SAĞLIK
Astım belirtilerine dikkat çektiler 11 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:10:51 Aydın’ın Nazilli ilçesinde Dünya Astım Günü kapsamında düzenlenen etkinliklerde vatandaşlar astım hastalığı konusunda bilgilendirildi. Nazilli Devlet Hastanesi tarafından Dünya Astım Günü dolayısıyla gerçekleştirilen etkinliklerde, astım hastalığında erken tanı ve doğru tedavinin önemine dikkat çekildi. Hastane içerisinde kurulan bilgilendirme standında vatandaşlara astım belirtileri, tetikleyici faktörler ve korunma yöntemleri hakkında detaylı bilgiler verildi. Sağlık personelleri tarafından vatandaşların soruları da yanıtlanırken, farkındalık oluşturmak amacıyla broşür ve afiş dağıtımı gerçekleştirildi. Etkinlikler kapsamında Dünya Astım Günü Eczacı ve Hemşire Eğitim Toplantısı için hastane personeline yönelik duyurular yapılarak yoğun katılım sağlandı. Eğitim programında sağlık çalışanlarına astım hastalığında güncel yaklaşım ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler aktarıldı. Öte yandan Nazilli Devlet Hastanesi Eğitim Salonu’nda stajyer öğrencilere yönelik gerçekleştirilen eğitimlerde "Astım" konusu ele alındı. Eğitimlerde genç sağlık çalışanı adaylarının mesleki bilgi ve farkındalıklarının artırılmasının hedeflendiği belirtildi. Astım hastalığına yönelik hazırlanan tanıtım ve bilgilendirme videoları ise hastanenin bekleme alanlarında bulunan televizyon ekranlarında yayınlandı. Gerçekleştirilen etkinlikler ayrıca hastanenin sosyal medya hesapları ve kurumsal internet sitesi üzerinden de paylaşıldı. Nazilli Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Şafak Çalışkan, toplum sağlığını korumaya yönelik bilinçlendirme çalışmalarının yıl boyunca devam edeceğini belirterek, astım belirtileri yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmasının önemine dikkat çekti.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:03 Mersin Üniversitesi Hastanesi Kazakistan’daki Sağlık Turizmi Fuarında tanıtıldı Kazakistan’da düzenlenen Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarına katılan Mersin Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği temaslarla sağlık turizmi alanındaki vizyonunu uluslararası platformda tanıttı. Dünyanın farklı ülkelerinden sağlık kuruluşları ile sektör profesyonellerini bir araya getiren fuarda, Mersin Üniversitesi Hastanesini Sağlık Turizmi Birim Sorumlusu Prof. Dr. Hakan Aytan, Hastane Başmüdürü Yunus Fidan ve Müdür Yardımcısı Yücel Kaya temsil etti. Fuarda gerçekleştirilen görüşmelerde hastanenin güçlü akademik yapısı, ileri teknolojiye sahip tıbbi altyapısı ve hasta odaklı hizmet anlayışı ön plana çıkarıldı. Heyet tarafından, Mersin Üniversitesi Hastanesinin yalnızca bölgesel değil uluslararası düzeyde de tercih edilen bir sağlık merkezi olma hedefi vurgulandı. Ziyaretçilere; onkolojik tedavilerden obezite cerrahisine, estetik uygulamalardan ileri cerrahi girişimlere kadar birçok alanda sunulan sağlık hizmetleri hakkında bilgi verildi. Yabancı sağlık profesyonelleri ve sektör temsilcilerinin, hastanenin modern sağlık hizmetleri ile uzman kadrosuna yoğun ilgi gösterdiği belirtildi. Fuarda yapılan ikili görüşmeler kapsamında farklı ülkelerden sağlık kuruluşlarıyla yeni iş birliği fırsatlarının değerlendirildiği ifade edildi. Kurulan temasların, uluslararası hasta potansiyelinin artırılması ve sağlık turizmine yönelik ortak projelerin geliştirilmesine katkı sağlamasının hedeflendiği kaydedildi. Fuar süresince Mersin Üniversitesi Hastanesi standına gösterilen yoğun ilginin, hastanenin uluslararası sağlık turizmi alanındaki bilinirliği ve güvenilirliğini bir kez daha ortaya koyduğu bildirildi. Mersin Üniversitesi Hastanesinin sağlık turizmi alanındaki çalışmalarını sürdürerek Türkiye’yi uluslararası platformlarda temsil etmeye devam edeceği ifade edildi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:56 Yaygın vücut ağrısı hissedenlere uzman uyarısı Denizli Özel Tekden Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon uzmanı Dr. Nazar Nur Yılmaz, yaygın kas ağrıları, halsizlik, yorgunluk ve uyku bozukluğu ile kendini gösteren fibromiyaljide yalnızca ilaç tedavisinin yeterli olmadığını belirterek, kişiye özel tedavi planlamasının önemine dikkat çekti. Denizli Özel Tekden Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nazar Nur Yılmaz, toplumda sık görülen ancak çoğu zaman farklı rahatsızlıklarla karıştırılabilen fibromiyalji hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Fibromiyaljinin; yaygın ve gezici kas ağrıları, uyku bozukluğu, halsizlik ve yorgunlukla seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Dr. Nazar Nur Yılmaz, özellikle boyun ve baş ağrılarının da tabloya sıkça eşlik ettiğini söyledi. Hastalarda çoğu zaman ağrı kesici ilaçlardan yeterli yanıt alınamadığını ifade eden Dr. Nazar Nur Yılmaz, fibromiyalji tedavisinde yalnızca medikal yaklaşımın yeterli olmadığını vurguladı. Tedavi sürecinde glutenden fakir beslenme düzeni, kişiye özel planlanmış egzersiz programları, uygun formda magnezyum takviyesine ek olarak ozon terapi ve nöral terapi gibi destekleyici uygulamaların tedaviye eklenebileceğini belirten Dr. Yılmaz, her hastada aynı yöntemin uygulanamayacağını kaydetti. Fibromiyaljide tek bir tedavi modelinin bulunmadığını dile getiren Dr. Yılmaz, hastalığın seyrine ve kişinin şikayetlerine göre farklı tedavi seçeneklerinin planlandığını ifade ederek, doğru tanı ve etkili tedavi için fizik tedavi uzmanına başvurulması gerektiğini söyledi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:41 Uzmalar tuz kullanımı dikkat edilmesi konusunda uyarılarda bulundu Acıpayam Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görevli Diyetisyen Efsun Özdemir Arık 11-17 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında açıklama yaptı. 11-17 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında; insanlara aşırı tuz tüketiminin zararlarını anlatarak daha bilinçli beslenme alışkanlıkları kazandırmayı amaçladıklarını söyleyen Efsun Özdemir Arık; "Tuz yeterli tüketildiğinde yararlı, fazla tüketildiğinde ise zararlı bir besindir. Dünya sağlık örgütüne göre tuz tüketiminin 5 gramın altında tutulması önerilmektedir. Bu da yaklaşık 1 çay kaşığı tuza denk gelmektedir. Tuzun içindeki sodyum, sinirlerimizin birbiriyle haberleşmesini sağlar. Kaslarımızın kasılıp gevşemesi, kalbin atması konusunda tuzun görevleri vardır. Tuz tüketimi elektrolit dengesini sağlar, enerji verir. Yeterince tuz tüketilmediğinde ise vücutta halsizlik, kas krampları gibi belirtiler görülebilir. Ayrıca midedeki asit dengesini korur, yediğimizi hazmettirir" şeklinde konuştu. Fazla tuz tüketildiğinde vücutta oluşabilecek zararlarından da ifade eden Arık; "Fazla tuz demek, vücudun su toplaması ve ödem dediğimiz o şişkinliklerin oluşması demektir. En büyük zararı ise damarlaradır. Fazla tuz damarları gerer, bu da yüksek tansiyona davetiye çıkarır. Kalp hastalıkları, böbrek yetmezliği ve kemik erimesi gibi dertlerin arkasında hep o fazla kaçırılan tuzluk yatmaktadır. Hipertansiyon yani yüksek tansiyon hastalığı ise kalp krizi, felç ve böbrek hastalıkları gibi ciddi sorunlara yol açabilir" dedi. Tuz tüketimine dikkat etmek için yapılması gereken beslenme önerilerinden de bahseden Diyetisyen Efsun Özdemir Arık; "Yemeklerin tadına bakmadan tuz ekleme alışkanlığından vazgeçilmelidir. Sofrada sürekli tuzluk bulundurmak da gereksiz tuz kullanımına yol açabilir. Yemeklere lezzet katmak için yalnızca tuz kullanmak yerine nane, kekik, pul biber, sarımsak, limon ve çeşitli baharatlardan da yararlanılabilir. Evde hazırlanan yemekler tercih edilmeli, hazır ve paketli gıdalardan uzak durulmalıdır. Sebze, meyve, yoğurt, baklagiller ve doğal besinlerin tüketimine ağırlık verilmelidir. Ayrıca bol su içmek, düzenli uyumak ve spor yapmak da sağlıklı yaşamın önemli parçalarıdır. Hipertansiyon hastaları ise tüm bunların dışında salamura yiyecek, turşu, tuzlu salça, soda, tuzlu peynir, tuzlu zeytin ve tuzlu ekmek tüketmemeye de özen göstermelidir" ifadelerini kullandı. Çocukların küçük yaşlardan itibaren aşırı tuzlu yiyeceklere alıştırılmasının ileride sağlıksız beslenme alışkanlıklarının oluşmasına neden olabileceğini aktaran Efsun Özdemir Arık, bu yüzden ailelerin çocukların beslenmesine dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Küçük gibi görünen alışkanlıklardaki değişikliklerin uzun vadede insan sağlığı üzerinde olumlu etkiler oluşturacağını belirten Arık; " Unutmayın sağlık en büyük sermayemizdir, sağlığımız için tuz tüketimine dikkat edelim" şeklinde konuştu.
Karaman’da gerçeği aratmayan tatbikat
01 Temmuz 2025 Salı - 14:34 Karaman’da gerçeği aratmayan tatbikat Karaman İl Sağlık Müdürlüğü’nce düzenlenen tatbikat gerçeği aratmadı. UMKE Temel Eğitim Kampı kapsamında yapılan tatbikat gece şartlarında acil müdahale kapasitesini test etmek amacıyla gerçekleştirildi. Senaryo gereği 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulunuldu. Habersiz bir şekilde görevlendirilen acil sağlık ekipleri, olay yerine en kısa sürede ulaşarak vakaya tüm tıbbi müdahaleleri eksiksiz şekilde uyguladı. "Habersiz bir şekilde geldiler, vakaya müdahalelerini yaptılar" Tatbikatın ardından konuşan İl Sağlık Müdürü Mehmet Serkan Yurdakul, "2025 yılı Temel UMKE Eğitim Tatbikatımızın son günündeyiz. Arkadaşlarımız şu anda kamp yapıyorlar. Bu son günde bazı vakaları çalıştılar. Biz de bu programa bir sürpriz katmak istedik. Şu anda aktif nöbet tutan 112 ekiplerinden bir tanesine sürpriz bir vaka verelim, gelsinler ve burada müdahaleyi yapsınlar istedik. Buradaki maksadımız, 112 ekiplerine rutin ya da ekstra verdiğimiz eğitimlerin sahadaki yansımalarını görmek, varsa eksikleri tespit edip tamamlamak. Bunları birlikte istişare ederek, konuşarak daha verimli nasıl hizmet verebiliriz, bunu belirlemek istiyoruz. Arkadaşlarımızın haberi olmadan bir vaka çıkardık. Habersiz bir şekilde geldiler, vakaya müdahalelerini yaptılar. Eksiksiz ve sorunsuz bir şekilde vakayı tamamladılar. Biz de verdiğimiz eğitimlerin karşılığını ve geri dönüşünü güzel bir şekilde gördüğümüz için çok mutlu olduk" dedi. "Nadir vakalara hazırlıklı hale geliyoruz" Acil Tıp Teknisyeni Abdurrahman Özkal, komuta merkezinden gelen vaka anonsuyla harekete geçtiklerini belirterek, olay yerine intikal ederken tüm hazırlıkları yaptıklarını söyledi. Müdahale sırasında açık pnömotoraks ve açık tibia kırığı gibi ciddi bulgularla karşılaştıklarını, eğitimlerde öğrendikleri bilgiler sayesinde hızlı ve etkili bir müdahale gerçekleştirdiklerini ifade eden Özkal, "8 yıllık görev süremde böyle vakalarla hiç karşılaşmadım ama bu eğitimler sayesinde hem eksiklerimizi tamamlıyor, hem de nadir vakalara hazırlıklı hâle geliyoruz" diyerek, uygulamalı eğitimlerin önemine dikkat çekti.
Küresel ısınma, sıcaklık ve rutubet, kene popülasyonunu artırdı
01 Temmuz 2025 Salı - 14:33 Küresel ısınma, sıcaklık ve rutubet, kene popülasyonunu artırdı Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdullah İnci küresel ısınma, sıcaklık ve rutubetin kene popülasyonunu artırdığını söyleyerek, "Toprakların işlenmemesi, yaban hayatının güçlenmesi ve çiftlik hayvan sayısının dramatik bir şekilde düşmesi kene popülasyonunu artırdı" dedi. Prof. Dr. Abdullah İnci yaz aylarında Kayseri, Sivas, Yozgat gibi şehirlerde artış gösteren ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) virüsü ile ölümlere neden olan keneler hakkında bilgiler verdi. Kenelerin mevsimsel aktivitesini gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. İnci, "Her sene görülen mevsimsel bir olayın tekrarından başka bir şey değildir ve herhangi bir sebebi yoktur. Mevsiminde aktivitesini gösteren kenelerin her seneki davranışlarından başka bir şey değildir. Popülasyonda kene artışının bilimsel bir göstergesi ilave bir veri olarak paylaşılmamıştır. İnsanlar kırsala çıktıklarında bu aktiviteler ile karşı karşıya kalabilirler. Bu artıştan kaynaklı bir olay değil. Dünyada nüfusun yüzde 20’sinin kırsalda, yüzde 80’inin şehirde yaşaması ile oluşan yeni bir normun yansımasıdır. Bu yeni normda özellikle genç jenerasyon keneyi hiç görmemiş, kene nerede ve nasıl beslenir, kenenin tıbbi yönden ne tür bir önem taşıdığını bilmediği için sahaya çıktığında da bunlarla karşılaşarak kaygıyla ortama korku salmaya çalışıyorlar. Oluşturdukları korkunun sanal ortamda paylaşılması ile bilerek yayıldığını da görüyoruz. Tıklanmanın parayla dönüştüğü platformlar olması nedeniyle büyük bir istismarı görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Ölümler kene artışıyla ilgili değil, tedbirsizlikle ilgili" İnsan ölümlerinin kenelerin artışıyla ilgili değil, tedbirsizlikten kaynaklandığının altını çizen Prof. Dr. İnci, "Keneler patojenleri taşırlar. Eğer kene bu patojenleri almışsa ve kan emme sırasında insanlara bulaştırmışsa enfeksiyonun görülmesi mümkün olabilir. Bu artışla ilgili değil, tedbirsizlikle alakalı bir olaydır. Tabiatta keneler tüm zamanlarda vardı, yine olacaklar. Biz insanlar ekosistemin bütünselliği içerisinde hassasiyetle keneleri bilerek ve korunmayı bilerek tedbirlerimizi alacağız ve hayatımıza devam edeceğiz" diye konuştu. "Küresel ısınma, sıcaklık ve rutubet kene popülasyonunu artırdı" İnci, "Özellikle küresel ısınma, sıcaklık ve rutubet kenelerin hareketlerinde birinci derecede etki eden abiyotik faktörlerdir. Bunların yanında biyotik faktörler de önemlidir. Eskiden topraklar işlenir, araziler ekilir ve biçilirdi. Toprağın işlenmesine bağlı olarak da dişi kenelerin bıraktıkları yumurtaların çoğunluğu tahrip olur ve yeni nesil verme kapasiteleri düşerdi. Bugün onlar yapılmıyor. Biz evrilme süreci yaşıyoruz. Toprakların işlenmemesi, yaban hayatının güçlenmesi ve çiftlik hayvan sayısının dramatik bir şekilde düşmesi kene popülasyonunu artırdı. Büyükbaş hayvanların merada otlatılmasından vazgeçildi. Bunun gibi pratikler kenelerin lehine bir durum oluşturdu. Artış da bunlarla alakalı. Her şeyden önce şehir kültürü ve yeni nesil bunların hiç birinden haberdar değil. Olayın bütününü böyle görüyoruz. Kene popülasyonunun azaltılması için alınacak tedbirleri proje dahiline hayata geçirmek gerekir. Eskinden köylerde büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kene mevsiminde ilaçlanmasına yönelik çalışmalar yapılırdı. Bunları yapmıyorlar. Eğer yapılırsa kene popülasyonunda azalma başarısı gösterilebilir" dedi.
Psikiyatri uzmanından uyarı: "Anoreksiya hayati risk taşıyan bir yeme bozukluğudur"
01 Temmuz 2025 Salı - 14:07 Psikiyatri uzmanından uyarı: "Anoreksiya hayati risk taşıyan bir yeme bozukluğudur" Anoreksiya nervozanın sadece kilo kaybı ya da yeme alışkanlıklarında değişiklik değil; hayatı tehdit edebilen, ciddi psikolojik ve fiziksel sonuçları olan bir yeme bozukluğu olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Zekeriya Bahçe, "Psikiyatrik bir hastalık olarak tanımladığımız anoreksiya, bireyin beden algısında bozulma ve kilo alma korkusu nedeniyle bilinçli şekilde besin alımını kısıtlamasıyla ortaya çıkar" dedi. Anoreksiya nervozanın yalnızca kilo kaybı ya da yeme alışkanlıklarındaki değişiklikten ibaret olmadığını, hayati tehlikeye yol açabilecek düzeyde ciddi bir psikolojik ve fiziksel hastalık olduğunu belirten VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Zekeriya Bahçe, uyarılarda bulundu. "Sosyal medyadaki filtreli görseller gerçeklik algısını bozuyor" Hastalığın en sık ergenlik dönemindeki genç kızlarda görüldüğünü ancak her yaş ve cinsiyette ortaya çıkabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Bahçe, "Toplumda güzellik algısının zayıf bedene indirgenmesi, sosyal medyada filtreli görsellerin gerçeklik algısını bozması ve mükemmeliyetçi kişilik yapısı anoreksiya gelişiminde önemli rol oynar" şeklinde konuştu. "Kilo takıntısı değil, ciddi bir psikolojik tablodur" Anoreksiya nervozada bireyin kilosu normalin çok altında olmasına rağmen kendini hâlâ kilolu hissettiğini ve kilo alma endişesi nedeniyle yoğun bir kaygı yaşadığını belirten Uzm. Dr. Bahçe, "Bu durum zamanla kalori alımının kısıtlanmasına, yoğun egzersize ve hatta kusma, müshil kullanımı gibi zararlı davranışlara neden olabilir. Hastalar genellikle iştahsız olduklarını ifade etmez; aksine yemek, diyet ve kalori konularıyla aşırı meşgul olurlar. Yalnız yemek yeme, tabaktaki yiyecekleri simetrik dizme, çok küçük lokmalarla uzun süre oyalanma gibi obsesif davranışlar dikkat çeker" dedi. "Fiziksel ve ruhsal belirtiler birlikte ilerler" Anoreksiyanın zamanla ciddi sağlık problemlerine yol açabileceğini ifade eden Bahçe, şu bilgileri paylaştı: "Adet düzensizlikleri, saç dökülmesi, kemik erimesi, kalp ritim bozuklukları ve böbrek yetmezliği gibi komplikasyonlar gelişebilir. Bunlara depresyon, kaygı bozuklukları, sosyal izolasyon ve intihar düşünceleri eşlik edebilir. Hastalığın tanısı, kapsamlı psikiyatrik değerlendirme ve fiziksel muayeneyle konur. Tedavi ise çok yönlü bir yaklaşımla, psikiyatrist, psikolog, diyetisyen ve gerektiğinde dâhili branşlardan oluşan bir ekip tarafından yürütülmelidir. Gerekli durumlarda hastaneye yatış gerekebilir." "Erken müdahale hayat kurtarır" Erken dönemde fark edilen anoreksiya nervozanın, doğru psikoterapi ve beslenme programı ile tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Bahçe, "Ancak kişi hastalığını genellikle reddettiği için aile ve yakın çevrenin gözlemleri büyük önem taşır. Özellikle kilo takıntısı, hızlı kilo kaybı, sosyal çekilme ve yeme davranışlarında belirgin değişiklikler söz konusuysa bir uzmana başvurulmalıdır. Anoreksiya nervoza, geç kalındığında yaşam kalitesini ciddi ölçüde bozan ve ölümle sonuçlanabilen bir hastalık olabilir. Bu yüzden gençlerin fiziksel görünümlerine değil, ruhsal iyilik hallerine odaklanmaları ve ailelerin bu süreçte destekleyici bir tutum sergilemeleri büyük önem taşır" dedi.
Yaz aylarında idrar yolu enfeksiyonlarına dikkat
01 Temmuz 2025 Salı - 13:17 Yaz aylarında idrar yolu enfeksiyonlarına dikkat Medical Point Gaziantep Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Solakhan, yaz aylarında idrar yolu enfeksiyonlarında artış yaşandığını söyledi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Solakhan, "Yaz aylarında artış gösteren sağlık sorunlarından biri de idrar yolu enfeksiyonlarıdır (İYE). Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte daha fazla terleme, yetersiz sıvı alımı ve havuz kullanımı gibi etkenler, bu enfeksiyonların görülme sıklığını önemli ölçüde artırıyor. Özellikle kadınların ve çocukların bu dönemde daha dikkatli olması gerekir" dedi. Doç. Dr. Mehmet Solakhan, "İdrar yolu enfeksiyonları, mesane, üretra, böbrekler veya üreter gibi idrar yollarının herhangi bir bölümünde oluşabilen bakteriyel enfeksiyonlardır. En yaygın formu ise mesane enfeksiyonu (sistit) olarak bilinir. Genellikle Escherichia coli (E. coli) adlı bakterinin neden olduğu bu enfeksiyonlar, tedavi edilmediğinde böbreklere kadar ilerleyerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Sıcak havalarda terleme arttığı halde yeterince su içilmemesi, idrarın yoğunlaşmasına ve bakterilerin çoğalmasına zemin hazırlar. Ortak kullanılan ve iyi dezenfekte edilmemiş havuzlar, bakterilerin üretraya ulaşmasını kolaylaştırır. Uzun süre ıslak mayo ile kalmak, genital bölgenin nemli kalmasına ve bakteri üremesine neden olur. Hava almayan giysiler, bölgenin tahriş olmasına ve enfeksiyon riskinin artmasına yol açar. Özellikle tatil bölgelerinde hijyen şartlarının yetersiz olması, enfeksiyon riskini artırır" ifadelerini kullandı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Solakhan, yaz aylarında enfeksiyon vakalarının arttığını belirterek, "Özellikle tatilde olan bireyler, hijyen şartlarına dikkat etmeli ve yeterli sıvı alımını ihmal etmemelidir. Enfeksiyon belirtileri fark edildiğinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalı" diye konuştu.
Erzurum Şehir Hastanesi’nden bir ilk
01 Temmuz 2025 Salı - 13:11 Erzurum Şehir Hastanesi’nden bir ilk Erzurum Şehir Hastanesi’nde bir ilk gerçekleşti ve başka bir şehirde bulunan lösemi hastası çocuğa nakledilmek üzere bağışçıdan kök hücre alındı. Bir çok hastalığın tedavisinde kullanılan kök hücre nakli son yıllarda ülkemizde de yaygınlaşmaya başladı. Ancak Türkiye’de kök hücre toplanması işlemi her şehirde yapılmıyor. Sağlık Bakanlığı ve Kızılay bununla alakalı 2014 yılında bir çalışma yaptı, kök hücre toplanması ile alakalı merkezlerin sayısının artırılması için girişimlerde bulundu. Erzurum’da bu anlamda bir ilk yaşandı ve ilk defa Şehir Hastanesi’nde kurulan sistemle, ismi saklı tutulan bir bağışçıdan kök hücre alındı. İl bağışçıdan kök hücre alındı Erzurum Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. İbrahim Hakkı Tör, Türkiye’de kök hücre toplamanın 2014 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından başlatıldığını ifade ederek, "Bu işlem büyükşehirler başta olmak başka şehirlerdeki merkezlerde yapılıyordu. Bağışçıların da bu şehirlere gitme zorunluluğu vardı. Nakil işlemleri başta olmak üzere meşakkatli ve zor bir işlem istiyor. 2025 yılı itibariyle Bakanlığımız, Erzurum Şehir Hastanesi ve Erzurum Kızılay Şubesi’ni bununla alakalı yetkilendirdi. Böylece hastanemizin Transfüzyon Merkezi’nde bir alan açarak, bağışçılarımızdan kök hücre toplamaya başladık. İlkini de gerçekleştirdik. Sırada yedi hastamız var. Şu anda bağışçımızdan alacağımız kök hücre bir başka şehrimizdeki çocuğuma nakledilecek. Bu bilgiler tamamen saklı tutuluyor. İlk adımı hastanemizde attık ve Kızılay devamını getirecek" dedi. "Artık bölgede toplama yapılacak" Türk Kızılay Doğu Anadolu Bölge Kan Merkezi Müdürü Dr. Abdullah Üzer, Sağlık Bakanlığı ile 2014 yılında bir protokol imzaladıklarını belirterek, "Kök hücre nakli alakalı bağışçı bulmak, kök hücreyi toplamak ve hastaya nakledilmesi ile alakalı üç önemli aşama var. Akraba dışı kök hücre nakli ülkemizde çok sıkça yapılan bir uygulama değildi. Bu elbette büyük bir eksiklikti. Şu anda bir havuz oluşturuldu. Bağışçılarımızla alakalı tam bir gizlilik ve güvenlik sistemi geçerlidir. Daha önce bizim bölgemizde de eşleşen bağışçılar uzak merkezlere gitmek zorunda idi ve bir takım zorluklar, sorunlar çıkabiliyordu. İnsanların yaşadığı şehirlerde toplama merkezi olması işleri kolaylaştırıyor. Erzurum Şehir Hastanesi bu anlamda her türlü donanıma ve teknoloji sahip. Artık Erzurum ve bölge için kök hücre toplama işlemini Erzurum’da rahatça yapabileceğiz. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz" diye konuştu.
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu:
01 Temmuz 2025 Salı - 13:07 Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu: Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, kene sebepli ölümlerle ilgili vatandaşlara uyarılarda bulunarak, "Burada halk bilinçli hareket ederse, bilinç seviyesi yükseltilirse bu hastalıktan insanımız hayatını kaybetmez" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Kastamonu’da bir dizi programa katıldı. İlk olarak Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özgür Kaynar’ı makamında ziyaret eden Eroğlu, Veteriner Fakültesinde yürütülen çalışmalar ve Hayvan Hastanesi hakkında bilgiler aldı. Buradaki ziyaretinin ardından Eroğlu, Kastamonu Valisi Meftun Dallı ve Kastamonu Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğini ziyaret etti. Ziyaretlerin ardından konuşan Eroğlu, kene sebepli ölümler ve orman yangınlarıyla ilgili açıklamalarda bulundu. "Yangınlar dolayısıyla veteriner arkadaşlarımız bölgede görev yapıyorlar" Geçen hafta itibariyle 13 ilde orman yangınlarının çıktığını söyleyen Eroğlu, "Veteriner hekimler her dönemde olduğu gibi bu dönemde de yangın bölgesinde görev alıyor. Çünkü veterinerin varlığı canlıları yaşatmak içindir. 70 bölge ve il odamıza bağlı Türk Veteriner Birliğine yaklaşık 45 bin civarında meslek üyemiz var. Meslektaşlarımız, 6 Şubat depreminde, Malatya, Elazığ depreminde, Bozkurt sel felaketinde olduğu gibi şimdi de bu yangınlar dolayısıyla arkadaşlarımız yangın bölgesinde görev yapmaktadır. Veteriner hizmetleriyle ilgili gece gündüz demeden bütün hizmetleri vermeye hazır olduğumuzu, kamu kurumlarıyla birlikte paylaştık. Çok üzücü bir durum. Çünkü doğal hayatın dengesi, ekosistem sağlığı için ormanlarımız bir anlamda ekosistemin akciğeri vazifesini görüyor, o açıdan inşallah en kısa zamanda bu yangınları söndürülür ve bir daha arzumuz talebimiz, gayretimiz, yangınların yaşanmamasıdır" dedi. "Sahiplenme seferberliği başlatılmalı" Sokak hayvanları probleminin çözülmesi için belediyelerin bir an önce çalışmalarını tamamlaması gerektiğini vurgulayan Eroğlu, "Bir taraftan bu hayvanların popülasyonunun çoğalmasının, üremesinin önüne geçmek için gerçekten yoğun bir faaliyet var ve biliyorsunuz 5199 Hayvanları Koruma Kanunu, 7527 sayılı kanunla revize edildi ve bu kanunda belediyelere daha fazla görev yükledi. 2028 yılına kadar sokaktaki yani sahipsiz hayvanların barınabileceği fiziki kapasiteleri olan barınakların ve yaşam alanlarının bir an önce oluşturmanızı şeklinde 2028 yılına kadar belediyelerimiz ki Türkiye’de bin 400 civarında belediyemiz var. Süratli bir şekilde bunları yapmaları gerekiyor. Bu alanlar yapılırken mutlaka hayvan refahı şartlarına uygun asgari hijyenik ve fiziki şartları taşıyan yerler olması lazım. Gittiğimiz yerlerde belediyelere ait hayvan bakımevlerini geziyoruz. Zaman zaman belediye başkanlarımızla konuşuyoruz. Çevre, Şehir ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileriyle birkaç ay önce de ziyaret ettik. Belediyelerde istihdam edilen veteriner hekim sayısı çok az. Çok az miktarda hekim çalışıyor. Bizim talebimiz Türkiye genelinde kanunun emrettiği ya da öngördüğü çalışmaların yapılabilmesi için 4 bin civarında veteriner hekimin belediyelerde istihdam edilmesi gerekiyor. Kısırlaştırmayla ilgili başlatılan çeşitli çalışmalar oldu. Bir seferberliğin gündeme alınması gerekiyor. Gerekli sağlık işlemleri yapıldıktan, kaydedildikten sonra Tarım Bakanlığı veri kayıt sistemine kaydedilecek ve sokaklara bırakılmayacak, tutulacak şeklindeydi. Bunun için bir an önce barınakların yapılması gerekiyor. Kısırlaştırma seferberliğin yanı sıra bir de sahiplendirme seferberliği başlatılmalı ve sahiplendirmeye vatandaşları özendirmeli, teşvik edilmeli. Bu teşvikle ilgili de yine birlik olarak bilim kurulu üyelerimiz, hocalarımızla birlikte konuyu değerlendiriyoruz. Diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla bakanlık yetkililerine de bunları iletiyoruz. Yani hayvanların hayvan refahı şartlarında yaşaması, hayvan refahı anlamında hayvan konforu demektir. O şartlarda yaşaması için Türk Veteriner Hekimler Birliği olarak üzerimize ne düşüyorsa bu konuda diğer meslek örgütleri, kamu kurum ve kuruluşlarıyla çalışmaya hazır olduğumuzu her zaman beyan ettik" diye konuştu. "Keneye karşı toplumumuzun bilinç seviyesini yükseltmemiz gerekiyor" Türkiye’de 15 kişinin Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı dolayısıyla hayatını kaybettiğini hatırlatan Eroğlu, "Bu hastalığın etkenlerini keneler taşıyor. Dünyada yaklaşık 900 kene türü var. Ülkemizde 46 tür kene yaşıyor ama bunlardan bir tanesi hastalık etkenini taşıyor. Hyalomma marginatum dediğimiz kene türü ki daha çok merada rastlanıyor. Zaten keneler mera ve mesken keneleri diye ikiye ayrılmış vaziyettedir. 200’e yakın hastalık taşıyor ama en tehlikeli olanı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığıdır. Bunun yanı sıra Lyme, Babezyoz ve Tularemi hastalıkları da taşıyorlar. Bunun için toplumumuzun bilinç seviyesini yükseltmemiz gerekiyor. Kamu spotlarıyla Türkiye’deki bütün televizyon kanallarında bunu duyurmamız gerekiyor. Keneler mart ayının sonundan itibaren, havalar ısınmaya başladığı zaman tehlike arz ediyorlar. Ekim-kasım aylarına kadar tehlike devam eder. Burada halk bilinçli hareket ederse, bilinç seviyesi yükseltilirse bu hastalıktan insanımız hayatını kaybetmez. Vakalara bakıyorsunuz, keneyi görmüş, üzerinden onu kendisi bir şekilde uzaklaştırmış ama bir sağlık kuruluşuna müracaat etmemiş, ettiğinde de artık iş işten geçmiş oluyor. Bu hastalığın etkeni olan insanlarda baş ağrısı, ateş, yüksek ateş, kas ağrıları, halsizlik, iştahsızlık ve mide bulantısıyla başlıyor. Hastalığı bir kişi üzerinde keneyi kördü, onu uzaklaştırdı. Birkaç gün sonra da bu belirtiler olduğu zaman hemen süratli bir şekilde hatta keneyi görür görmez uzaklaştırabilir. Hiç beklemeden o belirtilerin çıkmasını da beklemeden sağlık kuruluştan müdahale etmesi lazım. Böyle olursa insanlarımız hayatlarını kaybetmezler" şeklinde konuştu. Türkiye’de 33 ilde kene vakalarının görüldüğünü söyleyen Eroğlu, "Keneye ilk rastladığımızda bir kaç sene önce 20 ilimizde vardı, şimdi kene görülen il sayısı 33’e yükseldi. Diğer illerimizde de görülmeye başlandı. O zaman daha ciddi tedbirlerin olması gerekir. Şimdi keneye karşı 3 türlü mücadele var, bir bireysel önlemler, iki mekanik uygulamalar, kontrol uygulamaları ve üçüncüsü de kimyasal ilaçlamalar. Bu yüzden vücudumuzda kene görüldüğü zaman mutlaka çıkarılacak ama elinize bir eldiven, poşet olacak, çıplak elle keneye dokunmayacaksınız. Onu ezmek falan suretiyle zaten etkeni alıyorsunuz. Bu çok yanlış. O yüzden elimizde bir eldiven ya da poşet ile vücudumuzdan keneyi çıkartıp, vakit kaybetmeden de en yakın sağlık kuruluşuna müracaat edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Arı sütü ineklerde kısırlığı tedavi etti, şimdi sıra insanlarda
01 Temmuz 2025 Salı - 12:14 Arı sütü ineklerde kısırlığı tedavi etti, şimdi sıra insanlarda Birçok hastalığı derman olan arı sütünün kısır ineklerin gebe kalmasını sağladığı ortaya çıktı. Bilim insanlarının bu çalışması çocuk sahibi olamayan çiftlere umut ışığı oldu. Adıyaman’ın Tut ilçesinde veteriner hekim olarak görev yapan Harran Üniversitesi Veteriner Fakültesi Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Ali Tekçe’nin öncülüğünde yaklaşık 15 kişiden oluşan bilim insanları ‘arı sütünün’ yeni bir özelliğini keşfetti. Katıldığı bir eğitimde ‘Kısır arı işçilerin arı sütü yedikten sonra fertil hale geldiğini’ öğrenen Veteriner Hekim Ali Tekçe, bunu insanlarda da uygulayabilmek için kolları sıvadı. Harran Üniversitesi ve Adıyaman Üniversitesi’nden alınan çalışma izinlerinden sonra tıp ve veteriner fakültelerinden akademisyenler ile birlikte çalışmalara başladı. Arı sütlerinin Harran Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Laboratuvarında çalışılmasından sonra ilk olarak rat (deney faresi) sonrasında ise 120 baş kısır ineklerde rektal yoldan kısırlık tedavisi için uygulandı. İstatistiksel olarak ‘P’ değeri anlamlı bulunarak bilimsel değer kazandı. Yapılan bu önemli çalışma Amerika’da Bio medical Science and Clinical Research isimli dergide bilimsel makale olarak yayınlandı. Hayvanlarda sağlanan başarının ardından çalışmanın üçüncü aşamasına geçildi. Arı sütünün çocuk sahibi olamayan kısır insanlarda da uygulanması için gerekli izinler alındı. Arı sütü empriyo ve spermatoza çalışmalarına Malatya’da bir tüp bebek merkezinde başlanıldı. Türk bilim insanlarının yıllar süren bu çalışmasının üçüncü aşaması da başarılı olursa insanlık için önemli bir buluş elde etmiş olunacak. Konuyla ilgili bilgi veren Harran Üniversitesi Veteriner Fakültesi Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Ali Tekçe, "Öncelikle arı sütüne olan ilgimiz şuradan çıktı. Ardahan Arıcılık Enstitüsünde gördüğümüz bir eğitim esnasında, kısır işçi arılarının arı sütü yedirildikten sonra fertil hale geldiğini yani üremeye uygun olan, uygun hale geldiğini derste işledikten sonra bizde bir fikir oluştu. Biz bu arı sütünü insanlara nasıl uygulayabiliriz aşamasına geldik. Onun içinde belirli aşamalardan geçmemiz lazımdı. İlk aşama ratlarda siklofosfamid çalışmasıydı. Biz ratlara yaptığımız arı sütünde olumlu sonuçlar aldıktan sonra bunu bilimsel olarak da yayınladıktan sonra bir sonraki aşama olan süt sığırlarına geldik. Bunun için biz 120 baş hayvan seçtik. Deney, deney gurubu, hasta gurubu ve kontrol gurubu olmak üzere. Hasta guruplarına yanı kısır ineklere yaptığımız arı sütü uygulamasında arı sütünün işe yaradığını ve kısır ineklerin tedavi edilebildiğini tespit ettik. Bunu tezimizde de yayınladık. Sağlık Bilimleri Enstitüsünde de onayladıktan sonra makale havuzuna attık. Amerika da ki kıymetli bir dergi tarafından bir teklif aldık. Bu bilimsel araştırma dergisi bizim makaleyi yayınladıktan sonra biz yaptığımız çalışmanın hem bilimsel temelini oluşturduk hem de insan çalışması olacak olan üçüncü aşamaya da geçmiş olduk. Şuanda embriyo transferi ve embriyo üretim aşamasında meydana gelen aksaklıkları arı sütüyle önleyebileceğimiz bir çalışma tasarlıyoruz Malatya’da ki tüp bebek merkezinde. Arı sütü kalıntı bırakmayan sorun olduğu için kadınlarda ilerleyen dönemlerde çeşitli hastalıkların oluşmamasını sağlamış olur. İnşallah biz o çalışmalarımızı kısa sürede tamamlar tekrardan bilimsel camiaya faydalı olmuş oluruz" dedi. Harran Üniversitesi Veteriner Fakültesi Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalı Dr. Ömer Korkmaz ise "Ratlarda deneysel bir çalışma yaptığımızda siklofosfamidin yumurtalık üzerindeki etkisini, olumsuz etkisini arı sütünün çözdüğünü gördük. Bu bizi müthiş heyecanlandırdı. Çünkü çağımızın hastalığına bir derman bulabileceğimizi ön gördük" diye konuştu.
Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi kas hastalarına umut oluyor
01 Temmuz 2025 Salı - 11:59 Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi kas hastalarına umut oluyor Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi bünyesindeki Nöromüsküler Kas Hastalıkları Merkezi, 400’e yakın hastaya multidisipliner yaklaşımla tedavi sunuyor. Türkiye’deki 23. yetkili merkez olan ünite, çevre illerden gelen hastalara da umut oluyor. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi bünyesinde geçtiğimiz yıl hizmete açılan Nöromüsküler Kas Hastalıkları Tanı ve Tedavi Merkezi, bölge halkına umut olmaya devam ediyor. Elazığ başta olmak üzere Malatya, Diyarbakır, Bingöl, Tunceli, Muş, Sivas, Şırnak ve Siirt gibi çevre illerden gelen hastalara da düzenli hizmet veriyor, Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinden yoğun başvuru alan merkezde ise, 400’e yakın hasta aktif olarak takip ediliyor. Hastane Başhekimi Doç. Dr. Şüheda Kaya, merkezin çocuk ve erişkin nöroloji ile fizik tedavi uzmanlarının iş birliğiyle hizmet verdiğini belirterek, "Bölgemizdeki tanı ve tedavi süreçlerini hızlandırarak uluslararası standartlarda bakım sunuyoruz" dedi. "İlimiz bu anlamda bir bölge hastanesi" Nöromusküler merkezlerin son dönemde yeni gelişen tedaviler ve özellikle tanı genişliği sebebiyle oldukça önem kazandığını dile getiren Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Kırık ise "İlimiz Türkiye’de 23. merkez olarak kas hastalıkları merkezi onayını aldı. Nöromusküler merkezler son dönemde yeni gelişen tedaviler ve özellikle tanı genişliği sebebiyle de oldukça önem kazanmaktadır. Multidisipliner yaklaşımlar, nöromüsküler merkezlerinin birincil odağını oluşturmaktadır. Burada bize en çok destek veren fizik tedaviden kıymetli hocalarımız, buna ek olarak skolyoz gelişen hastalarda ortopedi desteği, beslenme açısından çocuk gastroenteroloji desteği ve tıbbi genetik desteğiyle beraber hastalar çoklu kliniklerde takip edilmekte. Bu merkezlerin artmasıyla beraber hem ulaşılabilir olmak hem de ailelerin bilgilendirilmesi ile bu hastalıkların artık olumlu yönde seyir gösterebileceği de görülmektedir. Ailelerin ve bizlerin çabası Sağlık Bakanlığımızın çabalarıyla beraber hastaların belirgin klinik iyileşmesini görmek bize mutluluk vermektedir. Kas hastalıkları son yıllarda gelişen tedavi ve teknolojiyle beraber önem kazanmakta. Bununla ilgili olarak da birçok kas hastalığı tanımlanmış, Merkezimizde yaklaşık olarak 400 kadar kas hastasının takip ve tedavilerini yapmaktayız. İlimiz bu anlamda bir bölge hastanesi. Çevredeki şehirlerden Tunceli, Bingöl, Muş, Malatya, Diyarbakır gibi merkezlerden buna ek olarak daha uzak Şırnak, Bitlis, Siirt, Adıyaman ve Sivas’tan da birçok hasta kliniğimizde aralıklı olarak düzenli takiplerine gelmektedir" diye konuştu. "Hastalarımızın günlük aktivitelerini kolaylaştırıyoruz" Multidisipliner bir yaklaşımla hizmet sunduklarını ifade eden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Nevsun Pıhtılı Taş da "Merkezimizde takip ettiğimiz birçok kas hastamız var. Hastalarımız bize başvurduklarında bizim Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon hekimleri olarak ilk amacımız öncelikle kas hastalıklarının yan etkisi veya komplikasyonlar dediğimiz hastalarımızda oluşabilecek sıkıntılarını önlemeye çalışmaktayız. Çocuk nöroloji hocalarımız tanılarını koyup medikal tedavilerini başladıklarında bize yönlendiriyorlar. Bu konuda çocuk nöroloji kliniğimizle beraber çok güzel işbirliği içerisinde çalışıyoruz. Her hastamız bize başvurduğunda hastamıza göre değerlendirip rehabilitasyon programlarını planlıyoruz. Gerekli tedavilerini yapıyoruz. Bununla beraber spastisite dediğimiz kas kasılmaları, istemsiz kasılmaları oluştuğunda gerekli medikal tedavilerin yanında ultrasonografi eşliğinde uyguladığımız botilinium toksin enjeksiyonlarıyla da hastalarımızın günlük aktivitelerini kolaylaştırıyoruz. Bağımsız hareket etmelerini sağlıyoruz" şeklinde konuştu.
Büyükşehirden ücretsiz ve steril ortamda sünnet hizmeti
01 Temmuz 2025 Salı - 11:55 Büyükşehirden ücretsiz ve steril ortamda sünnet hizmeti Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kepez İlçesi Sakarya Bulvarı’ndaki sağlık merkezinde çocuklara sünnet hizmeti veriliyor. 2022 yılından bu zamana kadar yaklaşık 3 bin çocuk, ücretsiz sünnet hizmetinden yararlandı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Kepez ilçesi Sakarya Bulvarı’ndaki Sağlık Merkezi’nde verilen ücretsiz sünnet hizmetlerinde okulların kapanmasıyla büyük yoğunluk yaşanıyor. Büyükşehir Belediyesi, Sağlık Merkezi bünyesinde sunduğu sünnet hizmetiyle hem ailelere ekonomik açıdan destek sağlıyor hem de çocuklara güvenli ve hijyenik bir ortamda sünnet hizmeti sunuyor. Ücretsiz ve güvenli sünnet hizmeti Büyükşehir Belediyesi Sağlık Merkezi Sünnet Kliniği’nde görevli Dr. Ömer Şinasi Üstün, kliniğin hem sağlık standartlarına uygun şekilde tasarlandığını hem de çocukların konforu gözetilerek işlemlerin özenle yapıldığını belirterek, "Sünnet işlemleri, uzman ekipler tarafından tamamen steril şartlarda gerçekleştiriliyor. Ailelerden aldığımız geri dönüşler çok olumlu. Hizmetin ücretsiz olması ekonomik açıdan destek sağlarken, hijyen ve güvenlik konusunda da ailelerin içi rahat ediyor" dedi. Steril ortamda sünnet işlemi Sünnet hizmetlerinin işleyişi hakkında da bilgi veren Dr. Üstün, "Vatandaşlarımız öncelikle randevu alıyor. Çocuklarımızı öncelikle muayene ediyoruz. Sağlık açısından uygunluklarına göre işlemleri planlıyor ve aileye uygun bir tarih belirliyoruz. Belirlenen günde steril ortamda sünnet işlemini gerçekleştiriyoruz. Ardından aileleriyle birlikte çocukları evlerine gönderiyoruz. Sünnet sonrası bakımın takibi için de 15 gün sonra kontrollerini tekrar yapıyoruz" diye konuştu. 3 bin çocuğa sünnet hizmeti verildi Sünnet hizmetlerine olan talebin özellikle yaz aylarında yoğunlaştığını vurgulayan Dr. Üstün, "Okulların kapandığı bu dönemde, özellikle 6-12 yaş grubundaki çocuklar için talep oldukça fazla. Okullar açıkken ise daha çok 0-3 yaş aralığındaki bebeklerimizin sünnetlerini yapıyoruz. Şu ana kadar yaklaşık 3 bine yakın çocuğumuz bu hizmetten yararlandı" dedi. Özel hastane standartlarında bir ortam Çocuklarını sünnete getiren Hatice Celep, Büyükşehir Belediyesi’nin sünnet hizmetinden memnuniyet duyduğunu belirterek, "Bu hizmetten yaklaşık bir yıl önce yakınım aracılığıyla haberdar oldum. Daha önce büyük oğlumun sünnetini hastanede yaptırmıştım, ancak buranın hijyen ve konfor açısından hastane standartlarında olduğunu söylediler. Gerçekten de Antalya’ya yakışır modern ve temiz bir ortam. Küçük oğlum ana sınıfına gidiyor, bu nedenle okullar kapandıktan sonra başvurumuzu yaptık. Randevu süreci oldukça hızlıydı, yoğunluk olmasına rağmen 15 gün içinde sünnet işlemi gerçekleştirildi. Herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum" diye konuştu.