SAĞLIK - 19 Temmuz 2025 Cumartesi 11:01

Uzmanından uyarı: "Uyku apnesi ani ölümlere yol açabilir"

A
A
A

Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Uzman Doktor Asaf Baygül, "Uyku apnesi tedavi edilmezse tansiyon ilaçlarına yanıt vermeyen dirençli hipertansiyonlara, kalp hastalıklarına, diyabet, inme ve ani ölümlere sebep olabilir" dedi.

Pek çok hastanın hayatını olumsuz etkileyen uyku apnesi, uyurken üst solunum yolunun tıkanması ve nefesin ara ara kesilmesine sebep oluyor. Genellikle 50 yaş üstü erkek hastalarda görülen bu hastalık, tedavi edilmezse ani ölümlere de yol açıyor.

Sincan Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavisini sürdüren Erdal Karaca, 15 senedir solunum cihazıyla uyuyor. Eşinin kendisine çok fazla horladığını ve hastaneye gitmesi gerektiğini söyledikten sonra hastalığını öğrenen Erdal Karaca, "Hastanede bir gün kaldım, sessiz bir ortamda. Her tarafıma bir şeyler bağladılar. Onunla yattım. Doktorum bende uyku apnesi olduğunu söyledi. Bana cihaz yazdılar. O cihazla rahatladım. O cihazı kullanmadan önce uyuduğum zaman kendimi boğulurmuş gibi hissediyordum. Sonra bu makineyi aldıktan ve kullandıktan sonra hiç böyle bir şikayetim kalmadı. Gayet rahat uyuyorum" diye konuştu.

"Eşim başımda bekliyordu bir şey olacak diye"

Hastalığını 17 sene önce öğrendiğini aktaran Karaca, cihaz kullanmadan önce her gece eşinin kendisini kontrol ettiğini ve nefesini saydığını belirtti. Karaca, cihazdan sonra rahatladıklarını dile getirerek, "Ben cihazı kullanana kadar eşim başımda bekliyordu bir şey olacak diye. Ben cihazı kullandıktan sonra eşim de rahat etti. Ben de rahat ettim. Bir sıkıntımız yok çok şükür" ifadelerini kullandı.

Uzm. Dr. Asaf Baygül ise, hastanın başka yerde uyku apnesi tanısı aldığını ve yıllık kontrollerine geldiğini anlatarak, "Hastamız cihazını günlük düzenli kullanmakta ve şikayetlerinin belirgin olarak azalmış olarak görüyoruz" diye konuştu.

"En önemli 3 belirtisi var"

Uyku apnesinin belirtilerinden bahseden Baygül, "En önemli üç belirtisi var. Bunlar arasında en önemlisi horlama. Bu basit bir horlama gibi değil. Yan odadan bile duyulabilecek düzeyde bir horlama. İkinci olarak en önemli belirtisi apne dediğimiz uykuda solunumun belli bir süre durması ve tekrardan nefes alma. Gece boyunca bu belli alırlıklarla devam edebilir ve bunu daha çok hastanın yanında yatan kişi fark ediyor ve hastaya söylüyor. Üçüncü olarak en önemli belirtisi ise gündüz uyuklamalar. Bu uyuklamalar televizyon seyrederken olabilir, kitap okurken, toplantıda olabilir. En önemlisi de araç başında, trafikte araç kullanırken olabilir" şeklinde konuştu.

Uyku apnesi 50 yaş üstü erkek hastalarda daha sık görülüyor

Uyku apnesinin genellikle 50 yaşından sonra erkek hastalarda daha sık görüldüğünü anlatan Baygül, "Boyun kalınlığı fazla olan, kilolu hastalarımızda, sigara, alkol gibi zararlı maddeleri kullananlarda daha fazla görmekteyiz" dedi.

Hastalara tanı koymadan önce uyku ünitesinde bir gece kaldıklarını belirten Baygül, "Burada hastalığımızın ağırlığı var. Kimisinde bu hafif olabiliyor, kimisinde orta düzey, kimisinde ağır düzey olabiliyor. Hafif olanları biz genellikle takip ediyoruz. Ağız içi aparatlar var, dili önde tutan araçlar var. Bunları veriyoruz daha çok. Ama orta ve ağır düzeyde uyku apnesi olan hastalardan mutlaka CBAP dediğimiz solunum cihazını vererek hastalarımızın gece bu şekilde daha rahat, daha konforlu bir şekilde uyumalarını öneriyoruz" açıklamasında bulundu.

"Uyku apnesi tedavi edilmezse ölüme yol açabilir"

Baygül, uyku apnesinin tedavi edilmediği durumlarda birçok olumsuzluk yaşanabileceğini aktararak şunları kaydetti:

"Uyku apnesi tedavi edilmezse tansiyon ilaçlarına yanıt vermeyen dirençli hipertansiyonlarına, kalp hastalıklarına, diyabet, inme ve ani ölümlere sebep olabilir. Bazen hasta, yatağında ani olarak bulunabiliyor ölmüş bir şekilde. Bunların çoğunun altında bu uyku apne hastalığı yatıyor ve en önemlisi, en korktuğumuz trafikte özellikle uzun yol şoförlerinde uykuya dalınca trafik kazalarına sebep olup büyük bir yıkıma sebep olabilmekte."

Ece Nur Öztürk

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor" Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüsle ilgili, "İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla" dedi. Prof. Dr. Oytun Erbaş, son günlerde gündeme gelen hantavirüse ilişkin açıklamalarda bulundu. TGRT Haber’de canlı yayına katılan Erbaş, virüsün varyantlarından ve bulaşma yollarından bahsetti. Erbaş, "Hantavirüs bütün dünyada normalde görülen bir virüstü. Normalde hantavirüs kemirgenlerden bulaşıyor. Fare, hamster, sincap bu farelerin tükürüğünde var. Amerika’da bu salgın nasıl oluyordu eskiden. Amerika’da bir kadın kileri süpürür, kilere bizim fare dışkısını yapmıştır. Dışkı kurumuştur, süpürürken de onu solur. Amerika’da şöyle derlerdi; kilerde fare varsa yeri ıslat kalkmasın diye. Kilerleri elektrik süpürgesiyle süpürme. Neden? Çekiyorsun virüs elektrik süpürgesinden çıkıyor. Bu kadın süpürdükten tam 25-30 gün sonra ateşle başlar, bulantı kusma ve sırt ağrısı. Asla farenjit burun akıntısı yapmaz. Direk öksürük yapar. Öksürük ikinci günde seni entübe eder. Öksürürken nefes darlığı olur ve akciğer su toplar. Kendi suyunda boğulursun. Akciğer ödemi diyoruz. Hastaların yüzde 50’si entübe olup ölürdü. İlacı yok. Sadece converesan plazma dediğimiz eskiden hantadan kurtulmuş birinin plazmasını hastaya verdik mi hastanın kurtulma ihtimali yüzde 70’lere çıkar" dedi. Hantavirüsün bulaşma yollarına değinen Erbaş, "Hantavirüs normalde kimden bulaşıyor? Fareden. İnsandan insana bulaşmıyordu. Bir tane varyantı var, o da Andes varyantı. Bunu çok duyacağınızı öğrenin. Bu And-v virüsü insandan insana bulaşıyor. Ama nasıl bulaşıyor, yakın temasla. Buradaki adı, hanta değil artık, hantanın en az 50 alt tipi var. And virüs, Andes virüs. Bu yeni bir virüs. Normalde hiçbir hantta insandan insana bulaşmıyor. Ama bu And-v bulaşıyor, Andes varyantı. Onun için bunu çok duyacaksınız. Bu sene değil, seneye de duyacaksınız, öbür sene de duyacaksınız. Bu bir gün, patlayacak. Çünkü bu, 2018 yılında patladı, bir seyahat gemisinde oldu. İki tane kapma olabilir, Arjantin’den orada aralarından gezinirken farelerin ve sincapların dışkılarını mı soludular, olabilir? İki, bazen de fare geminin içine girer. O zaman gemide fare olursa, onların dışkısı-idrarından bazen de ısırıklarından da bulaşabilir. Ama bunlar gemide fare yok diyorlar. Diyorlar ki, bunlar Arjantin’den kuş gözlemi yaparken kaptı. Peki nasıl bulaşıyor, çok yakın temasta bulaşıyor. Öksürük, aksırıkla ve cinsel ilişkiyle bulaşıyor, vücut salgınından bulaşıyor" diye konuştu. "Amerika’da Meriland’da askeri birliklerde aşısı denendi" Bunun yeni bir salgın olduğunu ve aşısı üzerinde daha önce çalışmalar yapıldığını söyleyen Erbaş, "Şu an vaka sıfır diyorlar. Vaka sıfırın bir özelliği, süper bulaştırıcı, hiper bulaştırıcı denen bir şey var. Normal bir salgın sırasında, bir bulaştırma olayı 8-10 kişiye yayarken, süper bulaştırıcılar 100 kişiye yayıyor. Sıkıntı şu, eğer bu insanlar süper bulaştırıcı ise o zaman yandı. Bir de virüsün inkübasyon dediğimiz, bir belirti vermeden durduğu dönem, 1 ila 6 hafta bazen 8 hafta bir süreç ve 60 güne kadar çıkabiliyor. Yeni bir virüsle karşı karşıyayız, ne halt yediğini bilmiyoruz. Ama Amerikan askerleri bunları Kuzey Amerika’da biliyordu o bölgede. Amerika’da bunun aşısı denendi, Meriland’da, askeri birliklerde. Bunun aşısının bir özelliği var, hiç iğneyi sokmadan, karşıdan tabancayla yapıyorlar, püskürtmeli. Asker kolunu açar, püskürtmeyle 0,5 milimetre basıyor, şak diye aşı içeri giriyor. Bu aşıların yayınları yapılmıştı. Bu, aslında geleceği biliniyordu. Dünyada hanta, solonum virüsü, lassa ateşi, o da farelerden bulaşır, ebola ve birkaç tane marburg gibi virüsler, bunlar Biyogüvenlik Seviyesi 4 (BSL 4) laboratuvarlarda çalışılıyordu. Hatta Çin’de bir laboratuvar 4 virüsü birbirine kenetleyip, yeni bir hibrit virüs yaptım diye yayını yaptı. Böyle bir sıkıntı oldu" ifadelerini kullandı. "Belli gen grubunu öldürüyor" Virüsün belli gen grubunu öldürdüğünü belirten Erbaş, "Hanta virüsünü insandan insana bulaştıran bir varyantıyla beraberiz. Hoş bir şey değil, bir şeyler geliyor demektir. Çok ölümcül bir virüs olduğu biliyoruz. Bir ilaç var, deneniyor ama etkisi çok sınırlı. Bir de bir özelliği daha var. Yaşlıları çok öldürüyor, 70 yaş ve üstü. İki, ek hastalığı olanları çok öldürüyor. Diyabet, koah, akciğer hastalığı olanları çok öldürüyor. Bir de HLA-B8 varsa, belli gen grubunu öldürüyor. Kim bunlar? Tip-1 diyabetliler, çölyaklılar, romatolotojik hastalığı olanlar, haşimatolar, gravesleri bunları çok öldürüyor" şeklinde konuştu.