SAĞLIK
Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı 08 Mayıs 2026 Cuma - 22:12:25 Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:52 Boynundaki 542 gramlık kitle başarıyla çıkarıldı Bilecik’te yıllardır boynunda giderek büyüyen tiroid kitlesi nedeniyle nefes almakta güçlük çeken 54 yaşındaki hasta, başarılı operasyonla yeniden sağlıklı nefes almaya başladı. Diyabet ve akciğer hastalığı da bulunan 54 yaşındaki İrfan Bozan, Sakarya’dan Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne müracaat etti. Yapılan muayene ve tetkikler sonrasında Bozan’ın boynundaki kitle zamanla büyüyerek göğüs boşluğuna kadar ilerlediği görüldü. Günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyen kitle nedeniyle nefes darlığı yaşayan hasta, sırt üstü yatamayacak duruma geldi. Daha önce başvurduğu çeşitli sağlık merkezlerinde ameliyatın yüksek risk taşıdığı belirtilen Bozan, uzun süre operasyon olamadı. Dev tiroid ameliyatıyla sağlığına kavuştu Tedavi umuduyla il dışından Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği’ne başvuran hasta için yapılan detaylı değerlendirmeler ardından ameliyat kararı alındı. Operasyon, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Doğuşcan Kurular tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Yaklaşık 2,5 saat süren operasyon sırasında, solunum yollarına baskı oluşturan ve göğüs boşluğuna kadar uzanan 542 gram ağırlığındaki dev tiroid dokusu başarıyla çıkarıldı. Ameliyat sonrası yakından takip edilen hastanın nefes alıp vermesinde belirgin rahatlama sağlandığı öğrenildi. Başarılı operasyonun ardından kısa sürede sağlığına kavuşan İrfan Bozan, taburcu edilerek günlük yaşamına yeniden döndü. Yetkililer, özellikle nefes darlığı, yutma güçlüğü ve boyunda büyüyen şişlik gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, erken teşhis ve zamanında müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:10 Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü dolayısıyla gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyumda ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’i tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var" dedi. "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasının önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş, bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir. Anne, sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını, hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle. Annenin sesinin de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu ifade eden Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek. Tabii ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" dedi. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu.
Anadolu Üniversitesi’nden ilaç ve bilimsel inovasyona güçlü dokunuş
15 Temmuz 2025 Salı - 15:39 Anadolu Üniversitesi’nden ilaç ve bilimsel inovasyona güçlü dokunuş Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, dünya çapında yaygın olarak kullanılan yama kelepçe elektrofizyoloji yöntemi üzerine yapılan çalışmalarla bilim dünyasında öne çıkıyor. Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Feyza Alyu Altınok ve Eczacılık Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Öztürk’ün imzasında ayrı laboratuvar görüntüleme ve uluslararası iş birlikleriyle güçlendirilmiş durumda. Anadolu Üniversitesi proje destekleriyle hayata geçirilmesi, kurulum sürecinin bu yana laboratuvarın teknik olarak sunulması, cihaz donanımı ve deney düzeneği ekip tarafından oluşturuldu. Yüksek kırılganlık bu teknik altyapının kurulumunda, topraklama elektrot düzeneklerine, primer hücre kültürüne kadar her aşamada özel mühendislik ve araştırma bilgisiyle tasarlandı. Standardize edilmiş protokoller ise yakın zamanda ikinci çeyrekte yer alan bir dergide yayınlandı. Lisansüstü sertifika Abderouf Boubekka, Ahmed Hasan ve doktorasını laboratuvar bünyesinde gerçekleştirmesi sonrasında Leuven Katolik Üniversitesinde göreve öğrenim gören İlhem Dallali laboratuvar ekibinde yer alarak aktif rol üstlendi. Ulusal ve uluslararası bilgilendirme toplantıları ile alanda önde gelen isimlerin danışmanlık yönteminde standartlaştırılmasının yapılması. İlaçların doku ve hücre düzeyindeki sonuçlarına odaklanıyor Avrupa Moleküler Biyoloji Organizasyonu (EMBO) bursuyla İtalya Camerino Üniversitesi’nde Prof. Roberto Ciccocioppo ile yürüttüğü doktora tezi deneylerinin yanı sıra, Ukrayna’da bu alandaki dünya düzeyindeki kuruluşlarından olan Prof. Alexander Zholos ile gerçekleştirilen çalışmalarla bu yöntemle farklı araştırma modellerinde uygulama yöntemini kullanarak Dr. Öğr. Üyesi Alyu Altınok’un edindiği bilgi birikimini Türkiye’ye taşıyarak Anadolu Üniversitesi’nde yöntemin daha ileri seviyede tutulması sağlandı. Laboratuvarda yürütülen çalışmalar, özellikle ilaçların hücre düzeyindeki etkilerinin elektrofizyolojik ölçümlerle analizine odaklanıyor. Uyarılabilir hücrelerin elektriksel aktivitesi, hücre zarından geçen iyon akımlarındaki değişimler aracılığıyla takip ediliyor. Bu yöntemle ilaç moleküllerinin etki mekanizmaları, farmakolojik ve toksikolojik yönleriyle detaylı biçimde değerlendirilebiliyor. Çalışmalar, ilaçların mevcut endikasyonlarının ötesinde yeni kullanım alanları için bilimsel veri sunabiliyor. Hastalıkların patofizyolojisi ve sağlıklı durumlarda biyolojik yolakların incelendiği fizyolojik çalışmalar da gerçekleştirilerek tıp alanında literatüre bilimsel katkılar sunuluyor. Eczacılık alanında nadir merkezlerden biri Laboratuvarın teknik kapasitesi, yalnızca doku ve hücre düzeyinde değil, gelecekte canlı hayvan modelleri üzerinde yapılacak elektrofizyolojik kayıtları da destekleyecek şekilde geliştirilirken ayrıca yurt dışında yaygın olarak uygulanan bir yöntem olan hasta kaynaklı hücrelerle yapılan deneylere de altyapı oluşturuluyor. Böylece klinik verilere dayalı, kişiye özgü ilaç etkilerinin incelenmesi mümkün hale geliyor. Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi’nin destekleriyle yürütülen projelerle donanımı güçlendirilen laboratuvar, Türkiye’de eczacılık alanında bilimsel araştırmaların derinliğini artıran nadir merkezlerden biri olarak konumlanıyor. Patch clamp yöntemiyle sürdürülen bu çalışmalar, hem yeni ilaç geliştirme süreçlerine katkı sağlıyor hem de mevcut ilaçların farklı endikasyonlara yönelik ruhsatlandırılmasına bilimsel dayanak oluşturuyor. "Bilim dünyasında büyük önem taşıyor" Eczacılık Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Feyza Alyu Alntınok laboratuvar hakkında yaptığı konuşmada şu ifadelere ver verdi: "Bu laboratuvarın hikayesi aslında Prof. Dr. Yusuf Öztürk ile başladı ve 43 yıl öncesine dayanıyor. Hocamız bizi davet etti, genç araştırmacıları, fikrinden bahsetti. Sonrasında eğitimim Ankara’da başladı. Yöntemi ilk orada öğrenmeye başladım. Daha sonra European Molecular Biology Organization (EMBO) bursuna başvurdum ve İtalya’da, Camerino Üniversitesi’nde Prof. Roberto Cicacioppo ile deneylerimizi gerçekleştirdik. Orada yöntemi pekiştirdim. Ardından Ukrayna’da da deneyim kazandım. Bütün bu iş birliklerinden ve kolaborasyonlardan sonra laboratuvarımızın malzemelerinin ve cihazlarının alınması için projeler yazdım. Biz burada hücrenin elektriksel aktivitesini ölçüyoruz. Hücre zarından geçen iyon akımını ölçerek değerlendirme yapıyoruz. Bu, ilaçların etki mekanizmasını aydınlatmamızı sağlıyor. Hücrenin bulunduğu ortama ilaç molekülünü verdiğimizde, iyon akımındaki değişiklikler ilacın etki mekanizmasını bize gösteriyor. Literatüre dayalı, yıllarca birikmiş çeşitli fizyolojik yaklaşımlarla ilacın hangi yolaklarda etkili olduğunu ortaya koyabiliyoruz. Laboratuvarımızda hem eğitim hem de deneysel süreçler kapsamında birçok yüksek lisans projesi ve mezun öğrencimiz oldu. Doktora öğrencimiz oldu. Yurt dışında şu an hoca olan bir öğrencimiz var. Ayrıca, doktorasını sürdüren arkadaşlarımız mevcut. Laboratuvarımızın kurulumunda Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi’nden yazdığımız genel amaçlı projelerle destek aldık. Burada geliştirdiğimiz yöntemle bir yayın hazırladık ve Q2 klasmanındaki bir dergide yayımladık. Patch-clamp elektrofizyoloji yöntemi, zaman alan, emek isteyen ve teknik olarak öğrenmesi uzun süren bir yöntem, ancak sağladığı veriler ve bilimsel yaklaşım, bilim dünyasında büyük önem taşıyor. Patch-clamp yöntemiyle genellikle tıp fakültelerinde, biyofizik anabilim dalı altında fizyoloji ve patofizyoloji çalışmaları yapılıyor. Ülkemizde Patch-clamp laboratuvarları genelde tıp fakültelerinde kurulmuş durumda. Eczacılık fakültelerinde, burası hariç, Patch-clamp düzeni kurulmuş bir yer yok. Eczacılıkta Patch-clamp’in olmasının avantajı, ilaç geliştirme çalışmalarına katkıda bulunabilmemiz. Bu, bizim için büyük bir fark oluşturuyor."
Ağrı’da 15 Temmuz’da kan bağışı kampanyası düzenlendi
15 Temmuz 2025 Salı - 12:54 Ağrı’da 15 Temmuz’da kan bağışı kampanyası düzenlendi Ağrı Valiliği himayelerinde, Türk Kızılayı ve İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü kapsamında kan bağışı kampanyası düzenlendi. Ağrı Valiliği öncülüğünde düzenlenen etkinlikte vatandaşlar, şehitleri anmak ve toplumsal dayanışmaya katkı sunmak amacıyla kan bağışında bulundu. Ağrı İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer, kampanya kapsamında yaptığı açıklamada, kan bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, "Düzenli kan bağışı, birçok hastanın hayatını kurtarıyor. Bu anlamlı günde gösterilen yoğun katılım, milletimizin duyarlılığını bir kez daha ortaya koydu" dedi. Kızılay Ağrı Şube Başkanı Orhan Tatlı ise kan bağışının hayat kurtaran bir sorumluluk olduğuna işaret ederek, "15 Temmuz’un manevi atmosferinde yapılan bu bağışlar, hem şehitlerimizin aziz hatırasını yaşatıyor hem de ihtiyaç sahiplerine umut oluyor" ifadelerini kullandı. Ağrı Valiliğinden yapılan açıklamada, "15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü kapsamında; Valiliğimizin himayelerinde, Türk Kızılayı ve İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle kan bağışı kampanyası düzenlendi. Şehitlerimizin aziz hatırasını yaşatmak ve toplum sağlığına katkıda bulunmak amacıyla düzenlenen kampanyaya vatandaşlarımız yoğun katılım sağlamış, birlik ve beraberlik duygularını bir kez daha güçlü bir şekilde ortaya koymuştur. Destek veren tüm kurum ve hemşehrilerimize teşekkür ediyor, bu anlamlı günde vatan uğruna can veren kahramanlarımızı rahmet ve şükranla anıyoruz." denildi. Kan bağışı etkinliği gün boyunca devam ederken, vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.
Enerji içecekleri, ritim bozukluğuna neden olup kalp krizini tetikliyor
15 Temmuz 2025 Salı - 12:41 Enerji içecekleri, ritim bozukluğuna neden olup kalp krizini tetikliyor Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, fazla miktarda tüketilen enerji içeceklerinin ritim bozukluğunun başlıca nedeni olduğunu belirterek, risk faktörü olan insanlarda ise kalp krizini tetiklediğini vurguladı. Günümüzde her yaş grubuna hitap eden ve kolaylıkla temin edilebilen enerji içecekleri, sağlığa ciddi zararlar verebiliyor. Özellikle çocuklar ve gençler arasında yaygın olarak tüketilen bu içecekler, içerisinde bulunan bazı uyarıcı maddeler nedeniyle kalp ritmini artırabiliyor ve ritim bozukluklarını tetikleyebiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, enerji içeceklerinin içeriğinde bulunan bazı maddelerin geçici bir enerji hissi verdiğini ancak kalp hızını artırarak ritim bozukluklarına yol açabileceğini belirterek, bu durumun kalp krizini tetiklediğini ifade etti. "Yaygın olarak tüketiliyor" İsmail Erdoğu, kalp hastalarının enerji içeceği tüketmesini tavsiye etmediğini belirterek, "Günümüzde enerji içecekleri yaygın olarak tüketiliyor. Yaş grubunda bağımsız olarak satılıyor. Çocuklar dahil kolayca alıp kullanabiliyor. Bu içeceklerin içerisinde bir takım enerji verecek maddeler var. Ancak bazı moleküller de kalp hızını arttırma ve ritim bozukluğunu tetikleme gibi özelliğe sahip. Kalp hastalarının enerji içeceği tükenmesini tavsiye etmiyorum. Bazı insanlar alkolle beraber kokteyl yaparak tüketiyorlar. Bu durum daha yüksek ritim bozukluklarına ve kalp krizine neden olabilir. Enerji içeceğinin faydasının olduğuna dair bilimsel bir veri yok. Faydası olamayan bir şeyin yan etkileri var demektir. Uyanık kalma gibi durumlar için enerji içeceği yerine kahve tüketim ve bol su tüketimi gibi daha doğal yöntemlerin kullanılmasını tavsiye ediyorum" dedi. "Kalp krizini tetikleyebilir" Peş peşe içilen enerji içeceklerinin ritim bozukluklarına neden olabileceğini söyleyen Erdoğu, "Peş peşe fazla miktarda tüketilen enerji içecekleri mutlaka kalp hızının artmasına ve ritim bozuklularına sebep olabilir. Günümüzde fazla alkol alımına bağlı bir takım ritim bozukluklarında bahsediyoruz. Gelecekte de fazla miktarda tüketilen enerji içecekleri, ritim bozukluklarının sebebidir diyebileceğiz. Nasıl ki çok fazla sigara içen bireyler biz halı sahada maç yapmalarının kalp krizine neden olabileceğini belirtiyorsak, şimdilerde insanlar bu durumu enerji içecekleri vasıtasıyla gerçekleştiriyorlar. Kalp hızları bu içeceği içtikleri zaman 90 ila 120’lere çıkmaktadır. Risk faktörü olan bir insanda da bu durum kalp krizini tetikleyebilir" diye konuştu.
"Kulak zarı yırtığı ciddiye alınmalı"
15 Temmuz 2025 Salı - 12:13 "Kulak zarı yırtığı ciddiye alınmalı" Kulakta ani bir patlama hissi, işitme kaybı ya da çınlama ihmal edildiğinde kalıcı hasara yol açabilen kulak zarı yırtılmasının habercisi olabilir. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yasin Kulaksız, "Kulakta tekrarlayan enfeksiyonlar ya da kalıcı işitme kaybı oluşmadan, hekime başvurmak çok önemlidir" diyerek uyardı. Konser ve düğün gibi yüksek sesli müzik olan ortam veya ani patlama sesleri kulakta uğultu bırakabilir. Uzmanlara göre uğultu, çok daha ciddi bir hasarın ilk sinyali olabilir ve ihmal edildiğinde kalıcı işitme kaybıyla sonuçlanabilecek bir kulak zarı yırtığının en yaygın belirtisi olabilir. Konunun tüm detaylarını ve korunma yollarını Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Dr.Öğr. Üyesi Yasin Kulaksız anlattı. Dr.Öğr. Üyesi Kulaksız, "Kulakta tekrarlayan enfeksiyonlar ya da kalıcı işitme kaybı oluşmadan, hekime başvurmak çok önemlidir" diyerek uyardı. Kulak zarının hem ses iletiminde hem de orta kulağı dış ortamdan korumada kritik bir bariyer olduğunu belirten Dr. Kulaksız, "Zar, dışarıdan gelen sesleri titreşime çevirip işitme kemiklerine iletir. Aynı zamanda steril olan orta kulak boşluğunu, dış ortamın mikroplarından izole eder" dedi. Kulak zarı yırtılmalarının iki ana grupta değerlendirildiğini söyleyen Dr. Kulaksız, "Birincisi ani (akut) yırtıklar. Barotravma(basınç değişimi), yüksek ses (akustik travma) ya da yabancı cisimle müdahale sonucu oluşur. Diğeri ise kronik orta kulak enfeksiyonlarına bağlı olarak gelişen yırtıklardır" diye konuştu. Ani yırtıkların büyük kısmının kendi kendine iyileşebildiğini vurgulayan Dr. Kulaksız, "Kulağı sudan koruyup enfeksiyon riskini azaltırsak, yırtıkların yüzde 80’i bir ay içinde kapanır. Ortalama iyileşme süresi 1 ila 6 ay arasıdır. Ancak bu sürede iyileşme olmazsa cerrahi gündeme gelir" dedi. Dr. Kulaksız, akut yırtıklarda ağrı, uğultu, işitme kaybı, kanama ve baş dönmesi görülebildiğini belirtirken, kronik vakalarda daha çok akıntı, çınlama ve kademeli işitme kaybının ön planda olduğunu ifade etti. Tedavi edilmeyen kulak zarı yırtıklarının tekrarlayan enfeksiyonlara ve iç kulak hasarına yol açabileceğini belirten Dr. Kulaksız, "İşitme kaybı başlangıçta iletim tipi olduğu için geri döndürülebilir. Ancak enfeksiyon iç kulağa yayılırsa hasar kalıcı hale gelir. Bu yüzden cerrahi karar geciktirilmemelidir" uyarısında bulundu. "6 ay sonunda kapanmayan kulak zarı yırtıklarında, ileride oluşabilecek komplikasyonları önlemek için ameliyat öneriyoruz" diyen Dr. Kulaksız, endoskopik yöntemle kesi olmadan yapılan modern kulak zarı onarımlarının hasta konforunu artırdığını söyledi. "Dış kulaktan girilerek yapılan bu ameliyatlar, estetik açıdan avantajlı olmasının yanı sıra hem ağrısızdır hem de iyileşme süreci de kısadır" diye ekledi.
2 yaşındaki bebeğin böbreğindeki taş kapalı yöntemle alındı
15 Temmuz 2025 Salı - 09:55 2 yaşındaki bebeğin böbreğindeki taş kapalı yöntemle alındı Bursa’da böbreğinde 2 santimetrelik taş tespit edilen 2 yaşındaki bebek kapalı yöntemle sağlığına kavuştu. Hayat Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Penbegül, 2 yaşındaki bir hastanın böbreğinde tespit edilen yaklaşık 2 santimetrelik taşı, sırttan sadece 4 milimetrelik bir tünel açarak gerçekleştirdikleri kapalı yöntemle başarıyla aldı. Bu operasyon, çocuklarda çok nadir görülen böbrek taşı vakalarına yönelik gelişmiş tekniklerin uygulanabilirliğini de ortaya koydu. Karın ağrısı şikâyetiyle ailesi tarafından Hayat Hastanesine getirilen küçük A.A.’nın yapılan tetkiklerinde böbreğinde büyük boyutta bir taş tespit edildiğini söyleyen Doç. Dr. Penbegül, çocuk hastalarda taş hastalığının nadir görüldüğünü ve bu tür operasyonların özel ekipman ve ciddi deneyim gerektirdiğini vurguladı. Doç. Dr. Penbegül açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Normalde bu büyüklükteki taşlarda sırttan yaklaşık bir santimlik bir delik açılarak taşlar temizlenir. Ancak çocuk hastalarda daha küçük ve hassas müdahaleler yapılması gerekir. Bu nedenle yaklaşık 4 milimetrelik ‘ultra mini’ dediğimiz yöntemle sırttan bir tünel açtık ve taşı başarıyla temizledik. Hastamız ameliyat sonrası ilk günde tüm kateterlerinden kurtuldu. Kapalı ameliyatların en büyük avantajı, kısa sürede normal hayata dönüş imkânı sunmasıdır." Hayat Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Penbegül, başarılı geçen operasyon sonrasında küçük A.A.’nın sağlık durumunun iyi olduğu, ameliyatın ardından hızla toparlandığı belirtti.
SANKO Üniversitesi’nde anma programı düzenlendi
15 Temmuz 2025 Salı - 09:20 SANKO Üniversitesi’nde anma programı düzenlendi SANKO Üniversitesi’nde "15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü" kapsamında "Milletin Zaferi" konulu anma programı düzenlendi. SANKO Üniversitesi Ortak Dersler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Celal Pekdoğan, programda yaptığı konuşmada, "Yüce Türk Milleti, 15 Temmuz 2016’da Türk’ün gücünü tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir" dedi. Türk Milleti’nin inanç ve kararlığı ile her daim vatanına, bayrağına ve toprağına sahip çıktığına dikkat çeken ve 15 Temmuz günü yaşanan olayları belgelerle açıklayan Dr. Öğr. Üyesi Pekdoğan, "Cennet vatanımızı bölmek isteyenlere karşı çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek demeden milletimiz birlik ve beraberlik içerisinde kahramanca mücadele ederek hainlere asla geçit vermemiştir. Bugün bizlere düşen en önemli görev ve şu üç husus son derece önemlidir. Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmalı, Türk tarihini, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş temelini, iyi ve doğru öğrenmeli, mutlaka Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk eserini belgeleriyle birlikte okumalı ve Türk Gençliğine hitaben kaleme aldığı Gençliğe Hitabeyi çok iyi analiz etmeliyiz. Geleceğimize sahip çıkacak gençlerimizi de bu bilinçle yetiştirmeliyiz" ifadelerine yer verdi. Dr. Öğr. Üyesi Pekdoğan, "Bu bilinçle vatanın bölünmez bütünlüğü uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnet, kahraman gazilerimizi şükranla anıyorum" diyerek tamamladı. Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü üçüncü sınıf öğrencisi Hilal Aslan’ın sunuculuğunu yaptığı anma programına; SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Metin Bayram, Genel Sekreter Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın, Dekan Yardımcısı ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ayşen Bayram, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Deniz Mıhçıoğlu ile akademik ve idari personel katıldı. Program, T.C. İletişim Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan, günün anlam ve önemini anlatan fotoğraf sergisi ile son buldu.
Rektör Aydın: "Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne FETÖ iltisaklı sinek bile giremez"
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 16:50 Rektör Aydın: "Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne FETÖ iltisaklı sinek bile giremez" Sağlık Bilimleri Üniversitesi, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü münasebetiyle milli iradeye karşı yapılan hain darbe girişiminin kahramanlarını anmak için bir araya geldi. Üniversitenin Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Külliyesinde gerçekleştirilen anma törenine, üniversite yönetimi, çok sayıda akademik-idari personel ile öğrenciler katıldı. Törende, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklâl Marşı okundu. Törenin açılışında konuşan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde meydanlara inerek gözü dönmüş hainlere haddini bildiren ve bu uğurda gözünü kırpmadan canlarını veren şehitlerimize Allah’tan rahmet; bedenleriyle bu işgal girişimine dur diyen gazilerimize de Rabbim’den acil şifalar diliyorum" ifadelerini kullandı. Rektör Aydın sözlerini şöyle sürdürdü: Sağlık Bilimleri Üniversitesi benim üzerime bir emanettir. Bana emanet olduğu süre boyunca Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin herhangi bir binasına FETÖ ile iltisaklı, irtibatlı sinek bile giremeyecek". Üniversitede düzenlenen törenin ardından Nakkaştepe’de bununan 15 Temmuz Şehitleri Anıtı’na ziyaret düzenledi. Ziyarete Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın başta olmak üzere senato üyeleri, fakülte dekanları, idari ve akademik kadronun yanı sıra çok sayıda öğrenci katıldı. Anıtta 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi gecesinde hayatını kaybeden ve 15 Temmuz Şehitler Anıtı’na isimleri yazılan şehitler için dua edildi.
2 yaşındaki bebeğin böbreğindeki taş kapalı yöntemle alındı
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 16:20 2 yaşındaki bebeğin böbreğindeki taş kapalı yöntemle alındı Hayat Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Penbegül, 2 yaşındaki bir hastanın böbreğinde tespit edilen yaklaşık 2 santimetrelik taşı, sırttan sadece 4 milimetrelik bir tünel açarak gerçekleştirdikleri kapalı yöntemle başarıyla aldı. Bu operasyon, çocuklarda çok nadir görülen böbrek taşı vakalarına yönelik gelişmiş tekniklerin uygulanabilirliğini de ortaya koydu. Karın ağrısı şikâyetiyle ailesi tarafından Hayat Hastanesine getirilen küçük A.A.’nın yapılan tetkiklerinde böbreğinde büyük boyutta bir taş tespit edildiğini söyleyen Doç. Dr. Penbegül, çocuk hastalarda taş hastalığının nadir görüldüğünü ve bu tür operasyonların özel ekipman ve ciddi deneyim gerektirdiğini vurguladı. Doç. Dr. Penbegül açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Normalde bu büyüklükteki taşlarda sırttan yaklaşık bir santimlik bir delik açılarak taşlar temizlenir. Ancak çocuk hastalarda daha küçük ve hassas müdahaleler yapılması gerekir. Bu nedenle yaklaşık 4 milimetrelik ‘ultra mini’ dediğimiz yöntemle sırttan bir tünel açtık ve taşı başarıyla temizledik. Hastamız ameliyat sonrası ilk günde tüm kateterlerinden kurtuldu. Kapalı ameliyatların en büyük avantajı, kısa sürede normal hayata dönüş imkânı sunmasıdır." Hayat Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Penbegül, başarılı geçen operasyon sonrasında küçük A.A.’nın sağlık durumunun iyi olduğu, ameliyatın ardından hızla toparlandığı belirtti.