Son Dakika
|
Bıçaklı saldırıya uğrayan taksici dehşet anlarını anlattı!
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
Özkan Yalım yeni bir ek ifade vermek üzere Çağlayan Adliyesine götürüldü
Sarıyer’de İETT otobüsü alev topuna döndü
İzmir’de taksiciye bıçaklı gasp girişimi araç kamerasında
Adalet Bakanı Gürlek: "15 bin sözleşmeli personel alımı yapacağız"
Şarkıcı Yusuf Güney adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
İstanbul merkezli 16 ilde DEAŞ operasyonu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Galatasaray’ın Uruguaylı yıldızı Torreira’ya yumruklu saldırı
Yaş çay alım fiyatı 35 lira olarak belirlendi
Vali Tavlı’dan sel açıklaması: "Can kaybı ve yaralanma yok, iş yerlerinde zararlar mevcut"
Dışişleri Bakanı Fidan, Katar Türk Okulu'nun inşaatını ziyaret etti
Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde "Mukaddes emanetler" sergisi ziyarete açıldı
Manavgat’da ’pes’ dedirten görüntü cezasız kalmadı
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
SAĞLIK
Zonguldak’ta Eczacılık Günü paneli düzenlendi
12 Mayıs 2026 Salı - 19:12:23
14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında 17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası tarafından düzenlenen panelde, eczacıların sağlık sistemindeki rolü ve mesleki sorunlar ele alındı. Oda konferans salonunda gerçekleştirilen panele,TEB Genel Başkanı Ecz. Mehmet İrfan Demirci, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Bartın Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, Zonguldak İl Sağlık Müdürü Mustafa Özkan Gün, BEUN Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Safi Öz, Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği Başkanı Sait Yücel ve çok sayıda akademisyen ile eczacı katıldı. Programda konuşan TEB Genel Başkanı Mehmet İrfan Demirci, eczacıların sağlık sistemindeki önemine dikkat çekerek, "Birinci basamak sağlık hizmetinin merkezinde eczacılar olmalı" dedi. İnternet üzerinden ilaç ve gıda takviyesi satışına ilişkin düzenlemelere de tepki gösteren Demirci, bu uygulamaların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Esra Geyikli ise açılış konuşmasında mesleki dayanışmanın önemine vurgu yaparak, bu tür organizasyonların sektör açısından büyük değer taşıdığını söyledi. Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem de eczacıların toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlendiğini belirterek, " Toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlenen tüm eczacılarımızın Eczacılık Bayramı’nı kutluyor, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
12 Mayıs 2026 Salı - 19:10
Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü’nde yürüdüler
Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde 10 Mayıs Dünya Sağlık için Hareket Et Günü etkinlikleri kapsamında Kemal Köksal Şehir Stadyumu’nda "Sağlıklı ve Hareketli Yaşama Merhaba " yürüyüşü düzenlendi. İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Koordinasyonunda düzenlenen yürüyüş etkinliğinde sağlık çalışanlarının yanı sıra Fener İlkokulunda eğitim gören minik öğrenciler düzenlenen etkinliğe katılarak renkli görüntülere sahne oldular. Yürüyüşün ardından Fener İlkokulu öğrencilerine yönelik eski Milli Atlet Hüseyin Orhun Demircan tarafından öğrencilere Şehir stadyumda koşu ve çeşitli fiziksel aktiviteler de bulundurdu. Programın ardından minik öğrencilere elma ikram edildi. Güzel bir organizasyon altında düzenlenen Yürüyüşün ardından bir açıklama yapan Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün , Fiziksel aktif olmanın ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanın önemine dikkat çekerek , ‘’Toplumda fiziksel aktivitenin artırılması hükümetler, tüm kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütleri dahil herkesin sorumluluğunda olup her yaş ve cinsiyetten engelli bireyler de dahil toplumun her kesimi için günlük 30-60 dakika orta yoğunlukta bir fiziksel aktivite ciddi hastalıkları önlemek için güçlü bir araç ve uygun maliyetli bir halk sağlığını iyileştirme yöntemidir. Ülkemizde de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü, her yıl Bakanlığımızın Koordinasyonunda diğer paydaş kurum, kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri ile birlikte toplum bilincini ve farkındalığını arttırmak amacı ile 81 ilimizde düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Fiziksel aktivite, günlük yaşam içerisinde kas ve eklemlerimizi kullanarak enerji tüketimi ile gerçekleşen herhangi bir bedensel hareket olarak tanımlanmaktadır. Bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığının geliştirilmesinde temel araçlardan biridir. Bir halk sağlığı sorununu gidermenin yanında, aynı zamanda toplum refahını, çevrenin korunmasını teşvik eder ve gelecek nesillere yönelik bir yatırım oluşturur. Sağlığın korunması ve geliştirilmesi için haftada 150 dakikalık (haftanın 5 günü 30 dakikalık) orta şiddette bir egzersiz yetişkinler açısından yeterlidir. 1-4 yaş arası çocuklar, gün içinde farklı şiddetlerde toplam 180 dakikalık fiziksel aktivite yapmalıdırlar. 5-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenler için ise, günde 60 dakika, orta şiddetliden yüksek şiddetli aktivitelere doğru şiddeti değişen aktiviteler önerilmektedir.’’ diyerek sağlıklı yaşam için fiziksel aktivitenin önemini vurguladı.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:23
Yağışlar sonrası çiftçilere hububat tarlalarında hastalık riski uyarısı: "Hastalık çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur"
Sivas Valiliği ile Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde etkili olan yağışlı hava ve sonrasında artan sıcaklıkların hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riskini artırdığına dikkat çekerek çiftçilere uyarıda bulundu. Sivas’ta son günlerde etkili olan yağışlı hava ve ardından yükselen sıcaklıklar nedeniyle hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riski arttı. Sivas Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere tarlalarını sık sık kontrol etmeleri ve hastalık belirtilerine karşı erken mücadele başlatmaları çağrısında bulundu. Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Sinan Berk, "İlimizde son dönemlerde etkili olan yağışların ve serin hava şartlarının etkisiyle hububat alanlarında sarı pas hastalığı ve septorya kök çürüklüğü riski ciddi şekilde artmıştır. Bu hastalıklar yüksek ve sık ekim yapılan, aşırı azotlu gübre kullanılan ve hava sirkülasyonunun yetersiz olduğu alanlarda hızla yayılmaktadır. Hastalık çıktıktan sonra değil, çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" dedi. "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir" İl ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan teknik ekiplerin sezon boyunca arazi kontrollerini sürdürdüğünü belirten Berk, üreticilerin gelişmeleri yakından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade ederek, "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir. Bereketli ve kayıpsız bir sezon diliyoruz" diye konuştu. "Hastalık görüldüğü anda müdahaleye başlanmalıdır" Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Cihangir Bölücek ise pas hastalıklarıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerin uygulanması gerektiğini belirtti. Bölücek, "Ekim normlarına uyulmalı, sık ekimden kaçınılmalı ve dengeli gübreleme yapılmalıdır. Azotlu gübrenin fazla kullanılması hastalığın yayılmasını artırır. Ayrıca dayanıklı ve toleranslı çeşitlerin tercih edilmesi önemlidir. Tüm bu tedbirlerin ardından hava şartlarına bağlı olarak hastalık yaygınlaşıyorsa, tarlalar düzenli kontrol edilmeli ve hastalık görüldüğü ilk anda mücadeleye başlanmalıdır" ifadelerini kullandı. Sarı pas hastalığı Ziraat Mühendisi Banu Hasdemir de sarı pas hastalığının belirtileri hakkında bilgi vererek, "Sarı pas hastalığında yapraklarda makine dikişi şeklinde sıralı sarı çizgiler ve tozlanma görülür. Tarlaya girildiğinde pantolona sarı renk bulaşıyorsa hastalık aktif şekilde yayılıyor demektir. Septorya hastalığında ise yapraklarda kahverengi lekeler oluşur, zamanla yapraklar kurur ve bitkinin gelişimi zayıflar. Kök çürüklüğünde köklerde zarar meydana gelir, bitkide sararma, cılız kalma ve yatmalar görülür" dedi. Nemli bahar aylarında hızla yayılıyor Bu hastalıklarla mücadele edilmediği takdirde yüzde 50’ye varan verim kayıplarının yaşanabileceğini belirten Hasdemir, ürün kalitesinde düşüş, tohumluk ve yemlik değerinde azalma görülebileceğini, bazı durumlarda ise yem olarak kullanılan ürünlerde acılaşmaların ortaya çıkabileceğini söyledi. Öte yandan uzmanlar, sarı pas hastalığının "Puccinia striiformis" mantarının neden olduğu ciddi bir mantari hastalık olduğunu belirterek, özellikle serin ve nemli bahar aylarında hızla yayılarak önemli verim kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekti.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:06
Sivas’ta hastanın göğüs duvarındaki 8 kiloluk tümör başarıyla çıkarıldı
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki hastanın göğüs duvarındaki yaklaşık 8 kiloluk dev tümör alındı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki Saniye Elmalı uzun yıllardır yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi sağlık probleminden kurtarıldı. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü operasyon, multidisipliner yaklaşımın başarılı örneklerinden biri oldu. Hastanın uzun yıllardır göğüs duvarında bulunan büyük bir kitle ile yaşamını sürdürdüğünü belirten Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Özbey, süreçle ilgili yaptığı açıklamada, "Bu tür göğüs duvarı tümörleri nadir görülen olgulardır. Hastamız uzun yıllardır bu kitle ile yaşamış ve daha sonra kliniğimize başvurmuştur. Yapılan değerlendirmelerin ardından cerrahi müdahale kararı aldık. Ancak bu tür büyük ve kompleks ameliyatlar ekip çalışmasını gerektirir. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte multidisipliner bir yaklaşım sergiledik. Ameliyatımız başarıyla tamamlandı ve hastamızın genel durumu oldukça iyi" ifadelerini kullandı. Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sinan Soylu ise hastanın ameliyat sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Hastamızda sağ göğüs bölgesinde, kaburga travmasına bağlı geliştiği düşünülen ve göğüs duvarını etkileyen büyük bir kitle mevcuttu. Göğüs Cerrahisi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte planlı bir operasyon gerçekleştirdik. Oldukça kapsamlı bir cerrahiydi ancak ekip uyumu sayesinde operasyon başarıyla tamamlandı. Hastamızın genel durumu şu an stabil ve iyidir" dedi. Operasyonda Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Handan Derebaşınlıoğlu da yer aldı. Ameliyat sırasında hastadan çıkarılan kitlenin yaklaşık 7 kilo 750 gram ağırlığında olduğu açıklandı. Sağlığına kavuşan Saniye Elmalı ise duygularını, "Uzun yıllardır bu rahatsızlıkla yaşıyordum. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Hocam ve tüm ekibe minnettarım. Derdimden kurtardılar, hepsinden Allah razı olsun" sözleriyle ifade etti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi yetkilileri, bu tür zorlu vakalarda farklı branşların ortak çalışmasının hem başarı oranını artırdığını hem de hastalara daha güvenli tedavi imkânı sunduğunu vurguladı. Modern tıbbi altyapısı, alanında uzman akademik kadrosu ve hasta odaklı sağlık hizmet anlayışıyla dikkat çeken Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Üniversite, bilimsel birikimi ve güçlü sağlık kadrosuyla yalnızca Sivas’a değil, çevre illere de nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
2
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
3
12 Mayıs 2026 Salı- 12:34
Lilly Türkiye’nin oluşturduğu deneyim alanında obezite masaya yatırıldı
4
12 Mayıs 2026 Salı- 09:09
Ağrıyı göz ardı eden bel fıtığı hastalarına uyarı: "Sinir baskısı ilerleyebilir"
5
12 Mayıs 2026 Salı- 13:03
"Türkiye’deki hantavirüs insandan insana bulaşmıyor"
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:38
Toplumsal bilinç için skolyoz balonları havalandı
Skolyoz Farkındalık Ayı’na özel düzenlenen etkinlikte konuşan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Turgut Akgül, skolyozun korkulacak bir rahatsızlık olmadığını, tedavide erken teşhisin önemine değindi. Akgül, "Tedavi için elimizde çok etkili yöntemler var. Erken teşhis edilen skolyozlarda, ameliyat dışı yöntemlerle hastalığın ilerlemesini başarıyla durdurabiliyoruz" diye konuştu.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:30
Onikişubat’ta ’Sağlıklı Yaşam’ semineri
Kahramanmaraş’ın Onikişubat Belediyesi ’Sağlıklı Yaşam’ noktasında personellerini alanının uzmanlarıyla buluşturdu. Onikişubat Belediyesi ve İlçe Sağlık Müdürlüğünün iş birliğiyle düzenlenen seminerde, sağlıklı yaşam, koruyucu sağlık hizmetleri ve toplumsal farkındalık konularına odaklanıldı. Sağlık alanındaki güncel başlıkların ele alındığı eğitim, personelin bilgi düzeyinin artırılması ve bilinçli hizmet üretimine katkı sağlama hedefiyle gerçekleştirildi. Eğitim programı kapsamında İlçe Sağlık Müdürü Dr. Gülsüm Kerkütlüoğlu, Sağlıklı Hayat Merkezleri’nin işleyişi ve sunduğu hizmetler hakkında bilgilendirme yaptı. Merkezlerin birey ve toplum sağlığı açısından oynadığı rol, örnek uygulamalarla aktarıldı.Eğitim sonunda katılımcılara yönelik soru-cevap bölümüyle program tamamlandı. Onikişubat Belediyesinin farklı başlıklarda düzenlediği kurumsal eğitimlerin yıl boyunca periyodik olarak sürdürüleceği bildirildi.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:27
Toplumsal bilinç için skolyoz balonları havalandı
Skolyoz Farkındalık Ayına özel düzenlenen etkinlikte konuşan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Turgut Akgül, skolyozun korkulacak bir rahatsızlık olmadığını, tedavide erken teşhisin önemine değindi. Akgül, "Tedavi için elimizde çok etkili yöntemler var. Erken teşhis edilen skolyozlarda, ameliyat dışı yöntemlerle hastalığın ilerlemesini başarıyla durdurabiliyoruz" diye konuştu. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, ’Skolyoz Farkındalık Ayı’ kapsamında farkındalığı artırmak, bilimsel bilgi ve deneyim paylaşımını teşvik etmek ve hasta hikâyelerini kamuoyuyla buluşturmak amacıyla kapsamlı bir etkinlik düzenledi. ‘Skolyozda Bilgi ve Tecrübe Paylaşımı Beraber Mücadele’ Programı’ etkinliğinde, skolyozun tanı ve tedavi süreçleri ele alınırken hastalığa dair farkındalık oluşturulması için önemli mesajlar da paylaşıldı. Etkinlikte; Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Abdullah sert, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Turgut Akgül, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Özcan Kaya, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Çiğdem Çınar, Tıbbi Genetik ve Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezi Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Ocak ile Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Günay Budagova skolyozla ilgili tüm detayları anlattı. Korkmaya gerek yok, ilerlemeyi durduruyoruz Prof. Dr. Turgut Akgül, "Skolyoz korkulacak bir rahatsızlık değil. Bu yüzden skolyozla karşılaşıldığında sakin kalmalarını öneriyoruz. Skolyozun tedavisi var ve elimizde çok etkili yöntemler bulunuyor. Önemli olan, tedaviye erken başlamak. Erken teşhis edilen skolyozlarda, ameliyat dışı yöntemlerle hastalığın ilerlemesini başarıyla durdurabiliyoruz. Eğer skolyoz ilerler ve ameliyat gerektiren bir duruma gelirse korkmaya gerek yok. Günümüz teknolojisiyle çok başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Ameliyat olmuş çocuklarımız hayatlarından memnun ve normal yaşamlarına sorunsuz devam edebiliyorlar" açıklaması yaptı. "Skolyozu en çok terziler fark ediyor" Tedavi yöntemlerinin her hasta için aynı sonuç veremeyebileceğini belirten Prof. Dr. Akgül, "Bu yüzden genç hekimlerimiz ve hastalarımız yeni yöntemler peşinde koşuyor. Ancak her tedavi her hastaya uygun olmayabilir. Bu nedenle, hastaya özel doğru tedaviyi seçmek çok önemli. Uygun tedaviyle çok başarılı sonuçlar alabiliyoruz. Skolyozun neden olduğu şekil bozukluklarını en çok kim fark ediyor? Genellikle beden eğitimi öğretmenleri, spor hocaları ve terziler. Özellikle genç kızlarda, mezuniyet veya balo gibi özel günlerde kıyafet provaları sırasında terziler veya aile büyükleri asimetriyi fark edebiliyor. Eğer vücutta bir asimetri gözlemlenirse, mutlaka skolyoz açısından değerlendirilmeli" dedi. Prof. Dr. Akgül sözlerine son olarak şunları ekledi: "Sporun skolyoz üzerinde etkisi var mı? Hayır, ne olumlu ne de olumsuz bir etkisi yok. Skolyozlu çocuklar normal bireylerden farklı değil. İstediği her şeyi yapabilirler. Spor yapmaları skolyozu ne düzeltir ne de kötüleştirir. Ancak spordan uzak durmalarına gerek yok. Maraton koşup altın madalya alan, yüzmede başarı elde eden skolyozlu çocuklar var. Spor skolyozu iyileştirmez, ama çocukları spordan koparmak da doğru değil. Spor yapmalarını teşvik ediyoruz." "Sosyal medyadaki bilgi kirliliği yersiz endişelere yol açıyor" "Skolyoz, günümüzde en bilinen omurga deformitelerinden biri" diyen Doç. Dr. Özcan Kaya, "Bu bilinirliğin artmasında sosyal medyanın payı oldukça büyük. İnsanlar sosyal medyada skolyoz hakkında bilgi arıyor ve bu konuda daha bilinçli hale geliyor. Ancak bu durum, aynı zamanda bilgi kirliliği nedeniyle endişe ve korkuları da beraberinde getiriyor. Toplumda skolyozla ilgili ciddi bir korku oluşmuş durumda. Uzmanlar olarak bizler, bu durumun korkulacak bir şey olmadığını insanlara anlatmak zorundayız" dedi. "Sosyal medyadaki bilgi kirliliği, ailelerde ve çocuklarda skolyozun tedavisi konusunda yersiz endişelere yol açıyor" diyen Doç. Dr. Özcan Kaya sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu yüzden skolyoz farkındalığını artırmak ve bu endişeleri gidermek için bir çaba gerekiyor. Dünya Skolyoz Araştırma Cemiyeti öncülüğünde başlatılan bir hareketle, her yıl Haziran ayı dünya genelinde Skolyoz Farkındalık Ayı olarak kutlanıyor. Bu kapsamda, 21 Haziran’da İstanbul’da Boğaziçi Köprüsü yeşil renk ile ışıklandırıldı. Neden yeşil? Çünkü skolyozun rengi yeşildir. Skolyoz Farkındalık Ayı’nın amacı, insanlara bu durumun var olduğunu, ancak korkuya kapılmadan neler yapılabileceğini anlatmak. Hastalarımıza ve ailelere şunu söylüyoruz: Endişelenmeye gerek yok, korkmayın. Skolyozun tedavisi mümkün. Korse tedavisi, fizik tedavi ve skolyoza özgü egzersizlerle bu sorunu kontrol altına alabiliyoruz. Gerektiğinde ise cerrahi tedavi, bu problemi çözmede son derece etkili bir yöntem." Programın sonunda, toplumsal farkındalığın simgesi olarak hastane önünde gökyüzüne balonlar uçuruldu. (NŞ-
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:21
Anneliğin görünmeyen yüzü: Lohusalık sendromu
Psikolog İrem Durna, lohusalık sendromunun korkulacak bir durum olmadığını, anlayış ve destekle kolaylıkla üstesinden gelinebileceğini söyledi. Uzmanlar, doğumu bir kadının hayatında hem fiziksel hem de duygusal olarak derin değişimlere yol açan bir deneyim olarak tanımlıyor. Ancak bu büyük dönüşüm süreci her zaman mutluluk tabloları ile uyuşmuyor. Doğum sonrası dönemde bazı kadınlar lohusalık sendromu diye bilinen, duygusal olarak zorlu bir süreçle karşılaşabiliyor. Medicana International Samsun Hastanesi Psikoloğu İrem Durna, lohusalık sendromu ile başa çıkmanın yollarını aktardı. Lohusalık sendromunun belirtilerinden bahseden Psikolog İrem Durna, "Lohusalık sendromunun en önemli belirtileri; aşırı duygusal tepkiler, enerji kaybı ve halsizlik, konsantrasyon zorluğu, başkalarından uzaklaşma, değersizlik veya suçluluk hissi, keyif alamama (anhedoni), kendi duygularını tanımlayamama, baş ağrısı, mide rahatsızlıkları, hızlı kalp atışı gibi stres kaynaklı fiziksel şikayetler. kaygı bozukluğu ve obsesif düşüncelerdir. Bu belirtiler, annenin günlük yaşamını olumsuz etkileyebileceği gibi, bebekle sağlıklı bir bağ kurmasını da zorlaştırabilir" dedi. "Lohusalık sendromunun üstesinden gelmek mümkün" Sendromun çözümü hakkında da bilgi veren İrem Durna, "Lohusalık sendromunun en önemli özelliklerinden biri, profesyonel destekle tamamen çözülebilir olmasıdır. Psikoterapi, annenin duygularını anlamasına ve bunlarla başa çıkmasına yardımcı olabilir. Özellikle bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi yöntemler, annenin olumsuz düşüncelerle baş etmesine yardımcı olur. Lohusalık sendromu, korkulacak bir durum değildir; aksine, anlayış ve destekle kolaylıkla üstesinden gelinebilir. Bu dönemde annenin kendisine şunu hatırlatması önemlidir; ‘mükemmel olmak zorunda değilim, elimden gelenin en iyisini yapıyorum.’ Unutmayın, yalnız değilsiniz. Lohusalık sendromuyla baş etmek, hem bireysel hem toplumsal bir farkındalık meselesidir. Annelerin bu süreci paylaşması, yalnızca kendilerini değil, aynı zamanda diğer anneleri de güçlendirecek bir adımdır" diye konuştu.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:14
Uzmanı uyardı: Kız çocuklarında anoreksiya nervoza riski daha fazla
Sosyal medya fenomeni Nihal Candan’ın hayatını kaybetmesiyle son günlerde gündeme gelen anoreksiya nervoza hastalığı hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Şule Arslan, sosyal medyanın da etkisiyle özellikle kız çocuklarının risk altında olduğunu belirtti. Arslan, anoreksiya nervoza hastalarının bazı yemek ritüelleri geliştirdiği uyarısında bulundu.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:11
"Kalp ve böbrek hastaları sıcak çarpmasına karşı daha dikkatli olmalı"
Yaz aylarında artan sıcak çarpması riski hakkında uyarılarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Kamil Cezgin, "Yüksek sıcaklık ve yüksek nem seviyeleri, sıcak çarpmasına yol açabilir. Kalp hastalığı, solunum problemleri, diyabet, obezite ve böbrek hastalığı gibi kronik sağlık sorunları olan bireyler, sıcak çarpması açısından daha fazla risk altındadır. Sıcak havalarda vücudun su kaybını önlemek için yeterli miktarda sıvı tüketmek önemlidir" dedi. Medical Park Ataşehir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Kamil Cezgin, sıcak çarpması hakkında açıklamalarda bulundu. Sıcak çarpmasının, vücut sıcaklığının aşırı yükselmesiyle ortaya çıkan ve hayati tehlike oluşturan bir durum olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Cenzgin, "Normalde vücut, sıcaklık dengesini korumak için terleme yoluyla ısısını düzenler. Ancak aşırı sıcak ve nemli bir ortamda uzun süre kalmak veya yoğun fiziksel aktivite sırasında bu mekanizma başarısız olabilir. Sonuçta vücut aşırı ısınır ve ısı düzenleme sistemi etkilenir. Aşırı sıcaklık, vücut organlarının ve sistemlerinin normal işlevlerini etkileyebilir ve hayati organlara zarar verebilir" diye konuştu. "Yüksek sıcaklık ve nemli hava koşulları neden olabilir" Sıcak çarpmasının nedenlerinden bahseden Uzm. Dr. Cezgin, "Yüksek sıcaklık ve nemli hava koşulları sıcak çarpmasına neden olabilir. Bu koşullar altında vücut, terleme yoluyla ısısını düzenleyemez ve sıcaklık artışı oluşur. Aşırı sıcak ve nemli bir ortamda uzun süre kalmak, sıcak çarpmasının riskini artırır. Özellikle açık havada çalışan işçiler, sporcular, askerler ve açık hava etkinliklerine katılan bireyler bu risk altındadır. Sıcak havalarda yoğun fiziksel aktivite de sıcak çarpmasına neden olabilir. Vücut ısısının artmasına ve terleme oranının yükselmesine yol açar. Bu da sıcak çarpması riskini artırır. Özellikle aşırı egzersiz yapan sporcular ve fiziksel işlerde çalışan bireyler bu risk altındadır" şeklinde konuştu. "İleri yaştakiler risk altında" İleri yaş ve kronik hastalığı olanların da risk altında olduklarının altını çizen Uzm. Dr. Cezgin, "İleri yaştakiler ve çocuklar sıcak çarpması açısından daha savunmasızdır. Vücut ısı düzenleme mekanizmalarının daha az etkili olduğu yaşlılarda sıcak çarpması riski artar. Kalp hastalığı, solunum problemleri, diyabet, obezite ve böbrek hastalığı gibi kronik sağlık sorunları olan bireyler de sıcak çarpması açısından daha fazla risk altındadır. *Bunların dışında bazı ilaçlar, vücut ısı düzenlemesini etkileyerek sıcak çarpması riskini artırabilir. Özellikle antidepresanlar, antihistaminikler ve bazı tansiyon ilaçları bu riski artırabilir" dedi. "Yüksek ateş ve baş dönmesi görülebilir" Uzm. Dr. Cezgin, sıcak çarpmasında görülebilecek belirtileri şöyle açıkladı: Yüksek ateş: Vücut sıcaklığı tehlikeli seviyelere yükselirken, kişinin ateşi hızla artar. Genellikle 40 derece veya daha yüksek bir ateş görülebilir. Nabız hızlanması: Kalp, vücudu soğutmak için daha fazla çalışır. Bu nedenle nabız hızlanır ve derinleşir. Nabız, normalden daha hızlı atar. Baş dönmesi ve sersemlik: Kişi baş dönmesi ve sersemlik hissi yaşayabilir. Denge sorunları ortaya çıkabilir ve kişi zorlukla ayakta durabilir. Ciltte değişiklikler: Sıcak çarpması durumunda cilt renginde değişiklikler görülebilir. Cilt kızarabilir veya solgunlaşabilir. Cilt sıcak ve kuru olabilir. Şiddetli baş ağrısı: Yoğun baş ağrıları ortaya çıkabilir. Baş ağrısı genellikle şiddetli ve dayanılmaz olabilir. Halsizlik ve yorgunluk: Vücut sıcaklık düzenlemesindeki bozukluk nedeniyle enerji düşebilir ve kişi halsizlik ve yorgunluk hissi yaşayabilir. Nefes darlığı: Nefes alıp vermede zorluk yaşanabilir. Nefes darlığı hissi oluşabilir. Bulantı ve kusma: Sıcak çarpması belirtileri arasında bulantı ve kusma da görülebilir. Vücutta su ve elektrolit dengesindeki bozulma nedeniyle sindirim sistemi etkilenebilir. "Sıcak çarpmasını önleyecek tavsiyeler" Uzm. Dr. Cezgin, sıcak çarpmasından korunmak için şu önerilerde bulundu: "Sıcak havalarda vücudun su kaybını önlemek için yeterli miktarda sıvı tüketmek önemlidir. Özellikle su, elektrolit içecekleri veya sporcu içecekleri gibi hidrasyonu destekleyen içecekler tercih edilmelidir. Sıvı alımı düzenli ve sürekli olarak yapılmalıdır. Yüksek sıcaklık ve nemin olduğu zamanlarda, mümkün olduğunca serin bir ortamda kalınmalıdır. Klima kullanmak, gölgeli veya havalandırmalı alanlarda bulunmak, sıcak çarpmasını önlemek için önemlidir. Sıcak çarpmasından korunmak için nefes alabilen kumaşlardan yapılmış giysileri tercih etmek uygun olur. Hafif renkli ve gevşek giysiler, terlemeyi artırarak vücut sıcaklığının düzenlenmesine yardımcı olur. Yoğun fiziksel aktiviteler, en sıcak saatlerde yapılmaktan kaçınılmalıdır. Özellikle öğle saatlerindeki güneşin en yoğun olduğu dönemde aktiviteleri sınırlamak veya gölgeli alanlarda gerçekleştirmek önemlidir. Şapka veya şapka benzeri bir başlık takmak, güneş ışınlarından korunmaya yardımcı olur. Hava durumu raporlarını düzenli kontrol etmek, yüksek sıcaklık ve nem koşullarında bilinçli olmanızı sağlar. Buna göre planlar yapmak ve gerektiğinde önlemler almak önemlidir." "Sıcak çarpması durumunda vücut sıcaklığı düşürülmeli" Tedavi yollarına değinen Uzm. Dr. Cezgin, "Sıcak çarpması durumunda en önemli adımlardan biri, vücut sıcaklığını hızlı bir şekilde düşürmektir. Hasta serin bir ortama alınır, giysileri çıkarılır, soğuk kompres veya buz uygulanır. Sıcak çarpması durumunda vücuttaki sıvı ve elektrolit dengesinin düzeltilmesi önemlidir. Sıvı kaybını yerine koymak için oral veya intravenöz yolla sıvı takviyesi yapılır. Hastanın semptomlarına yönelik tedavi önlemleri alınır. Baş ağrısı için ağrı kesiciler, bulantı ve kusma için bulantı kesiciler kullanılabilir. Bilinç değişiklikleri varsa, hastanın solunumu ve dolaşımı desteklenir. Sıcak çarpması ciddi bir durum olduğunda hastanın hastaneye yatırılması gerekebilir. Hastanede, durumu izlenir ve gerektiğinde ileri tedavi yöntemleri uygulanır" şeklinde konuştu.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 08:59
Uzmanı uyardı: Kız çocuklarında anoreksiya nervoza riski daha fazla
Sosyal medya fenomeni Nihal Candan’ın hayatını kaybetmesiyle son günlerde gündeme gelen anoreksiya nervoza hastalığı hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Şule Arslan, sosyal medyanın da etkisiyle özellikle kız çocuklarının risk altında olduğunu belirtti. Arslan, anoreksiya nervoza hastalarının bazı yemek ritüelleri geliştirdiği uyarısında bulundu. İstanbul Aydın Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Şule Arslan, anoreksiya nervozanın ölüm riski en yüksek psikiyatrik hastalık olduğunu belirterek, hastalığın belirtileri, ilerleyişi ve tedavisi hakkında bilgi verdi. Hızlı kilo verme eğiliminin anoreksiya nervozaya kadar götürebildiğini belirten Arslan, "Günümüzde estetik kaygılar, sosyal medya baskısı ve diyet kültürü gibi sebeplerle kişiler çok hızlı bir şekilde kilo verme eğilimi göstermeye başladılar. Çok kısa sürede sonuç almak isteyen bireyler, çok düşük kalorili diyetler, öğün atlama, yanlış beslenme modelleri ya da çok yüksek yoğunluklu egzersiz yapma gibi bazı davranışlara yönlenebiliyorlar" dedi. "Adet döngüsünün durması ve kemik erimesine neden oluyor" Hızlı kilo kaybı sonucu vücutta kas kütlesi ve su kaybı meydana geldiğini belirten Dr. Şule Arslan, "Vücuttaki kas kütlesinin kaybı da vücut fonksiyonlarının bozulmasına ve bazal metabolizma hızının azalmasına sebep oluyor. Çok düşük kalorili diyetler de bazal metabolik hızın azalmasına neden oluyor. Hızlı kilo kaybı sırasında elektrolit kayıpları da meydan geliyor. Özellikle potasyom, sodyum ve magnezyum kayıpları kalp debisinin bozulmasına, ritim bozukluklarına ve ani ölümlere yol açabiliyor. Kadınlarda çok düşük kalorili beslenme adet döngüsünün durmasına sebep olabiliyor. Bu durumda kemik mineral yoğunluğunun azalmasına osteopeni ve osteoporoza (kemik erimesi) sebep olabiliyor" diye konuştu. "İntihara sebep olabiliyor" Dr. Şule Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Anoreksiya nervoza aslında kişinin beden algısının bozulması, çok düşük kalorili yemek yemeyle karakterize psikiyatrik bir hastalık, fiziksel belirtileri arasında yorgunluk, organ hasarları, kadınlarda adet döngüsünün bozulması gibi durumlar söz konusuyken psikolojik olarak da depresyon, anksiyete hatta intihar yönelimleri söz konusu olabiliyor." Boy kilo endeksi (BKE) değerinin 17’nin altına indiği durumlarda anoreksiya nervozanın başladığını söyleyen Dr. Arslan, 15’in altında olduğu durumlarda ise hastalığın çok ciddi boyutlara ulaşmış olduğunu belirtti. "Açlık nedeniyle çektikleri ağrıdan mutluluk duyuyorlar" Anoreksiya nevroza hastalarının yemekle ilgili bazı takıntılı davranışlar geliştirme eğilimi gösterdiğini belirten Dr. Şule Arslan, şu ifadeleri kullandı: "Anoreksiya nervoza hastaları yemekle ilgili bazı ritüeller geliştirebiliyorlar, yemek tariflerine çok meraklı oluyorlar, beslenmeyle ilişkili çok araştırma yapıyorlar ve başkalarına çok lezzetli yemekler hazırlayabiliyorlar. Ancak kendileri bu yemekleri tüketmekten kaçınıyorlar. Genelde çok yavaş yemek yiyorlar ve sayarak çiğniyorlar. Hastalığın başlangıç evrelerinde meyve ve sebze gibi çok yüksek miktarda su içeren, çok düşük kalorili besinleri tercih ediyorlar. Bir süre sonra vücutlarında meydana gelen açlık ağrılarından bile zevk aldıklarını ifade edebiliyorlar. Kendi ifadelerine göre bu ağrılar, aslında bedenlerini kontrol edebilmenin bir göstergesi olduğu için bu ağrılardan mutluluk duyuyorlar." "Vücut kitle indeksi 17’nin altına düşmeden müdahale edilmeli" "Anoreksiya nervoza sadece bir yeme bozukluğu hastalığı değil, yaşamla ilgili çok katmanlı bir psikiyatrik bozukluk. Bu sebepten dolayı multidisipliner bir yaklaşım gerekiyor" diyen Arslan, "Bir psikiyatrist, psikolog, diyetisyen ve dahiliye uzmanıyla birlikte müdahale ediliyor olması gerekiyor. Hastalığın başlangıç evresinde yani boy kilo endeksinin 17 olduğu evrede yeme davranışını düzelterek ve düzenli kan testleri yaparak kişiye özel müdahalelerde bulunmamız gerekiyor. Ancak ilerleyen safhalarda hastaneye yatışı ve klinik takibi gerektirebilir" diye konuştu. "Geç kalındığında organlarda kalıcı hasara neden oluyor" Özellikle sosyal medya ve akran zorbalığı nedeniyle hızlı kilo verme isteminde bulunan ergenlik dönemindeki kız çocuklarında anoreksiya nervozanın daha sık görüldüğünü ifade eden Arslan, tüm bireylerin risk altında olduğunu da sözlerine ekledi. Uzun süreli açlığın kalp, böbrek, beyin gibi hayati organlarda geri dönüşü olmayan bazı hasarlara sebep olduğunu ifade eden Dr. Şule Arslan, "Bu sebepten ötürü hastalığı erken fark edip doğru bir yaklaşımla tedavi etmek önemli. Çünkü anoreksiya nervoza psikiyatrik hastalıklar arasında ölüm riski en yüksek olan hastalık. Kişinin bu durumu erkenden fark edip tedavi olmayı kabul etmesi ve ekibe dahil olması gerekiyor. Maalesef yaşanılan en büyük zorluk da bu" diyerek sözlerini tamamladı. (EK-
24 Haziran 2025 Salı - 16:40
Bakan Memişoğlu’ndan sağlık alanındaki düzenlemelere ilişkin paylaşım
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlık alanında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan yasa değişikliğine ilişkin paylaşım yaptı. Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından TBMM’ye sunulan yasa değişikliği teklifi ile sağlıkta yeni bir dönemin başladığını açıkladı. Bakan Memişoğlu, çok kısa bir süre içinde yeni dönem başlayacağını aktararak, "Sağlık sistemimizi ileri taşıyacak bir dizi köklü değişiklik hayata geçirilecek. Organ bağışında dijital başvuru imkânının sunulduğu ve bağışçı kararının esas alındığı yeni bir yapıya kavuşulacak. Özel hastane kadrosunda çalışan hekimlerin iki sağlık kuruluşunda hizmet sunabilmesi mümkün olacak. Kazançları hem kıdem tazminatlarına hem de emeklilik kazanımlarına yansıyacak. Sağlık hizmetleri yeni sağlık meslek tanımlarıyla güçlendirilecek ve optisyenlerin meslek örgütleri aktif hâle getirilecek" ifadelerini kullandı. Öte yandan tıbbi işlem ve uygulamalar için hasta ve hasta yakınlarının onayının artık dijital ortamda alınabileceğini belirten Memişoğlu, "Onay süreçleri daha pratik biçimde tamamlanarak acil vakalarda ve uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kolaylık sağlanacak" açıklamasında bulundu. Memişoğlu, ilaç tedarik zinciri ve tıbbi cihaz alanlarında denetimleri artırılarak bir dizi yeni güvenlik adımının hayata geçirileceğini dile getirerek yapılan yeniliklere ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Özel sağlık kurum ve kuruluşlarının tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri daha sıkı biçimde takip edilecek. Aldatıcı ve yanıltıcı tanıtım-reklam faaliyetlerinde bulunarak ticari kazanç elde etmek isteyenlere geçit verilmeyecek. Sürdürülebilir ve kontrollü üretim modeliyle tıbbi kenevirden elde edilen ilaçların, özel tıbbi amaçlı gıdaların ve kişisel bakım ürünlerinin üretimi ve satışı daha sıkı kurallara bağlanacak. Ruhsatlandırma ve takip işlemleri yalnızca Bakanlığımızca yürütülecek." Bakan Memişoğlu, bugün gelinen noktada sahip oldukları bilgi birikimi, teknik kapasite ve nitelikli insan gücü ile çok daha ötesini hedeflediklerini anlatarak, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı ve Küresel Sağlıkta Lider Türkiye vizyonumuza emin adımlarla ilerlediğimizin bir kez daha altını çiziyorum. Yasa değişikliği teklifinin hazırlanmasında emeği geçenlere gönülden teşekkür ediyor; ülkemiz, milletimiz ve büyük sağlık ailemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum" ifadelerine yer verdi.
24 Haziran 2025 Salı - 15:40
Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi merkez laboratuvarı yeni yerleşkesine taşındı
Diyarbakır’ın ve bölgenin en büyük sağlık kurumlarından biri olan Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, merkez laboratuvarını daha modern, geniş ve güvenli bir alana taşıyarak önemli bir dönüşüme imza attı. Yılda yaklaşık 3 buçuk milyon hastaya hizmet veren hastane, bu değişiklikle laboratuvar hizmet kalitesini ciddi şekilde artırdı. 800 metrekare alanda hizmet sunan laboratuvar, yeni yerleşkede bin metrekarelik kullanım alanı ile hizmet vermeye başladı. Genişleyen alan sayesinde hem ferahlık hem de işlevsellik sağlanırken, birimler arası geçiş kolaylaştı ve iş akışları hızlandı. Yeni laboratuvar yerleşkesinde en dikkat çeken yeniliklerden biri de her birime özel bağımsız odaların tahsis edilmesi oldu. Moleküler ve tüberküloz laboratuvarları ise özel olarak tasarlanmış geniş alanlara alındı. Bu kritik birimlerde, temiz ve kirli alanlar ayrılarak çapraz bulaşma riski en aza indirildi, biyogüvenlik standartları artırıldı, Ekipman yerleşimi ergonomik hale getirilerek çalışma verimliliği üst seviyeye çıkarıldı. Ayrıca yeni laboratuvarda kurulan gelişmiş havalandırma sistemi, ortam havasının kalitesini yükseltti. Bu sistem, hem sağlık çalışanlarının güvenliği hem de laboratuvar testlerinin güvenilirliği açısından büyük önem taşıyor. Bu modernizasyon, Diyarbakır ile sınırlı kalmayıp bölge illerinden gelen hastaların da daha etkin tanı ve teşhis hizmeti almasını sağlanacağı aktarıldı. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bu altyapı yatırımıyla sadece tedavide değil, laboratuvar hizmetlerinde de bölgenin öncü sağlık kurumu olma konumunu pekiştirmiş oldu.
24 Haziran 2025 Salı - 15:32
Müdür Zeren, köylerdeki sağlık hizmetlerini yerinde inceledi
Manisa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mehmet Fatih Zeren, kırsal bölgelerde sunulan sağlık hizmetlerini yerinde görmek ve değerlendirmek amacıyla köy aile sağlığı merkezlerine saha ziyaretlerinde bulundu. Ziyaret kapsamında Aşağı Çobanisa, Karaoğlanlı, Sancaklı Bozköy ve Sancaklı İğdecik Aile Sağlığı Merkezleri’nde incelemeler yapan İl Sağlık Müdürü Zeren, burada görev yapan sağlık çalışanlarıyla birebir görüşerek sohbet etti. Çalışanların ihtiyaçlarını, taleplerini ve çözüm önerilerini dinleyen Zeren, bu notları dikkatle kayıt altına aldı. "Sağlık hizmetleri bütündür" Ziyaret sırasında Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı ve Destek Hizmetleri Başkan Yardımcısı da hazır bulundu. İl Sağlık Müdürü Zeren, tespit edilen ihtiyaçların en kısa sürede giderilmesi için gerekli adımların atılacağını belirtti. Sağlık hizmetlerinin bir bütün olduğunu ifade eden Zeren, "Şehir merkezinde sunulan hizmetler kadar, köy ve diğer mahallelerde sunulan sağlık hizmetleri de son derece kıymetlidir. Kırsalda yaşayan vatandaşlarımız ve orada görev yapan sağlık çalışanlarımız da bizim için en az merkezdeki kadar değerlidir." dedi. Ziyaretler devam edecek Manisa’nın kırsal bölgelerindeki sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmayı hedeflediklerini vurgulayan Zeren, köy ziyaretlerinin düzenli aralıklarla devam edeceğini söyledi. İl Sağlık Müdürü Zeren, özverili çalışmaları için tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederek, "Sağlık hizmetlerinin her vatandaşımıza eşit şekilde ulaştırılması için gece gündüz çalışıyoruz. Çalışanlarımızın şartlarını iyileştirmek için üzerimize düşen her görevi yerine getireceğiz." ifadelerini kullandı.
24 Haziran 2025 Salı - 14:48
Sağlık alanında pek çok başlıkta yeni düzenlemeye gidiliyor
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan yasa değişikliği teklifi ile sağlıkta yeni bir dönemin kapıları aralanacak. Sağlık Bakanlığı, TBMM’ye sunulan yasa değişikliği teklifiyle sağlık alanında pek çok başlıkta yeni düzenlemeye gidildiğini açıkladı. Değişiklik teklifi ile organ bağışından ilaç tedarik zincirine, tıbbi cihazlardan aldatıcı reklamlara, özel sağlık kuruluşlarından hekimlerin özlük haklarına kadar birçok alanda önemli değişikliklere imza atılıyor. Organ bağışında ‘dijital başvuru’ dönemi başlıyor TBMM’ye sunulan teklif ile organ bağışı sürecini kolaylaştıran, bağışçının iradesini esas alan ve organ bağışını teşvik eden bir düzenleme getiriliyor. Bu düzenlemeyle organ bağışçısı olmak daha kolay hale gelecek. Meclis gündemine gelen teklifin, böbrek nakli bekleyen 25 bin, karaciğer nakli bekleyen 2 bin 500 ve kalp nakli bekleyen 1.500’den fazla hastaya umut olması bekleniyor. E-Devlet’ten tek tıkla bağış mümkün olacak Yeni düzenlemeyle birlikte vatandaşlar, e-Devlet üzerinden kolayca organ bağışçısı olabilecek ve dijital ortamda işlemlerini hızlıca gerçekleştirebilecek. Bağışçılar, organ bağışı yaptıklarını hangi yakınları ile paylaşmak istediklerine de kendileri karar verecek. Bağışçının iradesi esas alınacak, Organ bağışlayanların yakınlarına öncelik tanınacak Vatandaş, hayattayken organ bağışına karar vermişse, öldükten sonra da bu iradesi geçerli sayılacak. Bu sayede, bağışçının iradesi korunacak, organ bekleyen vatandaşların umudu artacak. Organı nakledilen bağışçının birinci derece yakınlarına, organ nakline ihtiyaç duymaları halinde öncelik hakkı tanınacak. Tıbbi işlemlerde elektronik onay sistemine geçilecek Meclis gündemine getirilen yeni düzenleme ile tıbbi işlem ve uygulamalar için hasta ve yakınlarının onayı, elektronik ortamda da alınabilecek. Bu sayede daha pratik bir onay süreci işletilirken özellikle acil vakalarda ve uzaktan sağlık hizmet sunumunda hastalara ve sağlık personeline kolaylık sağlanacak. İlacın üretiminden kullanımına kadar tüm süreçlere dijital takip sistemi geliyor Her ilaç, üretim veya ithalat aşamasından hasta tedavisinde kullanımına kadar Takip Sistemi ile izlenebilecek. İlaç tedarik zinciri sürecinde Sağlık Bakanlığı’nın kontrolü güçlendirilecek. Aynı Takip Sistemi ile (üretici/ithalatçı, ecza deposu, eczane, hastane, geri ödeme kurumu) ruhsatlı ilaçların stok kontrolleri ile üretim ve dağıtım planlaması takip edilecek. İlaca erişimde kesintiye mahal verilmeyecek. Düzenlemelere aykırı hareket edenlere ise yeni yaptırımlar uygulanacak. Tıbbi cihaz denetimlerinde yeni dönem Tıbbi cihazlara dair yapılan düzenleme ile piyasada yalnızca standartlara uygun ürünler yer alacak; aksi yönde faaliyet yürütenlere uygulanan idari para cezaları ağırlaştırılacak. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, özel sağlık kuruluşlarının tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleriyle ilgili daha titiz bir izleme süreci devreye alınıyor. Hasta vatandaşın iyileşme umudunu yanıltıcı-aldatıcı tanıtım ve reklam yoluyla suiistimal etmek ve bu sayede ticari kazanç elde etmek isteyenlere geçit verilmeyecek. Yeni düzenleme kapsamında, kenevirden elde edilen ilaç, özel tıbbi amaçlı gıdalar ve kişisel bakım ürünlerinin üretimi ve satışı sıkı kurallara bağlı olacak. Tıbbi kenevirden elde edilen ürünlerin ruhsatlandırma ve takip işlemleri yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülecek. Bu ürünler sadece eczanelerde reçete karşılığı sunulabilecek. Sürdürülebilir ve kontrollü üretim modeli ile ‘sağlıkta yerli üretim’ ve ‘küresel açılım’ eş zamanlı olarak desteklenecek. Hekimlerin özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışma esasları yeniden düzenleniyor Yeni düzenleme ile özel hastane kadrosunda çalışan hekimlerin iki sağlık kuruluşunda hizmet sunabilmesi mümkün olacak. Özel hastanede çalışan hekimlerin kazançları, kıdem tazminatları ile emeklilik kazanımlarına yansıyacak. Ayrıca açıklamada, 1 Haziran 2026 tarihine kadar uyum sürecinin tamamlanacağı da belirtildi. ‘Nükleer Tıp Teknikerliği’ ve ‘Diş Protez Teknisyenliği’ sağlık meslekleri arasında yer alacak ve istihdamın önü açılacak. ‘Ebe Yardımcılığı’ ve ‘Hemşire Yardımcılığı’ unvanları ise ‘Sağlık Bakım Teknisyeni’ adı altında birleştirilecek. Optisyenlerin meslek örgütleri aktif hale getiriliyor Meclis gündemine sunulan yeni düzenleme ile optisyenlerin meslek örgütü Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliği’nin faaliyetlerini yürütebilmelerine imkan sağlanacak.
24 Haziran 2025 Salı - 13:42
Kayseri Büyükşehir’den kan bağışına anlamlı destek
Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Erciyes Üniversitesi Kan Merkezi iş birliğiyle anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. Belediye personeli, belediye hizmet binasında kurulan stantta gönüllü olarak kan bağışında bulunarak örnek bir dayanışma sergiledi. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, sosyal sorumluluk projeleriyle sadece şehir hizmetlerinde değil, toplum sağlığı ve dayanışma alanlarında da örnek olmaya devam ediyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi, toplumsal duyarlılığı arttırmak ve hayati bir konuya dikkat çekmek amacıyla Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Kan Merkezi iş birliğiyle kan bağışı kampanyası düzenledi. Büyükşehir Belediyesi hizmet binasında kurulan geçici kan bağışı standına personel yoğun ilgi gösterdi. Gönüllü bağışçılar, bağış öncesi sağlık taramasından geçirilerek uzmanlar tarafından bilgilendirildi. Uygunluk testlerinin ardından stantta kayıt işlemlerini tamamlayan personel, bağış sürecine katılarak kanın hayati önemine dikkat çekti. Kampanyaya sadece belediye çalışanları değil, belediyeye işlem için gelen vatandaşlar da destek verdi. Bağışçılar, bu tür sosyal projelerin hem bilinç oluşturduğunu hem de toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini ifade ederek, kan vermekten büyük memnuniyet duyduklarını belirtti. ERÜ Kan Merkezi yetkilileri ise kampanyaya katkı sunan tüm gönüllülere teşekkür ederek, bu tür iş birliklerinin toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Ayrıca organizasyonun hayata geçirilmesinde öncülük eden Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’a da özel teşekkürlerini ilettiler.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder