SAĞLIK
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:55 Denizli’de ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin ekonomik sıkıntılar nedeniyle sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken ailelere yönelik hayata geçirdiği ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı. Kansere karşı büyük bir farkındalık oluşturulan aşılama programına erkeklerin de dahil edilmesi fark oluşturdu. Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin toplum sağlığını korumak ve sağlıkta fırsat eşitliği sağlamak amacıyla yüksek maliyetli sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken vatandaşlara yönelik başlattığı HPV aşı desteği fiilen uygulamaya geçti. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın yürüttüğü proje kapsamında ilk ziyaretler yapıldı. Evde Bakım ve Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nde görevli sağlıkçıların ilk doz HPV aşısını uyguladığı programa Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Veysel Danacıoğlu da eşlik etti. Aşılama programına katılan vatandaşlar bu maliyetli ve hayati derecede önemli aşıya ücretsiz ulaşabilmenin kendileri için büyük bir destek olduğunu belirterek sağlanan imkan dolayısıyla Başkan Çavuşoğlu’na teşekkürlerini iletti. Aşılama hizmeti vatandaşın ayağına götürülüyor Halkın yoğun ilgisiyle büyüyen projenin sağlık desteği olmanın ötesine geçerek kent genelinde bilinçlenme seferberliğine dönüştüğü belirtildi. Randevu sistemiyle hak sahiplerinin adreslerine gidilerek yerinde uygulanan aşılama programına erkek çocuk ve gençlerin de dahil edilmesi ise kanserle mücadelede bir fark oluşturdu. Söz konusu uygulamanın virüsün bulaş zincirini kırmak ve toplum bağışıklığını sağlamak adına büyük önemi olduğu belirtilirken, aşıların muhafazasından taşınmasına kadar tüm süreçlerin ‘soğuk zincir’ kurallarına uygun olarak yürütüldüğü kaydedildi. Proje kapsamda, Dünya Sağlık Örgütü önerilerine göre, 9-14 yaş arası kız ve erkek çocuklarına 2 doz, 15-30 yaş arası kadınlara 3 doz ve 15-21 yaş arası erkeklere 3 doz dokuz valanlı HPV aşısı yapılacak. Sağlıklı bir gelecek için Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, HPV aşısının henüz Sağlık Bakanlığı’nın rutin aşı uygulaması içerisinde yer almadığına dikkati çekerek, bugünün ekonomik şartlarında bu hizmete ulaşmanın pek çok aile için mümkün olmadığını söyledi. Hem sağlıkta adaletsizliği gidermeye katkı koymak hem de kansere karşı bir farkındalık oluşturmak için hayata geçirdikleri projenin amacına ulaştığını vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, "Projemize gösterilen yoğun ilgi, ne kadar doğru bir iş yaptığımızı bizlere bir kez daha gösterdi. Şehrimizde sağlıklı bir gelecek inşa etmek için tüm imkanlarımızı seferber etmeye devam edeceğiz" dedi. HPV aşısı neden önemli? Genital siğil, prekanseröz genital lezyonlar (servikal, vajinal, vulvar, anal) ile serviks, vajinal, vulvar, anal, penil ve baş-boyun kanserleri gibi birçok kanser türüne karşı koruyucu özelliği kanıtlanmış olan HPV aşısı, modern tıbbın kanserle mücadelesindeki en güçlü silahı olarak kabul ediliyor. Türkiye’de rutin aşılama takviminde olmadığı için eczanelerden ücretli olarak temin edilebilen aşı özellikle 9-14 yaş arasında uygulandığında bağışıklık sistemini güçlendirerek en yüksek korumayı sağlıyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:52 Uzm. Psikoloğu Turan: "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzm. Psikoloğu Gizem Başkılıç Turan, "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" dedi. ‘Riskli çocuk’ kavramının, çoğu zaman yanlış yorumlandığını söyleyen Uzm. Psikolog Turan, "Riskli çocuk, doğuştan tehlikeli olan değil; gelişim sürecinde çeşitli biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin etkisiyle duygusal ve davranışsal zorluklar yaşama ihtimali artmış çocuğu ifade eder" ifadelerini kullandı. Riskli çocukların toplumda farklı şekillerde karşımıza çıkabildiğini belirten Uzm. Psikolog Turan, "Bazı çocuklar aşırı öfkeli, saldırgan ya da kurallara karşı gelme eğiliminde olabilirken; bazıları da içe kapanık, kaygılı, yalnız ve görünmez kalmayı tercih edebilir. Bu çocukların ortak noktası, duygularını düzenlemekte zorlanmaları, yaşadıkları zorluklar karşısında esnek davranamaması ve sağlıklı baş etme becerilerinin yeterince gelişmemiş olmasıdır" dedi. Anne-baba ve öğretmenler için erken farkındalığın oldukça önemli olduğuna vurgu yapan Uzm. Psikolog Turan, "Çocukta hızlı ve anlamsız davranış değişiklikleri, yoğun öfke patlamaları, arkadaş ilişkilerinde bozulma, okuldan kaçınma, akademik başarıda düşüş, kuralları sürekli ihlal etme ya da aşırı içe kapanma gibi belirtiler dikkatle izlenmelidir. Özellikle şiddet içerikli konuşmalar, kendine veya başkalarına zarar verme ifadeleri mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bu durumların ortaya çıkmasında tek bir neden yoktur. Aile içi çatışmalar, ihmal ya da tutarsız ebeveyn tutumları, travmatik yaşantılar, akran zorbalığı, dijital içeriklere kontrolsüz maruz kalma ve bazı nörogelişimsel ya da psikiyatrik yatkınlıklar bu süreci etkileyebilir. Yani çocuk davranışı, çoğu zaman çevresel ve duygusal birikimlerin bir yansımasıdır" ifadelerini kullandı. Riskli çocuklarda görülebilecek belirtiler Riskli olarak değerlendirilen çocuklarda sıklıkla görülebilecek belirtilerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), davranış bozukluğu, zıt olma-karşı gelme bozukluğu ya da travma sonrası stres olduğunu kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Ancak burada önemli olan, çocuğu bir tanıya göre değil de bütüncül bir değerlendirme yapmaktır. Bu süreçte bir çocuk ve ergen psikiyatristi ile birlikte kapsamlı bir değerlendirme yapılması önemlidir" ifadelerine yer verdi. Riskli çocukların tedavi ve destek süreci Riskli çocuklarda tedavi ve destek sürecinin çocuğun ihtiyacına göre planlandığını kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Psikoeğitim, oyun terapisi, aile danışmanlığı ve gerektiğinde çocuk psikiyatrik değerlendirme süreci, müdahalenin temel yapı taşlarını oluşturur. Aileyle iş birliği içinde ilerlemek, en güçlü koruyucu faktörlerden biridir. Çünkü çocuk, değişimi en çok güvenli ve destekleyici ilişkiler içinde öğrenir" dedi. Uzm. Psikolog Turan, riski çocuklara yardımcı olmak için yapılabileceklerle ilgili olarak ise, "Öncelikle yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekir. ‘Neden böyle davranıyor?’ sorusu yerine ‘Bu çocuk ne yaşıyor?’ sorusunu sormak çok daha kapsayıcıdır. Sınır koyarken aynı zamanda duygusal destek sunmak, tutarlı ve güvenli bir ilişki kurmak ve çocuğun kendini ifade edebileceği alanlar oluşturmak büyük önem taşır. Destek almak için rehberlik servisleri, çocuk psikologları, çocuk ve ergen psikiyatrisi birimleri ve aile danışmanlık merkezlerine başvurulabilir. Erken müdahale, riskli davranışların kalıcı hale gelmesini önlemede kritik rol oynar. Unutulmamalıdır ki her çocuk anlaşılmaya, görülmeye ve doğru destekle yeniden yön bulmaya ihtiyaç duyar. Riskli çocukları dışlamak değil, onlara ulaşmak toplum olarak en büyük sorumluluğumuzdur" diye konuştu.
Çocuklarda yaz enfeksiyonu arttı
24 Temmuz 2025 Perşembe - 15:09 Çocuklarda yaz enfeksiyonu arttı Çocuk Sağlığı Hastalıkları Uzmanı Merve Karaca; yaz aylarında çocuklarda enfeksiyonların arttığını söyleyerek, "Temiz gıda tüketimi, bol el yıkaması ve toplu ortamlarda çocukların daha dikkatli olması gerekir" dedi. Acıbadem Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı Hastalıkları Uzmanı Merve Karaca, yaz aylarında çocuklarda görülen enfeksiyonlar ve nedenleri hakkında bilgiler vererek, ailelere uyarılarda bulundu. Karaca, "Havaların ısınmasıyla çocuklarda gördüğümüz enfeksiyonlar bir miktar değişiklik gösterdi. Özellikle hijyen şartlarının değişmesi, havuz deniz sezonunun açılması ve daha fazla artmasıyla beraber yaz enfeksiyonlarında sıklık artmaya başladı. Bulantı, kusma ve ishalle seyreden hastalıkları gastroenterit denilen hastalıklar takip ediyor. Bunların sebebi çocukların el hijyenine bazen dikkat edememeleri, kalabalık ortamlarda oyunlar oynamaları ve özellikle gıdalar. Gıdaların sıcak havayla beraber hızlı bozulması, sütlü gıdaların çözünüp tekrar dondurulması yaz ishallerinin atmasına sebebiyet vermekte. Bunlardan korunmak için temiz gıda tüketimi, bol el yıkaması, toplu ortamlarda çocukların daha dikkatli olması gerekir. Yaz ishallerinin en sık sebepleri arasında nerovirüsler, adonevirüs ve rota virüs gibi virüsleri görebiliyoruz. Rota virüsü aşılamayla birlikte artık görsek dahi aşılanan çocuklarda şiddeti daha az seyretmeye başladı. Ancak bu aralarda bizim sıkça gördüğümüz adonevirüsü. Özellikle hem üst solunum yolu enfeksiyonu, hapşırık, öksürük, burun akıntısı gibi bulgularla hem bulantı, ishal, kusma hem de göz enfeksiyonu ile birlikte seyredebiliyor. Aslında bulaşıcılığı da yüksek. Bol bol elleri yıkamak lazım. Biz bu enfeksiyonları sadece çocuklarda değil yetişkinlerde de görebiliyoruz" dedi. "Havuz ve deniz dış kulak enfeksiyonuna neden olabiliyor" Karaca, "Havuz ve deniz sezonuyla beraber dışkulak enfeksiyonlarında bir artış var. Bu enfeksiyonlar kulak ağrısı ve kulak şişkinliği ile beraber gelebiliyor. Aileler çocuklarını temiz havuzlara, sık kullanılmayan saatlerde yönlendirmesi gerekir. Bazen dış kulak yolu ilerleyerek enfeksiyon orta kulak enfeksiyonu da olabiliyor. Yüksek ateş ve yine kulak ağrısı ile çocuklar bize başvura biliyorlar. Özellikle ortak kullanım alanlarının artması, havuzların kullanımıyla beraber cilt enfeksiyonları görebiliyoruz. Bunun haricinde de son zamanlarda el ayak ağız hastalığı da yazın gelmesiyle arttı. El ayak ağız hastalığında da yine hijyene son derece dikkat etmek gerekiyor. Çünkü çocuklarda virüsten kaynaklı olduğu için ekstra bir şey yapmıyoruz. Ateşi varsa ateşi düşürüyoruz, ağız hijyenini sağlıyoruz ve çocuğun beslenmesinin devamlılığını ve bol sıvı tüketimini sağlamak bizim için önem arz ediyor. Önemli olan bulaşmadan önüne geçmek. O yüzden özellikle hasta çocukların temasını kesmek önemli. Yine çocuklar için sağlıklı beslenme, düzenli uyku düzenli beslenme ve bağışıklık sistemini güçlü tutacak şeylere dikkat etmek lazım. El, ayak, ağız hastalığında ağız hijyeni de çok önemli. Bizi ve aileleri en çok zorlayan bu oluyor. Ağızda ciddi yaralar olabiliyor ve bu yaralar neticesinde bu çocuk beslenemiyor. Beslenemeyen çocuk giderek düşkünleşiyor. Gerekirse çocuğun yatırarak sıvı tedavisi ile hastalığı yönetmeye de çalışabiliyoruz. Yaz enfeksiyonlarında genel olarak ailelere önerim; hijyen, el hijyeni, temiz gıda ve yine güçlü bir bağışıklık" şeklinde konuştu.
Batı Karadeniz Bölgesi’nde bir ilk: BEUN’da otolog kemik iliği nakli
24 Temmuz 2025 Perşembe - 13:49 Batı Karadeniz Bölgesi’nde bir ilk: BEUN’da otolog kemik iliği nakli Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi, Batı Karadeniz’de sağlık alanında çığır açacak önemli bir başarıya daha imza attı. Üniversite Hastanesinde Batı Karadeniz Bölgesi’nde ilk kez otolog kemik iliği transplantasyonu (hastanın kendi kök hücrelerinin nakli) başarıyla gerçekleştirildi. Bu gelişme hem Zonguldak hem de bölge halkı adına umut verici bir adım oldu. BEUN Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şehmus Ertop liderliğindeki uzman ekip tarafından başarıyla gerçekleştirilen nakil sonrası hasta sağlığına kavuştu. Tedavi sürecinin ardından BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, hastayı ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti ve tedavi sürecini yürüten tüm sağlık personeline tebrik edip teşekkürlerini iletti. BEUN Hastanesinde hizmet veren Kemik İliği Nakil Merkezi, Batı Karadeniz Bölgesi’nde kök hücre nakli yapılan ilk ve tek merkez olma özelliğini taşıyor. 4 yataklı donanımlı merkezde hem otolog (hastanın kendi hücrelerinden) hem de allojeneik (uyumlu vericiden) kök hücre nakli yapılabiliyor. Hematopoetik kök hücre nakli (HKHN), kan ve bağışıklık sistemi hastalıklarının tedavisinde kullanılan; sağlıklı kök hücrelerin hastaya damar yoluyla verilmesi işlemidir. Cerrahi bir operasyon olmayıp kan transfüzyonuna benzer şekilde uygulanır. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, Batı Karadeniz Bölgesinde son teknoloji aferez kök hücre toplama cihazını kullanan ilk ve tek sağlık kuruluşu. Otolog kemik iliği nakil işlemleri, son teknoloji aferez kök hücre toplama cihazı kullanılarak uygulanıyor. Aferez, kandan sadece belirli bir bileşenin (plazma, trombosit, beyaz kan hücresi veya kök hücre gibi) ayrıştırılması işlemi. Bu işlem sırasında kan, özel bir cihazdan geçirilerek istenen hücreler ayrılır, geri kalan kısımlar hastaya geri verilir. BEUN Hastanesinde kullanılan gelişmiş aferez cihazı, özellikle kök hücre nakillerinde, en saf, yağsız ve etkili hücre örneklerinin toplanmasını sağlar. Bu teknoloji sayesinde hem hasta güvenliği artırılıyor hem de nakil sürecinin başarısı güçlendiriliyor. Ayrıca, aferez cihazı adeta bir süzgeç gibi çalışarak zararlı maddelerin kandan uzaklaştırılmasında ve kök hücrelerin en sağlıklı şekilde elde edilmesinde kritik bir rol üstleniyor. Bu sayede daha etkili ve güvenli nakil süreçleri sağlanıyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, sahip olduğu bu cihazla sadece bölgenin değil, Türkiye’nin de öncü sağlık merkezlerinden biri olarak sağlık alanındaki liderliğini kararlılıkla sürdürüyor. Rektör Özölçer: "Üniversite Hastanemiz ile Sağlıkta Bölgesel Öncülüğümüzü Sürdürüyoruz" Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, hastane bünyesinde ilk kez gerçekleştirilen otolog naklinin önemine dair şu sözleri dile getirdi: "Batı Karadeniz’in sağlık üssü konumunu elinde bulunduran Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak, sağlık alanındaki yatırımlarımız ve alanında deneyimli uzman kadrolarımızla bölgemize nitelikli ve sürdürülebilir hizmet sunmanın gayreti içerisindeyiz. Üniversite Hastanemizde ilk kez başarıyla gerçekleştirilen otolog kemik iliği nakli hem kurumumuz hem de bölgemiz açısından son derece değerli ve gurur verici bir adımdır. Böylesine önemli bir başarıya imza atan Prof. Dr. Şehmus Ertop hocamıza ve süreci büyük bir özveriyle yürüten tüm sağlık ekibimize gönülden teşekkür ediyorum. Ameliyatı başarıyla geçen hastamıza ise acil şifalar diliyorum. Sadece bölgemize değil, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından hastalarımıza şifa sunan Üniversite Hastanemiz; hasta memnuniyetini esas alan yaklaşımı, güçlü akademik kadrosu ve bilimsel altyapısıyla sürdürülebilir kalite odaklı gelişimini kararlılıkla güçlendirmektedir. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak, Tıp Fakültemiz ve Hastanemizle birlikte sağlık alanındaki öncü rolümüzü daha da ileriye taşımaya devam edeceğiz. Bu vesileyle gerçekleştirdiğimiz tüm çalışmalarda bizlere her zaman destek olarak Üniversitemizin gelişimine katkı sunan başta Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu olmak üzere tüm Sağlık Bakanlığı ailesine; yükseköğretimin niteliğini artırmaya yönelik vizyoner yaklaşımıyla her zaman yanımızda olan Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve değerli Yükseköğretim Kurulu ailesine (YÖK) en içten şükranlarımı sunuyorum." Kaliteli Odaklı Sağlık Hizmeti, Dünya Çapında Akademik Güç, Bölgenin Sağlık Üssü Güvencesi Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, hematoloji ve onkoloji gibi ileri düzey tedavi gerektiren branşlarda yüksek nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor. Güçlü akademik kadrosu, tam donanımlı laboratuvar altyapısı ve bölgeye kazandırdığı sağlık yatırımlarıyla BEUN Hastanesi, Türkiye genelinde saygın sağlık merkezlerinden biri olma yolunda güçlü adımlarla ilerliyor.
Doğum sonrası estetik dokunuş: "Anne estetiği"
24 Temmuz 2025 Perşembe - 13:35 Doğum sonrası estetik dokunuş: "Anne estetiği" Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Kamil Yıldırım, doğum sonrası vücutta oluşan kalıcı etkilerin estetik cerrahiyle giderilebileceğini belirterek, "Anne estetiği, bir toplumsal beklenti değil; kadının kendini yeniden iyi hissetme arayışıdır" dedi. Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri’nde görevli Opr. Dr. Kamil Yıldırım, hamilelik, doğum ve emzirme sürecinde kadın vücudunda meydana gelen değişimlere karşı uygulanan "anne estetiği" hakkında bilgi verdi. Anne estetiği Opr. Dr. Kamil Yıldırım, hamilelik ve doğum sonrası vücutta meydana gelen değişimlere karşı uygulanan "anne estetiği" hakkında açıklamalarda bulundu. Hamilelik, doğum ve emzirme sürecinin kadın vücudunda kalıcı etkiler bıraktığını belirten Op. Dr. Yıldırım, bu süreçlerin ardından kişinin hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendini daha iyi hissetmesi için kişiye özel estetik çözümler sunulduğunu ifade ederek, "Anne estetiği; karın sarkmalarından meme şekil bozukluklarına, inatçı bölgesel yağlardan isteğe bağlı genital estetiğe kadar pek çok müdahaleyi kapsayan bütünsel bir yaklaşım sunuyor" diye konuştu. Opr. Dr. Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti: "Burada yaptığımız uygulamalar arasında; Karın germe: Hamilelik sonrası sarkan karın bölgesini toparlama Meme estetiği: Emzirme sonrası şekil değişikliği yaşayan memeler için dikleştirme, büyütme veya küçültme. Liposuction: Kalça ve bel çevresindeki dirençli yağların giderilmesi. Genital estetik: Talep doğrultusunda gerçekleştirilen operasyonlar." "Öncelik sağlık ve psikolojik iyilik hali" Yıldırım, bu uygulamalardan doğum yapmış, emzirme sürecini tamamlamış ve genel sağlık durumu uygun olan bireylerin yararlanabileceğini kaydederek şunları söyledi: "Bu işlemler toplumsal güzellik kalıplarına uyum sağlamak için değil, kadınların kendini yeniden iyi ve özgüvenli hissetmeleri için tercih ediliyor. Aynı zamanda psikolojik bir rahatlama sürecidir. Bu tür müdahalelere karar vermeden önce mutlaka bir hekime başvurulmalı, detaylı bilgi uzman görüşmesiyle edinilmelidir."
Söke Devlet Hastanesi’nde Ambulans Dönüş Alanı projesi tamamlandı
24 Temmuz 2025 Perşembe - 13:25 Söke Devlet Hastanesi’nde Ambulans Dönüş Alanı projesi tamamlandı Aydın’ın Söke ilçesinde hizmet veren Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi’nde, acil sağlık hizmetlerinin daha etkin, hızlı ve güvenli sunulması amacıyla başlatılan Acil Servis Önü Ambulans Dönüş Alanı Projesi başarıyla tamamlandı. Hastane yönetimi tarafından yürütülen proje kapsamında yapılan düzenlemelerle, ambulansların acil servise giriş çıkışlarının daha rahat bir şekilde gerçekleşmesi sağlanırken, hasta ve hasta yakınlarının yönlendirme konusunda yaşadığı karışıklıkların da önüne geçildi. Proje kapsamında ambulanslar için dönüş ve manevra adası oluşturularak hızlı ve güvenli hareket kabiliyeti sağlandı. Otopark düzenlemesiyle birlikte, bu alan yalnızca ambulans ve acil araçların kullanımına özel hale getirildi. Ambulanslara özel bekleme ve park alanı oluşturularak, acil ekiplerin müdahale alanlarına daha hızlı ulaşmaları sağlandı. Acil Servis Ayaktan Hasta Girişi ve Ambulans Giriş Alanı’nda yönlendirme tabelaları yenilendi. Yapılan düzenlemeler sonucunda, acil müdahale süresi kısaldı, hasta güvenliği artırıldı ve hastane önündeki trafik karmaşasının önüne geçildi. Ayrıca hem personel hem de hastalar için daha düzenli, konforlu ve erişilebilir bir alan oluşturuldu. Projenin tamamlanmasıyla birlikte hastanenin kurumsal görünümü de güçlendirilirken, acil sağlık hizmeti altyapısı daha fonksiyonel hale getirildiğini ifade eden Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi Başhekimliği yaptığı açıklamada "Bu proje ile birlikte hastanemizin acil sağlık hizmeti altyapısı daha güçlü ve fonksiyonel hale getirilmiş, halkımıza sunduğumuz sağlık hizmetlerinde kalite, hız ve güvenlik ön planda tutulmuştur. Projede emeği geçen tüm idari ve teknik personelimize teşekkür eder, yapılan bu çalışmanın ilçemize ve tüm vatandaşlarımıza hayırlı olmasını dileriz" ifadeleri yer aldı.
Yapay zeka psikoloğunuz değildir
24 Temmuz 2025 Perşembe - 13:09 Yapay zeka psikoloğunuz değildir Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, yapay zeka ile çözüm arayarak iyi hissetmeye çalışmanın iyileşmekle aynı şey olmadığını söyleyerek, "Hızlı tüketim çağında duygular da çabuk tükeniyor" dedi. İnsanların duygularını hemen iyileşmek üzerine kurduğunu söyleyen Arzu Hamurcu, "Günümüzde neredeyse her birimiz artık duygusal olarak çok yorgunluk yaşıyoruz ama bu yorgunluğu sindirerek bile yaşayamıyoruz. Artık hızlı tüketim çağının verdiği bir dezavantaj, duygularımız da hızlı tükeniyor. Biz yorgunluğumuzu da hemen iyileşmek üzerine kuruyoruz. Herkes hızlıca bir yerlerde çözüm arayarak iyi hissetmek istiyor. Bu çözümler bazen fal oluyor bazen uygulamalar oluyor ve bazen o anda en hızlı cevap verecek tekniklere başvuruluyor. Ya da şu anda en popüler olan yapay zeka dinamikleri ile uğraşıyorlar. Bakıldığında gerçekten anlaşılabilir ve yapay zeka sizi dinleyebilir, sırtınızı sıvazlayabilir. Hatta size çok iyi tavsiyeler verebilir ve gerçekten kendinizi iyi hissedebilirsiniz ama iyi hissetmek iyileşmek midir buna bakmak lazım" dedi. Hamurcu, yapay zekanın sadece kişilerin kelimeleri ile oluşan bir yer olduğunu söyleyerek, "İyi hissetmekle iyileşmek aynı şey değil. Gerçek iyileşme çoğu zaman can acıtan bir süreçtir. Yüzleşmek ister. Sabır ve emek gerektirir ve sizin çabanızla oluşan bir süreçtir. O yüzden yapay zekanın sizi gördüğü yer sadece sizin kelimelerinizle oluşan yerdir. Siz o an ne veriyorsanız, neyi soruyorsanız ona cevap verir ve o anlık iyileşme bir süre sonra tekrar duygusal boşluğu oluşturur. O yüzden burada ayırt etmemiz gereken hatta yüzleşmemiz gereken bir soru var. Anlatmak mı istiyoruz yoksa değişmek mi? Eğer anlatmak istiyorsanız evet yapay zeka harika bir dosttur. Anlatabilir, onunla dertleşebilir ve inanılmaz sorular sorup cevap alabilirsiniz. Hatta kendinizle ilgili araştırmalar da yapabilirsiniz. Fakat günün sonunda aynı döngülerin tekrar ettiğini, aynı soruların yine hayatınızda var olduğunu fark ediyorsanız o zaman artık terapi, uzmanla görüşme tarafını düşünebilirsiniz. Çünkü terapide sizi anlatmadıklarınızla bile karşılayan bir uzman vardır. Siz konuşmasanız bile sizi tahmin eden değil, sizi zaten tanıyan bir uzmanla konuşursunuz" ifadelerini kullandı. Yapay zekanın bir terapist olmadığını söyleyen Arzu Hamurcu, "Sizin geçmişinizi bilen, sizin beden dilinizi bile tanıyan bir kişiyle duygusal bir eşlikçi ile çalışırsınız. O yüzden yapay zekayı elbette hayatımızda kullanabilir ve onun kolaylıklarını günümüze uyarlayabiliriz. Fakat ruhsal açıdan onun bir terapist olmadığını, sadece bir arkadaş olduğunu vurgulamak isterim bu noktada. Gerçek terapi bir cesaretle, dönüşümle başlar. O yüzden eğer hayatınızda sürekli tekrar ettiğini düşündüğünüz döngüleriniz var ise ve onlarla nasıl başa çıkacağınızı bilmediğiniz bir noktadaysanız yapay zekayı bir kenara bırakarak gerçek bir uzmandan profesyonel bir destek almalıyız. Çünkü yapay zeka sizi bilgilendirir ama terapi sizi dönüştürür" dedi.
Keneye karşı "Çoraplı" önlem önerisi
24 Temmuz 2025 Perşembe - 13:02 Keneye karşı "Çoraplı" önlem önerisi Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının üç kıtada, 50’den fazla ülkede görüldüğüne dikkat çeken Fırat Üniversitesi (FÜ) Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayhan Akbulut, kenelerin uçmadığını ya da zıplamadığını, yalnızca tırmanarak vücuda tutunduğunu belirterek, bu nedenle bağ, bahçe, tarla ve orman gibi alanlara giderken pantolon paçalarının çorap içine sokulması, çizme giyilmesi ve oturulacak yerlere açık renkli örtü serilmesinin önemli olduğuna dikkat çekti. FÜ Hastanesi çalışanlarına yönelik, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayhan Akbulut tarafından KKKA hastalığı hakkında eğitim sunumu gerçekleştirildi. Prof. Dr. Ayhan Akbulut, KKKA hastalığının ilk kez 1944-45 yıllarında Kırım’da tanımlanarak "Kırım Kanamalı Ateşi" ismini aldığını, hastalığın 1956’da ise Kongo’da tanımlandığını ve "Kongo Hastalığı" adını aldığını, 1969 yılında ise bu iki etkenin aynı olduğunun anlaşılmasıyla hastalığa "Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi" adı verildiğini belirtti. Prof. Dr. Akbulut, vaka ölüm oranlarının dünyada bazı bölgelerde yüzde 30’un üzerinde olabildiğini, Türkiye’de ise bu oranın yüzde 4,7 olarak bildirildiğini ifade etti. KKKA hastalığının genellikle insanlara kene tutunmasıyla bulaştığını belirten Prof. Dr. Akbulut, ayrıca bulaş yollarının keneye çıplak elle dokunulması, keneyi uygun olmayan şekilde çıkarmak, virüs taşıyan hayvanların kanlarına ve vücut sıvılarına korunmasız temas etmek, KKKA hastalarının kan ve vücut sıvılarıyla da temas etmek olduğunu ve özellikle kenelerin uçmadığını ya da zıplamadığını, yalnızca tırmanarak vücuda tutunduğuna dikkat çekerek, bu nedenle bağ, bahçe, tarla ve orman gibi alanlara giderken pantolon paçalarının çorap içine sokulması, çizme giyilmesi ve oturulacak yerlere açık renkli örtü serilmesinin önemli olduğunu kaydetti. Hastanenin konferans salonunda gerçekleştirilen "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi" konulu eğitime çok sayıda sağlık çalışanı katıldı.
Çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde 6 önemli yenilik
24 Temmuz 2025 Perşembe - 12:30 Çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde 6 önemli yenilik Çocuk Onkolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Volkan Hazar, çocukluk çağı kanserlerinde yeni tedavi yaklaşımlarını anlattı. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Çocuk Onkolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Volkan Hazar, çocukluk çağı kanserleri, tüm kanser vakalarının yaklaşık yüzde 0.5-2’sini oluşturmasına rağmen, yaşamın en erken döneminde ortaya çıkması nedeniyle hem hastalar hem de aileleri için yıkıcı etkiler oluşturduğuna dikkat çekti. Her yıl, 0-19 yaş arası tahmini 400 bin çocuk ve ergenin kansere yakalandığını ve kanserin çocuklar ve ergenler için önde gelen ölüm nedenlerinden biri olduğunu belirten Hazar, "En yaygın çocukluk çağı kanser türleri arasında lösemiler, beyin tümörleri, lenfomalar ve nöroblastom ve Wilms tümörü gibi solid tümörler yer almaktadır. Kapsamlı hizmetlere genellikle erişilebilen yüksek gelirli ülkelerde, kanserli çocukların yüzde 80’inden fazlası iyileşmektedir. Düşük ve orta gelirli ülkelerde ise bu oran çok daha düşüktür" dedi. Son yıllarda teknolojinin de gelişmesiyle, yenilikçi tedavi yaklaşımları geliştirilmiş ve bunlar sayesinde yüz güldüren sonuçlar kaydedildiğini aktaran Prof. Dr. Volkan Hazar, çocukluk çağı kanserlerinde yeni tedavi yaklaşımlarını anlattı. "Sağ kalım oranlarında artış var" Son 50 yılda pediatrik onkoloji alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini, çocukluk çağı lösemileri ve solid tümörlerinin büyük bir kısmında sağ kalım oranları belirgin şekilde arttığına işaret eden Hazar, "Bununla birlikte, relaps (hastalığın tekrarlaması) riski yüksek hastalık alt grupları, tedaviye dirençli tümörler ve geç toksisiteler gibi zorluklar halen önemini korumaktadır. Bu bağlamda, son yıllarda geliştirilen yenilikçi tedavi yaklaşımları, hem kür oranlarını artırmayı hem de tedaviye bağlı yaşam kayıplarını azaltmayı hedeflemektedir. Bu tedavi yaklaşımlarının büyük bir kısmına erişilebilen ülkemizde, tedavi başarısı yüzde 70’leri aşmıştır" diye konuştu. Çocukluk çağı kanserlerinin tedavisinde 6 önemli yenilik Hazar, hedefe yönelik tedaviler (Targeted therapies), İmmünoterapiler, İmmün kontrol noktası inhibitörleri (Checkpoint inhibitors), Genomik tabanlı yaklaşımlar ve kişiselleştirilmiş tedavi, tedaviye bağlı geç etkilerin azaltılması ve kök hücre ve gen tedavisinin çocukluk çağı kanserlerinde yeni tedavi yaklaşımlarından olduğunu belirtti.
Van’da 3 ayda 258 kişi sigarayı bıraktı
24 Temmuz 2025 Perşembe - 11:42 Van’da 3 ayda 258 kişi sigarayı bıraktı Van İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Sigara Bırakma Polikliniği’nde, son 3 ayda 258 kişi sigarayı bırakmayı başardı. İpekyolu ilçesindeki Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde üç ay önce hizmet vermeye başlayan poliklinikte, bağımlılıktan kurtulmak isteyen vatandaşlara uzman doktorlar eşliğinde destek sağlanıyor. Bağımlılık düzeyine göre davranışsal ya da ilaç tedavisi uygulanan vatandaşların sigarayı bırakmaları sağlanıyor. Konuya ilişkin konuşan İpekyolu İlçe Sağlık Müdürü Dr. Zübeyde Kul, sigaranın en büyük halk sağlığı problemlerinden biri olduğunu belirtti. Türkiye’de hem kadınlarda hem erkeklerde birinci ölüm nedeni kalp krizi olduğunu hatırlatan Dr. Kul, "Kalp krizlerinin en önemli sebebi sigaradır. Bunun yanında yüksek tansiyon, kolesterol, sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam da etkili oluyor. Erkeklerde ikinci ölüm nedeni akciğer kanseridir ve bu kanserin yüzde 90’ı sigaradan kaynaklanmaktadır. Sigaranın zararları artık kitaplara, ansiklopedilere sığmıyor. Sigara bizim düşmanımız. Gelin, kendinize sağlıklı ve dumansız bir yaşam seçin. Polikliniğimiz üç ay önce hizmete başladı ve bu sürede 258 bağımlıya sigarayı bıraktırdık. Bağımlılıktan kurtulmak isteyen herkesi polikliniğimize bekliyoruz" dedi. Doktorların desteğiyle 29 yıllık tiryakiliğini geride bırakan 49 yaşındaki Serap Bük, "Sigaranın zararlarından kurtulmak için 30 gün önce polikliniğe başvurdum. Doktorun tavsiyeleriyle verdiği ilaçları kullandım ve 25 günde sigarayı bıraktım. 30 gündür sigara kullanmıyorum. Sigarayı bırakmak sandığım kadar zor değilmiş. Biraz geç kaldım ama kurtulmanın mutluluğunu yaşıyorum" diye konuştu. Polikliniğe başvuran üç çocuk babası 65 yaşındaki Soner Kul da uzun yıllar sigara kullandığını dile getirerek, "Doktorlara güveniyorum. Onların desteğiyle bu bağımlılıktan kurtulmak istiyorum. Sağlığım ciddi zarar gördü. Boğaz ağrılarım var, ameliyat geçirdim. Sigara içtiğim için çok pişmanım" şeklinde konuştu.