Son Dakika
|
Erdoğan: ''Ülkemizi savaşın içerisine çekmeye çalışanlara karşı dikkatliyiz''
Prof. Dr. İlber Ortaylı hayatını kaybetti
İETT otobüsü çarptı, hayatını kaybetti
Tahran'da Kudüs Günü yürüyüşü sırasında saldırı meydana geldi
MSB: İran'dan ateşlenen balistik mühimmat etkisiz hale getirildi
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "ABD yönetimi, AB’yi bölmek istiyor"
Okullarda ikinci ara tatil için son ders zili bugün çalıyor
Trump’tan İran’a yeni tehdit: "Bugün başlarına ne geleceğini izleyin"
Tokat’ta 5.5 büyüklüğünde deprem!
Trump: "İran’ın nükleer silahlara sahip olmasına asla izin vermeyeceğim"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
ABD ordusu: "B-2 bombardıman uçakları İran'a yönelik saldırılar için havalandı"
İran Devrim Muhafızları: "İsrail’deki hedeflere 1 ve 2 tonluk 30 ağır füze fırlattık"
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Türkiye'nin çok büyük bir değerini kaybettik"
ABD açıkladı: Irak'ta düşen uçaktaki 6 asker hayatını kaybetti
İlber Ortaylı’nın eşi: "Mümkün olduğunca gayret etti ve enerjik kaldı"
Prizde unutulan şarj aleti yangın çıkardı: 16 kişi hastanelik oldu
AB Yüksek Temsilcisi Kallas: "ABD yönetimi, AB’yi bölmek istiyor"
SAĞLIK
MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi’nde Robotik Cerrahi dönemi başladı
13 Mart 2026 Cuma - 17:43:49
Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Hafsa Sultan Hastanesi’nde ileri teknolojiye sahip Da Vinci X Robotik Cerrahi Sistemi hizmete alındı. Sistemle birlikte hastanede minimal invaziv (kapalı) cerrahi uygulamaları ileri teknoloji desteğiyle yapılmaya başlandı. Kurulan sistem sayesinde MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi, Türkiye’de robotik cerrahi teknolojisini aktif olarak kullanan 10. kamu üniversite hastanesi olurken, Manisa da Da Vinci robotik cerrahi sistemi bulunan 12. il olarak robotik cerrahi altyapısına sahip şehirler arasına girdi. Robotik cerrahi teknolojisi sayesinde Manisa ve çevre illerde yaşayan hastalar, ileri teknoloji ile gerçekleştirilen kapalı ameliyatlara artık kendi bölgelerinde ulaşabilecek. Yüksek hassasiyetle gerçekleştirilen bu operasyonlar; daha küçük kesiler, daha az kan kaybı, hastanede daha kısa kalış süresi ve hızlı iyileşme gibi önemli avantajlar sağlıyor. Sistem başta üroloji, genel cerrahi ile kadın hastalıkları ve doğum branşları olmak üzere birçok cerrahi alanda kullanılabilecek. Böylece hastanenin ileri cerrahi teknoloji kapasitesi güçlenirken, verilen sağlık hizmetlerinin kalitesi de daha üst seviyeye taşınacak. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan MCBÜ Rektörü Prof. Dr. Rana Kibar, robotik cerrahi sisteminin üniversite hastanesi için önemli bir adım olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Hafsa Sultan Hastanesinde ilk kez uygulanan robotik cerrahi yöntemiyle böbrek alma ameliyatı (nefrektomi) başarıyla gerçekleştirildi. Daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve yüksek hassasiyet sağlayan bu ileri teknoloji artık Manisa’nın hizmetinde. Emeği geçen tüm sağlık ekibimizi kutluyoruz. Robotik cerrahi sisteminin hizmete alınması hem sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran hem de üniversitemizin bilimsel ve teknolojik altyapısını güçlendiren önemli bir yatırımdır. Bu altyapı aynı zamanda tıp fakültemizde yürütülen eğitim ve araştırma faaliyetlerine de katkı sağlayacaktır. Sürecin başından itibaren destek veren AK Parti Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekilimiz Sayın Bahadır Yenişehirlioğlu’na şehrimiz ve üniversitemiz adına teşekkür ediyorum."
13 Mart 2026 Cuma - 17:33
Selçuk Üniversitesinde 14 Mart Tıp Bayramı kutlandı
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen programda öğretim üyelerine cübbe giydirildi, bilimsel çalışmalarıyla öne çıkan akademisyenler ödüllendirildi. Rektör Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, 2026 Yatırım Programı’na alınan 800 yataklı yeni hastane projesinin Üniversite ve bölge için önemli bir sağlık merkezi olacağını söyledi. Sultan Alparslan Kültür Merkezinde düzenlenen programda akademisyenler, sağlık çalışanları ve öğrenciler bir araya geldi. Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, üniversitenin sağlık alanındaki gelişimine dikkat çekti. Yılmaz, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleri ile 2026 Yatırım Programı’na alınan 800 yataklı yeni hastane projesi, Üniversite ve bölge için önemli bir sağlık merkezi olacak" dedi. Rektör Prof. Dr. Yılmaz, ayrıca mevcut hastanede sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik çalışmalar kapsamında 5 yeni ameliyathane, preoperatif polikliniği, yeni laboratuvar binası, çocuk ve yetişkin kan alma ünitesi, fizik tedavi polikliniği ve sterilizasyon ünitesinin hizmete alındığını kaydetti. 18 yataklı modern günübirlik servis, yeni onkoloji polikliniği, radyasyon onkolojisi ünitesi ile radyoloji görüntülüme sistemine yönelik de çalışmalarının sürdüğünü aktardı. 2025 yılında hastanede yaklaşık 1,5 milyon poliklinik hizmeti verildiğini ifade eden Yılmaz, "Elbette bu başarı tesadüf değildir. Bu başarı; hekimlerimizin emeğinin, sağlık çalışanlarımızın fedakarlığının ve akademisyenlerimizin bilimsel gayretinin bir sonucudur" diye konuştu. Programa katılan İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz da hekimliğin insan hayatına doğrudan dokunan bir görev olduğunu belirterek "Hekimlik; yalnızca bir meslek değil, insanın en zor anında yanında olmayı gerektiren büyük bir sorumluluktur. İnsanların duasını almak, acılarını dindirmek ve hayatlarına dokunabilmek hekimliğin en kıymetli yönüdür" dedi. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüsnü Alptekin ise 14 Mart Tıp Bayramı’nın tarihi arka planına değinerek tıp eğitiminin Osmanlı’dan günümüze uzanan gelişimini anlattı. Programda konuşmaların ardından bilimsel çalışmalarda en yüksek puanları alan öğretim elemanlarına ve ödüle değer görülen akademisyenlere teşekkür belgeleri takdim edildi. Profesör ve doçent ünvanı alan öğretim üyelerine cübbe giyme merasiminin de gerçekleştirildiği programda, 2024 - 2025 Eğitim Öğretim Yılı Gelişim Sınavı birincileri ile dönem birincilerine de teşekkür belgesi verildi. Programa Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Ak, Genel Sekreter Mustafa Karakışla, Konya İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri, İlaç ve Tıbbi Cihaz Hizmetleri Başkanı Prof. Dr. Emre Korkut da katıldı.
13 Mart 2026 Cuma - 17:06
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Maalesef İlber Ortaylı Hocamızı kaybettik, Türkiye’nin çok büyük bir değerini kaybettik"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Maalesef, İlber Ortaylı Hocamızı kaybettik, milletimizin başı sağ olsun. Türk milletinin çok değerli bir değeri, gerçekten tarih anlamında da, Türk milleti anlamında da Türkiye’nin çok büyük bir değerini kaybettik" dedi.
13 Mart 2026 Cuma - 17:01
Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Çebi, sağlık çalışanlarının Tıp Bayramı’nı kutladı
Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle ilçede faaliyet gösteren hastane ve sağlık merkezlerini ziyaret etti, sağlık çalışanlarının Tıp bayramını kutladı. Büyükçekmece Belediyesi, her yıl olduğu gibi bu yıl da sağlık çalışanlarının fedakarlıklarını unutturmamak ve günlerini kutlamak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenledi. Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle Büyükçekmece Belediye Meclis Üyesi Mustafa Büyükyılmaz, Büyükçekmece Belediyesi Koordinatörü Seçkin Özdemir ile birlikte ilçe genelinde faaliyet gösteren devlet hastaneleri, özel sağlık kuruluşlarını ziyaret etti. Hastanelerin başhekimleri tarafından karşılanan Başkan Vekili Çebi ve berberindeki heyet doktor, hemşire ve sağlık görevlilerine çiçek takdim ederek, günlerini kutladı. "İnsanlık için kutsal bir görevi üstleniyorlar" Sağlık alanında hizmet veren her sağlık çalışanının toplumlar için büyük bir önem taşıdığını belirten Büyükçekmece Belediye Başkan Vekili Hakan Çebi, "İnsan sağlığını ve yaşam hakkını koruyan, her koşulda sorumluluğunun bilincinde olan hekimlerimiz ve tüm sağlık personelimiz, gece gündüz demeden insanlık için kutsal bir görevi üstleniyorlar. Bu vesileyle hayatımızın her anında yanımızda olan ve kendilerine çok şey borçlu olduğumuz hekimlerimizin ve tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor; tüm insanlığa sağlık, huzur ve esenlikler diliyorum" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
12 Mart 2026 Perşembe- 16:06
Hasköy’deki hemodiyaliz ünitesi hastaları kilometrelerce yol gitmekten kurtardı
2
12 Mart 2026 Perşembe- 12:53
Türkiye’de her 7 kişiden biri böbrek hastası
3
13 Mart 2026 Cuma- 17:06
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Maalesef İlber Ortaylı Hocamızı kaybettik, Türkiye’nin çok büyük bir değerini kaybettik"
4
12 Mart 2026 Perşembe- 12:21
İnme geçiren 91 yaşındaki hastaya başarılı müdahale, uzmanlardan uyarı: "Dakikanın önemi var"
5
05 Şubat 2026 Perşembe- 09:40
Kıbrıs’tan gelen küçük bir kalp, zamanında müdahalelerle sağlığına kavuştu
03 Şubat 2026 Salı - 10:09
Dr. Küçük: "Yüz germe ile zamana meydan okuyan doğal gençleşme"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ufuk Küçük, yüz germe operasyonlarının günümüzde gelişen cerrahi teknikler sayesinde hem güvenli hem de başarılı sonuçlar sunduğunu ifade etti. Op. Dr. Küçük, "Yüz germe ameliyatları yalnızca cildi germeye yönelik değildir. Yüzün alt tabakalarındaki kas ve bağ dokularının da toparlanmasıyla daha kalıcı ve doğal bir gençleşme sağlanmaktadır" dedi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ufuk Küçük, "Yaşlanma sürecine bağlı olarak yüzde meydana gelen sarkma, kırışıklık ve elastikiyet kaybı, estetik cerrahiye olan ilgiyi her geçen gün artırıyor. Bu alanda en etkili cerrahi yöntemlerden biri olan yüz germe daha genç, dinamik ve doğal bir görünüm elde edilmesine imkan sağlıyor" dedi. Yüz germe işleminin; yüz ovali, yanaklar, çene hattı ve boyun bölgesindeki sarkmaları hedef aldığını belirten Küçük, her hastaya özel planlama yapılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. "Hastanın yüz yapısı, cilt kalitesi ve beklentileri doğrultusunda kişiye özel bir cerrahi yaklaşım benimsiyoruz" şeklinde konuştu. Ameliyat sonrası iyileşme sürecinin kişiden kişiye değişebildiğini belirten Op. Dr. Ufuk Küçük, hastaların büyük bölümünün kısa sürede sosyal yaşamlarına dönebildiğini ve nihai sonuçların zamanla daha doğal bir görünüm kazandığını söyledi.
03 Şubat 2026 Salı - 09:55
Omurilik felci geçiren "Stikman" lakaplı Günal Şen, Elon Musk’un tedavisiyle tekrar yürümek istiyor
İstanbul’da yaşayan Günal Şen (38), 19 yıl önce geçirdiği trafik kazası sonrası omurilik felci geçirdi. Hayata bilgisayar kullanırken yardımcısı olan tahta çubuk ile tutunan ve sosyal medyada "Stickman" lakabıyla tanınan Şen, tekerlekli sandalyede olsa da kendi ayakları üzerinde durmaya çalışıyor. Şen’in tek isteği Elon Musk’ın geliştirmiş olduğu Neuralink tedavisiyle tekrar ayağa kalkabilmek.
03 Şubat 2026 Salı - 09:42
Yapay zekayla oluşturulan videolar gerçeklik algısını dönüştürüyor, ruh sağlığını olumsuz etkiliyor
İnternet ortamında, özellikle sosyal medyada yayınlanan ve gerçeğiyle neredeyse ayırt edilemeyecek yapay zeka videolarının, insanın ruh sağlığına olumsuz yönde etkisi olduğu bildirildi. Uzmanlar, yapay zekanın gerçeğe duyulan güveni zedelediğine de dikkat çekerek, "İnsanlar artık sadece gerçek olmayanı gerçek mi diye sorgulamaktan öte, gerçek olana şüphe ile yaklaşmaya başladı. Bu durum ruh sağlığı açısından yeni ve önemli problemleri beraberinde getiriyor" dedi. Memorial Antalya Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uzm. Dr. Fatma Arkaz, yapay zekayla üretilen içeriklerin insan psikolojisi üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uzm. Dr. Arkaz, yapay zekayla birlikte yalnızca teknolojinin değil, gerçeklik algısının da dönüştüğünü belirterek, "İnsan beyni gördüğüne inanmaya eğilimlidir. Burada temel bir güven mekanizması vardır. Ancak yapay zeka ile üretilen içerikler bu temel güven mekanizmasına zarar vermeye başladı" dedi. "Gerçeğe duyulan güven zedeleniyor" Yapay zekanın gerçeğe çok yakın taklitler üretebildiğine dikkati çeken Arkaz, "İnsanlar artık sadece gerçek olmayanı gerçek mi diye sorgulamaktan öte, gerçek olana şüphe ile yaklaşmaya başladı. Tabi bu durumda ruh sağlığı açısından yeni ve önemli problemleri de beraberinde getiriyor" ifadelerini kullandı. Beynin görsel bilgiyi kanıt olarak kabul ettiğini vurgulayan Arkaz, yapay zekanın bu güveni sarstığını belirterek, "Kişi gördüğüne bile inanamaz hale geliyor, bu da genel bir güvensizlik duygusunu tetikliyor" değerlendirmesinde bulundu. "Hassas bireylerde sanrısal düşünceler tetiklenebiliyor" Yoğun yapay zeka etkileşiminin zihinsel etkilerine değinen Arkaz, dikkat süresinin azaldığını, eleştirel düşüncenin pasifleştiğini ve bilişsel yorgunluğun arttığını söyledi. Psikiyatrik rahatsızlıklar açısından risklere işaret eden Uzm. Dr. Arkaz, "Özellikle anksiyete bozukluğu, depresyon ve psikoza yatkınlığı olan kişilerde gerçeklik sınırları zorlanabiliyor. Bazı hassas bireylerde sanrısal düşünceler tetiklenebiliyor" diye konuştu. Arkaz ayrıca yoğun yapay zeka kullanımının bağımlılık benzeri döngülere yol açabileceğinin de altını çizdi. "Dijital etkileşimi sınırlandırma çağrısı" Sorgulamanın belirli bir düzeye kadar sağlıklı olduğunu ifade eden Arkaz, "Sürekli şüphe hali zihinsel yorgunluğu artırır ve olaylara karşı güvensizliği besler. Her gördüğümüze inanmayalım ama her şeyin gerçekliğini de sürekli sorgulamak zorunda değiliz" dedi. Özellikle duygusal olarak hassas dönemlerde dijital etkileşimin sınırlandırılması gerektiğini vurgulayan Arkaz, yapay zekanın bir araç olduğunu, insani ilişkilerin yerini tutamayacağını belirterek gerçek sosyal bağların korunması çağrısında bulundu. "Uzmanlara ve kurumlara duyulan güvenin azalmasına yol açabilir" Yapay zekanın gerçekliği kolayca taklit edebilmesinin bilgiye ve kanıta olan güveni sarstığını ifade eden Arkaz, bunun toplumsal düzeyde şüpheciliğin ve komplo teorilerinin artmasına, uzmanlara ve kurumlara duyulan güvenin azalmasına yol açabileceğini söyledi. "Videolarda yapay zeka olduğu belirtilmeli" Uzm. Dr. Fatma Arkaz, uyarı mekanizmalarının eksikliğine de dikkati çekerek, "Yapay zeka ile üretilen içeriklerin açıkça belirtilmesi, oluşan şüpheyi azaltabilir. Ancak şu an böyle bir uygulama yaygın değil" değerlendirmesinde bulundu.
03 Şubat 2026 Salı - 09:39
Veteriner hekimlere ilkyardım eğitimi
Aydın’da veteriner hekimlere yönelik düzenlenen ilk yardım güncelleme eğitiminde, sertifikalı veteriner hekimler acil sağlık uygulamalarına ilişkin bilgilerini tazeledi. Aydın Veteriner Hekimleri Odası Başkanlığı Hizmet Binası Toplantı Salonu’nda, ilk yardım güncelleme eğitimi gerçekleştirildi. Aydın İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Acil Sağlık Birimi eğitmenleri tarafından verilen eğitim, daha önce oda bünyesinde düzenlenen ilk yardım eğitimine katılarak İlk Yardım Sertifikası almaya hak kazanan veteriner hekimlere yönelik olarak gerçekleştirildi. Güncelleme eğitimi kapsamında, acil durumlarda doğru ve hızlı müdahalenin önemi vurgulanırken, temel ilk yardım uygulamaları hakkında güncel bilgiler paylaşıldı. Aydın Veteriner Hekimleri Odası tarafından yapılan açıklamada, eğitmenlere ve eğitime katılım sağlayan meslektaşlara teşekkür edilerek, çalışmalarında başarılar dilendi.
03 Şubat 2026 Salı - 09:31
Reflü tedavisinde kapalı yöntem avantaj sağlıyor
Reflü hastalığının toplumda oldukça yaygın olduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Cemil Er, uzun süre tedavi edilmeyen reflünün yemek borusunda hasara neden olabileceğini vurgulayarak, reflü hastalığının doğru tanı ve uygun tedaviyle kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu söyledi. Erişkinlerin yaklaşık yüzde 20’sinde haftada en az bir kez reflü şikayeti görülüyor. Obezite, sigara kullanımı, gebelik ve sağlıksız beslenme, riski artıran faktörler olarak öne çıkarken, reflü hastalarının çoğu gerekli tetkikler yapılmadığı takdirde gastrit denilerek geçiştirilebiliyor. Reflünün (GÖRH), mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması sonucu ortaya çıkan, kronik seyirli bir sindirim sistemi hastalığı olduğunu belirten Op. Dr. Cemil Er, normalde mide ile yemek borusu arasında bulunan alt özofagus sfinkterinin, mide asidinin yukarı kaçmasını engellediğini, bu mekanizmanın bozulmasının da reflüye yol açtığına dikkat çekti. Reflü hastalığında belirti ve teşhis süreci Reflü hastalığının temelinde belirtiler kişiden kişiye değişebiliyor. Uzun süre tedavi edilmeyen reflünün yemek borusunda hasara sebebiyet verdiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Cemil Er, "En sık görülen belirtiler arasında göğüs arkasında yanma hissi, ağıza acı veya ekşi su gelmesi, göğüs ağrısı, kronik öksürük, boğazda takılma hissi ve gece artan şikayetler reflü ile ilişkili olabilir. Reflü tanısı genellikle hastanın şikayetleri doğrultusunda konur. Gerekli durumlarda endoskopi, 24 saatlik pH metre, özofagus manometrisi, radyolojik incelemeler (ilaçlı mide grafisi) gibi teşhis yöntemleri kullanılabilir" dedi. Endoskopik yöntemin avantajları Endoskopi ise hem tanı hem de bazı hastalarda tedavi amacıyla kullanılabiliyor. Endoskopik tedavilerin genellikle cerrahiye alternatif olarak hafif ve orta dereceli reflü hastalarında tercih edilebileceğini söyleyen Op. Dr. Cemil Er, endoskopik yöntemlerin birçok avantajının olduğunu da belirterek, "Bu yöntem ile ameliyatsız bir süreçte hastanede kalma süresi azalırken, iyileşme süreci de buna bağlı olarak hızlanır. Günlük yaşama dönme süreci kısalır ve yaşam kalitesi standartları korunmuş olur. Reflü cerrahisinde başarı oranı yüzde 85 - 90 civarındadır. Hastaların büyük çoğunluğu ameliyat sonrasında ilaç kullanmadan yaşamına devam edebilir" ifadelerini kullandı. Reflü hastalığında uzun süre ilaç kullanımında ise hastalarda kemik erimesi riski artıyor. B12 vitamini ve magnezyum eksikliği meydana gelirken, böbrek fonksiyonlarında bozulmalar gözleniyor ayrıca bağırsak enfeksiyonlarına yatkınlık artıyor. Bu durumda cerrahi tedavi yönteminin, ilaç tedavisine yanıt vermeyen veya uzun süre ilaç kullanmak istemeyen hastalarda gündeme geldiğini vurgulayan Op. Dr. Cemil Er, "En sık uygulanan yöntem Laparoskopik Fundoplikasyondur (Nissen, Toupet vb.). Bu yöntemde midenin üst kısmı yemek borusunun etrafına sarılarak kapak mekanizması güçlendirilir. Bu cerrahinin avantajları ise uzun süreli ve kalıcı çözüm sağlaması, ilaç ihtiyacını azaltması ya da ortadan kaldırması ve yaşam kalitesini arttırıyor olmasıdır" diye konuştu.
03 Şubat 2026 Salı - 09:25
Kanser tedavisinde beslenmenizi güçlendirin
Kanser teşhisi alan kişilerde başlayan uzun tedavi süreci, yanında başka birtakım sorunları da beraberinde getirebiliyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Avcı, "Etin özellikle mangalda veya kaynatılarak çok yüksek ısıda kimyasal işlemlere maruz bırakılması kanser riskini artırır. Ancak kanser tedavisi sırasında et sağlıklı pişirilerek belirli ölçülerde tüketilebilir" dedi. Kanser tedavisi gören bir kişinin yediği gıdalara dikkat etmesi gerektiğini belirten uzmanlar, bu hastaların tedavi ve hastalığın etkilerinden dolayı kilo vermeye meyilli olduğunu söyledi. Günümüzde kanserli hastaların tedavi ve psikolojik durumunun hastalığın sürecini etkilediğinin iyi bilinmekte olduğunu belirten uzmanlar, beslenmeden egzersize kadar birçok etkenin de sürece katkı sağladığını söyledi. İlk olarak kanser hastasının beslenmesine özen göstermesi gerektiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Tıbbı Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nilüfer Avcı, özellikle doymuş yağlar ve çok kalorili beslenmenin hem obeziteye hem de birçok kanser tipine sebep olduğunu söyledi. Tekli doymamış yağların kanser ile ilişkisinin daha az olduğunu ifade eden Avcı, bu grup yağların ise zeytinyağı, avakado, fıstık, balık, cevizde bulunduğunu söyledi. Avcı, "Yapılan araştırmalarda çok fazla et tüketen insanlarda kolon, prostat ve mide kanseri riskinin arttığı gösterilmiştir. Etin özellikle mangalda veya kaynatılarak çok yüksek ısıda kimyasal işlemlere maruz bırakılması kanser riskini artırır. Ancak kanser tedavisi sırasında et sağlıklı pişirilerek belirli ölçülerde tüketilebilir. Tümüyle kısıtlanması söz konusu değildir. Şeker alımı ile kanser riskinin arttığına dair direkt bir ilişki gösterilmemiş olsa da çok şekerli ve tatlandırıcı kullanılmış gıdaların tüketilmesi kilo artışına sebep olur.Kilo alımı da kanseri tetikleyebilir’’ dedi. Vitamin ilaçlarına dikkat Sebze ve meyve tüketimi ile mide ve bağırsak kanseri riskinin azaldığının gösterildiğini belirten Avcı, "Kanserli hastalarda da günde 2-3 porsiyon sebze ve 1-2 porsiyon meyve önerilmektedir. Hangi sebze ve meyvenin daha fazla koruyucu olduğu bilinmediği için tüm sebze ve meyvelerin tüketilmesi öneriliyor. Orta derecede bir fizik aktivite halsizlik, kas kuvveti, kalp-damar sağlığı ve hastanın ruhsal durumunu iyileştirir. Yaşam kalitesi iyileşir. Hastanın durumu ve hastalığın evresi ile ilişkili olarak kanser tedavisi sırasında da doktorun önereceği ölçüde fiziksel aktivite önerilir. Doktor, önermediği sürece hasta vitamin ilaçları kullanmamalıdır. Gereksiz vitamin kullanımı zararlı olabilir. Önerilen kaliteli beslenmektir. Kemoterapi sırasında immun sistemi zayıftır. Bu sebeple kanser hastalarının enfeksiyona yakalanmaması için temizliği çok önemlidir" diye konuştu. Tedavide kullanılan ilaçlara değinen Avcı, "Aslında kemoterapi derken tek bir ilaçtan bahsetmiyoruz. Kemoterapide ilk olarak sitotoksikler dediğimiz bir grup ilaç kullanılmıştır. Bu sitotoksiklerde kendi arasında etki mekanizmalarına göre gruplandırılır. Dolayısıyla her bir ilacın etki mekanizması kadar yan etkisi de farklıdır. Bu yan etkiler hastanın vücut direnci ile ilişkili olarak farklı şiddet derecelerinde görülür. Sitotoksik ilaçlar, hızlı çoğalma ve bölünme yeteneğine sahip kanser hücrelerini etkiler. Ancak tedavi sırasında hızlı bölünme yeteneğine sahip normal hücreler de etkilenebilir. Yani saç dökülmesi, kansızlık, ağızda yara, bulantı, ishal ve kabızlık gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bazı kemoterapi ilaçları kalp, böbrek, akciğer ve sinir sisteminde de yan etki oluşturabilir’’ şeklinde konuştu. Artık akıllı ilaçlar var Kanser hücrelerinin normal hücrelerden farklı özelliklere sahip olduğunu ifade eden Avcı, "Sadece kanser hücrelerinde bulunan bu özellikleri tanıyan ve kanser hücresini yok etmeye yönelik ilaçlara akıllı ilaç (hedefe yönelik) denir. Akıllı ilaçlarda etki mekanizma ve moleküler yapılarına göre ayrılırlar. Bu ilaçlar ile tedavideki amaç normal hücrelere zarar vermeksizin daha fazla kanser hücresini öldürmektir. Günümüzde modern tıptaki gelişmeler ile birlikte kanser hücresinin biyolojik özelliklerini tespit edebiliyoruz. Bu özelliklere göre de hedefe yönelik ilaçları daha fazla kullanıyoruz" dedi.
03 Şubat 2026 Salı - 09:02
Felçli olarak geldi, ilk adımlarını Türkiye’de attı
Omurgasını içten içe eriten tüberküloz yüzünden belden aşağısı felç olan ve yatağa bağımlı hale gelen 37 yaşındaki Cibutili Fatouma Adoch Hoche için umutlar tükenmek üzereydi. Ancak Türkiye’ye uzanan sağlık koridoru hayatını değiştirdi. Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde gerçekleş tirilen riskli omurga ameliyatı ve robotik rehabilitasyon sayesinde genç kadın, aylar sonra yeniden adım atmanın mutluluğunu yaşadı. Cibuti’de yaşayan 37 yaşındaki Fatouma Adoch Hoche’ninhayatı, tüberküloz yüzünden kabusa döndü. Hastalık genç kadının akciğerlerinden ziyade omurgasını hedef almıştı. Aylar içinde bacaklarındaki güçsüzlük arttı ve sonunda belden aşağısı tamamen felç oldu. Şifa arayışında yolu Türkiye’ye düşen Hoche, Medipol Sağlık Grubu’nda multidisipliner bir çalışma ile sağlığına yeniden kavuştu. Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Çetinkal ve Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ağırman’ın aylar süren cerrahi ve rehabilitasyon sürecinin ardından genç kadın ülkesine yürüyerek döndü. Tüberküloz felce neden oldu Hastalığın ilk sürecinde ağır bir tabloyla karşı karşıya olduklarını belirten Doç. Dr. Çetinkal, "Hastamız, 10 ay önce yavaş yavaş ilerleyen bir parapleji tablosu vardı. Özellikle sırtın T2-T3 seviyesinde, tüberküloza bağlı gelişen bir kitlenin omurgayı içeriden eriterek omuriliğe baskı yaptığını gördük. Bu baskı nedeniyle hasta yürüyemiyor, idrar ve gaita kontrolünü sağlayamıyordu. Yapılan değerlendirmelerin ardından cerrahi tedavi kararı aldık" dedi. Yeniden ayağa kalktı Uygulanan cerrahi ve sonrasındaki süreci anlatan Doç. Çetinkal, "Ağustos 2025’te gerçekleştirdiğimiz ameliyatta T2-T3 omurlarını arkadan bir yaklaşımla çıkardık. Yerine özel bir kafes sistemi yerleştirdik ve boyun ile sırt bölgesini vidalarla sabitledik. Ameliyat sonrasında multidisipliner bir tedavi süreci yürüttük. Ameliyat öncesinde ayağa kalkamayan hastamız yaklaşık 4 ay içinde yürüyebilir hale geldi. Bugün geldiğimiz noktada paraplejik olan hastamız ayakta yürüyebiliyor ve günlük ihtiyaçlarını kendi başına karşılayabiliyor" ifadelerini kullandı. Erken rehabilitasyon hayati rol oynadı Ameliyat sonrası sürecin en az cerrahi kadar önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Ağırman, "Hastamız ağır bir nörolojik tabloyla rehabilitasyona alındı. Hastamızın sırt bölgesinde omurilikte ciddi bir lezyon vardı. Beyin ve Sinir Cerrahisi ekibimiz başarılı bir ameliyat gerçekleştirdi ancak ameliyat öncesinde var olan omurilik sinir hasarı nedeniyle bacaklarda ileri derecede güçsüzlük devam ediyordu. Hastayı ilk gördüğümüzde oturma dengesi yoktu ve ayakta duramıyordu" dedi. Robotik tedaviyle ayağa kalktı Hastayı erken dönemde kapsamlı bir rehabilitasyon programına aldıklarını vurgulayan Prof. Dr. Ağırman, "Erken dönemde robotik rehabilitasyon uygulamalarından yoğun şekilde faydalandık. Robotik yatakla hastayı dik pozisyona getirerek ayak hareketlerini başlattık, kol robotlarıyla üst ekstremite fonksiyonlarını artırdık. Zamanla kaslar güçlendi, sinir uyarımları arttı ve iyileşme hızlandı. Bugün hastamız yürüteçle bağımsız şekilde yürüyebiliyor, günlük ihtiyaçlarını kendi başına karşılayabiliyor" şeklinde konuştu. "Mutluluğum tarif edilemez" Aylar sonra ayağa kalkan Fatouma Adoch Hoche ise duygularını şu sözlerle ifade etti: "Hastaneye geldiğimde yatalaktım, Tüberküloz hastalığım vardı ve belim kırılmıştı. Kızımın tedavisi için geldiğim İstanbul’da ben de şifa buldum. Bugün sağlık durumum çok iyi, kendim yürüyebiliyorum ve mutluluğum tarif edilemez. Şifa Allah’tan ama buradakihocalarımız bana karşı çok ilgili ve profesyonellerdi."
02 Şubat 2026 Pazartesi - 17:21
Uzmanı uyardı: "Zehirli guatr belirtileri ihmal edilmemeli"
Zehirli guatr hakkında uyarılarda bulunan Endokrinoloji ve Metobolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Esra Tutal, "Tiroit hormonları dokuların büyümesi, beyin gelişimi, kalori harcanması ve oksijen tüketimi gibi hayati görevlerinin yanı sıra kalp, karaciğer, böbrek, iskelet, kas ve cilt dokusu üzerinde de etki gösterir. Zehirli guatr, vücudun aşırı miktarda tiroit hormonuna maruz kalmasıdır" dedi. Tiroit bezinin, T3 ve T4 hormonlarını üreten, boynun ön kısmında yer alan, vücudun en büyük endokrin organı olduğunu belirten Liv Hospital Samsun Endokrinoloji ve Metobolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Esra Tutal, ‘zehirli guatr’ hakkında açıklamalarda bulundu. Tiroit bezinin, T3 ve T4 hormonlarını üreten, boynun ön kısmında yer alan, vücudun en büyük endokrin organı olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Esra Tutal, "Tiroit hormonları dokuların büyümesi, beyin gelişimi, kalori harcanması ve oksijen tüketimi gibi hayati görevlerinin yanı sıra kalp, karaciğer, böbrek, iskelet kası ve cilt dokusu üzerinde de etki gösterir. Zehirli guatr vücudun aşırı miktarda tiroit hormonuna maruz kalmasıdır. Bu bazen tiroit bezinden aşırı miktarda tiroit hormonu sentezlenmesinden bazen da tiroit iltihaplarından kaynaklanır" şeklinde konuştu. Bu belirtilere dikkat Zehirli guatrın belirtilerine dikkat çeken Uzm. Dr. Esra Tutal, şu bilgileri paylaştı: "Zehirli guatrın nedenine göre değişmekle beraber çarpıntı, sinirlilik, kolay yorulma, ishal, aşırı terleme, sıcağa tahammülsüzlük, normal yemeye rağmen kilo kaybı gibi şikâyetler görülebilir. Bazı hastalarda gözde irileşme ve dışarı çıkma gibi göz kaslarının etkilenmesine bağlı bazı belirtiler, bacak derisinde kızarıklık ve deride kalınlaşma gibi belirtiler de olur." "İlaç tedavisi uygulanabilir" Hastalığın tanısının muayene sonrası kan tetkikleri ile başlayacağını vurgulayan Uzm. Dr. Esra Tutal, "Kanda T3, T4, TSH gibi tiroit hormonları, bazı tiroit antikor değerlerine bakılır. Ayrıca ultrason ve sintigrafi de tanıda kullanılan görüntüleme yöntemlerindendir. Günümüz de zehirli guatrın tedavisinde kullanılan 3 yöntem vardır. Birincisi ilaç tedavisi, ikincisi ameliyat, üçüncüsü ise halk arasında atom tedavisi olarak bilinen radyoaktif iyot tedavisidir. Hangi hastaya hangi tedavinin uygulanacağına hastalığın nedeni, şiddeti ve eşlik eden diğer problemleri göz önünde bulundurularak karar verilir" ifadelerini kullandı.
02 Şubat 2026 Pazartesi - 17:09
Tazminat korkusu hekimleri cerrahiden uzaklaştırıyor
HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, milyonlarca lirayı bulan malpraktis tazminatları ve dava bitmeden uygulanan haciz işlemleri nedeniyle hekimlerin artık cerrahi ve dahiliye gibi riskli branşları tercih etmediğini açıkladı. Kurban, hazırladıkları Hekimlik Meslek Yasası tasarısının hem hekimlerin mesleki güvencesini sağlayacağını hem de sağlık sistemindeki yapısal sorunlara çözüm getireceğini söyledi. Malpraktis (hatalı tıbbi uygulama) davalarında uygulanan yüksek tazminatların ve tamamlanmamış yargı süreçlerine rağmen başlatılan haciz işlemlerinin hekimleri ekonomik ve mesleki açıdan çıkmaza sürüklediğini ifade eden Adil Kurban, bu durumun özellikle riskli branşlarda hekim açığını artırdığını vurguladı. Mevcut sistemin hekimleri hasta ile karşı karşıya getirdiğini belirten Kurban, hazırlanan yasa tasarısının hasta, hekim ve devlet haklarını birlikte koruyan dengeli bir yapı sunduğunu dile getirdi. "Tasarımızda 140’tan fazla madde bulunuyor" HEKİMSEN tarafından hazırlanan yasa tasarısı hakkında bilgiler veren Kurban, "Hazırladığımız bu çalışma Hekimlik Meslek Yasası’dır. 1928’de yazılmış bir mevzuatta bugün ihtiyaç duyulan bilgilerin büyük bir bölümü yer almamaktadır. Tasarımızda 140’tan fazla madde bulunuyor ve bu maddelerin önemli bir kısmı tamamen yenidir. Bu maddeler malpraktisten tıbbi uygulamalara kadar uzanan geniş bir alanı içermektedir. Hem hekimin hem hastanın hem de devletin hakkını koruyan dengeli bir yapı öngörülmektedir. Deontolojiyi tıbbın bekçisi haline getirerek ülke genelinde etkin şekilde uygulayacağız. Aynı zamanda Tabipler Birliği’ndeki marjinalleşmeye de son vereceğiz. Marjinal gruplar meslek örgütlerine hâkim olamayacak, temsil edildikleri ölçüde söz sahibi olacaklardır" dedi. "Bu cezalar hekimlerin tüm mal varlığını yok ediyor" Hazırlanan yasa tasarısının aciliyetine dikkati çeken Kurban, "Malpraktis davalarında 70 milyon, 100 milyon TL’yi aşan cezalarla karşı karşıya kalınmaktadır. Bu paraların bir hekimin kamuda ya da özelde çalışarak biriktirmesi mümkün değildir. Bu cezalar hekimlerin tüm mal varlığını yok etmekte, ailesini ve geleceğini ortada bırakmaktadır. Tüketici mahkemelerine yapılan başvurularda dava süreçleri tamamlanmadan hekim aleyhine kararlar veriliyor. Temyiz ve Yargıtay aşamaları beklenmeden haciz işlemleri başlatılıyor. Hekim sonradan haklı çıksa bile parasını geri alamıyor. Bu durum kabul edilebilir değildir" diye konuştu. "Hekimler bu alanlara yönelmek istemiyor" Malpraktis davalarında ortaya çıkan tablonun sağlık sistemine zarar verdiğini ifade eden Adil Kurban, şöyle konuştu: "Bu durum hekimlerin artık riskli branşlara girmemesine yol açacaktır. Bugün gelinen noktada tablo zaten budur ve bu konuda çok sayıda çalışma ile açıklama bulunmaktadır. Dahiliye ve aile hekimliği dahil olmak üzere riskli branşların tamamı ciddi risk altındadır. Cerrahi branşların ise tamamı çok yüksek risk taşımaktadır. Bu nedenle hekimler bu alanlara yönelmek istememektedir. En çok çalışan ve en başarılı hekimler dahi biyokimya, mikrobiyoloji gibi preklinik dallara yönelmektedir. Bu alanlarda hasta ile doğrudan temas olmadığı için muayene, görüşme ve iletişim gerçekleşmemektedir. Sonuç olarak bu tablo tıbbın kendisine zarar vermektedir." "Hekimlik başlı başına yeterince ağır bir sorumluluktur" Hekimlerin sadece mesleğiyle uğraşmasını gerektiğini belirten Kurban, "Biz hekimler mesleğimizle ilgilenmek istiyoruz. Hekimlik zaten başlı başına yeterince ağır bir sorumluluk ve meşguliyettir. Mesleğimizi yapmamızın önüne engeller konulursa Türkiye tıpta büyük bir zarar görür ve hekimlerini kaybeder. Bu nedenle hükümetimizin ve milletimizin desteğini bekliyoruz" şeklinde konuştu.
02 Şubat 2026 Pazartesi - 15:47
BEUN’dan sağlık alanında bir önemli bilimsel organizasyon daha
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) ev sahipliğinde ve Ürolojik Cerrahi Derneği iş birliğinde üroloji alanındaki güncel cerrahi yaklaşımların ele alındığı "Lazer Prostat Enükleasyonu: Güncel Yaklaşımlar ve Uygulamalı Eğitim Kursu" başarıyla gerçekleştirildi. BEUN Hastanesi Şebnem Kargı Konferans Salonu’nda düzenlenen programa; Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Aydemir, BEUN Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Burak Bahadır, akademik personel ile hekimler katıldı. Teorik sunumlar ve uygulamalı eğitim oturumlarından oluşan kurs, alanında uzman akademisyenleri ve kursiyerleri bir araya getirdi. Programın açılış konuşmasını yapan Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, konuşmasında şu ifadeleri dile getirdi: Üniversitemiz ev sahipliğinde gerçekleştirilen bu nitelikli eğitim programı vesilesiyle değerli misafirlerimizi Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Üniversitemiz; Hastanesi, Tıp Fakültesi ve ilgili tüm birimleriyle sağlık alanında yürüttüğü bilimsel, akademik ve uygulamaya dönük çalışmalarla bölgesine ve ülkemize değer katmaya devam etmektedir. Vatandaşlarımıza en güncel, güvenilir ve çağdaş sağlık hizmetlerini sunma anlayışımız doğrultusunda Üniversite Hastanemizde hayata geçirilen yenilikçi uygulamalarla "Batı Karadeniz’in Sağlık Üssü" kimliğimizi her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu eğitim programı, üniversitemizin sağlık alanındaki vizyonunun ve bilimsel yaklaşımının önemli bir göstergesidir. Üniversitemiz bünyesinde yürütülen akademik ve bilimsel faaliyetlerle hekimlerimizin mesleki bilgi, beceri ve deneyimlerini sürekli geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda düzenlenen eğitim programlarının, alanında kendini geliştirmek isteyen tüm katılımcılar için önemli bir kazanım sunduğuna inanıyoruz. Hekimlik; bilgi birikiminin yanı sıra tecrübe, dikkat ve yüksek sorumluluk bilinci gerektiren son derece önemli bir meslektir. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu eğitim programı, üniversitemizin sağlık alanındaki vizyonunun ve bilimsel yaklaşımının önemli bir göstergesidir. Üniversitemiz bünyesinde yürütülen akademik ve bilimsel faaliyetlerle hekimlerimizin mesleki bilgi, beceri ve deneyimlerini sürekli geliştirmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda düzenlenen eğitim programlarının, alanında kendini geliştirmek isteyen tüm katılımcılar için önemli bir kazanım sunduğuna inanıyoruz. Sözlerime son verirken bu nitelikli eğitim programının hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm akademisyenlerimize, kurs eğiticilerimize ve sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Bilgisi, tecrübesi ve öğrenme isteğiyle bu sürece değer katan kıymetli kursiyerlerimize başarılar diliyor; programın mesleki gelişime, bilimsel üretime ve insan sağlığına katkı sunan verimli bir eğitim ortamı oluşturmasını temenni ediyorum." Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, konuşmasının ardından kurs eğitmenlerine teşekkür belgelerini takdim etti. Sözlerime son verirken bu nitelikli eğitim programının hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm akademisyenlerimize, kurs eğiticilerimize ve sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Bilgisi, tecrübesi ve öğrenme isteğiyle bu sürece değer katan kıymetli kursiyerlerimize başarılar diliyor; programın mesleki gelişime, bilimsel üretime ve insan sağlığına katkı sunan verimli bir eğitim ortamı oluşturmasını temenni ediyorum." Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, konuşmasının ardından kurs eğitmenlerine teşekkür belgelerini takdim etti. Kursun devamında BEUN Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Engin Denizhan Demirkıran; kursun yapısı, hedefleri ve lojistik detaylarına ilişkin genel bir bilgilendirme yaparak üroloji alanındaki yenilikçi tedavi yaklaşımlarına değindi. Demirkıran ayrıca "Lazer fiziği ve prostat enükleasyonu: Ho:YAG ve Thulium Fiber Lazer (TFL) karşılaştırması" başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Daha sonra Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden Dr. Öğr. Üyesi Arda Taşkın Taşkıran, "Enstrümantasyon: Endoskoplar/resektoskoplar, morcellatörler ve sarf malzemeleri" başlıklı sunumuyla katılımcılara bilgi verdi. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Alperen Yıldız ise "Enükleasyonun Tarihçesi: Tekniğin ortaya çıkışı ve TURP’a göre avantajları" başlıklı sunumunu yaptı. Program kapsamında Dr. Engin Denizhan Demirkıran ayrıca "Enükleasyon Tekniği: En-bloc ve insizyonel teknikler" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı akademisyenlerinden Doç. Dr. Tarık Emre Şener ise "İnkontinans açısından erken apikal serbestleştirme" ve "Lazer prostat enükleasyonu ve erektil/ejakülatuvar fonksiyonlar" başlıklı sunumlarıyla katılımcılara kapsamlı bilgiler aktardı. Teorik sunumların ardından uygulamalı eğitim oturumlarına geçilen kursta, katılımcılar güncel lazer prostat enükleasyonu tekniklerini uygulamalı olarak deneyimleme imkânı buldu. Program, kursiyerlere katılım sertifikalarının takdim edilmesinin ardından sona erdi.
02 Şubat 2026 Pazartesi - 15:37
"Yoğun Bakım Hemşireliğinde Güncel Yaklaşımlar" sempozyumu düzenlendi
Sağlık Bakanlığı, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi (TÖTM) ve Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneğinin iş birliğinde "Yoğun Bakım Hemşireliğinde Güncel Yaklaşımlar" adlı sempozyum gerçekleştirildi. Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezinde yapılan sempozyuma; İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Özbekistan Ürgenç Tıp Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rashid Yusupovich Ruzibaev, Ürgenç Tıp Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Davronbek Yusupovich Batirov, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Özer, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Aslan, TÖTM Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, dekanlar, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Akpolat, İnönü Üniversitesinin ulusal ve uluslararası hedeflerini anlattı. İnönü Üniversitesinin küresel ölçekte bir marka haline geldiğini söyleyen Akpolat, "İş birliği ile yapılan yayın ve proje sayılarını arttırmak istiyoruz ve bu anlamda Türkiye’ye ve dünyaya bilim alanında katkı sağlamak istiyoruz. Üniversitemizin bir dünya markası haline geldiğini ifade etmiştim. Özellikle karaciğer naklinde şu an Türkiye’de bir numarayız. Avrupa’da bir numarayız. Dünyada da bir numarayız. Çapraz karaciğer nakline başladıktan sonra çapraz karaciğer naklinde de artık dünyada rakipsiz konumdayız" dedi. Pediyatrik kemik iliği naklinde de önemli bir konumda olduklarını söyleyen Akpolat, "En fazla kemik iliği nakli yapan, Türkiye’de erişkin kemik iliği nakli yapan merkez konumundayız. Ayrıca pediyatrik kemik iliği naklinde de Samsun’dan Adana’ya bir hat çektiğinizde o hattın doğusunda kalan bölgede tek merkeziz. Tüm bölgeye hizmet ediyoruz. Bu anlamda çok önemli bir sağlık hizmetini de ifa etmiş oluyoruz" şeklinde konuştu Rektör Akpolat, sempozyuma katkı veren herkese teşekkür ederek konuşmasını tamamladı. Ürgenç Tıp Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rashid Yusupovich Ruzibaev Urgenç, Ürgenç Tıp Üniversitesi hakkında bilgi verdi. Türkiye-Özbekistan arasındaki akademik ve bilimsel iş birliğinin artarak devam edeceğini belirterek katkılarından dolayı İnönü Üniversitesi önceki dönem rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay’a ve Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat’a teşekkürlerini iletti. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Aslan, sempozyumun bilim dünyası ile sağlık camiası için hayırlara vesile olması temennisinde bulundu. TÖTM Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, yoğun bakım hemşirelerinin hayatla ölüm arasındaki süreçte üstlendiği hayati role dikkat çekerek hemşirelerin bu anlamda "sessiz kahramanlar" olduğunu ifade etti. Sempozyum Onursal Başkanı ve Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşe Belin Özer, yoğun bakım hemşirelerinin mesleklerini yalnızca teknik bilgiyle değil, güçlü bir vicdan ve insani duyarlılıkla icra ettiğini belirtti. Sempozyum Başkanı ve Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ebru Kıraner de dernek hakkında bilgi verdi. Kıraner, Türkiye’nin dört bir yanında düzenlenen toplantılarla mesleki birlikteliğin güçlendiğini söyledi. Sempozyumun bir diğer başkanı TÖTM Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Gönül Gül Er ise, hemşireleri sağlık alanında kilit roller üstlenen sağlık profesyonelleri olarak niteledi. 350 sağlık personelinin katıldığı sempozyum, açılış konuşmalarının ardından 4 ayrı panel ile devam etti. Panellerde, yoğun bakım hemşireliğinde güncel yaklaşımlar, enfeksiyon kontrolü, organ destek tedavileri, monitorizasyon, mobilizasyon ve kanıta dayalı uygulamalar multidisipliner yaklaşımla ele alındı. Alanında uzman konuşmacıların yer aldığı "Yoğun Bakım Hemşireliğinde Güncel Yaklaşımlar" sempozyumu, hemşirelik mesleğinin güçlendirilmesine katkı sağladı.
02 Şubat 2026 Pazartesi - 15:03
Manisa’nın acil gücüne güç katıldı
Sağlık Bakanlığı tarafından Manisa’ya tahsis edilen 8 yeni ambulansın teslim edilmesiyle kent genelindeki acil yardım ambulans sayısı 94’e yükselirken, yeni araçlarla birlikte acil sağlık istasyon sayısı da 67’ye çıkarıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından Manisa’ya tahsis edilen 8 ambulans için teslim töreni gerçekleştirildi. Manisa Cumhuriyet Meydanında gerçekleştirilen törende Törende konuşan Manisa İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Fatih Zeren Manisa İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren acil yardım ambulans sayısının Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından devredilen 8 yeni ambulansın da eklenmesiyle 94’e ulaştığını ve yeni ambulanslar ile acil sağlık istasyon sayısının da 62’den 67’ye ulaştığını açıkladı. Manisa İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Fatih Zeren, "Bugün Sağlık Bakanlığımız tarafından ilimize tahsis edilen 8 yeni ambulansın teslim törenine hoş geldiniz. Manisa İl Sağlık Müdürlüğümüz bünyesinde hizmet veren acil yardım ambulans sayımız acil sağlık hizmetleri Genel Müdürlüğümüzü tarafından devredilen 8 yeni ambulansın da eklenmesiyle 94’e ulaşmıştır. Yeni ambulanslar ile acil sağlık istasyon sayımız 62’den 67’ye ulaştırılacaktır. Acil sağlık hizmetleri zamanla yarışılan ve insan hayatının merkezinde yer alan son derece önemli bir hizmet alanıdır. Bugün teslimini gerçekleştirdiğimiz bu yeni ambulanslar sayesinde ilimizde sunulan acil sağlık hizmetlerinin kapasitesi ve etkinliği daha da artacak. Vatandaşlarımıza daha hızlı ve daha nitelikli hizmet sunulacaktır" dedi. Manisa Valisi Vahdettin Özkan ise yeni ambulansların Manisa’ya hayırlı olmasını dileyerek şunları söyledi: "Çalışan bütün personele huzur içinde faaliyet icra etmesini temenni ediyorum. Bütün hekimlerimize minnettarız diyorum. Hayırlı uğurlu olsun." Manisa İl Müftü Vekili Mehmet Nurlu’nun yaptırdığı duanın ardından ambulansların anahtar teslimleri Manisa Valisi Vahdettin Özkan ve İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Fatih Zeren tarafından acil sağlık istasyonları müdürlerine teslim edildi. Kurdele kesimi ile ambulanslar yeni hizmet yerlerine gitmek üzere yola çıktı. İlk ambulansı ise Manisa İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Fatih Zeren kullanırken, yeni ambulansların Akhisar, Demirci, Gördes, Köprübaşı, Saruhanlı, Salihli, Sarıgöl ve Selendi ilçelerine teslim edildiği öğrenildi. Manisa’da 112 sistemine gelen acil çağrılar nedeniyle 2015 yılında 96 bin 447 vakaya 112 ambulansının çıkış yaptığı, 2025 yılında ise ambulansların 157 bin 260 vakaya çıkış yaptığı öğrenildi. 2025 yılında 112 acil yardım istasyonu başına düşen vaka sayısı 2 bin 575 olarak gerçekleşirken, açılacak 5 yeni istasyonla bu sayının 2 bin 350’ye düşeceği öğrenildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder