SAĞLIK - 15 Mayıs 2026 Cuma 18:04

"Küresel panik yersiz, bireysel korunma şart"

A
A
A
"Küresel panik yersiz, bireysel korunma şart"

Dünya gündemine oturan MV Hondius keşif gemisindeki hantavirüs vakaları, pandemilerin gölgesindeki kamuoyunda yeni bir endişe dalgasına neden oldu. Konuyu akademik bir perspektifle değerlendiren İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel virüsün yayılım dinamiklerini ve bulaşma risklerini mercek altına alarak kritik değerlendirmelerde bulundu.


Pandemilerin ardından dünya, yeni bir virüs haberiyle bir kez daha tetikte. Arjantin’den ayrılan MV Hondius adlı keşif gemisinde görülen hantavirüs vakaları, İsviçre’den ABD’ye uzanan geniş bir temaslı takibini beraberinde getirdi. İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, merak edilen tüm soruları yanıtladı.



"Bu virüs yeni bir düşman değil"


Süreci değerlendiren Dr. Aylin Dağ Güzel, öncelikle hantavirüsün tarihsel arka planına dikkat çekerek, "Hantavirüsler aslında tıp dünyası için yeni değil. Biz bu grubu, Bunyaviridae ailesine mensup, zarflı RNA virüsleri olarak 1978 yılından beri yakından tanıyoruz. Temel olarak kemirgenler ve böcekçiller aracılığıyla yayılım gösteren bu virüslerin bugün tanımlanmış en az 40 türü bulunuyor. Her virüs tipi, kendine özgü bir kemirgen türüyle konakçılık ilişkisi kurar. Yani aslında doğada uzun yıllardır var olan zoonotik bir etkenden bahsediyoruz" dedi.



"Andes virüsünü diğerlerinden ayıran kritik fark"


MV Hondius gemisindeki vakaların neden bu kadar ses getirdiğine açıklık getiren Güzel, "Andes" türünün altını çizerek, "Şu an dünya gündemini meşgul eden asıl mesele, Arjantin’e özgü olan Andes Hantavirüsü (ANDV). Bu türü diğerlerinden ayıran çok kritik, hatta benzersiz bir nokta var: Andes virüsü, dünyada insandan insana bulaşabildiği belgelenmiş tek Hantavirüs türüdür. Gemiyle bağlantılı 8 vakanın 6’sının kesinleşmesi ve 3 kayıbın olması, virüsün vücut sıvılarında (kan, tükürük, idrar) tespit edilebilmesi endişeleri artırdı. Ancak literatürdeki veriler ve Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel raporları, bu karşılaştığımız MV Hondius gemisindeki vakaların insandan insana bulaşma sonucu olmadığı, hastalığın geçişinin bu yolla son derece nadir gerçekleştiğini gösteriyor. Şu an için yaygın ve süregelen bir pandemi riskinden bahsetmek doğru olmaz; ancak temaslı takibi ve izolasyon hayati önemdedir" diye konuştu.



"İki farklı coğrafya, iki farklı hastalık"


Hastalığın seyrine ve coğrafi dağılımına dair detaylı bilgi veren Dr. Güzel, "Hantavirüs dediğimizde tek bir hastalıktan bahsetmiyoruz. Amerika kıtasında Sin Nombre ve Andes gibi virüsler, ağır akciğer tutulumu ve yüksek ölüm oranıyla seyreden Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu’na (HCPS) yol açıyor. Bizim de içinde bulunduğumuz Avrupa ve Asya coğrafyasında ise Puumala ve Dobrava gibi virüsler; ateş, kanama ve akut böbrek yetmezliği ile karakterize olan Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) tablosuna neden oluyor" dedi.



Türkiye için risk analizi ve korunma yolları


Türkiye’deki durumu da değerlendiren Dr. Güzel, vatandaşlara yönelik şu uyarılarda bulundu:


"Türkiye’de hantavirüslerin yaban hayatındaki kemiricilerdeki varlığı, ilk kez 2004 yılında yayınlanmış bir saha çalışmasında bildirilmiştir. Zonguldak-Bartın’da 2009’da da ilk vaka rapor edilmiştir. Ancak Türkiye’deki vakalar genellikle Avrupa tipi (Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş -HFRS) olup, ölüm oranları Amerika kıtasına kıyasla oldukça düşüktür. Genellikle kırsal alanlarda, atıl bırakılmış depolarda veya kemirgenlerin yoğun olduğu bölgelerde, virüslü atıkların solunmasıyla ortaya çıkan sporadik vakalar görüyoruz. Vatandaşlarımıza en büyük uyarım; kapalı, uzun süre kullanılmayan depo ve bodrum gibi alanlara girmeden önce mutlaka ortamı havalandırmalarıdır. Temizlik yaparken kuru süpürmeden kaçınılmalı, virüsün havaya karışmasını önlemek için ortam dezenfektanla ıslatılmalıdır. Riskli alanlarda maske (mümkünse N-95), koruyucu gözlük ve eldiven kullanımı bir seçenek değil, zorunluluktur."



"Erken tanı hayat kurtarır"


Hastalığın başlangıçta griple (influenza) çok kolay karıştırılabileceğini belirten Güzel, son olarak tedavi süreçlerine ilişkin şöyle dedi:


"İlk evrede yüksek ateş, halsizlik ve şiddetli kas ağrıları görülür. Eğer kişi son dönemde kemirgenlerin bulunduğu bir ortamda bulunduysa ve bu belirtilere nefes darlığı veya böbrek ağrısı ekleniyorsa, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Şu an için onaylanmış bir aşımız ya da virüse özgü spesifik bir ilacımız yok. Ancak erken tanı sonrası sağlanan yoğun bakım desteği ve sıvı dengesinin korunması, hayatta kalma şansını en üst seviyeye çıkarıyor. Özetle; 12 Mayıs 2026 itibarıyla küresel bir panik havasına gerek yok, ancak bireysel korunma ve profesyonel izlem bugün her zamankinden daha önemli."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Foça’da nefes kesen final: Jandarmanın şampiyon nişancıları kozlarını paylaştı İzmir’in Foça ilçesinde bulunan Foça Jandarma Komando Eğitim Komutanlığı koordinesinde Foça Jandarma Atış Okul Komutanlığı’nda düzenlenen "Bölgesel Piyade Tüfeği ve Tabanca Atış Yarışması"nın final etabı heyecan dolu mücadelelere sahne olurken, jandarmanın en iyi nişancıları düzenlenen törenle ödüllendirildi. Jandarma komando ve iç güvenlik birlikleri personelinin katılımıyla düzenlenen "Bölgesel Piyade Tüfeği ve Tabanca Atış Yarışması"nın final etabı Foça Jandarma Atış Okul Komutanlığı da gerçekleştirildi. Jandarma personellerinin tabanca ve piyade tüfeği eğitimi ve atışı konusunda farkındalık oluşturulması, eğitim seviyesinin geliştirilmesi, moral ve motivasyon ile kendine güvenlerinin arttırılması amacıyla düzenlenen yarışma iki ayrı kategoride icra edilmesine başlandı. 8 ayrı bölgesel atış merkezinde gerçekleştirilen bölgesel etapları başarıyla tamamlayan 80 personelin dün yarı final müsabakalarında mücadele etmesinin ardından 10 tabanca, 10 piyade tüfeği olmak üzere 20 finalist final etabına katıldı. Piyade tüfeği atışı yapacak olan 10 jandarma personeli finalist atış öncesi 1000 metrelik parkur koşusunun ardından farklı pozisyonlarda atışlarını gerçekleştirerek dereceye girmek için yarıştı. Piyade tüfeği atışlarının ardından 10 finalist de tabanca atışları için mücadele etti. Jandarma Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Aykut Tanrıverdi de final müsabakalarını izleyerek hem personelin heyecanına ortak oldu hem de finale kalan personeli tebrik etti. Öte yandan yarışmanın adil ve kurallara uygun bir şekilde yürütülmesi için 3’ü hakem olmak üzere toplamda 358 personel görev yaptı. Kıyasıya mücadelenin yaşandığı final heyecanı sonrası dereceye giren personeller için ödül töreni düzenlendi. Heyecan dolu mücadelelerin yaşandığı filan müsabakalarında piyade tüfeği atışlarında; Şırnak İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Komando Özel Harekat Tabur Komutanlığı personeli Jandarma Uzman Çavuş Salih Can Mete birinci, Bornova Jandarma Tugay Komutanlığı Destek Tabur Komutanlığı personeli Jandarma Uzman Çavuş Şenol Korkmaz ikinci, Muş İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Komando Özel Harekat Tabur Komutanlığı personeli Enes Güngörmez ise üçüncü oldu. Tabanca müsabakalarında ise Şırnak İl Jandarma Komutanlığı Jandarma Komando Özel Harekat Tabur Komutanlığı personeli Abdullah Salman birinci, Mersin İl Jandarma Komutanlığı Akkuyu NGS Tesis Koruma Tabur Komutanlığı personeli Jandarma Uzman Çavuş Furkan Çağlar ikinci, Tunceli İl Jandarma Komutanlığı Bakım Onarım Bölük Komutanlığı personeli Jandarma Uzman Çavuş Kenan Yayla üçüncü oldu. "Final müsabakaları jandarmanın profesyonel gücünü ortaya koymuştur" Ödül töreninde konuşan Jandarma Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Aykut Tanrıverdi, "Silah kullanma becerisini şöyle değerlendirmek lazım. Sadece mesleki bir yeterlilik değildir. Aynı zamanda süratli karar verme kabiliyeti, zamana karşı çalışma, zamana karşı yarışma, dikkat, odaklanma becerisi, sabır ve en sonunda da mutlak bir disiplin gerektiriyor. Jandarma personeli açısından atış yeteneği icra edilen her görevin başarısında da kritik bir öneme sahiptir. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, modern muharebe sahasında nihai sonucu belirleyen her zaman tetiği çeken elinizin maharetidir ve o elin bağlı olduğu yüreğinizin de cesaretidir. Bunu unutmayın. Bugünkü final müsabakaları da personelimizin sahip olduğu yüksek eğitim seviyesini, operasyonel hazırlığını ve profesyonel gücünü bir kez daha ortaya koymuştur" dedi. Konuşmaların ardından Korgeneral Tanrıverdi başarılı olan personele ödüllerini verdi. Tören toplu fotoğraf çekimi sonrası sona erdi.
Diyarbakır DESOB Başkanı Ebedinoğlu’dan zincir market yasası talebi Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB) Başkanı Alican Ebedinoğlu, 29 oda başkanıyla birlikte esnafın finansa erişimi için çağrıda bulunarak, zincir market yasasının çıkartılmasını talep etti. TESK Genel Başkan vekili ve DESOB Başkanı Alican Ebedinoğlu, kentteki 29 oda başkanlarıyla birlikte DESOB binası önünde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, enerji maliyetleri, stopaj yükü, kira artışları ve POS komisyonları gibi giderlerin esnafın belini büktüğünü söyledi. Zincir marketlerin kontrolsüz büyümesi karşısında mahalle esnafının her geçen gün daha fazla güç kaybettiğini, küçük işletmeler korunmadan yerel ekonominin de korunamayacağına dikkat çeken Ebedinoğlu, Diyarbakır genelinde esnafın ancak yüzde 35’inin primlerini düzenli ödeyebildiğini dile getirdi. Geriye kalan yüzde 65’lik kesimin her geçen gün faiz yükü altında ezildiğini aktaran Ebedinoğlu, esnafın aylık yaklaşık 11 bin 800 TL Bağ-Kur primi ödemek zorunda bırakıldığını, buna karşın emekli maaşlarının 20 bin TL ile 21 bin TL arasında kaldığını söyledi. Sosyal güvenlik sistemindeki bu durumun büyük bir adaletsizlik olduğunu savunan Ebedinoğlu, yıllardır söz verilmesine rağmen prim gün sayısının 9 binden 7 bin 200’e düşürülmesi konusunda henüz somut bir adım atılmadığını ve bu beklentinin artık ertelenmemesi gerektiğini dile getirdi. Esnafın krediye ulaşamadığı için ticaretini sürdüremediğini, kira, elektrik, personel ve hammadde giderlerini karşılayamaz duruma geldiğini aktaran Ebedinoğlu, yüksek banka faizleri ve piyasadaki durgunluk nedeniyle tahsilat yapılamadığını, bu durumun domino etkisi oluşturacak binlerce işletmeyi kapanma riskiyle karşı karşıya bıraktığını ifade etti. Hükümete ve ilgili kurumlara çağrıda bulunan Ebedinoğlu, esnafın ödeme gücüne göre Bağ-Kur primlerinin yeniden düzenlenmesini, gecikme faizlerinin silinmesini veya makul seviyelere çekilerek kapsamlı bir yapılandırma sisteminin hayata geçirilmesini istedi. Kredilerdeki vergi ve SGK borcu şartının esnetilmesi gerektiğini belirten Ebedinoğlu, küçük esnaf için düşük faizli destek paketlerinin hazırlanması, zincir market yasasının çıkarılması ve elektrik ile kira gibi kalemlerde esnafa özel destek mekanizmalarının oluşturulması çağrısında bulundu. Esnaf ve sanatkarın ülkenin omurgası olduğunu hatırlatan Ebedinoğlu, esnafın olmadığı yerde üretimin, istihdamın ve sosyal hayatın olamayacağını belirterek, esnafın haklı taleplerini her platformda dile getirmeye devam edeceklerini sözlerine ekledi.
İstanbul Hadımköy’de yapımı tamamlanan Kültür Merkezi törenle açıldı Arnavutköy Belediyesi tarafından Hadımköy İstasyon Meydanı’nda yapımı tamamlanan ve içinde nikah sarayı, çocuk atölyesi, sanat akademisi olan kültür merkezinin toplu açılışı gerçekleştirildi. Açılış törenine çok sayıda vatandaş katılırken, yeni kültür merkezinde ilk nikah da kıyıldı. Arnavutköy Belediyesi tarafından Hadımköy İstasyon Meydanı’nda yapımı tamamlanan Hadımköy Kültür Merkezi ve Nikah Sarayı, Çocuk Atölyesi, Sanat Akademisi, Arnavutköy Kahvecisi, Hadımköy Meydan Düzenlemesi, spor alanları ve muhtarlık binasının toplu açılış töreni gerçekleştirildi. Düzenlenen programa AK Parti milletvekilleri, Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, siyasi parti temsilcileri, muhtarlar, dernek temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Öte yandan açılışı yapılan kültür merkezi ve nikah sarayında ilk nikah kıyılırken, genç çift de programa katıldı. Açılış sonrası protokol üyeleri kültür merkezini gezdi. Program sırasında gençlerin çaldığı dombra eşliğinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim şarkısı da söylendi. "Makam hizmet için vardır" Programda konuşan Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, "Bizim anlayışımızda makam hizmet için vardır. Oturduğumuz koltuklar ise millete eser üretmek için bir araçtır. ‘Yapacak çok işimiz var’ diyerek çıktığımız bu yolda bugün verdiğimiz sözleri yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük dönüşümler yaşadı. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz eserler de bu hizmet anlayışının birer nişanesidir" ifadelerini kullandı. "Hadımköy artık daha canlı olacak" Toplu açılışı yapılan projeler hakkında bilgi veren Candaroğlu, "Toplam 6 bin 350 metrekarelik Hadımköy Kültür Merkezi’miz; konferans salonu, nikah sarayı ve sosyal alanlarıyla vatandaşlarımızın buluşma noktası olacak. Çocuk Atölyemizin ikinci şubesini Hadımköy’de açıyoruz. Çocuklarımız burada resimden dramaya, ritimden akıl oyunlarına kadar birçok alanda eğitim alacak. Sanat Akademimizde resimden ebru sanatına, piyanodan fotoğrafçılığa kadar birçok eğitim verilecek. Yaklaşık 18 bin metrekarelik meydan düzenlemesiyle Hadımköy artık çok daha canlı ve estetik bir görünüme kavuşacak" şeklinde konuştu. Vatandaşlar memnun kaldı Açılışa katılan vatandaşlardan Hasibe Altıntaş ise yapılan meydanın özellikle çocuklar ve gençler için önemli bir sosyal alan olduğunu belirterek, "Çocuklarımız için çok güzel oldu. Gençler rahatlıkla gelip vakit geçirebilir. Çok güzel olmuş. Bundan sonra kahvemize de geleceğiz" dedi. Meydanın daha önce atıl durumda olduğunu ifade eden vatandaşlardan Muzaffer Kerim ise, "Buralar çok atıl durumdaydı. Şimdi halkın yararına güzel bir iş oldu. Sahipsiz yerlerdi, değerlendirilmesi çok güzel oldu" diye konuştu.