Son Dakika
|
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Tepebaşı’nda şirket kurup paraları kripto hesaplara aktarmışlar
MSB'den deniz yetki alanları kanun çalışması açıklaması
Tepebaşı Belediyesi’ne operasyon
Rusya'dan Ukrayna'ya 56 füze ve 670'ten fazla İHA ile saldırı: 1 ölü
Arnavutköy’de aile kavgası kanlı bitti: Kuzenini başından vurdu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Osmaniye’de sağanak: Evleri ve tarlaları su bastı
Öğrenci servisi şarampole uçtu: 3 ölü, 7 yaralı
Marketten alınan çiğköfte öğrencileri zehirledi
Sunrooftan çıktı, ceza yiyince beddua etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan TDT zirvesi için Türkistan’da
Trump: "Xi, ABD’yi gerileyen bir ülke olarak görmekte haklıydı"
Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"
SAĞLIK
Muş Devlet Hastanesi’nde "Vefa Masası" kuruldu
15 Mayıs 2026 Cuma - 19:26:09
Muş Devlet Hastanesi’nde şehit aileleri, gaziler, engelli bireyler ve 65 yaş üstü vatandaşların hastane işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla "Vefa Masası" hizmete açıldı. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin girişimleri sonucu, Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile Muş Devlet Hastanesi Başhekimliği iş birliğinde kurulan "Vefa Masası", vatandaşların sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşmasını hedefliyor. Uygulama kapsamında hastane içerisindeki işlemlerde destek sağlanacak, yaşanan sorunların çözümü için rehberlik hizmeti verilecek. Açılış programında konuşan Muş İl Sağlık Müdürü Dr. Erol Emre Ömür, Engelliler Haftası kapsamında hayata geçirilen uygulamanın önemli bir sosyal destek hizmeti olduğunu belirtti. Ömür, engelli bireyler, şehit aileleri, gaziler ve yaşlı vatandaşların hastaneye girişlerinden çıkışlarına kadar her aşamada destekleneceğini ifade ederek, devletin tüm vatandaşlara eşit sağlık hizmeti sunma sorumluluğu bulunduğunu söyledi. Muş Bedensel Engelliler Derneği Başkanı Bedri Korkmaz ise kentte uzun süredir hissedilen önemli bir eksikliğin giderildiğini belirterek, engelli bireylerin yaşadığı sorunları doğrudan iletebileceği bir birimin kurulmasının memnuniyet verici olduğunu kaydetti. Korkmaz, uygulamanın engelli vatandaşların yanı sıra şehit aileleri ve gazilerin sorunlarının çözümüne de katkı sağlayacağını dile getirdi. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Yusuf Olcan da yapılan görüşmeler sonucunda projenin hayata geçirildiğini belirterek, destek veren Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile hastane yönetimine teşekkür etti. Olcan, "Vefa Masası"nın şehit aileleri, gaziler ve engelli bireyler için önemli bir hizmet olacağını ifade etti. Programa Muş Kamu Hastaneleri Birliği Başkanı Uzm. Dr. Ayşe Rümeysa Doğruyol, Muş Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Yalçın Güzel, şehit ve gazi yakınları, gaziler, engelli bireyler ve vatandaşlar katıldı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 18:04
"Küresel panik yersiz, bireysel korunma şart"
Dünya gündemine oturan MV Hondius keşif gemisindeki hantavirüs vakaları, pandemilerin gölgesindeki kamuoyunda yeni bir endişe dalgasına neden oldu. Konuyu akademik bir perspektifle değerlendiren İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel virüsün yayılım dinamiklerini ve bulaşma risklerini mercek altına alarak kritik değerlendirmelerde bulundu. Pandemilerin ardından dünya, yeni bir virüs haberiyle bir kez daha tetikte. Arjantin’den ayrılan MV Hondius adlı keşif gemisinde görülen hantavirüs vakaları, İsviçre’den ABD’ye uzanan geniş bir temaslı takibini beraberinde getirdi. İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, merak edilen tüm soruları yanıtladı. "Bu virüs yeni bir düşman değil" Süreci değerlendiren Dr. Aylin Dağ Güzel, öncelikle hantavirüsün tarihsel arka planına dikkat çekerek, "Hantavirüsler aslında tıp dünyası için yeni değil. Biz bu grubu, Bunyaviridae ailesine mensup, zarflı RNA virüsleri olarak 1978 yılından beri yakından tanıyoruz. Temel olarak kemirgenler ve böcekçiller aracılığıyla yayılım gösteren bu virüslerin bugün tanımlanmış en az 40 türü bulunuyor. Her virüs tipi, kendine özgü bir kemirgen türüyle konakçılık ilişkisi kurar. Yani aslında doğada uzun yıllardır var olan zoonotik bir etkenden bahsediyoruz" dedi. "Andes virüsünü diğerlerinden ayıran kritik fark" MV Hondius gemisindeki vakaların neden bu kadar ses getirdiğine açıklık getiren Güzel, "Andes" türünün altını çizerek, "Şu an dünya gündemini meşgul eden asıl mesele, Arjantin’e özgü olan Andes Hantavirüsü (ANDV). Bu türü diğerlerinden ayıran çok kritik, hatta benzersiz bir nokta var: Andes virüsü, dünyada insandan insana bulaşabildiği belgelenmiş tek Hantavirüs türüdür. Gemiyle bağlantılı 8 vakanın 6’sının kesinleşmesi ve 3 kayıbın olması, virüsün vücut sıvılarında (kan, tükürük, idrar) tespit edilebilmesi endişeleri artırdı. Ancak literatürdeki veriler ve Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel raporları, bu karşılaştığımız MV Hondius gemisindeki vakaların insandan insana bulaşma sonucu olmadığı, hastalığın geçişinin bu yolla son derece nadir gerçekleştiğini gösteriyor. Şu an için yaygın ve süregelen bir pandemi riskinden bahsetmek doğru olmaz; ancak temaslı takibi ve izolasyon hayati önemdedir" diye konuştu. "İki farklı coğrafya, iki farklı hastalık" Hastalığın seyrine ve coğrafi dağılımına dair detaylı bilgi veren Dr. Güzel, "Hantavirüs dediğimizde tek bir hastalıktan bahsetmiyoruz. Amerika kıtasında Sin Nombre ve Andes gibi virüsler, ağır akciğer tutulumu ve yüksek ölüm oranıyla seyreden Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu’na (HCPS) yol açıyor. Bizim de içinde bulunduğumuz Avrupa ve Asya coğrafyasında ise Puumala ve Dobrava gibi virüsler; ateş, kanama ve akut böbrek yetmezliği ile karakterize olan Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) tablosuna neden oluyor" dedi. Türkiye için risk analizi ve korunma yolları Türkiye’deki durumu da değerlendiren Dr. Güzel, vatandaşlara yönelik şu uyarılarda bulundu: "Türkiye’de hantavirüslerin yaban hayatındaki kemiricilerdeki varlığı, ilk kez 2004 yılında yayınlanmış bir saha çalışmasında bildirilmiştir. Zonguldak-Bartın’da 2009’da da ilk vaka rapor edilmiştir. Ancak Türkiye’deki vakalar genellikle Avrupa tipi (Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş -HFRS) olup, ölüm oranları Amerika kıtasına kıyasla oldukça düşüktür. Genellikle kırsal alanlarda, atıl bırakılmış depolarda veya kemirgenlerin yoğun olduğu bölgelerde, virüslü atıkların solunmasıyla ortaya çıkan sporadik vakalar görüyoruz. Vatandaşlarımıza en büyük uyarım; kapalı, uzun süre kullanılmayan depo ve bodrum gibi alanlara girmeden önce mutlaka ortamı havalandırmalarıdır. Temizlik yaparken kuru süpürmeden kaçınılmalı, virüsün havaya karışmasını önlemek için ortam dezenfektanla ıslatılmalıdır. Riskli alanlarda maske (mümkünse N-95), koruyucu gözlük ve eldiven kullanımı bir seçenek değil, zorunluluktur." "Erken tanı hayat kurtarır" Hastalığın başlangıçta griple (influenza) çok kolay karıştırılabileceğini belirten Güzel, son olarak tedavi süreçlerine ilişkin şöyle dedi: "İlk evrede yüksek ateş, halsizlik ve şiddetli kas ağrıları görülür. Eğer kişi son dönemde kemirgenlerin bulunduğu bir ortamda bulunduysa ve bu belirtilere nefes darlığı veya böbrek ağrısı ekleniyorsa, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Şu an için onaylanmış bir aşımız ya da virüse özgü spesifik bir ilacımız yok. Ancak erken tanı sonrası sağlanan yoğun bakım desteği ve sıvı dengesinin korunması, hayatta kalma şansını en üst seviyeye çıkarıyor. Özetle; 12 Mayıs 2026 itibarıyla küresel bir panik havasına gerek yok, ancak bireysel korunma ve profesyonel izlem bugün her zamankinden daha önemli."
15 Mayıs 2026 Cuma - 17:02
Kansere karşı sesler yükseldi: Sağlık, eğitim ve sanat tek çatı altında buluştu
KOCAELİ (İHA) – Kocaeli’de Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından kanserde farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirilen "S.E.S Projesi – Sağlık, Eğitim, Sanat Buluşması" etkinliğinde sağlık, eğitim ve sanat bir araya geldi. Toplum sağlığını yalnızca tedavi hizmetleriyle değil, koruyucu sağlık yaklaşımı ve sosyal sorumluluk projeleriyle de desteklemeyi hedefleyen Büyük Anadolu Hastaneleri, bu etkinlikle bir özel günü toplumsal faydaya dönüştürdü. Hastanenin Darıca’daki yeni hizmet binasında faaliyetlerine başlamasının ikinci yıl dönümü olan tarihi, farkındalık hareketinin ses getirdiği bu özel organizasyonla taçlandırıldı. Gebze’de bir alışveriş merkezinde gerçekleştirilen etkinlikte, kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulması ve erken tanının önemine dikkat çekilmesi amaçlandı. Yoğun katılımla düzenlenen organizasyonda vatandaşlar, sağlık alanındaki bilgilendirme programlarının yanı sıra çeşitli sanat ve kültür etkinliklerine katıldı. Programda, Büyük Anadolu Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Nilgün Yönten ile TBMM Başhekimi ve Genel Cerrah Prof. Dr. Mustafa Şahin, kanserde erken tanının hayati önemi ve korunma yolları üzerine değerli bilgiler paylaştı. Program kapsamında öğrenciler tarafından müzik dinletileri ve folklor gösterileri sahnelenirken, tiyatro performansları ve sanat atölyeleri de katılımcılardan ilgi gördü. Sağlık mesajlarının sanat ve eğitim etkinlikleriyle desteklendiği organizasyonda, kansere karşı toplumsal bilinç oluşturulmasının önemine vurgu yapıldı. "S.E.S Projesi" ile sağlık, eğitim ve sanat kavramlarının bir araya getirilerek kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi. Programa çok sayıda protokol üyesi ve vatandaşlar katıldı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 16:34
Mardin’de HAP eğitim gerçekleştirildi
Mardin İl Sağlık Müdürlüğü’nde Sağlık Bakanlığı tarafından düzenlenen Hastane Afet ve Acil Durum Planları (HAP) Eğitici Eğitimi gerçekleştirildi. Türkiye’nin 35 farklı ilinden gelen 41 katılımcı ile 15 eğitmenin yer aldığı program sunum eşliğinde; sağlık tesislerinin afet ve acil durumlara hazırlık kapasitesinin artırılması, kriz anlarında etkin koordinasyonun sağlanması ve sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesine yönelik kapsamlı eğitimler verildi. Beş gün süren eğitim programı kapsamında katılımcılar; hastane afet yönetimi, acil durum organizasyonu, risk analizi, tahliye süreçleri ve afet anlarında sağlık hizmetlerinin etkin yürütülmesine ilişkin teorik ve uygulamalı eğitimlere katıldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Mayıs 2026 Perşembe- 11:52
Sivas’ta eczacılar Eczacılık Günü’nde bir araya geldi,
2
28 Ağustos 2024 Çarşamba- 10:51
Bursalı avukattan Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’a suç duyurusu
3
14 Mayıs 2026 Perşembe- 23:35
Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"
4
14 Mayıs 2026 Perşembe- 21:47
Antalya’da sağlık turizmi zirvesine 100’den fazla ülkeden katılım
5
12 Mayıs 2026 Salı- 14:14
İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın"
13 Haziran 2025 Cuma - 11:01
Bitki çaylarındaki bilinmeyen tehlike: "İçerisinden ilaç kalıntısı çıkabiliyor"
Genelde sağlıklı bir yaşam için tercih edilen bitki çayları göründüğü kadar masum olmayabiliyor. Doç. Dr. Oğuzhan Öztürk, bazı bitki çaylarının içine ilaç karıştırıldığını belirterek bu tarz bitkisel ürünlerin güvenli yerlerden alınması gerektiği uyarısında bulundu.
13 Haziran 2025 Cuma - 10:55
1,3 milyon takipçili estetikçi, Samsun’u dünyaya "Türkiye’nin Miami"si olarak anlatıyor
Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, sosyal medya platformlarında yalnızca tıbbi içerikler sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Samsun’u ve Türkiye’yi uluslararası takipçilerine tanıtarak dikkat çekiyor. 1 milyon 233 bin kişilik bir takipçi kitlesine ulaşan Akbaş, yaptığı paylaşımlarda hasta ve toplum yararını ön planda tuttuklarını belirtti. Sosyal medyada Türkiye’deki plastik cerrahlar arasında en fazla takipçiye sahip isim olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Akbaş, "Yüz germe, göğüs ve karın estetiği gibi birçok konuda hem deneyimlerimi hem de doğal yaşantımı takipçilerimle paylaşıyorum. Bu paylaşımlarla Samsun’u Türkiye’nin Miami’si olarak konumlandırıyor, ülkemizi yurt dışında tanıtıyorum. 1 milyon 233 bin insan, dünyanın her yerinden beni takip ediyor. Paylaşımlarda yaşadığım şehri ön plana çıkartıyorum. Samsun’u Türkiye’nin Miami’si olarak ön plana çıkartıyorum. Beni takip eden insanlar Türkiye’yi de tanımış oluyorlar. Takipçilerimin çok büyük bir kısmı yurt dışından. Türkiye’de gittiğim yerlerden paylaşımlar yapıyorum. İnsanlar doğal olan, yapmacık olmayan paylaşımları daha çok benimsiyorlar. İnsanlar beni takip etsin diye özel bir strateji asla planlamadım. O gün topluma faydasının olacağını düşündüğüm bir olayı paylaşıyorum" dedi. "Doğal ve faydalı içerik ön planda" Akbaş, sosyal medya içeriklerinde özel bir strateji izlemediğini, günlük hayatta toplumun yararına olacağını düşündüğü içerikleri paylaştığını ifade etti. "Paylaşımlarda doğallık önemli. İnsanlar yapmacık olmayan içeriklere daha fazla değer veriyor. Hastalarımız da zaman zaman ‘neden paylaşmıyorsunuz?’ diye soruyor. Ancak biz toplum yararı ve etik ilkeler çerçevesinde paylaşımlar yapıyoruz" diye konuştu. Samsun’un adını dünyaya taşıyor Yaptığı her paylaşımda Samsun’u ön plana çıkarmaya özen gösterdiğini söyleyen Prof. Dr. Hayati Akbaş, "Samsun’dan biri olarak bu başarıyı yakalamak ve şehrimi tanıtmak benim için büyük bir gurur. Türkiye’nin farklı şehirlerinden de paylaşımlar yaparak ülkemizi temsil etmeye çalışıyorum" ifadelerini kullandı. Akbaş, takipçilerinin büyük çoğunluğunun yurt dışında olduğunu vurgulayarak, estetik cerrahiye dair güvenilir bilgileri kamuoyuna sunmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
13 Haziran 2025 Cuma - 10:44
Afyonkarahisar Devlet Hastanesinde Pembe ve Mavi kod tatbikatı
Afyonkarahisar Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen ’Pembe ve Mavi Kod’ tatbikatlarında, çocuk kaçırma ve acil resüsitasyon senaryoları gerçeğe en yakın şekilde uygulandı. Ekiplerin müdahale becerileri ve koordinasyon kabiliyeti test edildi. Tatbikatlar, hastane yönetimi ve ilgili birimlerin eşgüdümüyle gerçekleştirildi. Gerçeğe yakın senaryolarla uygulanan tatbikatlarda, acil durumlara müdahale süreçleri test edildi ekiplerin koordinasyonu ve etkinliği gözlemlendi. Hastane yöneticilerinin de bizzat katılarak süreci sahada takip ettiği uygulamalarda, hasta güvenliğini önceleyen yaklaşım ve hızlı müdahale kapasitesinin artırılması hedeflendi. Afyonkarahisar Devlet Hastanesi, hasta güvenliği ve acil durumlara hazırlık konusunda yürüttüğü uygulamalara kararlılıkla devam edeceğini bildirdi.
13 Haziran 2025 Cuma - 10:42
Prof. Dr. Aylin Gül: "Boyundaki kitleler göz ardı edilmemeli"
Medical Point Gaziantep Hastanesi KBB Uzmanı Prof. Dr. Aylin Gül, "Erken tanı hayat kurtarır" dedi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Aylin Gül, boyunda fark edilen her kitlenin mutlaka titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. "Masum görünen bir kitle, ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir" Boyun bölgesinde oluşan kitleler; enfeksiyonlar, iyi huylu tümörler, tiroid hastalıkları ve hatta baş-boyun kanserleri gibi pek çok farklı nedene bağlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aylin Gül, "En sık nedenlerden biri enfeksiyon kaynaklı lenf bezi büyümeleri olsa da; özellikle 2 haftadan uzun süredir var olan, sert, ağrısız ve hareketsiz kitlelerde mutlaka dikkatli olunmalıdır" ifadelerini kullandı. "Erken tanı, tedavi başarısını artırır" Prof. Dr. Gül, "Boyunda fark edilen kitleler asla küçümsenmemelidir. Özellikle erişkin bireylerde, sigara ve alkol kullanımı olan kişilerde kötü huylu olma ihtimali daha yüksektir. Erken dönemde yapılacak fizik muayene, ultrasonografi ve gerekirse biyopsi ile tanı konulabilir. Bu da tedavi sürecini olumlu yönde etkiler" ifadelerine yer verdi. "Çocuklarda da ihmal edilmemeli" Çocuklarda boyun kitlelerinin çoğu enfeksiyonlara bağlı gelişse de, bazı durumlarda konjenital (doğuştan gelen) kistler veya hematolojik hastalıklar da söz konusu olabilir. Prof. Dr. Gül, çocuklarda uzun süreli boyun şişliklerinde mutlaka bir KBB uzmanına başvurulması gerektiğini belirtti.
13 Haziran 2025 Cuma - 10:24
Dövme, lenfoma ve cilt kanseri riskini artırıyor
Onkolog Doç. Dr. Ahmet Özveren, dövme yaptıranların sayısının her geçen gün artığını, ancak yaptıranların dövmenin uzun vadede sağlıkları üzerinde nasıl bir etkisi olabileceğini sorgulamadıklarını söyledi. Yapılan araştırmaların dövme mürekkebinin lenf bezlerine geçerek burada birikebildiğini gösterdiğini kaydeden Doç. Dr. Özveren, "Dövmeleri ve boyutlarını kanser teşhisleriyle birlikte inceleyen bilim insanları, dövmeli kişilerde hem cilt hem de lenfoma kanserlerinin daha sık görüldüğünü tespit etti. Dövme yaptırmayı düşünenler iki kez düşünsün" dedi. Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Özveren, artık pek çok kadının da tutkusu haline gelen dövmelerin yapımında kullanılan mürekkeplerin sağlığa olumsuz etkilerinin çeşitli araştırmalarla ortaya koyulduğunu belirtti. Yapılan değerlendirmelere göre toplumda dövme yaptırma sıklığı gittikçe artıyor, Amerika’da her 3 kişiden birinde, İtalya’da her 5 kişiden birinde en az bir adet dövme bulunuyor. Danimarka’da yapılan bir çalışmada da dövmelerin giderek daha yaygın hale geldiğinin gösterildiğini belirten Doç. Dr. Özveren, araştırmacıların her on kadından 4’ünün, her on erkekten 3’ünün 25 yaşına kadar dövme yaptıracağını tahmin ettiklerini kaydetti. Dövme yapımında kullanılan mürekkeplerin üretiminde 200’den fazla renklendirici ve katkı maddesi kullanıldığını belirten Doç. Dr. Özveren, dövme & kanser ilişkisi konusunda yapılan araştırmaların sonuçlarını paylaştı. Özveren, 2024 yılındaki çalışmayı Güney Danimarka Üniversitesi (SDU) Halk Sağlığı Bölümü ve Klinik Araştırma Bölümü’ ile Helsinki Üniversitesi’nin birlikte yaptığını, bu çalışmada Danimarkalı ikiz çiftlerinden elde edilen verilerin kullanıldığını kaydetti. BMC Public Health dergisinde yayımlanan çalışmayla, dövmeli kişilere dövmesizlere kıyasla daha sık cilt ve lenfoma kanseri teşhisi koyulduğunun belirlendiğini belirten Tıbbi Onkolog Özveren şu bilgileri verdi: Dövme mürekkepleri lenf bezlerine geçiyor "Standart dövme mürekkebi renklerinin çoğu, antimon, berilyum, kurşun, kobalt-nikel, krom ve arsenik gibi ağır metallerden elde edilir. Bunların bazılarının sistemik alımının karsinojen (kansere neden olabilen şeylere verilen genel ad) olduğu bilinmektedir. Bu maddeler dövmeler yoluyla cilde lokal olarak tatbik edildiğinde sağlık üzerine etkisinin ne olduğu, mürekkep cilde girdiğinde görünür şekilde ciltte mi kalıyor, yoksa vücudun daha içlerine yayılıp yayılmadığı araştırılıyor. Nitekim bu soruların yanıtlarını bulmak için yapılan araştırmalar, dövme mürekkebinin enjekte edildiği yerde kalmadığını gösteriyor. Mürekkep parçacıklarının lenf bezlerine geçerek burada birikebildiği görülmüş." Dövmesi büyük olanlar daha çok risk altında Araştırmacıların özellikle dövme mürekkebinin lenf düğümlerinde kronik iltihaplanmaya yol açabileceğinden, bunun da zamanla anormal hücre büyümesine ve kanser riskinin artmasına yol açabileceğinden endişe duyduklarını ifade eden Doç. Dr. Özveren, "Çalışma, araştırmacıların 5.900’den fazla Danimarkalı ikizden bilgi aldığı Danimarka İkiz Dövme Kohortu’ndan alınan verilere dayanmaktadır. Bilim insanları dövmeleri ve boyutlarını kanser teşhisleriyle birlikte incelemiş, sonucunda dövmeli kişilerde hem cilt hem de lenfoma kanserlerinin daha sık görüldüğünü tespit etmişlerdir. Sonuçlar, dövmeler ile kanser arasındaki bağlantının, büyük dövmeleri olan kişilerde (avuç içinden daha büyük olarak tanımlanıyor) daha belirgin olduğunu gösteriyor. Lenfomada ise dövmesi büyük olan bireylerde dövmesi olmayanlara göre oran yaklaşık üç kat daha fazladır. Bu oran (daha spesifik olarak ’tehlike oranı’), yaş, dövmenin zamanlaması ve bireylerin çalışmada ne kadar süredir takip edildiği gibi faktörleri hesaba katıyor. Bu, dövme ne kadar büyükse ve ne kadar uzun süredir oradaysa, lenf düğümlerinde o kadar fazla mürekkep biriktiği anlamına geliyor." diye konuştu. Öte yandan Özveren, dövmenin lenfoma ile bağlantısının, 2024 yılında İsveç’te yapılan bağımsız bir çalışmada da gözlemlendiğini, bu çalışmada dövme varlığının lenfoma riskini yüzde 21 arttırdığının tespit edildiğini kaydetti. Özveren, "Diğer kanserler açısından oluşan riskle ilgili de daha geniş çaplı ve iyi dizayn edilmiş çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Ancak bu konuda da risk olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır." dedi.
13 Haziran 2025 Cuma - 09:52
’Aşırı terleme yüzünden bunları yapamıyorsanız, tedavi şart’
SAMSUN (İHA) – Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. H. Ulaş Çınar, "Aşırı terleme, kişinin günlük aktivitelerini, psikolojik durumunu ve sosyal yaşantısını etkiliyorsa, tokalaşmaktan, insanlarla tanışmaktan çekiniyor, kalem tutamıyor, el aletlerini kullanamıyorsa, mutlaka tedavi edilmelidir" dedi. Medicana International Samsun Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümünden Doç. Dr. H. Ulaş Çınar, bölgesel aşırı terlemenin toplumda özellikle sosyal alanda kişiyi olumsuz etkileyen istenmeyen bir durum olarak ortaya çıkan bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekerek tanı ve tedavisi konusunda bilgi verdi. Terlemenin günlük yaşantıya etkilerinden bahseden Doç. Dr. H. Ulaş Çınar, "Hafif terleme, bariz değil günlük yaşantıyı etkilemiyor. Orta derecede terleme tolere edilebilir ancak günlük yaşantıyı etkiliyor. Şiddetli terleme kısmen tolere edilebilir, günlük yaşantıyı sıklıkla etkiliyor. Çok şiddetli terleme tolere edilemez, günlük yaşantıyı daima etkiliyor. Aşırı terleme, kişinin günlük aktivitelerini, psikolojik durumunu ve sosyal yaşantısını etkiliyorsa, şöyle ki; tokalaşmaktan, insanlarla tanışmaktan çekiniyor, kalem tutamıyor, el aletlerini kullanamıyorsa, mutlaka tedavi edilmelidir" diye konuştu. Yaygın aşırı terleme nedenleri hakkında bilgi veren Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. H. Ulaş Çınar, "Enfeksiyonlar, endokrin bozuklukları, değişiklikleri, nörolojik bozukluklar, malignensiler, ilaçlar (antidepresanlar), zehirlenmeler, alkol ve uyuşturucu maddeler, tüberküloz gibi kronik hastalıklar boy-kilo indeksi 28 üzeri olan kilolu hastalarda aşırı terleme olabilir. Yaygın terlemenin tedavisinde nedene yönelik yaklaşmak gerekir. Aşırı terlemeye neden olan durum araştırılarak etken ortaya konduktan sonra, bu etkeni ortadan kaldırmakla aşırı terleme sorunu çözülebilir. Bölgesel aşırı terleme tedavisinde çeşitli yöntemler vardır. Etil alkol içinde alüminyum klorid, glutaraldehid kullanılabilir. Daha çok ayak aşırı terlemesinde tercih edilir. Ellerde tahrişe, kötü kokuya sebep olabilir. Etkisi günlüktür. Hafif dereceli terlemelerde kullanılabilir. İontoforez; hastanın terleyen bölgesine elektriksel uyarı prensibine dayalı bir yöntemdir. Ciddi komplikasyon riski olmaması, girişimsel bir yöntem olmaması avantajlarıdır. Etkisi 1-2 haftalıktır. Kolay erişilemeyen, her yerde bulunmayan, etki süresi kısa bir yöntem olması dezavantajlarıdır. Belli aralıklarla tekrarlamak gerekir. Koltuk altında uygulanamaz, hamileler, pacemaker takılı hastalar veya metal implantlı hastalara uygulanamaz. Botox (botilinum toksini) enjeksiyonu; terleyen bölgeye enjeksiyonlar uygulanarak yapılır. Etkisi genellikle 6 ay civarında sürer ve tekrarlayan uygulamalar gerektirir. Etki süresi 6 ay ile sınırlıdır. Uygulama özellikle el içinde çok ağrılı olabilir. Bir bölge için deri altına 20-30 enjeksiyon gerekir. Hastaların yarısında kas güçsüzlüğü görülebilir" şeklinde konuştu. Terlemede cerrahi tedavi Terlemede cerrahi tedavi hakkında da bilgiler veren Doç. Dr. Çınar, şunları söyledi: "Cerrahi tedavi (ETS) kişinin günlük yaşam, mesleki aktivite, sosyal ilişkiler ve kişiliğinin etkilendiği terleme vakalarında ameliyat yöntemi gündeme gelmelidir. Hiperhidrozis vücutta bulunan ter bezlerinin sempatik sinir sistemi tarafından aşırı uyarılması ile sonuçlanan bir süreçtir. Bu nedenle ilgili ter bezlerine giden sempatik sinirlerin kesilmesi cerrahi tedavinin ana hedefidir. Hiperhidrozis tedavisindeki tek kalıcı ve kesin çözüm cerrahi yöntemdir. Genel anestezi altında kapalı ameliyat şeklinde göğüs kafesine 0,5-1 cm’lik iki kesi ile yapılmaktadır. Sempatikotomi, yani sempatik zincirin kesilmesi işlemi uygulanabileceği gibi sempatektomi ile sinirin kesilip çıkarılma işlemi de yapılabilmektedir. Sinirin kesilmeden elektrokoter ile yakılması, sinirin metalik klips ile sıkıştırılması ya da alkol fenol enjeksiyonu uygulanması da kullanılabilen diğer prosedürlerdir. Günümüzde çoğu merkez tarafından uygulanan teknik sempatikotomi olmakla birlikte ameliyatın ismi yaygın kullanılan haliyle sempatektomidir. Şiddetli el terlemesi, yüz terlemesi, koltuk altı terlemesi ve yüz kızarması, refleks sempatik distrofi, raynaud fenomeni, üst ekstremite iskemsi gibi sempatik sistem sistem bozuklukları ETS yöntemiyle tedavi edilebilmektedir. Lokal terlemede tam tedavi oranı yüzde 100, hasta memnuniyeti yüzde 98,5’tir. Hiçbir cerrahi operasyon risksiz değildir. ETS’te de diğer cerrahi operasyonlar da gözlenen kanama, enfeksiyon gelişimi gibi genel komplikasyonlar gelişebilir. Ancak bu komplikasyonlar çok çok düşük orandadır. Rekürrens oranı yüzde 1 civarında görülür. Cerrahi sonrası 3 yıl içinde gözlenir. Rekürrens vakalarının yüzde 25’i ilk 6 ay içinde görülür. En sık sebebi yetersiz sempatik blokaj veya sempatik rejenerasyondur. Aşırı terlemenin tedavisinde esas olan bu işlemin deneyimli bir göğüs cerrahı tarafından güvenilir bir merkezde yapılmasıdır. Amaç, hastanın beklentilerine uygun olarak sosyal hayata dönüşünü sağlıklı bireylerdeki normal terleme hali ile sağlamaktır."
13 Haziran 2025 Cuma - 09:27
Yazın gözlerinizi bu tehlikelere karşı koruyun
Yaz aylarında göz sağlığını tehdit eden riskler artıyor. Ultraviyole ışınları, havuz ve deniz kaynaklı enfeksiyonlar yazın en sık karşılaşılan göz sorunları arasında Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Yıldırım, yaz döneminde gözleri korumanın püf noktalarını anlattı. Güneşin altın rengi ışıkları yüzümüzü ısıtırken, deniz ve havuz keyfi tatilimizin vazgeçilmezi. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Yıldırım’a göre, bu keyifli anlar gözlerimiz için ciddi riskler taşıyor. Özellikle ultraviyole (UV) ışınları ve su kaynaklı enfeksiyonlar yaz aylarında göz sağlığını tehdit eden en büyük unsurlar. Peki, güneşin zararlı UV ışınlarına karşı gözlerimizi nasıl koruyacağız? Ya da havuz ve denizdeki mikroplardan kaynaklanabilecek kızarıklık, kaşıntı ve enfeksiyon riskini nasıl en aza indirebiliriz? Prof. Dr. Yıldırım, bu konuda alınacak doğru önlemlerin önemini vurguluyor. Göz sağlığınızı riske atmamak için şimdiden harekete geçin ve yazın tadını güvenle çıkarın. Güneş gözlüğü kullanırken dikkat Göz sağlığını korumak için güneş gözlüğü kullanımının önemine değinen Prof. Dr. Yıldırım, "Ultraviyole maruziyetinin azaltılması için güneş gözlüğü kullanımı çok önemli. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, yalnızca kozmetik beklentilerle değil, gerçekten kaliteli ve güvenlik sertifikalı güneş gözlüklerinin tercih edilmesi gerektiğidir" dedi. Kalitesiz ve işporta ürünü gözlüklerin göz sağlığına zarar verebileceğini de vurgulayan Prof. Dr. Yıldırım, "Bu tür gözlükler ultraviyoleyi engellemediği gibi, göz sağlığımız açısından farklı problemler de oluşturabilir" uyarısında bulundu. Su kaynaklı enfeksiyonlara karşı önlem alın Yazın en sık karşılaşılan risklerden birinin de deniz ve havuz kaynaklı göz enfeksiyonları olduğunu belirten Prof. Dr. Yıldırım, "Bu enfeksiyonlar bir gözden diğerine geçebildiği gibi, çevremizdeki kişilere de bulaşabilir. Bu nedenle deniz veya havuza girerken koruyucu deniz gözlükleri kullanmak enfeksiyon riskini azaltabilir" dedi. Eğer deniz veya havuz sonrası gözde kızarıklık, bulanık görme veya çapaklanma gibi belirtiler oluşursa, mutlaka göz hekimine başvurulması gerektiğini belirten Yıldırım, "Kendi kendimize eczaneden alınan damlaları kullanmak yanlış olabilir ve farklı sorunlara yol açabilir" diye konuştu. Kontak lensle deniz ve havuza girmeyin Kontak lens kullananları da uyaran Prof. Dr. Yıldırım, "Kontak lens gözdeyken denize veya havuza girmek kesinlikle önerilmez. Bu, ciddi göz enfeksiyonlarına ve hatta şiddetli görme kaybına yol açabilir" dedi. Lensle birlikte havuz veya denize girilmesi halinde ilaçlamanın tam güvence sağlamadığını da hatırlatan Prof. Dr. Yıldırım, "Havuza ya da denize lensle asla girilmemeli. Lensle maruz kalınan mikroorganizmalar, çok ciddi komplikasyonlara yol açabilir" uyarısını yaptı. Hijyen kurallarına dikkat edin Enfeksiyonlardan korunmak için hijyenin önemine değinen Yıldırım, "Tek kullanımlık kağıt havlu kullanmak ve ellerle göz temasını mümkün olduğunca azaltmak enfeksiyon riskini düşürür" dedi. Sağlıklı bir yaz dönemi geçirmek için bu basit önlemlerin hayat kurtarıcı olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Yıldırım, "Sağlıklı günler ve gören gözler dilerim" diyerek sözlerini tamamladı.
13 Haziran 2025 Cuma - 09:27
Dijital bağımlılık ilkokul çocuklarında dahi boyun fıtığı oluşturuyor
Son dönemlerde artan teknoloji kullanımı ve dijital bağımlılığın her 10 kişiden 9’unda boyun düzleşmesine yol açtığını belirten Denizli Özel Tekden Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Yasin Levend Özçelik, "Eskiden sadece çalışma hayatındaki belirli insanlarda bu tarz sorunlar görünürken, artık ilkokul öğrencilerinde dahi ortaya çıkabiliyor" dedi. Denizli Özel Tekden Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Yasin Levend Özçelik, son zamanlarda artan boyun düzleşmesi hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Op. Dr. Özçelik, boyun düzleşmesinin son zamanlarda eskiye göre daha çok sık gördüklerini belirtti. Eskiden daha çok kuaförlerde, sekreterlerde görülen bir rahatsızlık olduğunu hatta boyun düzleşmesinin ve yol açtığı boyun fıtığının sekreter hastalığı olarak geçtiğini belirtti. Bu tür hastalıkların son dönemlerde artmasının en büyük sebeplerinden birinin boynumuzu yanlış kullanmaktan olduğunu söyledi. boynun kendi doğal bir kavisi olması gerektiğini belirten Op. Dr. Özçelik, bu kavisin yumuşak bir C harfi şeklinde olduğunu ifade etti. Çeşitli yanlış davranışlar ve hareketlerin ardından kavisi koruyamadığınız zaman ise boynun önündeki veya arkasındaki kasların spazma girdiğini belirten Op. Dr. Özçelik, kasılan kasların omurların kendine doğru çektiğini ve sonrasında düzleşme denilen bir hadisenin geldiğini ifade etti. "Bugün yoldan geçen 10 kişiden 8-9’unda film çekseniz boyun düzleşmesi çıkar" Hastaların bu şikayet ile çok geldiğini ve sokaktan geçen her 10 kişiden 8-9’unda boyun düzleşmesi olduğunu ifade eden Op. Dr. Özçelik, "Bugün yoldan geçen 10 kişiden 8-9 ’unda boyun düzleşmesi görüyoruz. Hastalarımız bu şikayette çok geliyorlar. Bunu çok ciddi bir hastalık olarak düşünüyorlar. Çok ciddi bir hastalık değil. Ancak ciddi hastalıkların belirtisi veya öncüsü olabiliyor. Bugünlerde bu kadar sık görmemizin en büyük sebebi de boynumuzu yanlış kullanmamız. Boynumuzu yanlış kullanmamızın en büyük sebebi ise çok fazla telefon, tablet, bilgisayar kullanımı. Artık herkesin elinde bir bilgisayar ve telefon var" ifadelerini kullandı. "Boynumuzun 30 dereceden fazla eğerek yapılan her şeyin boyun kaslarında spazma yol açıyor" Boynun 30 dereceden fazla eğerek yapılan her şeyin boyun kaslarında spazma yol açtığını belirten Op. Dr. Özçelik, "Bu sorunlar genellikle boynumuzu ergonomik kullanmamakla ilgili oluyor. Örneğin, boynumuz 30 dereceden fazla eğerek yaptığımız her şey boynumuz kaslarında spazma yol açabiliyor. Yani şu şekilde yaptığımız; kitap okuma, telefona bakma, pirinç seçme, dantel örme, nakış yapma vesaire gibi durumlarda boynumuzda düzleşmeye yol açabiliyor. Normalde boyunlar düz değil arkaya doğru kıvrılması gerekiyor. Hafif ‘C’ şeklinde bir kavisi olması gerekiyor" dedi. "Boyun düzleşmesi, önemli hastalıkların belirtisi ya da başlangıcı olabilir" Boyun düzleşmesinin bir hastalık olmadığını ama çok önemli hastalıkların belirtici veya başlangıcı olduğunu açıklayan Op. Dr. Özçelik, "Kaslar spazma girdiğinden omurgayı öne doğru çekiyor. Bu durumlarda arada kalan disk yapılarında yük dağılımı değişiyor ve arkaya doğru kuvvet dağılımı baskı yapmaya başlıyor. Bu da fıtıklaşmalara ve fıtık patlamalarına yol açıyor. Boyun düzleşmesi çok önemli değildir ama çok önemli hastalıkların belirteci veya başlangıcı olabilir. Bunların başında boyun fıtıkları, boyun omurlarında kaymaları geliyor. Sonrasında ise operasyona kadar gidebiliyor" diye konuştu. "Boyun düzleşmesinin fıtık başlangıcı olabilir sonrasında ise felce kadar ilerleyebilir" Op. Dr. Yasin Levend Özçelik; boynu ergonomik kullanmaya özen gösterilmesi tablet, telefon, kitap okuma da 30 dereceden fazla eğerek zaman geçirilmemesi konusunda uyarılarda bulunurken bunların sonucunda ise boyun fıtığına dönüşebileceğini ardından ise felce kadar ilerleyebileceğini belirterek, şu uyarılarda bulundu: "Boynumuzu ergonomik kullanmaya dikkat etmeliyiz. Özellikle telefon kullanan arkadaşlar, tablet kullanan arkadaşlara, gençlere sesleniyorum. Uzun süre kafamızı 30 dereceden fazla eğerek zaman geçirmeyelim. Yattığımız yerden boynumuzu katlayarak telefon kullanmayalım. Kitap da okumak aynı şekilde kafamızı çok eğerek kitap okumayalım. Mümkün olduğu kadar 30 dereceye geçmesin. Örneğin boynumuz dik bir şekilde telefon, kitap, bilgisayar kullanabiliriz. Bunun dışında zorladığınız her boyun hareketi size boyun düzleşmesi ve daha sonra boyun fıtığı başlangıcı olarak dönüyor. Boyun fıtığı bir kere başladıktan sonra da geri gelmez. İleriye doğru gider. İkinci, üçüncü, dördüncü derece boyun fıtıkları ve sonuç felce kadar yol açabilir" Boyun düzleşme rahatsızlığı eskiye göre daha çok arttı Eskiden belirli insanlarda boyun düzleşme sorunu olduğunu ama son dönemlerde artan teknoloji kullanımı ile beraber çoğu insanda görüldüğünü dile getiren Op. Dr. Özçelik, "Boyun düzleşmesinin eskiden sekreter hastalığı olarak geçerdi. Daha çok daktilo varken sekreterler çok kafasını eğer çalıştığı için ve bir de kuaförlerde çok görürdük. Onlar da kafasını eğer çalışıyor. Ama şimdi herkes elinde bir tablet, telefon, kafasını eğerek okuyor, çalışıyor, işlem yapıyorlar ya da bilgisayar kullanırken sürekli gözler ya da kafa eğik olarak çalışıyor. Bunlar da boyunda düzleşmenin çok çok artmasına neden oldu" dedi. "Son dönemlerde telefon ve tablet kullanımından dolayı 10 yaşındaki çocuklarda boyun fıtığı oluyor" Son zamanlarda teknolojik aletlerin kullanımı ile küçük çocuklarda boyun fıtıkları görmeye başladıklarını belirten Op. Dr. Özçelik, "Eskiden sadece çalışma hayatındaki belirli insanlarda bu tarz sorunlar görünürken, artık ilkokul öğrencilerinde dahi ortaya çıkabiliyor. Bu hastalıklar masum hastalıklar gibi görünüyor. Ama daha sonrası itibariyle ciddi hastalıklara yol açabilen durumlara yol açıyor. Boynumuz bir kere düzleştikten sonra dinamiği değişiyor. Sonrasında ise 10-15 yaşlarında çocuklarımız da boyun fıtığı görmeye başlıyoruz. Eskiden 25-30 yaşlarından önce bu hastalıkları görmek mümkün değildi. Şimdi ise küçük çocuklarımızın telefon, tablet kullanıyorlar. Bu da çok büyük risklere doğuruyor" diye konuştu.
12 Haziran 2025 Perşembe - 21:03
Yelkenli teknede rahatsızlanan vatandaşa tıbbi tahliye
Muğla’nın Bodrum ilçesi açıklarında seyreden yelkenli teknede rahatsızlanan vatandaş, Sahil Güvenlik ekiplerince tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi. Bodrum açıklarında yelkenli teknede bulunan vatandaşın rahatsızlanması üzerine yardım çağrısı yapıldı. Yapılan yardım çağrısı üzerine Sahil Güvenlik ekipleri tarafından denizden tahliyesi yapılan çocuk 112 ambulans ekiplerine teslim edildi.
12 Haziran 2025 Perşembe - 16:22
Boğulma tehlikesi geçiren Muhammed bebeği 40 dakikalık kalp masajıyla hayata döndü
Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesinde boğulma tehlikesi geçiren bebek, uzun süren kalp masajıyla hayata döndü. Olay, Boğazlıyan ilçesine bağlı Uzunlu Kasabasında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre tarım işçisi olarak Uzunlu Kasabasına gelen ailenin çadır kurduğu esnada, 1.5 yaşındaki oğulları Muhammed Birtürk sulama havuzuna düştü. Boğulma tehlikesi geçiren Muhammed’e ilk müdahale eski Uzunlu Belediye Başkanı olan Okan Yaşar Elbaşı tarafından yapıldı. Aynı zamanda sağlık memuru olan Elbaşı, ambulans gelinceye kadar Muhammed bebeğe kalp masajı ve suni solunum yaparak hayatta kalmasına vesile oldu. Müdahale anlarını anlatan Elbaşı "Çarşıda otururken aile geldi. Geldiklerinde çocuk ölüm tehlikesi altındaydı. Hemen müdahale ettim. Solunum yolunu açmaya çalıştım. Kalp masajı yaptım. Ambulans gelene kadar yaklaşık 40 dakika suni solunum yaptım. Ambulans gelince 112 ekiplerine teslim ettim. Şu an Muhammed bebek kurtuldu çok şükür. Bunun sevincini yaşıyoruz. Kayseri çocuk yoğun bakıma sevk edildi. Umarım daha iyi olur. Ailenin, çocuklarını sıhhatle kucaklarına almalarını temenni ediyorum" dedi.
12 Haziran 2025 Perşembe - 15:11
Alzheimer hastaları dil becerilerini geliştiriyor
Tepebaşı Belediyesi Dil ve Konuşma Terapisi Merkezi, Alzheimer Konukevi’ndeki hastaları da yalnız bırakmıyor. Terapistlerin gerekli değerlendirmeler sonucunda uyguladıkları terapiyle hastalar hem dil becerilerini hem de bilişsel becerilerini geliştiriyor. 2023 yılının Mayıs ayında hizmete başlayan Tepebaşı Belediyesi Dil ve Konuşma Terapisi Merkezi, Yeşiltepe Yaşam Merkezi’nde hizmet veriyor. Merkezde, konuşma sesi bozuklukları, akıcılık bozuklukları, ses bozuklukları, özgül öğrenme güçlüğü, beslenme ve yutma bozuklukları, dudak damak yarığı ve rezonans bozukluklar, yetişkin dil bozuklukları, motor konuşma bozukluklarında uzman dil ve konuşma terapistleri ile ön görüşme sonrası uygun olan danışanlarla tedaviye başlanıyor. Haftada bir gün 40 dakika süren seanslarla hizmet veren merkezden memnun olduklarını belirten vatandaşlar, Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç’a teşekkürlerini iletiyor. Hem dil becerilerini geliştiriyorlar hem de sosyalleşiyorlar Ayrıca merkezde görev yapan terapistler, haftanın belirli bir günü Tepebaşı Belediyesi Melih Savaş Yaşam Köyü’nde bulunan Alzheimer Konukevi’ne giderek buradaki hastalarla da görüşme sağlıyor. Ön görüşme ve yapılan değerlendirmeler sonrası uygun olan hastalara terapi uygulanıyor. Terapistler hastaların düzeyine göre hem bireysel hem de grup terapisi uyguluyor. Dil ve konuşma terapisinde hastalar dil becerilerinin yanında bilişsel becerilerini de geliştiriyor. Özellikle grup terapilerinde sosyalleşme imkanı da bulan hastalar güne, kişilere ve zamana uyum sağlamada zorluk yaşamıyor.
12 Haziran 2025 Perşembe - 15:07
SBF’den "Dudak Damak Yarıkları ve Kraniyofasiyel Anomaliler Poster Sunum" etkinliği
Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi (SBF) tarafından düzenlenen "Dudak Damak Yarıkları ve Kraniyofasiyel Anomaliler Poster Sunum" etkinliği Öğrenci Merkezi Fuaye alanında gerçekleştirildi. Etkinliğe, SBF Dekan Yardımcısı Dil ve Konuşma Terapisi (DKT) Bölüm Başkanı Prof. Dr. Elçin Tadıhan Özkan başta olmak üzere akademisyenler ve öğrenciler katılım gösterdi. SBF Dekan Yardımcısı ve DKT Bölüm Başkanı Prof. Dr. Elçin Tadıhan Özkan poster sunumuna dair şunları söyledi: "Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü olarak bu etkinliği ikinci kez düzenliyoruz. Dudak Damak Yarıkları, Velokardiyofasiyal Sendrom gibi yüzleri ilgilendiren ve dil ve konuşma bozukluğuna da yol açan sendromlarla ilgili bir farkındalık oluşturmak istiyoruz. Aynı zamanda öğrencilerimizin bir poster sunumu yapma gibi, bilimsel becerilerini de desteklemeyi amaçlıyor ve yaptıkları uygulamaları, gördüklerini ve tecrübelerini paylaşılsınlar istiyoruz. Bu sene yapılan posterlerin kalitesine baktığımız zaman çok güzel ve verimli olduğunu görüyoruz." Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Eren Balo, dudak damak yarıklarının gebeliğin ilk trimesterinde ortaya çıktığını belirterek, "Bu durum Türkiye’de yaklaşık her 1000 canlı doğumda bir görülüyor" dedi. Dr. Öğr. Üyesi Balo, dudak damak yarıklarının çok yönlü bozuklukları da beraberinde getirebildiğine dikkat çekerek, "Dil ve konuşma, işitme ve gelişim problemlerini bu bireylerde sıkça gözlemleyebiliyoruz. Biz de Dil ve Konuşma Bozuklukları alanında, dudak damak yarıklarına eşlik eden durumları hem Dudak Damak Yarıkları dersinde hem de DİLKOM’da vaka görerek uygulamalı olarak değerlendiriyor ve terapi süreçlerini yürütüyoruz. Ayrıca, öğrencilerimiz bitirme ödevi olarak dudak damak yarıkları ve sık eşlik eden kraniyofasiyel anomalileri yani sendromları özetleyerek bir poster sunumu hazırlıyorlar." ifadelerini kullandı. Etkinliğin devamında öğrenciler, dudak damak yarıkları ve kraniyofasiyel anomalilerle ilgili hazırladıkları posterleri sunarak hem teorik bilgilerini paylaşma hem de vaka deneyimlerini aktarma fırsatı buldu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder