Son Dakika
|
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Tepebaşı’nda şirket kurup paraları kripto hesaplara aktarmışlar
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Havadan çekilen görüntüler İstanbul'da çarpıcı ayrımı çizdi
Beşiktaş’ta şampiyonluk sonrası büyük çöküş
İsrail'den Gazze Şeridi'ne hava saldırısı: 7 ölü
Antalya’da 40 metrelik falezlerden düşen şahıs hayatını kaybetti
Zonguldak’ta akaryakıt istasyonuna dalan otomobil dehşet saçtı: 5’i çocuk 6 yaralı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Osmaniye’de sağanak: Evleri ve tarlaları su bastı
SAĞLIK
48 yıllık tecrübe Kütahya’da gençlerle buluştu
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:33:50
Türkiye sağlık sektörünün köklü kuruluşları arasında yer alan ve bu yıl 48. kuruluş yılını geride bırakmanın gururunu yaşayan Hayat Sağlık Grubu, ‘insana dokunan sağlık’ vizyonu doğrultusunda sağlık hizmetlerinin yanı sıra, bilgi ve deneyim paylaşımına yönelik çalışmalarını da sürdürüyor. Hasta odaklı yaklaşımı ve sağlıkta kalite anlayışıyla faaliyetlerine devam eden Hastane Yönetimi, son olarak Kütahya’da temaslarda bulundu. Kütahya programına, Kütahya Valisi Musa Işın’ı makamında ziyaret ederek başlayan Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Ahmet Özkul, sağlık sektörü, eğitim, gençlerin kariyer planlaması ve bölgesel kalkınma üzerine yürüttükleri çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Ziyarette konuşan Vali Musa Işın da, Hayat Sağlık Grubu yönetimini ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti. Kütahya Evliya Çelebi Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Hasan Emre Aydın’ın da katıldığı ve karşılıklı görüş alışverişiyle devam eden buluşmada Uzm. Dr. Ahmet Özkul, kaleme aldığı ‘Sağlığa ve Topluma Adanmış Bir Ömür’ adlı kitabını da Muş Valisi Musa Işın’a takdim etti. Aslen Kütahyalı olan Ahmet Özkul’a ziyaret sırasında Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Özkul ile Nurten Molla eşlik etti. "Gençlerin güçlü bir vizyon geliştirmesi büyük önem taşıyor" Kütahya’daki temasları kapsamında öğrencilerle de bir araya gelen Uzm. Dr. Ahmet Özkul, düzenlenen kariyer ve deneyim paylaşımı konferanslarında eğitim ve meslek yaşamından örnekler aktararak gençlere ilham verdi. Hedef odaklı çalışmanın, azmin ve topluma fayda sağlayan bireyler olmanın önemine dikkat çeken Özkul, gençlerin geleceğe hazırlanırken güçlü bir vizyon geliştirmelerinin önem taşıdığını vurguladı. Program kapsamında Kütahya Nafi Güral Fen Lisesi ve Kütahya ASE Sosyal Bilimler Lisesi öğrencileriyle buluşan Uzm. Dr. Ahmet Özkul, sağlık sektöründeki deneyimlerini paylaşırken kariyer planlamasında doğru hedef belirlemenin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Samimi bir atmosferde gerçekleşen söyleşilerde öğrenciler de merak ettikleri soruları yöneltme fırsatı buldu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:28
Kalp anjiyosundan korkmayın
Burtom Sağlık Grubu Radyoloji Uzmanı Dr. Oğuzhan Güven Gümüştaş, halk arasında ‘sanal anjiyografi’ olarak bilinen Koroner BT Anjiyografi yönteminin, kalp hastalıklarının teşhis ve tedavisinde önemli avantajlar sunduğunu vurguladı. Uzm. Dr. Gümüştaş, sadece birkaç dakika süren bu yöntemle anjiyoya göre damar duvarı ve damarlardaki plakların yapısı hakkında daha detaylı bilgiler edinildiğini belirtti. Günümüzde kalp hastalıklarının erken teşhisinde en çok uygulanan yöntemlerden biri olan Koroner BT Anjiyografi (Kalp Tomografisi), klasik anjiyoya göre sunduğu avantajlarla dikkat çekiyor. Burtom Sağlık Grubu Radyoloji Uzmanı Dr. Oğuzhan Güven Gümüştaş, bu teknolojinin hastaya hiçbir ağrı vermeden, adeta bir "kalp haritası" çıkardığını ifade etti. Damarın sadece içini değil, duvarını da görüyor Klasik anjiyografi yöntemlerinde sadece damar içi görüntülenebilirken, Koroner BT Anjiyografinin daha kapsamlı bilgi sunduğunu belirten Uzm. Dr. Gümüştaş, "Koroner BT anjiyografi ile başarılı bir çekim gerçekleştirildiğinde neredeyse anjiyodaki gibi üst düzeyde bilgi veren bir görüntü elde edilebilir. Hatta anjiyoda hastanın sadece damarlarının içi görülürken, Koroner BT anjiyografide hastanın damar duvarı da görülebilmektedir. Ayrıca damarlardaki plakların yapısı da analiz edilebilir. Plak içeriği, plak yaygınlığı ve karakteri hastanın yüksek riskli gruba girip girmediği konusunda da bilgi verir" dedi. Birkaç dakikada ağrısız işlem Tetkikin hasta konforu açısından en büyük kolaylığının hızlı ve ağrısız olması olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Gümüştaş, işlemin avantajlarına dair şu bilgileri verdi: "Görüntü kalitesi çok yüksektir. Koroner arter hastalığında yüksek çözünürlüklü görüntü verdiği için çok sık tercih edilmektedir. Komplike ve basit doğumsal kalp hastalıklarında, anatomi ve damarsal bağlantılar konusunda da ileri düzeyde bilgi vermektedir. Çekim için 5-7 dakika gibi kısa bir süre yeterli olduğu ve MR’daki gibi gürültü sorunu söz konusu olmadığı için hastalara rahatsızlık vermemektedir. İşlem sırasında ve sonrasında ağrı olmaz. Stent işlemi ya da bypass ameliyatı geçirmiş kişilerde veya daha önce koroner arter hastalığı olduğu bilinmeyen hasta grubunda güvenle uygulanabilir. Koroner anatomi ve darlık düzeyleri ile ilgili detaylı bilgi alınabilmektedir."
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:17
Prof. Dr. Koca: "Kronik ağrıya doğal çözüm: Nöral terapiye ilgi artıyor"
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, özellikle baş ağrıları, migren, boyun ve bel fıtığına bağlı ağrılar, kas ağrıları, fibromiyalji ve kas-iskelet sistemi kaynaklı kronik ağrılarda nöral terapinin etkili sonuçlar verebildiğini söyledi. Prof. Dr. Koca, "Kronik ağrı nedeniyle uzun süre ilaç kullanmak zorunda kalan hastaların alternatif ve tamamlayıcı tedavilere yönelimi sürerken, nöral terapi de son dönemde kronik ağrı tedavisinde daha fazla tercih edilen yöntemler arasında yer almaya başladı" dedi. "Kronik ağrı çoğu zaman sadece bir bölgedeki problem değil" Nöral terapinin yalnızca enjeksiyon uygulamasından ibaret olmadığını belirten Prof. Dr. Koca, "Nöral terapi aslında bütüncül bir bakış açısıdır. Hastaya sadece ağrılı bölge üzerinden değil, tüm vücut sistemi üzerinden yaklaşılır. Çünkü kronik ağrı çoğu zaman sadece bir bölgedeki problem değil, sinir sistemi, stres, geçirilmiş travmalar ve vücudun genel regülasyonu ile ilişkili karmaşık bir süreçtir" dedi. "Bir anlamda bozulan sisteme yeniden ‘reset’ atılması amaçlanır" Tedavide kullanılan lokal anestezik maddelerin amacının yalnızca ağrıyı uyuşturarak geçici rahatlama sağlamak olmadığını vurgulayan Koca, "Burada amaç sadece ağrıyı kesmek değildir. Kullanılan düşük doz lokal anesteziklerle sinir sisteminin yeniden regülasyonunu sağlamak, vücudun iyileşme yanıtını ortaya çıkarmak hedeflenir. Bir anlamda bozulan sisteme yeniden ‘reset’ atılması amaçlanır. Yani hastaların düşündüğü gibi sadece uyuşturucu etkisinden faydalanılan bir uygulama değildir" ifadelerini kullandı. Tedavinin doğal bir yaklaşım olduğuna dikkat çeken Koca, kullanılan lokal anestezik maddelerin oldukça düşük dozlarda uygulandığını ifade etti. Prof. Dr. Koca, "Uygun hasta grubunda gebelerde ve emziren annelerde bile kontrollü şekilde uygulanabilen bir yöntemdir. Amaç vücudun bozulan regülasyonunu yeniden dengelemektir" şeklinde konuştu. "Ağrının süresine ve altta yatan probleme göre farklılık gösterebilir" Tedavi süreci hakkında bilgi veren Koca, uygulamanın ortalama 5 dakika sürdüğünü ve hastaların işlem sonrası günlük yaşamlarına rahatlıkla devam edebildiğini söyledi. Tedavinin kişiye özel planlandığını belirten Koca, "Genellikle haftada bir uygulama yapıyoruz. Ortalama 4 ila 8 seans arasında değişebiliyor ancak bu sayı hastanın şikayetine, ağrının süresine ve altta yatan probleme göre farklılık gösterebilir" ifadelerini kullandı. Özellikle uzun süredir devam eden kronik ağrılarda bazı hastaların ilk seanslardan itibaren rahatlama hissettiğini belirten Prof. Dr. Koca, "Her hastada aynı sonucu beklemek doğru olmaz ancak uygun hastalarda oldukça yüz güldürücü sonuçlarla karşılaşabiliyoruz" dedi. Son yıllarda ağrı kesici kullanımının ciddi şekilde arttığına dikkat çeken Koca, hastaların artık daha bütüncül tedavi yaklaşımlarına ilgi gösterdiğini söyledi. "İnsanlar sadece geçici rahatlama değil, sorunun kaynağını anlamak istiyor. Bu nedenle tamamlayıcı tıp uygulamalarına yönelim artıyor" diye konuştu. Tedavinin bilimsel tıp yaklaşımı içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Koca, nöral terapinin uygun hasta seçimi ve doğru teknikle uygulandığında etkili sonuçlar verebildiğini ifade etti.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:14
Göç İdaresi personellerine halk sağlığı eğitimi verildi
Türkiye Kronik Hastalıkları Önleme ve Kontrol Programı kapsamında İl Göç İdaresi Müdürlüğü Geri Gönderme Merkezi personeline yönelik halk eğitimi düzenlenerek, kronik hastalıklar ve sağlıklı yaşam konularında bilgilendirme yapıldı. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen eğitim, Dr. Güngör Taşkın’ın tarafından verildi. 4 gün süren eğitimde, kronik hastalıkların erken dönemde fark edilmesi, önlenmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının günlük hayata kazandırılması konuları ele alındı. Eğitimde; böbrek hastalıkları, kalp-damar hastalıkları, astım, aşırı tuz tüketimi, hipertansiyon, fiziksel aktivite, obeziteyle mücadele, çölyak hastalığı, cilt kanseri ve kanser taramaları hakkında detaylı bir şekilde bilgilendirme yapıldı. Eğitimde, düzenli sağlık kontrollerinin, sağlıklı beslenmenin ve hareketli yaşamın hastalıklardan korunmadaki önemine değinildi. Geri Gönderme Merkezi personellerine kronik hastalıklara karşı korunma yolları ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemi de anlatıldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Mayıs 2026 Perşembe- 11:52
Sivas’ta eczacılar Eczacılık Günü’nde bir araya geldi,
2
15 Mayıs 2026 Cuma- 13:15
Mersin’de cerrahi ve onkoloji alanındaki gelişmeler sempozyumda ele alındı
3
14 Mayıs 2026 Perşembe- 23:35
Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"
4
15 Mayıs 2026 Cuma- 11:16
Ağrılarından kapalı ameliyatla kurtuldu
5
15 Mayıs 2026 Cuma- 11:54
Kütahya’da iş kazası sonrası felç kalan hastaya kişiye özel çözüm
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:50
Bilecik’te kurban satış pazarında hayvanlara gebelik testi yapılıyor
Bilecik’te kurban satış pazarında hayvanlara gebelik testi yapılıyor, kurbanlık vasfını kazanmamış hayvanların satışına ise izin verilmiyor. Bilecik Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri vatandaşların daha sağlıklı ve güvenli bir şekilde kurbanlık hayvan alışverişini yapması amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Ekipler kurban satış pazar alanında herhangi olumsuz ve uygunsuz bir duruma izin vermiyor. Bu kapsamda Belediye Başkan Yardımcısı Güven Sönmez, beraberinde Bilecik Belediyesi Veteriner Hekimi Mehmet Umut Ünal ile birlikte pazar alanında kontroller gerçekleştirdi. Yapılan denetimlerde gebe ve damızlık hayvanın olmadığı bilgisi paylaşılırken, denetimlerin devam edeceği bilgisi verildi. "Vatandaşlarımızın ibadetlerini en sağlıklı ve güvenli şekilde yapması temel hedefimiz" Yapılan denetimler ve kontroller hakkında bilgi veren Başkan Yardımcısı Güven Sönmez, "Veteriner İşleri Müdürlüğündeki arkadaşlarımız pazar alanında hizmet veriyor. İl dışından gelen hayvanların nakil belgesini alıyoruz. İçeriden getirilen küçükbaş hayvanların veteriner sağlık raporunu, büyükbaşlarda ise pasaportunu kontrol ediyoruz. Belediyemiz Veteriner İşleri Müdürlüğünde seyyar ultrason cihazı ile gebelik testi yapıyoruz. Kurbanlık vasfını kazanmamış hayvanların satışına izin vermiyoruz" ifadelerini kullandı. "İlimize hastalıklı hayvan girişini önlemek adına her türlü girişimde bulunuyoruz" Bilecik’e çevre illerden herhangi bir hastalıklı hayvan girişini önlemek adına da faaliyetleri olduğunu hatırlatan Sönmez, "Arkadaşlarımız Tarım İl Müdürlüğündeki ekiplerle koordineli şekilde çalışıyor. Kurulan bir komisyon var. Komisyon sadece pazar alanı değil kesim yerleri ve diğer noktalarda gerekli denetim ve kontrolleri yapıyor. Özellikle il dışından gelen ve geçen bütün hayvanlara yönelik belgeler titizlikle kontrol ediliyor" dedi.
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:40
Devlet hastanesine 8 ritim kolter cihazı bağışladı
DÜZCE (İHA) – Düzce Atatürk Devlet Hastanesi kardiyoloji bölümüne hayırsever Pulyat Yalçın tarafından 8 adet ritim holter cihazları bağışlandı. Düzce Atatürk Devlet hastanesi Kardiyoloji bölümünde kalbin elektriksel faaliyetlerini kaydeden ritim holter cihazlarına yenileri eklendi. Hayırsever Pulyat Yalçın, yeni aldığı 8 adet ritim holter cihazını Düzce İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz’a verirken, Düzce Valisi Selçuk Aslan’da hayırsever kadını ve heyetini valilik makamında ağırladı. Cihazların sağlık hizmetinin kalitesini arttırmasında büyük ölçüde destek vereceğini belirten Vali Aslan, Pulyat Yalçın’a teşekkür plaketi verdi.
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:29
Boğazına havuç kaçan bebek, 10 dakikalık kalp masajıyla hayata döndü
Kahramanmaraş’ta boğazına havuç kaçan 6 aylık bebek, ailesi tarafından hızla hastaneye yetiştirildi, solunum yolu açılıp 10 dakika süren kalp masajıyla hayata döndürüldü. Olay, 10 gün önce kent merkezindeki bir evde meydana geldi. Erkese ailesinin çocuklarından 6 aylık olduğu öğrenilen Vail, evlerinde kardeşinin eline verdiği havucu ağzına götürdüğü sırada havuç parçası boğazına kaçarak, nefes alamamaya başladı. Durumu fark eden aile, hızlıca yakındaki hastaneye kendi imkanlarıyla ulaştı. Özel Sular Akademi Hastanesi acil servisine hızlıca getirilen bebek, solunum yollarının tamamen tıkandığı ve kalbi durduğu belirlenince müdahale altına alındı. Hastanede zamanında yapılan müdahale ve 10 dakikalık kalp masajıyla bebek yeniden nefes alarak hayata döndü. Büyük panik ve korku yaşayan aile bireylerinden baba Muhammet Erkese, "Oğlumun boğazına havuç kaçmıştı. Doktorlarımıza ve hastanemiz çalışanlarına teşekkür ederiz. O an ne yapacağımızı bilemedik, Allah hepsinden razı olsun" dedi. "10 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürüldü" Bebeğin durumu ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Tahir Dalkıran, "Aldığı havuç boğazına takılı kalmış ve 10 dakikalık kalp masajı ile yeniden hayata döndürüldü. Biz de yoğun bakım ünitemizde 10 gün boyunca solunum cihazımız ile takip ettik. Şu anda nörolojik bir durumu yok ve kendisini taburcu etmeyi düşünüyoruz. Hastamız, hastaneye daha geç başvurmuş olsaydı kaybetmiş olabilirdik. Küçük çocukları olan anne-babalara çocukları yalnız bırakmamaları yönünde uyarılarımız da her zaman olduğu gibi mevcut" diye konuştu. Hastanede kısa süreli gözlem altına alınan bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu ve taburcu edileceği öğrenildi.
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:23
"Kurban kesimi kesinlikle çocuklara izletilmemeli"
Çocuklara Kurban Bayramı’nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değişmesi gerektiğini belirten Psikolog Enise Öziç, "Soyut düşünce becerilerinin geliştiği dönemde, özellikle 11 yaş ve sonrasında Kurban Bayramı’nın hem ibadet hem manevi boyutu gerekçeleriyle birlikte aktarılabilir. Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına, kurbanın dini bir ritüel olduğunun ve kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır" dedi. Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi’nden Klinik Psikolog Enise Öziç, Kurban Bayramı’nın çocuklara nasıl anlatılması gerektiği hakkında bilgilendirmede bulundu. Psk. Öziç, "Bayramlar ve bayramlara istinaden yapılan kutlamalar hem çocuklar hem yetişkinler adına bir araya gelme, mutluluğu paylaşma, sosyalleşme ve ziyaretlerle aidiyet ve sevgi bağlarını güçlendirme, kaybedilen insanların kabirlerini ziyaret edebilme ve kültürel ve dini değerlerin devamının sağlanabilmesi gibi birçok açıdan önemli bir işleve sahiptir" ifadelerini kullandı. "Hem ibadet hem manevi boyutu aktarılmalı" Çocuklara Kurban Bayramı’nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini ifade eden Psk. Öziç, "Soyut düşünce becerilerinin geliştiği dönemde özellikle 11 yaş ve sonrasında Kurban Bayramı’nın hem ibadet hem manevi boyutu gerekçeleriyle birlikte aktarılabilir. Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun ve kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Kurban Bayramı’nın dini boyutuna ve yoksul insanlara yardım gibi sosyal boyutuna değinilmesi önemlidir" diye konuştu. "11 yaşından küçüklere bayramın yardımlaşma boyutu anlatılmalı" 11 yaşından küçük çocukların soyut düşünme beceresinin gelişmediğinin altını çizen Psk. Öziç, "11 yaşından daha küçük çocuklar ise soyut düşünebilme becerileri açısından yeterli gelişim seviyesinde olmadıkları için bu yaş döneminde daha kısa ve somut ifadeler ile kurban bayramının anlatılması önerilmektedir. Bu yaş dönemi çocuklarda kurban bayramının sosyal ve yardımlaşma yönüne vurgu yapılması yeterlidir. Soyut düşünce becerisi gelişmeyen çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi, bu sürecin çocuklardan uzak bir yerde gerçekleştirilmesi önemlidir" şeklinde konuştu.
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:20
Tedavide yeni dönem: İnhaler cihaz eğitimleri artık bire bir veriliyor
Samsun Çarşamba Devlet Hastanesi, inhaler cihaz kullanımında yapılan birebir eğitimlerle solunum yolu hastalıklarının tedavisinde başarı oranını artırmayı hedefliyor. Göğüs Hastalıkları Polikliniği’ndeki yoğunluk nedeniyle aksayan eğitimler, artık Solunum Fonksiyon Testi Birimi’nde görevli eğitimli hemşireler tarafından bireysel olarak veriliyor. Yeni uygulamaya ilişkin açıklama yapan Hastane Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Aykut Özturan, "İnhaler cihazların yanlış kullanımı tedavi etkinliğini ciddi şekilde düşürüyor. Cihazın doğru teknikle kullanılmaması; ilacın akciğerlere ulaşamamasına, atakların artmasına, yan etkilere ve tedaviye güvensizliğe yol açabiliyor. Bu nedenle birebir eğitim hayati önemde" dedi. Başhekim Özturan, uygulamanın uzun vadeli bir sağlık yatırımı olduğunu vurgulayarak, "Amacımız hastaların cihazları etkin, güvenli ve doğru şekilde kullanmalarını sağlamak. Komplikasyon risklerini en aza indirmek için hasta eğitimini öncelik haline getiriyoruz" diye konuştu. "Eğitimle ataklar azalıyor, yaşam kalitesi artıyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Dursun Ali Kaba ise uygulamanın tedavi başarısı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, "İnhaler cihaz eğitimi eksikliği ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Yeni düzenleme sayesinde hastalara daha fazla zaman ayrılıyor ve cihazların doğru kullanımı detaylı şekilde gösteriliyor. Bu da ilacın etkinliğini artırıyor ve yaşam kalitesini yükseltiyor" ifadelerini kullandı. Çarşamba Devlet Hastanesi, bu yeni uygulamayla birlikte hem bireysel tedavi süreçlerini güçlendirmeyi hem de toplum genelinde solunum hastalıklarının kontrolünü daha etkin hale getirmeyi hedefliyor.
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:18
Boğazına havuç kaçan bebek, 10 dakikalık kalp masajıyla yaşama döndü
Kahramanmaraş’ta boğazına havuç kaçan 6 aylık bebek, ailesi tarafından hızla hastaneye yetiştirildi, solunum yolu açılıp 10 dakika süren kalp masajıyla yaşama yeniden döndürüldü. Olay, 10 gün önce kent merkezindeki bir evde meydana geldi. Erkese ailesinin çocuklarından 6 aylık olduğu öğrenilen Vail, evlerinde kardeşinin eline verdiği havucu ağzına götürdü. Havuç parçası boğazına kaçan bebek nefes alamamaya başladı. Durumu fark eden aile, hızlıca yakındaki hastaneye kendi imkanlarıyla ulaştı. Özel Sular Akademi Hastanesi acil servisine hızlıca getirilen bebek, solunum yollarının tamamen tıkandığı kalbi durduğu belirlenince müdahale altına alındı. Hastanede zamanında yapılan müdahale ve 10 dakikalık kalp masajıyla bebek yeniden nefes alarak yaşama döndü. Büyük panik ve koku yaşan aile bireylerinden baba Muhammet Erkese,"Oğlumun boğazına havuç kaçmıştı, ölmüştü ve hastanede yeniden dirildi. Doktorlarımıza ve hastanemiz çalışanlarına teşekkür ederiz. O an ne yapacağımızı bilemedik, Allah hepsinden razı olsun" dedi. 10 dakika kalp masajıyla hayata döndü Bebeğin durumu ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Tahir Dalkıran, "Aldığı havuç boğazına takılı kalmış ve 10 dakikalık kalp masajı ile yeniden hayata döndürüldü. Biz de yoğun bakım ünitemizde 10 gün boyunca solunum cihazımız ile takip ettik. Şuanda nörolojik bir durumu yok ve kendisini taburcu etmeyi düşünüyoruz. Hastamızın, hastaneye daha geç başvurmuş olsaydı kaybetmiş olabilirdik. Küçük çocukları olan anne-babalara çocukları yalnız bırakmamaları yönünde uyarılarımız da her zaman olduğu gibi mevcut" diye konuştu. Hastanede kısa süreli gözlem altına alınan bebek, sağlık durumunun iyi olduğu ve taburcu edileceği öğrenildi. (HLL-HİV-
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:16
Kurban Bayramı’nda bu kurallara dikkat
Memorial Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzman Diyetisyen Betül Merd, kurban etlerinin saklanması ve tüketilmesi konusunda önemli bilgiler verdi. Yaklaşan Kurban Bayramı’nda doğru beslenme alışkanlıklarının da yeniden hatırlanması gerekiyor. Bayram boyunca kurban etlerinin uygun olmayan şartlarda saklanması ile etlerin ani ve aşırı miktarda tüketilmesi birçok sağlık sorununa davetiye çıkarabiliyor. Kesimden sonra etlerin hemen tüketilmemesi ve bayram boyunca bazı kurallara uymak hayati önem taşıyor. "Kesimden hemen sonra yenmemeli" Kurban etinin hemen tüketilmemesi gerektiğini söyleyen Uz. Dyt. Betül Merd, "Kurban kesildikten sonra etin hemen tüketilmemesi gerekmektedir. Ette bulunan mikroorganizmalar, ilk 24 saat içinde etin sert ve hazmı zor bir hale gelmesine neden olmaktadır. Bunun birkaç temel nedeni vardır; bunlardan biri etin sertliği. Kurban kesildikten sonra et, ‘ölüm katılığı’ yani rigor mortis dönemine girer. Bu nedenle et serttir. Etin bu evresi, kesimden sonraki ilk 12-24 saat içerisinde geçer. Diğer bir durum da sindirim zorluğu. Yeni kesilen et, henüz tam olarak dinlenmediği için mide tarafından sindirilmesi zordur. Hazım sorunu çekenlerin bu etleri tüketmemesi gerekir. Eti, buzdolabında en az 12-24 saat dinlendirdikten sonra tüketmeye başlamak hem sağlık hem de lezzet açısından en doğru olandır" dedi. "Kurban etleri nasıl saklanmalı?" Betül Merd, "Eti hijyenik ve uygun ortamlarda saklamak, hem besin değerini korumak hem de gıda zehirlenmelerini önlemek açısından hayati önem taşır. Buzdolabında kısa süreli saklama konusunda etler, kesilip parçalandıktan ilk 24 saat boyunca geniş tepsilere yayılarak +4 santigrat derecede buzdolabında dinlendirilmelidir. Bu süreçte kan etten çıkar. Bu hem hijyen hem de saklama süresi açısından önemlidir. Porsiyonlara ayrılan çiğ etler, buzdolabında 2-3 gün içinde tüketilmelidir. Derin dondurucuda uzun süreli saklamada da bir defada kullanılacak miktarlarda porsiyonlara ayrılan etler, buzdolabı poşetlerine veya vakumlu torbalara konulmalıdır. Derin dondurucuda (-18 derecede) 6-12 ay arasında saklanabilir. Çözündürmede de dondurulmuş etler, oda sıcaklığında değil yine buzdolabının içinde yavaş yavaş çözdürülmelidir. Mikrodalgada veya sıcak suya konularak çözdürme işlemi, bakteri oluşumuna neden olabilmektedir" ifadelerini kullandı. "Pişirme kurallarına uyulması önemli" Pişirme yönteminin etin kalitesini belirlediğini söyleyen Merd, "Etin kalitesini, pişirme yöntemi belirler. Lezzet, koku ve besin değerleri pişirme yöntemiyle doğrudan ilişkilidir. Mangalda ya da kızartılıp, çok uzun süre ısıya maruz kalan etler kanserojen etkinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Ayrıca mangalda veya barbeküde yüksek ısıda ve kısa bir sürede pişirilen etlerin içleri de çiğ kalabilmektedir. Etin yağda kızartılması, hem doymuş yağ miktarını artırır hem de sindirimi zorlaştırır. Izgara, haşlama veya fırında pişirme yöntemleri daha sağlıklı seçeneklerdir. Etin içinin tamamen piştiğinden emin olunmalıdır. Çiğ veya az pişmiş et, özellikle E. coli gibi bakteriyel enfeksiyonlara zemin hazırlar. Yağlı kısımlar mümkün olduğunca ayrılmalı, görünür yağlar temizlenmelidir" dedi. "Kurban eti tek başına tüketilmemeli" Betül Merd, kurban etinin tek başına tüketilmemesi gerektiğini söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Kurban Bayramı’nda protein tüketiminin artması nedeniyle sindirim sisteminin sağlığı için bu dönemde lif, vitamin ve mineral alımına da dikkat edilmelidir. Etin yanında mutlaka sebze yenilmelidir. Özellikle ızgara etin yanına bol limonlu yeşil salata, zeytinyağlı sebzeler ya da haşlanmış sebzeler yenmesi sağlıklı olacaktır. Et yemeğinin yanında bulgur pilavı, tam buğday ekmeği gibi lif oranı yüksek tahıllar yenmesi sindirimi kolaylaştıracaktır. Yoğurt ve ayran gibi süt ürünleri ile hem sindirim desteklenmekte hem de kalsiyum dengesi sağlanmaktadır. Kalp hastalığı, yüksek tansiyonu ile diyabet ve böbrek hastalığı olanlar kırmızı et tüketimine kesinlikle dikkat etmelidir. Mutlaka doktor veya diyetisyen tavsiyesiyle tüketim miktarı belirlenmelidir. Çocuklar ve yaşlılar için etin iyi pişmiş ve yumuşak olması gerekmektedir. Özellikle mide ve bağırsak sorunu olanların et tüketiminde dikkatli olması gerekir. Günde 1-2 porsiyon (100-150 gram) kırmızı et tüketimi makuldür. Bayramda tatlı tüketimi de artmakta ve bu nedenle şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar ya da meyve tercih edilmelidir. Gün içinde yeterli miktarda su içmek unutulmamalı. Yüksek protein alımı, böbrekleri zorlayabileceğinden su tüketimi önemli hale gelmektedir. Hareket etmek önemlidir. Bayramda yapılacak kısa yürüyüşler sindirimi desteklemektedir. Sonuç olarak, Kurban Bayramı’nı hem geleneklerimize uygun hem de sağlıklı bir şekilde geçirmek için kurallara uymak önemli hale gelmektedir. Özellikle etin doğru saklanması ve dengeli tüketimi ile bayram sofraları daha keyifli ve güvenli hale gelir. Unutmayalım ki sağlık, bayramda da en büyük nimettir."
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:07
Uzm. Dr. Elif Başaran, kronik hastalığı olanları bayramda et tüketimine dikkat etmeleri konusunda uyardı
Kurban Bayramı’nda kronik hastalığı olan bireylerin et tüketiminde aşırıya kaçmaması gerektiğine dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Başaran, "Özellikle kolesterol, diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları olan bireyler, bazı noktalara dikkat ederek et tüketmeli. Günlük et tüketimi 100-150 gram (bir avuç içi kadar) ile sınırlandırılmalı" dedi. Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Başaran, Kurban Bayramı’nda kronik hastalığı olan bireylerin et tüketimi konusunda dikkatli olmaları gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Başaran, özellikle kolesterol, diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları bulunan bireylerin et tüketimini günlük 100-150 gram ile sınırlandırması gerektiğini söyledi. Bayram dönemlerinde beslenme düzeninin bozulmaması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Başaran, "Etin kolesterol ve doymuş yağ oranı yüksek olduğu için aşırı tüketimi kalp ve damar sağlığını olumsuz etkileyebilir. Kronik hastalığı olan bireyler, günlük et tüketimini bir avuç içi kadar yani 100-150 gram ile sınırlandırmalıdır. Ayrıca düzenli kullanılan ilaçlar, bayram süresince de hekimin önerdiği doz ve saatlerde aksatılmadan alınmalıdır" dedi. "Kurban eti hemen tüketilmemeli" Kurban etinin protein ve vitamin-mineral açısından besleyici bir gıda olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Başaran, etin kesildikten sonra hemen tüketilmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Kesim sonrası ette oluşan ölüm katılığı (rigor mortis), sindirimi zorlaştırabilir. Bu nedenle kurban eti en az 12-24 saat buzdolabında dinlendirilmelidir. Buzdolabında 3-4 gün, derin dondurucuda ise 3-6 ay saklanabilir. Ancak ilk 1 hafta içinde tüketilmesi en idealidir" diye konuştu. "Kızartma yerine haşlama ya da ızgara tercih edilmeli" Sağlıklı pişirme yöntemlerine de değinen Uzm. Dr. Başaran, "Kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara veya fırında pişirme tercih edilmelidir. İlave yağ kullanılmamalıdır çünkü kurban eti zaten yeterince yağlıdır. Bu durum kolesterol yükünü artırabilir" ifadelerini kullandı. Etin sebzelerle birlikte tüketilmesinin sindirimi kolaylaştırdığını da belirten Uzm. Dr. Başaran, "Lifli sebzelerle birlikte tüketilen et, hem sindirimi destekler hem de kan şekerinin daha dengeli yükselmesini sağlar. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar ya da meyve tercih edilmeli, günlük su tüketimi ihmal edilmemelidir. Aşırı tuz tüketimi ise kan basıncını artırabilir, özellikle hipertansiyon hastaları bu konuda dikkatli olmalıdır" şeklinde konuştu. "Fiziksel aktivite ihmal edilmemeli" Kronik hastalığı olan bireyler için bayram dönemlerinin metabolik denge açısından hassas bir süreç olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Başaran, şu önerilerde bulundu: "Günlük et tüketimi 100-150 gram ile sınırlı tutulmalı. İlaçlar düzenli şekilde alınmalı. Kan şekeri ve tansiyon ölçümleri yapılmalı. Her gün 30 dakikalık yürüyüş gibi fiziksel aktiviteler sürdürülmeli. Dengeli beslenme alışkanlığı korunmalı" Uzm. Dr. Başaran, "Bayram gibi özel dönemlerde sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sürdürülmesi, komplikasyonların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşır" diyerek sözlerini tamamladı.
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:01
Bayram sofralarında kalp sağlığına dikkat
Kurban Bayramı’nda kontrolsüz et tüketiminin sağlığı olumsuz etkileyebildiğini belirten Doç. Dr. Zafer Işılak, "Kırmızı et tüketiminde porsiyon kontrolü ve sağlıklı pişirme yöntemlerine dikkat etmek, kalp-damar hastalıkları riskini azaltmak için kritik öneme sahiptir" diyerek kalp sorunlarına karşı uyarıda bulundu. Bayram sofraları, paylaşımcı yönüyle ve insanları bir araya getirmesiyle hem manevi hem de kültürel olarak büyük önem taşıyor. Ancak, özellikle Kurban Bayramı’nda kırmızı et tüketiminin artması, bazı sağlık risklerini de beraberinde getirebiliyor. Bunların başında ise kalp-damar hastalıkları geliyor. Medicana Kadıköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Zafer Işılak, "Bu dönemde kırmızı et tüketiminde porsiyon kontrolü ve sağlıklı pişirme yöntemlerine dikkat etmek, kalp-damar hastalıkları riskini azaltmak için kritik öneme sahiptir" diyerek, "Bayramda genellikle kırmızı et tüketimi artar. Kırmızı et, kaliteli protein ve demir açısından zengin olmasına rağmen, doymuş yağ ve kolesterol içeriği yüksek olabilir. Aşırı ve kontrolsüz et tüketimi, özellikle kalp-damar hastalıkları riski bulunan bireylerde sağlık sorunlarına yol açabilir" şeklinde konuştu. Kalp sağlığını korumak için öneriler Kalp sağlığını korumak için bayramda et tüketiminde ölçülü olmanın çok önemli olduğuna değinen Doç. Dr. Zafer Işılak, "Günlük kırmızı et miktarının 100-150 gramı geçmemesi, yağ oranı düşük ve sinirsiz etlerin tercih edilmesi önerilir. Ayrıca etlerin kızartma yerine haşlama, ızgara veya fırında pişirilmesi, ekstra yağ kullanımını ve zararlı maddelerin oluşumunu engeller. Bayram sofralarında bol sebze, salata ve meyve tüketimi de kolesterolün dengelenmesine yardımcı olur. Su tüketimine dikkat edilmesi ve mümkünse hafif yürüyüşlerle hareketin artırılması kalp sağlığını destekler" dedi. İlaçlarınızı düzenli kullanın Doç. Dr. Zafer Işılak, özellikle kalp hastalığı, hipertansiyon ve diyabet gibi kronik rahatsızlıkları bulunan kişilerin bayram süresince doktor tavsiyelerine uymaları, ilaçlarını düzenli kullanmaları ve et tüketiminde dikkatli olmaları gerektiğini vurgulayarak, "Bayram coşkusunun sağlıkla taçlandırılması çok önemlidir. Sofralarınızı sevgiyle kurarken aynı zamanda sağlıklı ve bilinçli beslenmeyi de tercih etmelisiniz. Ölçülü ve dengeli beslenme, kalbinizi bayram boyunca ve sonrasında koruyacaktır" ifadelerini kullandı.
04 Haziran 2025 Çarşamba - 10:42
Uzmanından Kurban Bayramında beslenme önerileri
Diyetisyen Fatma Sena Küçük Aydın, "Etlerin hemen tüketilmesini önermiyoruz, yaklaşık 24 saat kadar buzdolabında muhafaza edilmeli. Sonrasında tüketilmesini istiyoruz" dedi. Uzmanlar, Kurban Bayramı’nda fazla et tüketiminin özellikle kronik rahatsızlığı olan kişilerde çeşitli rahatsızlıklara yol açabildiğine dikkat çekiyor. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Diyetisyen Fatma Sena Küçük, her zaman olduğu gibi Kurban Bayramı’nda da yeterli ve dengeli beslenilmesi gerektiğine vurgu yaparak ve bol sıvı tüketilmesini önererek, sağlık et tüketimi konusunda uyarılarda bulundu. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Diyetisyen olan Fatma Sena Küçük Aydın İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, bir bakterinin uygun şartlar sağlandığında 12 saatte 16 milyar sayıya ulaşabildiğini söyleyen Aydın, "Biz, besinlerde, ette bulunan mevcut bakteriyi azaltmak ya da kabul edilebilir seviyede tutmak için onlara bu şartları sağlamamamız gerekiyor. Bunun için de kesim sırasında, yüzme ve parçalama işlemleri sırasında, ortamı mümkün olduğunca serin olması, bu işlemleri yapan kişilerin kişisel hijyen kurallarına uyması bizim için önemli. Muhtemel bulaşıları önlemek için temiz bıçak, kap ekipman kullanılmalıdır. Sakatat ve etler aynı ortamda muhafaza edilmemelidir" diye konuştu. "24 saat dinlendirdikten sonra tüketebiliriz" Etlerin 24 saat kadar dinlendirildikten sonra tüketilmesi gerektiğine dikkati çeken Aydın, "Etlerin hemen tüketilmesini önermiyoruz, yaklaşık 24 saat kadar buzdolabında muhafaza edilmeli. Sonrasında tüketilmesini istiyoruz. Çünkü ette rigor mortis denilen bir ölüm katılığı meydana geliyor. Bu da etin daha sert ve daha lezzetsiz olmasına sebep oluyor. 24 saat dinlendirdikten sonra tüketebiliriz. Bu bizim için hem lezzet anlamında hem de sindirim kolaylığı açısından fayda sağlayacaktır" şeklinde konuştu. "Buzdolabında 5 gün kadar derin dondurucuda ise 6-12 ay arasında muhafaza edebiliriz" Diyetisyen Aydın, etlerin uygun saklama şartlarına değinerek, "Paylaşımlarımızı yaptıktan sonra kalan etlerimizi günlük porsiyonlara ayırıp streç film, buzdolabı poşeti ya da vakumlu poşetlerde buzdolabında saklayabiliriz. Buzdolabında 0-4 derece arasında 3-5 gün kadar derin dondurucuda ise - 18 derecede 6-12 ay arasında muhafaza edebiliriz" ifadelerini kullandı. "Bayramda 2-2,5 litre kadar sıvı tüketmemizde fayda var" Aydın, bayramda normal beslenme düzeninin dışına çıkılmaması gerektiğine vurgu yaparak şöyle konuştu: "Bayramda her zaman olduğu gibi yeterli ve dengeli beslenme çok önemli. Aşırı yağlı ve şekerli yiyeceklerden uzak durmalıyız. Kronik hastalığı olanlar şeker, tansiyon, kalp hastalığı gibi bu kişiler normal beslenme düzeninin dışına çıkmamalıdır. Bayramda et tüketimi fazla olduğundan böbrek solüt yükü de artmaktadır. Günde birden fazla et tüketildiğinde böbreğin yükü artmaktadır ve vücudumuzun susuz kalmasına neden olabiliyor. Bayramda 2-2,5 litre kadar sıvı tüketmemizde fayda var. Sabah kahvaltıda haşlanmış yumurta, peynir, tam buğday ekmeği, şekersiz çay ve yeşilliklerden oluşan bir kahvaltı ile güne başlayabiliriz. Öğle ve akşam yemeğinde ise öncelikle çorba, sonrasında az yağlı et, sebze yemekleri, salata ve yoğurttan oluşan örnek bir menü tüketebiliriz."
04 Haziran 2025 Çarşamba - 10:36
Normal doğum anne ve bebek sağlığı için önemli
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında görevli Dr. Öğretim Üyesi Şerife Özlem Genç, normal doğum hakkında açıklamalarda bulundu. Sezaryen doğum oranlarının giderek arttığını ifade eden Genç, "Bu durum sağlık sistemi için bir yük oluşturmasından öte anne ve bebek sağlığı için risk teşkil ettiğinden Sağlık Bakanlığımız tarafından ‘doğal olan normal doğum’ politikası yürütülmektedir. Anne adaylarını normal doğum konusunda bilinçlendirmek, doğum kaygısını azaltmak için gebe okulunda ve birimimizde bilgilendirmeler yapılmaktadır. Tıbbi olarak gerekli görüldüğü durumlarda sezaryen de bir doğum şeklidir, ancak annelerin fikir olarak vajinal doğumu öncelikli olarak tercih etmelerini desteklemek amaçlı bilgilendirmeler yapılmaktadır. Vajinal doğumda anne - bebek bağı daha güçlü olur ve salgılanan hormonlar sayesinde emzirme daha erken ve aktif başlar, fiziksel iyileşme süreci sezaryen ile doğuma göre vajinal doğumda daha hızlı olur. Sonuç olarak sağlıklı toplum ve sağlıklı bebekler için doğal olan normal doğumdur" ifadelerine yer verdi.
04 Haziran 2025 Çarşamba - 10:32
Beslenme ve Diyet Uzmanı Arabalı: Yeni kesilmiş et hemen tüketilmemeli"
Kurban Bayramı’na sayılı günler kala Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Arabalı kesilen etin buzdolabında en az 12-24 saat dinlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Ayrıca sağlıklı beslenme açısından etin haşlama, ızgara ya da fırında pişirilmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Bayram sofralarının vazgeçilmezi kırmızı etin kolay sindirilmesi ve muhtemel sağlık sıkıntılarının yaşanmaması adına önemli bilgiler veren Acıbadem Bodrum Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Arabalı kırmızı et tüketirken dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı. Yeni kesilmiş kurban etinin sert yapıda olacağını ve bu nedenle sindiriminin zor olacağını vurgulayarak etin buzdolabında en az 12-24 saat bekletilmesini tavsiye etti. Sağlıklı beslenme için etin pişirilme yönteminin büyük önem taşıdığını; haşlama, ızgara veya fırında pişirmenin en doğru yaklaşım olduğunu söyleyen Diyetisyen Arabalı, "Yüksek ateş yüzeydeki proteinleri aniden katılaştırır. Isı iç kısmına ulaşamadığında etin yeterince pişmemesi gibi bir risk oluşur. Bu nedenle etlerin iç sıcaklığı en az 75 derece olmalı, dışının kömürleşmesine izin verilmemeli" dedi. Pişirme sırasında kuyruk yağı veya tereyağı gibi ilave yağlar kullanılmaması gerektiğine değinen Diyetisyen Arabalı, etin kendi yağıyla pişmesinin daha sağlıklı bir tercih olduğunu söyledi. Etin sebzelerle birlikte veya salatayla servis edilmesinin sindirim sistemine katkı sağlayacağını ifade etti. "Porsiyonlara dikkat edilmeli" Kırmızı etin günde en fazla 100-150 gram arasında tüketilmesi gerektiğine işaret eden Diyetisyen Arabalı, "Aşırı miktarda kırmızı et tüketimi mideyi zorladığı gibi kolesterol seviyesini de artırabilir. Kalp-damar hastalığı, diyabet ve hipertansiyonu olan bireylerin yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeleri büyük önem taşır" dedi. Kızartma veya kavurma gibi yağ oranı yüksek pişirme yöntemlerinden kaçınılması gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Arabalı, "Etin yanına bol salata, yoğurt veya sebze yemeği eklenerek sindirimi kolaylaştırmak mümkündür. Et yemeklerinin yanında limonlu zeytinyağlı salatalar tüketmek demir emilimini artırır" diye konuştu. "Hafif bir kahvaltıyla başlayın" Günün diğer öğünlerinin dengeli beslenme açısından önemli olduğunu belirten Diyetisyen Arabalı, "Bayram sabahı hafif bir kahvaltıyla güne başlanmalı. Tam tahıllar, yumurta, az yağlı peynir, zeytin ve bol sebze içeren bir kahvaltı yapılmalıdır. Gün boyunca 2-3 litre su tüketilmelidir. Şekerli ve gazlı içecekler yerine de ayran, şekersiz komposto ya da bitki çayları tercih edilmelidir" dedi. Tatlı ihtiyacı hissedildiğinde sütlü tatlılar ya da meyvelerin daha uygun bir tercih olduğunu belirten Diyetisyen Arabalı, "Günde 30 dakikalık yürüyüş sindirimi kolaylaştırır. Aynı zamanda kilo kontrolüne de yardımcı olur" ifadelerini kullandı. Diyetisyen Arabalı, mide rahatsızlığı olanların yağlı, baharatlı etlerden ve sakatatlardan uzak durmasının altını çizerken, pilav ve tatlı gibi kalorisi yüksek gıdaların aynı öğünde tüketilmemesi gerektiği uyarısında bulundu. "Çözülen etler yeniden dondurulmamalı" Kesilen etin hijyenik şartlarda saklanmasının gıda güvenliği açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Diyetisyen Arabalı " Derin dondurucuya ve buzdolabına kaldırılacak etler birer yemeklik porsiyonlara ayrılarak buzdolabı poşetine ya da yağlı kağıda sarılmalı. Bu şekilde -2 derecede birkaç hafta, -18 derecelik derin dondurucuda ise daha uzun süre saklanabilir" dedi. Çözülen etlerin yeniden dondurulmaması gerektiğini hatırlatan Diyetisyen Arabalı şunları ifade etti: "Etin dondurulup çözülmesi sırasında bazı mikroorganizmalar hızla çoğalabilir. Bu nedenle çözülen et hemen pişirilmeli, tekrar dondurucuya konulmamalıdır. Etin çözülmesi için oda sıcaklığı ya da kalorifer üstü gibi yöntemler sağlık açısından tehlikeli sonuçlar doğurabilir, en doğrusu etin dondurucudan buzdolabının normal kısmına alınarak çözülmesini beklemektir" Çiğ etle temas eden kesme tahtalarında kesinlikle sebze ve meyve doğranmaması gerektiğini hatırlatan Diyetisyen Arabalı, "Et hazırlanırken mutfak hijyenine dikkat edilmesi hem gıda zehirlenmelerinin hem de bulaşıcı hastalıkların önüne geçer" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder