlatan Okan, Rhnull bireylerde bu yapıların hiçbirinin yer almaması nedeniyle kanın biyolojik olarak "isimsiz" kabul edildiğini ifade etti. "Altın kan" adlandırmasının kanın renginden değil, tıptaki değerinden kaynaklandığını vurgulayan Okan, Rh antijenlerinin yokluğunun kan hücrelerini daha kırılgan hale getirebildiğini ve bunun kronik kansızlık ile halsizlik gibi klinik tablolara yol açabildiğini kaydetti. Rhnull fenotipine sahip bireylerin Rh içeren kanları reddettiğini belirten Okan, bu hastalara Rh negatif kanın dahi verilemediğini, yalnızca aynı fenotipe sahip donörlerden temin edilen kanın güvenle kullanılabildiğini söyledi. "Altın Kan" operasyonun başarısında multidisipliner yaklaşımın etkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Okan, bu kana sahip olan hastaları için Türk Kızılayı aracılığıyla İspanya’dan temin edilen ve çözüldükten sonra yalnızca 72 saat kullanım süresi bulunan dondurulmuş kanların titizlikle Gaziantep’e ulaştırıldığını bildirdi. Prof. Dr. Okan, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Neslihan Bayramoğlu Tepe’nin gerçekleştirdiği yüksek riskli sezaryen operasyonu ile anne ve bebeğin sağlıklı şekilde hayata tutunduğu aktardı. Çalışmayı kongrede sunan GAÜN Hastanesi Transfüzyon Merkezi Sorumlusu Mustafa Tekin ise Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan bu operasyonun, 9. Hematolojik Nadir Hastalıklar Kongresi’nde, güçlü lojistik planlama ve tıbbi koordinasyon başarısı sayesinde bilim jürisi tarafından en iyi çalışma seçildiğini ifade etti.
Başkan Aydemir’den Balıkesir’e 29 yeni hekim müjdesi
27 Şubat 2026 Cuma - 15:10 Başkan Aydemir’den Balıkesir’e 29 yeni hekim müjdesi AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir, Balıkesir’e 11 uzman ve 18 pratisyen olmak üzere toplam 29 yeni hekim ataması yapılacağı müjdesini verdi. Balıkesir’in sağlık ihtiyaçlarına yönelik yürütülen yoğun diplomasi trafiği sonuç verdi. AK Parti İl Başkanı Mehmet Aydemir, münhal kadroların netleşmesiyle birlikte müjdeyi hemşehrileriyle paylaştı. 127. Dönem Devlet Hizmet Yükümlülüğü kapsamında yapılacak atamalarla, şehrin hem uzman hekim branşlarındaki ihtiyacı giderilecek hem de acil servis ve birinci basamak sağlık hizmetleri nefes alacak. Yeni atama döneminde özellikle uzmanlık gerektiren kritik branşlara ağırlık verilmesi dikkat çekti. Balıkesir genelindeki hastanelerde görev yapacak 11 uzman hekimin branş dağılımı, şehrin sağlık taleplerine doğrudan yanıt verecek. Buna göre beyin ve sinir cerrahisi, endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları, göz hastalıkları, 3 iç hastalıkları, ortopedi ve travmatoloji, 2 fiziksel tıp ve rehabilitasyon ve 2 acil tıp uzmanı atanacak. Ayrıca, Balıkesir’in dört bir yanındaki sağlık kuruluşlarında görev alacak olan 18 pratisyen hekim, vatandaşlara sunulan ilk müdahale ve temel sağlık hizmetlerinin kalitesini artıracak. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Aydemir, Balıkesir’e kazandırılacak bu kadroların rastlantı olmadığını, Ankara ve Balıkesir arasında kurulan güçlü bir iş birliği ve koordinasyonun meyvesi olduğunu vurguladı. Sağlık yatırımlarının artarak devam edeceğini belirten Aydemir, her bir kadronun Balıkesir halkı için büyük bir önem taşıdığını ifade etti. Başkan Aydemir, sağlıkta yapılacak atamaların mimarlarına özel olarak teşekkür ederek, şu ifadeleri kullandı: "Balıkesir’imizin ihtiyaçlarına her zaman hassasiyetle yaklaşan başta AK Parti Genel Başkan Yardımcımız ve Balıkesir Milletvekilimiz Belgin Uygur hanımefendiye; kıymetli milletvekillerimiz İsmail Ok, Mustafa Canbey ve Ali Taylan Öztaylan’a, ayrıca süreci titizlikle takip eden ve koordinasyonu sağlayan İl Sağlık Müdürümüz Miraç Çavdar’a şehrimiz adına teşekkürlerimi sunuyorum. Balıkesir’imize hayırlı olsun."