Son Dakika
|
Bıçaklı saldırıya uğrayan taksici dehşet anlarını anlattı!
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
Özkan Yalım yeni bir ek ifade vermek üzere Çağlayan Adliyesine götürüldü
Sarıyer’de İETT otobüsü alev topuna döndü
İzmir’de taksiciye bıçaklı gasp girişimi araç kamerasında
Adalet Bakanı Gürlek: "15 bin sözleşmeli personel alımı yapacağız"
Şarkıcı Yusuf Güney adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
İstanbul merkezli 16 ilde DEAŞ operasyonu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Galatasaray’ın Uruguaylı yıldızı Torreira’ya yumruklu saldırı
Yaş çay alım fiyatı 35 lira olarak belirlendi
Vali Tavlı’dan sel açıklaması: "Can kaybı ve yaralanma yok, iş yerlerinde zararlar mevcut"
Dışişleri Bakanı Fidan, Katar Türk Okulu'nun inşaatını ziyaret etti
Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde "Mukaddes emanetler" sergisi ziyarete açıldı
Manavgat’da ’pes’ dedirten görüntü cezasız kalmadı
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
SAĞLIK
Zonguldak’ta Eczacılık Günü paneli düzenlendi
12 Mayıs 2026 Salı - 19:12:23
14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında 17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası tarafından düzenlenen panelde, eczacıların sağlık sistemindeki rolü ve mesleki sorunlar ele alındı. Oda konferans salonunda gerçekleştirilen panele,TEB Genel Başkanı Ecz. Mehmet İrfan Demirci, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Bartın Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, Zonguldak İl Sağlık Müdürü Mustafa Özkan Gün, BEUN Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Safi Öz, Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği Başkanı Sait Yücel ve çok sayıda akademisyen ile eczacı katıldı. Programda konuşan TEB Genel Başkanı Mehmet İrfan Demirci, eczacıların sağlık sistemindeki önemine dikkat çekerek, "Birinci basamak sağlık hizmetinin merkezinde eczacılar olmalı" dedi. İnternet üzerinden ilaç ve gıda takviyesi satışına ilişkin düzenlemelere de tepki gösteren Demirci, bu uygulamaların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Esra Geyikli ise açılış konuşmasında mesleki dayanışmanın önemine vurgu yaparak, bu tür organizasyonların sektör açısından büyük değer taşıdığını söyledi. Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem de eczacıların toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlendiğini belirterek, " Toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlenen tüm eczacılarımızın Eczacılık Bayramı’nı kutluyor, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
12 Mayıs 2026 Salı - 19:10
Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü’nde yürüdüler
Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde 10 Mayıs Dünya Sağlık için Hareket Et Günü etkinlikleri kapsamında Kemal Köksal Şehir Stadyumu’nda "Sağlıklı ve Hareketli Yaşama Merhaba " yürüyüşü düzenlendi. İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Koordinasyonunda düzenlenen yürüyüş etkinliğinde sağlık çalışanlarının yanı sıra Fener İlkokulunda eğitim gören minik öğrenciler düzenlenen etkinliğe katılarak renkli görüntülere sahne oldular. Yürüyüşün ardından Fener İlkokulu öğrencilerine yönelik eski Milli Atlet Hüseyin Orhun Demircan tarafından öğrencilere Şehir stadyumda koşu ve çeşitli fiziksel aktiviteler de bulundurdu. Programın ardından minik öğrencilere elma ikram edildi. Güzel bir organizasyon altında düzenlenen Yürüyüşün ardından bir açıklama yapan Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün , Fiziksel aktif olmanın ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanın önemine dikkat çekerek , ‘’Toplumda fiziksel aktivitenin artırılması hükümetler, tüm kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütleri dahil herkesin sorumluluğunda olup her yaş ve cinsiyetten engelli bireyler de dahil toplumun her kesimi için günlük 30-60 dakika orta yoğunlukta bir fiziksel aktivite ciddi hastalıkları önlemek için güçlü bir araç ve uygun maliyetli bir halk sağlığını iyileştirme yöntemidir. Ülkemizde de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü, her yıl Bakanlığımızın Koordinasyonunda diğer paydaş kurum, kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri ile birlikte toplum bilincini ve farkındalığını arttırmak amacı ile 81 ilimizde düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Fiziksel aktivite, günlük yaşam içerisinde kas ve eklemlerimizi kullanarak enerji tüketimi ile gerçekleşen herhangi bir bedensel hareket olarak tanımlanmaktadır. Bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığının geliştirilmesinde temel araçlardan biridir. Bir halk sağlığı sorununu gidermenin yanında, aynı zamanda toplum refahını, çevrenin korunmasını teşvik eder ve gelecek nesillere yönelik bir yatırım oluşturur. Sağlığın korunması ve geliştirilmesi için haftada 150 dakikalık (haftanın 5 günü 30 dakikalık) orta şiddette bir egzersiz yetişkinler açısından yeterlidir. 1-4 yaş arası çocuklar, gün içinde farklı şiddetlerde toplam 180 dakikalık fiziksel aktivite yapmalıdırlar. 5-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenler için ise, günde 60 dakika, orta şiddetliden yüksek şiddetli aktivitelere doğru şiddeti değişen aktiviteler önerilmektedir.’’ diyerek sağlıklı yaşam için fiziksel aktivitenin önemini vurguladı.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:23
Yağışlar sonrası çiftçilere hububat tarlalarında hastalık riski uyarısı: "Hastalık çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur"
Sivas Valiliği ile Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde etkili olan yağışlı hava ve sonrasında artan sıcaklıkların hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riskini artırdığına dikkat çekerek çiftçilere uyarıda bulundu. Sivas’ta son günlerde etkili olan yağışlı hava ve ardından yükselen sıcaklıklar nedeniyle hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riski arttı. Sivas Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere tarlalarını sık sık kontrol etmeleri ve hastalık belirtilerine karşı erken mücadele başlatmaları çağrısında bulundu. Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Sinan Berk, "İlimizde son dönemlerde etkili olan yağışların ve serin hava şartlarının etkisiyle hububat alanlarında sarı pas hastalığı ve septorya kök çürüklüğü riski ciddi şekilde artmıştır. Bu hastalıklar yüksek ve sık ekim yapılan, aşırı azotlu gübre kullanılan ve hava sirkülasyonunun yetersiz olduğu alanlarda hızla yayılmaktadır. Hastalık çıktıktan sonra değil, çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" dedi. "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir" İl ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan teknik ekiplerin sezon boyunca arazi kontrollerini sürdürdüğünü belirten Berk, üreticilerin gelişmeleri yakından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade ederek, "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir. Bereketli ve kayıpsız bir sezon diliyoruz" diye konuştu. "Hastalık görüldüğü anda müdahaleye başlanmalıdır" Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Cihangir Bölücek ise pas hastalıklarıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerin uygulanması gerektiğini belirtti. Bölücek, "Ekim normlarına uyulmalı, sık ekimden kaçınılmalı ve dengeli gübreleme yapılmalıdır. Azotlu gübrenin fazla kullanılması hastalığın yayılmasını artırır. Ayrıca dayanıklı ve toleranslı çeşitlerin tercih edilmesi önemlidir. Tüm bu tedbirlerin ardından hava şartlarına bağlı olarak hastalık yaygınlaşıyorsa, tarlalar düzenli kontrol edilmeli ve hastalık görüldüğü ilk anda mücadeleye başlanmalıdır" ifadelerini kullandı. Sarı pas hastalığı Ziraat Mühendisi Banu Hasdemir de sarı pas hastalığının belirtileri hakkında bilgi vererek, "Sarı pas hastalığında yapraklarda makine dikişi şeklinde sıralı sarı çizgiler ve tozlanma görülür. Tarlaya girildiğinde pantolona sarı renk bulaşıyorsa hastalık aktif şekilde yayılıyor demektir. Septorya hastalığında ise yapraklarda kahverengi lekeler oluşur, zamanla yapraklar kurur ve bitkinin gelişimi zayıflar. Kök çürüklüğünde köklerde zarar meydana gelir, bitkide sararma, cılız kalma ve yatmalar görülür" dedi. Nemli bahar aylarında hızla yayılıyor Bu hastalıklarla mücadele edilmediği takdirde yüzde 50’ye varan verim kayıplarının yaşanabileceğini belirten Hasdemir, ürün kalitesinde düşüş, tohumluk ve yemlik değerinde azalma görülebileceğini, bazı durumlarda ise yem olarak kullanılan ürünlerde acılaşmaların ortaya çıkabileceğini söyledi. Öte yandan uzmanlar, sarı pas hastalığının "Puccinia striiformis" mantarının neden olduğu ciddi bir mantari hastalık olduğunu belirterek, özellikle serin ve nemli bahar aylarında hızla yayılarak önemli verim kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekti.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:06
Sivas’ta hastanın göğüs duvarındaki 8 kiloluk tümör başarıyla çıkarıldı
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki hastanın göğüs duvarındaki yaklaşık 8 kiloluk dev tümör alındı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki Saniye Elmalı uzun yıllardır yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi sağlık probleminden kurtarıldı. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü operasyon, multidisipliner yaklaşımın başarılı örneklerinden biri oldu. Hastanın uzun yıllardır göğüs duvarında bulunan büyük bir kitle ile yaşamını sürdürdüğünü belirten Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Özbey, süreçle ilgili yaptığı açıklamada, "Bu tür göğüs duvarı tümörleri nadir görülen olgulardır. Hastamız uzun yıllardır bu kitle ile yaşamış ve daha sonra kliniğimize başvurmuştur. Yapılan değerlendirmelerin ardından cerrahi müdahale kararı aldık. Ancak bu tür büyük ve kompleks ameliyatlar ekip çalışmasını gerektirir. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte multidisipliner bir yaklaşım sergiledik. Ameliyatımız başarıyla tamamlandı ve hastamızın genel durumu oldukça iyi" ifadelerini kullandı. Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sinan Soylu ise hastanın ameliyat sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Hastamızda sağ göğüs bölgesinde, kaburga travmasına bağlı geliştiği düşünülen ve göğüs duvarını etkileyen büyük bir kitle mevcuttu. Göğüs Cerrahisi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte planlı bir operasyon gerçekleştirdik. Oldukça kapsamlı bir cerrahiydi ancak ekip uyumu sayesinde operasyon başarıyla tamamlandı. Hastamızın genel durumu şu an stabil ve iyidir" dedi. Operasyonda Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Handan Derebaşınlıoğlu da yer aldı. Ameliyat sırasında hastadan çıkarılan kitlenin yaklaşık 7 kilo 750 gram ağırlığında olduğu açıklandı. Sağlığına kavuşan Saniye Elmalı ise duygularını, "Uzun yıllardır bu rahatsızlıkla yaşıyordum. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Hocam ve tüm ekibe minnettarım. Derdimden kurtardılar, hepsinden Allah razı olsun" sözleriyle ifade etti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi yetkilileri, bu tür zorlu vakalarda farklı branşların ortak çalışmasının hem başarı oranını artırdığını hem de hastalara daha güvenli tedavi imkânı sunduğunu vurguladı. Modern tıbbi altyapısı, alanında uzman akademik kadrosu ve hasta odaklı sağlık hizmet anlayışıyla dikkat çeken Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Üniversite, bilimsel birikimi ve güçlü sağlık kadrosuyla yalnızca Sivas’a değil, çevre illere de nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
2
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
3
12 Mayıs 2026 Salı- 12:34
Lilly Türkiye’nin oluşturduğu deneyim alanında obezite masaya yatırıldı
4
12 Mayıs 2026 Salı- 09:09
Ağrıyı göz ardı eden bel fıtığı hastalarına uyarı: "Sinir baskısı ilerleyebilir"
5
12 Mayıs 2026 Salı- 13:03
"Türkiye’deki hantavirüs insandan insana bulaşmıyor"
25 Haziran 2025 Çarşamba - 16:06
DSÖ’den Türk Kızılay’a kan bağışı
Türk Kızılay, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) iş birliğinde gönüllü kan bağışının önemi konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla kan bağış etkinliği düzenledi.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 15:10
Her 100 kişiden 85’inde yaşanıyor, kötü duruş ve stres ortaya çıkarıyor
Algoloji Uzmanı Doç. Dr. Erkan Özduran, miyofasiyal ağrı sendromunun tedavisinde sadece ilaçların değil, kasların verdiği sinyalleri dikkate almanın büyük önem taşıdığını söyledi. Sivas Numune Hastanesi’nde görev yapan Algoloji Uzmanı Doç. Dr. Erkan Özduran, halk arasında kulunç ya da kas tutulması olarak bilinen miyofasiyal ağrı sendromu hakkında bilgilendirmede bulundu. Kas, bağ ve tendonlarda ağrı, hassasiyet ve sertlikle karakterize olan miyofasiyal ağrı sendromunun; kötü duruş postürü, stres ve tekrarlayıcı hareketler nedeniyle ortaya çıktığını ifade eden Doç. Dr. Özduran, "Toplumda her 100 kişiden 85’i, yaşamlarının bir döneminde en az bir kez kulunç ya da kas tutulması yaşamaktadır" dedi. "Kasların fısıltısı olan kulunçları dinlemek, ağrıyı önlemenin anahtarıdır" Miyofasiyal ağrının tedavi yöntemleri hakkında da bilgi veren Özduran, "Tedavi yaklaşımları ise ağrı kesici ve kas gevşetici ilaç kullanımından çeşitli fiziksel modalitelere kadar uzanır. Bu yaklaşımlar germe ve postür egzersizleri, tens cihazları, şok dalga tedavisi (ESWT) ve masaj olarak sıralanabilir. Tedaviye dirençli olgularda kuru iğneleme ya da ağrılı kastaki gergin bant içerisine lokal anestezi enjeksiyonu girişimsel tedaviler başlığı altında sıralanabilir. Tüm tedaviler içerisinde stres yönetimi, uyku hijyenin sağlanması ve ev/işyerindeki vücut postürümüzü iyileştirici ergonomik düzenlemeler önemli rol oynamaktadır. Zira kasların fısıltısı olan kulunçları dinlemek ve yeniden doğrulmak, ağrıya geçit vermemenin anahtarıdır" ifadelerine yer verdi.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 13:59
Tedavi gördüğü hastanede ikinci baharını yaşadı
Bursa Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesinde tedavi gören 49 yaşındaki kanser hastası Yaşar Ünsever, yakın zamanda tanıştığı 45 yaşındaki Hatice Sağılır ile hastanede evlendi. Yaklaşık 6 aydır kemik kanseri tedavisi gören ve hastalık nedeniyle belden aşağısı felç olan Yaşar Ünsever, yakınları vasıtasıyla İzmir’de yaşayan Hatice Sağılır ile tanıştı. Kısa sürede muhabbetleri ilerleyen ikili, hayatlarını birleştirmeye karar verdi. Ünsever’in tedavisi devam ettiği için hastane yönetimi duyarlı hareket ederek konferans salonunda uygun ortamı hazırladı. Ünsever ve Sağılır çifti, nikah şahitliğini Bursa Vali Yardımcısı Mustafa Güney, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Faruk Uysal’ın yaptığı törenle dünya evine girdiler. Tören sonunda duygularını aktaran Yaşar Ünsever, "Telefon aracılığıyla tesadüfen tanıştık. Halamın kızı, onun arkadaşı oluyor. Ben halamın kızı ile konuşurken onun sesini duydum. Evli mi, bekar mı? Diye sordum. Bekar dediler. İlk tanışmamız o şekilde oldu. Daha sonra İzmir’e ziyaretine gittim" şeklinde konuştu. "Belden aşağımı hiç hissetmiyorum" Kemik kanseri tedavisi gördüğünü belirten Ünsever, "Omuriliğimde olduğu için sinire baskı yapıyor ve yürüyemiyorum. Yaklaşık iki buçuk ay oldu. Belden aşağımı hiç hissetmiyorum. Yüksek İhtisas’ta teşhis aldım. Belim ağrıyor diye gittim ilk ameliyatımı orada oldum. Çimentolama yaptılar. Tekrar çıktı ve burada ikinci kez ameliyat oldum. Platin taktılar. Kemoterapi görüyordum. Üçüncüye tekrardan çıktı. Sinire baskı yapınca belden aşağımı hissetmemeye başladım" dedi. Hastane odasında nikâh yapılacağını beklerken büyük bir organizasyon ile karşılaştıklarını dile getiren Hatice Sağılır ise, "Buraya gelince şaşırdık. Beklemiyorduk. Vesile olan herkesten Allah razı olsun. Bizim için çok güzel oldu" ifadelerini kullandı.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 13:18
Sıcak çarpmasında ilk yardımın önemi
Dahiliye (İç Hastalıkları) Uzmanı Dr. Özkan Akyol, sıcak çarpmasının önemli bir durum olduğunu belirterek, bireyin beynine ve hayati organlarına zarar gelmesini önlemek için vücudun bir an önce normal bir sıcaklığa getirilmesine odaklanıldığını söyledi. Yaz döneminin gelmesiyle sıkça karşılaşılan sıcak çarpmasının (hipertermi) önemli bir rahatsızlık olduğunu ve gerekli önlemlerin alınması gerektiğini belirten Liv Hospital Samsun Dâhiliye Kliniği’nden Uzm. Dr. Özkan Akyol, "Sıcak çarpması anlaşıldığında ilk müdahale oldukça önemlidir. Hasta serin ve havadar bir yere alınır. Giysiler çıkarılır. Sırt üstü yatırılarak kol ve bacaklar yükseltilir. Sıcak çarpması ya da güneş çarpması olarak da bilinen hipertermi, genellikle yüksek sıcaklıklara uzun süre maruz kalmanın, uzun süreli veya yoğun fiziksel eforun veya ilaç kullanımın bir sonucu olarak bireyin vücudunun ısı düzenleme mekanizmalarının yetersiz kalarak aşırı ısınması durumuna verilen isimdir. Isıdan dolayı yaralanmanın en ağır ve ciddi türlerinden birisi olan sıcak çarpması, insan vücut ısısının 40 derece veya üstüne çıktığı durumlarda meydana gelebilir. Sıcak çarpması, acil tedavi ve müdahale gerektirir. Tedavi edilmeyen sıcak çarpması bireyin beynine, kalbine, böbreklerine ve kas dokusuna hızla kalıcı zarar verebilir. Tedavinin gecikmesi hasarı ağırlaştırır, ciddi komplikasyon veya ölüm riskini artırır" dedi. Sıcak çarpması belirtilerini doğru anlamanın önemli olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Akyol, sıcak çarpması belirtileri ve ilk müdahale ile ilgili, "Yüksek derece ısı ve nem sonucu vücut ısısının ayarlanamaması sonucu ortaya bazı bozukluklar çıkar. Sıcak çarpmasının belirtileri şunlardır: Adale krampları, güçsüzlük, yorgunluk, baş dönmesi, davranış bozukluğu, sinirlilik, solgun ve sıcak deri, bol terleme (daha sonra azalır), mide krampları, kusma, bulantı, bilinç kaybı, hayal görme, hızlı nabızdır. Hasta serin ve havadar bir yere alınır. Giysiler çıkarılır. Sırt üstü yatırılarak kol ve bacaklar yükseltilir. Bulantısı yoksa ve bilinci açıksa su ve tuz kaybını gidermek için 1 litre su, 1 çay kaşığı karbonat, 1 çay kaşığı tuz karışımı sıvı ya da soda içirilir" diye konuştu. "Güneş gözlüğü korunmak için tercih edilmelidir" Sıcak çarpmasına karşı alınması gereken önlemlere dikkat çeken Uzm. Dr. Akyol, tedavi yolları hakkında da şunları söyledi: "Özellikle güneş gözlüğü ve şemsiye gibi güneş ışığından koruyacak aksesuarlar kullanılmalıdır. Mevsim şartlarına uygun, terletmeyen, açık renkli ve hafif giysiler giyilmelidir. Bol miktarda sıvı tüketilmelidir. Vücut temiz tutulmalıdır. Her öğünde yeteri miktarda gıda alınmalıdır. Gereksiz ve bilinçsiz ilaç kullanılmamalıdır. Direkt güneş ışığında kalınmamalıdır. Kapalı mekânların düzenli aralıklarla havalandırılmasına özen gösterilmelidir. Sıcak çarpması tedavisi, bireyin beynine ve hayati organlarına zarar gelmesini önlemek veya zararı azaltmak için vücudun bir an önce normal bir sıcaklığa soğutulmasına odaklanır. Birey soğuk suya daldırılır. Soğuk veya buzlu su banyosunun, vücut sıcaklığını hızla düşürmenin en etkili yolu olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Birey ne kadar çabuk soğuk suyla temas ederse, ölüm ve organ hasarı riski o kadar az olur. Soğuk suya daldırmanın mümkün olmadığı durumlarda sağlık çalışanları buharlaştırma yöntemi kullanarak vücut sıcaklığını düşürmeye çalışabilir. Bireyin vücudu üzerinde soğuk su buharlaştırılarak cildin soğumasını sağlayabilir. Buz torbaları veya özel soğutma battaniyeleri, bireyin vücut ısısını düşürmek için kullanılabilir. Buz torbaları özellikle kasıklara, boyuna, sırta ve koltuk altına konulabilir. Titreme görülen vakalarda, titremeyi durdurmak için ilaç verilebilir. Vücut ısısını düşürmeye yönelik tedaviler bireyde titremeye yol açarsa, doktor bireye bir kas gevşetici verebilir. Normal şartlarda titreme bireyin vücut ısısının artması için gösterdiği bir tepkidir ve hipertermi durumunda tedaviyi daha az etkili hale getirebilir."
25 Haziran 2025 Çarşamba - 12:58
’Anoreksiya nervozayı sosyal medya ve akran baskısı tetikleyebilir’
Anoreksiya nervozanın özellikle ergenlik çağındaki gençlerde, sosyal medya ve akran baskısı sebebiyle tetiklenebileceğinin altını çizen Psikolog İrem Naz Kırım, "Anoreksiya, yalnızca kilo verme çabası değil; bireyin kendilik algısındaki derin çatışmaların, kontrol arayışının ve görünür olmakla görünmez kalma isteğinin psikolojik bir yansımasıdır" dedi. Medical Park Ordu Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Psikolog İrem Naz Kırım, özellikle ergenlik döneminde artış gösteren yeme bozukluklarından anoreksiya nervoza hakkında önemli uyarılarda bulundu. "Zamanla bedeninin alarm sinyalini dahi anlamaz" Anoreksiya nervozanın yalnızca bir kilo problemi değil, kökeninde çok daha derin psikolojik nedenlerin yattığı bir yeme bozukluğu olduğunu belirten Psk. Kırım, bu hastalığın genellikle mükemmeliyetçi, kaygılı, duygularını ifade etmekte zorlanan bireylerde görüldüğünü vurguladı. Psk. Kırım, "Kişi ne kadar zayıflarsa, kontrolü elinde tuttuğunu hisseder. Bu bir başarı gibi görülür. Ancak zamanla bedenin alarm vermesi bile bu algıyı değiştirmez" diye konuştu. . "Hızlı kilo kaybı görülebilir" Anoreksiya nervozanın fiziksel belirtileri arasında hızlı kilo kaybı, adet düzensizlikleri, saç dökülmesi, cilt kuruluğu ve tansiyon düşüklüğü bulunduğunu ifade eden Psk. Kırım, "Ne yazık ki bu belirtiler ortaya çıktığında hastalık genellikle ilerlemiş oluyor. Bu nedenle erken farkındalık, tedavi sürecinin en önemli basamağıdır" dedi. "Aileler kilo üzerinden eleştiri yapmamalı" Özellikle ergenlik çağındaki gençlerde, sosyal medya ve akran baskısının yeme davranışları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çeken Psk. Kırım, "Aileler çocuklarının yeme alışkanlıklarını, beden algısı hakkındaki söylemlerini ve sosyal çevresini dikkatle gözlemlemeli. Zayıflık övülmemeli, kilo üzerinden eleştiri yapılmamalıdır" şeklinde konuştu. "Tedavi mümkün" Anoreksiyanın psikolojik destekle tedavi edilebileceğini vurgulayan Psk. Kırım, "Multidisipliner bir yaklaşımla psikolog, psikiyatrist, diyetisyen ve gerektiğinde iç hastalıkları (dahiliye) uzmanının birlikte çalışması gerekir. En önemlisi ise kişinin yalnız olmadığını hissetmesidir" ifadelerine yer verdi.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 12:55
Kene ısırmalarına karşı alınacak basit önlemlerle risk büyük ölçüde azaltılabiliyor
Denizli Özel Egekent Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Ramazan Kenan Arıcan, ölümlere yol açan kene ısırmalarına karşı alınacak basit önlemlerle risk büyük ölçüde azaltılabildiğini belirtti. Özel Egekent Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Ramazan Kenan Arıcan, ölümlere kadar gidebilen kene ısırmalarına karşı uyarılarda bulundu. Havaların ısınmasıyla birlikte doğada vakit geçirenlerin sayısı artarken, kene ısırmalarının da ciddi bir sağlık tehdidi oluşturmaya başladığını kaydeden Uzm. Dr. Ramazan Kenan Arıcan, özellikle piknik alanları, ormanlık bölgeler ve otlaklarda bulunan kenelerin ölümcül olabilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi hastalıkları bulaştırabildiğini söyledi. Uzm. Dr. Arıcan, "Keneler küçük ve zararsız gibi görünse de taşıdığı virüsler nedeniyle hayati risk oluşturabilir. Kene ısırmalarına karşı alınacak basit önlemlerle, bu riski büyük ölçüde azaltılabiliriz. Vatandaşlarımız doğa yürüyüşlerinde açık renkli, uzun kollu giysiler tercih etmeli, pantolon paçalarını çoraplarının içine almalıdır. Oturulan alanların kontrol edilmesi, yere serilen örtülerin temiz olması çok önemli. Ayrıca, doğa gezileri sonrasında vücudun mutlaka kene yönünden kontrol edilmesi gerekiyor" dedi. "Zaman kaybetmeden uzmanla görüşün" Kene ısırması durumunda neler yapılması gerektiğini de açıklayan Uzm. Dr. Ramazan Kenan Arıcan, "Keneyi kendi başınıza çıkarmaya çalışmak yerine en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurun. Uygun şekilde çıkarılmayan keneler hastalığın bulaşma riskini artırabilir. Ayrıca ateş, halsizlik, kas ağrısı gibi belirtiler gelişirse zaman kaybetmeden doktora gidilmelidir" ifadelerini kullandı. Uzm. Dr. Ramazan Kenan Arıcan, özellikle kırsal bölgelerde yaşayanların ve çiftçilerin bu konuda daha dikkatli olması gerektiğinin altını çizdi.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 12:16
NÖHÜ Diş Hastanesi ilklere imza atmaya devam ediyor
Üçüncü basamak ağız ve diş sağlığı tedavi hizmeti sunan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi, ilk kez ortodonti ve endodonti alanlarında eğitim kliniği olma hakkı kazandı. İki yıl gibi kısa sürede sağlık turizmi belgesi alan ve bölgesinin en yeni teknolojik altyapısına sahip olan hastane, bu önemli gelişmeyle birlikte, DUS ile her branşa ikişer asistan alacak. Uzmanlık eğitimi alan diş hekimi adayları, ileri düzey tedavi imkânları ve akademik altyapı ile desteklenecek ve modern bir ortamda geleceğin önde gelen uzman diş hekimleri olacak. Böylelikle 2 yıl gibi kısa bir süre içerisinden şehrimizde hem sağlık turizm belgesi alan hem de klinikleşen en modern altyapıya sahip önemli bir kurum olan hastane bu yeni gelişmeyle büyümesini sürdürüyor. Rektör Uslu: "Bölgemizdeki standartları biz belirliyoruz" Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Uslu konuyla ilgili yaptığı açıklamada, üniversitenin sadece eğitim öğretimde değil sağlık hizmetlerinde de bölgesine öncülük ettiğini belirtti. Diş Hekimliği Fakültesinin ortodonti ve endodonti alanlarında eğitim kliniği yetkisi almasının hem akademik kapasite hem de teknolojik altyapının bir göstergesi olduğunu vurgulayan Rektör Uslu, "En güncel dijital sistemlerle donatılmış Hastanemiz kaliteli sağlık hizmeti sunmakla birlikte geleceğin uzmanlarını en iyi şartlarda yetiştirecek. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi olarak nitelikli sağlık hizmeti ve akademik gelişim yolunda kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz" dedi. Rektör Uslu gelecek yıllarda diğer ana bilim dallarına da asistan alımı için akademik kadronun güçlendirilmesi çalışmalarının hızla devam edeceği ifade etti.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 11:53
Prof. Dr. Tartar: "KKKA’da farkındalık ve erken teşhis oldukça önemlidir"
Kırım Kongo Kanamalı Ateş (KKKA) hastalığında farkındalığın ve erken teşhisin oldukça önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ayşe Sağmak Tartar, "Özellikle kırsal alanda uzun kollu ve açık renkli giysi giyilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalı, doğadan döndükten sonra tüm vücudun özellikle kıvrım bölgeleri kene açısından kontrol edilmelidir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Sağmak Tartar, KKKA hastalığı hakkında bilgiler verdi. Prof. Dr. Ayşe Sağmak Tartar, "KKKA hastalı Nairovirüs ailesinden bir virüsün neden olduğunu ve genellikle keneler aracılığıyla insanlara bulaşan ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. Virüsün en önemli bulaşma yolları enfekte kenelerin ısırması, enfekte hayvanların kan ve vücut sıvılarıyla doğrudan temas veya nadiren hasta kişiler ile kan yoluyla bulaştır. KKKA hastalığının ilk belirtileri genellikle ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, bulantı, kusma, iştahsızlık ve halsizliktir. Hastalık ilerlediğinde kanama eğilimi artar. Deri altında morluklar, burun kanamaları ve iç organlarda kanamalar görülebilir. Çok ciddi seyrederek ölümle sonuçlanabilir. Türkiye’de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi özellikle İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde görülmektedir. Bölgesel farkındalık ve erken teşhis oldukça önemlidir. En önemli korunma yolu kene ile teması önlemektir. Özellikle kırsal alanda uzun kollu ve açık renkli giysi giyilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalı, doğadan döndükten sonra tüm vücudun özellikle kıvrım bölgeleri kene açısından kontrol edilmeli, keneye açık elle dokunulmamalı ve vücutta eğer kene saptanırsa, kenenin usulüne uygun şekilde çıkarılması sağlanmalıdır. Ayrıca sağlık çalışanları da hasta ile temasta mutlaka eldiven, maske, gözlük gibi kişisel koruyucu ekipmanları doğru şekilde kullanmalıdır" diye konuştu.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 11:51
Madencilerden kan bağış kampanyasına ilgi
Bartın’da madenciler Kozılay’ın düzenlediği kampanyaya katılarak, kan bağışında bulundu. Türkiye Maden İşçileri Sendikası Amasra Şube Başkanlığı, Hattat Madencilik ve Türk Kızılayı iş birliğiyle kan bağış kampanyası düzenlendi. Madenciler kampanyaya yoğun ilgi gösterdi. Kampanyaya ilişkin açıklamalarda bulunan Türkiye Maden İşçileri Sendikası Amasra Şube Başkanı Emrah Açıkgöz, madencilere katılımları ve destekleri için teşekkür ederek, "Bugün iş yerimizde Türkiye Maden İşçileri Sendikası Amasra Şube Başkanlığı olarak Hattat Madencilik ve Türk Kızılayı ile ortaklaşa düzenlediğimiz kan bağışı kampanyasını büyük bir katılımla gerçekleştirdik" dedi. Madencilerin bu tür kampanyalardaki duyarlı davranışlarının önemine vurgu yapan Açıkgöz, "Madenci her zamanki gibi yine hassas davranarak, duyarlı davranarak görevini yaptı. Bu tür kampanyalar çok önemli. Madencinin duyarlılığı, madencinin hassas davranması, hassas hareket etmesi bütün kamuoyuna örnek olsun istiyoruz" ifadelerini kullandı. Türk Kızılayı yetkilileri ise kanın önemine dikkat çekerek, gösterdiği duyarlılık nedeniyle madencilere ve sendika yönetimine teşekkür etti.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 11:47
Bozüyük Devlet Hastanesinde ’Turuncu Kod’ tatbikatı yapıldı
Bozüyük Devlet Hastanesi Acil Servis ve KBRN Ünitesi ekipleri tarafından, AFAD ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri iş birliğiyle Turuncu Kod tatbikatı başarıyla gerçekleştirildi. Tatbikat saneryosunda hastanede Tıbbi Atık Ünitesi’nde çalışan bir personelin kimyasal bir maddeye maruz kaldığı ve baygın halde bulunduğu ihbarı üzerine, hızlıca harekete geçildi. Hastane Afet Planı (HAP) çerçevesinde değerlendirmesinin ardından, olay yeri güvenlik altına alınarak olay yönetim ekibi toplandı yolcu. Risk durumu değerlendirilmesi sonrası, olayın ciddiyeti göz önünde bulundurularak MOR Kod verilerek hazırlık aşaması başlatıldı. Yapılan analizler sonucunda, olayın kimyasal bir tehlike taşıdığı belirlenmiş ve Turuncu Kod verilerek bölgesel ve kurumsal alarm seviyesine geçirildi. AFAD ekipleri, olay yerinde gerekli güvenlik önlemlerini alarak maruz kalan kişiyi güvenli alana taşıdı ardından 112 sağlık ekiplerine teslim edildi. Personel, özel koruyucu ekipmanlar eşliğinde hastanenin KBRN Ünitesi’ne sevk edilerek burada detaylı arındırma işlemlerine tabi tutuldu. Arındırma sonrası güvenli bölgeye alınan personelin tedavisine başlanarak, süreç boyunca tüm müdahaleler profesyonel ekipler tarafından dikkatle yürütüldü. Tatbikat sonunda, HAP Başkanı tarafından yapılan durum değerlendirmesi sonucunda olayın başarıyla kontrol altına alınması sonrası Yeşil Kod verilerek tatbikat sonlandırıldı.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 11:41
İEÜ Medical Point Hastanesi Akciğer Sağlığı Merkezi’nde EBUS ile ameliyatsız tanı
İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi bünyesinde hizmet veren Akciğer Sağlığı Merkezi, göğüs hastalıklarında tanı süreçlerine yeni bir boyut kazandıran Endobronşiyal Ultrasonografi (EBUS) yöntemiyle hastalarına konforlu, hızlı ve güvenli tanı imkanı sunuyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erdal İn, EBUS’un özellikle akciğer kanseri olmak üzere birçok göğüs hastalığında başarılı sonuçlar sağladığını belirtti. Prof. Dr. Erdal İn ,"EBUS teknolojisi sayesinde artık doğrudan görünmeyen, bronşların arkasında yer alan lezyonlara zarar vermeden ulaşarak doku örneği alabiliyoruz. Daha önce cerrahi müdahaleyle yapılan bu işlem, günümüzde yaklaşık 30 dakikalık bronkoskopik bir yöntemle, çok daha güvenli şekilde gerçekleştirilebiliyor" dedi. Tanıda yeni nesil yaklaşım: Ameliyatsız, hızlı, güvenli Endobronşiyal Ultrasonografi (EBUS), bronkoskopi ve ultrason teknolojisinin birleşiminden oluşuyor. Bu yenilikçi yöntem sayesinde, özellikle akciğer kanseri evrelendirmesi, lenf nodu büyümeleri, lenfoma ve tüberküloz gibi hastalıkların tanısı daha hassas, etkin ve düşük riskle yapılabiliyor. EBUS gibi ileri düzey tanı yöntemlerinin başarıyla uygulandığı Medical Point Akciğer Sağlığı Merkezi, alanında uzman hekim kadrosu ve güçlü teknolojik alt yapısıyla tanı, takip ve tedavide referans merkezi konumunda bulunuyor. Merkezde hastalara yalnızca tanı değil, aynı zamanda bütüncül ve hasta odaklı bir sağlık hizmeti sunuluyor.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 11:28
Muğla’dan Türkiye’ye Zeytinyağı eğitim modeli
Muğla Büyükşehir Belediyesi Duyusal Analiz Laboratuvarı Sürekli Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen eğitimlerde katılımcılara, zeytinyağının duyusal analizi hakkında teorik ve uygulamalı bilgiler aktarıldı. Eğitimde; profesyonel tadım teknikleri, meyvemsi, acılık ve yakıcılık gibi olumlu özelliklerin değerlendirilmesi, ransitlik, küf, metalik tat gibi kusurların ayırt edilmesi gibi temel tadım kriterleri anlatıldı. Ayrıca zeytinyağının kimyasal analizine dair asitlik derecesi, peroksit değeri, UV absorbansı ve polifenol oranları gibi kalite göstergeleri anlatılırken; doğru etiket okuma ve tüketici bilinci oluşturma konularına da değinildi. Muğla Büyükşehir Belediyesi, Duyusal Analiz Laboratuvarı’nda farklı gruplara yönelik zeytinyağı tadım ve kalite eğitimlerine devam ediyor ve bu alandaki eğitim taleplerini karşılamayı sürdürüyor. Dr. Sibel Eşmeli: "Zeytinyağının Kalite Kriterlerini Yerinde Öğrendik" Zeytinyağı Tadım Eğitimi’ne katılan Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı (KAHEV) üyesi Dr. Sibel Eşmeli, eğitim süreciyle ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen bu eğitim bizim için hem öğretici hem de son derece farkındalık artırıcı bir deneyim oldu. Zeytinyağının yalnızca lezzet değil, kalite ve sağlık açısından da değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha gördük. Tadım tekniklerinden kimyasal analizlere kadar birçok konuda bilgi edindik. Özellikle günlük hayatımızda tükettiğimiz zeytinyağının niteliğini doğru değerlendirmek açısından bu eğitimin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Bu imkânı bizlere sunan Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne ve Zeytindostu Derneği’ne teşekkür ediyorum." Başkan Aras: "Zeytinyağında Kalite Bilincini Yaygınlaştırmak İstiyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, düzenlenen eğitimle ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Muğla’mızın verimli topraklarında yetişen zeytinlerden elde edilen zeytinyağının değerini hem ulusal hem uluslararası düzeyde artırmak istiyoruz. Bu amaçla kurduğumuz Duyusal Analiz Laboratuvarı, yalnızca bilimsel analiz değil aynı zamanda tüketici ve üretici eğitimi açısından da önemli bir merkez. KAHEV gibi duyarlı kurumlara verilen eğitimler kaliteli üretimi desteklemek ve farkındalığı artırmak açısından çok kıymetli. Zeytinyağında kalite bilincini yaygınlaştırmaya ve bu yöndeki çalışmalarımıza devam edeceğiz"
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder