Son Dakika
|
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Kübra Yapıcı cinayetinde yeni gelişme!
Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı
Bingöl’de kayıp emekli öğretmen derede ölü bulundu
Endonezya’da yolcu otobüsü ile akaryakıt tankeri çarpıştı: 16 ölü, 4 yaralı
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
TCG Anadolu ve denizaltı SAHA EXPO kapsamında İstanbul’da
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini durduruyor
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Niklas Süle, 30 yaşında futbolu bıraktı
İsrail, Beyrut’u vurdu: 2 ölü, 7 yaralı
Aracın hurdaya döndüğü kazayı burnu bile kanamadan atlattı
İlkay Akkaya konserinde bayraklı protestoda bulunan öğrencilere saldırı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’u karşıladı
İçişleri Bakanı Çiftçi, subay ve astsubay adaylarıyla bir araya geldi
İran Meclis Başkanı Galibaf’tan halka birlik çağrısı
SAĞLIK
Denizli’de ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:55:43
Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin ekonomik sıkıntılar nedeniyle sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken ailelere yönelik hayata geçirdiği ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı. Kansere karşı büyük bir farkındalık oluşturulan aşılama programına erkeklerin de dahil edilmesi fark oluşturdu. Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin toplum sağlığını korumak ve sağlıkta fırsat eşitliği sağlamak amacıyla yüksek maliyetli sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken vatandaşlara yönelik başlattığı HPV aşı desteği fiilen uygulamaya geçti. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın yürüttüğü proje kapsamında ilk ziyaretler yapıldı. Evde Bakım ve Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nde görevli sağlıkçıların ilk doz HPV aşısını uyguladığı programa Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Veysel Danacıoğlu da eşlik etti. Aşılama programına katılan vatandaşlar bu maliyetli ve hayati derecede önemli aşıya ücretsiz ulaşabilmenin kendileri için büyük bir destek olduğunu belirterek sağlanan imkan dolayısıyla Başkan Çavuşoğlu’na teşekkürlerini iletti. Aşılama hizmeti vatandaşın ayağına götürülüyor Halkın yoğun ilgisiyle büyüyen projenin sağlık desteği olmanın ötesine geçerek kent genelinde bilinçlenme seferberliğine dönüştüğü belirtildi. Randevu sistemiyle hak sahiplerinin adreslerine gidilerek yerinde uygulanan aşılama programına erkek çocuk ve gençlerin de dahil edilmesi ise kanserle mücadelede bir fark oluşturdu. Söz konusu uygulamanın virüsün bulaş zincirini kırmak ve toplum bağışıklığını sağlamak adına büyük önemi olduğu belirtilirken, aşıların muhafazasından taşınmasına kadar tüm süreçlerin ‘soğuk zincir’ kurallarına uygun olarak yürütüldüğü kaydedildi. Proje kapsamda, Dünya Sağlık Örgütü önerilerine göre, 9-14 yaş arası kız ve erkek çocuklarına 2 doz, 15-30 yaş arası kadınlara 3 doz ve 15-21 yaş arası erkeklere 3 doz dokuz valanlı HPV aşısı yapılacak. Sağlıklı bir gelecek için Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, HPV aşısının henüz Sağlık Bakanlığı’nın rutin aşı uygulaması içerisinde yer almadığına dikkati çekerek, bugünün ekonomik şartlarında bu hizmete ulaşmanın pek çok aile için mümkün olmadığını söyledi. Hem sağlıkta adaletsizliği gidermeye katkı koymak hem de kansere karşı bir farkındalık oluşturmak için hayata geçirdikleri projenin amacına ulaştığını vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, "Projemize gösterilen yoğun ilgi, ne kadar doğru bir iş yaptığımızı bizlere bir kez daha gösterdi. Şehrimizde sağlıklı bir gelecek inşa etmek için tüm imkanlarımızı seferber etmeye devam edeceğiz" dedi. HPV aşısı neden önemli? Genital siğil, prekanseröz genital lezyonlar (servikal, vajinal, vulvar, anal) ile serviks, vajinal, vulvar, anal, penil ve baş-boyun kanserleri gibi birçok kanser türüne karşı koruyucu özelliği kanıtlanmış olan HPV aşısı, modern tıbbın kanserle mücadelesindeki en güçlü silahı olarak kabul ediliyor. Türkiye’de rutin aşılama takviminde olmadığı için eczanelerden ücretli olarak temin edilebilen aşı özellikle 9-14 yaş arasında uygulandığında bağışıklık sistemini güçlendirerek en yüksek korumayı sağlıyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:52
Uzm. Psikoloğu Turan: "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur"
SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzm. Psikoloğu Gizem Başkılıç Turan, "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" dedi. ‘Riskli çocuk’ kavramının, çoğu zaman yanlış yorumlandığını söyleyen Uzm. Psikolog Turan, "Riskli çocuk, doğuştan tehlikeli olan değil; gelişim sürecinde çeşitli biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin etkisiyle duygusal ve davranışsal zorluklar yaşama ihtimali artmış çocuğu ifade eder" ifadelerini kullandı. Riskli çocukların toplumda farklı şekillerde karşımıza çıkabildiğini belirten Uzm. Psikolog Turan, "Bazı çocuklar aşırı öfkeli, saldırgan ya da kurallara karşı gelme eğiliminde olabilirken; bazıları da içe kapanık, kaygılı, yalnız ve görünmez kalmayı tercih edebilir. Bu çocukların ortak noktası, duygularını düzenlemekte zorlanmaları, yaşadıkları zorluklar karşısında esnek davranamaması ve sağlıklı baş etme becerilerinin yeterince gelişmemiş olmasıdır" dedi. Anne-baba ve öğretmenler için erken farkındalığın oldukça önemli olduğuna vurgu yapan Uzm. Psikolog Turan, "Çocukta hızlı ve anlamsız davranış değişiklikleri, yoğun öfke patlamaları, arkadaş ilişkilerinde bozulma, okuldan kaçınma, akademik başarıda düşüş, kuralları sürekli ihlal etme ya da aşırı içe kapanma gibi belirtiler dikkatle izlenmelidir. Özellikle şiddet içerikli konuşmalar, kendine veya başkalarına zarar verme ifadeleri mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bu durumların ortaya çıkmasında tek bir neden yoktur. Aile içi çatışmalar, ihmal ya da tutarsız ebeveyn tutumları, travmatik yaşantılar, akran zorbalığı, dijital içeriklere kontrolsüz maruz kalma ve bazı nörogelişimsel ya da psikiyatrik yatkınlıklar bu süreci etkileyebilir. Yani çocuk davranışı, çoğu zaman çevresel ve duygusal birikimlerin bir yansımasıdır" ifadelerini kullandı. Riskli çocuklarda görülebilecek belirtiler Riskli olarak değerlendirilen çocuklarda sıklıkla görülebilecek belirtilerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), davranış bozukluğu, zıt olma-karşı gelme bozukluğu ya da travma sonrası stres olduğunu kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Ancak burada önemli olan, çocuğu bir tanıya göre değil de bütüncül bir değerlendirme yapmaktır. Bu süreçte bir çocuk ve ergen psikiyatristi ile birlikte kapsamlı bir değerlendirme yapılması önemlidir" ifadelerine yer verdi. Riskli çocukların tedavi ve destek süreci Riskli çocuklarda tedavi ve destek sürecinin çocuğun ihtiyacına göre planlandığını kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Psikoeğitim, oyun terapisi, aile danışmanlığı ve gerektiğinde çocuk psikiyatrik değerlendirme süreci, müdahalenin temel yapı taşlarını oluşturur. Aileyle iş birliği içinde ilerlemek, en güçlü koruyucu faktörlerden biridir. Çünkü çocuk, değişimi en çok güvenli ve destekleyici ilişkiler içinde öğrenir" dedi. Uzm. Psikolog Turan, riski çocuklara yardımcı olmak için yapılabileceklerle ilgili olarak ise, "Öncelikle yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekir. ‘Neden böyle davranıyor?’ sorusu yerine ‘Bu çocuk ne yaşıyor?’ sorusunu sormak çok daha kapsayıcıdır. Sınır koyarken aynı zamanda duygusal destek sunmak, tutarlı ve güvenli bir ilişki kurmak ve çocuğun kendini ifade edebileceği alanlar oluşturmak büyük önem taşır. Destek almak için rehberlik servisleri, çocuk psikologları, çocuk ve ergen psikiyatrisi birimleri ve aile danışmanlık merkezlerine başvurulabilir. Erken müdahale, riskli davranışların kalıcı hale gelmesini önlemede kritik rol oynar. Unutulmamalıdır ki her çocuk anlaşılmaya, görülmeye ve doğru destekle yeniden yön bulmaya ihtiyaç duyar. Riskli çocukları dışlamak değil, onlara ulaşmak toplum olarak en büyük sorumluluğumuzdur" diye konuştu.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:24
"Genital estetik yaşam kalitesini destekleyebilir"
Genital estetik uygulamalarının amacının yalnızca görünümü düzeltmek olmadığına dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Berfin Ökmen Özkan, "Bu işlemlerde temel hedef, hastanın günlük yaşam konforunu artırmak ve cinsel sağlığını desteklemektir" dedi. Son yıllarda estetik uygulamalara olan ilginin artmasıyla birlikte kadınlarda genital estetik operasyonlar da daha sık gündeme gelmeye başladı. Uzmanlar, bu işlemlerin yalnızca estetik kaygılarla değil, çoğu zaman fonksiyonel ihtiyaçlar ve yaşam konforunu artırma amacıyla da tercih edildiğine dikkat çekiyor. Medikal Park Antalya Hastane Kompleksi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Berfin Ökmen Özkan, genital estetik operasyonlarının nedenlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Kadınlarda genital bölge problemlerinin birçok farklı etkene bağlı gelişebileceğini belirten Op. Dr. Özkan, "Genetik faktörler, pelvik kasların zayıflığı, doğum sayısı ve doğum şekli, kronik öksürük ve kabızlık, obezite, hormonal değişimler ve menopoz gibi durumlar genital bölgede hem yapısal hem de fonksiyonel değişikliklere yol açabilir" şeklinde konuştu. "Estetik sorunların ötesinde fonksiyonel şikâyetler" Genital bölgedeki değişimlerin yalnızca dış görünümü etkilemediğini vurgulayan Op. Dr. Özkan, "İç dudaklarda sarkma ve asimetri, vajinal genişleme ve vulvar bölgede renk değişiklikleri estetik problemlerin yanı sıra özgüven kaybına ve cinsel yaşamda sorunlara neden olabilir. Bunun yanında tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar, idrar kaçırma, vajinal kuruluk, ilişki sırasında ağrı ve vajinal bolluk gibi fonksiyonel şikâyetler de görülebilir. Bu işlemlerde temel hedef, hastanın günlük yaşam konforunu artırmak ve cinsel sağlığını desteklemektir" ifadelerini kullandı. "Her kadın kendine özgüdür" vurgusu Genital estetik uygulamalarında standart bir yaklaşımın olmadığını belirten Op. Dr. Özkan, her hastanın mutlaka ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Op. Dr. Özkan, "Her kadının genital yapısı kendine özgüdür ve her farklılık bir hastalık ya da cerrahi ihtiyaç anlamına gelmez. Fonksiyonel bir problem olmadan yalnızca estetik kaygılarla yapılan işlemler bazı durumlarda istenmeyen sonuçlara ve cinsel işlev bozukluklarına yol açabilir. Bu nedenle ameliyat öncesi doğru bilgilendirme büyük önem taşır. Hastanın beklentileri, şikâyetleri ve anatomik yapısı birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir planlama yapılmalıdır. Uygun teknik ve deneyimli bir ekip ile yapılan işlemler, hem güvenli hem de başarılı sonuçlar açısından belirleyicidir" dedi. "Cerrahi yöntemlerle konfor ve özgüven artabiliyor" Genital estetikte en sık uygulanan cerrahi işlemlerden birinin labioplasti olduğunu ifade eden Op. Dr. Özkan, şu bilgileri paylaştı: "Labioplasti, iç dudaklardaki doku fazlalığı, asimetri ve şekil bozukluklarının düzeltilmesini sağlar. Bu durum özellikle dar kıyafet giyerken rahatsızlık yaşayan, hijyen sorunları olan ya da cinsel ilişki sırasında problem yaşayan kadınlarda önemli bir konfor artışı sağlayabilir. Artan konforla birlikte özgüven de yükselir ve bu durum günlük yaşam kalitesine olumlu yansır." Vajinoplasti ve perinoplasti işlemlerine de değinen Op. Dr. Özkan, "Bu işlemler özellikle doğum sonrası gelişen vajinal genişleme ve perine bölgesindeki deformasyonların düzeltilmesinde tercih edilir. Normal doğuma bağlı oluşan doku hasarları ve dikiş izleri bu yöntemlerle giderilebilir" dedi. "Cerrahi dışı uygulamalara yönelim artıyor" Son yıllarda cerrahi dışı yöntemlerin de giderek daha fazla tercih edildiğini belirten Op. Dr. Özkan, bu uygulamaların hızlı ve konforlu olması nedeniyle öne çıktığını söyledi. Özkan, "Genital dolgu, PRP, ip askı ve lazer uygulamaları gibi yöntemler ağrısız ve kısa sürede uygulanabilmeleri sayesinde hastalar tarafından sıkça tercih ediliyor. Bu işlemler sonrasında hastalar günlük yaşamlarına ara vermeden devam edebiliyor" diye konuştu. Bu yöntemlerin farklı şikâyetlere yönelik çözümler sunduğunu belirten Op. Dr. Özkan, "Yaşlanma ya da kilo kaybına bağlı olarak dış dudaklarda oluşan sarkma ve hacim kaybı dolgu uygulamaları ile düzeltilebilir. Vajinal kuruluk, ilişki sırasında ağrı ve haz azalması gibi durumlarda lazer uygulamaları ve PRP etkili seçenekler arasında yer alır" dedi. Ayrıca idrar kaçırma, tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar ve vajinal bolluk gibi şikâyetlerde de lazer uygulamalarının tercih edilebildiğini ifade eden Özkan, "Bikini bölgesinde kararma ve renk değişiklikleri yaşayan hastalarda ise vulvar lazer ya da genital peeling uygulamaları yapılabilir" diye konuştu. "Uzman değerlendirmesi şart" Genital estetik uygulamalarında en önemli noktanın doğru hasta seçimi ve kişiye özel yaklaşım olduğunu bir kez daha vurgulayan Op. Dr. Özkan, sözlerini şöyle tamamladı: "Her yöntem her hasta için uygun olmayabilir. Bu nedenle detaylı bir muayene ve doğru planlama ile ilerlemek gerekir. Uygun hastalarda yapılan doğru uygulamalar, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilir."
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:17
MUSKİ, Gümbet esnafının korkularına 10 günde son verdi
MUSKİ Genel Müdürlüğü, Bodrum’un turizm açısından en yoğun bölgelerinden biri olan Gümbet Mahallesi’nde yürüttüğü içme suyu ana isale hattı yenileme çalışmalarına, bölge esnafının eylemleri nedeniyle geçici olarak ara vermek zorunda kalmıştı. Esnafın ‘5 ayda bitmez’ diyerek uzun süreceğini düşündüğü Adnan Menderes Caddesi’ndeki çalışmaların ekiplerin yoğun mesaisiyle sadece 10 gün içerisinde tamamlanması karşısında bölge esnafı memnuniyetini dile getirdi. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, turizm bölgelerindeki içme suyu hatlarının yoğun sezon öncesinde yenilenerek bölge esnafının mağduriyet yaşamaması yönündeki talimatları doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, projelerini hız kesmeden tamamlamaya devam ediyor. Bu kapsamda, Bodrum ilçesi Gümbet Mahallesi Adnan Menderes Caddesi’nde yürütülen içme suyu ana isale hattı yenileme çalışmalarını ekiplerin yoğun mesaisi sayesinde sadece 10 gün içerisinde tamamlandı. Bölge esnafı çalışmaların kısa sürede tamamlanmasından memnun Bodrum ilçesi Gümbet Mahallesi Adnan Menderes Caddesi’nde, kullanım ömrünü tamamlayan içme suyu ana isale hattında sık sık meydana gelen patlamalar özellikle bölge esnafını zor durumda bırakıyordu. Yaşanan kesintiler nedeniyle artan kayıp-kaçak oranlarının önüne geçmek ve vatandaşların mağduriyetini gidermek amacıyla MUSKİ ekipleri tarafından bölgede 750 metre uzunluğundaki içme suyu ana isale hattının yenilenmesi çalışmalarına başlanmıştı. Çalışmalar sırasında kazı alanında tarihi doku niteliği taşıyan bir lahitin ortaya çıkması, turizm sezonu öncesinde tamamlanması planlanan projede gecikmeye neden oldu. Çalışmaların yeniden başlamasıyla birlikte bazı esnafların ‘turizm sezonu başladı’ ve ‘kazma vurdurmayız’ şeklindeki tepkileri nedeniyle sahada gerginlik yaşandı ve çalışmalar bir süre durduruldu. Ekiplerin sahada yürüttüğü yoğun çalışma temposu ve planlı süreç yönetimi sayesinde proje, belirtilen süreden de önce tamamlandı. Esnafın 3 ay süreceğini ifade ettiği içme suyu ana isale hattı yenileme çalışmaları, vaat edilenden çok daha kısa sürede, 10 gün içerisinde tamamlanarak sıcak asfalt atıldı. Çalışmaların kısa sürede tamamlanmasından memnuniyet duyan bölge esnafı, emeği geçen tüm MUSKİ Genel Müdürlüğü çalışanlarına teşekkür etti. Çalışmaların beklenilenden çok daha hızlı tamamlandığını söyleyen esnaf Erdal Aydın, "Yıllarca su sorunu yaşıyorduk. Bunası turizm yeri. Yollarda devamlı kazılıyordu. 5 günde 10 günde biteceğiz diye söz verdiler. Görünüyor ki bitiriyorlar. Yani 15 günde 20 günde bitecek işi bir haftaya çekmeyi başarabildiler. Teşekkür ederiz" dedi. Bölge esnafının turizm sezonu öncesi yaşamış olduğu endişenin planlanan çalışmanın çok daha hızlı bitirilmesiyle son bulduğunu vurgulayan MUSKİ Genel Müdür Yardımcısı Nuri Kali, "Bir amaç birlikteliğimiz vardı Bodrum ile ilgili. Sürekli suyla gündeme gelen, patlamalarla gündeme gelen Bodrum’u bu gündemden düşürmek, Bodrum’un gerçek değerine, marka değerine kavuşturmasına katkı sağlamaktı. Biz bu isale hatlarını yaptığımız yenileme ile değer kattığımıza inanıyoruz. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 09:16
Diş eti hastalıkları Alzheimer’a neden olabiliyor
2
07 Mayıs 2026 Perşembe- 10:13
Maarifin kalbinde marifetli gençlik tansiyon ölçtü
3
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 10:21
Opr. Dr. Zaim: "Bahar aylarında göz şikayetleri artabilir"
4
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 16:35
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
5
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 14:37
Van’da gebe anneye aynı anda hem sezaryen hem beyin ameliyatı yapıldı
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 17:11
Gürcistan’dan ağrı şikâyetiyle geldi, Samsun’da sağlığına kavuştu
Böbrekte oluşan çıkım darlığı sebebiyle sol böğür bölgesindeki ağrı şikâyetiyle Gürcistan’dan Samsun’a gelen 5 yaşındaki hasta Büyük Anadolu Hastaneleri’nde yapılan başarılı tedavi sonrası sağlığına kavuştu. Gürcistan’dan Türkiye’ye gelen 5 yaşındaki L.K. isimli hasta, sol böğür bölgesindeki ağrı şikâyetiyle ilk olarak Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdal Irmak’a muayene oldu. Yapılan ultrasonografi değerlendirmede sol böbrekte belirgin bir şişlik tespit edildi ve hasta üroloji bölümüne yönlendirildi. Böbrekte çıkım darlığı belirtileri Üroloji Uzmanı Opr.Dr. Mümin Temel tarafından yapılan detaylı tetkikler sonucunda hastada sol üretero-pelvik darlığı, sol böbrek çıkım darlığı olduğunu belirlendi. Hastanın tedavi süreci hakkında bilgi veren Opr. Dr. Mümin Temel, "Böbrekte olan çıkım darlığı, idrarın böbrekten mesaneye geçişinde tıkanıklığa yol açarak böbrekte genişlemeye ve zamanla fonksiyon kaybına neden olabilecek bir tablodur. Bu doğrultuda hastaya cerrahi tedavi önerildi. Uygulanan cerrahi teknik yöntemi ise "Sol Dismembered Pyeloplasti" denilen, daralmış bölge çıkarılıp sağlıklı üreterin böbrek pelvisine yeniden anatomik ve fonksiyonel olarak birleştirilmesi esasına dayanan bir yöntemdir. Ameliyat planlandığı şekilde sorunsuz geçti" dedi. "Ağrı deyip geçmeyin tedavide erken tanı önemli" Opr. Dr. Mümin Temel şunlar söyledi: "Üretero-pelvik darlık, özellikle çocuk hastalarda erken fark edilmezse böbrekte kalıcı hasarlara yol açabilir. Bu nedenle hem tanıda hem de tedavide zamanlama çok önemlidir. L.K. isimli hastamızda da bu risk söz konusuydu. Cerrahimizi titizlikle gerçekleştirdik. Hastamızın genel durumu gayet iyi şekilde ameliyattan sonraki 3. günde sorunsuz olarak taburcu edildi. Bu süreçte multidisipliner bir yaklaşımla çalıştık. Çocuk hastalıkları, radyoloji ve anestezi ekiplerimizle koordineli hareket ettik. Hastamızın sağlığına kavuşması, ekip olarak bizi son derece mutlu etti. Her vakada olduğu gibi burada da amacımız, çocuklarımızın yaşam kalitesini artırmak ve böbrek fonksiyonlarını uzun vadede koruyabilmektir. Bu anlamda çocuklarda böğür dediğimiz bölgedeki ağrıların şiddeti azda olsa mutlaka bir uzman doktor tarafından muayene edilmesi erken tanı ve tedavi açısından önemlidir" diye konuştu.
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 17:05
Özel hastanede skandal iddia: "Anne hekimsiz doğum yaptı, müdahale misafir doktordan geldi"
Ankara’daki Özel Koru Hastanesinde doğum sancıları başlayan kadın, iddiaya göre, yaklaşık bir buçuk saat boyunca yardım çağrısında bulunmasına rağmen hiçbir hekimin müdahalesi olmadan doğum yaptı. Anne ve bebeğin hayatını, tesadüfen hastanede bulunan başka bir hastanenin doktoru kurtardı. Ankara’da yaşayan 32 yaşındaki N.Ş., hamileliğinin 35. haftasına girdiğinde doğum yapacağı şüphesiyle daha önce doğum planı için anlaştığı Özel Koru Hastanesine davet edildi. Hastaneye yatışı yapılan anne N.Ş.’nin doğumu odasında başladı. İddiaya göre, anne N.Ş., doğumun başladığını defalarca ifade etmesine ve yaklaşık bir buçuk saat boyunca yardım talep etmesine rağmen, hiçbir hekim müdahalesi olmadan acılar içinde kendi başına doğum yaptı. Odada kendi başına doğum sonrası ise şans eseri hastanede bulunan ve başka bir hastanede görev yapan anestezi uzmanı bir hekimin müdahalesi, anne ve bebeğin hayatını kurtardı. Doğumun ardından yoğun bakıma alınan bebek uzun bir müddet tedavi gördü. "Hayati müdahale misafir hekimden geldi" Avukat Kadir Cem Temtek, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, annenin doğum yağacağı şüphesiyle hastaneye davet edildiğine dikkati çekerek, "Doğumun başladığını ifade etmesi ve bir, bir buçuk saat hekim yardımı talep etmesine rağmen herhangi bir hekim müdahalesi olmaksızın kendi başına acılar ve kanlar içerisinde doğum yaptı. Bununla ilgili kamera kayıtları ve tanıklar var. Doğum yapıldığı esnada aynı hastanede ziyaretçi olarak bulunan bir başka hastanenin anestezi uzmanı bir hekim buradaki anne ve çocuğun hayatını kurtarmak amacıyla müdahalede bulundu. Çocuğu kuvöze misafir hekim yerleştirdi ve yoğun bakıma da başka bir hastanenin anestezi uzmanı doktor bebeği indirdi ve adeta anne ile bebeğin hayatını kurtardı" dedi. "Hekimler bize aslında doğal olan doğumun bu şekilde olduğunu tıbbı inkar eder şekilde ifade ettiler" Ailenin, annenin ve çocuğun en fazla korunması gereken bir dönemde çağ dışı bir olay yaşadıklarını kaydeden Temtek, "Hastaneye müracaat ettik, mağduriyetlerimizi ifade ettik. Oradaki hekimler bize aslında doğal olan doğumun da bu olduğunu, böyle olması gerektiğini, tıbbı inkar eder şekilde ifade ettiler. Bununla ilgili iki aylık süreç içerisinde doğum bedelini ödemedikleri gibi yoğun bakımda kalan bebeğin yoğun bakım bedelini de tahsil edebileceklerini de bize ifade ettiler. Üzülerek bunları izledik. Mesele ile ilgili hem adli hem de idari makamlara müracaatta bulunduk" şeklinde konuştu. "Mağarada doğum yapan kadınlar gibi bir doğum gerçekleşti" Doktorun neden doğuma gelmediğine dair herhangi bir geri dönüş alamadıklarını ifade eden Temtek, "Bu işin doğru olmadığı ifade edildi ama zaman geçtikten sonra bunun doğal olduğunu, enteresan bir durum olmadığı ifade edildi. Gayrı ihtiyarı bir savunma mekanizması ama hakkaniyete uygun değil. Bir buçuk saat orada hekim yardımı beklenilmiş ama herhangi bir hekim müdahalede bulunmamış. Binlerce yıl önce mağarada doğum yapan kadınlar gibi bir doğum gerçekleşti. Anne ve çocuk sağlığı hiçe sayıldı" diye konuştu. "Nöbetçi doktorun 24 saat bulunduğu reklamları yapılarak, insanlara bu hastane hakkında bilgi verilmiş" Yeni doğan bebeğin uzun bir müddet yoğun bakımda tedavi altında kaldığını belirten avukat Temtek, "Annenin fiziki sağlığı iyi ama psikolojik olarak hem anne hem baba bir buhrana uğradılar, normal bir hadise yaşamadılar. Yüzbinlerce lira bedelle özel hastaneye yatan insanlar, bir mağara odasında doğum yapar gibi doğum yaptılar. Bu doğum maalesef hekimler tarafından savunuldu. Hak etmedikleri bir muamele ile karşı karşıya kaldılar, yıprandılar. Genel sağlıkları yerinde ama psikolojik olarak son derece etkilendiler. Bir miktar erken doğum var ama zaten doğumun olacağı ön görülerek hastaneye yatış yapılmış. Bu hastanede nöbetçi doktorun 24 saat bulunduğu reklamları yapılarak, insanlara bu hastane hakkında bilgi verilmiş. İnsanlar bu güven üzerine bu hastaneye gitmişler ancak doğum olduğunda o reklamlarda görülen nöbetçi hekimi, kadın doğum ve yoğun bakım uzmanını hastanede göremedik" açıklamasında bulundu. Konuyla ilgili ulaşılan Özel Koru Hastanesi’nin basın birimi ise, iddialara ilişkin kısa süre içinde açıklama yapılacağını duyurdu.
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 16:30
Eskişehir’de sağlık tesislerinin değerlendirilmesi için bilgilendirme toplantısı düzenlendi
Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, il genelindeki sağlık tesislerinin değerlendirme süreci hakkında kamu hastanelerinde görevli sağlık personellerine yönelik bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Sağlık tesisleri değerlendirme ve geliştirme yönergeleri kapsamında Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Serkan Ceyhan’ın başkanlığında, il genelindeki sağlık tesislerinin değerlendirilmesi süreci konusunda değerlendirme ekiplerine katılacak sağlık personellerine bilgilendirme toplantısı yapıldı. Toplantıya, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkan Yardımcımız Uzm. Dr. Pakize Gözde Gök’ün yanı sıra kamu hastaneleri hizmetlerine bağlı ilgili birim sorumluları da katılım sağladı. Değerlendirme ekiplerini oluşturulacak SKS ve verimlilik denetçisi unvanlı ve konusunda uzman personellerle hem tanışma hem de Eylül ayı içerisinde başlayacak il değerlendirmeleri süreçleri, değerlendirme takvimi değerlendirmelerin nasıl yapılacağı konularında hakkında detaylı bilgilendirmeler yapıldı. Verimli geçen toplantıda, yeni oluşturulan sağlık tesisleri değerlendirmeler ve geliştirilmesi sistemiyle hastaneler arası koordinasyonun güçlendirilmesi, sağlık altyapısının sürdürülebilirliği ve hasta odaklı hizmet anlayışının pekiştirilmesi amaçlandığı vurgulandı.
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 16:22
Söke’de bazı halk çeşmelerine "Su içilemez" uyarısı
Söke İlçe Sağlık Müdürlüğü’nün yaptığı su analizlerinin ardından, bazı mahallelerdeki halk çeşmelerinden alınan numunelerin sağlık açısından uygun olmadığı belirlendi. Analiz sonuçlarının ardından harekete geçen Söke Belediyesi Sağlık İşleri Birimi aracılığıyla ilgili çeşmelere "Su İçilemez" uyarı levhaları konuldu. İlçe Sağlık Müdürlüğü’nün ilgili yazısında; Güneyyaka Mahallesi halk çeşmesi, Kisir kaynak suyu halk çeşmesi, Akçakaya Mahallesi yolu Şevket Can halk çeşmesi, Bağarası Mahallesi halk çeşmesi ve yine Bağarası Mahallesi Balık Kızı halk çeşmesinden alınan su numunelerinde çeşitli değerlerin yüksek çıktığı ve bu suların içme suyu olarak kesinlikle kullanılmaması gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, bazı çeşmelerden temin edilen suyun kaynatılmadan kullanma suyu olarak dahi kullanılmasının sağlık açısından riskli olduğunu belirtti. Konuyla ilgili mahalle muhtarları konuyla ilgili olarak bilgilendirildi ve gerekli önlemlerin alınması yönünde uyarıldı. Söke Belediyesi, vatandaşları uyararak, belirtilen halk çeşmelerinden suyun içilmemesi çağrısında bulundu.
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 16:19
Bel kayması sebebiyle yürümekte zorlanıyordu, ameliyatla sağlığına kavuştu
Ağrı’nın Patnos ilçesinde, bel omurlarındaki kayma nedeniyle yıllardır yürümekte zorlanan kadın, Patnos Devlet Hastanesi’nde ilk kez uygulanan başarılı bir operasyonla sağlığına kavuştu. Yaklaşık 10 yıldır her iki bacağında ağrı ve yürüme güçlüğü çeken 60 yaşındaki Zinayet Akbay, Patnos Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan tetkiklerde bel omurlarında kayma tespit edildi. Hasta, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Muhammed Serpi öncülüğünde ve Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Mustafa İçen eşliğinde gerçekleştirilen ameliyatla tedavi edildi. Omurganın dengelenmesini ve sabitlenmesini sağlayan lomber stabilizasyon ameliyatı sonrası hastanın şikayetlerinde büyük ölçüde azalma sağlandı. Operasyon, Patnos Devlet Hastanesi’nde bu alanda yapılan ilk müdahale olarak kayıtlara geçti.
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 15:57
Yüksekten düşen hasta, Patnos’ta ilk kez uygulanan ameliyatla ayağa kalktı
Patnos Devlet Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen lomber stabilizasyon ameliyatı sonrası, çökme kırığı yaşayan hasta kısa sürede ayağa kalktı. Ağrı’nın Patnos ilçesinde 2,5 metre yüksekten düşen 41 yaşındaki Tekin Maskar, bel bölgesindeki kırık nedeniyle acil servise başvurdu. Yapılan tetkiklerde omurgada çökme kırığı tespit edilmesi üzerine hasta, ortopedi uzmanları Op. Dr. Muhammed Serpi ve Op. Dr. Mustafa İçen tarafından ameliyata alındı. Ameliyat sırasında bel bölgesindeki omurların sabitlenmesini sağlayan lomber stabilizasyon tekniği kullanıldı. Hastane tarihinde ilk kez gerçekleştirilen bu operasyon sonrası hasta sağlıklı şekilde yürümeye başladı.
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 15:28
’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ projesiyle 11 kilo verdi
Sağlık Bakanlığı tarafından Türkiye genelinde başlatılan ‘İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ projesi kapsamında Pamukkale Sağlıklı Hayat Merkezine başvuran 42 yaşındaki Bayram Akcaoğlu 1,5 ayın sonunda 11 kilo vererek 126 kilodan 115 kiloya düştü. Sağlık Bakanlığı tarafından toplumda fazla kiloluluk ve obezite ile mücadelede konusunda farkındalık oluşturulması, vatandaşların sağlıklı kilo aralığını öğrenmesi ve ölçüm sonuçlarına göre ihtiyacı olanların sağlık hizmetlerine ulaşmasını sağlanması amacıyla ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyası başlatılmıştı. Denizli’de kampanya kapsamında Merkez ve ilçelerdeki kent meydanları, alışveriş merkezleri, pazar yerleri, kamu ve özel kurum ve kuruluşları ve camiler gibi vatandaşların yoğun olduğu alanlarda ölçüm stantları kurulup farkındalığın artırılması hedeflenerek ölçümler yapıldı. 42 yaşındaki Bayram Akcaoğlu da açılan stantlarda ölçüm yaptırdıktan sonra sağlık çalışanlarının yönlendirmesiyle Pamukkale Sağlıklı Hayat Merkezi Obezite Birimine başvurdu. Birimde Diyetisyen Emine Ayvaz tarafından takibi yapılan Akcaoğlu, 45 günde 11 kilo verdi. "Kiloya bağlı sağlık sorunlarım da vardı" Fazla kilolarına bağlı olarak çeşitli sağlık sorunları oluştuğunu ifade eden Bayram Akcaoğlu, "Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan proje kapsamında sağlık çalışanları tarafından açılan stantta vücut kitle indeksim ölçülmüştü. Fazla kilolu çıktığım için beni hemen Sağlıklı Hayat Merkezi’ne yönlendirdiler. Diyetisyen Emine Ayvaz ile tanıştım. Şeker, tansiyon, uyku apnesi gibi kiloya bağlı sağlık sorunlarım da vardı. Diyetisyenimizle birlikte bana uygun diyet programı oluşturduk. İlk başlarda zorlandım. Kilo vermeye başladıkça nefes almam, yürüyüşüm de rahatladı. 45 günde 11 kilo verdim. İnşallah ideal kiloma düşünce yeniden doğmuş gibi olacağım. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum" dedi. "defimiz Bayram beyi ideal kilosu olan 80’e düşürmek" Bayram Akcaoğlu’nun düzenli beslenme alışkanlığı ve fiziksel aktivite ile birlikte 45 günde 11 kilo verdiğini belirten Diyetisyen Emine Ayvaz, "Sağlık Bakanlığımızın İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa projesi kapsamında ilimizde kurulan ölçüm noktalarında kilosunu ölçtüren Bayram Bey, bize yönlendirildi. Kan tahlillerinden sonra hayat tarzına, hastalıklarına, yaşam şekline uygun bir diyet programı hazırladık. 11 kilogram veren danışanımızın bunun 8 kilogramını yağdan vermesi bizi ayrıca mutlu etti. Hedefimiz Bayram beyi ideal kilosu olan 80’e düşürmek. Biz İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa projesi kapsamında her vatandaşın kendi vücudunu bilmesi, tanıması ve ideal kilosunu öğrenmesini istiyoruz ve bu yüzden vatandaşlarımızı Sağlıklı Hayat Merkezlerimize bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 15:11
Hepatit B, siroz ve karaciğer kanserine yol açabilir
Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, Hepatit B hastalığının siroz ve karaciğer kanserine yol açabileceğini söyledi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, Dünya Hepatit Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Hepatit B’nin, kan ve diğer vücut sıvıları yoluyla bulaşan bir karaciğer enfeksiyonu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Korunmasız cinsel ilişki, sterilize edilmemiş iğneler, manikür-pedikür aletleri veya dövme ekipmanları ve anneden bebeğe doğum sırasında bulaşma en yaygın yollardır. Hastalık, yıllarca hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir ve teşhis edilmediğinde karaciğer sirozu ve karaciğer kanserine neden olabilmektedir" dedi. "1998 öncesi doğanlar risk altında" Türkiye’de Hepatit B aşısının 1998 yılında çocukluk çağı aşı takvimine dâhil edildiğini söyleyen Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Bu tarihten itibaren doğan nesiller büyük oranda aşı ile korunurken, 1998 öncesi doğan milyonlarca kişi, çocukluk döneminde bu aşıdan faydalanamadığı için Hepatit B virüsüne karşı doğal bir korumaya sahip olmayabilir. Bu durum, söz konusu yaş grubundaki bireyleri enfeksiyon, taşıyıcılık ve buna bağlı gelişebilecek ciddi sağlık sorunları açısından risk altında bırakmaktadır. Hepatit B, kan ve diğer vücut sıvıları yoluyla bulaşan bir karaciğer enfeksiyonudur. Korunmasız cinsel ilişki, sterilize edilmemiş iğneler, manikür-pedikür aletleri veya dövme ekipmanları ve anneden bebeğe doğum sırasında bulaşma en yaygın yollardır. Dünyada 300 milyondan fazla insanın Hepatit B virüsü ile yaşadığı tahmin edilmektedir; ancak bu kişilerin büyük bir çoğunluğu virüsü taşıdığından habersizdir. Hastalık yıllarca hiçbir belirti vermeden ilerleyebilir ve teşhis edilmediğinde karaciğer sirozu ve karaciğer kanserine neden olabilmektedir" diye konuştu. 1998 yılından önce doğanlar için test yapılması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Leblebicioğlu, "İlk adım basit bir kan testi yaptırmaktır. Test sonucunda üç temel durum ortaya çıkabilir. Daha önce aşı olduysanız veya hastalığı geçirip doğal bağışıklık kazandıysanız, test sonucunuz bunu gösterecektir. Virüsle hiç karşılaşmamış ve aşı olmamışsanız, enfeksiyona karşı savunmasızsınız demektir. Bu durumda en kısa sürede Hepatit B aşısı olmanız gerekmektedir. Test sonucunuz pozitif çıkarsa, bu virüsü taşıdığınız anlamına gelir. Paniğe kapılmadan derhal bir uzmana başvurmanız hayati önem taşır. Unutmayın, erken teşhis sadece sizin sağlığınızı korumakla kalmaz, aynı zamanda virüsü sevdiklerinize bulaştırma riskini de ortadan kaldırır. Sağlığınızı ertelemeyin, geleceğinizi riske atmayın. En yakın sağlık kuruluşuna başvurarak Hepatit B testi yaptırın" şeklinde konuştu.
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 15:08
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Öztaş Anka’da
Kadın sağlığı alanında deneyimli hekim kadrosunu güçlendirmeye devam eden Gaziantep Özel ANKA Hastanesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sonay Öztaş’ı bünyesine kattı. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan ve uzmanlık eğitimini Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamlayan Op. Dr. Sonay Öztaş, mesleki kariyeri boyunca Adıyaman Kadın Doğum Hastanesi ve Başkent Üniversitesi Hastanesi gibi önemli sağlık kurumlarında görev yaptı. Kadın hastalıkları, gebelik takibi, doğum, jinekolojik cerrahi ve menopoz dönemi takibi gibi birçok alanda kapsamlı hizmet sunan Dr. Öztaş, ANKA Hastanesi’nde hasta kabulüne başlamış olup bölgedeki kadın sağlığı hizmetlerine değer katmayı hedefliyor. ANKA Hastanesi yetkilileri, "Kadın sağlığı konusunda bilgi ve deneyimiyle öne çıkan Op. Dr. Sonay Öztaş’ın ekibimize katılmasından büyük mutluluk duyuyoruz. Hastalarımıza güvenli, modern ve etik hizmet sunmaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 14:49
Bakan Memişoğlu: "Akut hepatit geçiren çocuk sayısı bugün beşi bile bulmuyor"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "2000’li yılların başında, 5 yaş altı akut hepatit geçiren çocuk sayısı yüzlerce iken bugün beşi bile bulmayan çocuğumuz var" dedi. Bakan Memişoğlu, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde İl Sağlık Müdürlüğü himayesinde Dünya Hepatit Günü çerçevesinde düzenlenen farkındalık etkinliğine katıldı. Burada konuşan Memişoğlu, sadece Türkiye’nin değil dünyanın yaklaşık 150 yıldır salgın hastalıklarla mücadele ettiğini ifade ederek, "Özellikle son yüz yıldır, insanoğlu bulaşıcı hastalıklarla büyük bir emek sarf ediyor ve bununla ilgili büyük bir başarı hikayesi yazıyor. 1990’lü yılların başına baktığınız zaman bulaşıcı hastalıklar dünyada en sık ölüm sebebiyken bugün özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde daha alt sıralara düşmüş durumda" dedi. "Akut hepatit geçiren çocuk sayısı bugün beşi bile bulmuyor" Türkiye’ye bakıldığı zaman salgın hastalıklarının ön planda olduğu devirden daha çok kardiyolojik, dolaşım hastalıkları ve kanserin olduğunu belirten Memişoğlu, "Bulaşıcı hastalıkların bu ülkede artık eliminasyona yakın şekilde mücadelesinin başarıyla sürdüğü bir dönemi yaşıyoruz. Bu dönemin başarısının en önemli etkeni aşı. Ülkemiz, özellikle hepatit aşılarını, önce 1998’de, sonra 2012’de, tamamen çocuklarımıza ücretsiz sunarak bu başarının en önemli etkilerinin aşı olduğunu gösterdi. 2000’li yılların başında, 5 yaş altı akut hepatit geçiren çocuk sayısı yüzlerce iken bugün beşi bile bulmayan çocuğumuz var. Bu tür bulaşıcı hastalıklarla mücadelede toplumun sağlıkçılarla beraber hareket etmesi çok önemlidir" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin bu hastalıktan kurtulması gerekiyor" Hepatitin sinsi bir hastalık olduğuna dikkati çeken Bakan Memişoğlu, sözlerine şöyle devam etti: "20-30 yıl evvel, özellikle kronikleşen hepatitlerde artık tedavinin mümkün olduğu, hastalar taşıyıcı olsa da normal yaşamlarını sürdürülebilir hale geldiğini biliyoruz. O nedenle özellikle küçük yaşta aşılanmayla, eğer belli yaşta kronik hepatit hastalığı artık varsa, bunun tedavisi ve başkasına bulaşması engellenerek, Türkiye’nin bu hastalıktan kurtulması gerekiyor. Onun için 2018-2024’te yapılan eylem planlarının devamında inşallah yeni eylem planımız da bundan tamamen elimine edecek, toplumda artık çok ender olacak hastalıklara dönüşmüş durumda olacaktır."
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 14:13
Uzman Dr. Gün, aşırı sıcaklara karşı uyardı
Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün, son günlerde Zonguldak ve çevresinde mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcak hava dalgası ve artan nem oranına dikkat çekerek vatandaşları uyardı. Uzm. Dr. Gün yaptığı açıklamada, aşırı sıcakların çeşitli sağlık problemlerini beraberinde getirdiğini vurguladı. "Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı yükselmekte, metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Normalde terleme yoluyla vücut ısısı dengelenir ancak aşırı sıcaklarda bu yeterli olmayabilir" diyen Gün, özellikle yaşlılar, bebekler ve kronik hastalığı olan bireylerin bu süreçte daha fazla risk altında olduğunu belirtti. Risk grubundakilere dikkat çekti Aşırı sıcaklardan en çok etkilenen grupların yalnız yaşayan 65 yaş ve üzerindeki bireyler, dört yaşından küçük çocuklar, hamileler, aşırı kilolu kişiler ve kronik hastalığı bulunanlar olduğunu ifade eden Gün, özellikle yalnız yaşayan yaşlı bireylerin en riskli grup olduğunu söyledi. Uzm. Dr. Gün, aşırı sıcaklara karşı alınması gereken önlemleri şu şekilde sıraladı: "Günün en sıcak saatlerinde (10.00-16.00) zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmamalı. Dışarı çıkılması gerekiyorsa açık renkli, hafif ve sık dokunmuş giysiler tercih edilmeli; geniş kenarlı ve hava alabilen şapkalarla güneş gözlüğü kullanılmalı. Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde denize girilmemeli ve güneşlenilmemeli. Fiziksel aktivite ve spor sabah ya da akşam saatlerinde yapılmalı; her bir saatlik spor için en az 2-4 bardak sıvı alınmalı. Risk grubundaki yetişkinler ve yaşlılar günde en az iki kez sıcak çarpması açısından kontrol edilmeli, bebekler daha sık izlenmeli. Vücut ısısının dengelenmesi için sık duş alınmalı; mümkün değilse ayaklar, eller, yüz ve ense soğuk suyla ıslatılmalı ya da silinmeli." Sıvı tüketiminin önemine de değinen Uzm. Dr. Gün, "Susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2,5 litre sıvı alınmalıdır. Kahvaltıda az yağlı peynir, zeytin ve taze sebzeler tercih edilmeli. Kafeinli içecekler yerine süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları içilmelidir" dedi. Gün ayrıca, yağlı ve kızartılmış yiyeceklerden kaçınılması gerektiğini vurgulayarak, "Kafein, alkol ve fazla şeker içeren içecekler vücuttan daha fazla sıvı kaybına yol açtığı için tüketilmemelidir" ifadelerini kullandı.
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 14:03
"Kemik tümörlerinde erken tanı hayat kurtarıyor"
Erken evrede teşhis edilen kemik tümörlerinde tedavi başarısının yüksek olduğunu belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Özgür Erdoğan, "Osteosarkom ve Ewing sarkomu gibi agresif tümörlerde, erken tanı ile 5 yıllık sağkalım oranı yüzde 70-80’e çıkabilirken, ileri evrelerde bu oran yüzde 20’lere kadar düşebilmektedir. Ayrıca erken tanı ile metastaz riski azalır, daha az agresif tedavi yöntemleri yeterli olabilir ve uzuv kaybı yaşamadan cerrahi yapılma şansı artar" dedi. VM Medical Park Gebze Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Özgür Erdoğan, kemik tümörü hakkında açıklamalarda bulundu. Kemik tümörünün kısaca tamını yapan Doç. Dr. Erdoğan, "Kemik tümörü, kemik dokusunda anormal hücre çoğalması sonucu oluşan iyi huylu (benign) ya da kötü huylu (malign) kitlelerdir. Vücudun her bölgesinde görülebilmekle birlikte, en sık diz çevresi (femur ve tibia uçları), pelvis, omurga ve kol-bacak kemiklerinde rastlanır" dedi. "Gece artan kemik ağrıları görülebilir" Kemik tümörlerinde görülebilecek belirtilerden bahseden Doç. Dr. Erdoğan, "Kemik tümörleri başlangıçta belirti vermeyebilir. Ancak zamanla özellikle gece artan kemik ağrısı, şişlik, hareket kısıtlılığı ve sebebi açıklanamayan kırıklarla kendini gösterebilir. İleri evrelerde kilo kaybı, halsizlik ve bazı tümörlerde ateş, terleme gibi sistemik şikayetler de görülebilir" şeklinde konuştu. "30-60 yaş aralığında daha yaygın" Hangi yaş gruplarında daha fazla görüldüğünü kaydeden Erdoğan, "Osteosarkom ve Ewing sarkomu gibi kötü huylu kemik tümörleri genellikle 10-20 yaş arası çocuk ve ergenlerde görülürken, kondrosarkom gibi kıkırdak kökenli tümörler 30-60 yaş arası yetişkinlerde daha yaygındır. 60 yaş sonrası ise kemiklere başka organlardan yayılan metastatik tümörler sık görülür. Li-Fraumeni sendromu ve retinoblastom gen mutasyonları gibi genetik yatkınlıklar da riski artırır" diye konuştu. Tanı konma süreci Doç. Dr. Erdoğan, tanı konma sürecine ilişkin, "Tanıda ilk basamak röntgen çekimidir. Tümörün kemikte oluşturduğu erime veya yoğunlaşma alanları bu yöntemle tespit edilebilir. Manyetik rezonans (MR) tümörün boyutunu ve yumuşak dokuya yayılımını gösterirken, bilgisayarlı tomografi (BT) kemik yapılarını daha detaylı inceler. Kemik sintigrafisi ile tüm vücut taranarak yayılım olup olmadığı araştırılır. Kesin tanı ise biyopsi ile konur. Kan testlerinde alkalen fosfataz (ALP) yüksekliği gibi bulgular, osteosarkomda yardımcı olabilir" şeklinde konuştu. "Erken tanıda tedavi başarısı yüksektir" Erdoğan, erken evrede teşhis edilen kemik tümörlerinde tedavi başarısı yüksek olduğunu da ifade ederek, "Osteosarkom ve Ewing sarkomu gibi agresif tümörlerde, erken tanı ile 5 yıllık sağkalım oranı yüzde 70-80’e çıkabilirken, ileri evrelerde bu oran yüzde 20’lere kadar düşebilmektedir. Ayrıca erken tanı ile metastaz riski azalır, daha az agresif tedavi yöntemleri yeterli olabilir ve uzuv kaybı yaşamadan cerrahi yapılma şansı artar" ifadelerini kullandı. "Kemoterapi ya da cerrahi tedavi uygulanabilir" Tedavi sürecine de değinen Doç. Dr. Erdoğan, "Tedavi planı tümörün türüne, yayılımına ve hastanın genel sağlık durumuna göre multidisipliner bir kurul tarafından belirlenir. Cerrahi tedavi, tümörlü dokunun temiz sınırlarla çıkarılmasını amaçlar. Uzuv koruyucu cerrahiler öncelikli tercih edilirken, gerekli durumlarda amputasyon yapılabilir. Kötü huylu tümörlerde kemoterapi ameliyat öncesi (neoadjuvan) veya sonrası (adjuvan) uygulanabilir. Ewing sarkomu gibi radyosensitif tümörlerde radyoterapi de tedaviye dahil edilir. Hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi, özellikle dirençli ya da metastatik tümörlerde alternatif yöntemler olarak gündemdedir. İyi huylu tümörlerde ise takip, radyofrekans ablasyon veya kriyoterapi gibi minimal girişimsel yöntemlerle de başarılı sonuçlar alınabilir" dedi. "Tedavi sonrası iyileşme süreci uygulanan yönteme bağlı değişebilir" Tedavi sonrası iyileşme sürecinin, uygulanan yönteme bağlı olarak değiştiğini dile getiren Doç. Dr. Erdoğan, "Cerrahi sonrası 6-12 haftalık bir iyileşme süreci olurken, kemoterapi ve radyoterapinin yan etkileri zamanla azalır. Fizyoterapi ile hareket kabiliyeti ve kas gücü yeniden kazanılır. Psikolojik destek, özellikle genç hastaların tedavi sürecini daha sağlıklı atlatmalarında büyük rol oynar. Erken evrede teşhis edilen ve tümör tamamen çıkarılan hastalar, yaşam kalitesini büyük ölçüde koruyarak normal hayatlarına dönebilmektedir. Ancak düzenli kontroller, ilk 5 yıl içerisinde daha sık yapılmalıdır" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder