SAĞLIK
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:10 Astım belirtilerine dikkat çektiler Aydın’ın Nazilli ilçesinde Dünya Astım Günü kapsamında düzenlenen etkinliklerde vatandaşlar astım hastalığı konusunda bilgilendirildi. Nazilli Devlet Hastanesi tarafından Dünya Astım Günü dolayısıyla gerçekleştirilen etkinliklerde, astım hastalığında erken tanı ve doğru tedavinin önemine dikkat çekildi. Hastane içerisinde kurulan bilgilendirme standında vatandaşlara astım belirtileri, tetikleyici faktörler ve korunma yöntemleri hakkında detaylı bilgiler verildi. Sağlık personelleri tarafından vatandaşların soruları da yanıtlanırken, farkındalık oluşturmak amacıyla broşür ve afiş dağıtımı gerçekleştirildi. Etkinlikler kapsamında Dünya Astım Günü Eczacı ve Hemşire Eğitim Toplantısı için hastane personeline yönelik duyurular yapılarak yoğun katılım sağlandı. Eğitim programında sağlık çalışanlarına astım hastalığında güncel yaklaşım ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler aktarıldı. Öte yandan Nazilli Devlet Hastanesi Eğitim Salonu’nda stajyer öğrencilere yönelik gerçekleştirilen eğitimlerde "Astım" konusu ele alındı. Eğitimlerde genç sağlık çalışanı adaylarının mesleki bilgi ve farkındalıklarının artırılmasının hedeflendiği belirtildi. Astım hastalığına yönelik hazırlanan tanıtım ve bilgilendirme videoları ise hastanenin bekleme alanlarında bulunan televizyon ekranlarında yayınlandı. Gerçekleştirilen etkinlikler ayrıca hastanenin sosyal medya hesapları ve kurumsal internet sitesi üzerinden de paylaşıldı. Nazilli Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Şafak Çalışkan, toplum sağlığını korumaya yönelik bilinçlendirme çalışmalarının yıl boyunca devam edeceğini belirterek, astım belirtileri yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmasının önemine dikkat çekti.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:03 Mersin Üniversitesi Hastanesi Kazakistan’daki Sağlık Turizmi Fuarında tanıtıldı Kazakistan’da düzenlenen Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarına katılan Mersin Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği temaslarla sağlık turizmi alanındaki vizyonunu uluslararası platformda tanıttı. Dünyanın farklı ülkelerinden sağlık kuruluşları ile sektör profesyonellerini bir araya getiren fuarda, Mersin Üniversitesi Hastanesini Sağlık Turizmi Birim Sorumlusu Prof. Dr. Hakan Aytan, Hastane Başmüdürü Yunus Fidan ve Müdür Yardımcısı Yücel Kaya temsil etti. Fuarda gerçekleştirilen görüşmelerde hastanenin güçlü akademik yapısı, ileri teknolojiye sahip tıbbi altyapısı ve hasta odaklı hizmet anlayışı ön plana çıkarıldı. Heyet tarafından, Mersin Üniversitesi Hastanesinin yalnızca bölgesel değil uluslararası düzeyde de tercih edilen bir sağlık merkezi olma hedefi vurgulandı. Ziyaretçilere; onkolojik tedavilerden obezite cerrahisine, estetik uygulamalardan ileri cerrahi girişimlere kadar birçok alanda sunulan sağlık hizmetleri hakkında bilgi verildi. Yabancı sağlık profesyonelleri ve sektör temsilcilerinin, hastanenin modern sağlık hizmetleri ile uzman kadrosuna yoğun ilgi gösterdiği belirtildi. Fuarda yapılan ikili görüşmeler kapsamında farklı ülkelerden sağlık kuruluşlarıyla yeni iş birliği fırsatlarının değerlendirildiği ifade edildi. Kurulan temasların, uluslararası hasta potansiyelinin artırılması ve sağlık turizmine yönelik ortak projelerin geliştirilmesine katkı sağlamasının hedeflendiği kaydedildi. Fuar süresince Mersin Üniversitesi Hastanesi standına gösterilen yoğun ilginin, hastanenin uluslararası sağlık turizmi alanındaki bilinirliği ve güvenilirliğini bir kez daha ortaya koyduğu bildirildi. Mersin Üniversitesi Hastanesinin sağlık turizmi alanındaki çalışmalarını sürdürerek Türkiye’yi uluslararası platformlarda temsil etmeye devam edeceği ifade edildi.
Büyükşehirden ücretsiz ve steril ortamda sünnet hizmeti
01 Temmuz 2025 Salı - 11:55 Büyükşehirden ücretsiz ve steril ortamda sünnet hizmeti Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kepez İlçesi Sakarya Bulvarı’ndaki sağlık merkezinde çocuklara sünnet hizmeti veriliyor. 2022 yılından bu zamana kadar yaklaşık 3 bin çocuk, ücretsiz sünnet hizmetinden yararlandı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Kepez ilçesi Sakarya Bulvarı’ndaki Sağlık Merkezi’nde verilen ücretsiz sünnet hizmetlerinde okulların kapanmasıyla büyük yoğunluk yaşanıyor. Büyükşehir Belediyesi, Sağlık Merkezi bünyesinde sunduğu sünnet hizmetiyle hem ailelere ekonomik açıdan destek sağlıyor hem de çocuklara güvenli ve hijyenik bir ortamda sünnet hizmeti sunuyor. Ücretsiz ve güvenli sünnet hizmeti Büyükşehir Belediyesi Sağlık Merkezi Sünnet Kliniği’nde görevli Dr. Ömer Şinasi Üstün, kliniğin hem sağlık standartlarına uygun şekilde tasarlandığını hem de çocukların konforu gözetilerek işlemlerin özenle yapıldığını belirterek, "Sünnet işlemleri, uzman ekipler tarafından tamamen steril şartlarda gerçekleştiriliyor. Ailelerden aldığımız geri dönüşler çok olumlu. Hizmetin ücretsiz olması ekonomik açıdan destek sağlarken, hijyen ve güvenlik konusunda da ailelerin içi rahat ediyor" dedi. Steril ortamda sünnet işlemi Sünnet hizmetlerinin işleyişi hakkında da bilgi veren Dr. Üstün, "Vatandaşlarımız öncelikle randevu alıyor. Çocuklarımızı öncelikle muayene ediyoruz. Sağlık açısından uygunluklarına göre işlemleri planlıyor ve aileye uygun bir tarih belirliyoruz. Belirlenen günde steril ortamda sünnet işlemini gerçekleştiriyoruz. Ardından aileleriyle birlikte çocukları evlerine gönderiyoruz. Sünnet sonrası bakımın takibi için de 15 gün sonra kontrollerini tekrar yapıyoruz" diye konuştu. 3 bin çocuğa sünnet hizmeti verildi Sünnet hizmetlerine olan talebin özellikle yaz aylarında yoğunlaştığını vurgulayan Dr. Üstün, "Okulların kapandığı bu dönemde, özellikle 6-12 yaş grubundaki çocuklar için talep oldukça fazla. Okullar açıkken ise daha çok 0-3 yaş aralığındaki bebeklerimizin sünnetlerini yapıyoruz. Şu ana kadar yaklaşık 3 bine yakın çocuğumuz bu hizmetten yararlandı" dedi. Özel hastane standartlarında bir ortam Çocuklarını sünnete getiren Hatice Celep, Büyükşehir Belediyesi’nin sünnet hizmetinden memnuniyet duyduğunu belirterek, "Bu hizmetten yaklaşık bir yıl önce yakınım aracılığıyla haberdar oldum. Daha önce büyük oğlumun sünnetini hastanede yaptırmıştım, ancak buranın hijyen ve konfor açısından hastane standartlarında olduğunu söylediler. Gerçekten de Antalya’ya yakışır modern ve temiz bir ortam. Küçük oğlum ana sınıfına gidiyor, bu nedenle okullar kapandıktan sonra başvurumuzu yaptık. Randevu süreci oldukça hızlıydı, yoğunluk olmasına rağmen 15 gün içinde sünnet işlemi gerçekleştirildi. Herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum" diye konuştu.
Doç. Dr. Günay: "Mide koruyucu ismini hak etmiyor"
01 Temmuz 2025 Salı - 11:41 Doç. Dr. Günay: "Mide koruyucu ismini hak etmiyor" Mide rahatsızlığı olanlar, genellikle çareyi "mide koruyucu" olarak bilinen ilaçlarda arıyor. Genellikle alanında uzman hekimlere danışılmadan, bilinçsiz bir şekilde tüketilen bu ilaçların göründüğü kadar masum olmadığına dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Günay, "Mide koruyucu ismini hak etmiyor. Bilinçsiz kullanımında ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" diyerek uyarıda bulundu. Mide koruyucu hapların uzman bir hekim önerisi olmadan tüketilmesi, halk arasında yaygın olarak görülen yanlış ilaç kullanımlarından biri. Vatandaşın mide rahatsızlıkları nedeniyle yöneldiği bu ilaçların aslında göründüğü kadar masum olmadığını ve olumsuz yan etkileri olabileceğini aktaran Medicana International İzmir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Günay, "Mide koruyucu ismini hak etmiyor. Günlük pratikte mide koruyucu olarak bilinen ilaçlar, özellikle proton pompa inhibitörleri (PPİ) olarak adlandırılan bir ilaç grubunu kapsar. Bu ilaçlar, mide asidini azaltarak reflü, ülser ve bazı ilaçların mideye zarar verici etkilerine karşı koruma sağlamak amacıyla kullanılır. Ancak halk arasında bu ilaçların zararsız bir koruyucu gibi görülmesi ve hekim önerisi olmadan uzun süreli kullanılması, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" dedi. İlacın adı yanılsamaya neden oluyor "Mide koruyucu" ifadesinin yanlış bir algıya sebebiyet verdiğinin altını çizen Doç. Dr. Süleyman Günay, "Mide koruyucu ifadesi, bu ilaçların yanlışlıkla her derde deva ya da tamamen zararsız olduğu algısını doğurabiliyor. Oysa bu ilaçların uzun süreli ve kontrolsüz kullanımı ciddi yan etkiler oluşturabilir" diye konuştu. İlacın yan etkileri hakkında bilgi veren Doç. Dr. Süleyman Günay, "Vitamin ve mineral emilim bozuklukları (özellikle B12, demir, magnezyum); kemik erimesi ve kırık riskinde artış, clostridium difficile gibi bağırsak enfeksiyonlarına yatkınlık, böbrek fonksiyonlarında bozulma ve kronik böbrek hastalığı riski, bağırsak florasında bozulma ve bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi sorunlara neden olabilir" sözlerini kaydetti. Doç. Dr. Süleyman Günay, "Mide asidi, vücudun doğal bir savunma mekanizmasıdır. Zararlı mikroorganizmaları yok eder ve sindirimi başlatır. Bu asidin uzun süre baskılanması, bağışıklık sistemi, kemik sağlığı ve besin emilimi gibi bir çok sistemi olumsuz etkileyebilir" mesajını verdi. Sırf midem zarar görmesin diye başlamak yanlış Mide koruyucu ilaçların doktor kontrolünde ve gerekli olduğunda tüketilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Süleyman Günay, uzun süreli NSAİİ (ağrı kesici) kullanan hastaların, aktif mide veya onikiparmak bağırsağı ülseri olan kişilerin ve reflü nedeniyle tedavi gören hastaların (belirli bir süre için) bu ilaçları kullanabileceğini söyledi. Doç. Dr. Süleyman Günay, "Ancak sağlıklı bireylerde rutin olarak kullanılması tıbben önerilmez. Özellikle, sırf ‘midem zarar görmesin’ düşüncesiyle koruyucu amaçla başlanan mide ilaçları, uzun vadede faydadan çok zarar getirebilir" ifadelerini kullandı. Mutlaka gastroenteroloji uzmanına danışılmalı İlaç tüketimi konusunda toplumsal bilinçlenmenin artması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Süleyman Günay, sözlerine şöyle devam etti: "Bu ilaçların güvenli olduğu düşüncesi yanıltıcıdır. ’Koruyucu’ ifadesi, ilaçların risksiz olduğu anlamına gelmez. Mide asidi, bağışıklık ve sindirim sistemi için gereklidir. Onu sürekli baskılamak, zararlı sonuçlar doğurabilir. Her ilacın olduğu gibi bu ilaçların da doğru hasta, doğru doz ve doğru süre ile kullanılması gerekir. Özellikle reçetesiz temin edilerek başlanan uzun süreli mide koruyucu kullanımları sakıncalıdır. Sağlık okuryazarlığının artması, ilaçların yalnızca doktor önerisiyle ve kontrolünde kullanılması gerektiğinin anlaşılması açısından son derece önemlidir. Mide rahatsızlığı şikayetleri olan hastaların mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurması, gerekirse endoskopi ile değerlendirme yapılması daha doğru bir yaklaşım olacaktır."
Lazer göz cerrahisinin yeni trendi ‘Smile Pro’ yöntemi Denizlililerin hizmetine girdi
01 Temmuz 2025 Salı - 10:57 Lazer göz cerrahisinin yeni trendi ‘Smile Pro’ yöntemi Denizlililerin hizmetine girdi Göz sağlığı alanında son yıllarda büyük bir yenilik olarak öne çıkan Smile Pro Lazer yöntemi, Denizli’de Prof. Dr. Cem Yıldırım ve Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Şefik Can İpek tarafından başarıyla uygulanmaya başladı. Klasik yöntemlere alternatif olan hızlı ve konforlu yeni tedaviyle, binlerce hasta, gözlük ve kontakt lens kullanımına veda ediyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cem Yıldırım, göz sağlığında yaşanan teknolojik gelişmelerin başında Smile Pro yönteminin geldiğini söyledi. Prof. Dr. Cem Yıldırım, klasik lazer tedavilerine kıyasla daha az invaziv bir yöntem olan Smile Pro yönteminin hem iyileşme sürecini hızlandırdığını hem de hasta konforunu artırdığını belirterek; "Bu yöntem, hastaların günlük yaşamlarına çok daha kısa sürede dönmesini sağlıyor. Aynı zamanda ameliyat sonrası yaşanan rahatsızlıklar da minimum düzeyde kalıyor" dedi. Smile Pro yönteminin, femtosaniye lazer teknolojisinin kullanıldığı, minimal invaziv bir lazer göz cerrahisi yöntemi olduğunu belirten Prof. Dr. Cem Yıldırım, bu yöntemin uygulama süreci hakkında şu bilgileri verdi: "Gözde yalnızca 2 ila 3 milimetrelik küçük bir kesi açılarak, korneanın içerisinden ince bir doku tabakası, yani lentikül çıkarılır. Böylece gözdeki kırma kusurları düzeltilmiş olur. Smile Pro yönteminde diğer lazer tedavilerinden farklı olarak, geniş bir kornea kesisi oluşturulmadığı için kornea dokusuna daha az müdahale edilir, dolayısıyla daha az doku müdahalesiyle sonuç verir" Hızlı ve Konforlu Bir Süreç Prof. Dr. Cem Yıldırım, işlemin gelişmiş lazer sistemleri sayesinde yalnızca saniyeler içinde tamamlandığını vurgulayarak, "Bu hız, hastaların işlem sırasında daha az stres yaşamalarını sağlıyor. Ayrıca, kornea sinirleri daha az etkilendiği için ameliyat sonrası kuru göz gibi şikâyetler oldukça nadir görülüyor. Uygun göz yapısına sahip hastalar, genellikle birkaç gün içinde görme netliğine kavuşup günlük aktivitelerine dönebiliyor" diye konuştu. Daha Net Bir Gelecek İçin İleri Teknoloji Görme bozukluklarının tedavisinde hem konforu hem de güvenliği bir araya getiren Smile Pro yönteminin geleceğin lazer teknolojisi olarak değerlendirildiğini kaydeden Prof. Dr. Cem Yıldırım, "Bu yöntem sayesinde binlerce hasta, gözlük ve kontakt lens kullanımına veda ediyor. Smile Pro, görme kalitesini artırmak isteyenler için modern ve etkili bir çözüm sunuyor" şeklinde konuştu. Kimler Smile Pro için uygun? Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şefik Can İpek ise klasik lazer tedavilerine kıyasla daha az invaziv olan Smile Pro yönteminin miyop, hipermetrop ve astigmat tedavisinde daha hızlı ve daha konforlu bir iyileşme süreci sunduğunu belirtti. Smile Pro yönteminin her göz yapısına uygun olmadığını hatırlatan Dr. Şefik Can İpek, bu cerrahinin genellikle 18 yaşını geçmiş, göz numarası en az bir yıldır sabit olan ve kornea kalınlığı yeterli düzeyde olan bireyler için önerildiğine dikkat çekerek, "Yöntem, miyop, hipermetrop ve astigmat tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar sunuyor. Ancak her birey bu yöntem için uygun olmayabilir; bu nedenle detaylı bir göz muayenesi şarttır" ifadelerini kullandı.
Uzm. Diyetisyen Erden: "Beslenmeniz ebeveyn olmanıza engel olabilir"
01 Temmuz 2025 Salı - 10:53 Uzm. Diyetisyen Erden: "Beslenmeniz ebeveyn olmanıza engel olabilir" Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzm. Diyetisyeni Ayşegül Akkaya Erden, "Ülkemizde çiftlerin yaklaşık yüzde 15’i kısırlık sorunu ile karşı karşıya kalıyor. Nedenler arasında biyolojik faktörler olabileceği gibi, geç yaşta evlilik, çevresel etkenler ve sağlık hizmetine erişim kısıtlılığı, yanlış beslenme alışkanlıkları gibi durumlar da yer alabiliyor" dedi. Kısırlık sürecinde hem erkeklere bağlı nedenler hem de kadınlara bağlı etkenler olduğu gibi çiftin her ikisinden kaynaklanan sorunlar da söz konusu olabildiğinden bahseden Uzm. Diyetisyen Erden, "Kısırlık sorununun önleyici tedavileri arasında ilk sırada yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarını iyileştirmek geçiyor. Kadın ve erkek üreme sistemi çeşitli kimyasal ve fiziksel ajanlara karşı ciddi duyarlılık göstermektedir. Bu ajanlar genellikle mesleki ortamda ve çevrede yaygın olarak bulunmaktadır. Bu çevresel faktörlerin başlıcaları arasında; radyasyon maruziyeti, hareketsiz yaşam tarzı, devamlı kullanılan ilaçlar, yoğun sigara ve alkol tüketimi, kurşun-arsenik-hidrokarbonlar gibi toksinler, çeşitli hormonların alımı sayılabilmektedir. Sigaranın dumanının bile kısırlık üzerinde etkili olduğu güncel bilimsel çalışmalarla desteklenmektedir" şeklinde konuştu. "Alkol tüketimine dikkat" Yoğun alkol alımı hem fiziksel hem de zihinsel iyilik halini bozduğu gibi üreme sisteminde de çeşitli sorunların temek kaynağı olabildiğini vurgulayan Uzm. Diyetisyen Erden, "Kısa süreli veya aralıklı alkol alımında bu etkiler daha az görülmektedir. Alkol aynı zamanda beyin ile üreme sistemi arasındaki dengeyi etkileyerek hormon üretimini bozabilmektedir. Böylelikle kısırlık görülme durumu tetiklenmektedir. Kısırlık sorununda önemli konulardan biri de beslenme alışkanlıklarıdır. Vücut sağlığımız için yeterli ve dengeli beslenmek her hastalık için önleyici bir faktördür. Bunun yanı sıra vücut ağırlığı da üreme sistemi üzerinde bir faktördür. Obezite, erkeklerde testosteron miktarında azalmaya yol açmaktadır. Bu da vücuttaki hormonal dengeyi değiştirdiği için (testosteron-östrojen-SHBG-FSH-LH) üreme sistemi üzerine negatif etki yapmaktadır. Obezite kadar yetersiz enerji alımı da üreme sistemini olumsuz etkilemektedir. Erkekler düşük kalorili beslendiklerinde sperm hareketlerinde düşmeler olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur. Kısa sürede hızlı kilo kaybına neden olan düşük kalorili diyetler, beslenme dengesinin bozulması (karbonhidrat-protein-yağ oranı) üreme sağlığını olumsuz etkileyerek kısırlığa yol açmaktadır. Kadınlarda da bu durum benzer şekildedir. Aşırı kilolu olmak veya aşırı zayıf olmak, her ikisi de östrojen hormonunun üretimini olumsuz etkiler. Vücut kitle endeksini 19-24 arasında tutmak doğurganlığı olumlu etkileyecektir" ifadelerini kullandı. "Beslenmenizde rafine karbonhidratlardan ve yağlardan olabildiğince uzak durun" Bebek sahibi olmak isteyen çiftlere bazı önerilerde de bulunan Uzm. Diyetisyen Erden, sözlerine şöyle devam etti: "Sigara içiyorsanız bırakın, nikotin ve sigaradaki diğer zararlı maddelerin yumurta kalitesini bozduğu kesin olarak gösterilmiştir. Alkol tüketimini azaltın, fazla alkol üreme hücrelerinin kalitesini bozmaktadır. Fazla kafeinden kaçının, kahveyi kafeini azaltılmış içebilirsiniz ya da günde 2 fincandan fazla içmeyin. Egzersiz yapın, hücrelerin oksijenizasyonunu artırırken kilo vermeye de yardımcı olacaktır. Beslenmenizde rafine karbonhidratlardan ve yağlardan olabildiğince uzak durun. Gerek fazla miktarda hayvansal yağ gerekse tatlılar ve unlu gıdalar üreme sağlığı üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Antioksidanların üreme hücresi kalitesini arttırdığı artık kesin olarak biliniyor. Antioksidan içeren yiyecekler (Koyu yeşil sebzeler, kırmızı üzüm, avokado, yaban mersini, fındık, fıstık, ceviz, yeşil çay, tam tahıllar, mercimek, fasülye, nohut gibi kuru baklagiller, balık, zerdeçal ve benzeri) bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde başarıyı arttırıcı rol oynayacaktır."
MEAH’ta yoğun bakım yatak kapasitesi artırıldı
01 Temmuz 2025 Salı - 10:47 MEAH’ta yoğun bakım yatak kapasitesi artırıldı Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi (MEAH), yoğun bakım hizmetlerinde kapasite artışına giderek sağlık hizmetlerinin kalitesini ve erişilebilirliğini artırmaya devam ediyor. Menteşe Kaymakamı Mehmet Eriş, Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı Haluk Laçin ve İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça’nın katılımıyla hastane acil servis alanında 2. Seviye, 6 yataklı yeni bir erişkin yoğun bakım ünitesi hizmete açıldı. Yeni yoğun bakım ünitesinin hizmete girmesiyle birlikte, hastanede mevcut bulunan 86 erişkin yoğun bakım yatağı sayısı 92’ye çıkarıldı. Bu artışla birlikte, hasta mağduriyetlerinin önlenmesi ve özellikle il dışı hasta sevklerinin azaltılması hedefleniyor. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde ayrıca 18 küvöz kapasiteli Yenidoğan Yoğun Bakım Üniteleri ile 6 yataklı Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi de aktif olarak hizmet vermeye devam ediyor. Böylece hastanenin toplam yoğun bakım yatak sayısı 116’ya ulaştı. Yoğun bakım kapasitesindeki bu artışla birlikte, kritik hastaların il içinde tedavi edilmesi sağlanarak sağlık hizmetlerine daha hızlı ve etkin bir şekilde erişim sağlanması amaçlanıyor. Muğla halkının sağlık ihtiyaçlarına daha kapsamlı yanıt verebilmek adına yapılan bu yatırım, bölgedeki sağlık altyapısının güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Yaz aylarında bağırsak enfeksiyonlarına karşı uyarı
01 Temmuz 2025 Salı - 10:41 Yaz aylarında bağırsak enfeksiyonlarına karşı uyarı Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte artan sıcaklıklar, gıda güvenliğini doğrudan etkiliyor. Uygun koşullarda saklanmayan yiyecekler ve hijyen eksiklikleri nedeniyle bağırsak enfeksiyonlarında artış yaşandığını belirten uzmanlar, özellikle çocuklar ve ileri yaştaki bireylerde bu durumun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguluyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ömer Burçak Binicier, yaz aylarında dış ortamda tüketilen ve uygun koşullarda saklanmayan gıdaların bağırsak enfeksiyonlarına zemin hazırladığını ifade etti. Binicier, "Yazın açıkta satılan ya da uzun süre uygun sıcaklıkta bekletilen süt ürünleri, et ve deniz ürünleri gibi gıdalar, mide-bağırsak sistemi üzerinde ciddi tehdit oluşturabilir. Bu tür enfeksiyonlar genellikle ishal, karın ağrısı, mide bulantısı ve ateşle kendini gösterir. Özellikle çocuklar ve yaşlılarda sıvı kaybı çok daha tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Şikayetler birkaç gün içinde geçmiyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Bu dönemde bol sıvı alımı ve hijyen kurallarına azami dikkat, korunmada en etkili yöntemdir." dedi. El hijyeni hastalıkların yüzde 50’sini önleyebilir İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mirkan Bulğak, yaz aylarında bakteriyel ve viral kaynaklı bağırsak enfeksiyonlarında belirgin artış gözlemlediklerini söyledi. İyi yıkanmamış çiğ sebzeler, yeşillikler ve hijyenik olmayan su kaynaklarının en yaygın bulaş yolları arasında yer aldığını kaydeden Bulğak, "Özellikle çiğ olarak tüketilecek gıdaların önce bol suyla yıkanması, ardından sirkeli suda bekletilmesi önem taşıyor. Ayrıca su ve sabunla doğru teknikle yapılan el yıkama, bu enfeksiyonların yaklaşık yüzde 50’sini önleyebilir. El hijyeni, sadece bireysel korunma için değil, toplum sağlığı açısından da büyük önem taşır. Çocuklara bu alışkanlığın erken yaşta kazandırılması oldukça kritiktir." diye konuştu.
Düzce 19 yıldır bebek dostu il
01 Temmuz 2025 Salı - 10:36 Düzce 19 yıldır bebek dostu il DÜZCE(İHA) – Altın Bebek Dostu ve Bebek Dostu İl unvanına sahip Düzce’deki hastaneler ulusal değerlendirme ekibi tarafından denetlendi. 2006 yılında ‘Bebek Dostu İl’ ilan edilen Düzce, 2008 yılında da ‘Altın Bebek Dostu İl’ unvanını alarak örnek oldu. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı’ ile ‘Tamamlayıcı Beslenme Programı’ kapsamında; bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmesi, 6 aydan sonra ise uygun tamamlayıcı besinlerle birlikte emzirmenin 2 yaş ve sonrasına kadar sürdürülmesi hedefleniyor. Bu doğrultuda tüm sağlık kuruluşlarında başarılı emzirmenin 10 adımı stratejisinin uygulanması esas alınıyor. Çocuk sağlığının iyileştirilmesine yönelik olarak uygulanan Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı kapsamında, bu programa dahil olan hastaneler yılda 4 kez başarılı emzirmenin 10 adımı ve bebek formüllerinin pazarlanmasına dair uluslararası yasa çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutuluyor. Bu dahilde, Düzce’de ‘Bebek Dostu Hastane’ unvanı taşıyan Düzce Atatürk Devlet Hastanesi, Akçakoca İlçe Devlet Hastanesi, Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Düzce Özel Çağsu Hastanesi Ulusal Değerlendirme Ekibi tarafından ziyaret edildi. Gerçekleştirilen ziyaretlerde ilgili değerlendirme formları kullanılarak yapılan incelemeler sonucunda, Düzce’deki hastanelerin Bebek Dostu Hastane unvanını devam ettirdiklerini gözlemlediler. "Teşvik ediyoruz" Düzce Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, "Anne sütünün teşviki ve bebek dostu sağlık kuruluşları programı çerçevesinde, ilimizdeki kamu, üniversite ve özel hastanenin bebek dostu hastane unvanına sahip olduğunu belirtmek isterim. Düzce’de dünyaya gelen bebeklerin sağlıklı bir hayata başlaması, beslenme yetersizliklerinin önlenmesi ve sağlıklı beslenmenin sürdürülebilmesi amacıyla anne sütünün önemine dikkat çekiyoruz. Kamu, üniversite ve özel hastanelerimizle birlikte bu doğrultuda özverili çalışmalar yürütüyoruz. Düzce olarak 2006 yılından bu yana ‘Bebek Dostu İl’, 2008 yılından bu yana ise ‘Altın Bebek Dostu İl’ unvanına sahibiz. Bu süreçte emeği geçen başta değerlendirme ekibimiz olmak üzere, tüm hastane yöneticilerimize ve sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" ifadelerinde bulundu.
Halsizlik nedeniyle hastaneye gitti, karnına yapışan kene bulundu
01 Temmuz 2025 Salı - 10:23 Halsizlik nedeniyle hastaneye gitti, karnına yapışan kene bulundu Kahramanmaraş’ta hastaneye başvuran bir kadının, yapılan muayenesinde karın bölgesine yapışmış bir kene ile karşılaşıldı. Uzman dermatolog tarafından çıkarılan kene sonrası hasta sağlığına kavuştu. Kahramanmaraş’ta yaşayan bir kadın, son günlerde artan halsizlik, yorgunluk ve vücudundaki çeşitli rahatsızlık şikayetleri üzerine Özel Sular Akademi Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan ilk muayenede karın bölgesinde kızarıklık ve şişlik fark eden sağlık ekibi, hastayı dermatoloji bölümüne yönlendirdi. Cilt hastalıkları uzmanı Dr. Mehmet Alataş tarafından yapılan detaylı incelemede, kadının göbek çevresine yapışmış bir kene tespit edildi.Uzman doktor tarafından başarılı şekilde çıkarılan kene sonrası hasta gözlem altına alındı. Kenenin herhangi bir enfeksiyon bulaştırmadığı belirlenirken, yapılan tetkiklerde ciddi bir sağlık sorunu olmadığı öğrenildi. Hasta, yapılan müdahale sonrası taburcu edilirken, kısa sürede eski sağlığına kavuştu. "Keneyi elimiz ile çıkarmayalım" Cilt hastalıkları uzmanı Dr. Mehmet Alataş "Özellikle keneden korunma yöntemleri arasında bağ, bahçe ve parklarda gezerken dikkat etmemiz lazım. Mutlaka çoraplarımızı ayaklarımızın paçalarına kadar çekelim. Eve gelince vücudumuzu kontrol edelim. Eğer bir kene yapışmış ise en yakın bir sağlık kuruluşuna müracaat edelim. Keneyi elimiz ile çıkarmayalım. Kene özel bir cımbız gibi aletlerle döndüre döndüre içerisindeki kusmuk dökülmeden çıkartmak gerekiyor. Çıkarınca iş bitmiyor. Hastayı 10 gün gözlemlemek lazım. Biz şehrimizde sık gördüğümüz bir vaka eğil ama bir hafta önce hastamız zona şikayeti ile gelmişti biz de baktık hastamızda kene vardı ve çıkarttık. Gerekli müdahaleleri bulunduk. Hastamızda Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) yoktu. Burada en önemli kene ısırığında takip süresinde hastanın kan seviyesini, ateşini ve genel durumunu takip etmek gerekiyor" dedi. (HLL-HİV-