SAĞLIK
Anne adaylarına normal doğum tavsiyeleri 14 Mayıs 2026 Perşembe - 16:02:13 Muğla İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, Sağlık Bakanlığı’nın ‘Normal Doğum Eylem Planı’ kapsamında normal doğumu teşvik etmek, anne ve bebek sağlığını korumak ve toplumsal sağlık hedeflerine katkı sunmak amacıyla Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde ‘Doğal Olan Normal Doğum’ sempozyumu düzenlendi. Sempozyum ile ‘Normal Doğum Eylem Planı’ kapsamında yürütülen çalışmalar ve normal doğumun anne-bebek sağlığı üzerindeki olumlu etkileri ele alındı. Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan ‘Normal Doğum Eylem Planı’ ile tıbbi zorunluluk bulunmayan sezaryen oranlarının azaltılması, normal doğumun teşvik edilmesi ve toplum sağlığının güçlendirilmesi hedefleniyor. Sezaryenin yalnızca anne ya da bebeğin hayatını korumak amacıyla gerekli durumlarda başvurulan cerrahi bir yöntem olduğuna dikkat çekilirken, tıbben gerekli olmayan sezaryen uygulamalarının anne ve bebek sağlığı açısından kısa ve uzun vadede çeşitli riskler oluşturabileceği, sonraki gebeliklerde komplikasyonlara yol açabileceği ve çocuklarda obezite ile astım riskini artırabileceği vurgulandı. Fizyolojik doğumun ise kendiliğinden başlayan, dış müdahale olmaksızın vücudun doğal ritmiyle ilerleyen bir süreç olduğu ifade edildi. Anne adaylarının doğum sürecinde kaygı ve endişe yaşayabileceği belirtilirken, sağlık çalışanlarının temel yaklaşımının bu süreçte güven ortamı oluşturmak ve doğumun uzman ekipler eşliğinde sağlıklı şartlarda gerçekleşmesini sağlamak olduğu kaydedildi. Muğla Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, normal doğum eylem planı kapsamında anne ve bebek sağlığını merkeze alan güvenli, bilinçli ve doğal doğum sürecinin güçlendirilmesi için çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü ifade etti.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 15:23 Aydın’da eczacılar günlerini kutladı Aydın Eczacı Odası tarafından düzenlenen14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü’nün 187. yılı kutlandı. Programda konuşan Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, her geçen gün artan eczacılık fakültelerinin sektörde hem de gençlerin istihdamı açısından ciddi sıkıntılar getirdiğini belirterek "2001 yılında yalnızca 8 olan eczacılık fakültesi sayısı bugün 64’e ulaşmıştır. Buna karşın fakültelerin yalnızca 19’u tam akredite eğitim verebilmektedir" diyerek yeni eczacılık fakültesi açılışlarının durdurulması gerektiğini söyledi. Program çerçevesinde ilk olarak Aydın Valiliği önünde Atatürk anıtına çelenk sunumu yapan eczacılar daha sonra geleneksel hale gelen eczacılar kahvaltısında bir araya geldiler. Bilimsel eczacılığın 187. yılı dolayısıyla düzenlenen programda konuşan Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, 187 yıldan bu yana mesleği bilimsellik, etik ilkeler ve halk sağlığının korunması üzerine inşa ettiklerini belirterek "Bugün Türkiye’nin dört bir yanında hizmet veren 30 bini aşkın toplum eczanesi ve kamuda, akademide, sanayide görev yapan 55 bin eczacı; sağlık sistemimizin en yaygın, en erişilebilir ve en güvenilir sağlık noktası olarak hizmet sunmaktadır" dedi. Bu yılki 14 Mayıs Bilimsel Eczacılık Günü temasının "Sağlıklı Yaşamda Toplum Eczaneleri - Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinin Gücü: Eczacı" olarak belirlendiğini kaydeden Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaarslan, "Eczaneler artık birçok ülkede birinci basamağın etkin bir bileşeni haline gelmiştir. Türkiye’de de toplum eczaneleri, en hızlı ve en kolay ulaşılır birinci basamak sağlık kuruluşlarıdır. Son verilere göre ülke nüfusumuzun hızla yaşlandığını ve buna bağlı olarak kronik hastalık yükünün artış gösterdiğini biliyoruz. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü verilerine göre son bir yıl içinde yaklaşık 30 milyon vatandaşımıza kronik hastalık taraması yapılmış ve 7 milyon yeni tanı konulmuştur. Bu yeni tanıların; 6 milyonu obezite, 700 bini kardiyovasküler risk, 150 bini hipertansiyon, 500 bini diyabet tanılarından oluşmaktadır. Bunların yanı sıra her 5 kişiden 3’ünün kronik hastalık riski altında olduğunu görüyoruz." Diyerek bu verilerin daha güçlü bir birinci basamak sağlık sistemine, daha yaygın koruyucu sağlık hizmetlerine ve sahadaki sağlık profesyonellerinin daha etkin kullanılmasına ihtiyaç olduğunu gösterdiğini söyledi. Kronik hastalıkların yönetiminde, koruyucu sağlık hizmetlerinde, bağışıklama hizmetlerinde, çoklu ilaç kullanımına bağlı risklerin azaltılması ve ilaç etkileşimlerinin denetlenmesi gibi güvenli ilaç kullanımına ilişkin alanlarda verilecek sağlık hizmet sunumlarının; gereksiz kamu harcamalarını azaltacağını, erken risk tespiti sağlayacağını ve ulusal ölçekte veri üreteceğini kaydeden Karaarslan, plansız açılan fakülteler ve kontenjan artışları nedeniyle, artık ülkemizde eczacılık alanında ciddi bir istihdam krizi yaşandığını söyledi. "Fakülte sayısı 64’e ulaştı" Aydın Eczacı Odası Başkanı Karaarslan açıklamasında "2001 yılında yalnızca 8 olan eczacılık fakültesi sayısı bugün 64’e ulaşmıştır. Buna karşın fakültelerin yalnızca 19’u tam akredite eğitim verebilmektedir. 2017 yılında bin 448 olan yıllık mezun sayısı, 2025 yılında 3 bin 868’eyükselmiştir. Son yıllarda her yıl yaklaşık 3800 eczacı mezun olurken halen fakültelerde öğrenim gören öğrenci sayısı ise 25 binin üzerindedir. Sağlık alanındaki bir mesleğin mensuplarının işsiz bırakılması, ülkenin en büyük gücü olan genç insan sermayesinin heba edilmesidir" diye konuştu. Konuşmasına başta Gazze olmak üzere dünyanın dört bir yanında yaşanan soykırıma da değinerek uluslararası hukukun giderek işlevsizleşmesinin üzüntüsünü yaşadıklarını da kaydeden Aydın Eczacı Odası Başkanı Karaarslan, "Aydın Eczacı Odası olarak özellikle vurgulamak isteriz ki; ilaç yoklukları eczacıların iradesiyle ortaya çıkan bir durum değildir. Bunun yanında eczacılık mesleğinin sorunları; günü kurtaran geçici yaklaşımlarla değil, akılcı, kalıcı ve sürdürülebilir politikalarla ele alınmalıdır." dedi.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 14:59 Sağlıkta sahte imza iddiasını Genç Sağlık Sendikası yargıya taşıdı Adana’da sağlık çalışanlarının imzaları taklit edilerek başka bir sendikaya üye yapıldığı iddiaları üzerine Genç Sağlık Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Dinçer İlboğa, "Sahtecilik bir yöntem değil, tükenmişliğin ve çaresizliğin itirafıdır. Hukuksuzluğun sorumlularının hukuk önünde hesap vermesi için sonuna kadar mücadele edeceğiz" dedi. İddiaya göre, Adana’daki çeşitli sağlık kuruluşlarında görev yapan kamu çalışanlarının, bilgileri ve onayları dışında, imzaları taklit edilerek usulsüz bir şekilde sendika üyesi yapıldıkları öne sürüldü. İddialar hakkında Genç Sağlık Sendikası, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Sendika üyeleri Adana Şehir Hastanesi önünde basın açıklaması yapıp konunun takipçisi olacaklarını duyurdu. "Bu durum düştükleri çaresizliği ortaya koymaktadır" Genç Sağlık Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Dinçer İlboğa, 120 üyelerinin sahte belgelerle başka sendikaya üye yapıldığını öne sürerek, "Bu durum ne sendikal etikle ne de hukuk devleti ilkeleriyle uyuşmamaktadır. Sendikal rekabet emekle, projeyle, alın teriyle ve üyeye sunulan hizmetle yapılır. Sahte belge düzenlemek, iradeleri manipüle etmek ve hukuka aykırı yöntemlere başvurmak açıkça suç teşkil etmektedir. Bugün karşı karşıya olduğumuz tablo, bazı çevrelerin kaybetme korkusunu ve içine düştükleri çaresizliği ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı. "Hedeflediğimiz tarihten bir hafta önce yetkiyi sizden alacağız" e-Devlet sistemiyle sendika üyeliğinin yapılması gerektiğini savunan İlboğa, daha sonra şunları söyledi: "Bu tür sahteciliklerin ve irade gaspının önüne geçmenin en etkili yolu, sendika üyelik ve çekilme işlemlerinin tamamen e-Devlet sistemi üzerinden gerçekleştirilmesidir. Islak imza ile yürütülen süreçler maalesef suistimale açık bir zemin oluşturmaktadır. Çalışanların gerçek iradesinin korunması, sahte belgelerin önlenmesi ve sendikal güvenliğin sağlanması için üyelik işlemlerinin yalnızca e-Devlet üzerinden yapılması artık zorunluluktur. Sahtecilik bir yöntem değil, tükenmişliğin ve çaresizliğin itirafıdır. Bizler bugüne kadar kimsenin hakkına göz dikmedik. Hiç kimsenin emeğine el uzatmadık. Ancak kendi hakkımızın yenmesine de asla sessiz kalmayacağız. Hukuksuzluğun sorumlularının hukuk önünde hesap vermesi için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Ne yaparsanız yapın, sonuç değişmeyecek. Çünkü üyelerimizin iradesi satın alınamaz, baskıyla yönlendirilemez, sahte belgelerle gasp edilemez. Hedeflediğimiz tarihten bir hafta önce yetkiyi sizden alacağız." "Sahte evraklarla oluşturulan hiçbir üyelik meşru kabul edilemez" Genç Sağlık Sendikası Adana Şube Başkanı Kadir Demirci ise, "Bizler sağlık çalışanlarıyız. Gece gündüz demeden, insan hayatı için emek veren, fedakarlıkla görev yapan bir meslek grubuyuz. Ancak ne yazık ki bazı yapılar çalışanların haberi olmadan, açık rızasını almadan, hatta sahte imza ve usulsüz belgelerle sendikal üyelik süreçlerini manipüle etmeye çalıştığına yönelik son derece ciddi iddialar tarafımıza ulaşmaktadır. Sendikal özgürlük, anayasal bir haktır. Bir çalışanın hangi sendikaya üye olacağına yalnızca kendisi karar verir. Baskıyla, usulsüzlükle, habersiz üyeliklerle veya sahte evraklarla oluşturulan hiçbir üyelik meşru kabul edilemez" dedi.
İstanbul Koşuyolu Hastanesi tarihinde bir ilk: Aynı gün akciğer ve karaciğer nakli yapıldı
19 Haziran 2025 Perşembe - 15:07 İstanbul Koşuyolu Hastanesi tarihinde bir ilk: Aynı gün akciğer ve karaciğer nakli yapıldı Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık tarihine geçen bir operasyon gerçekleştirildi. Aynı gün içerisinde bir akciğer ve bir karaciğer nakli yapıldı. Bağışçıdan alınan böbrekler de başka hastanede başka hastalara umut oldu. Genç bir bağışçının organlarıyla 4 hasta yeniden hayata tutundu. İstanbul’un önemli sağlık merkezlerinden biri olan Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir ilk yaşandı. Genç bir bağışçının organları, aynı gün içerisinde 4 hastaya umut oldu. Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde biri akciğer, diğeri karaciğer olmak üzere iki büyük nakil operasyonu eş zamanlı gerçekleştirildi. Donörün böbrekleri ise başka bir hastanede 2 ayrı hastaya nakledildi. "Hastamızın yaşaması için tek çare nakildi" Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Erdal Taşçı, akciğer nakli bekleyen hastanın yıllardır bronşektazi hastalığıyla mücadele ettiğini belirterek, "Hastamızın yaşaması için tek çare nakildi. Nakil başarılı geçti. Bu operasyon, bizim ekibimiz için teknik anlamda standart bir akciğer nakliydi. Ancak dikkat çeken nokta, aynı anda hastanemizde bir karaciğer nakli operasyonunun da gerçekleştirilmiş olmasıydı. Aynı bağışçının organları, iki ayrı hastaya; biri akciğer, diğeri karaciğer olarak nakledildi. Bu vesileyle bağışçımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına da sabır diliyoruz. Böylesine acılı bir anda başkasının hayatına dokunabilmek, örnek bir davranış" dedi. "Yeni akciğerleriyle nefes alacak" "Organ nakli, bir ülkenin sağlık sisteminin ne kadar gelişmiş olduğunu gösteren önemli bir göstergedir." diyen Taşçı, "Ameliyatı gerçekleştirilen hastamız, yoğun bakımda uyanık ve solunum desteğiyle izleniyor. Kısa sürede yeni akciğerleriyle nefes alması bekleniyor" diye konuştu. Taşçı, "Türkiye’de özellikle kadavra donör organ bağışlarının artması büyük önem taşıyor. Herkesin bir gün kendisinin veya sevdiklerinin de bu ihtiyaca düşebileceğini düşünerek, organ bağışı konusunda daha duyarlı ve bilinçli hareket etmesi gerekiyor. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı’nın bu alandaki organizasyonu ve altyapısı gerçekten çok iyi seviyede. Bu anlamda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Organları 4 kişiye umut oldu" Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Duman, "Hastanemiz, üst düzey cerrahi hizmetlerin yanı sıra organ nakli konusunda da önemli bir merkez. Hastanede kalp nakli, akciğer nakli ve karaciğer nakli işlemleri başarıyla gerçekleştiriliyor. Dün, hastanede ilk kez aynı gün içerisinde hem akciğer hem de karaciğer nakli yapılmasıyla önemli bir başarıya imza atıldı. Genç bir hastanın hayatını kaybetmesi üzücü bir olay olmasına rağmen, organlarıyla dört kişiye umut oldu. Akciğer ve karaciğer, hastanede organ bekleyen iki hastaya nakledildi. Donörün böbrekleri ise başka bir merkezde iki hastaya hayat verdi. Keşke insanlar hiç ölmeseler. Ama eğer ölüm gerçekleştiyse, ardından başka hayatlara umut olmak, insanlara hayat vermek mümkün. Bu büyük bir iyilik ve örnek davranış. Organ bağışı konusundaki hassasiyetin artmasını diliyorum." diye konuştu. "Çocuğum yeniden hayatına kavuştu" Nakil ameliyatı olan Arif Aydın’ın babası Zihni Aydın ise, duygusal anlar yaşadı. Aydın, "Başta organ bağışçısına ve tüm hastane ekibine sonsuz teşekkür ediyorum. Organ bağışı gerçekten çok çok önemli. İnşallah herkes bu konuda daha duyarlı olur ve organlarını bağışlar. Ben de kendi organlarımı bağışlayacağım. Şu an tarifsiz bir mutluluk yaşıyorum, çünkü çocuğum yeniden hayatına kavuşacak. Hem büyük bir sevinç hem de derin bir üzüntüyü bir arada yaşıyoruz. Organ bağışlayan herkesten Allah razı olsun." dedi.
MCBÜ Tıp Fakülteli genç hekimler sağlık ordusuna katıldı
19 Haziran 2025 Perşembe - 14:51 MCBÜ Tıp Fakülteli genç hekimler sağlık ordusuna katıldı Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi 2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılı 25. Dönem Mezuniyet Töreni büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Sağlık Yerleşkesi Süleyman Demirel Kültür Merkezi Amfi bahçesinde düzenlenen törene, Rektör Prof. Dr. Rana Kibar, Şehzadeler İlçe Kaymakamı Fatih Genel, Turgutlu Kaymakamı Selami Kapankaya, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oktay Üçer, Genel Sekreter Erhan Doğan, protokol üyeleri, akademik ve idari personel, davetliler, aileler ve öğrenciler katıldı. Programda ilk olarak fakülte birincisi Umut Mesih Akgün, mezunlar adına bir konuşma yaptı. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Artuner Deveci yaptığı konuşmada, hekimliğin sadece bilgiye değil, derin bir insani sorumluluğa dayanan zor ve kutsal bir meslek olduğunu vurgulayarak, "Gerçekten de hekimlik çok zor bir sanattır. İnsanların en çaresiz anlarında yanlarında olmak, sadece bilgi değil, empati, sabır ve etik değerlerle donanmış olmayı gerektirir." dedi. Hekimliğin yalnızca hastalıkları tedavi etmekten ibaret olmadığını belirten Prof. Dr. Artuner Deveci, hasta-hekim ilişkisinin bütüncül bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiğini "Hekimlik, hastayı bir bütün olarak görmek, sosyal ve duygusal yönlerini anlamaktır." sözleriyle anlattı. Öğretim üyelerinin tıp eğitimindeki rolüne de değinen Prof. Dr. Artuner Deveci, "Bir hekimin ustasına, hocasına duyduğu minnet çok kıymetlidir. Öğretim üyesi olmadan iyi bir hekim yetişemez" diyerek meslektaşlarına teşekkür etti. Ailelere de seslenen Prof. Dr. Deveci, "Altı yıl önce bizlere emanet ettiğiniz evlatlarınız, artık meslek sahibi, gelişmiş bireyler olarak karşınızda. Elbette bu dönüşüm sizler için de yeni bir dönemin başlangıcı. Lütfen onları gururla izleyin, emeğinizin karşılığını bugün alıyorsunuz" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Artuner Deveci yeni mezunlara meslek yaşamlarında etik değerlere bağlı kalmalarını, kendilerini sürekli geliştirmelerini ve aynı zamanda sosyal yaşamlarını ihmal etmemelerini öğütleyerek sözlerini şöyle tamamladı: "Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Beni Türk hekimlerine emanet edin’ sözü, sizlere yüklenen sorumluluğun derinliğini gösteriyor. Hekimlik sadece meslek değil, bir yaşam biçimidir. Yolunuz, bahtınız açık olsun." Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oktay Üçer, Tıp Fakültesi akreditasyon süreci hakkında bilgi vererek başladığı konuşmasında, sürecin kalite standartları açısından önemine dikkat çekti. Hekimliğin yalnızca mesleki bir uzmanlık değil, aynı zamanda vicdani sorumluluk olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Üçer, "Hekimlik mesleğinin kutsal bir meslek olduğunu sadece bir klişe olarak değil, tüm kalbinizle hissetmenizi istiyorum. Verdiğiniz her tanı, yalnızca bir bireyi değil; onun ailesini, çevresini ve yaşamını da etkiler. Hastaya bir yakınınız gibi yaklaşın, böylece yaşam boyu hata yapmazsınız" ifadelerini kullandı. Tıp eğitiminin altı yıllık süreyle sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Üçer, hekimlikte yaşam boyu öğrenmenin bir zorunluluk olduğunu belirterek, "Bilgilerinizi sürekli güncellemek zorundasınız. Hekimlikte uzmanlıkla da bitmeyen bir gelişim süreci vardır" dedi. Konuşmasının sonunda ailelere, akademisyenlere ve mezun öğrencilere teşekkür eden Prof. Dr. Oktay Üçer, yeni hekimleri tebrik ederek başarılar diledi. Fakülteyi birincisinin mezuniyet kütüğüne plaket çakması ile devam eden program dereceye girenlere başarı belgesi verilmesi, tüm mezunlarının mezuniyet belgesini almasının ardından mezun Hipokrat andı okunması ve kep atma ile sona erdi.
Koşuyolu’nda tarihi operasyon: Aynı gün akciğer ve karaciğer nakli yapıldı
19 Haziran 2025 Perşembe - 14:44 Koşuyolu’nda tarihi operasyon: Aynı gün akciğer ve karaciğer nakli yapıldı Kartal Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık tarihine geçen bir operasyon gerçekleştirildi. Aynı gün içerisinde bir akciğer ve bir karaciğer nakli yapıldı. Bağışçıdan alınan böbrekler de başka hastanede başka hastalara umut oldu. Genç bir bağışçının organlarıyla 4 hasta yeniden hayata tutundu. İstanbul’un önemli sağlık merkezlerinden biri olan Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bir ilk yaşandı. Genç bir bağışçının organları, aynı gün içerisinde 4 hastaya umut oldu. Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde biri akciğer, diğeri karaciğer olmak üzere iki büyük nakil operasyonu eş zamanlı gerçekleştirildi. Donörün böbrekleri ise başka bir hastanede 2 ayrı hastaya nakledildi. "Hastamızın yaşaması için tek çare nakildi" Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Erdal Taşçı, akciğer nakli bekleyen hastanın yıllardır bronşektazi hastalığıyla mücadele ettiğini belirterek, "Hastamızın yaşaması için tek çare nakildi. Nakil başarılı geçti. Bu operasyon, bizim ekibimiz için teknik anlamda standart bir akciğer nakliydi. Ancak dikkat çeken nokta, aynı anda hastanemizde bir karaciğer nakli operasyonunun da gerçekleştirilmiş olmasıydı. Aynı bağışçının organları, iki ayrı hastaya; biri akciğer, diğeri karaciğer olarak nakledildi. Bu vesileyle bağışçımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına da sabır diliyoruz. Böylesine acılı bir anda başkasının hayatına dokunabilmek, örnek bir davranış." dedi. "Yeni akciğerleriyle nefes alacak" "Organ nakli, bir ülkenin sağlık sisteminin ne kadar gelişmiş olduğunu gösteren önemli bir göstergedir." diyen Taşçı, "Ameliyatı gerçekleştirilen hastamız, yoğun bakımda uyanık ve solunum desteğiyle izleniyor. Kısa sürede yeni akciğerleriyle nefes alması bekleniyor" diye konuştu. Taşçı, "Türkiye’de özellikle kadavra donör organ bağışlarının artması büyük önem taşıyor. Herkesin bir gün kendisinin veya sevdiklerinin de bu ihtiyaca düşebileceğini düşünerek, organ bağışı konusunda daha duyarlı ve bilinçli hareket etmesi gerekiyor. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı’nın bu alandaki organizasyonu ve altyapısı gerçekten çok iyi seviyede. Bu anlamda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Organları 4 kişiye umut oldu" Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Duman, "Hastanemiz, üst düzey cerrahi hizmetlerin yanı sıra organ nakli konusunda da önemli bir merkez. Hastanede kalp nakli, akciğer nakli ve karaciğer nakli işlemleri başarıyla gerçekleştiriliyor. Dün, hastanede ilk kez aynı gün içerisinde hem akciğer hem de karaciğer nakli yapılmasıyla önemli bir başarıya imza atıldı. Genç bir hastanın hayatını kaybetmesi üzücü bir olay olmasına rağmen, organlarıyla dört kişiye umut oldu. Akciğer ve karaciğer, hastanede organ bekleyen iki hastaya nakledildi. Donörün böbrekleri ise başka bir merkezde iki hastaya hayat verdi. Keşke insanlar hiç ölmeseler. Ama eğer ölüm gerçekleştiyse, ardından başka hayatlara umut olmak, insanlara hayat vermek mümkün. Bu büyük bir iyilik ve örnek davranış. Organ bağışı konusundaki hassasiyetin artmasını diliyorum." diye konuştu. "Çocuğum yeniden hayatına kavuştu" Nakil ameliyatı olan Arif Aydın’ın babası Zihni Aydın ise, duygusal anlar yaşadı. Aydın, "Başta organ bağışçısına ve tüm hastane ekibine sonsuz teşekkür ediyorum. Organ bağışı gerçekten çok çok önemli. İnşallah herkes bu konuda daha duyarlı olur ve organlarını bağışlar. Ben de kendi organlarımı bağışlayacağım. Şu an tarifsiz bir mutluluk yaşıyorum, çünkü çocuğum yeniden hayatına kavuşacak. Hem büyük bir sevinç hem de derin bir üzüntüyü bir arada yaşıyoruz. Organ bağışlayan herkesten Allah razı olsun." dedi.
"Verimli bir tatil için çocuklara rehber olacak öneriler"
19 Haziran 2025 Perşembe - 13:36 "Verimli bir tatil için çocuklara rehber olacak öneriler" Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, çocukların yaz tatilini verimli geçirebilmeleri için onlara rehberlik edecek ebeveynlere önemli görevler düştüğünü, küçük ama etkili dokunuşlarla, çocukların hem zihinsel hem sosyal gelişimini destekleyen bir tatil planlamanın mümkün olduğunu söyledi. Karaçiçek, yaptığı açıklamada, "Okulların kapanmasıyla birlikte milyonlarca çocuk uzun bir yaz tatiline adım atıyor. Tatil, çocuklar için dinlenme ve eğlenme fırsatı olduğu kadar, gelişimlerini desteklemek açısından da önemli bir dönem. Ancak bu sürenin tamamen boş geçirilmesi, yıl boyunca edinilen bilgilerin unutulmasına ve bazı alışkanlıkların zayıflamasına neden olabilecek" dedi. Karaçiçek, çocukların yaz tatilini verimli geçirebilmeleri için onlara rehberlik edecek ebeveynlere önemli görevler düştüğünü, küçük ama etkili dokunuşlarla, çocukların hem zihinsel hem sosyal gelişimini destekleyen bir tatil planlamanın mümkün olduğunu söyleyerek, yaz tatilini hem eğlenceli hem öğretici kılacak önerileri şöyle sıraladı: "Düzenli günlük rutinler oluşturun. Tamamen serbest bir tatil yerine, hafif ama düzenli bir günlük program, çocuklara hem güven duygusu kazandırır hem de zamanı daha verimli kullanmalarına yardımcı olur. Okuma alışkanlığını sürdürün. Günlük belirli bir zaman dilimini kitap okumaya ayırmak, çocukların kelime dağarcığını geliştirmesini ve öğrenme becerilerini canlı tutmasını sağlar. Eğlenceli yaz kitapları ya da çizgi romanlar da bu motivasyonu artırabilir. Ekran süresine sınır koyun. Tatilde ekran başında geçirilen süre kolayca artırılabilir. Televizyon, tablet ya da telefon kullanımı için süre sınırları belirleyin ve birlikte kaliteli içerikler izlemeye yönelin. Hareket etmeyi teşvik edin. Parkta oyun, bisiklet, yüzme ya da doğa yürüyüşleri gibi fiziksel aktiviteler, çocukların enerjisini sağlıklı şekilde atmasına ve motor becerilerinin gelişmesine katkı sağlar. Yaratıcılığı destekleyen etkinlikler sunun. Resim yapmak, hikâye yazmak, el işi ya da basit müzik aletleriyle uğraşmak çocukların hayal gücünü geliştirir ve yeni beceriler kazanmasına yardımcı olur. Ev içi sorumluluklar verin. Yaşlarına uygun görevler (sofra kurmak, çamaşır katlamak vb.) çocuklarda özgüveni artırır ve sorumluluk bilinci kazandırır. Yeni hobiler keşfetmelerine yardımcı olun. Satranç, kodlama, dans, yemek yapımı ya da fotoğrafçılık gibi hobi alanlarında yaz kurslarına katılım veya evde denemeler, tatili daha anlamlı hale getirir. Geziler ve kültürel aktiviteler planlayın. Müze, kütüphane, tiyatro ya da tarihi yer gezileri çocukların genel kültürünü artırırken tatilin öğretici yönünü de güçlendirir. Arkadaşlarla zaman geçirmelerini destekleyin. Sosyal becerilerin gelişmesi için çocukların yaşıtlarıyla oyun oynaması, birlikte etkinlikler yapması oldukça önemlidir. Ailece kaliteli zaman geçirin. Birlikte pikniğe gitmek, masa oyunu oynamak ya da film izlemek gibi aile içi bağları güçlendiren etkinliklere bolca vakit ayırın. Seyahatleri öğrenme fırsatına dönüştürün. Gideceğiniz tatil yerlerinde doğayı gözlemlemek, farklı şehirleri tanımak veya yöresel kültürleri keşfetmek çocukların ufkunu genişletir. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarını sürdürün. Tatilde abur cubur tüketimi ister istemez artacağından bu durumu sınırlandırın. Mevsime uygun meyve ve sebzelerle renkli tabaklar hazırlayın, su tüketimini artırmalarını sağlayın ve birlikte sağlıklı atıştırmalıklar yaparak beslenmeyi keyifli bir etkinliğe dönüştürün. Tatili yeniden başlangıç için değerlendirin. Tatilin sonlarına doğru çocuklarla birlikte yeni hedefler belirleyin ve bunları okullar açıldığında hatırlamak için yazın. Bu, hem okul için motive edici olur hem de öğrenmeye pozitif bir zemin hazırlar."
Aydın ev sahipliği yaptı, tatbikat gerçeğini aratmadı
19 Haziran 2025 Perşembe - 13:25 Aydın ev sahipliği yaptı, tatbikat gerçeğini aratmadı Aydın’ın ev sahipliğinde Denizli,Muğla ve Uşak illerinin katılımıyla Nazilli ilçesinde gerçekleştirilen tatbikatta, ekipler senaryo gereği meydana gelen tren kazasına başarıyla müdahale etti. Aydın, Denizli, Muğla ve Uşak illerini kapsayan 20. Bölge Kampı ve Tatbikatı, Nazilli ilçesindeki eski Sümerbank Basma Fabrikası sahasında başarıyla gerçekleştirildi. Senaryo gereği, Nazilli merkezine sefer yapan bir yolcu treninin hemzemin geçitte önüne çıkan araçla çarpışması sonucu meydana gelen kazaya müdahale edildi. Gerçeği aratmayan tatbikatta çok sayıda ekip, koordineli bir şekilde kurtarma çalışmaları yürüttü. Tatbikata, 5 UMKE kurtarma aracı, 5 ambulans, 1 acil müdahale aracı, 2 lojistik aracı, 1 Mobil KKM aracı, 1 emniyet aracı, 1 AFAD kurtarma aracı, 1 itfaiye aracı ve 67 UMKE Personeli, 5 emniyet personeli, 6 AFAD personeli, 4 itfaiye personeli, 27 gönüllü üniversite öğrencisi olmak üzere toplam 17 araç ve 109 personel katıldı. Afetlere hazırlık ve müdahale kapasitesinin artırılmasının hedeflendiği tatbikat, gerçeğini aratmazken, personellere de kendilerini geliştirme fırsatı sundu. Tatbikat sonrası Aydın İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Denizli, Muğla ve Uşak’tan gelen UMKE personeline, ayrıca, kurumlar arası işbirliği ve desteklerinden ötürü AFAD İl Müdürü Yalçın Mumcu ile yer tahsisine katkı sağlayan Sümer Kampüsü Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Özçağ’a teşekkür plaketi sunuldu.
5 yaşındaki Candaş Efe, topuk kanından erken teshisle sağlıklı büyüyor
19 Haziran 2025 Perşembe - 12:59 5 yaşındaki Candaş Efe, topuk kanından erken teshisle sağlıklı büyüyor Karaman’da doğumdan sonra alınan topuk kanı ile fenilketonüri teşhisi konulan 5 yaşındaki Candaş Efe, erken tanı sayesinde sağlıklı bir yaşam sürdürüyor. Efe’nin ailesi ve sağlık çalışanları, bu sürecin önemine değinerek tüm ebeveynleri tarama testlerini aksatmamaya davet etti. Karaman’da dünyaya gelen ve şimdi 5 yaşında olan Candaş Efe Aslan’a doğumdan hemen sonra alınan topuk kanının ardından fenilketonüri teşhisi konuldu. Kalıtsal ve metabolik bir hastalık olan fenilketonüri hastalığı erken teşhis edilen Candaş Efe, zamanında başlatılan tedaviyle şimdi sağlıklı bir şekilde büyüyor. "Aileler sosyal medyanın etkisinde kalmamalı" Hastalığın teşhis sürecini ve yaşadıkları zorlukları anlatan anne Hatice Aslan, "Efe sadece 9 günlükken bu hastalığın teşhisi koyuldu. Sağlık ocağından aradılar ve bize acilen Ankara, Adana ya da İstanbul gibi büyük şehirlerde bulunan bir merkeze gitmemiz gerektiğini söylediler. Hastalığın ne olduğunu bilmiyorduk, dünya başımıza yıkıldı. Hemen Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’ne gittik. Orada yapılan testlerle süreç başladı. Bu, hayatımızın en zor dönemlerinden biriydi. Fenilketonüri toplumda pek bilinmediği için sosyal hayatımızda da zorluklar yaşıyoruz, özellikle beslenme konusunda. Türkiye’de bu hastalık nadir görüldüğü için beslenme seçenekleri çok kısıtlı. Topuk kanı testinin mutlaka yapılması gerekiyor. Nadir hastalıkların çoğu topuk kanı sayesinde teşhis ediliyor. Aileler sosyal medyadaki topuk kanı ile ilgili olumsuz paylaşımların etkisinde kalmadan mutlaka topuk kanı testini yaptırmalı, çünkü çocuklarımızın geleceği buna bağlı" dedi. "Topuk kanı sayesinde biz şanslıydık" Efe’nin babası Murat Aslan ise sağlık çalışanlarının ilgisinden memnuniyet duyduklarını belirterek, "Bu hastalığın haberini alınca ilk başta eşimle adeta yıkılmıştık. Doktor bize topuk kanı sayesinde hastalığın erken teşhis edildiğini söyleyerek rahatlattı. Topuk kanı testi yaptırmayabilirdik ama biz şanslıydık. Doktor erken teşhis sayesinde Efe’de hiçbir sıkıntı olmayacak dedi. Allah’a şükür şuan hiçbir sıkıntısı yok. Doktorlarımız, hemşirelerimiz bu konuda çok hassas ve profesyoneller. Kan alırken bile çocuğumuzun canı yanmadan işlemi tamamlıyorlar" ifadelerini kullandı. "Erken tanı ile tedavi mümkün" Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Seçil Cezaroğlu ise fenilketonüri hastalığı hakkında bilgi vererek, "Fenilketonüri, proteinli gıdalarda bulunan fenilalanin adlı amino asidin karaciğerde parçalanamaması sonucu ortaya çıkan kalıtsal bir metabolizma hastalığıdır. Genetik geçişli bir rahatsızlık olduğu için özellikle akraba evliliklerinin sık olduğu ülkemizde daha sık görülmektedir. Erken tanı bu nedenle çok önemlidir. Altını çizerek belirtmek isterim ki bu hastalık tedavi edilebilmektedir. Bu nedenle tüm ailelerin ve sağlık çalışanlarının topuk kanı taramalarına büyük önem göstermesi gerekmektedir" şeklinde konuştu. "Hasta bebekler takip sistemiyle izleniyor" Karaman İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Çocuk, Ergen, Kadın ve Üreme Sağlığı (ÇEKÜS) Birimi’nde görev yapan hemşire Zeynep Pekel ise, "Sağlık kuruluşlarında alınan yeni doğan topuk kanlarının günlük olarak laboratuvarlarımıza gönderimini sağlıyoruz. İlgili sistem üzerinden günlük kontroller yaparak şüpheli sonuçları aile hekimliği birimleriyle paylaşıyor, aileleri bilgilendirerek gerekli yönlendirmeleri sağlıyoruz. Tanı alan ya da tanı sürecinde olan bebeklerimiz için oluşturulan takip sistemi sayesinde Toplum Sağlığı Merkezi personelimiz, aileleri her 6 ayda bir arayarak tedavi süreçlerini yakından izliyor" diye konuştu.
Vücut kitle indeksi ölçümü yapılan kişilerden yaklaşık yüzde 35’i fazka kilolu, yüzde 28’i obez çıktı
19 Haziran 2025 Perşembe - 12:47 Vücut kitle indeksi ölçümü yapılan kişilerden yaklaşık yüzde 35’i fazka kilolu, yüzde 28’i obez çıktı Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasının beşinci haftasının sonunda açıklanan verilere göre, vücut kitle indeksi ölçümü yapılan kişilerden yaklaşık yüzde 35’i fazla kilolu, yüzde 28’i ise obez çıktı. Sağlık Bakanlığının ülke genelinde hayata geçirdiği ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasının ilk beş haftası sonunda Türkiye genelinde yüzde 47,1’i erkek, yüzde 52,9’u kadın olmak üzere 3 milyon 572 bin 436 kişinin boy ve kilo ölçümleri gerçekleştirildi. Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan verilere göre, ölçümler sonucunda 2 milyon 221 bin 201 kişinin vücut kitle indeksi ‘normal’ kilo aralığının üzerinde çıktı. Ölçümü yapılan kişilerden, yaklaşık yüzde 5’inin ‘zayıf’, 32’sinin ‘normal’, yüzde 35’inin fazla kilolu ve yüzde 28’inin ise ‘obez’ aralığında olduğu; erkeklerde ‘fazla kiloluluk’, kadınlarda ise ‘obezite’ oranının fazla olduğu belirlendi. Kampanyanın beşinci haftasında rekor katılım gerçekleşti Sağlık Bakanlığı, ‘fazla kilolu’ olmanın getirdiği riskler konusunda toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla başlattığı ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasını sürdürüyor. 10 milyon kişiye ulaşılmanın hedeflendiği kampanyanın 7-13 Haziran tarihlerini kapsayan beşinci haftasında, rekor katılım gerçekleşti. 441 bin 269’u erkek, 489 bin 672’si kadın olmak üzere toplam 930 bin 941 kişinin boy-kilo ölçümü yapıldı. Ölçümü yapılanlardan sadece yüzde 5,9’u ‘zayıf’ aralığında çıktı Ölçümler sonucunda kampanya katılan kişilerin vücut kitle indeksi belirlendi. Bu verilerden hareketle yapılan analizde, kampanyaya katılan 930 bin 941 kişinin yüzde 5,9’unun zayıf (VKİ
Yaz aylarında güneş çarpması, klima kullanımı ve gıda zehirlenmelerine dikkat
19 Haziran 2025 Perşembe - 12:46 Yaz aylarında güneş çarpması, klima kullanımı ve gıda zehirlenmelerine dikkat Yaz mevsiminin etkisini artırmasıyla birlikte yüksek seyreden hava sıcaklıklarında halk sağlığı açısından risk oluşturan durumlara karşı dikkatli olunması uyarısında bulunan Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, yaz aylarında sık karşılaşılan sıcak çarpması, klima kullanımı ve gıda zehirlenmesi gibi sağlık sorunlarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Yüksek sıcaklıkların özellikle yaşlılar, çocuklar, hamileler ve kronik hastalığı olan bireyler için tehlikeli olabileceğini vurgulayan İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, sıcak çarpması, bayılma ve ciltte yanıklar gibi durumlara karşı uyarılarda bulundu. Öztürk: "Sıcak çarpması; yüksek sıcaklıklara uzun süre maruz kalma, susuz kalma veya aşırı fiziksel aktivite nedeniyle vücudun ısı dengesini sağlayamaması sonucu ortaya çıkan, acil müdahale gerektiren ciddi bir sağlık sorunudur. Yüksek ateş (40C ve üzeri), ani baş ağrısı ve sersemlik, aşırı terleme ya da terleyememe, hızlı nabız, bulantı, kusma, ciltte kuruluk ve sıcaklık, çarpıntı, bilinç bulanıklığı, bayılma veya nöbet geçirme gibi durumlar sıcak çarpması belirtileridir. Bu gibi durumlar oluştuğunda hemen müdahale edilmelidir; kişi serin bir ortama alınmalı, giysileri gevşetilmeli veya çıkarılmalı, vücut ıslak bezlerle silinerek ya da soğuk su, soğutucularla (vantilatör, klima vb.) soğutulmaya çalışılmalı, bilinci kapalıysa kesinlikle içmesi için sıvı verilmemeli ve en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Gerekli durumlar da hava yolu açılmalı ve suni solunum yapılmalıdır. Sıcak havalardan en çok etkilenen gruplar; 65 yaş ve üzerindeki yaşlılar, bakıma ihtiyacı olanlar (engelliler, yalnız yaşayanlar), 4 yaşından küçük çocuklar, hamileler, aşırı kilolular, açık alanda çalışanlar, kronik hastalığı olanlar ve sürekli ilaç kullanan (özellikle tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, depresyon ve uyku ilaçları) kişilerdir. Sıcak çarpması ve güneş yanıklarından korunmak için günün en sıcak 11.00 - 16.00 saatleri arasında gerekmedikçe dışarı çıkılmamalı, bol su tüketilmeli, aşırı kafein ve şekerli içeceklerden kaçınılmalı, hafif, bol, açık renkli ve pamuklu kıyafetler tercih edilmeli, güneşe çıkmadan önce en az 30 SPF (güneş koruma faktörü) içeren güneş kremi kullanılmalı, her 2-3 saatte bir güneş koruyucu kremi yenilenmeli, şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalı, kapalı ortamlarda mümkünse güneşlik kullanılmalı, serin alanlarda istirahat edilmelidir. Güneş yanığı oluştuğunda ise; soğuk kompres uygulanmalı, enfeksiyon riskinden dolayı kabarcıklar patlatılmamalı, şiddetli yanıklarda veya ateş varsa bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" şeklinde konuştu. Yaz aylarında klima kullanımı ve gıda zehirlenmeleri uyarısı Serinlemek amacıyla kullanılan klimaların bilinçsiz kullanımının da sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade eden İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk; "Ani sıcaklık değişimi nedeniyle solunum yolu enfeksiyonları (nezle, boğaz ağrısı, sinüzit), kas tutulmaları, boyun ve sırt ağrıları, astım ve alerjik reaksiyonlar, özellikle bakımı yapılmayan klimalar nedeniyle legionella bakterisinin çoğalması sonucu Lejyoner Hastalığı görülebilir. Bu nedenle yaz aylarında klimaların filtresi düzenli olarak temizlenmeli, klima sıcaklığı dış ortamdan çok düşük olmamalı, ideal iç ortam sıcaklığı 23-26C olmalı, uzun süre doğrudan klimaya maruz kalınmamalıdır. Yine sıcak havalar; bakteri, virüs ve toksinlerin gıdalarda hızla çoğalmasına neden olduğundan dolayı ishal, kusma, mide krampları gibi belirtilerle seyreden gıda zehirlenmeleri de yaz aylarında sıkça görülebilmektedir. Gıda tüketiminde özellikle şunlara dikkat edilmelidir; sokakta, açıkta satılan yiyecekler tüketilmemeli, et, süt, yumurta gibi kolay bozulan ürünler mutlaka buzdolabında saklanmalı, pişmiş gıdalar uzun süre dışarıda bekletilmemeli, eller yemek öncesi mutlaka yıkanmalı, tat ve koku değişimi olan gıdalar asla tüketilmemelidir" dedi.
Eskişehir’de yetişkin ve bebek ölüm hızı arttı
19 Haziran 2025 Perşembe - 12:07 Eskişehir’de yetişkin ve bebek ölüm hızı arttı Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı ‘Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri, 2024’ verilerine göre, Eskişehir’de geçen yıl bir önceki yıla göre yetişkin ve bebek ölüm hızında artış yaşandı. Ülke genelindeki ölüm sayısı 2023 yılında 526 bin 416 iken, 2024 yılında 489 bin 361 oldu. Ölen kişilerin 2024 yılında yüzde 54,8’ini erkekler, yüzde 45,2’sini kadınlar oluşturdu Eskişehir’de ise geçen yıl bir önceki yıla göre ölen kişi sayısı 6 bin 409 dan 6 bin 662’ye yükseldi. Eskişehir’de 2023 yılında 3 bin 419 erkek ve 2 bin 990 olmak üzere 6 bin 409, 2024 yılında ise 3 bin 650 erkek, 3 bin 47 kadın olmak üzere 6 bin 652 kişi öldü. Ülke genelinde düştü, Eskişehir’de arttı Kaba ölüm hızı ise 2023’de ülke ortalaması 6,2’den 5,7’ye düşerken, Eskişehir bir önceki yıl 7,0 olan ortalama 7,2’ye yükseldi. En çok ölüm sebebi dolaşım sistemi hastalıkları Eskişehir’de ölüm sebepleri başında dolaşım sistemleri hastalıkları geldi. Geçen yıl 2 bin 349 kişi bu rahatsızlıktan, bin 43 kişi iyi ve kökü tümör, 982 kişi solunum sistemleri, 264 kişi sinir sistemi ve duyu organı, 397 kişi iç salgı bezi, beslenme ve metabolizma ve 202 kişi de dış yaralanma ve zehirlenmeden hayatını kaybetti. Bebek ölüm hızı arttı Bebek ölüm hızı 2023’de ülke ortalaması 10,1 den 9,0 düşerken, Eskişehir’de 4,9 dan 5,6 ya yükseldi. Beş yaş altı ölüm hızı ise 6,8’den 6,5 düşerek ülke ortalaması olan 11,1’in altıda gerçekleşti.