SAĞLIK
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi 09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:18:50 "Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası" tanıtım toplantısı, Erzurum Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Program, tam buğday ekmeğiyle ilgili hazırlanan tanıtım filminin izletilmesiyle başladı. Ardından protokol üyeleri açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Murat Ağırtaş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç ve Erzurum Valisi Aydın Baruş katılımcılara hitap etti. Programda, Sağlık Bakanlığı adına sunum yapan Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirer, sağlıklı beslenmenin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Demirer, yaptığı konuşmada, "Sağlık kaybının çok önemli bir kısmı, yaklaşık dörtte biri beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Yanlış beslenme bugün birçok hastalığın temel sebeplerinden biri haline gelmiş durumda. Her yıl milyonlarca insan, sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle kanser vakalarının önemli bir bölümü ve tip 2 diyabet hastalıkları, yanlış diyet alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla burada yapılması gereken şey çok açık. Öncelikle risk faktörlerini doğru belirleyeceğiz. Beslenmede nerede hata yaptığımızı tespit edeceğiz ve bunların iyileştirilmesi için planlı politikalar geliştireceğiz. Bugün burada özellikle üzerinde durduğumuz konu ise tam tahıl tüketiminin artırılmasıdır. Çünkü bu, sağlık açısından en önemli koruyucu faktörlerden biri olarak görülüyor. Bunu ortaya koyan yalnızca tek bir çalışma da yok. Yapılan başka araştırmalarda da tam tahıl tüketiminin yetersiz olmasının, ölüm oranları ve hastalık yüküyle doğrudan ilişkili olduğu ortaya konuldu. 28 ülkede, 6 milyondan fazla insanın verileri üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, yeterli tam tahıl tüketiminin sağlık açısından en önemli koruyucu unsurlardan biri olduğu değerlendirildi" dedi. Sunumun ardından protokol üyeleri tarafından imza töreni gerçekleştirildi. Daha sonra protokol üyeleri tam buğday ürünlerinin sergilendiği stantları gezdi. Programa konuşmacıların yanı sıra Erzurum Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, Erzurum Kültür ve Turizm İl Müdürü Ahmet Yer, Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mesud Fakirullahoğlu, kurum müdürleri, STK temsilcileri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:57 Göz kuruluğu ve göz hastalıklarında lazer tedavi yöntemleri önemli Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, son yıllarda lazer teknolojisinin kronik göz kuruluğu tedavisinde de kullanılmaya başlandığını, bu amaçla kullanılan yöntemlerden birinin de IPL (Intense Pulsed Light) tedavisi olduğunu söyledi. Medicana Konya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, IPL tedavisinin özellikle Meibomian bez disfonksiyonuna bağlı göz kuruluğunda uygulanmakta olduğunu söyledi. İşlem sırasında göz çevresindeki cilde kontrollü ışık atımları uygulandığını ifade eden Op. Dr. Özpınar, bu ışık enerjisi ile göz kapaklarındaki yağ bezlerinin fonksiyonunun düzenlenebileceğini, iltihabi süreçlerin azaltılabileceğini ve gözyaşı film tabakasının daha stabil hale getirilebileceğini belirtti. Özpınar, ayrıca tedavinin genellikle birkaç seans şeklinde uygulandığının ve her seansın kısa sürede tamamlandığının altını çizdi. Lazer ile gözlük numarasının tedavisi Miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusurlarının düzeltilmesi amacıyla yapılan lazer işlemleri halk arasında "göz çizdirme" olarak biliniyor. Bu işlemlerde hedeflenen yapının kornea yani gözün ön saydam tabakası olduğunu, kornea şeklinin değiştirilmesiyle ışığın retina üzerine doğru şekilde odaklanmasın sağlandığını belirten Op. Dr. Yavuz Özpınar, "Tedavide bu amaçla kullanılan başlıca lazer yöntemleri mevcuttur. Seçenekler arasında yer alan LASIK (Laser Assisted in Situ Keratomileusis) en yaygın uygulanan yöntemlerden biridir. İşlem sırasında korneanın yüzeyinde ince bir kapak (flap) oluşturulur. Bu kapak kaldırıldıktan sonra excimer lazer kullanılarak, korneanın alt tabakasına mikron düzeyinde şekil verilir. Ardından kapak tekrar yerine yerleştirilir. Görme genellikle hızlı şekilde düzelir ve iyileşme süresi kısadır. Bir diğer tedavi seçeneği iLASIK (Intralase LASIK), LASIK yönteminin daha gelişmiş bir versiyonudur. Bu teknikte kornea kapağı mekanik bıçak yerine femtosaniye lazer ile oluşturulur. Bu durum kapağın daha hassas ve kontrollü şekilde hazırlanmasını sağlar. Daha yüksek teknolojili bir yöntem olduğu için bazı hastalarda daha güvenli ve öngörülebilir sonuçlar sağlayabilir" dedi. Tercih edilen diğer lazer işlemlerinden olan PRK (Photorefractive Keratectomy) yönteminden de bahseden Op. Dr. Özpınar, "Bu yöntemde korneanın yüzey epitel tabakası kaldırılır ve excimer lazer doğrudan kornea yüzeyine uygulanır. Kapak oluşturulmaz. Bu nedenle kornea yapısı ince olan hastalarda tercih edilebilir. İyileşme süresi LASIK’e göre biraz daha uzun olabilir. TransPRK (Transepitelyal PRK), PRK yönteminin daha modern bir versiyonudur. Bu teknikte korneanın yüzey epitel tabakası mekanik olarak kaldırılmaz. Lazer hem epitel tabakayı hem de alttaki kornea dokusunu tek aşamada şekillendirir. Bu sayede işlem daha kısa sürede tamamlanabilir ve cerrahi temas azalır. SMILE (Small Incision Lenticule Extraction) daha yeni geliştirilen bir yöntemdir. Bu teknikte femtosaniye lazer kullanılarak kornea içinde ince bir doku parçası oluşturulur ve çok küçük bir kesiden çıkarılır. Böylece korneanın şekli değiştirilir. Kapak oluşturulmadığı için korneanın biyomekanik yapısı daha iyi korunabilir. Ayrıca bu lazer işlemleri genellikle damla ile yapılan anestezi altında uygulanır ve ağrısızdır. İşlem sonrası hastalar kısa sürede günlük hayatlarına dönebilirler ancak her hasta bu tedaviler için uygun olmayabilir. Kornea kalınlığı, göz numarası ve genel göz sağlığı mutlaka ayrıntılı bir muayene ile değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı. Lazer tedavisinde beklenen teknolojik gelişmeler Göz hastalıklarında lazer teknolojisinin sürekli geliştiğini ve gelecekte daha hassas, daha güvenli ve kişiye özel tedavilerin yaygınlaşmasının beklendiğini vurgulayan Op. Dr. Yavuz Özpınar, "Bu alandaki önemli hedeflerden biri daha yüksek hassasiyete sahip lazer sistemleri geliştirmektir. Yeni nesil cihazlar sayesinde kornea veya retina üzerinde mikron düzeyinde daha kontrollü işlemler yapılması mümkün hale gelmektedir. Bir diğer önemli gelişme alanı yapay zeka destekli lazer planlama sistemleridir. Bu sistemler hastanın kornea haritası, göz yapısı ve görme ihtiyaçlarını analiz ederek kişiye özel tedavi planlarının oluşturulmasına yardımcı olabilir. Böylece tedavi sonuçlarının daha öngörülebilir hale gelmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca retina hastalıklarında daha hedefe yönelik mikro lazer uygulamaları üzerinde çalışmalar da devam etmektedir. Bu yöntemlerin amacı retina dokusuna minimum zarar vererek hastalıklı alanları tedavi edebilmek ve görme fonksiyonunu daha iyi koruyabilmektir. Gelecekte lazer teknolojisinin yalnızca kırma kusurlarının düzeltilmesinde değil, aynı zamanda presbiyopi (yaşa bağlı yakın görme sorunu) gibi durumların tedavisinde de daha etkin yöntemler sunması beklenmektedir. Bunun yanında lazerin ilaç taşıyıcı sistemlerle veya biyoteknolojik tedavilerle birlikte kullanıldığı yeni yaklaşımlar üzerinde de araştırmalar yapılmaktadır. Sonuç olarak lazer teknolojisi göz hastalıklarının tedavisinde önemli bir yere sahiptir ve gelişen teknoloji ile kullanım alanı giderek genişlemektedir. Daha hassas cihazlar, kişiye özel tedavi planları ve yeni cerrahi teknikler sayesinde gelecekte lazer tedavilerinin göz sağlığının korunmasında çok daha önemli bir rol oynaması beklenmektedir" diye konuştu.
Anadolu Üniversitesi’nden ilaç ve bilimsel inovasyona güçlü dokunuş
15 Temmuz 2025 Salı - 15:39 Anadolu Üniversitesi’nden ilaç ve bilimsel inovasyona güçlü dokunuş Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, dünya çapında yaygın olarak kullanılan yama kelepçe elektrofizyoloji yöntemi üzerine yapılan çalışmalarla bilim dünyasında öne çıkıyor. Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Feyza Alyu Altınok ve Eczacılık Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Yusuf Öztürk’ün imzasında ayrı laboratuvar görüntüleme ve uluslararası iş birlikleriyle güçlendirilmiş durumda. Anadolu Üniversitesi proje destekleriyle hayata geçirilmesi, kurulum sürecinin bu yana laboratuvarın teknik olarak sunulması, cihaz donanımı ve deney düzeneği ekip tarafından oluşturuldu. Yüksek kırılganlık bu teknik altyapının kurulumunda, topraklama elektrot düzeneklerine, primer hücre kültürüne kadar her aşamada özel mühendislik ve araştırma bilgisiyle tasarlandı. Standardize edilmiş protokoller ise yakın zamanda ikinci çeyrekte yer alan bir dergide yayınlandı. Lisansüstü sertifika Abderouf Boubekka, Ahmed Hasan ve doktorasını laboratuvar bünyesinde gerçekleştirmesi sonrasında Leuven Katolik Üniversitesinde göreve öğrenim gören İlhem Dallali laboratuvar ekibinde yer alarak aktif rol üstlendi. Ulusal ve uluslararası bilgilendirme toplantıları ile alanda önde gelen isimlerin danışmanlık yönteminde standartlaştırılmasının yapılması. İlaçların doku ve hücre düzeyindeki sonuçlarına odaklanıyor Avrupa Moleküler Biyoloji Organizasyonu (EMBO) bursuyla İtalya Camerino Üniversitesi’nde Prof. Roberto Ciccocioppo ile yürüttüğü doktora tezi deneylerinin yanı sıra, Ukrayna’da bu alandaki dünya düzeyindeki kuruluşlarından olan Prof. Alexander Zholos ile gerçekleştirilen çalışmalarla bu yöntemle farklı araştırma modellerinde uygulama yöntemini kullanarak Dr. Öğr. Üyesi Alyu Altınok’un edindiği bilgi birikimini Türkiye’ye taşıyarak Anadolu Üniversitesi’nde yöntemin daha ileri seviyede tutulması sağlandı. Laboratuvarda yürütülen çalışmalar, özellikle ilaçların hücre düzeyindeki etkilerinin elektrofizyolojik ölçümlerle analizine odaklanıyor. Uyarılabilir hücrelerin elektriksel aktivitesi, hücre zarından geçen iyon akımlarındaki değişimler aracılığıyla takip ediliyor. Bu yöntemle ilaç moleküllerinin etki mekanizmaları, farmakolojik ve toksikolojik yönleriyle detaylı biçimde değerlendirilebiliyor. Çalışmalar, ilaçların mevcut endikasyonlarının ötesinde yeni kullanım alanları için bilimsel veri sunabiliyor. Hastalıkların patofizyolojisi ve sağlıklı durumlarda biyolojik yolakların incelendiği fizyolojik çalışmalar da gerçekleştirilerek tıp alanında literatüre bilimsel katkılar sunuluyor. Eczacılık alanında nadir merkezlerden biri Laboratuvarın teknik kapasitesi, yalnızca doku ve hücre düzeyinde değil, gelecekte canlı hayvan modelleri üzerinde yapılacak elektrofizyolojik kayıtları da destekleyecek şekilde geliştirilirken ayrıca yurt dışında yaygın olarak uygulanan bir yöntem olan hasta kaynaklı hücrelerle yapılan deneylere de altyapı oluşturuluyor. Böylece klinik verilere dayalı, kişiye özgü ilaç etkilerinin incelenmesi mümkün hale geliyor. Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi’nin destekleriyle yürütülen projelerle donanımı güçlendirilen laboratuvar, Türkiye’de eczacılık alanında bilimsel araştırmaların derinliğini artıran nadir merkezlerden biri olarak konumlanıyor. Patch clamp yöntemiyle sürdürülen bu çalışmalar, hem yeni ilaç geliştirme süreçlerine katkı sağlıyor hem de mevcut ilaçların farklı endikasyonlara yönelik ruhsatlandırılmasına bilimsel dayanak oluşturuyor. "Bilim dünyasında büyük önem taşıyor" Eczacılık Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Feyza Alyu Alntınok laboratuvar hakkında yaptığı konuşmada şu ifadelere ver verdi: "Bu laboratuvarın hikayesi aslında Prof. Dr. Yusuf Öztürk ile başladı ve 43 yıl öncesine dayanıyor. Hocamız bizi davet etti, genç araştırmacıları, fikrinden bahsetti. Sonrasında eğitimim Ankara’da başladı. Yöntemi ilk orada öğrenmeye başladım. Daha sonra European Molecular Biology Organization (EMBO) bursuna başvurdum ve İtalya’da, Camerino Üniversitesi’nde Prof. Roberto Cicacioppo ile deneylerimizi gerçekleştirdik. Orada yöntemi pekiştirdim. Ardından Ukrayna’da da deneyim kazandım. Bütün bu iş birliklerinden ve kolaborasyonlardan sonra laboratuvarımızın malzemelerinin ve cihazlarının alınması için projeler yazdım. Biz burada hücrenin elektriksel aktivitesini ölçüyoruz. Hücre zarından geçen iyon akımını ölçerek değerlendirme yapıyoruz. Bu, ilaçların etki mekanizmasını aydınlatmamızı sağlıyor. Hücrenin bulunduğu ortama ilaç molekülünü verdiğimizde, iyon akımındaki değişiklikler ilacın etki mekanizmasını bize gösteriyor. Literatüre dayalı, yıllarca birikmiş çeşitli fizyolojik yaklaşımlarla ilacın hangi yolaklarda etkili olduğunu ortaya koyabiliyoruz. Laboratuvarımızda hem eğitim hem de deneysel süreçler kapsamında birçok yüksek lisans projesi ve mezun öğrencimiz oldu. Doktora öğrencimiz oldu. Yurt dışında şu an hoca olan bir öğrencimiz var. Ayrıca, doktorasını sürdüren arkadaşlarımız mevcut. Laboratuvarımızın kurulumunda Anadolu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi’nden yazdığımız genel amaçlı projelerle destek aldık. Burada geliştirdiğimiz yöntemle bir yayın hazırladık ve Q2 klasmanındaki bir dergide yayımladık. Patch-clamp elektrofizyoloji yöntemi, zaman alan, emek isteyen ve teknik olarak öğrenmesi uzun süren bir yöntem, ancak sağladığı veriler ve bilimsel yaklaşım, bilim dünyasında büyük önem taşıyor. Patch-clamp yöntemiyle genellikle tıp fakültelerinde, biyofizik anabilim dalı altında fizyoloji ve patofizyoloji çalışmaları yapılıyor. Ülkemizde Patch-clamp laboratuvarları genelde tıp fakültelerinde kurulmuş durumda. Eczacılık fakültelerinde, burası hariç, Patch-clamp düzeni kurulmuş bir yer yok. Eczacılıkta Patch-clamp’in olmasının avantajı, ilaç geliştirme çalışmalarına katkıda bulunabilmemiz. Bu, bizim için büyük bir fark oluşturuyor."
Ağrı’da 15 Temmuz’da kan bağışı kampanyası düzenlendi
15 Temmuz 2025 Salı - 12:54 Ağrı’da 15 Temmuz’da kan bağışı kampanyası düzenlendi Ağrı Valiliği himayelerinde, Türk Kızılayı ve İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü kapsamında kan bağışı kampanyası düzenlendi. Ağrı Valiliği öncülüğünde düzenlenen etkinlikte vatandaşlar, şehitleri anmak ve toplumsal dayanışmaya katkı sunmak amacıyla kan bağışında bulundu. Ağrı İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer, kampanya kapsamında yaptığı açıklamada, kan bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, "Düzenli kan bağışı, birçok hastanın hayatını kurtarıyor. Bu anlamlı günde gösterilen yoğun katılım, milletimizin duyarlılığını bir kez daha ortaya koydu" dedi. Kızılay Ağrı Şube Başkanı Orhan Tatlı ise kan bağışının hayat kurtaran bir sorumluluk olduğuna işaret ederek, "15 Temmuz’un manevi atmosferinde yapılan bu bağışlar, hem şehitlerimizin aziz hatırasını yaşatıyor hem de ihtiyaç sahiplerine umut oluyor" ifadelerini kullandı. Ağrı Valiliğinden yapılan açıklamada, "15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü kapsamında; Valiliğimizin himayelerinde, Türk Kızılayı ve İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle kan bağışı kampanyası düzenlendi. Şehitlerimizin aziz hatırasını yaşatmak ve toplum sağlığına katkıda bulunmak amacıyla düzenlenen kampanyaya vatandaşlarımız yoğun katılım sağlamış, birlik ve beraberlik duygularını bir kez daha güçlü bir şekilde ortaya koymuştur. Destek veren tüm kurum ve hemşehrilerimize teşekkür ediyor, bu anlamlı günde vatan uğruna can veren kahramanlarımızı rahmet ve şükranla anıyoruz." denildi. Kan bağışı etkinliği gün boyunca devam ederken, vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi.
Enerji içecekleri, ritim bozukluğuna neden olup kalp krizini tetikliyor
15 Temmuz 2025 Salı - 12:41 Enerji içecekleri, ritim bozukluğuna neden olup kalp krizini tetikliyor Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, fazla miktarda tüketilen enerji içeceklerinin ritim bozukluğunun başlıca nedeni olduğunu belirterek, risk faktörü olan insanlarda ise kalp krizini tetiklediğini vurguladı. Günümüzde her yaş grubuna hitap eden ve kolaylıkla temin edilebilen enerji içecekleri, sağlığa ciddi zararlar verebiliyor. Özellikle çocuklar ve gençler arasında yaygın olarak tüketilen bu içecekler, içerisinde bulunan bazı uyarıcı maddeler nedeniyle kalp ritmini artırabiliyor ve ritim bozukluklarını tetikleyebiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Bölümü Uzmanı Dr. İsmail Erdoğu, enerji içeceklerinin içeriğinde bulunan bazı maddelerin geçici bir enerji hissi verdiğini ancak kalp hızını artırarak ritim bozukluklarına yol açabileceğini belirterek, bu durumun kalp krizini tetiklediğini ifade etti. "Yaygın olarak tüketiliyor" İsmail Erdoğu, kalp hastalarının enerji içeceği tüketmesini tavsiye etmediğini belirterek, "Günümüzde enerji içecekleri yaygın olarak tüketiliyor. Yaş grubunda bağımsız olarak satılıyor. Çocuklar dahil kolayca alıp kullanabiliyor. Bu içeceklerin içerisinde bir takım enerji verecek maddeler var. Ancak bazı moleküller de kalp hızını arttırma ve ritim bozukluğunu tetikleme gibi özelliğe sahip. Kalp hastalarının enerji içeceği tükenmesini tavsiye etmiyorum. Bazı insanlar alkolle beraber kokteyl yaparak tüketiyorlar. Bu durum daha yüksek ritim bozukluklarına ve kalp krizine neden olabilir. Enerji içeceğinin faydasının olduğuna dair bilimsel bir veri yok. Faydası olamayan bir şeyin yan etkileri var demektir. Uyanık kalma gibi durumlar için enerji içeceği yerine kahve tüketim ve bol su tüketimi gibi daha doğal yöntemlerin kullanılmasını tavsiye ediyorum" dedi. "Kalp krizini tetikleyebilir" Peş peşe içilen enerji içeceklerinin ritim bozukluklarına neden olabileceğini söyleyen Erdoğu, "Peş peşe fazla miktarda tüketilen enerji içecekleri mutlaka kalp hızının artmasına ve ritim bozuklularına sebep olabilir. Günümüzde fazla alkol alımına bağlı bir takım ritim bozukluklarında bahsediyoruz. Gelecekte de fazla miktarda tüketilen enerji içecekleri, ritim bozukluklarının sebebidir diyebileceğiz. Nasıl ki çok fazla sigara içen bireyler biz halı sahada maç yapmalarının kalp krizine neden olabileceğini belirtiyorsak, şimdilerde insanlar bu durumu enerji içecekleri vasıtasıyla gerçekleştiriyorlar. Kalp hızları bu içeceği içtikleri zaman 90 ila 120’lere çıkmaktadır. Risk faktörü olan bir insanda da bu durum kalp krizini tetikleyebilir" diye konuştu.
"Kulak zarı yırtığı ciddiye alınmalı"
15 Temmuz 2025 Salı - 12:13 "Kulak zarı yırtığı ciddiye alınmalı" Kulakta ani bir patlama hissi, işitme kaybı ya da çınlama ihmal edildiğinde kalıcı hasara yol açabilen kulak zarı yırtılmasının habercisi olabilir. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yasin Kulaksız, "Kulakta tekrarlayan enfeksiyonlar ya da kalıcı işitme kaybı oluşmadan, hekime başvurmak çok önemlidir" diyerek uyardı. Konser ve düğün gibi yüksek sesli müzik olan ortam veya ani patlama sesleri kulakta uğultu bırakabilir. Uzmanlara göre uğultu, çok daha ciddi bir hasarın ilk sinyali olabilir ve ihmal edildiğinde kalıcı işitme kaybıyla sonuçlanabilecek bir kulak zarı yırtığının en yaygın belirtisi olabilir. Konunun tüm detaylarını ve korunma yollarını Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Dr.Öğr. Üyesi Yasin Kulaksız anlattı. Dr.Öğr. Üyesi Kulaksız, "Kulakta tekrarlayan enfeksiyonlar ya da kalıcı işitme kaybı oluşmadan, hekime başvurmak çok önemlidir" diyerek uyardı. Kulak zarının hem ses iletiminde hem de orta kulağı dış ortamdan korumada kritik bir bariyer olduğunu belirten Dr. Kulaksız, "Zar, dışarıdan gelen sesleri titreşime çevirip işitme kemiklerine iletir. Aynı zamanda steril olan orta kulak boşluğunu, dış ortamın mikroplarından izole eder" dedi. Kulak zarı yırtılmalarının iki ana grupta değerlendirildiğini söyleyen Dr. Kulaksız, "Birincisi ani (akut) yırtıklar. Barotravma(basınç değişimi), yüksek ses (akustik travma) ya da yabancı cisimle müdahale sonucu oluşur. Diğeri ise kronik orta kulak enfeksiyonlarına bağlı olarak gelişen yırtıklardır" diye konuştu. Ani yırtıkların büyük kısmının kendi kendine iyileşebildiğini vurgulayan Dr. Kulaksız, "Kulağı sudan koruyup enfeksiyon riskini azaltırsak, yırtıkların yüzde 80’i bir ay içinde kapanır. Ortalama iyileşme süresi 1 ila 6 ay arasıdır. Ancak bu sürede iyileşme olmazsa cerrahi gündeme gelir" dedi. Dr. Kulaksız, akut yırtıklarda ağrı, uğultu, işitme kaybı, kanama ve baş dönmesi görülebildiğini belirtirken, kronik vakalarda daha çok akıntı, çınlama ve kademeli işitme kaybının ön planda olduğunu ifade etti. Tedavi edilmeyen kulak zarı yırtıklarının tekrarlayan enfeksiyonlara ve iç kulak hasarına yol açabileceğini belirten Dr. Kulaksız, "İşitme kaybı başlangıçta iletim tipi olduğu için geri döndürülebilir. Ancak enfeksiyon iç kulağa yayılırsa hasar kalıcı hale gelir. Bu yüzden cerrahi karar geciktirilmemelidir" uyarısında bulundu. "6 ay sonunda kapanmayan kulak zarı yırtıklarında, ileride oluşabilecek komplikasyonları önlemek için ameliyat öneriyoruz" diyen Dr. Kulaksız, endoskopik yöntemle kesi olmadan yapılan modern kulak zarı onarımlarının hasta konforunu artırdığını söyledi. "Dış kulaktan girilerek yapılan bu ameliyatlar, estetik açıdan avantajlı olmasının yanı sıra hem ağrısızdır hem de iyileşme süreci de kısadır" diye ekledi.
2 yaşındaki bebeğin böbreğindeki taş kapalı yöntemle alındı
15 Temmuz 2025 Salı - 09:55 2 yaşındaki bebeğin böbreğindeki taş kapalı yöntemle alındı Bursa’da böbreğinde 2 santimetrelik taş tespit edilen 2 yaşındaki bebek kapalı yöntemle sağlığına kavuştu. Hayat Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Penbegül, 2 yaşındaki bir hastanın böbreğinde tespit edilen yaklaşık 2 santimetrelik taşı, sırttan sadece 4 milimetrelik bir tünel açarak gerçekleştirdikleri kapalı yöntemle başarıyla aldı. Bu operasyon, çocuklarda çok nadir görülen böbrek taşı vakalarına yönelik gelişmiş tekniklerin uygulanabilirliğini de ortaya koydu. Karın ağrısı şikâyetiyle ailesi tarafından Hayat Hastanesine getirilen küçük A.A.’nın yapılan tetkiklerinde böbreğinde büyük boyutta bir taş tespit edildiğini söyleyen Doç. Dr. Penbegül, çocuk hastalarda taş hastalığının nadir görüldüğünü ve bu tür operasyonların özel ekipman ve ciddi deneyim gerektirdiğini vurguladı. Doç. Dr. Penbegül açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Normalde bu büyüklükteki taşlarda sırttan yaklaşık bir santimlik bir delik açılarak taşlar temizlenir. Ancak çocuk hastalarda daha küçük ve hassas müdahaleler yapılması gerekir. Bu nedenle yaklaşık 4 milimetrelik ‘ultra mini’ dediğimiz yöntemle sırttan bir tünel açtık ve taşı başarıyla temizledik. Hastamız ameliyat sonrası ilk günde tüm kateterlerinden kurtuldu. Kapalı ameliyatların en büyük avantajı, kısa sürede normal hayata dönüş imkânı sunmasıdır." Hayat Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Penbegül, başarılı geçen operasyon sonrasında küçük A.A.’nın sağlık durumunun iyi olduğu, ameliyatın ardından hızla toparlandığı belirtti.
SANKO Üniversitesi’nde anma programı düzenlendi
15 Temmuz 2025 Salı - 09:20 SANKO Üniversitesi’nde anma programı düzenlendi SANKO Üniversitesi’nde "15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü" kapsamında "Milletin Zaferi" konulu anma programı düzenlendi. SANKO Üniversitesi Ortak Dersler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Celal Pekdoğan, programda yaptığı konuşmada, "Yüce Türk Milleti, 15 Temmuz 2016’da Türk’ün gücünü tüm dünyaya bir kez daha göstermiştir" dedi. Türk Milleti’nin inanç ve kararlığı ile her daim vatanına, bayrağına ve toprağına sahip çıktığına dikkat çeken ve 15 Temmuz günü yaşanan olayları belgelerle açıklayan Dr. Öğr. Üyesi Pekdoğan, "Cennet vatanımızı bölmek isteyenlere karşı çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek demeden milletimiz birlik ve beraberlik içerisinde kahramanca mücadele ederek hainlere asla geçit vermemiştir. Bugün bizlere düşen en önemli görev ve şu üç husus son derece önemlidir. Milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmalı, Türk tarihini, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş temelini, iyi ve doğru öğrenmeli, mutlaka Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk eserini belgeleriyle birlikte okumalı ve Türk Gençliğine hitaben kaleme aldığı Gençliğe Hitabeyi çok iyi analiz etmeliyiz. Geleceğimize sahip çıkacak gençlerimizi de bu bilinçle yetiştirmeliyiz" ifadelerine yer verdi. Dr. Öğr. Üyesi Pekdoğan, "Bu bilinçle vatanın bölünmez bütünlüğü uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnet, kahraman gazilerimizi şükranla anıyorum" diyerek tamamladı. Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü üçüncü sınıf öğrencisi Hilal Aslan’ın sunuculuğunu yaptığı anma programına; SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Metin Bayram, Genel Sekreter Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın, Dekan Yardımcısı ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ayşen Bayram, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Deniz Mıhçıoğlu ile akademik ve idari personel katıldı. Program, T.C. İletişim Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan, günün anlam ve önemini anlatan fotoğraf sergisi ile son buldu.
Rektör Aydın: "Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne FETÖ iltisaklı sinek bile giremez"
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 16:50 Rektör Aydın: "Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ne FETÖ iltisaklı sinek bile giremez" Sağlık Bilimleri Üniversitesi, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü münasebetiyle milli iradeye karşı yapılan hain darbe girişiminin kahramanlarını anmak için bir araya geldi. Üniversitenin Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane Külliyesinde gerçekleştirilen anma törenine, üniversite yönetimi, çok sayıda akademik-idari personel ile öğrenciler katıldı. Törende, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklâl Marşı okundu. Törenin açılışında konuşan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde meydanlara inerek gözü dönmüş hainlere haddini bildiren ve bu uğurda gözünü kırpmadan canlarını veren şehitlerimize Allah’tan rahmet; bedenleriyle bu işgal girişimine dur diyen gazilerimize de Rabbim’den acil şifalar diliyorum" ifadelerini kullandı. Rektör Aydın sözlerini şöyle sürdürdü: Sağlık Bilimleri Üniversitesi benim üzerime bir emanettir. Bana emanet olduğu süre boyunca Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin herhangi bir binasına FETÖ ile iltisaklı, irtibatlı sinek bile giremeyecek". Üniversitede düzenlenen törenin ardından Nakkaştepe’de bununan 15 Temmuz Şehitleri Anıtı’na ziyaret düzenledi. Ziyarete Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın başta olmak üzere senato üyeleri, fakülte dekanları, idari ve akademik kadronun yanı sıra çok sayıda öğrenci katıldı. Anıtta 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi gecesinde hayatını kaybeden ve 15 Temmuz Şehitler Anıtı’na isimleri yazılan şehitler için dua edildi.
2 yaşındaki bebeğin böbreğindeki taş kapalı yöntemle alındı
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 16:20 2 yaşındaki bebeğin böbreğindeki taş kapalı yöntemle alındı Hayat Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Penbegül, 2 yaşındaki bir hastanın böbreğinde tespit edilen yaklaşık 2 santimetrelik taşı, sırttan sadece 4 milimetrelik bir tünel açarak gerçekleştirdikleri kapalı yöntemle başarıyla aldı. Bu operasyon, çocuklarda çok nadir görülen böbrek taşı vakalarına yönelik gelişmiş tekniklerin uygulanabilirliğini de ortaya koydu. Karın ağrısı şikâyetiyle ailesi tarafından Hayat Hastanesine getirilen küçük A.A.’nın yapılan tetkiklerinde böbreğinde büyük boyutta bir taş tespit edildiğini söyleyen Doç. Dr. Penbegül, çocuk hastalarda taş hastalığının nadir görüldüğünü ve bu tür operasyonların özel ekipman ve ciddi deneyim gerektirdiğini vurguladı. Doç. Dr. Penbegül açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Normalde bu büyüklükteki taşlarda sırttan yaklaşık bir santimlik bir delik açılarak taşlar temizlenir. Ancak çocuk hastalarda daha küçük ve hassas müdahaleler yapılması gerekir. Bu nedenle yaklaşık 4 milimetrelik ‘ultra mini’ dediğimiz yöntemle sırttan bir tünel açtık ve taşı başarıyla temizledik. Hastamız ameliyat sonrası ilk günde tüm kateterlerinden kurtuldu. Kapalı ameliyatların en büyük avantajı, kısa sürede normal hayata dönüş imkânı sunmasıdır." Hayat Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Penbegül, başarılı geçen operasyon sonrasında küçük A.A.’nın sağlık durumunun iyi olduğu, ameliyatın ardından hızla toparlandığı belirtti.