SAĞLIK
Merdiven altı güzellik merkezleri tehlike saçıyor 11 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:04:01 Merdiven altı güzellik merkezlerinin denetlenmesi gerektiğini ifade eden Tüketiciler Birliği Genel Bakanı Mahmut Şahin, "Denetimden uzak şekilde ve adına da resmi bir karşılığı olmayan ’estetisyen’ ünvanını verdikleri insanlarla, ’seni güzelleştireceğiz, gençleştireceğiz’ vaatleri ile kesip doğruyorlar" dedi. Denetimden uzak olan güzellik merkezlerinde sağlık işlemleri yapıldığını söyleyen Başkan Şahin, "Merdiven altı sistem diye tabir ettiğimiz güzellik merkezleri gözümüzün önünde yüzlerce adeta. Denetimden uzak şekilde ve adına da resmi bir karşılığı olmayan estetisyen ünvanını verdikleri insanlarla, seni güzelleştireceğiz, gençleştireceğiz vaatleri ile kesip doğruyorlar. Hiçbir yasal denetimi yok, hiçbir takip sistemi yok, başıboş bırakılmış bir alan. Bu durumun en acı tarafı, bu sisteme çantacılık yapan doktorların da bulunması. Bazı malzemeleri yalnızca doktorlar kendi kodları ile alabiliyorlar. Bu kodla malzemeleri alıp, çantacılık yaparak bu güzellik merkezlerine satıyorlar. Daha da kötüsü, hiçbir denetime tabi tutulmadan, merdiven altı üretimle her tarafta satılabiliyor. Bu durum insan sağlığını ilgilendiriyor. İnsanımızın sağlığı bu kadar ucuz olmamalı. Biz Uganda değiliz, bu tür vaatler rahat rahat yapılamamalı. Eğer devletten çekinmeleri olmazsa, bu insanların bizim sağlığımıza da bir kıymeti olmaz. Burada sağlık işlemi yapılıyor. İnsanların kör olmasını, burunlarının üzerini kaybetmesini, kulağını duyacağını engelleyici işler yapılıyor, bunlar sağlıkla alakalı" şeklinde konuştu. "Nasıl bu kadar rahat insanların sağlığıyla oynayabiliyorlar?" Laboratuvarda yapılması gerek işlemlerin, güzellik merkezleri kendileri yapıyormuş gibi lanse ettiklerini belirten Şahin, "Mezoterapi dediğimiz işlem bir laboratuvarda yapılması gereken bir işlem. İnsanların gerek selülitleri gerekse saçlarıyla alakalı vaatlerde bulunarak, ’Biz laboratuvarda kanlarınızı ayrıştırıyoruz, bunu da enjekte edip sağlıklı olmanızı sağlıyoruz’ diyorlar. Bir kere bunun laboratuvarda yapılması lazım. Burada laboratuvar olmadığı gibi olsa bile işleyecek bir yetkili yok. Bunun eğitimini almış birisi yok. Nasıl bu kadar rahat insanların sağlığıyla oynayabiliyorlar? Dalga geçer gibi insanların kanlarını alıyorlar, ayrıştırma yapar gibi yapıp insanların vücuduna su enjekte ediyorlar. Bunu da parayla satıyorlar. Bu kadar başıboş bir sistemin denetlenmemesi bu ülkenin yasal olarak bir ayıbı. Tüketicilere çağrımız da her halükarda kim yaparsa yapsın, sağlığınızı etkileyen bu işlem sizi güzelleştirmez. Yüz güzelliğine değil, gönül ve ahlak güzelliğine odaklanın" ifadelerini kullandı.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:52 Aydın Şehir Hastanesi tam kapasite hizmet vermeye başladı Aydın’ın Efeler ilçesinde yapımı tamamlanan ve ayda ortalama 450 bin hastaya hizmet verecek Aydın Şehir Hastanesi, polikliniklerin de taşınmasıyla birlikte tam kapasite hizmet vermeye başlarken, vatandaşlar da hastaneden ‘memnun’ olduklarını vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından resmi açılışı yapılan Türkiye’nin 21. Şehir Hastanesi Aydın’da hizmet vermeye devam ederken, polikliniklerin de taşınmasıyla birlikte tam kapasite hizmet vermeye başladı. Bin 300 yatak kapasiteli hastanenin Aydın halkına birinci sınıf sağlık hizmeti sunması hedeflenirken, sabahın erken saatlerinde polikliniğe gelen vatandaşlar da hastane personelleri tarafından kapıda karşılanarak gidecekleri bölümlere yönlendirildi. 189 poliklinik sayısı ile vatandaşlara hizmet verilirken, poliklinik bekleme alanlarının ferah olduğunu söyleyen vatandaşlar da duydukları memnuniyeti dile getirdi. Aydın Devlet Hastanesi polikliniklerinin Şehir Hastanesi’nde hizmete vermeye başlaması ile birlikte Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul da hastaneye gelerek incelemelerde bulundu. Yetkililerden bilgi alan Müdür Şenkul, vatandaşlara da’ geçmiş olsun’ dileklerini iletti. "Beğendim hastanemizi" Yeni poliklinik alanlarını çok beğendiğini ifade eden vatandaşlardan Yüksel Erçetin; "Ben çok memnun kaldım. Çok beğendim. Hep böyle devam etsin inşallah" dedi. Müjgan Dağdelen ise "Çok sevindik. İyi bir hastane oldu. Hoşumuza gitti" şeklinde konuştu. Hastanenin büyük bekleme alanları ile rahat nefes alabildiklerini ifade eden Cem Bartu Kaçar; "Ulaşım kolay. Geniş bir hastane. Ferah da bir hastane. Tek problemimiz. Her kamu alanında olduğu gibi otopark problemi devam etmekte. Ama bunun da yakın zamanda düzeleceğini. Ek otopark yapacaklarını düşünüyorum. Poliklinik sayıları sanki artmış gibi geldi bana. Diğer hastanelere nazaran ve oturma kapasiteleri de artmış. Daha fazla koltuk var. Koridor genişlikleri güzel. Havalandırmalar güzel. Diğer hastanenin polikliniklerin de bunaltıcı bir havası vardı. Buranın havalandırması güzel ve ferah. Beğendim yani hastanemizi" dedi. "Her taraf güzel ve geniş" Hastanede her şeyin olduğunu ifade eden Yılmaz Celep; "Çok iyi bir yer olmuş. Uzak biraz ama olsun önemli değil. Allah razı olsun yapanlara, sebep olanlara. Çok güzel olmuş hastanemiz. Büyük. Her şey var" ifadelerini kullandı. Eşi ile birlikte hastaneye kontrole geldiklerini ifade eden Meliha Celep de; "Buraya ben kontrole geldim. Çok güzel, çok sevdim. Doktorumuz da çok iyi. İyi olmuş. Geniş. Her taraf güzel. Allah sağlık versin" dedi. "Yatış yerleri otel konforunda" Çok rahat bir şekilde hastaneye geldiklerini ve memnun olduklarını ifade eden Mehmet Arslan; "Yapılan hizmetler çok güzel. Ellerine sağlık. Hayırlı uğurlu olsun. Mükemmel yani. Allah kolaylık versin herkese" dedi. Gencay Karaçay; "Aydın’ın sağlık alt yapısını güçlendiren cumhurbaşkanımıza çok teşekkür ederim. Poliklinikler bugün hizmete girdi. Çok temiz ve muhteşem olmuş. Çalışanlar da çok dikkatli. Bizlere çok yardımcı oluyorlar. Polikliniklerde bekleme alanlarında oturma yerleri de çok güzel, koridorlar ferah. Yatış yerleri çok güzel. Muhteşem bir yer. Yani otel konforunda yatış yerleri. Aydınımıza hayırlı uğurlu olsun" şeklinde konuştu.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:51 Bahar mevsiminde astım ve alerjik hastalıklara dikkat SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Haşim Karakuş, polen yoğunluğunun arttığı bahar mevsiminde astım ve alerjik hastalıklara bağlı şikâyetlerin de artış gösterdiğini söyledi. Özellikle polenlerin havada yoğun olarak bulunduğu bu günlerde dikkatli olmanın, hastalık kontrolü açısından büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Karakuş, bahar mevsiminde şikayetlerin artma nedenlerini şöyle sıraladı: "Ağaç, çimen ve yabani ot polenleri bahar aylarında hızla artmaktadır. Bu polenler solunum yollarına girerek bağışıklık sistemini uyarır ve hassas bireylerde öksürük, nefes darlığı, hırıltı, burun akıntısı ve gözlerde kaşıntı gibi şikâyetlere yol açar." Uzm. Dr. Karakuş, risk gruplarıyla ilgili açıklamalarda bulunarak," Astım hastaları, alerjik rinit (Saman nezlesi) olan bireyler, ailesinde alerji öyküsü bulunan çocuklar, daha önce polen alerjisi tanısı almış kişiler" şeklinde konuştu. Nelere dikkat edilmeli Uzm. Dr. Karakuş, dikkat edilmesi gerekenler konusunda açıklamalarda bulunarak, "Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkmamaya özen gösterin. Dışarıdan geldikten sonra kıyafetlerinizi değiştirin ve mümkünse duş alın. Ev ve araba pencerelerini kapalı tutun. Maske kullanımı polen temasını azaltabilir. Ev temizliğinde HEPA filtreli süpürgeler tercih edilebilir" ifadelerini kullandı. Tedavi ve takip önemli "Astım ve alerjik hastalığı olan bireyler ilaçlarını düzenli kullanmalı, doktor kontrolü olmadan tedavilerini kesmemelidir" diyen Uzm. Dr. Karakuş, gerekli durumlarda koruyucu tedavilerin bahar başlamadan önce planlanması gerektiğine dikkat çekti. "Çocuklarda daha dikkatli olunmalı" Çocukların alerjenlere karşı daha hassas olabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Karakuş, "Özellikle gece öksürüğü, eforla nefes darlığı ve sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuklar açısından değerlendirme önemlidir" dedi. Ne zaman doktora başvurmalı Uzm. Dr. Karakuş, "Nefes darlığında artış, gece uykudan uyandıran öksürük, inhaler ilaçlara rağmen rahatlamama, sık acil başvuru ihtiyacı" şeklinde konuştu. Astım ve alerjik hastalıkların doğru tedavi ve önlemlerle kontrol altına alınabildiği söyleyen Uzm. Dr. Karakuş, "Baharın keyfini sağlıklı bir şekilde çıkarabilmek için belirtilerinizi ciddiye alın ve gerekli önlemleri ihmal etmeyin" diye konuştu.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:36 MEAH’ta bir günde 3 kalp deliği başarıyla kapatıldı Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde (MEAH) aynı gün içerisinde gerçekleştirilen 3 başarılı kalp deliği kapatma işlemiyle sağlığına kavuşan hastalar ertesi gün taburcu edildi. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı ve Malatya Turgut Özal Üniversitesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Aktaş, atrial septal defekt (ASD) olarak bilinen kalp deliği hastalığına ilişkin açıklamalarda bulundu. Kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasında bulunan yapının doğumsal olarak tam kapanmaması sonucu oluşan ASD’nin her bin 500-2 bin canlı doğumda bir görüldüğünü belirten Aktaş, bu rahatsızlığın erişkin yaşlara taşınabilen konjenital kalp hastalıklarından biri olduğunu ifade etti. ASD’nin çoğu zaman çocukluk döneminde belirti vermediğini kaydeden Dr. Aktaş, rutin muayenelerde duyulan üfürüm sonrası yapılan ekokardiyografi incelemeleriyle hastalığın tespit edilebildiğini söyledi. Dr. Aktaş, "Erişkin yaşlarda ise nefes darlığı, çarpıntı ve ilerleyen süreçte kalp yetmezliği gibi şikayetlerle karşımıza çıkabiliyor" dedi. Hastanede uygulanan yönteme ilişkin bilgi veren Aktaş, uygun hastalarda ameliyata gerek kalmadan kasıktan girilerek kalp deliğinin kapatıldığını belirtti. "Geçtiğimiz haftalarda aynı gün içerisinde 3 erişkin hastamızın kalp deliğini şemsiye yöntemiyle başarıyla kapattık" diyen Aktaş, hastaların işlem sonrası aynı gün ayağa kalkıp yürüyebildiğini, ertesi gün ise taburcu edildiğini söyledi. Yöntemin hasta açısından oldukça konforlu olduğunu vurgulayan Aktaş, işlemin genellikle genel anestezi gerektirmediğini ifade etti. Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Aktaş, "Kasık bölgesinden toplardamar sistemine girilerek kalbin sağ kulakçığından sol kulakçığına ulaşılıyor. Ardından şemsiye benzeri kapatma cihazı yerleştirilerek delik kapatılıyor" diye konuştu. Hastanede uzun yıllardır bu yöntemin başarıyla uygulandığını belirten Aktaş, zorlu vakalarda da başarılı sonuçlar elde ettiklerini kaydetti. Kasıktan girilerek kapatılmaya uygun olmayan hastalarda ise cerrahi tedavinin uygulandığını ifade eden Aktaş, işlem sonrası hastaların 3 ila 6 ay süreyle kan sulandırıcı tedavi kullandığını söyledi.
Türk hekimin uluslararası tıbbi başarısı
01 Temmuz 2025 Salı - 17:52 Türk hekimin uluslararası tıbbi başarısı Dr. Özgür Ağlamış, dünyada genital estetikte kendi ismiyle anılan ve tanımlı noktası olan ilk doktorlardan biri oldu. Tanımladığı yeni enjeksiyon noktası artık ‘Dr. Özgür Noktası’ (The Doctor Özgür Point) olarak anılacak. Türk hekim Dr. Özgür Ağlamış, kadın genital bölgesine yönelik eksozom uygulaması alanında gerçekleştirdiği çalışmayla dünya tıbbına önemli bir katkıda bulundu. Hücresel yenilenmeye dayalı bu yenilikçi yaklaşım, estetik ve rejeneratif tıp alanının en prestijli yayınlarından biri olan Aesthetic Surgery Journal’da yayımlandı. Açıklamaya göre çalışma, kişinin kendi kanından elde edilen eksozomların genital bölgede gençleştirme amaçlı kullanımına dair retrospektif bir değerlendirme sunuyor. Elde edilen bulgular, eksozomların rejeneratif etkilerini ortaya koyarken, bölgesel doku yenilenmesine ilişkin uluslararası düzeyde yeni bir perspektif kazandırıyor. Bu yönüyle, kendi alanında dünyada yayımlanan ilk bilimsel çalışma olma niteliği taşıyor. Dr. Ağlamış’ın katkıları sadece klinik uygulamalarla sınırlı kalmadı. Çalışmada, genital bölgedeki belirli anatomik bir bileşke, literatüre yeni bir terimle kazandırıldı: ‘Dr. Özgür Noktası’ (The Doctor Özgür Point). Bu nokta, yeni bir enjeksiyon bölgesi olarak bilimsel yayınlarda yerini aldı ve uluslararası tıp terminolojisine dahil oldu. Dr. Özgür Ağlamış konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Ülkemizde yürüttüğümüz bilim temelli ve yenilikçi çalışmaları uluslararası platformlarda paylaşmaktan, ayrıca tıbbi literatüre kalıcı katkılar sunmaktan büyük bir gurur ve onur duyuyorum."
Selçuk Tıp’tan 185 genç doktor mezun oldu
01 Temmuz 2025 Salı - 17:27 Selçuk Tıp’tan 185 genç doktor mezun oldu Selçuk Üniversitesi (SÜ) Tıp Fakültesinden mezun olan 185 öğrenci, düzenlenen törenle diplomalarını aldı. Genç hekimlere seslenen Rektör Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, "Bilginizi vicdanla ve merhametle tamamlayın. Başarınızı tevazu ile taşıyın" dedi. Selçuk Üniversitesi (SÜ) Tıp Fakültesi 2024 -2025 Eğitim Öğretim Yılı Mezuniyet Töreni, Sultan Alparslan Kültür Merkezinde gerçekleştirildi. Törende, Dr. Şeyda Nur Tanık dönem birincisi olarak arkadaşlarına ve ailelere hitap etti. Programda konuşan Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, hekimliğin yalnızca bir meslek değil, insanlığın vicdanını taşıyan kadim bir emanet olduğunu belirtti. Genç doktorlara tavsiyelerde bulunan Yılmaz, "Bilginizi vicdanla ve merhametle tamamlayın. Başarınızı tevazu ile taşıyın. Hangi şartta olursa olsun, insan yaşamına duyduğunuz saygıyı asla yitirmeyin. Hekim olmak, bir başkasının en zayıf anında yanında olmaktır. Bu, büyük bir ayrıcalık olduğu kadar derin bir sorumluluktur" dedi. Rektör Yılmaz, hekimlerin yaşadığı sorunlara da şu sözlerle dikkat çekti: "Zaman zaman gerek dünyanın farklı yerlerinde gerekse ülkemizde bizleri derinden üzen; hekimliğin vakarına gölge düşüren ve insani değerleri, hatta insan hayatını hiçe sayan bazı tutumlarla karşılaşıyoruz. Bu gibi durumlar bize gösteriyor ki tıbbi yeterlilik, ancak ahlaki bütünlükle anlam kazanır. İnsan onuruna duyulan saygı, bu mesleğin vazgeçilmez temelidir" diye konuştu. Tıbbın, sürekli gelişen ve yenilenen bir bilim dalı olduğunu aktaran Fakülte Dekanı Prof. Dr. Hüsnü Alptekin de, "İyi bir hekim olmak sadece tıbbi bilgiyle değil, insanı anlayabilmekle mümkündür. Her hastaya bir insan, bir hayat, bir dünya olarak yaklaşın" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından diplomasını Rektör Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz’dan alan dönem birincisi Dr. Şeyda Nur Tanık, yaş kütüğüne plaket çaktı ve Fakülte Dekanı Prof. Dr. Hüsnü Alptekin, mezun olan öğrencilere hekimlik yeminini yaptırdı. Tören, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi 17. dönem mezunu 185 genç doktora diplomalarının verilmesi, kep atma seremonisi ve fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Sağlık sektörünün nabzı Sakarya’da attı
01 Temmuz 2025 Salı - 16:04 Sağlık sektörünün nabzı Sakarya’da attı Sakarya, sağlık alanında önemli bir uluslararası organizasyona ev sahipliği yaptı. Türkiye’nin yanı sıra toplamda 31 ülkeden katılımcının yer aldığı 7. Uluslararası Tıp, Hemşirelik, Ebelik ve Sağlık Bilimlerinde Güncel Sorunlar Kongresi, hem yüz yüze hem de çevrimiçi olarak düzenlendi. Geniş katılımla şehirde ilk kez düzenlenen kongrede, sağlık sektörünün güncel sorunları masaya yatırıldı. 7. Uluslararası Tıp, Hemşirelik, Ebelik ve Sağlık Bilimlerinde Güncel Sorunlar Kongresi Sakarya’da gerçekleştirildi. Türkiye’nin yanı sıra Azerbaycan, Özbekistan, Hindistan, Kuzey Makedonya, Filipinler ve toplamda 31 ülkeden katılımcının yer aldığı kongrenin açılış konuşmaları Sakarya Üniversitesi Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Sakarya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi, İl Sağlık Müdürlüğü, Tıp Fakültesi, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Acil Hemşireler Derneği ve BZT Turan Akademi ortaklığında düzenlenen kongre, yaklaşık yüzde 55’i yabancı katılımcı oranıyla gerçekleştirildi. Alanında uzman sağlıkçılar ve akademisyenlerin buluştuğu ve YÖK’ün akademik teşvik ile doçentlik başvuruları için belirlediği kriterleri de karşılayan kongrede sunulan bildiriler, tam metin ve özet kitaplarında yayınlanacak. Katılımcılara uluslararası geçerliliğe sahip sertifikalar verildi. Etkinlik boyunca hem bilimsel oturumlar hem de yüz yüze bireysel eğitimler, kurslar ve bilgi yarışmaları düzenlendi. Düzenlenen uluslararası kongre, Sakarya’nın bilimsel ve sağlık alanındaki potansiyelini ortaya koyarken, sağlık çalışanlarının güncel sorunlarına da çözüm önerileri sundu. Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’nde hemşire olarak görev yapan Akın Özdemir ve Makbule Kibar’ın sunuculuğunu yaptığı açılış programında konuşan Kongre Başkanı ve Sakarya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dilek Aygın, organizasyonun kısa sürede şekillendiğini ama büyük ilgi gördüğünü belirterek, "Bu kongrenin organizasyonu ve şekillenmesi çok kısa bir süre içerisinde oldu. Ama hem yüz yüze hem online bildiri açısından baktığımızda 31’i aşkın ülkeden katılım var" derken, Kongre Başkanı ve Sakarya Üniversitesi GETAT Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Hande Cengiz Açıl da, "Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Araştırma Merkezi olarak kongrede bir oturumda yer aldık. İnşallah daha uzun soluklu kongrelerde düzenleyeceğiz. Bildiri sayılarımız ve panellerimiz çok yoğun geçecek" diye konuştu. Kongrenin sadece yerel değil uluslararası düzeyde etkili olacağını ifade eden Sakarya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özer Köseoğlu, "İlimizde gerçekleşen ve uluslararası düzeyde hayata geçen, sağlık alanının temel sorunlarının masaya yatırılacağı çok önemli bir kongreye Sakarya Üniversitesi’nde ev sahipliği yapmaktan dolayı oldukça memnuniyet duyuyoruz. İşin teknik boyutu hem uzman akademisyen hem de pratisyenler ile beraber bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştirilecek. Umarım sonuçları itibari ile ses getirir ve katkı sunar" şeklinde konuştu. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Altıntoprak ise kongre organizasyonunun hızlı ama etkili biçimde gerçekleştiğini belirterek, "İki gün boyunca çeşitli sağlık problemleri ile ilgili oturumlar olacak, kurslar düzenlenecek. Çok dolu ve faydalı bir program olacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. "İklim krizi kadın sağlığını doğrudan etkiliyor" Atatürk Üniversitesi Ebelik Fakültesi’nden Prof. Dr. Hava Özkan, kongrede yaptığı sunumda, iklim değişikliğinin kadın sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Özkan, "İklim değişikliği veya krizi hepimizin bildiği gibi günlerce konuşsak bitecek bir konu değil. Temelde kadına etkileri nelerdir bunlar üzerinden konuşmak istiyorum. Toplumun 3’te 1’ini oluşturan biz kadınların, iklim değişikliğinin üzerimizde oluşturduğu krizi ve sağlığımızı nasıl etkilediği noktasında bilgilendireceğim. İçerisinde bulunduğumuzu 21. Yüzyılda birçok şey ile karşı karşıya kalıyoruz ve pek çoğundan da etkileniyoruz. Bunların başında da iklim değişikliğinin üzerimizde oluşturduğu iklim krizi söz konusu. Dünya Sağlık Örgütü’nün hazırladığı rapora baktığımızda toplumu tehdit eden en büyük sorun aslında iklim değişikliğinin ortaya çıkarmış olduğu bir kriz olgusu var. İnsan sağlığını olumsuz etkilerini sınıflandırdığımızda prematüre bebek ölüm sayısında artışlar olduğunu, sıcaklık artışına bağlı olarak; kalp, dolaşım, damar ve solunum yolları hastalıklarında artış olduğunu ve bununla birlikte sıcak havalara bağlı olarak çıkan yangınlar, yaşadığımız dünyayı kirletmekte. Sıcağa bağlı ölümler, su azlığına bağlı hijyen sorunları, salgın hastalıklarının artması, psikolojik rahatsızlıklar gibi pek çok sağlık sorununu sıralamak mümkün" dedi. "Kadın sağlığına yönelik sessiz bir tehdit, iklim değişikliği" Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun (UNFPA) verilerine işaret eden Özkan, iklim krizinin kadınlar üzerinde beş temel etkisi olduğunu söyleyerek, "Biz kadınların sağlığını nasıl etkiliyor iklim değişikliği diye baktığımızda aslında intrauterin yaşamdan, ölüme kadar olan yaşam sürecinde kadın birçok şekilde iklim değişikliğinin oluşturduğu olumsuzluklardan maalesef etkileniyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu, iklim değişikliğinin kadın ve kız çocuklarını nasıl etkilediği konusunda şöyle diyor; ‘toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin, çocuk evliliğinin, erken ve ölü doğumların arttığını, anne ve yenidoğan sağlığının tehdit edildiğini, üreme sağlığı noktasında doğum kontrol yöntemlerine ulaşım, erişim noktasında kısıtlamaların olduğu’ şeklinde 5 farklı yolla kadını etkileyebileceğini ifade ediyor. Üreme sağlığımızı etkiliyor iklim krizi. Gebelikten, doğuma ayrı ayrı noktalardan baktığımızda kadının sağlığının etkilendiğini söyleyebiliriz. Gebelik boyutunda kadın sağlığı, iklim değişikliğinden nasıl etkileniyor diye baktığımızda; spontan düşüklerin, erken doğumun, düşük doğum ağırlıklı bebeklerin dünyaya gelmesi ya da yeni doğan döneminde ölümlerin olması gibi pek çok sorunla karşı karşıya kalındığını söylememiz mümkün. Bir kadının, gebe kaldığı andan doğuma kadar geçen sürede yüksek ortam sıcaklığı ile sıcak hava dalgalarına maruz kalması ile onu savunmasız yapabiliyor ve yüksek riskler ile karşı karşıya bırakabiliyor. Sonuç olarak iklimi olumlu yönde değiştirebilmek için yapabileceklerimiz nelerdir onlara bakmak gerekiyor. En basiti günlük hayatta kullandığımız deodorant, parfüm gibi olguları kullanım sayısını bile azaltmak atmosferi korumak açısından belki de deryada bir damla da olsa bir şeyler yapabilmek için çabalamamız oldukça önem arz ediyor" diye konuştu. "Bilimsel tartışmalar, sağlık sistemine ışık tutacak" Sakarya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir, "Sağlık hizmetleri, sadece tedavi verici hizmetler değildir, bunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Sağlık hizmetleri; koruyucu, halk sağlığı hizmetleri ve multidisipliner yaklaşımlarla yeni tedavi yöntemlerinin bulunması gereken bir çalışma. Dolayısıyla hasta güvenliği ve sağlık sistemimizi ilgilendiren sorunların münazara edileceği bu kongreyi çok kıymetli bulduğumu ifade etmek istiyorum. Bugün burada birçok farklı ilden kıymetli akademisyen hocalarımız burada. Yurtdışından hocalarımız burada. Bu multidisipliner çalışma ile sağlık bilimlerinde karşılaştığımız güncel sorunlar üzerine belki de yeni politikalar üretebileceğiz. Buradaki tartışmalar bize ışık olacak ve yeni politikaların başlangıcı olabilecek" şeklinde konuştu. "Kendimizi sürekli geliştirmemiz için bu tür organizasyonların sıklıkla yapılması gerekiyor" Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, "Özellikle sağlık sorunları ile ilgili birtakım sorunların ortaya konduğu, aklın ve bilimin birtakım şeylerin tekrar değerlendirildiği ve bunlara çözüm önerilerinin ortaya konduğu bir kongre olmasını diliyorum" derken Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Bakım Hizmetleri Müdürü Yavuz Bingöl ise, "Sosyal hayatın gelişmesine paralel olarak sağlık bilim dalının da aynı şekilde gelişmesi gerekiyor. Bu noktada da inovasyona açık bir şekilde kendimizi sürekli geliştirmemiz için bu tür sempozyum ve kongrelerin yapılması gerektiğine inanıyoruz" ifadelerine yer verdi. Sağlık sorunları masaya yatırıldı Daha sonrasında Azerbaycan ve diğer ülkelerden gelen katılımcıların yaptıkları sunum ile açılış konuşmaları devam etti. Azerbaycan ve Özbekistan Sağlık Bakanlıklarından gelen gözlemciler ile birlikte 31 ülkenin temsil edildiği kongre, Sakarya’da ilk kez bu düzeyde gerçekleştirilmiş olmasıyla ayrı bir önem taşıyor. Farklı şehir ve ülkelerden gelen akademik isimlerin sunumlarıyla bilimsel alışveriş ve iş birliği fırsatları da doğdu. Bu kapsamlı kongre, yalnızca sağlık biliminin gelişmesine değil, aynı zamanda Sakarya’nın uluslararası akademik görünürlüğüne de katkı sundu. Elde edilen çıktılar ve önerilerin, sağlık politikaları ve uygulamalarına yön vermesi bekleniyor.
Sağlık sektörünün nabzı Sakarya’da attı
01 Temmuz 2025 Salı - 15:53 Sağlık sektörünün nabzı Sakarya’da attı Sakarya, sağlık alanında önemli bir uluslararası organizasyona ev sahipliği yaptı. Türkiye’nin yanı sıra toplamda 31 ülkeden katılımcının yer aldığı 7. Uluslararası Tıp, Hemşirelik, Ebelik ve Sağlık Bilimlerinde Güncel Sorunlar Kongresi, hem yüz yüze hem de çevrim içi olarak düzenlendi. Geniş katılımla şehirde ilk kez düzenlenen kongrede, sağlık sektörünün güncel sorunları masaya yatırıldı. 7. Uluslararası Tıp, Hemşirelik, Ebelik ve Sağlık Bilimlerinde Güncel Sorunlar Kongresi Sakarya’da gerçekleştirildi. Türkiye’nin yanı sıra Azerbaycan, Özbekistan, Hindistan, Kuzey Makedonya, Filipinler ve toplamda 31 ülkeden katılımcının yer aldığı kongrenin açılış konuşmaları Sakarya Üniversitesi Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Sakarya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulama ve Araştırma Merkezi, İl Sağlık Müdürlüğü, Tıp Fakültesi, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Acil Hemşireler Derneği ve BZT Turan Akademi ortaklığında düzenlenen kongrede, yaklaşık yüzde 55’i yabancı katılımcı oranıyla gerçekleştirildi. Alanında uzman sağlıkçılar ve akademisyenlerin buluştuğu ve YÖK’ün akademik teşvik ile doçentlik başvuruları için belirlediği kriterleri de karşılayan kongrede sunulan bildiriler, tam metin ve özet kitaplarında yayınlanacak. Katılımcılara uluslararası geçerliliğe sahip sertifikalar verildi. Etkinlik boyunca hem bilimsel oturumlar hem de yüz yüze bireysel eğitimler, kurslar ve bilgi yarışmaları düzenlendi. Düzenlenen uluslararası kongre, Sakarya’nın bilimsel ve sağlık alanındaki potansiyelini ortaya koyarken, sağlık çalışanlarının güncel sorunlarına da çözüm önerileri sundu. Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’nde hemşire olarak görev yapan Akın Özdemir ve Makbule Kibar’ın sunuculuğunu yaptığı açılış programında konuşan Kongre Başkanı ve Sakarya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dilek Aygın, organizasyonun kısa sürede şekillendiğini ama büyük ilgi gördüğünü belirterek, "Bu kongrenin organizasyonu ve şekillenmesi çok kısa bir süre içerisinde oldu. Ama hem yüz yüze hem online bildiri açısından baktığımızda 31’i aşkın ülkeden katılım var" derken, Kongre Başkanı ve Sakarya Üniversitesi GETAT Merkezi Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Hande Cengiz Açıl da, "Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Araştırma Merkezi olarak kongrede bir oturumda yer aldık. İnşallah daha uzun soluklu kongrelerde düzenleyeceğiz. Bildiri sayılarımız ve panellerimiz çok yoğun geçecek" diye konuştu. Kongrenin sadece yerel değil uluslararası düzeyde etkili olacağını ifade eden Sakarya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özer Köseoğlu, "İlimizde gerçekleşen ve uluslararası düzeyde hayata geçen, sağlık alanının temel sorunlarının masaya yatırılacağı çok önemli bir kongreye Sakarya Üniversitesi’nde ev sahipliği yapmaktan dolayı oldukça memnuniyet duyuyoruz. İşin teknik boyutu hem uzman akademisyen hem de pratisyenler ile beraber bilgi ve deneyim paylaşımı gerçekleştirilecek. Umarım sonuçları itibari ile ses getirir ve katkı sunar" şeklinde konuştu. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Altıntoprak ise kongre organizasyonunun hızlı ama etkili biçimde gerçekleştiğini belirterek, "İki gün boyunca çeşitli sağlık problemleri ile ilgili oturumlar olacak, kurslar düzenlenecek. Çok dolu ve faydalı bir program olacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. "İklim krizi kadın sağlığını doğrudan etkiliyor" Atatürk Üniversitesi Ebelik Fakültesi’nden Prof. Dr. Hava Özkan, kongrede yaptığı sunumda, iklim değişikliğinin kadın sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Özkan, "İklim değişikliği veya krizi hepimizin bildiği gibi günlerce konuşsak bitecek bir konu değil. Temelde kadına etkileri nelerdir bunlar üzerinden konuşmak istiyorum. Toplumun 3’te 1’ini oluşturan biz kadınların, iklim değişikliğinin üzerimizde oluşturduğu krizi ve sağlığımızı nasıl etkilediği noktasında bilgilendireceğim. İçerisinde bulunduğumuzu 21. Yüzyılda birçok şey ile karşı karşıya kalıyoruz ve pek çoğundan da etkileniyoruz. Bunların başında da iklim değişikliğinin üzerimizde oluşturduğu iklim krizi söz konusu. Dünya Sağlık Örgütü’nün hazırladığı rapora baktığımızda toplumu tehdit eden en büyük sorun aslında iklim değişikliğinin ortaya çıkarmış olduğu bir kriz olgusu var. İnsan sağlığını olumsuz etkilerini sınıflandırdığımızda prematüre bebek ölüm sayısında artışlar olduğunu, sıcaklık artışına bağlı olarak; kalp, dolaşım, damar ve solunum yolları hastalıklarında artış olduğunu ve bununla birlikte sıcak havalara bağlı olarak çıkan yangınlar, yaşadığımız dünyayı kirletmekte. Sıcağa bağlı ölümler, su azlığına bağlı hijyen sorunları, salgın hastalıklarının artması, psikolojik rahatsızlıklar gibi pek çok sağlık sorununu sıralamak mümkün" dedi. "Kadın sağlığına yönelik sessiz bir tehdit, iklim değişikliği" Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun (UNFPA) verilerine işaret eden Özkan, iklim krizinin kadınlar üzerinde beş temel etkisi olduğunu söyleyerek, "Biz kadınların sağlığını nasıl etkiliyor iklim değişikliği diye baktığımızda aslında intrauterin yaşamdan, ölüme kadar olan yaşam sürecinde kadın birçok şekilde iklim değişikliğinin oluşturduğu olumsuzluklardan maalesef etkileniyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu, iklim değişikliğinin kadın ve kız çocuklarını nasıl etkilediği konusunda şöyle diyor; ‘toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin, çocuk evliliğinin, erken ve ölü doğumların arttığını, anne ve yenidoğan sağlığının tehdit edildiğini, üreme sağlığı noktasında doğum kontrol yöntemlerine ulaşım, erişim noktasında kısıtlamaların olduğu’ şeklinde 5 farklı yolla kadını etkileyebileceğini ifade ediyor. Üreme sağlığımızı etkiliyor iklim krizi. Gebelikten, doğuma ayrı ayrı noktalardan baktığımızda kadının sağlığının etkilendiğini söyleyebiliriz. Gebelik boyutunda kadın sağlığı, iklim değişikliğinden nasıl etkileniyor diye baktığımızda; spontan düşüklerin, erken doğumun, düşük doğum ağırlıklı bebeklerin dünyaya gelmesi ya da yeni doğan döneminde ölümlerin olması gibi pek çok sorunla karşı karşıya kalındığını söylememiz mümkün. Bir kadının, gebe kaldığı andan doğuma kadar geçen sürede yüksek ortam sıcaklığı ile sıcak hava dalgalarına maruz kalması ile onu savunmasız yapabiliyor ve yüksek riskler ile karşı karşıya bırakabiliyor. Sonuç olarak iklimi olumlu yönde değiştirebilmek için yapabileceklerimiz nelerdir onlara bakmak gerekiyor. En basiti günlük hayatta kullandığımız deodorant, parfüm gibi olguları kullanım sayısını bile azaltmak atmosferi korumak açısından belki de deryada bir damla da olsa bir şeyler yapabilmek için çabalamamız oldukça önem arz ediyor" diye konuştu. "Bilimsel tartışmalar, sağlık sistemine ışık tutacak" Sakarya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir, "Sağlık hizmetleri, sadece tedavi verici hizmetler değildir, bunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Sağlık hizmetleri; koruyucu, halk sağlığı hizmetleri ve multidisipliner yaklaşımlarla yeni tedavi yöntemlerinin bulunması gereken bir çalışma. Dolayısıyla hasta güvenliği ve sağlık sistemimizi ilgilendiren sorunların münazara edileceği bu kongreyi çok kıymetli bulduğumu ifade etmek istiyorum. Bugün burada birçok farklı ilden kıymetli akademisyen hocalarımız burada. Yurtdışından hocalarımız burada. Bu multidisipliner çalışma ile sağlık bilimlerinde karşılaştığımız güncel sorunlar üzerine belki de yeni politikalar üretebileceğiz. Buradaki tartışmalar bize ışık olacak ve yeni politikaların başlangıcı olabilecek" şeklinde konuştu. "Kendimizi sürekli geliştirmemiz için bu tür organizasyonların sıklıkla yapılması gerekiyor" Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, "Özellikle sağlık sorunları ile ilgili birtakım sorunların ortaya konduğu, aklın ve bilimin birtakım şeylerin tekrar değerlendirildiği ve bunlara çözüm önerilerinin ortaya konduğu bir kongre olmasını diliyorum" derken Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Bakım Hizmetleri Müdürü Yavuz Bingöl ise, "Sosyal hayatın gelişmesine paralel olarak sağlık bilim dalının da aynı şekilde gelişmesi gerekiyor. Bu noktada da inovasyona açık bir şekilde kendimizi sürekli geliştirmemiz için bu tür sempozyum ve kongrelerin yapılması gerektiğine inanıyoruz" ifadelerine yer verdi. Sağlık sorunları masaya yatırıldı Daha sonrasında Azerbaycan ve diğer ülkelerden gelen katılımcıların yaptıkları sunum ile açılış konuşmaları devam etti. Azerbaycan ve Özbekistan Sağlık Bakanlıklarından gelen gözlemciler ile birlikte 31 ülkenin temsil edildiği kongre, Sakarya’da ilk kez bu düzeyde gerçekleştirilmiş olmasıyla ayrı bir önem taşıyor. Farklı şehir ve ülkelerden gelen akademik isimlerin sunumlarıyla bilimsel alışveriş ve iş birliği fırsatları da doğdu. Bu kapsamlı kongre, yalnızca sağlık biliminin gelişmesine değil, aynı zamanda Sakarya’nın uluslararası akademik görünürlüğüne de katkı sundu. Elde edilen çıktılar ve önerilerin, sağlık politikaları ve uygulamalarına yön vermesi bekleniyor.
Kanser hastalarına immünoterapi müjdesi
01 Temmuz 2025 Salı - 15:00 Kanser hastalarına immünoterapi müjdesi Sağlık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, kanser hastalarının ilaca erişimini kolaylaştırmak için önemli bir düzenlemeye imza attı. Sağlık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kanser hastalarının ilaca erişimini kolaylaştırmak için 5 immünoterapi ilacı geri ödemeye alındı. Söz konusu ilaçlar, akciğer kanseri, meme kanseri, cilt kanseri gibi 25 farklı kanser türünde hastaların kullanımına sunuldu. Geri ödemeye alınan ilaçlar arasında ayrıca; genetik bir hastalık olan kistik fibrozisin tedavisinde kullanılan ilaç da bulunuyor. Üç immünoterapi ilacı ilk kez geri ödemeye alındı Hali hazırda iki kanser ilacının bazı endikasyonlarda geri ödemesi bulunuyordu. Bilimsel veriler dikkate alınarak hem ilaçların sayısının artırılmasına hem de kapsamın genişletilmesine karar verildi. 5 ilacın bedeli 25 farklı kanser türünde ödenecek Yapılan son düzenlemeyle kanser tedavisinde kullanılan üç immünoterapi ilacı ilk defa geri ödeme kapsamına alındı. İki ilacın ise ödeme kapsamı genişletildi. Söz konusu ilaçlar, klasik hodgkin lenfoma, melanom, malign melenom, kolorektal kanser, küçük hücreli akciğer kanseri, mide kanseri, renal hücreli karsinom ve meme kanseri gibi hastalıklarda kullanılıyor. İlaçlar, 25 farklı kanser türünde geri ödemeye alınmış oldu. Söz konusu ilaçlar, SGK ile anlaşması bulunan ikinci ve üçüncü basamak özel ve kamu hastanelerinde uygulanabilecek. Geri ödemeye alınanlar arasında kistik fibrozis ilacı da var Kistik fibrozis; akciğer, pankreas, bağırsak, ter bezleri ve dış salgı bezlerinde görülen kalıtımlı bir gen hastalığıdır. Hastalık, aynı anda solunum sistemi, sindirim sistemi gibi vücudun birden çok sistem ve organını etkileyebiliyor. Geri ödeme listesine ilk kez alınan bir ilacın da hastalığın seyrine olumlu katkı sağlaması bekleniyor. 48 bin kanser hastası yeni düzenlemeden yararlanabilecek Yeni düzenlemeden yaklaşık 48 bin kanser hastası ve yaklaşık bin kistik fibrozis hastası yararlanabilecek. Son düzenlemeyle birlikte geri ödeme listesindeki kanser ilaçlarının sayısı ise 784’e yükseldi.
Hakkari’de sismik izolatörlü hastane dönemi başlıyor
01 Temmuz 2025 Salı - 14:35 Hakkari’de sismik izolatörlü hastane dönemi başlıyor Hakkari Valisi Ali Çelik, sismik izolatör teknolojisinin kullanılacağı 100 yataklı Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’nin inşaatında incelemelerde bulundu. Sismik izolatörlü hastanenin inşaat alanında incelemelerde bulunan Vali Çelik, yürütülen çalışmalar ve proje detayları hakkında yetkililerden bilgi aldı. İnceleme sırasında şantiye şefi tarafından verilen bilgilere göre, hastane toplam 8 kattan oluşacak ve 25 bin 660 metrekare kapalı alana sahip olacak. Deprem güvenliğini en üst düzeye çıkaracak olan sismik izolatör sistemiyle ilgili de bilgi alan Vali Çelik’e, hastanede toplam 126 adet sismik izolatör bulunacağı, bunlardan 21’inin montajının tamamlandığı aktarıldı. Hakkari’nin sağlık altyapısına büyük katkı sağlayacak bu önemli yatırımın hayata geçirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Vali Çelik, modern donanımı, güçlü teknik altyapısı ve depreme karşı izolatörlü inşaat sistemiyle dikkat çekerek, "Hastanenin, bölge halkının yıllardır beklediği büyük bir ihtiyacı karşılayacak. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na şükranlarımı arz ediyor, projede emeği geçen tüm kişi ve kurumlara teşekkür ediyorum. Hastanemizin Hakkari’ye, bölgemize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum" dedi. "Depreme karşı üst düzey güvence" Hakkari’de ilk kez kullanılacak olan sismik İzolatör teknolojisi sayesinde hastane, muhtemel depremlerde hem yapısal güvenliğini koruyacak hem de sağlık hizmetleri kesintisiz devam edecek. Betonarme izolatörlü sistemle inşa edilen bina, hasta ve sağlık çalışanlarının güvenliğini ön planda tutacak. Kadınlar, çocuklar ve yenidoğan bebeklerin sağlığı için üst düzey standartlarda tasarlanan hastanede; 55 hasta odası, 10 çocuk ve 10 kadın doğum polikliniği, 4 tam donanımlı ameliyathane, 2 gün ameliyathanesi, 1 sezaryen ameliyathanesi, yoğun bakım üniteleri ve tüm çocuk branşlarına yönelik sağlık hizmeti sunulacak. Ayrıca 215 araçlık otopark, engelli ve elektrikli araçlara özel alanlar, bisiklet parkları, sterilizasyon ve modern tıbbi görüntüleme üniteleriyle hastane, konforlu ve erişilebilir sağlık hizmetinin yeni adresi olacak.
Karaman’da gerçeği aratmayan tatbikat
01 Temmuz 2025 Salı - 14:34 Karaman’da gerçeği aratmayan tatbikat Karaman İl Sağlık Müdürlüğü’nce düzenlenen tatbikat gerçeği aratmadı. UMKE Temel Eğitim Kampı kapsamında yapılan tatbikat gece şartlarında acil müdahale kapasitesini test etmek amacıyla gerçekleştirildi. Senaryo gereği 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulunuldu. Habersiz bir şekilde görevlendirilen acil sağlık ekipleri, olay yerine en kısa sürede ulaşarak vakaya tüm tıbbi müdahaleleri eksiksiz şekilde uyguladı. "Habersiz bir şekilde geldiler, vakaya müdahalelerini yaptılar" Tatbikatın ardından konuşan İl Sağlık Müdürü Mehmet Serkan Yurdakul, "2025 yılı Temel UMKE Eğitim Tatbikatımızın son günündeyiz. Arkadaşlarımız şu anda kamp yapıyorlar. Bu son günde bazı vakaları çalıştılar. Biz de bu programa bir sürpriz katmak istedik. Şu anda aktif nöbet tutan 112 ekiplerinden bir tanesine sürpriz bir vaka verelim, gelsinler ve burada müdahaleyi yapsınlar istedik. Buradaki maksadımız, 112 ekiplerine rutin ya da ekstra verdiğimiz eğitimlerin sahadaki yansımalarını görmek, varsa eksikleri tespit edip tamamlamak. Bunları birlikte istişare ederek, konuşarak daha verimli nasıl hizmet verebiliriz, bunu belirlemek istiyoruz. Arkadaşlarımızın haberi olmadan bir vaka çıkardık. Habersiz bir şekilde geldiler, vakaya müdahalelerini yaptılar. Eksiksiz ve sorunsuz bir şekilde vakayı tamamladılar. Biz de verdiğimiz eğitimlerin karşılığını ve geri dönüşünü güzel bir şekilde gördüğümüz için çok mutlu olduk" dedi. "Nadir vakalara hazırlıklı hale geliyoruz" Acil Tıp Teknisyeni Abdurrahman Özkal, komuta merkezinden gelen vaka anonsuyla harekete geçtiklerini belirterek, olay yerine intikal ederken tüm hazırlıkları yaptıklarını söyledi. Müdahale sırasında açık pnömotoraks ve açık tibia kırığı gibi ciddi bulgularla karşılaştıklarını, eğitimlerde öğrendikleri bilgiler sayesinde hızlı ve etkili bir müdahale gerçekleştirdiklerini ifade eden Özkal, "8 yıllık görev süremde böyle vakalarla hiç karşılaşmadım ama bu eğitimler sayesinde hem eksiklerimizi tamamlıyor, hem de nadir vakalara hazırlıklı hâle geliyoruz" diyerek, uygulamalı eğitimlerin önemine dikkat çekti.
Küresel ısınma, sıcaklık ve rutubet, kene popülasyonunu artırdı
01 Temmuz 2025 Salı - 14:33 Küresel ısınma, sıcaklık ve rutubet, kene popülasyonunu artırdı Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdullah İnci küresel ısınma, sıcaklık ve rutubetin kene popülasyonunu artırdığını söyleyerek, "Toprakların işlenmemesi, yaban hayatının güçlenmesi ve çiftlik hayvan sayısının dramatik bir şekilde düşmesi kene popülasyonunu artırdı" dedi. Prof. Dr. Abdullah İnci yaz aylarında Kayseri, Sivas, Yozgat gibi şehirlerde artış gösteren ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) virüsü ile ölümlere neden olan keneler hakkında bilgiler verdi. Kenelerin mevsimsel aktivitesini gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. İnci, "Her sene görülen mevsimsel bir olayın tekrarından başka bir şey değildir ve herhangi bir sebebi yoktur. Mevsiminde aktivitesini gösteren kenelerin her seneki davranışlarından başka bir şey değildir. Popülasyonda kene artışının bilimsel bir göstergesi ilave bir veri olarak paylaşılmamıştır. İnsanlar kırsala çıktıklarında bu aktiviteler ile karşı karşıya kalabilirler. Bu artıştan kaynaklı bir olay değil. Dünyada nüfusun yüzde 20’sinin kırsalda, yüzde 80’inin şehirde yaşaması ile oluşan yeni bir normun yansımasıdır. Bu yeni normda özellikle genç jenerasyon keneyi hiç görmemiş, kene nerede ve nasıl beslenir, kenenin tıbbi yönden ne tür bir önem taşıdığını bilmediği için sahaya çıktığında da bunlarla karşılaşarak kaygıyla ortama korku salmaya çalışıyorlar. Oluşturdukları korkunun sanal ortamda paylaşılması ile bilerek yayıldığını da görüyoruz. Tıklanmanın parayla dönüştüğü platformlar olması nedeniyle büyük bir istismarı görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Ölümler kene artışıyla ilgili değil, tedbirsizlikle ilgili" İnsan ölümlerinin kenelerin artışıyla ilgili değil, tedbirsizlikten kaynaklandığının altını çizen Prof. Dr. İnci, "Keneler patojenleri taşırlar. Eğer kene bu patojenleri almışsa ve kan emme sırasında insanlara bulaştırmışsa enfeksiyonun görülmesi mümkün olabilir. Bu artışla ilgili değil, tedbirsizlikle alakalı bir olaydır. Tabiatta keneler tüm zamanlarda vardı, yine olacaklar. Biz insanlar ekosistemin bütünselliği içerisinde hassasiyetle keneleri bilerek ve korunmayı bilerek tedbirlerimizi alacağız ve hayatımıza devam edeceğiz" diye konuştu. "Küresel ısınma, sıcaklık ve rutubet kene popülasyonunu artırdı" İnci, "Özellikle küresel ısınma, sıcaklık ve rutubet kenelerin hareketlerinde birinci derecede etki eden abiyotik faktörlerdir. Bunların yanında biyotik faktörler de önemlidir. Eskiden topraklar işlenir, araziler ekilir ve biçilirdi. Toprağın işlenmesine bağlı olarak da dişi kenelerin bıraktıkları yumurtaların çoğunluğu tahrip olur ve yeni nesil verme kapasiteleri düşerdi. Bugün onlar yapılmıyor. Biz evrilme süreci yaşıyoruz. Toprakların işlenmemesi, yaban hayatının güçlenmesi ve çiftlik hayvan sayısının dramatik bir şekilde düşmesi kene popülasyonunu artırdı. Büyükbaş hayvanların merada otlatılmasından vazgeçildi. Bunun gibi pratikler kenelerin lehine bir durum oluşturdu. Artış da bunlarla alakalı. Her şeyden önce şehir kültürü ve yeni nesil bunların hiç birinden haberdar değil. Olayın bütününü böyle görüyoruz. Kene popülasyonunun azaltılması için alınacak tedbirleri proje dahiline hayata geçirmek gerekir. Eskinden köylerde büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kene mevsiminde ilaçlanmasına yönelik çalışmalar yapılırdı. Bunları yapmıyorlar. Eğer yapılırsa kene popülasyonunda azalma başarısı gösterilebilir" dedi.
Psikiyatri uzmanından uyarı: "Anoreksiya hayati risk taşıyan bir yeme bozukluğudur"
01 Temmuz 2025 Salı - 14:07 Psikiyatri uzmanından uyarı: "Anoreksiya hayati risk taşıyan bir yeme bozukluğudur" Anoreksiya nervozanın sadece kilo kaybı ya da yeme alışkanlıklarında değişiklik değil; hayatı tehdit edebilen, ciddi psikolojik ve fiziksel sonuçları olan bir yeme bozukluğu olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Zekeriya Bahçe, "Psikiyatrik bir hastalık olarak tanımladığımız anoreksiya, bireyin beden algısında bozulma ve kilo alma korkusu nedeniyle bilinçli şekilde besin alımını kısıtlamasıyla ortaya çıkar" dedi. Anoreksiya nervozanın yalnızca kilo kaybı ya da yeme alışkanlıklarındaki değişiklikten ibaret olmadığını, hayati tehlikeye yol açabilecek düzeyde ciddi bir psikolojik ve fiziksel hastalık olduğunu belirten VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Zekeriya Bahçe, uyarılarda bulundu. "Sosyal medyadaki filtreli görseller gerçeklik algısını bozuyor" Hastalığın en sık ergenlik dönemindeki genç kızlarda görüldüğünü ancak her yaş ve cinsiyette ortaya çıkabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Bahçe, "Toplumda güzellik algısının zayıf bedene indirgenmesi, sosyal medyada filtreli görsellerin gerçeklik algısını bozması ve mükemmeliyetçi kişilik yapısı anoreksiya gelişiminde önemli rol oynar" şeklinde konuştu. "Kilo takıntısı değil, ciddi bir psikolojik tablodur" Anoreksiya nervozada bireyin kilosu normalin çok altında olmasına rağmen kendini hâlâ kilolu hissettiğini ve kilo alma endişesi nedeniyle yoğun bir kaygı yaşadığını belirten Uzm. Dr. Bahçe, "Bu durum zamanla kalori alımının kısıtlanmasına, yoğun egzersize ve hatta kusma, müshil kullanımı gibi zararlı davranışlara neden olabilir. Hastalar genellikle iştahsız olduklarını ifade etmez; aksine yemek, diyet ve kalori konularıyla aşırı meşgul olurlar. Yalnız yemek yeme, tabaktaki yiyecekleri simetrik dizme, çok küçük lokmalarla uzun süre oyalanma gibi obsesif davranışlar dikkat çeker" dedi. "Fiziksel ve ruhsal belirtiler birlikte ilerler" Anoreksiyanın zamanla ciddi sağlık problemlerine yol açabileceğini ifade eden Bahçe, şu bilgileri paylaştı: "Adet düzensizlikleri, saç dökülmesi, kemik erimesi, kalp ritim bozuklukları ve böbrek yetmezliği gibi komplikasyonlar gelişebilir. Bunlara depresyon, kaygı bozuklukları, sosyal izolasyon ve intihar düşünceleri eşlik edebilir. Hastalığın tanısı, kapsamlı psikiyatrik değerlendirme ve fiziksel muayeneyle konur. Tedavi ise çok yönlü bir yaklaşımla, psikiyatrist, psikolog, diyetisyen ve gerektiğinde dâhili branşlardan oluşan bir ekip tarafından yürütülmelidir. Gerekli durumlarda hastaneye yatış gerekebilir." "Erken müdahale hayat kurtarır" Erken dönemde fark edilen anoreksiya nervozanın, doğru psikoterapi ve beslenme programı ile tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Bahçe, "Ancak kişi hastalığını genellikle reddettiği için aile ve yakın çevrenin gözlemleri büyük önem taşır. Özellikle kilo takıntısı, hızlı kilo kaybı, sosyal çekilme ve yeme davranışlarında belirgin değişiklikler söz konusuysa bir uzmana başvurulmalıdır. Anoreksiya nervoza, geç kalındığında yaşam kalitesini ciddi ölçüde bozan ve ölümle sonuçlanabilen bir hastalık olabilir. Bu yüzden gençlerin fiziksel görünümlerine değil, ruhsal iyilik hallerine odaklanmaları ve ailelerin bu süreçte destekleyici bir tutum sergilemeleri büyük önem taşır" dedi.
Yaz aylarında idrar yolu enfeksiyonlarına dikkat
01 Temmuz 2025 Salı - 13:17 Yaz aylarında idrar yolu enfeksiyonlarına dikkat Medical Point Gaziantep Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Solakhan, yaz aylarında idrar yolu enfeksiyonlarında artış yaşandığını söyledi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Solakhan, "Yaz aylarında artış gösteren sağlık sorunlarından biri de idrar yolu enfeksiyonlarıdır (İYE). Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte daha fazla terleme, yetersiz sıvı alımı ve havuz kullanımı gibi etkenler, bu enfeksiyonların görülme sıklığını önemli ölçüde artırıyor. Özellikle kadınların ve çocukların bu dönemde daha dikkatli olması gerekir" dedi. Doç. Dr. Mehmet Solakhan, "İdrar yolu enfeksiyonları, mesane, üretra, böbrekler veya üreter gibi idrar yollarının herhangi bir bölümünde oluşabilen bakteriyel enfeksiyonlardır. En yaygın formu ise mesane enfeksiyonu (sistit) olarak bilinir. Genellikle Escherichia coli (E. coli) adlı bakterinin neden olduğu bu enfeksiyonlar, tedavi edilmediğinde böbreklere kadar ilerleyerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Sıcak havalarda terleme arttığı halde yeterince su içilmemesi, idrarın yoğunlaşmasına ve bakterilerin çoğalmasına zemin hazırlar. Ortak kullanılan ve iyi dezenfekte edilmemiş havuzlar, bakterilerin üretraya ulaşmasını kolaylaştırır. Uzun süre ıslak mayo ile kalmak, genital bölgenin nemli kalmasına ve bakteri üremesine neden olur. Hava almayan giysiler, bölgenin tahriş olmasına ve enfeksiyon riskinin artmasına yol açar. Özellikle tatil bölgelerinde hijyen şartlarının yetersiz olması, enfeksiyon riskini artırır" ifadelerini kullandı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Solakhan, yaz aylarında enfeksiyon vakalarının arttığını belirterek, "Özellikle tatilde olan bireyler, hijyen şartlarına dikkat etmeli ve yeterli sıvı alımını ihmal etmemelidir. Enfeksiyon belirtileri fark edildiğinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı" diye konuştu.