SAĞLIK
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası 17 Mayıs 2026 Pazar - 15:50:21 Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:29 Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 14:21 Sıdıka hemşire 25 yıldır hastalarına şefkatle yaklaşıyor Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli hemşire Sıdıka Karabıyık, 14 yaşında sağlık meslek lisesiyle başladığı meslek hayatında geride bıraktığı 25 yılda şefkatle hastaların hep yanında oldu. Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan Karabıyık, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda sabır, fedakârlık ve merhamet gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti. 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında konuşan Karabıyık, ailesinin isteğiyle sağlık meslek lisesine başladığını belirterek, "14 yaşında başladık, meslekle birlikte büyüdük aslında. Öğrendiğimiz her şey hayatımızın bir parçası oldu" dedi. İlk görev yerinin Kastamonu olduğunu belirten Karabıyık, aynı dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi’nde eğitimine devam ettiğini söyledi. Daha sonra Burdur, Kocaeli, Eskişehir ve İzmir’de çalıştığını anlatan deneyimli hemşire, son 6 yıldır ise Yalova’da görev yaptığını kaydetti. Meslek hayatı boyunca özellikle doğum servislerinde çalıştığını ifade eden Karabıyık, "Yenidoğan bebeklerin tanığı olduk. Şefkati, merhameti ve sabrı öğrendik. Kendimizin morali bozuk olsa da, çocuğumuz hasta olsa da görevimizin başında olmak zorundayız. Sevmeyen bu mesleği yapamaz" diye konuştu. "Bu bir şefkat göstergesi" Meslek hayatında unutamadığı bir anısını da paylaşan Karabıyık, öğrencilik döneminde tam felçli ve kimsesiz bir hastayla ilgilendiğini belirterek şöyle konuştu: "Kimsesi yoktu. Kızı İstanbul’daydı. Bakıcı tutmuş yanında. Bakıcısı tabii çok iyi bakamıyor. Konuşamıyor hasta zaten. Hocam demişti, ayakları nasırlanmış. Onu temizle. Tabii o zaman nasıl temizleyeceğimi bilmiyorum. Yatalak hasta çünkü. Hocamın sözü aklına geldi. Her zaman aktif olmalıdır sözü. Bir şekilde poşetin içine suları koydum falan, beklettim, temizledim. Sonra saçını okşadım, kıyamadım amcayı. Tek başına olduğu için. O da ben öyle yaptığımda gözünden böyle yaşlar aktı. Tabi hastalar bilinçsiz de olsa, konuşamıyor da olsa hep anlıyorlar, bilinçliler o konuda. O yüzden o benim hayatımda unutamadığım bir andır. Bu bir şefkat göstergesi bence." 25 yıl önce görev yaptığı Kastamonu’daki vatandaşlarla halen görüştüğünü ifade eden Karabıyık, "Küçük çocuklar büyüdü, evlendi, torun sahibi oldu. Hâlâ arayıp sorarlar" diye konuştu. Hemşireliğin sürekli kendini yenilemeyi gerektiren bir meslek olduğuna dikkati çeken Karabıyık, yıllar boyunca hizmet içi eğitimler aldıklarını belirterek gençlere de tavsiyede bulundu. Karabıyık, "Bu meslek sadece iş sahibi olmak ya da para kazanmak için yapılacak bir meslek değil. Gerçekten seven insanların yapması gerekiyor. Bu mesleği hakkıyla yapan gençlere Türkiye’nin ihtiyacı var" dedi. Hemşire Karabıyık’ın hastaları da hastanede gördüğü ilgiden memnun olduğunu söyledi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:39 Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.
Sağlık Bakanlığından "Hayatını kaybeden İngiliz hastanın kalbinin otopside yerinde bulunamadığı" iddialarıyla ilgili açıklama
22 Mayıs 2025 Perşembe - 21:38 Sağlık Bakanlığından "Hayatını kaybeden İngiliz hastanın kalbinin otopside yerinde bulunamadığı" iddialarıyla ilgili açıklama Sağlık Bakanlığı tarafından, bazı medya organlarındaki haberlerde yer alan, ’Türkiye’de hayatını kaybeden İngiliz hastanın kalbinin, İngiltere’de yapılan otopside yerinde bulunamadığı’ iddialarıyla ilgili yapılan açıklamada, "Beth Martin, hastanedeki tedavisi sürecinde hiçbir cerrahi işlem geçirmediği gibi herhangi bir organının çıkarılması da söz konusu değildir" denildi. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan basın açıklamasında, "Bazı medya organlarında yer alan haberlerde; Türkiye tatilinde hayatını kaybeden İngiliz vatandaşı Beth Martin’in kalbinin, İngiltere’deki otopside yerinde bulunamadığı iddiaları ortaya atılmıştır. Beth Martin eşiyle birlikte İngiltere’den İstanbul’a geldiği sırada uçakta rahatsızlanmış, eşinin beyanına göre, mide bulantısı ve kusma şikayeti yaşamıştır. Ailesiyle birlikte yerleştikleri otelde durumu ağırlaşan Martin, ambulansla Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin acil servisine kaldırılmıştır. Crohn adıyla bilinen ince bağırsak hastalığı bulunduğu öğrenilen, karaciğer fonksiyon testleri yüksek sonuçlanan ve tansiyonu düşük seyreden hastaya ‘Toksik Hepatit ve Septik Şok’ tanıları konulmuştur. Tetkik ve ilk müdahalelerin ardından yoğun bakımda tedavi altına alınan hasta, ‘çoklu organ yetmezliği nedeniyle gelişen kalp durması’ nedeniyle hayatını kaybetmiştir. Beth Martin’in eşinin, seyahat öncesi ülkelerinde yedikleri bir yemekten zehirlenmiş olabilecekleri yönündeki beyanı ve ilk bulguların da eşliğinde hasta, hastane kayıtlarına ‘adli vaka’ olarak geçmiştir" ifadelerine yer verildi. Beth Martin’in hastanedeki sürecinde hiçbir cerrahi işlem geçirmediği ve herhangi bir organının çıkarılmasının söz konusu olmadığı belirtilen açıklamada, "Adli vaka prosedürü ve eşinin de bu yöndeki talebi doğrultusunda hastanede, ön otopsi gerçekleştirilmiştir. Cumhuriyet Savcısı ve adli tıp doktorunun katılımıyla gerçekleşen ön otopsideki mevcut bulgularla, Martin’in kesin ölüm sebebi belirlenememiştir. Beth Martin, hastanedeki tedavisi sürecinde hiçbir cerrahi işlem geçirmediği gibi herhangi bir organının çıkarılması da söz konusu değildir. Savcılık ön otopsinin ardından Martin’in Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmesine ve klasik otopsi yapılmasına karar vermiştir" denildi.
Erkek kısırlığı toplum tarafından görmezden geliniyor
22 Mayıs 2025 Perşembe - 17:30 Erkek kısırlığı toplum tarafından görmezden geliniyor Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de yaklaşık 2 milyon çift, çocuk sahibi olamıyor ya da zorlanıyor. Kısırlığın (infertilite) toplumda görülme oranı ise yüzde 10 ila 15 arasında değişiyor. Türkiye’de 2 milyon çiftin çocuk sahibi olamadığını belirten Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Akif Diri, kısırlığın kadın doğurganlığı ile eş tutulduğu için toplumumuzda erkeklere ait kısırlığın görmezden gelindiğini söyledi. Doç. Dr. Diri, basit ama yaygın alışkanlıkların sperm kalitesini düşürebildiğini belirterek, erken tanı ve tedavi ile kısırlık riskiyle karşılaşan çiftlerin çocuk sahibi olabileceğini açıkladı. Doç. Dr. Diri, "Kadınlara ait sebepler kısırlığa ne kadar sebep oluyor ise erkeklere ait kısırlık sebepleri de en az kadınlar kadar fazladır. Kısırlık kadın doğurganlığı ile eş tutulduğu için toplumumuzda erkeklere ait kısırlık sebepleri daha çok görmezden geliniyor, üstüne gitmekten çekiniliyor. Kısırlık, yalnızca kadınlara özgü bir durum değil. Erkek infertilitesi tek bir nedene bağlı gelişmediğini, çoğu zaman birden fazla faktörün etkili" dedi. Diri, "Sigara, alkol, paketli gıdalar, işlenmiş etler yani toplumda değişen yemek alışkanlıkları, fast foodlar, uyuşturucu kullanımı, spor merkezlerinde yaygın olarak kullanılan bazı ilaçlar hatta kabuklu deniz ürünlerinin fazla tüketilmesi bile sperm üretimini ve hareketliliğini ciddi şekilde düşürür. Ayrıca aşırı stres, obezite, dar iç çamaşırı kullanımı, sık sauna veya hamam gibi sıcak ortamlarda bulunmak, sperm hücrelerinin yapısını bozabilir. Bazı vakalarda tüm tetkikler normal olsa bile kısırlığın nedeni tespit edilemeyebilir. Bu durumda detaylı bir fiziki muayene ve laboratuvar değerlendirmesi büyük önem taşır" dedi. Diri, en sık görülen nedenleri şöyle sıraladı: "Varikosel: Testislerde toplardamar genişlemesi sonucu sperm üretimi azalabilir. İnmemiş testis: Doğumsal bir durum olup, sperm kalitesini etkileyebilir. Kabakulak sonrası orşit: Testis iltihabına neden olarak sperm üretimini bozabilir. Radyasyon ve kemoterapi: Üreme hücrelerine zarar vererek kalıcı kısırlığa yol açabilir. Genetik bozukluklar: Sperm üretimi ya da taşınması genetik nedenlerle engellenebilir. Sperm kanallarında tıkanıklık: Vas deferens gibi kanallarda doğuştan yokluk veya sonradan gelişen tıkanıklık sperm çıkışını engeller. Hormon bozuklukları: Hipofiz veya hipotalamus kaynaklı hormonal eksiklikler sperm oluşumunu azaltabilir. Tiroid hastalıkları: Tüm hormonal sistemi etkileyerek sperm üretimini dolaylı olarak etkiler". Diri, kısırlık şüphesi olan her erkeğin gecikmeden uzman bir üroloğa başvurması gerektiğini belirterek, gelişen tıbbi yöntemler sayesinde ve erken tanı ile birçok vakada tedavi ve çocuk sahibi olmanın mümkün olabildiğini kaydetti.
Köy okulunda ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliği düzenlendi
22 Mayıs 2025 Perşembe - 17:11 Köy okulunda ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliği düzenlendi Batman’ın Sason ilçesinde köy okulunda "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" etkinliği düzenlendi. Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü yönetiminde, çocukların sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması ve sağlık okuryazarlığının artırılması amacıyla düzenlenen programa; Vali Ekrem Canalp, Sason kaymakamı Furkan Başar, İl Sağlık Müdürü Dr. Murat Solmaz, İl Milli Eğitim Müdürü Yaşar Ciger, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayda vatandaş katıldı. Ergünü köy okulunda öğrencilere verilen çeşitli eğitimlerin ardından, öğrenciler ve sağlık çalışanları tarafından hazırlanan çeşitli etkinler sunuldu. Eğitimlerde aile hekimliği ve temel sağlık hizmetleri, diş sağlığı ve doğru fırçalama teknikleri, zararlı gıdalar ve sağlıklı beslenme tabağı, kişisel hijyen ve bulaşıcı hastalıklardan korunma yöntemleri, hareketli yaşamın sağlık üzerindeki etkileri gibi konular ele alındı. Öğrencilere, hareketli yaşamı eğlenceli hale getirecek çeşitli aktiviteler de sunuldu. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kan Merkezi personeli Demet Arslan, sağlık farkındalığının çocuk yaşta başlaması gerektiğine inandığını, bu etkinliklerin de anlamına uygun, amacına ulaştığını düşündüğünü söyledi. Etkinlikteki müzik lokalinde yer alan Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Anestezi Teknikeri Fener Alp, "Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak Mereto Dağı eteklerinde böyle bir etkinlikte yer aldığımız için çok mutlu olduk. Burada sanatsal ve müzik etkinliği sunmak için bu programa katıldık. Bu etkinliklerin devam etmesini umuyoruz" dedi. Programın sonunda öğrenciler, katılımcılar ile birlikte toplu olarak ellerindeki balonları havaya bırakarak sağlıklı günler dileğinde bulundu.
Köy okulunda ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliği düzenlendi
22 Mayıs 2025 Perşembe - 17:09 Köy okulunda ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ etkinliği düzenlendi Batman’ın Sason ilçesinde köy okulunda "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" etkinliği düzenlendi. Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü yönetiminde, çocukların sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması ve sağlık okuryazarlığının artırılması amacıyla düzenlenen programa; Vali Ekrem Canalp, Sason kaymakamı Furkan Başar, İl Sağlık Müdürü Dr. Murat Solmaz, İl Milli Eğitim Müdürü Yaşar Ciger, öğretmenler, öğrenciler ve çok sayda vatandaş katıldı. Ergünü köy okulunda öğrencilere verilen çeşitli eğitimlerin ardından, öğrenciler ve sağlık çalışanları tarafından hazırlanan çeşitli etkinler sunuldu. Eğitimlerde aile hekimliği ve temel sağlık hizmetleri, diş sağlığı ve doğru fırçalama teknikleri, zararlı gıdalar ve sağlıklı beslenme tabağı, kişisel hijyen ve bulaşıcı hastalıklardan korunma yöntemleri, hareketli yaşamın sağlık üzerindeki etkileri gibi konular ele alındı. Öğrencilere, hareketli yaşamı eğlenceli hale getirecek çeşitli aktiviteler de sunuldu. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kan Merkezi personeli Demet Arslan, sağlık farkındalığının çocuk yaşta başlaması gerektiğine inandığını, bu etkinliklerin de anlamına uygun, amacına ulaştığını düşündüğünü söyledi. Etkinlikteki müzik lokalinde yer alan Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Anestezi Teknikeri Fener Alp, "Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak Mereto Dağı eteklerinde böyle bir etkinlikte yer aldığımız için çok mutlu olduk. Burada sanatsal ve müzik etkinliği sunmak için bu programa katıldık. Bu etkinliklerin devam etmesini umuyoruz" dedi. Programın sonunda öğrenciler, katılımcılar ile birlikte toplu olarak ellerindeki balonları havaya bırakarak sağlıklı günler dileğinde bulundu.
Bu ders çok farklı: Öğrenciler hem eğlendi hem sağlıklı yaşamla ilgili eğitim aldı
22 Mayıs 2025 Perşembe - 16:42 Bu ders çok farklı: Öğrenciler hem eğlendi hem sağlıklı yaşamla ilgili eğitim aldı Kastamonu’da yürütülen program çerçevesinde öğrencilere sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması ve sağlık okuryazarlığının artırılması amacıyla eğitimler verilecek. Bu çerçevede gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Kastamonu Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, tüm çocuklara sağlık bilincini aşılamak istediklerini ifade etti. Milli Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan protokol çerçevesinde hayata geçirilen Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek Programı, Kastamonu’da düzenlenen etkinlikle tanıtıldı. Çocukların sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması ve sağlık okuryazarlığının artırılması amacıyla hayata geçirilen program çerçevesinde düzenlenen etkinliğe Kastamonu Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları Mesut Şekerci ve Yaşar Dolapcı, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. etkinlik çerçevesinde Ali Fuat Darende İlkokulu bahçesinde kurulan stantlarda öğrencilere çeşitli eğitimler verildi. Eğitimlerde aile hekimliği ve temel sağlık hizmetleri, diş sağlığı ve doğru fırçalama teknikleri, zararlı gıdalar ve sağlıklı beslenme tabağı, kişisel hijyen ve bulaşıcı hastalıklardan korunma yöntemleri konusunda çocuklara bilgiler verildi. İl Ambulans Servisi Başhekimliği ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) tarafından okul bahçesine getirilen ambulans ve UMKE araçları da öğrencilere tanıtıldı. Etkinliğe katılan öğrencilere "sağlık elçisi" rozeti ve "sağlık elçisi görev kartı" verildi. Sağlık eğitiminin eğlenceli ve kalıcı hale getirilmesine katkı sağlamak amacıyla yürütülen program çerçevesinde, tüm çocukların bilgilendirilmesi hedefleniyor. "Sağlıklı çevre olmadan yaşamak mümkün değildir" Okul bahçesinde kurulan stantları gezen Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, programın önemine değinerek, "Sağlık İl Müdürlüğümüz, çocuklarımıza sağlık konusunda bilinç kazandırmak için UMKE’siyle, Aile Hekimleri ile bütün birimleriyle burada yer alıyorlar. Öğretmenlerimiz ve doktorlarımız, hemşirelerimiz işbirliği yapıyorlar. Çocuklarımıza daha güzel bir gelecek bırakmak için sağlıklı bir gelecek bırakmak için öncelikle bilinçli olmak gerekiyor. Bizim amacımız burada bir sağlık bilincini kazandırmak. Sağlıklı çevre, sağlıklı çocuk ikisi birbirini tamamlayan unsurlardır. Bugün dünyada maalesef yüzde 60 oranında sağlıklı çevre olmamasından dolayı çocuklarımızda astım hastalığının fazla olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde derelerde kullanılan plastik ürünlerden dolayı pestisit denen bitkisel ilaçlardan dolayı çocuklarımızda yine rahatsızlıklar görülmektedir. Sağlıklı çevre olmadan yaşamak mümkün değildir. Çocuklarımızın daha çocuk yaşta hastanelerde aslında ve diğer hastalıklarla boğuşmamasını istiyoruz. Biz istiyoruz ki çocuklarımızın yeşil alanları artsın" dedi. "Buradaki eğitimlerimizi bütün okullarımızda arkadaşlarımız giderek veriyorlar" Sağlıkla ilgili eğitimleri il genelindeki tüm okullarda gerçekleştireceklerini belirten İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz ise, "Ülkemizin ve geleceği olan çocuklarımızın sağlık bilincini bu yaşlarda oluşturmak, onların bir farkındalığını artırmak ve ailelerine de bu farkındalığı sirayet ettirmek istiyoruz. Burada 78 tane istasyonumuz var. Ulusal Medikal Kurtarmadan 112’ye, hareketli yaşamdan ağız diş sağlığına, aile hekimliğinden aşıdan hareketli yaşama kadar bütün alanlarda çocuklara bir farkındalık oluşturmak ve onların da sağlık bilincini bu yaşlarda kazanmasını sağlamak ve dolayısıyla da gelecekteki sağlık yaşamlarına olumlu katkıda bulunmak istiyoruz. Bir planlama çerçevesinde belki bu kadar geniş katılımlı olamayabilir ama eğitimlerimizi bütün okullarımızda arkadaşlarımız giderek okullarımıza veriyorlar. Bu eğitimi de biz, bütün bu yaştaki çocuklara Milli Eğitim Bakanlığımıza ortaklaşa vermek istiyoruz" şeklinde konuştu. Eğitimlere katılan Ali Fuat Darende İlkokulu öğrencisi Almira Simsar, "112 acilin görevlerini, UMKE’nin görevlerini, dişimizin nasıl fırçalanacağını, sağlıklı beslenmeyi öğrendik. Bunun yanı sıra bir sürü oyunlar oynuyoruz. Hepsi de çok heyecanlı ve çok güzel, çok eğlenerek oynuyoruz. El baskısı yaptık. Ellerimizi nasıl yıkayacağımızı öğrendik. Çok güzel bir etkinlikti, çok faydalı olmuş, özellikle de biz öğrenciler faydasını gördük. Burada öğrendiklerimi evde de uygulamaya çalışıyorum. En çok dikkatimi ambulans çekti. Orada ilk acil müdahaleleri yapan sağlık ekiplerinden çok şey öğrendim" ifadelerini kullandı.
Eskişehir’de şap aşılama kampanyası yüzde 100 başarıyla tamamlandı
22 Mayıs 2025 Perşembe - 16:32 Eskişehir’de şap aşılama kampanyası yüzde 100 başarıyla tamamlandı Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nce Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2025 yılı için planlanan şap aşılama kampanyası kapsamında, aşılama süreci yüzde %100 başarıyla tamamlandı. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Ender Muhammed Gümüş, ilkbahar dönemi şap aşılması ile ilgili yapmış olduğu açıklamada "Hastalıkla mücadele kapsamında 144 bin 226 doz aşı uygulanarak tüm büyükbaş hayvanlar aşılanmıştır. Bu süreçte mesai mefhumu gözetmeden aşılama uygulamalarını belirlenen takvimde ve yüksek aşılama oranı ile tamamlayan, sahada özveri ile görevini gerçekleştiren tüm veteriner sağlık personeline, aşılama çalışmalarında gösterdikleri duyarlılık ve hassasiyetten ötürü tüm yetiştiricilerimize, teşekkür ederim. Hastalıklarla mücadelenin en önemli ayaklarından olan tüm programlı aşılama faaliyetlerinde aynı hassasiyetin gösterileceği konusunda üreticilerimize olan güvenimiz tamdır’’ dedi. Şap hastalığı, hayvansal üretimde verim kayıplarına, hayvan sağlığına olumsuz etkiler yapmaya, tedavi ve ilaç masraflarını artırmaya ve ticaretin kısıtlanmasına yol açarak büyük ekonomik zararlara neden olabilmektedir. Bu kapsamda, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hedefi, olumsuz etkilerin önüne geçmekti ve Eskişehir’de aşılama süreci %100 başarı oranı ile tamamlandı.
Diyarbakır’da 7 bin 125 kişiden yüzde 58’inin kilo değerleri normalin üzerinde çıktı
22 Mayıs 2025 Perşembe - 16:18 Diyarbakır’da 7 bin 125 kişiden yüzde 58’inin kilo değerleri normalin üzerinde çıktı Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kenttin farklı noktalarında kurulan sağlık stantlarında taraması yapılan 7 bin 125 kişiden yüzde 58’inin kilo değerleri normalin üzerinde çıktı. İl Sağlık Müdürlüğü, kenttin farklı noktalarında açtığı stantlara "ideal kilonu öğren, sağlıklı yaşa" ve "sigarayı bırak, hayatını değiştir" kampanyası ekledi. Stantlarda, vatandaşlara ücretsiz olarak boy, kilo ve nikotin bağımlılığı testleri yapılıyor. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan yardımcısı ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Damla Kılıç, Cumartesi gününden beri haftanın 7 günü şehrin farklı bölgelerinde stantlar kurarak ölçüm hizmetleri vermekte olduklarını söyledi. İl merkezinde, ilçelerde, hastanelerde, kamu kurumlarında stantlar kurup kişilerin boy ve kilolarını ölçtüklerini belirten Kılıç, beden kitle endekslerini hesaplayıp daha sonrasında kitle indekslerinde fazla kilolu obezite olan vatandaşlar varsa da onları ücretsiz diyetisyen polikliniklerine yönlendirdiklerini ifade etti. Kılıç, şu ana kadar 7 bin 125 kişiyi taradıklarını söyleyerek, "Bunların içerisinde yaklaşık yüzde 58’i normalin üzerinde kilo değerlerine sahipti ve hepsini de bakanlığımızla birlikte geliştirmiş olan QR kod üzerinden diyetisyenlerimize yönlendirdik ve onların da ücretsiz hizmet alarak sağlıklı kiloya ulaşmalarını sağlıyoruz. Bu kampanya kapsamında da kişilerin karbon monoksit ölçümlerini yapıyoruz. Sigara kullanımı öykülerini alıyoruz ve daha sonrasında da sigara bırakma açısından da sigara bırakma polikliniklerine yine yönlendirmelerini yapıyoruz" dedi. Sigara testi yapan vatandaşlardan Cengiz Kızılgüneş, güzel bir etkinlik olduğunu, desteklenmesi ve çoğaltılması gerektiğini söyledi.
Türk Doktorlarla Moskova’da Protez devrimi: Osseointegrasyon ve Precice konuşuldu
22 Mayıs 2025 Perşembe - 15:24 Türk Doktorlarla Moskova’da Protez devrimi: Osseointegrasyon ve Precice konuşuldu Medipol Üniversite Hastanesi ve Medscan Tıp Merkezleri Ağı, Rusya’nın başkenti Moskova’da, "Uzuv Restorasyonu ve Uzatma İçin Yenilikçi Teknolojiler: Osseointegrasyon, Precice ve Robotik Rehabilitasyon Çözümleri" başlıklı seminer düzenledi. Dünyanın dört bir yanından uzmanların katılım sağladığı etkinlikte, Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Adnan Kara ile Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Ağırman da yer aldı. Seminerde, uzuv restorasyonu ve protezlerin geleceğini şekillendiren yenilikçi çözümler ele alındı. Rusya’nın başkenti Moskova’da bulunan Skolkovo İnovasyon Merkezi, "Uzuv Restorasyonu ve Uzatma İçin Yenilikçi Teknolojiler: Osseointegrasyon, Precice ve Robotik Rehabilitasyon Çözümleri" seminerine ev sahipliği yaptı. Seminere tıp, teknoloji ve rehabilitasyon alanlarında dünyanın önde gelen isimleri katılım sağladı. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Adnan Kara uzuv restorasyonu konusundaki uzmanlığıyla öne çıkarken, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Ağırman modern rehabilitasyon teknikleri hakkında katılımcılara bilgi paylaşımında bulundu. Osseointegrasyon ile protezlerde devrim Seminerin en dikkat çekici konularından biri, protezlerin doğrudan hastanın kemiğine entegre edilmesini mümkün kılan yenilikçi bir teknoloji olan osseointegrasyon yöntemi oldu. Bu yöntem, protezlerin daha güvenli bir şekilde sabitlenmesini sağlarken, işlevselliğini artırıyor ve hastaların yaşam kalitesinde belirgin bir iyileşme sağlıyor. Osseointegrasyon sayesinde, hastalar geleneksel protez yöntemlerine kıyasla çok daha özgür bir şekilde hareket edebiliyor ve günlük yaşamlarını daha aktif bir şekilde sürdürebiliyor. Seminerde, osseointegrasyonun yanı sıra birçok yenilikçi teknoloji hakkında da bilgi verildi. Bunlardan biri olan Manyetik Çubuk Teknolojisi (Precice), uzuv uzatma tedavisinde çığır açarak uzuv kusurlarına yönelik yeni imkanlar sunuyor. Bir diğer önemli yenilik ise Robotik Rehabilitasyon Çözümleri oldu. Bu teknolojinin, rehabilitasyon süreçlerini daha verimli hale getirerek hastaların çok daha hızlı ve etkili bir şekilde iyileşmesine imkan tanıdığı belirtildi. İleri teknolojilerle umut dolu bir gelecek Seminer, tıp teknolojilerinin gelişiminde bir dönüm noktası olarak değerlendirildi. Tanıtılan yenilikler, sadece hastaların yaşam kalitesini artırmakla kalmadı, aynı zamanda uluslararası iş birliğiyle ortak çözümler geliştirilmesi için de yeni ufuklar açtı. Bu çözümler, teknolojik ilerlemenin ötesinde, dünya genelindeki hastalara umut veren bir gelecek vaadi olarak anlam taşıdı.
Doktor uyardı: "Mevsim geçişlerinde çocuklarda ishale dikkat"
22 Mayıs 2025 Perşembe - 14:14 Doktor uyardı: "Mevsim geçişlerinde çocuklarda ishale dikkat" Çocuklarda ishalin en sık nedeninin virüsler olduğunu dile getiren Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, "İshal, daha çok mevsim geçişi dönemlerinde gözlenir. Sulu kakaya; ateş, kusma, karın ağrısı ve iştahsızlık da eşlik edebilir. Bakteri ve parazitlerin sebep olduğu ishaller mikrobun bulaştığı yiyecek-içecek veya temas etmiş ellerin ağıza götürülmesi ile bulaşır. İshal sık karşılaşılan ve nadiren ciddi seyreden bir hastalık olmakla birlikte küçük bebeklerde ateş ve kusmanın eşlik ettiği durumlarda çocuk doktoruna başvurmak oldukça önemlidir" dedi. Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, mevsim geçişlerinde çocuklarda sıklıkla görülen ishal konusunda açıklamalarda bulundu. Çocuklarda ishalin en sık nedeninin virüsler olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Çebi, "İshal, daha çok mevsim geçişi dönemlerinde gözlenir. Sulu kakaya; ateş, kusma, karın ağrısı ve iştahsızlık da eşlik edebilir. Bakteri ve parazitlerin sebep olduğu ishaller mikrobun bulaştığı yiyecek-içecek veya temas etmiş ellerin ağıza götürülmesi ile bulaşır. Virüslerin sebep olduğu ishaller temas ile kolayca bulaşabilmektedir. İshal sık karşılaşılan ve nadiren ciddi seyreden bir hastalık olmakla birlikte küçük bebeklerde ateş ve kusmanın eşlik ettiği durumlarda çocuk doktoruna başvurmak oldukça önemlidir" diye konuştu. "Belirtiler bir veya iki gün sürebilir" Çocuklarda ishalin genellikle 24-48 saat içinde düzelen kusma atağı ile başladığını belirten Uzm. Dr. Çebi, "Belirtiler bir veya iki gün süren hafif ishal ve bulantıdan, birkaç gün süren şiddetli ve bol sulu dışkılamaya kadar değişkendir. İshal, genellikle 24 saat içinde en az üç kez gözlenen yumuşak kıvamlı veya sulu dışkılama olarak ifade edilmektedir" şeklinde konuştu. "Yüksek ateş görülebilir" Uzm. Dr. Çebi, çocuklarda ani başlangıçlı ishalin yaygın belirtilerle ilgili, " Yumuşak kıvamlı veya sulu dışkılama, dışkılama ile rahatlayan ve kramplar halinde gelen karın ağrısı atakları, bulantı ve kusma, yüksek ateş, kas veya baş ağrısı. İshal genellikle 3-5 gün sürüyor. Yumuşak kıvamlı dışkılama, bağırsaklar normal düzenine dönmeden bir hafta kadar daha sürebilir. Bazı çocuklar, akut ishalden sonra zaman içinde düzelen geçici bir laktoz intoleransı geliştirirler; bu durumda süt içtikten veya süt ürünleri tükettikten sonra yumuşak kıvamlı dışkılarlar. İdrar çıkışında azalma, ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, göz kürelerinde çöküklük, halsizlik ve huzursuzluk sıklıkla gözlenebilen dehidratasyon belirtileridir. Ancak, acil tıbbi yardım alma gereksinimi ifade eden uykuya meyilllilik, soluk veya alacalı bir cilt, soğuk el ve ayaklar, ıslak bez sayısında ciddi azalma, hızlı ve yüzeysel soluma gibi belirtiler dehidratasyonun şiddetli olduğunu göstermektedir" şeklinde konuştu. "Bol su tüketimi önemli" Bol su tüketiminin öneminden bahseden Uzm. Dr. Çebi, "Çok sulu sümüksü ve kanlı dışkı, siyah-katran rengi dışkı, idrar yapamama ya da idrar renginde kırmızılık önemlidir. Bu durumu çocuk doktorunuzla mutlaka görüşmelisiniz. Evde bol su ve anne sütü ile sık besleme uygulanmaktadır. Şekerli, yağlı salçalı gıdalar verilmemelidir. Yağlı gıdalar, meyve suları ve çok şekerli içecekler ishali arttırabilir. İshale yönelik ilaç tedavisi doktorunuz önermedikçe gerekli değildir. Destek için doğal ya da ilaç formunda probiyotikler kullanılabilir. 1 yaşından küçük bebekler, kanlı ishal, kusma ağızdan beslenememe, uyuklama hali, halsizlik, ağız kuruluğu, idrarda azalma ve yüksek ateş durumunda hemen çocuk doktoruna başvurulmalıdır, gözetim altında tutulmalıdır" ifadelerini kullandı.
İzmir ve Kahramanmaraş’tan gelen glomus tümörlü hastalar şifayı Van’da buldu
22 Mayıs 2025 Perşembe - 12:44 İzmir ve Kahramanmaraş’tan gelen glomus tümörlü hastalar şifayı Van’da buldu İzmir ve Kahramanmaraş’ta glomus tümörüne yakalanan hastalar, Lokman Hekim Van Hastanesinde yapılan başarılı ameliyatla sağlığına kavuştu. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, son iki haftadır 6 tane glomus tümörü ameliyatı yaptıklarını ifade ederek, "İl dışından gelen bu iki hastamız hem yaşları genç hem de tümörleri oldukça ileri tümörlerdi. İzmir’den gelen Ayça Özgem Gürsoy 24 yaşında ve yaklaşık 7 santimlik tümörü olan bir hastamızdı. Bu hastamız, çocukluğundan beri sürekli doktor kontrolünde olup boynunda zaman zaman şişkinlikler olmuş ama hiçbir ultrasonla bu kontrol edilmemiş. Bize geldiğinde 7,5 santim glomus tümörü vardı ve tamamen şahdamarını sarmış hem internal karotis hem eksternal karotisi içine alan bir tümördü. Oldukça zor bir ameliyattı. Bu kadar ameliyat yapmama rağmen beni bile çok zorlayan bir tümördü. Allah’a şükür çıkardık ve hiçbir komplikasyon da gelişmedi. Nilüfer Özyeşildağ isimli hastamız da Kahramanmaraş’tan geldi. Nilüfer hanımın tümörü 10 santime yakındı. Onun en büyük avantajı, damarı sarmadığı için tümörü daha büyük olmasına rağmen daha rahat çıktı. İkisi de çok özellikli hastalardı. Bunlar başka yerlerde çıkarılamaz denilen tümörlerdi. Allah’a şükür ikisinin de ameliyatı başarıyla geçti. İkisi de taburcu haline geldi" dedi. Glomus tümöründe en önemli şeyin erken tanı olduğuna vurgu yapan Dr. Başel, "Burada en önemli şey erken tanıdır. Eskiden hekime ulaşmak, tetkik yapmak, bu tür filmleri çekmek zordu ama şu anda öyle değil. Artık her yerde bunların filmleri çekilebiliyor. Özellikle ses kısıklığı, yutma güçlüğü ve boyunda kitle hissi olduğu zaman bir ultrason çekilip tanısı konsa, hastalarımız bu kadar mağdur olmaz. Ayça hanımın bütün ailesi bir haftadır burada. Yine Nilüfer hanımın riskli olduğu için bütün ailesi bir minibüsle buraya geldiler. Bu sıkıntılar neden yaşasınlar ki. Basit bir şekilde erken tanı konsa, bulundukları şehirde bunun tedavisi yapılır" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 4 ay önce boynunda tümör olduğunu öğrendiğini belirten Ayça Özgem Gürsoy ise tümörün çok hızlı büyüdüğünü belirterek, "Büyük hastanelerde MR çekildi. Bu arada bizde daha önce aynı hastalıktan burada tedavi olmuş Bursalı bir hastaya ulaştık ve Halil Hocayı bulduk. Şu anda iyiyim. Çok teşekkür ederim" dedi. Kahramanmaraş’tan gelen Nilüfer Özyeşildağ isimli hasta ise 2019 yılında çekilen MR’ında tümörün gözükmesine rağmen kimsenin fark edemediğini belirterek, Bize lenf bezi dediler. Çok hastaneler gezdik ama gittiğimiz hastanelerde ‘felç olabilir, ses kısıklığı olabilir’ gibi çok riskler söylediler. Bizde araştırmalar sonucunda Van’a geldik. Burada korktuğumuz bir şey olmadı. Çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.