SAĞLIK - 12 Mart 2026 Perşembe 16:06

Hasköy’deki hemodiyaliz ünitesi hastaları kilometrelerce yol gitmekten kurtardı

A
A
A
Hasköy’deki hemodiyaliz ünitesi hastaları kilometrelerce yol gitmekten kurtardı

Muş’un Hasköy Devlet Hastanesi bünyesinde açılan hemodiyaliz ünitesi, daha önce tedavi için kilometrelerce yol katetmek zorunda kalan hastalara büyük kolaylık sağladı.


Hasköy ilçesinde bulunan devlet hastanesi bünyesinde hizmete açılan hemodiyaliz ünitesi, ilçede yaşayan böbrek hastalarının tedaviye erişimini kolaylaştırdı. 4 Şubat’ta hizmet vermeye başlayan ve 6 diyaliz makinesinin bulunduğu ünitede şu anda yaklaşık 21 hasta tedavi görüyor. Daha önce diyaliz tedavisi için Muş Devlet Hastanesi’ne gitmek zorunda kalan Hasköy ve köylerinde yaşayan hastalar, artık ilçede hizmet veren hemodiyaliz ünitesi sayesinde uzun yolculuklardan kurtuldu.


Hasköy Devlet Hastanesi’nde görev yapan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Balat, ünitenin yaklaşık bir aydır hizmet verdiğini belirterek, "Ünitemiz yaklaşık bir ay oldu açıldı. 6 yatağımız var. Şu an yaklaşık 21 hastamız var. Bundan önce hastalar çeşitli zorluklarla Muş merkez veya farklı yerlerde tedavi oluyorlardı. Burayı açtıktan sonra hastalar rahatlıkla diyalizlerini almakta. Hafta içi ve hafta sonu belli dönemlerde diyaliz seanslarımız var" dedi.


Hasköy Devlet Hastanesi Birim Sorumlusu Fırat Narin ise ilçede kurulan hemodiyaliz ünitesinin bölge için önemli bir ihtiyacı karşıladığını ifade ederek, "Hasköy Devlet Hastanesi’nde gerçekten güzel bir hemodiyaliz ünitesi kurduk. Hastanemizde şu anda 21 hasta hemodiyaliz tedavisi görmekte. Pazartesi, çarşamba, cuma bir ekip, salı, perşembe ve cumartesi ise diğer ekip tedavi yapmakta. Hastalarımız haftada 12 saat, günlük 4 saat diyaliz tedavisi alıyor. Diyalize giren hastalar sadece Hasköy’den değil, mesafe olarak yakın olduğu için Korkut ilçesi ve köylerinden de geliyor. Hatta Tokat’tan gelen hastamız da mevcut. Ünitemiz ayrıca tatil hemodiyalizi hizmeti de veriyor. 6 makine ile hizmet veren hastanemiz, akşam seansıyla birlikte 34-36 hastaya kadar kapasiteye sahip. İlçede hemodiyaliz ünitesinin açılması Hasköy ve Korkut ilçelerindeki hastaları ciddi şekilde rahatlattı" diye konuştu.


Diyaliz tedavisi için üniteden yararlanan 53 yaşındaki Fevzi Zeytun ise daha önce tedavi için uzun mesafeler kat etmek zorunda kaldıklarını belirterek, "Korkut’un Altınova köyündenim. 53 yaşındayım. Son 8 aydır diyalize giriyorum. Son 3 yıldır da görme engelliyim. Arkadaşlar sağ olsun, görme engelli olmama rağmen bir sıkıntım olduğunda hemen ilgileniyorlar. Bizim yaşadığımız yer Muş merkeze 40-45 kilometre uzaklıkta. Hasköy’e ise yaklaşık 20 kilometre mesafede. Buradan evimize gitmek 20 dakika sürüyor fakat Muş merkeze gittiğimizde yol çok zamanımızı alıyordu. Allah devletten razı olsun" şeklinde konuştu.



Hasköy’deki hemodiyaliz ünitesi hastaları kilometrelerce yol gitmekten kurtardı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Gazeteci Enver Aysever hakkında tahliye kararı Sosyal medya kanalında canlı yayın esnasında yaptığı açıklamalar nedeniyle gözaltına alınan gazeteci Enver Aysever, ilk kez hakim karşısına çıktı. Savcılık mütalaasında 6 aydan 1 yıla kadar hapsi istenen Aysever’e mahkeme, 10 ay hapis cezasına çarptırarak, tahliyesine hükmetti. Sosyal medya kanalında canlı yayınında yaptığı, "Cumhuriyetin ahlakını bozan Menderes’tir ilk başta. Menderes’ten bu tarafa gelen bütün sağcılardır. Sağcılık suçtur, sağcı olduğunuz zaman ahlaksız olursunuz. O yüzden gelin sağcılarla mücadeleye siz de katılın" başlıklı videosu üzerine tutuklanan Enver Aysever, ilk kez hakim karşısına çıktı. Küçükçekmece 30. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Enver Aysever ile avukatı hazır bulundu. "Benim sözlerim düşünce özgürlüğünü ifade etmektedir" Duruşmada savunma yapan sanık Aysever, sözlerinin yanlış anlaşıldığını, sözlerinin sağ ve sol sınıfı kutuplaştırmaya yönelik olmadığını belirterek, "Dünya genelinde sağ ve sol kavramının entelektüel bir tartışma üslubuyla beyan etmeye çalıştım. Videoyu çektiğim dönemde başkaları da benzer şekilde açıklamada bulundu. Benim bu video kaydını çekmemdeki sebep, Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı davada açıklama yapan Hasan İmamoğlu’nun komünizme ilişkin yaptığı göndermelerdir. Ben yapmış olduğum açıklamalarda kesinlik Türkiye’deki sağ ve sol sınıfları ayrıştırmak yada kışkırtmak amacında değilim. Sağdan kastım da emperyalizmi destekleyip onun yanında olanlara karşı bir mücadele edilmesini gerektiğini kastettim. Komünizme karşı derneklerin soğuk savaş dönemlerinde ortaya çıkmış kurumlar olup, Türkiye’deki darbeleri oluşturan, destekleyen mahiyette oluşumlardır. Amerikancı oluşumlardır. Söz konusu videoyu çektiğim saat 11.00 sıralarıydı yakalamam ise gece 02.00 sularıdır. Yaklaşık arada 14 saat var. Şayet video kaydı halkı alenen tahrik etseydi ve somut bir tehlike meydana getirmiş olsaydı söz konusu tehlike 14 saatte olurdu. Ne var ki ben video kaydını yükledikten 14 saat geçmiş olmasına hatta şu an üzerinden 3 ay geçmiş olmasına rağmen herhangi bir tahrik yada somut tehlike vuku bulmamıştır. Benim sözlerim düşünce özgürlüğünü ifade etmektedir. Kaldı ki, benim video kaydım toplumda ve sosyal medya haber sitelerinde yalnızca bir haber sayfasında yerini bulmuş olup, söz konusu haber sayfasının taraflı haber yapma ihtimali de göz ardı edilmemelidir. Yapmış olduğum paylaşım sonrasında sunduğum sosyal medya paylaşımlarında toplumun önde gelen isimlerinden sağ ve sol isimlerden yargılanmamın haksız olduğuna dair paylaşımlar yapıldı. Bu husus göstermektedir ki benim toplumun sağ ve sol kesimlerini ayrıştırmak bir tarafa tam aksine ortak bir noktada buluşturdum. Şimdiye kadar elime aldığım tek şey kalemimim daha önce daktilo şu an bilgisayardır. 3 ayı bulan tutukluluk sürem hukuksuz bir hal taşımaktadır. Suçsuzluğumda göz önüne alınarak beraatıma ve tahliyeme karar verilmesini talep ediyorum. Her ne kadar muhalif bir gazeteci olsam da ülke birliğinin korunması ve yurdun savunması açısından Cumhurbaşkanımız ve muhalefetin göstermiş olduğu çabayı da takdir ederek ben de üzerime düşen görevi yapmak istiyorum" ifadelerini kullandı. Mütalaada suç unsuru değişti İlk duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet Savcısı sanık Enver Aysever’in, ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik’ suçundan dava açılmışsa da, suçun ‘halkın bir kesimini alenen aşağılama’ suçu kapsamında kaldığını belirterek, bu suçtan 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını talep etti. 10 ay hapis cezası alarak tahliye edildi Kararını açıklayan mahkeme, sanık Enver Aysever hakkında ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçundan 1 yıl hapis cezasına, bu cezada takdiri indirim uygulayarak 10 aya indirilmesine hükmetti. Mahkeme bu cezanın ertelenmesine hükmederek, Aysever’in tahliyesine karar verdi. İddianameden Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Aysever’in sarf ettiği sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, sanığın sol görüşlü vatandaşları sağ görüşlü vatandaşlara karşı alenen tahrik ettiği ve üzerine atılı suçu işlediği kaydedildi. Hazırlanan iddianamede, sanık Enver Aysever hakkında ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik’ suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
İzmir Milli Şair Mehmet Akif Ersoy Aliağa’da anıldı Milli Şair Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı’nın kabulünün 105’inci yılında Aliağa’da düzenlenen programla anıldı. Tüpraş Halk Eğitimi Merkezi’nde gerçekleştirilen programa Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Garnizon Komutanı Albay Ali Güler, Aliağa Cumhuriyet Başsavcısı Serkan Başaran, Aliağa İlçe Milli Eğitim Müdürü Dr. Erdoğan Akyüz, Aliağa İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Yusuf Can Gökgöz, Aliağa İlçe Emniyet Müdürü Ahmet Can, siyasi parti temsilcileri, daire amirleri, okul müdürleri, öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı. "İstiklal Marşı esarete karşı özgürlüğün, umutsuzluğa karşı cesaretin ve karanlığa karşı umudun simgesidir" Aliağa Cumhuriyet İlkokulu öğretmen ve öğrencileri tarafından düzenlenen anma programı, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, İlçe Milli Eğitim Müdürü Dr. Erdoğan Akyüz’ün günün anlam ve önemine ilişkin konuşmasıyla başladı. Akyüz, "İstiklal Marşı yalnızca bir şiir değil bir milletin imanının, direnişinin ve bağımsızlık kararlılığının bir göstergesidir. Kurtuluş Savaşı’nın en zor günlerinde milletimizin kalbinden yükselen bu güçlü ses, Mehmet Akif’in kaleminde hayat bulmuş ve ebediyete kadar yaşayacaktır. Mehmet Akif Ersoy’un ‘Korkma’ diye başlayan çağrısı bugün de bu topraklarda yankılanmaya devam etmektedir. Bu çağrı; esarete karşı özgürlüğün, umutsuzluğa karşı cesaretin ve karanlığa karşı umudun simgesidir. Bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatanımızın bağımsızlığı uğruna canlarını feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor; İstiklal Marşı’mızın şairi Mehmet Akif Ersoy’u saygı ve şükranla yad ediyorum" İlkokul öğrencilerden şiir ve gösteriler Program, Mehmet Akif Ersoy’un hayatını anlatan slayt gösterisiyle başladı. Slayt gösterisini takiben, Aliağa Cumhuriyet İlkokulu 4. sınıf öğrencisi Heval Yiğit Alyakut, piyano eşliğinde İstiklal Marşını seslendirdi. Etkinlikte ayrıca, 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin koro gösterisi sahnelendi. Öğrenciler ve öğretmenler tarafından seslendirilen "İstiklalden İstikbale" adlı oratoryo, izleyenlerin beğenisini topladı. Program kapsamında, Mehmet Akif Ersoy’un mektubu okunarak misafirlere takdim edildi. Anma programı, çekilen hatıra fotoğrafları ile sona erdi.