Son Dakika
|
Çorlu’da silahlı kavga ihbarına giden 2 polis şehit oldu
Hollanda’nın peşinde olduğu isim İstanbul’da yakalandı
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Çorlu’da 2 polisin şehit olduğu saldırıda detaylar ortaya çıktı
Fethiye’de orman yangını
TAG Otoyolu’nda feci kaza: 2 ölü, 2 yaralı
Küçükçekmece’de suikast girişimi polisin dikkatiyle engellendi
Taraftarları taşıyan midibüs devrildi, 27 taraftar yaralandı
MSB’den "seferberlik emri" iddialarına ilişkin açıklama
Dursun Özbek: "Biz artık küresel ölçekte rekabet eden bir organizasyon olmak zorundayız
SAĞLIK
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:50:21
Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:29
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası
Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 14:21
Sıdıka hemşire 25 yıldır hastalarına şefkatle yaklaşıyor
Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli hemşire Sıdıka Karabıyık, 14 yaşında sağlık meslek lisesiyle başladığı meslek hayatında geride bıraktığı 25 yılda şefkatle hastaların hep yanında oldu. Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan Karabıyık, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda sabır, fedakârlık ve merhamet gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti. 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında konuşan Karabıyık, ailesinin isteğiyle sağlık meslek lisesine başladığını belirterek, "14 yaşında başladık, meslekle birlikte büyüdük aslında. Öğrendiğimiz her şey hayatımızın bir parçası oldu" dedi. İlk görev yerinin Kastamonu olduğunu belirten Karabıyık, aynı dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi’nde eğitimine devam ettiğini söyledi. Daha sonra Burdur, Kocaeli, Eskişehir ve İzmir’de çalıştığını anlatan deneyimli hemşire, son 6 yıldır ise Yalova’da görev yaptığını kaydetti. Meslek hayatı boyunca özellikle doğum servislerinde çalıştığını ifade eden Karabıyık, "Yenidoğan bebeklerin tanığı olduk. Şefkati, merhameti ve sabrı öğrendik. Kendimizin morali bozuk olsa da, çocuğumuz hasta olsa da görevimizin başında olmak zorundayız. Sevmeyen bu mesleği yapamaz" diye konuştu. "Bu bir şefkat göstergesi" Meslek hayatında unutamadığı bir anısını da paylaşan Karabıyık, öğrencilik döneminde tam felçli ve kimsesiz bir hastayla ilgilendiğini belirterek şöyle konuştu: "Kimsesi yoktu. Kızı İstanbul’daydı. Bakıcı tutmuş yanında. Bakıcısı tabii çok iyi bakamıyor. Konuşamıyor hasta zaten. Hocam demişti, ayakları nasırlanmış. Onu temizle. Tabii o zaman nasıl temizleyeceğimi bilmiyorum. Yatalak hasta çünkü. Hocamın sözü aklına geldi. Her zaman aktif olmalıdır sözü. Bir şekilde poşetin içine suları koydum falan, beklettim, temizledim. Sonra saçını okşadım, kıyamadım amcayı. Tek başına olduğu için. O da ben öyle yaptığımda gözünden böyle yaşlar aktı. Tabi hastalar bilinçsiz de olsa, konuşamıyor da olsa hep anlıyorlar, bilinçliler o konuda. O yüzden o benim hayatımda unutamadığım bir andır. Bu bir şefkat göstergesi bence." 25 yıl önce görev yaptığı Kastamonu’daki vatandaşlarla halen görüştüğünü ifade eden Karabıyık, "Küçük çocuklar büyüdü, evlendi, torun sahibi oldu. Hâlâ arayıp sorarlar" diye konuştu. Hemşireliğin sürekli kendini yenilemeyi gerektiren bir meslek olduğuna dikkati çeken Karabıyık, yıllar boyunca hizmet içi eğitimler aldıklarını belirterek gençlere de tavsiyede bulundu. Karabıyık, "Bu meslek sadece iş sahibi olmak ya da para kazanmak için yapılacak bir meslek değil. Gerçekten seven insanların yapması gerekiyor. Bu mesleği hakkıyla yapan gençlere Türkiye’nin ihtiyacı var" dedi. Hemşire Karabıyık’ın hastaları da hastanede gördüğü ilgiden memnun olduğunu söyledi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:39
Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli
Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:09
Başhekim Sarıkaya’dan, hipertansiyona karşı ‘sessiz katil’ uyarısı
2
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
3
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 11:11
Türkiye, Avrupa’da kadın obezitesinde birinci sıraya yükseldi: Yeni nesil tedaviler umut vaat ediyor
4
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 13:21
8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti
5
28 Ağustos 2024 Çarşamba- 10:51
Bursalı avukattan Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’a suç duyurusu
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:02
Kilolarıyla gündeme gelmişti: 18 gün içerisinde 29 kilo verdi
Kahramanmaraş’ta aşırı kilo nedeniyle hem fiziksel hem de psikolojik olarak zor günler geçiren 48 yaşındaki Fatma Dağlı’nın yardım çağrısı karşılık buldu. 224 kilogram ağırlığı ile HG Hospital hastanesinin daveti sonrası tedaviye alınan kadın burada yapılan muayeneler ve diyetler sonucu 195 kilograma düştü. Dulkadiroğlu ilçesi Bağlarbaşı Mahallesi’nde 14 yaşındaki oğlu ile birlikte yaşayan ve 224 kilogramlık kadın, İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) yaptığı haberin ardından özel bir hastaneye yatırıldı. 3 Mayıs’ta HG Hospital tarafından tedavi altına alınan Dağlı’nın hastaneye başvurduğunda 224 kilogram ağırlığında olduğu, geçen süre içinde ise uygulanan tıbbi destek ve beslenme programıyla 195,6 kilograma düştüğü belirtildi. Uzun yıllardır aşırı kilolarla mücadele eden Dağlı’nın tedavi süreci uzman hekimler tarafından yakından takip edilirken, ilk etapta kilo kaybı ve hareket kabiliyetini artırmaya yönelik bir program uygulandığı kaydedildi.HG Hospital tarafından Dağlı’nın tedavi masraflarını tamamen karşılandığı fiziksel ve psikolojik desteğin de sürdüğü aktarıldı. HG Hospital Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Cem Onur Kıraç, "Biz gereken tedavileri yapmaya çalıştık. Geldiğinde 224 kilogramdı ve solunum sıkıntısı vardı. Şuanda kendisinin de gayreti ile 195 kilograma düştü. Kendi başına hareket etmeye başladı, solunum sıkıntısı gitti. Biz hormon bozukluğu var mı diye araştırma yaptık. Tiroit ilacının dozunu ayarladık. Zayıflama ilaçlarımızdan başladık. Kalp yetmezliğine bağlı ödemleri vardı ve vücudundaki fazla sıvıyı atmaya çalıştık. Bu sayede 29 kilogram kadar kilo verildi. 18 gün içerisinde 29 kilogram verdi ve daha yolumuz var. Bundan sonra biraz daha zayıflayıp mide ameliyatı ya da balon tedavisi uygulanacak" dedi. Kendisine kucak açan hastaneye teşekkür eden Fatma Dağlı ise, "Ben artık ölümümü bekliyordum hastaneler almadı ve habere çıkınca burası kabul etti. Burası o kadar güzel bir hastane hocalarımıza hastanemizin yönetim kurulu başkanımız Halil Gürsoy’a çok teşekkür ederim. Ben cennete düştüm" diye konuştu.
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:40
Söke’de riske dayalı gıda işletmeleri denetlendi
Aydın’ın Söke ilçesinde halk sağlığının korunması hedefiyle riske dayalı gıda işletmelerinde denetim gerçekleştiridi. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde il genelinde gıda satış ve toplu tüketim yerleri ile üretim yerlerine yapılan denetimler aralıksız devam ediyor. Bu çerçevede sahaya inen Söke İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri riske dayalı gıda üretimi ve satışı yapılan işletmelerde gerçekleştirdikleri denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Denetimlerde yapılan hijyen kontrollerinin yanı sıra kızartmalarda kullanılan yağlara yönelik kontroller de yapılırken, mevzuata uygun davranmayan işletmelere idari yaptırımlar uygulandı. 5996 sayılı Kanun kapsamında gerçekleştirilen riske dayalı gıda işletmeleri denetlemelerin aralıksız süreceği öğrenildi.
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:22
Minik Benay son kemoterapisini aldı, bando eşliğinde uğurlandı
Samsun’da kanseri yenen 12 yaşındaki minik Benay, son kemoterapi gününde, hastaneden bando eşliğinde uğurlandı. Kutlama etkinliğinde duygu dolu anlar yaşandı. Geçen yıl baş ağrısı ve kusma şikâyetiyle VM Medical Park Samsun Hastanesi’ne başvuran Benay Sayın’a yapılan tetkiklerde, çocukluk çağında sık görülen agresif bir beyin tümörü olan, medulloblastom teşhisi konuldu. Ameliyat, radyoterapi ve kemoterapiden oluşan zorlu bir tedavi sürecinin ardından minik Benay, son kemoterapisini alarak iyileşme yolunda önemli bir adım attı. Hastane çıkışında ailesi tarafından organize edilen sürpriz kutlamada, bando takımı çaldı; ailesi ve hastane personeli sevinçlerine ortak oldu. Son kemoterapisini alan Benay, "Uzun bir zamandan sonra çok güzel bir durum olduğu için çok mutluyum. Çok uzun sürdü ama sonu çok güzel bitti. Bugünkü etkinlik için de çok mutlu oldum" dedi. "Tedavi sürecine uyum sağladı, ailesi de büyük destek verdi" Tedavi sürecini değerlendiren VM Medical Park Samsun Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Dr. Mustafa Bilici, "Benay, baş ağrısı ve kusma şikâyetiyle bize yönlendirildiğinde yapılan tetkiklerde beyin tümörü tespit ettik. Medulloblastom, çocukluk çağı beyin tümörlerinin yaklaşık beşte birini oluşturur ve agresif seyirli bir kanserdir. Hastanın tedavisini multidisipliner olarak, beyin cerrahisi, radyasyon onkolojisi ve çocuk onkolojisi olarak planladık. Önce başarılı bir şekilde ameliyatı yapıldı, sonra radyoterapisini aldı ve kemoterapilerini verdik. Fizik tedavi rehabilitasyon bölümünden destek aldık. Benay, tedavi sürecine uyum sağladı, ailesi de büyük destek verdi. Bugün, son kemoterapisini verdik. Onun bu süreci başarıyla tamamlamış olması bizi son derece mutlu etti. Yakın takiplerine devam edeceğiz" diye konuştu. Küçük Benay’ın mücadelesi ve düzenlenen bu etkinlik hem hastane personeline hem de çevresindekilere umut kaynağı oldu.
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:19
Minik Benay son kemoterapisini aldı, bando ile uğurlandı
Samsun’da 12 yaşındaki Benay, son kemoterapi gününde hastane önünde bando eşliğinde uğurlandı. Kanseri yenen minik Benay için düzenlenen kutlama etkinliğinde duygu dolu anlar yaşandı. Geçen yıl baş ağrısı ve kusma şikâyetiyle VM Medical Park Samsun Hastanesi’ne başvuran Benay Sayın’a yapılan tetkiklerde, çocukluk çağında sık görülen agresif bir beyin tümörü olan medulloblastom teşhisi konuldu. Ameliyat, radyoterapi ve kemoterapiden oluşan zorlu bir tedavi süreci geçiren minik Benay, son kemoterapisini de alarak iyileşme yolunda önemli bir adım attı. Hastane çıkışında ailesi tarafından organize edilen sürpriz kutlamada, bando takımı çaldı; ailesi ve hastane personeli sevinçlerine ortak oldu. Son kemoterapisini alan Benay Sayın, “Çok mutluyum. Uzun bir zamandan sonra çok güzel bir durum oldu. Çok uzun sürdü ama sonu çok güzel bitti. Bugünkü etkinlik için de çok mutlu oldum" dedi. "Tedavi sürecine uyum sağladı, ailesi de büyük destek verdi" Tedavi sürecini değerlendiren VM Medical Park Samsun Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Dr. Mustafa Bilici, "Benay, baş ağrısı ve kusma şikâyetiyle bize yönlendirildiğinde yapılan tetkiklerde beyin tümörü tespit ettik. Medulloblastom, çocukluk çağı beyin tümörlerinin yaklaşık beşte birini oluşturur ve agresif seyirli bir kanserdir. Hastanın tedavisini multidisipliner olarak, beyin cerrahisi, radyasyon onkolojisi ve çocuk onkolojisi olarak planladık. Önce başarılı bir şekilde ameliyatı yapıldı, sonra radyoterapisini aldı ve kemoterapilerini verdik. Fizik tedavi rehabilitasyon bölümünden destek aldık. Benay, tedavi sürecine uyum sağladı, ailesi de büyük destek verdi. Bugün, son kemoterapisini verdik. Onun bu süreci başarıyla tamamlamış olması bizi son derece mutlu etti. Yakın takiplerine devam edeceğiz" diye konuştu. Küçük Benay’ın mücadelesi ve düzenlenen bu etkinlik hem hastane personeline hem de çevresindekilere umut kaynağı oldu.
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:02
MEAH’ta genel cerrahi anabilim dalının 6. uzmanı Filizlioğlu oldu
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimi alan Araştırma Görevlisi Dr. Can Filizlioğlu, girdiği uzmanlık sınavını başarıyla tamamlayarak Genel Cerrahi Kliniği’nin 6. uzmanı olmaya hak kazandı. Dr. Can Filizlioğlu’nun uzmanlık sınavı, Doç. Dr. Önder Özcan başkanlığında gerçekleştirildi. Sınav jürisinde Genel Cerrahi Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Özcan Dere, Dr. Öğr. Üyesi Samet Şahin, Üroloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Hasan Deliktaş ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Eren Akbaba yer aldı. Dr. Filizlioğlu’nun uzmanlık tez danışmanlığını Dr. Öğr. Üyesi Samet Şahin üstlenirken, tez çalışmasının konusu ise "Kolorektal Kanserde Tiyol Disülfit Dengesi" olarak belirlendi. Ayrıca Op. Dr. Can Filizlioğlu, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden uzmanlığını alan 257. araştırma görevlisi hekim olma unvanını da kazandı. Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nın yeni uzmanı Op. Dr. Can Filizlioğlu’nu tebrik eden Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetimi, kendisine meslek hayatında başarılar dileyerek, yeni görevinde üstün hizmetler sunacağına olan inançlarını dile getirdi.
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:01
Doktorlar, 10 bin kalbe dokundu
Samsun’da kalp damar cerrahları, meslek yaşamlarında 10 bininci kalp ameliyatına imza attı. Başarılarını kutlamak amacıyla hastanede düzenlenen törende pasta kesildi, doktorlara çiçek takdim edildi. Türkiye’nin önde gelen kalp ve damar cerrahisi merkezlerinden biri olan Medicana International Samsun Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği, önemli bir başarıya ulaştı. Hastane yönetimi, kariyerlerinde 10 bin kalp ameliyatını tamamlayan Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Murat Küsdül, Dr. Öğr. Üyesi Hacı Akar, Opr. Dr. Ali Yüksel ve tüm ekip üyeleri için özel bir program düzenledi. "10 bin hayata dokunmak çok büyük bir olay" Programda konuşan Medicana International Samsun Hastanesi Genel Müdürü Güner Armutlu, "18 yıldır sağlık sektöründe yöneticilik yapıyorum, ilk defa 10 bin hayata dokunulduğuna tanıklık ediyorum. Bu sayı bile söylerken insanı heyecanlandırıyor. Hekimlerimizin yaptığı iş gerçekten takdire şayan. 1990’lı yıllardan bu yana 10 bin ameliyat gerçekleştirmek büyük başarı. Böyle bir ekiple aynı çatıda olmak benim için gurur verici" dedi. "Kalp cerrahisinin her alanında yüzümüzün akıyla görev yaptık" Tüm ekip adına konuşan Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hacı Akar ise duygularını şu sözlerle paylaştı: "1990’da mesleğe başladım. 35 yıl geçmiş ve 1998’de de Samsun’a geldim. Yaptığımız hesaplamalarda 10 bin vakaya ulaştığımızı gördük. Sizler de bunun için bir kutlama düşündünüz. Eksik olmayın. Vakaların yüzde 90’ından fazlası Samsun, içerisinde gerçekleştirildi. Üniversitede, devlet hastanesinde ardından bir başka özel hastanede ve son 15 yıldır da Medicana hastanesindeyiz. Mutluyuz, bu iş tek başına olan bir iş değil. Arkamızda büyük bir ekip desteği var. Ekiplerden uzun yıllar geçtiği için gelen, giden, değişenler olmasına rağmen genelde 30-35 kişilik bir ekibin altına düşmedik. Arkamızdaki kardiyoloji desteğiyle birlikte şükür, böyle bir rakama ulaştık. Mutluyuz, gururluyuz. Kalp cerrahisinin her branşından, her alanından, her türlü vakaları şükür yüzümüzün akıyla yaptık. Bundan sonra da sağlığımız müsaade ettiği müddetçe yapmaya devam edeceğiz. Kalp cerrahisini çok seviyoruz. Hatta bu sevgi yetmedi, kendimiz bile bir kalp ameliyatı bile olduk. Bu programla bizleri onurlandıranlara çok teşekkür ederim." Kutlama programı, "Hayat Kurtaran 10 Bin Ameliyat, 10 Bin Yeni Başlangıç" yazılı pastanın kesilmesi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 09:29
Sarıakçalı, "Obezite konusunda acil eylem planı oluşturulmalı"
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Barış Sarıakçalı, obezite hastalığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Obezite tüm toplumlarda görülen bir sağlık sorunu olduğunu söyleyen Sarıakçalı, "Sağlığı olumsuz etkileyen kompleks ve multifaktöriyel bir hastalık olarak kabul edilen obezite, günümüzde önlenebilir ölümlerin sigaradan sonra gelen ikinci en önemli nedenidir. Obezite, başta tip 2 diyabet ve prediyabet olmak üzere kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon (HT), hiperlipidemi (HL), serebrovasküler hastalık, çeşitli kanserler, obstrüktif uyku-apne sendromu, non-alkolik karaciğer yağlanması, gastroözofageyal reflü, safra yolları hastalığı, polikistik over sendromu, infertilite, osteoartroz ve depresyon gibi birçok sağlık sorununa neden olarak sağlık harcamalarını arttırmaktadır" dedi. Yetişkin obezite oranlarına benzer olarak, çocukluk çağında da obezite sıklığının arttığını belirten Sarıakçalı, "Bu dönemdeki obezite yetişkin dönemdeki obeziteye öncülük ettiğinden, koruyucu hekimliğin önemli bir hedefi de çocukluk ve adolesan dönemindeki olgular olmalıdır. Ülkemizde yetişkin toplumunda obezite prevalansı, yüzde 30’luk kritik yüksek oranı aşmıştır. Obezite sıklığı kadınlarda daha yüksek olmakla beraber, son yıllarda erkeklerdeki hızlı artış da dikkati çekmektedir" diye konuştu. "Sağlık Bakanlığının obezite konusunda acil eylem planları oluşturması gerekiyor" Ülkemizde obeziteyi belirleyici en önemli nedenlerin yaşlanma, diyabet ve hipertansiyon olduğunu kaydeden Sarıakçalı, "Buna ilaveten yaşanılan çevre, sosyal durum, düşük eğitim düzeyi, fiziksel inaktivite, öğün sayısı, ekmek tüketimi, tütün ve alkol kullanımı gibi yaşam tarzını belirleyen etmenlerin de obezite gelişmesine katkıda bulunduğu ortaya konmuştur. Türkiye, Avrupa’da obezitede birinci sırada olduğu belirtilmiştir. OECD ülkelerinin verdiği erişkin nüfustaki obez oranı yaklaşık yüzde 19,5-20’dir. Türkiye, bunun üzerindedir. Türkiye’de erişkinlerde her 3 kişiden 1’i obezdir. Dünyada 650 milyon obez, 1 milyar 9 milyon aşırı kilolu var. Türkiye’de erişkin nüfusunun 20 milyonu obez, bundan daha fazlası aşırı kiloludur. Erişkin nüfusun yüzde 60-65’i aşırı kilolu ve obez olduğu bilinmektedir. Bu nedenle Sağlık Bakanlığının obezite konusunda acil eylem planları oluşturması gerekmektedir" ifadelerine yer verdi.
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 09:26
Prof. Dr. Ali Kutlu: "Kurban Bayramı’nda et alerjisine dikkat"
İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, Kurban Bayramı dolayısıyla ülke genelinde kırmızı et tüketiminin artacağını belirterek, "Kurban Bayramı’nda etin bekletilmeden hızlı bir şekilde tüketilmesi, Alpha-gal duyarlı olan insanlarda reaksiyon ortaya çıkartma ihtimalini de artırıyor. Alpha-gal sendromu dediğimiz kırmızı et alerjisini genellikle Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde daha sık görüyoruz. Bu alerjenin reaksiyonları hafif ve ciddi olabiliyor, etkisi bazı durumlarda 12 saat sonra dahi ortaya çıkabiliyor" dedi. Medical Park Ordu Hastanesi İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi Alpha-gal alerjisine karşı uyarılarda bulunarak, bu alerjinin bazı durumlarda 12 saat sonra dahi etkisini gösterebileceğine dikkat çekti. "Dünyanın bazı bölgelerinde kene sokması sonrası da başlayabiliyor" Prof. Dr. Ali Kutlu, "Dünya’da ve Türkiye’de kırmızı et böyle çok sık rastlanan önemli bir alerjen gibi görünmemekle birlikte son yıllarda, özellikle dünyanın bazı bölgelerinde kene sokması sonrası (buna bazı başka böceklere de dâhil ediliyor) başlayan kendine has klinik özellikleri olan, Alpha-gal sendromu dediğimiz bir et alerjisi formu ön plana çıkmaktadır. Ülkemizde kenelerle temas ihtimalinin en yüksek olduğu bölge ormancılık, avcılık, hayvancılık, tarım ve yoğun orman alanlarının olduğu yer Karadeniz Bölgesi’dir. Alpha-gal sendromu dediğimiz kırmızı et alerjisini ülkemizde genellikle biz Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde görüyoruz" diye konuştu. "Bazı durumlarda etkisi 12 saat sonrayı bulabilir" Alerjinin hemen etkisini göstermeyebileceğini ifade eden Prof. Dr. Ali Kutlu, "Bu klinik tabloyu biraz daha akıl karıştırıcı ve kendine has yapan şey, hayvanların etlerinde, sütlerinde ve dokularında bulunan alerjenin normalde hızlı bir şekilde kana karışmamasıdır. Genelde bazı taşıyıcı proteinler ile birlikte emildikten sonra immün sisteme taşındığı için reaksiyonları genellikle 3-6 saat sonra gecikmiş bir şekilde ortaya çıkar, bazı zamanlarda da bu süre 12 saati bulabilir" ifadelerini kullandı. "Hafif ve ciddi reaksiyonları olabiliyor" Reaksiyonların basit bir kaşıntının yanı sıra baygınlık, nefes darlığı, tansiyon düşüklüğü gibi etkilere de neden olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Kutlu, "Çok geniş bir yelpazede ve ilginç olanı bazı vakalarda özellikle kadınlarda kırmızı et yedikten sonra geç ortaya çıkan karın ağrıları ve ishal olabiliyor. Etin yağ içeriği ya da iç organ oranı reaksiyonunun şiddetini ve ortaya çıkışını etkileyebiliyor. Bu yüzden özellikle etin hazırlanma tarzı ve tüketim şekli reaksiyonları değiştirdiği ve reaksiyonlar da geç ortaya çıktığı için hekimler ve hastalıklar sıklıkla kafa karışıklığına uğruyorlar" diye konuştu. "Kurban Bayramı’nda etin hızlı tüketilmesi, Alpha-gal duyarlı olan insanlarda reaksiyon ihtimalini de artırıyor" "Etin kurutulmasının, dondurulmasının ve iyi pişirilmesinin alerjenitesini etkilediğini söyleyen Prof. Dr. Kutlu, "Bu açıdan baktığımız zaman Kurban Bayramı’nda etin bekletilmeden hızlı bir şekilde tüketilmesi, Alpha-gal duyarlı olan insanlarda reaksiyon ortaya çıkartma ihtimalini de artırıyor. Kırmızı et alerjisi sadece basit bir alerji değil, hayvanlardan elde edilen jelatinin bazı gıdalarda kullanılması ve bu hayvan ürünleriyle elde edilen jelin içeren aşı, serum ve hatta ilaçlara karşı da şiddetli reaksiyonlar gelişebiliyor" dedi. "Karadeniz Bölgesi’nde kırmızı et alerjisi, yetişkinlerde üst sıralarda yer alıyor" Prof. Dr. Ali Kutlu, şunları söyledi: "Karadeniz Bölgesi’nde kırmızı et alerjisinin özellikle hem yetişkinlerde hem de çocuklarda sık görülen önemli bir alerjen olduğunu görüyoruz. Alerjisi olanların yapması gereken birinci kural olarak tabii ki alerjik gıdalardan kaçınmak. Bazı durumlarda şiddetli reaksiyonlar için yanlarında penepin bulundurmaları lazım. Eti tolere eden ama bazı özel şartlarda tolere edemeyen insanların da Kurban Bayramı’nda mutlaka eti beklettikten sonra iyi pişirilmiş şekilde tüketmeleri de tavsiye edilir. Bununla ilgili yeterince çalışma ve haber olmamasına rağmen, genetik yatkınlığın da kırmızı et alerjisi oluşumunda etkili olduğunu görüyoruz. Bir diğer deyişle, anne babasında kırmızı et alerjisi olan insanlarda daha sık kırmızı et alerjisini görüyoruz."
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 09:08
İstanbul’daki Uluslararası Sağlık Bilimleri Kongresi’ne 14 ülkeden uzman katıldı
Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından düzenlenen 1’inci Biruni Uluslararası Sağlık Bilimleri Kongresi, ‘İyi Olma Hali ve Sağlık’ temasıyla İstanbul’da başladı. 14 ülkeden katılımın olduğu kongrede uluslararası iş birlikleri kurulması ve yeni projeler üretilmesi amaçlanıyor.
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 08:25
Sarıgöl’de kan bağışı kampanyasına büyük destek
Manisa Türk Kızılay Kan Merkezi ile Sarıgöl Kızılay İlçe Koordinatörlüğü tarafından ortaklaşa düzenlenen kan bağışı kampanyasına vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Sarıgöl Hükümet Konağı önündeki bahçeye kurulan sahra çadırında iki doktor ve 10 personel ile hizmet veren Manisa Türk Kızılay Kan Merkezi, iki gün süren kampanya boyunca toplam 167 ünite kan topladı. "Sarıgöl Sana Kanım Feda" sloganıyla düzenlenen kampanyaya, okullarda öğrenim gören öğrencilerin de teşvikiyle büyük bir katılım sağlandı. Sarıgöl Kızılay İlçe Koordinatörü Yusuf Tüfekçi, yaptığı açıklamada, "Bir ünite kan, üç hayat demektir. Sağlıklı olan ve 18 yaşını doldurmuş her vatandaş, 65 yaşına kadar kan bağışında bulunabilir. Kampanyamızda iki gün içerisinde toplam 167 ünite kan toplandı. Kan bağışında bulunan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ederim." dedi.
23 Mayıs 2025 Cuma - 22:40
Trabzon’da beyin ölümü gerçekleşen kişinin organları 3 kişiye umut oldu
Trabzon’da beyin ölümü gerçekleşen kişinin organları 3 kişiye umut oldu. Trabzon’un Vakfıkebir ilçesi Yalıköy Mahallesi’nde yaşayan Beytullah Mısır, 18 Mayıs tarihinde evde fenalaşınca Vakfıkebir Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrollerde beyin kanaması geçirdiği tespit edilen Beytullah Mısır, Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne buradan da Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi’ne sevk edildi. Yoğun bakım servisinde tedavi gören Beytullah Mısır’ın beyin ölümü gerçekleşmesi üzerine ailesi Mısır’ın organlarını bağışlama kararı aldı. Hastanede gerçekleşen operasyonla Beytullah Mısır’dan alınan iki böbrek, alıcı uygunluğu tespit edilen Samsun’daki hastalara UMKE ekibi tarafından karayoluyla ulaştırıldı. Karaciğer ise hava ambulansı ile İstanbul’daki özel bir hastaneye nakledilerek ihtiyaç sahibi hastaya hayat verdi.
23 Mayıs 2025 Cuma - 22:10
Hastanedeki yangın tatbikatında öğrencilerin performansı gerçeği aratmadı
Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde bulunan hastanede yapılan yangın tatbikatında vatandaşların ve öğrencilerin performansı gerçeği aratmadı. Kastamonu’nun İnebolu ilçesindeki İnebolu Devlet Hastanesinde Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), 112 Acil Sağlık ve itfaiye ekiplerinin katılımıyla yangın tatbikatı gerçekleştirildi. Acil servis ve hastanede çalışanların acil durumlarda karşılaşılan eksikliklerin tespiti, daha duyarlı olunması amacıyla düzenlenen tatbikatta İbn-i Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ndeki yangında zehirlenen öğrenciler senaryo gereği hastaneye getirildi. İtfaiye ekipleri, senaryo gereği bir yandan yangına müdahale ederken, diğer yandan da yangından kurtarılan öğrencilerin hastaneye ulaştırılması canlandırıldı. Tatbikat gereği ağlayan ve panik yaşayan öğrencilerin performansı gerçeği aratmadı. Tatbikat sonrası senaryo gereği İnebolu Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Berk Yasin Ekenci, hayatını kaybedenlerle ilgili bilgili basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder