SAĞLIK
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:59:13 Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:57 Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. (ST-TB-
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:41 Anne adayları "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla korkularını yeniyor Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Kastamonu’da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor. Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Kastamonu’da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor. "Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı" Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, "Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız" dedi. Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, "Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz" diye konuştu. Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti. "Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, "Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin "sarılık olmasın" diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen " gebelerimize destek " diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" şeklinde konuştu. "İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok" Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, "Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu’nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, ‘Gebe Okulu’muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.’ diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz" Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, "Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21 8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
Sağlık Bakanı Memişoğlu, Denizli Şehir ve Acil Durum Hastanesini inceleyecek
02 Haziran 2025 Pazartesi - 09:52 Sağlık Bakanı Memişoğlu, Denizli Şehir ve Acil Durum Hastanesini inceleyecek Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun 5 Haziran 2025 Perşembe günü Denizli Şehir Hastanesi ve Acil Durum Hastanesi inşaat alanında incelemelerde bulunulacak. Denizli’ye geleceğini duyurdu. Başkan Subaşıoğlu, ‘‘Sağlık Bakanımızın Denizli’ye ziyareti, ilimizdeki sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik atılacak adımların belirlenmesi noktasında önemli bir fırsat. Bakanımızı Denizli’de ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz’’ dedi. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Denizli’ye geliyor. AK Parti Denizli İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Memişoğlu’nun Denizli ziyaretiyle ilgili bilgi verdi, 5 Haziran 2025 Perşembe Günü Denizli’de olacağını duyurdu. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Memişoğlu ilk olarak Denizli Valiliği’ni ziyaret edecek. Ziyaret sonrası Şehir Hastanesi ve Acil Durum Hastanesi İnşaat alanında incelemelerde bulunulacak. Gerçekleştirilecek olan incelemelerin ardından ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı Yöneticileri’ toplantısı yapılacak ve ardından da Denizli Devlet Hastanesi ziyaret edilecek. ‘‘Bakanımızın Denizli ziyareti oldukça önemli’’ AK Parti İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Memişoğlu’nun ziyaretiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Başkan Subaşıoğlu, ‘‘Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun Denizli’mize yapacağı ziyaret, şehrimizdeki sağlık hizmetlerinin mevcut durumunun değerlendirilmesi ve vatandaşlarımıza daha da kaliteli sağlık hizmeti verilmesi açısından yapılacak uygulamaların tespiti için büyük önem taşıyor. Bakanımız ilimizde hizmete almaya çok yakın olduğumuz Şehir Hastanesi ve Acil Durum Hastanesi’nde incelemelerde bulunacak. Şehrimizdeki sağlık hizmetlerinin mevcut durumu ile ilgili değerlendirmeler yapılacak. Sağlık Bakanımızın Denizli’ye ziyareti, ilimizdeki sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik atılacak adımların belirlenmesi noktasında önemli bir fırsat. Bakanımızı Denizli’de ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bizler AK Parti olarak vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak ve hizmet kalitesini artırmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz’’ dedi. AK Parti Denizli İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, Denizli’ye kazandırılacak olan Şehir Hastanesi ve Acil Durum Hastanesi için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti.
Kurban Bayramı yaklaşıyor, kene riski artıyor
02 Haziran 2025 Pazartesi - 09:49 Kurban Bayramı yaklaşıyor, kene riski artıyor Yaz aylarıyla birlikte Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığında vaka sayılarında artış yaşanıyor. Uzmanlar, özellikle Kurban Bayramı’nda kırsal bölgelerde bulunacak vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. 2002 yılından bu yana Türkiye’de görülen ve endemik hastalıklar arasında yer alan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, yaz aylarında vaka artışıyla tekrar gündeme geldi. Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Prof. Dr. Faruk Karakeçili, Haziran ve Temmuz aylarında hastalığın pik yaptığını ve özellikle kırsal bölgelerde riskin yüksek olduğunu vurguladı. Bu yıl mevsim geçişinin uzun sürdüğünü belirten Prof. Dr. Faruk Karakeçili, "Havanın uzun süre soğuk gitmesi vaka artışını geciktirdi, ancak Haziran, Temmuz aylarında vaka sayılarının artmasını bekliyoruz. Geçtiğimiz hafta bir vakaya tanı konurken, bu hafta içinde 7 şüpheli başvurusu yapıldı ve 4 pozitif vaka tespit edildi. Şu anda hastalardan ikisi taburcu edilirken, ikisi hastanede tedavi altında" dedi. Belirtiler sinsi, dikkat şart Hastalığın belirtilerinin soğuk algınlığı, grip ve diğer basit enfeksiyonlarla karışabildiğini belirten Karakeçili, "Hastalık çok ani başlar. Bu bizim için önemli bir uyarıdır. Fakat grip, üşüme gibi belirtilerle karıştığı için dikkatli olunması gerekiyor" ifadelerini kullandı. Kene kırma riskli Hastalığın temel bulaşma yolunun keneler olduğunu belirten Karakeçili, çıplak elle kenelerin çıkarılmasının büyük bir hata olduğunu ve hastalığın yayılmasında bu yöntemin etkili olabildiğini belirtti. Karakeçili, "Ne kadar uyarsak da maalesef vatandaşlarımız hala çıplak elle keneyi koparıp ezmeye çalışıyor. Bu büyük risk" diyerek vatandaşları en yakın sağlık kuruluşuna gitmeleri hususunda uyardı. Kurban Bayramı yaklaşıyor risk artıyor Haziran ayında Kurban Bayramı’nın da olması nedeniyle hayvan teması ve kırsal bölgelere hareketliliğin artacağını vurgulayan Karakeçili, keneye karşı önlemlere daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini özellikle çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların risk grubunda olduğunu belirtti. Keneden korunma yöntemleri Vatandaşlara keneden korunmak için önerilerde bulunan Karakeçili, özellikle açık renkli kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini kaydetti. Karakeçili, "Sandalet yerine kapalı ayakkabılar giyilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalı, kırsal bölgeden dönüşte vücut dikkatlice kontrol edilmeli, kene ile temas halinde en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı" şeklinde konuştu.
Bronzlaşmak için saatlerce güneşte bekleyenlerde cilt kanseri riski artıyor
02 Haziran 2025 Pazartesi - 09:39 Bronzlaşmak için saatlerce güneşte bekleyenlerde cilt kanseri riski artıyor Denizli Özel Tekden Hastanesi Genel Cerrahi Op. Dr. Yunus Acar, bronzlaşmak için saatlerce güneş altında kalmanın cilt kanseri riskini artırdığını belirterek; "Bilinçli şekilde güneşlenmek ve benlerde görülecek ani değişimlerle birlikte bir uzmana başvurmak, cilt kanserinden korunmak için büyük önem taşıyor" dedi. Denizli Özel Tekden Hastanesi Genel Cerrahi Op. Dr. Yunus Acar, cilt kanserinden korunma ve tedavi yöntemleri hakkında önemli uyarılarda bulundu. Cildin vücudu dış çevreden ayıran ve koruyan en büyük organ olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Yunus Acar, dünyada en sık görülen kanser türünün cilt kanseri olduğuna vurgu yaptı. Cildin her gün gözümüzün önünde olan bir organ olmasına rağmen ihmal edildiğini belirten Acar, "Sadece kozmetik etkileri var zannediyoruz ancak sadece bundan ibaret değil. Cilt kanseri erken tanıyla neredeyse tama yakın tedavi edilebilen iyi seyirli kanserlerdir" dedi. "Vücudumuzdaki benlerin değişikliğinde muhakkak bir hekime görünmesi gerekir" Cilt kanser türlerinin en tehlikelisi olan melanomun belirtilerine değinen Op. Dr. Yunus Acar, "3 tür cilt kanser türü vardır. En az görülen melanom ve en tehlikesi olandır. Genel itibariyle erken tanı için en çok uğraştığımız kanser türüdür. Vücudumuzda bulunan benlerin değişiklikleri bizim için uyarıcıdır. Büyümesi, kanaması, kaşıntısı, renk değişikliği, ciltten kabarması, etrafta düzensiz olması, bunlar melanom kanserinin belirtileridir. Bu sorunlar başladığında hastaların mutlaka genel cerrahiye veya cildiyeye muayeneye gelmesi ve bir hekim gözüyle benlerin incelenmesi gerekir. Eğer varsa bir şey biyopsi ile tanı koyup erken teşhis ile tedavi edilir" ifadelerini kullandı. Cilt kanserinden korunmak için ne yapmalı? Her ne kadar cilt kanserlerini tamamen önlenmesinin kesin bir yolu olmasa da vatandaşların güneşten korunmalarını gerektiğini dile getiren Op. Dr. Yunus Acar, "Cilt kanserinden korunmak için vatandaşlarımıza devamlı, güneşten korunmalarını, şapka ve güneş kremi kullanmalarını öneriyoruz. Sadece yazın değil kış ayları da cilt kanserinden korunmak için dikkatli olmamız gerekiyor. Kışın da yaz aylarında olduğu gibi güneş var ve bizim için en yüksek cilt kanseri etkeni oluyor. Yaz aylarında bronzlaşmak güzel olabilir ve bu konuda bilinçli bir şekilde yapmak gerekiyor. Her sene en az bir kere ayna karşısında vücudumuzdaki benleri kontrol etmemiz gerekiyor. Vatandaşlarımız herhangibi bir değişiklikte not almaları ve ardından bir uzmana muhakkak görünmeleri gerekir" diye konuştu.
Kurban etinde doğru tüketim ve saklama uyarısı
02 Haziran 2025 Pazartesi - 09:29 Kurban etinde doğru tüketim ve saklama uyarısı Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Diyetisyeni Hale Aslantaş, Kurban Bayramı’nda kesilen etlerin hemen tüketilmemesi gerektiğini belirterek, en az 24 saat buzdolabında dinlendirilmesinin sağlık açısından önemli olduğunu söyledi. Kurban Bayramı’nın paylaşma ve bereketi simgeleyen önemli dini bayramlardan biri olduğunu vurgulayan Diyetisyen Aslantaş, bayramda sofraların vazgeçilmezi olan kurban etlerinin sağlıklı tüketimi konusunda uyarılarda bulundu. "Rigor mortis evresi etin sertleşmesine neden olur" Yeni kesilen kurban etlerinin hemen tüketilmemesi gerektiğini belirten Aslantaş, "Et, kesildikten sonra ‘rigor mortis’ yani ölüm katılığı evresine girer. Bu dönemde et sertleşir ve sindirimi zorlaşır. Etin en az 24 saat buzdolabında bekletilmesi, hem lezzetini artırır hem de daha kolay sindirilmesini sağlar. Özellikle mide rahatsızlığı olan bireylerin bu kurala dikkat etmesi önemlidir." dedi. Et saklama kuralları Etlerin sağlıklı şartlarda saklanmasının besin değerini korumak ve gıda zehirlenmelerini önlemek açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Aslantaş, "Kurban etleri büyük parçalar halinde değil, günlük veya haftalık tüketime uygun porsiyonlara ayrılmalı. Etler yıkanmamalı, ancak dinlendirilmeli ve üzerindeki yabancı maddeler temizlenmeli. Etler hava almayacak şekilde buzdolabı poşeti, streç film ya da vakum poşetlerine sarılmalı. Buzdolabında 0-4 derecede 3-5 gün, derin dondurucuda ise eksi 18 derecede 6-12 ay saklanabilir" ifadelerini kullandı. En sağlıklı kurbanlık et hangisi? Kurbanlık hayvan türleri arasında dana, kuzu, keçi ve deve etlerinin farklı besin değerlerine sahip olduğunu söyleyen Aslantaş, "Dana eti en yüksek protein oranına sahiptir. Keçi eti ise en az yağ ve kolesterol içeren et türüdür. Kuzu eti daha yağlı ve kalorilidir. Tüm kırmızı etler demir, çinko, B12, B6, selenyum ve fosfor açısından zengindir." dedi. Kolesterol ve kalori değeri önemli Etin yağ içeriğinin kalori ve kolesterol düzeyini etkilediğini belirten Aslantaş, "100 gram keçi etinde sadece 2-3 gram yağ ve yaklaşık 120-130 kcal bulunur. Kuzu eti ise daha yağlı olup, 100 gramında 10-17 gram yağ ve 220-260 kcal içerebilir. Kolesterol hassasiyeti olanlar için keçi veya yağsız dana eti daha uygun seçeneklerdir." diye konuştu. Bayramda nasıl beslenmeliyiz? Kurban Bayramı’nda sindirim sorunları yaşamamak için dengeli beslenmenin önemine değinen Aslantaş, "Et porsiyonları dengeli olmalı, yanında bol sebze ve salata tüketilmeli. Lifli karbonhidratlar, yeterli su tüketimi ve sütlü tatlılar tercih edilmeli. Etler, kavurma yerine haşlama, fırınlama veya ızgara yöntemleriyle pişirilmeli." tavsiyesinde bulundu. Sağlıklı bayram menüsü önerisi Diyetisyen Aslantaş, bayram sabahı için yeşillikler, haşlanmış yumurta, tam buğday ekmeği ve şekersiz çaydan oluşan hafif bir kahvaltı önerirken, öğle ve akşam yemeklerinde ise sebze ağırlıklı ve az yağlı et yemekleriyle birlikte yoğurt, bulgur pilavı ve çorbanın tercih edilmesini önerdi. "Bu özel günleri sağlıklı ve keyifli hale getirmek elimizde." diyen Aslantaş, et tüketiminde ölçülü olunması, etlerin doğru saklanması ve dengeli beslenmenin bayramı daha sağlıklı geçirmenin anahtarı olduğunu belirtti.
Osseoıntegrasyon sayesinde doğal yürüyüş mümkün
02 Haziran 2025 Pazartesi - 09:06 Osseoıntegrasyon sayesinde doğal yürüyüş mümkün Osseointegrasyon yöntemi, soket protez kullanımında sorun yaşayan amputasyon hastalarına umut oldu. Prof. Dr. Adnan Kara, kemiğe yerleştirilen implantlarla daha doğal ve konforlu bir yürüyüş sunan bu yöntemin Türkiye’de ilk kez kendi kurumlarında uygulandığını belirtti. Prof. Dr. Kara, hastaların, "Kendi bacaklarımız gibi hissediyoruz" dediklerini aktardı. Klasik soket protezlerin yol açtığı ağrı, yara ve yürüme zorluklarına bir alternatif sunan osseointegrasyon yöntemi, amputasyon hastalarına umut veriyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Adnan Kara, Türkiye’de yeni nesil osseointegrasyon protezini ekipleriyle uygulayan ilk merkez olduklarını belirterek, "Bu yöntemle hastalar adeta kendi bacaklarıyla yürüme hissine kavuşuyor" dedi. Bu yöntemde, kemiğe yerleştirilen implant sayesinde yük doğrudan kemiğe aktarıldığından, çok daha doğal ve konforlu bir yürüyüş mümkün oluyor. Türkiye’de ilk uygulama Medipol’de Osseointegrasyon yönteminin dünyada sayılı merkezlerde uygulandığını vurgulayan Prof. Dr. Kara, "Bu işlem sadece ortopedik cerrah ile değil, fizik tedavi uzmanı, anestezi hekimi ve deneyimli fizyoterapistlerden oluşan bir ekip ile mümkün. Multidisipliner bir yaklaşımla başarılı sonuçlar alıyoruz" diye konuştu. Osseointegrasyon protezinden kimlerinfaydalanabileceğine de değinen Prof. Dr. Kara, yöntemin en çok daha önce soket protez kullanmış ancak çeşitli sorunlar yaşamış genç ve aktif hastalara önerildiğini söyledi. "Ciltte yara oluşumu, yürüyüş sırasında ağrı, uyumsuzluk nedeniyle erken yorulma gibi sorunlarla bize gelen hastalarda bu yöntem oldukça etkili. Klasik protezlerle sadece birkaç dakika yürüyebilen hastalar, bu yeni sistemle hayatlarına tekrar karışabiliyor" dedi. Bacakta değil, bedende hissedilen protez Osseointegrasyon protezlerinin getirdiği his avantajına da değinen Prof. Dr. Kara, "Bu yöntemle hastalar bir yıl içerisinde bastıkları zeminin kum, çakıl ya da düz olup olmadığını ayırt edebiliyor. Hislerin kemiğe iletildiği veriler sayesinde vücut o bacağı kendi uzvu gibi hissediyor. Bu da hastanın yürüyüşünü ve psikolojisini büyük ölçüde olumlu etkiliyor" dedi. Osseointegrasyon protezlerinin yapıldığı uzuvlar hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Kara, yöntemin uyluk, kaval kemiği, dizüstü ve dizaltı gibi bölgelerin yanı sıra üst kol amputasyonlarında da başarıyla uygulandığını aktardı. Sürdürülebilir ve dayanıklı protezler Kullanım süresi hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Kara, "Bu protezlerde yalnızca dış parçalar zamanla değiştiriliyor. Suya dayanıklı modeller sayesinde hastalar denize bile girebiliyor. Günlük hayatlarına yakın bir yaşama dönüş mümkün oluyor" dedi. Prof. Dr. Kara, soket protezle hayatı kısıtlanan hastalar için osseointegrasyonun büyük bir şans olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: "Bize başvuran hastalar arasında sadece 10 dakika yürüyebilenler var. Bu kişiler için tek seçenek artık tekerlekli sandalye değil. Osseointegrasyon sayesinde yeniden işlerine, sosyal hayatlarına ve hayallerine dönebiliyorlar."
Erzincan’da sigara bırakma polikliniği ücretsiz hizmet veriyor
01 Haziran 2025 Pazar - 15:16 Erzincan’da sigara bırakma polikliniği ücretsiz hizmet veriyor Erzincan Toplum Sağlığı bünyesinde İl Sağlık Müdürlüğü Sağlıklı Hayat Merkezinde hizmet veren sigara bırakma polikliniği ücretsiz hizmet veriyor. Sağlıklı Hayat Merkezi sigara bırakma polikliniğinden birçok vatandaş hizmet alarak uzman doktor takibinde sigarayı bırakıyorlar. "30 yıl sigara kullandım bir haftada bıraktım" Sağlıklı Hayat merkezine başvurarak sigarayı bıraktığını söyleyen Ferhat Özcan isimli vatandaş, "Yaklaşık 30 yıldan fazla süredir sigara içiyordum. Arkadaşlarımın önerisiyle polikliniğe geldim. 1 hafta gibi kısa sürede sigarayı bıraktım. Toplamda 7 aydır sigara içmiyorum. Sigarayı bırakarak büyük bir maddi kazancım da oldu. 7 ayda 30 bin TL birikimim oldu. Sağlıklı Hayat Merkezi sigara bırakma polikliniğini herkese tavsiye ediyorum" dedi. Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görevli Uzman Dr. Elif Pala Gün ise, "Tütün ve tütün ürünleri kullanan ve bırakma kararı alan vatandaşlarımız polikliniğimize başvurduklarında ilk değerlendirmeleri yapılarak bağımlılık düzeylerine bağlı olarak tedavi şekilleri vatandaşlarımıza uygulanıyor. Polikliniğimizdeki tüm hizmetler tamamen ücretsiz. Bırakma sürecinde kişi ile birlikte takvimi belirliyoruz. Kişiye bu süreçte dikkat etmesi gereken davranış biçimleri anlatılıyor. Ayrıca Düzenli takipler yapılarak yüz yüze veya telefon görüşmeler sağlanıyor. Sigarayı bırakmak isteyen tüm vatandaşlarımızı Sağlıklı Hayat Merkezi sigara bırakma polikliniğimize bekliyoruz" diye konuştu.